• Tüm Kategoriler
    • AXES BONUS CARD FİNANS WORLD PARAF MAXİMUM KARTLARA 3 TAKSİT CANLI STOK Sistemi ile Çalışıyoruz. Tedarik Sistemi Şeklinde Çalışmıyoruz. Stoktaki Ürünlerle Hızlı Kargo

      Aile İlmihali

      Aile İlmihali
      Aile İlmihali
      Aile İlmihali
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Fiyat:
      29,00 TL
      İndirimli Fiyat (%51,7) :
      14,00 TL
      Kazancınız 15,00 TL
      1.0 2
      14.00 www.goncakitap.com.tr
      4,90 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
                Stoktan Kargo

      Kitap             Yeni Aile İlmihali
      Yazar            Ahmed Şahin
      Yayınevi        Cihan Yayınları
      Etiket Fiyatı   29 TL 
      Kağıt  Cilt      2.Hamur kağıt  -  Ciltli
      Sayfa  Ebat   496 sayfa -  16x22 cm
      Yayın Yılı       2012  Yeni Baskı
      ISBN              9789756476031
       
      Ahmet Şahin in yazdığı, Cihan Yayınevi tarafından yayınlanan Yeni Aile İlmihali kitabını incelemektesiniz
      Yeni Aile İlmihali kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla  oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

       
       
           YENİ AİLE İLMİHALİ  -  AİLE İLMİHALİ
        
                   ÖNSÖZ
        
      Neden Yeni Aile İlmihali?
       
      Rabbimize şükürler olsun ki, aile hayatımıza İslâm kültürüyle bakılma­sını sağlamak ümidiyle hazırladığımız (Yeni Aile İlmihali) okuyucularımız­dan gördüğü eşsiz ilgi sayesinde baskı üstüne baskı yaparak her eve girme yo­lunda mesafeler almaya devam etmektedir. İlmihali gözden geçiren her oku­yucu bu konuda kendiliğinden görev almakta, bu ilmihal her eve girmelidir diyerek tanıtma ve yayma hizmetine gönüllü olarak yönelmekte, böylece il­mihal her aileye ulaşma yolunda hızla mesafeler katetmektedir. Bu arada so­rular da gelmeye başlamış bulunmaktadır.
       
      - İlmihal geleneği çok eski. Neden sizinki Yeni Aile İlmihali?.
       
      Doğrudur, ilmihal geleneği çok eski, ama bu ilmihalin metodu çok yeni. Çünkü aile bu gün yeni sorunlarla karşı karşıyadır.
       
      Yeni sorunlara yeni metodlarla yaklaşılmalı, unutulmaya yüz tutmuş is­lam kültürüyle aile yeniden teçhiz edilerek korumaya alınmalıdır.
       
      İşte bu anlayışla hazırladığımız (500) sayfalık büyük boy ilmihalimizde alışıla gelen eski ilmihal geleneğiyle yetinmedik, ayrıca aileyi koruyacak İs­lam kültüründen örnekleri de ilmihalin baş tarafına sıralamaya özel bir itina gösterdik.
       
      Böylece farklı sorunlarla karşılaşan günün ailesine, yaşanmış farklı olay­larla çözüm örnekleri vermiş, aileyi ayakta tutan İslam kültürünü daha da et­kili şekilde sunmuş olduk...
       
      Nitekim Peygamberimizin aile hayatından verdiğimiz mesaj yüklü çarpı­cı örnekler, ailenin bir çok sorununu halleden unutulmaz misaller oldu. Bu­nunla da kalmadık. İslam büyüklerinden, maneviyat liderlerinin aile hayatla­rından sıraladığımız etkileyici örnekleri de ekliyerek aileyi sanki yeniden tak­viye ve teçhiz eylemek istedik..
       
       
      (*) İlmihalimizde gördüğünüz eşsiz denecek derecede güzel sayfa düzeni, konu özetleri, uygun resim ve vinyet yerleştirmelerini büyük bir gayret ve maha­retle hazırlayıp monte eden editörümüz Mehmet Dikmen Hocamıza takdir ve te­şekkürlerimi arz etmeyi ödenmesi gerekli olan bir borç bildiğimi de ifade etmeli­yim. İlmihalin hazırlanışında gösterdiği halis sabalarından dolayı kendilerine gö­nülden teşekkürlerimi sunuyorum..
       
      İlmihal'in yarısından sonrasını ise ailenin özel hallerine, hanımların hu­susi sorunlarına tahsis ettik. Bunların içinde farklı yoruma müsait yeni mese­leler de yer aldı.
       
      Nitekim:
       
      -Doğum kontrolleri, tüp bebek, sakat doğum, tesettürlü giyim mo­delleri, büyü, sihir, kısmet bağlaması, yıldız, kahve falı, nişan, nikah, dü­ğün, boşanma, süslenme, estetik ameliyat, kadının yalnız yolculuğu, ara­ba kullanması, kolonya kullanma alışkanlığı, altın günü, hanımın beyinin cebinden habersiz para alıp alamayacağı, getirdiği haram kazançtan ye-yip yiyemeyeceği gibi güncel konulardan tutun da:
       
      -Trafik kazalarında diyet ödenmesi, trafik sigortası, kredi kartı, çek, senet kırdırmaları, gayrimüslim ülkelerde faiz alıp vermeler, banka, finans kurumu vade farkları., gibi yoruma müsait bir çok aktüel ticari ko­nularda kaynak göstermeye dikkat ettik.
       
      Öyle ümid ediyorum ki, ilmihalin başından sonuna kadar sunduğumuz zengin İslam kültürümüzdeki değerli fıkıh bilgileri, ayrıca tasavvufi yorum­lar, ibretli vakalar, hayret verici misaller., hanıma, beye, çocuklara, geline, ka­yınvalideye, evlenecek oğul ve kızlarımıza çok etkili mesajlar sunacak; say­gı, sevgi, sabır, şükür duygularını daha da pekiştirerek aile bireylerini bir da­ha gönülden kucaklaştırıp bir birine daha samimi şekilde bağlayacaktır..
       
      Sakın sözlerimi abartılı ifadeler olarak yorumlamayın.. Çünkü İslam kültüründe bu güç ve bu özellik vardır. İslam kültürünün bariz özelliği de bu­dur zaten. Aileyi ayrıştırmak değil, barıştırmak; uzaklaştırmak değil kucaklaş­tırmak; sevabını "düşündürerek sabırlı davrandırmaktır. Aile içinde sabırlı davranmayı tercih ettiren sevap anlayışına kısa bir misal:
       
      Semerkandlı meşhur alimin birinin hanımının çenesi çok kuvvetli, ama bilgi ve becerikliliği ise çok zayıftı.
       
      Ona:
       
      -Ne tutuyorsun bunu, bırak gitsin. Sen alim bir kişisin, hemen evlenir­sin, dediler. Aile içindeki sabrın sevabına özel bir değer veren Alim şöyle ce­vap verdi:
       
      -Bırakırsam ikimiz de kaybederiz. O kaybeder. Çünkü benim gibi sabırlısını bulamaz!. Ben kaybederim. Çünkü sabrım sebebiyle kazandı­ğım bu sevabı bulamam!. Sözlerine şunu da ilave eder Semerkandlı Alim. Der ki:
      -
      Siz aile içinde hanımla bey arasındaki sabrın, taraflara Cennet ka­zandıracak kadar kıymetli olduğunu bilmiyor musunuz yoksa?
      Buyurun, İslam kültürüyle başbaşa, gönül gönülesiniz, bundan sonra... ( 
      aile ilmihali kitap , ilmihal oku , ahmet şahin kitapları, cihan yayınları, ahmet şahin ilmihal , aile ilmihali , türdav )
       
       
      Ahmed Şahin
      Mayıs 2003
      Bahçelievler – İstanbul
       
       
                  ZALİM DE OLSA KOCAMIN CEHENNEME GİTMESİNİ İSTEMİYORUM
       
       
      Okuyucularımla özellikle kitap fuarlarında da görüşü­yor, sorularına cevap verirken dertlerini de dinlemiş oluyorum. Neler mi dinliyorum, neler mi duyuyorum? Onu ne siz sorun, ne de ben anlatayım. İbret, hayret, hik­met.. Her şey var dinlediklerimin içinde. İsterseniz en son Üsküdar kitap fuarında dinlediğim bir hanım okuyucumun göz yaşlarının sebebini arz edeyim de siz de ibretle okuyun, hayretle tefekkür edin. Bakın nasıl (zalim beyler) ve (sadık hanımefendiler) yaşıyor bu dünyada görün.
       
      -Hocam, derdim derindir bana bir yol göster!, diyerek başladı üç çocuk anası hanımefendi. Ve şöyle devam etti:
       
      -Kocam içki bağımlısı. Gece yarılarına kadar meyhane­de içiyor. Sonra da geliyor, kapıyı yumruklamaya başlıyor. Çocuklar duyup ta rahatsız olmasınlar diye hemen kalkıp kapıyı açıyorum. Buyur edip saygıyla karşılıyorum. Bir iste­ği olup olmadığını soruyorum. Bazen yemek istiyor, gecenin o saatinde akşamdan ayırdığım yemekle sofra kuruyorum. Bu defa beğenmiyor, bunlar beklemiş, bana yeniden yemek yap, diyor.
       
      -Çocuklar okula gidecekler uyanıp ta huzursuz olmasın­lar diye hemen mutfağa giriyor, yemek yapmaya başlıyorum. Arkamdan geliyor hazırladığım yemeğe bakıyor, ben bunları yemem, başka yemek yok mu? diye bağırıp çağırmaya baslıyor. Ben de kazanabildiğim parayla ancak böyle yemek yapa­biliyorum, sen yardımcı olursan istediğini yaparım, deyince, kıyametler kopuyor, kazandığını başıma mı kakıyorsun, di­yerek tencere tabak ne varsa havada uçuşuyor, yapmadığını bırakmıyor. Çocuklar duymasın diye yine sesimi çıkarma­maya gayret ediyor, geçiştirmeye çalışıyorum ama nafile. Ba­şıma fırlatılan tencere tava sesine çocuklar uyanıyor, ortalık ana baba günü oluyor, bağrışmalar, ağlaşmalar, bir kıyamet­tir gidiyor.
       
      Şaşırmış vaziyette soruyorum:
       
      -Kocanızın işi ne? Nerede çalışıyor?
       
      -Ne çalışması hocam, diyor. Geceyi meyhanelerde geçi­ren adam gündüz iş yapabilir mi? Akşama kadar horul ho­rul uyuyor. Akşam tekrar çıkıyor arkadaşlarının yanına.
       
      -Evin ihtiyaçlarını kim karşılıyor öyle ise, diye soruyorum.
       
      -Ondan ümidim kesilince, diyor. Ben komşuların ev te­mizliğine gidiyorum. Kocamın durumunu bilenler sağ olsun­lar ev işlerini bana yaptırıyorlar, evin ve çocuklarımın ihti­yaçlarını ben karşılıyorum. Hatta onun masraflarını da ben temin ediyorum!.
       
      Bir daha şaşırarak soruyorum:
       
      -Yani meyhane masraflarını da mı sen veriyorsun?.
       
      -Ne yazık ki öyle, diyor. Çıkarken para istiyor, vermesem ev başıma yıkılacak hale geliyor. Namus belası meyhane harçlığını da ben vermek zorunda kalıyorum.
       
      -Ne diyeceğimi bilemiyorum, sanki hıçkırıklar boğazıma düğümleniyor. Kendimi zor tutuyorum. Tam bu sırada beni şok eden bir açıklama daha dinliyorum. Diyor ki:
      -Bunların hiç birisi mühim değil benim için. Çok da mühimsemiyorum olanları. Ben kapıcı olarak da çalışmaya ra­zıyım. Allaha şükürler olsun elim ayağım tutuyor, çalışabili­ yorum. Hatta onun harçlığını da verebiliyorum.

      Yine soruyorum:
      -Yediğin dayaklar da mühim değil mi?
      -Evet, diyor. Yediğim dayaklan da mühimsemiyorum. Nihayet bir iki saat sonra acılarım diniyor.
       
      -Öyle ise, diyorum. Bana neyi sormak istiyorsun.
       
      Bakın verdiği cevaba. Diyor ki:
       
      -Bu hali onu Cehenneme götürecek, işte buna razı olamıyorum, Cehennemden kurtarma çaresi yok mu? di­ye sormak istiyorum. Acaba temizlik yaparak kazandı­ğım üç beş kuruştan artırıp da kocamın adına sadaka versem Cehennemden kurtulmasını sağlayabilir miyim?

      Ne de olsa bu benim çocuklarımın babası.
       
      Sözlerini şu tespitle bağlıyordu.
      -Düşene herkes tekme atar bir de ben atmayayım, diyorum.
       
      Artık daha fazla dayanamıyorum. Önümdeki masanın üzerinde yazdığım otuz kitabım dizili. İmzalatıp duamı al­mak, elimi öpmek için sırada bekleyen okuyucularım da karşımda. Ayağa kalkıp onlara sesleniyorum:
       
      -Otuz kitaba imza atan elimi öpüp, duamı almak için bekleyen kıymetli okuyucularım! Yanlış adrestesiniz. İş­ te size eli öpülecek insan ve duası alınacak yılın hanıme­fendisi!. Doğru adres işte burasıdır. Gelin de görün sabır nedir, tahammül nedir, sadakat nedir, kötü gün dostu kimdir, vefalı eş nasıl olur?..
       
      -Ne dersiniz Hanımefendiler! Sizin sabrınız, tahammü­lünüz, sadakatiniz, vefanız da böyle mi? Siz de aynı sabır kahramanlığını gösteriyor, benzeri şefkatli eş örneğini veri­yor musunuz? Yoksa size, halinize şükretmek mi düşüyor?
       
       
       
             BEYLER HANIMLARIN SİTEMLERİNİ NİÇİN HOŞGÖRMELİ?
       
       Evde zaman zaman tartışmalar oluyor, bundan ciddi şekilde de huzursuzluk duyuyordu. Gerçi kendisi bu tartışma­larda sessiz kalmıyor, diline geleni de hanı­ma söylemekten çekinmiyordu. Ama yine de tatmin olmuyor, büyük bir haksızlığa uğradı-  ğını düşünüyordu. Hatta bunun, halife Hazreti Ömer'e şikâyeti gerektirecek bir durum olduğuna da inanıyordu.
       
      Yine bir gün aynı şekilde bir tartışmaya girince aklına koyduğunu hemen tatbik etmek isteyerek doğruca halifenin evinin yolunu tuttu. Maksadı belliydi. Hanımın bu huysuz­luğunu bir bir anlatacak, böylece halifeden gelen ceza tavsi­yesini hem de olanca şiddetiyle evde uygulayacaktı.
       
      İşte bunun için gelmişti halifenin kapışma kadar. Ancak o sırada garip şeyler oldu. Evden sesler geliyordu. Kulağını ister istemez kabartınca durumu anlamakta gecikmedi. Ha­lifenin hanımı da tıpkı kendi hanımı gibi sözler söylüyor, ha­lifeye sitemler yağdırıyordu. Herkesin titrediği koskoca hali­fe Hazret-i Ömer ise bunları sessizce dinliyor, yer yer cevap­lar veriyor; ama asla kızmıyor, kızma gereği de duymuyordu.
       
      Durumu anlayınca vazgeçti kendi hanımını şikâyetten. Tam geriye dönmek üzere iken, açılan kapıdan halifenin se­si duyuldu:
       
      -Ey Allah'ın kulu, nereye gidiyorsun, ben burada­yım, gel meselen ne ise sor.
       
      -Şey., dedi. Şeyi söyleyecektim de.
       
      -Neyi söyleyeceksen söyle, çekinme.

      İster istemez açmak zorunda kaldı meselesini:
       
      -Ben hanımımı şikâyete gelmiştim, gördüm ki senin hanımın da tıpkı benimki gibi sözler söylüyor, sitemler yağdırıyor. Sen ses çıkarmıyor, geçiştiriyorsun. Bunun için ben de vazgeçtim şikâyetten. Geri dönüyorum.
       
      Burada hanımın hakkını açıklama gereği duyan halife, şöyle izah etti durumu:
      -Bak, dedi bu hanımın bana olan iyilikleri, hizmetle­ri, sabır ve tahammülleri öylesine çok ki, bazen yaratılış­tan gelen bu hissîliklerine karşılık verip de kızmak gel­ miyor içimden.
       
      Bundan sonrasını da şöyle sıraladı, Hazret-i Ömer:
      -Benim evimi o bekliyor, o temizliyor, yemeğimi o hazırlıyor, çamaşırımı o yıkıyor, çoluk çocuğuma o bakı­yor. Daha sayamayacağım nice hizmetleri ve iyilikleri bı­rakmıyor ki onun yaratılıştan gelen hissîliklerine kızıp da kırıcı şekilde karşılık vereyim, kusuruna bakayım, yu­vamın huzurunu bozayım!
       
      Dikkatle dinlediği bu açıklamalar şimşekler gibi çaktı beyninde. Düşünmeye başladı. Şimdi geriye iyice dönmüş, söylenerek gidiyordu evine. Kendi kendine diyordu ki:
      -Ben Hazret-i Ömer'den daha büyük biri olamam. O hanımına öyle davranıyor, bana ne olmuş ki, ben alını­yor, ille de karşılık verip bir geçimsizlik sebebi olarak gö­rüyorum, yuvamın huzurunu bozuyorum? O nasıl anlayış gösteriyorsa benim de benzeri şekilde anlayış gösterip sabretmem gerek.
       
      Daha da derinleştirmeye başladı düşüncesini:
       
      -Demek beni doldurup kızdıran nefsimmiş, nefsime kuvvet veren şeytanımmış ki, evimde huzurumu kaçırıp yuvamı yıkma kızgınlığına itiyor beni.
      Karar verdi kendi kendine:
      -Ey şeytan! Bundan sonra boşuna vesvese verme ba­na, uymayacağım çünkü sana. Benim şaşmaz örneğim Allah'ın Rasûlünün (sav) halifesi Hazret-i Ömer olacaktır.

      Ben, ondan daha hiddetli ve şiddetli olabilir miyim?
       
      Ne dersiniz muhterem beyefendiler? Siz de ondan daha hiddetli ve şiddetli olabilir misiniz?
       
       
          BİR DELİYE BİR VELİ ROLÜ
       
       
      Ebu Müslim Havlani bir toplulukta konuşulanları din­ler.Hemen hepsi de hanımından şikayette bulunmak­tadırlar. Ancak Ebu Müslim'de şikayet filan yoktur.
       
      Derler ki:
       
      -Veli gibi bir hanıma düştün de sesin sedan çıkmı­yor değil mi?
       
      Omuzlarını silkerek cevap verir:
      Bizimki veli filan değil kelimenin tam manasıyla delidir deli!...
       
      Öyle ise derler nasıl geçiniyorsun böyle deli biriyle?
       
      Cevap verir:
      -Ben, der, usulünü biliyorum da öyle geçiniyorum, kavga gürültümüz o yüzden olmuyor!...
       
      Büsbütün meraka düşerler.
      -Deli gibi biriyle kavgasız gürültüsüz geçinmenin usulü nedir ki? diye sormaktan kendilerini alamazlar.
       
      Şöyle izah eder Ebu Müslim, geçinmenin sırrını.
       
      Der ki:
      -Allahü Azimüşşan, Âdem Aleyhisselam'ı topraktan ya­rattığında bedenine önce aklı koydu. Akıllı bir adam oldu.
       
      Sonra öfkeyi yarattı. Ona da Âdem'in bedenine girmesini emretti.
       
      Öfke:
       
      -Ben dedi. Âdem'in bedenine giremem. Çünkü orada akıl vardır! Akılla ikimiz bir yerde asla durama­yız!...
       
      Rabbimiz buyurdu:
       
      -Ey öfke! Sen Âdem'in bedenine girmeye yönel. Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de Âdem'i deli yaparsın.
       
      Ebu Müslim burada der ki :
       
      -İşte biz hanımla bu konuda anlaştık. Dedik ki; ma­demki insana öfke gelince akıl gidiyor, insan delinin teki haline geliyor. Öyle ise evde kim öfkelenirse sanki o deli­dir. Deliye karşı ise bir veli lazımdır. Ben öfkelenirsem he­men farkına varacaksın, sabır gösterip ters cevap verme­yecek, veli rolü oynayacaksın. Şayet sen öfkelenir de sendeli durumuna girersen bu defa da ben veli rolüne gir­erek sabredeceğim.
       
      Ebu Müslim bundan sonrasını şöyle tamamlar:
       
      -İşte der ey dostlar, siz de bir deliye bir veli rolü oyna­yın, öfkelenince karşı taraf veli rolüne girsin, sabır ve ta­hammülü esas alsın, göreceksiniz ki tartışma kısa zaman­da son bulacak, taraflar birbirlerine karşı sevgiyle dola­cak.
       
      Son hatırlatmasını ise şöyle yapar:
       
      Sakın, der. "bir deliye bir veli rolü basit bir şey" deyip de geçmeyin. Sadece bir deneyin yeter.
      Ne dersiniz, denemeye değer mi?
       
      Bir deliye bir veli rolünü bir de biz denesek nasıl olur?
      Ziyan mı ederiz, kâr mı?
       
       
               EFTEN PÜFTEN SEBEBLERLE BOŞANMAYI DÜŞÜNMEK DOĞRU MU?
       
       
      Huzurunuzu kaçırdığını sandığınız ve ayrılığa kadar götürecek ehem­miyette gördüğünüz ailevi mes'eleniz, bir bıçağın ağzı kadar ince ve basit bir çizgiden ibarettir. İnsan bir pire için bir yor­ganı yakar, bu kadar tahammülsüz olur mu?
       
      Akşam eve dönerken sinirlerinin bir hayli gerginleşmiş olduğunu hissediyordu. O gün karşılaşmış olduğu hâdiseleri bir bir hatırladı, arkasından da kendi ken­dine mırıldandı:
       
      -Bunların hiç biri de çekilecek şey değil ya...
       
      Cümleyi burada kesti, biraz daha düşündü ve sonra de­vam etti:
       
      -Mâmur olası hanede evlâd ü iyâl var...
       
      Adımlarını hızlandırmış, bir an evvel eve yetişmeyi dü­şünmekteydi.
      Evde güler yüz, tatlı dille karşılanacak, böylece gündüz-ki âsâp bozucu hâdiselerin, üzerinde bıraktığı gerginliği bir anda unutacaktı.
       
      Çocukların temizlik işleriyle evin silinip süpürülmesi, ye­meklerin hazırlanıp, günlük işlerin sona erdirilmesi de hanı­mın asabını bozup suratını astırmıştı.
       
      O da düşünüyordu ki:
       
      -Şimdi bey gelir ve teselli edici bir kaç cümle ile yorgun­ luğumun kaybolmasını sağlar, güler yüzlü bir sohbetle, gün­lük yorgunluğum yok olur.
       
      Bu sırada kapı çalındı, asık suratla içeri giren bey:
       
      -Of, diyerek, bir köşeye âdeta yığılıverdi.
       
      Sanki günlük hâdiseler vücudunu kumanda edemez hâ­le getirmişti onu.
      Bey'deki asık suratı gören hanım, biraz daha asabîleşti, hissetmekte olduğu günlük yorgunluğu, bu defa iki misli duymaya başladı.
       
      Bir iki cümlelik soğuk ve donuk konuşmadan sonra, kü­çüklerden biri:
       
      -Ma!.. Ma!., diyerek babasının yanına yaklaştı, ağzından akan sulan, babasının pantolonuna bulaştırdı.
      Zaten bütün gün iyice asabîleşmiş adam:
       
      -Çekil karşımdan be! Akşama kadar sizin için sinir buhranları geçireceğim, akşam da sizi mi pişpişleyeceğim? Benim için istirahat yok mu? diye bağırdı.
       
      Çocuk bu beklenmedik çıkıştan korkmuş ve ağlayarak mutfaktaki annesinin yanma varmıştı. Ayaklarına dolaşığı annesi de basti azan:
       
      -Defol buradan be! Bütün gün sizinle uğraştığım yet­miyor mu? Ben bu evde bir hizmetçi bile olamadım. Eğer hizmetçi kadar değerli olsaydım, en azından sizlere ba­kıp hizmet ettiğim için, bana teşekkür edilecek, surat
      aşılmayacaktı!..
       
      Böylece dakikalar geçerken iki tarafa da derin bir sessiz­lik çökmüştü, yüzler donuk, çehreler asık, yay gibi gerilmiş­lerdi.
       
      Tam o sırada ansızın kapı çalındı ve ihtiyar komşunun sesi duyuldu. Buyur edip odaya aldılar.
       
      Bey, hanımla olan geçimsizliklerini saklamadan bu tec­rübeli zata anlattı ve ilâve etti:
      -Bu gidişle galiba ayrılacağız!..
       
      Yaşlı adam tebessüm ederek sordu:
      Ne dediniz, ne dediniz?..
       
      Bu gidişle galiba ayrılacağız, diyorum.
       
      İhtiyar tebessüm etti, kelimelere basarak konuştu:
       
      -Siz henüz hayatı bilmeyen tecrübesiz çocuklarsı­nız. Sizin ağzınız süt kokuyor daha...
       
      Tecrübeli zat devam etti:
      Huzurunuzu kaçırdığını sandığınız ve ayrılığa kadar götürecek ehemmiyette gördüğünüz mes'eleniz, bir bıça­ğın ağzı kadar ince ve basit bir çizgiden ibarettir. İnsan bir pire için bir yorganı yakar, bu kadar tahammülsüz olur mu? Eğer sen kapıdan içeri girince hanım sana:
       
      Geçmiş olsun, bugün çok üzgün ve yorgun görünü­yorsun. Yine asap bozucu bir şeyle mi karşılaştın? diye­rek hal hatır sormak nezaketini gösterebilmiş olsaydı, olup bitmişti. Bütün mes'ele bundan ibaretti.
      Aynı tavır senin için de varitti.
       
      Sen de hanıma:
      -Çocuklar bugün seni çok üzdüler mi, bunlar gittikçe yaramazlaşıyorlar galiba? diyecek kadar takdir gösterseydin, ortalık güllük gülistanlık olacaktı. Bütün mes'ele birinizin diğerinin durumunu anlamasından ibarettir.
       
      Yaşlı zat şöyle devam etti:
       
      -Siz bunları bırakın da şimdi beni dinleyin:
       
      Bizim komşu Kâmuran Bey, akşam yine eve içkili gelmiş, kadın da "Çoluk çocuğun rızkını meyhaneye bırakıyorsun" diye konuşunca, kalkıp masumcağızı sakatlayıncaya kadar dövmüş. O da bırakıp baba evine gitmiş. Sizin, namazında niyazında anlayışlı kimseler olduğunuzu bilen komşular, aralarını bulup kadıncağızı geri getirmenizi istediler. Çocuk­ları ortada aç susuz bekleşmektedir. Bunun için rahatsız et­miştim sizi...
      Misafirlerini dinleyen taraflardan hanım, kendi beyinin böyle bir alışkanlığa düşmediğini düşündü, bey de hanı­mının evde beklediğini hatırladı...
       
      Artık asılan yüzlerde tebessüm belirtileri başlamıştı. ( Ahmet şahin kitapları, aile ilmihali oku, yeni İslam ilhihali, ucuz ilmihal )
        
       
                  AHMED ŞAHİN KİMDİR?
       
       
      1935 yılında Yozgat'ın Çayıralan ilçesinin Yahya Sarayı kö­yünde dünyaya geldi.
       
      Köy hayatının gereği olarak çocukluk devresinde kırlarda hayvan otlatıp, koyun keçi çobanlığı yaptığı sıralarda eline geçen elif cüzüyle başladığı Kur'an öğrenimini 1950'de Kayseri'de aldığı hafızlık diplomasıyla tamamladı. Tahsiline de­vam etmek için Kayseri'den İstanbul'a giderek okumak iste­yen öğrencilere sahip çıkışıyla bilinen meşhur Gönenli Hoca efendinin talebesi oldu.
       
      İstanbul'da 1950-60 arası Osmanlı ulemasının son halkası­nı teşkil eden alimlerden tefsir, hadis, fıkıh ve kelam dersle­ri okuyarak çok ilgi duyduğu dini ilimlerde mesafe aldı. Cami odalarında geçen bu on senelik ilahiyat öğrenciliği devresinde İstan­bul'da ilk İslami yayın olarak çıkan haftalık Hür Adam gazetesinin, cuma gün­leri İstanbul'u bir uçdan bir uca dolaşarak, Anadolu satışına denk düşecek miktarda satışını yaptı. İlk yazılarını da satışını yaptığı bu Hür Adam gazetesin­de yazmaya başladı. Okuyucuların dini sorularına cevap veren bu yazılar o günlerde kitapçık halinde yayınlandı. Gazete ise 27 Mayıs 1960 ihtilalinde ka­patıldı. Bu tarihte girdiği imtihandan sonra Süleymaniye camiine din görevlisi olarak atandı. On sene süren bu cami görevi sırasında yayına giren haftalık ittihad gazetesinde İslam alemi sayfasını hazırladı. Tarihin şeref levhaları yazı di­zisi de resimli tefrika halinde İttihad'da yayınlandı. İlk kitabı da bu Tarihin Şe­ref Levhaları oldu.
       
      1970'de yayın hayatına giren günlük Yeni Asya gazetesinde köşe yazıları­na başladı. On iki sene süren bu yazılarını tek hafta izin kullanmadan, tek gün ara vermeden 1982 yılma kadar sürdürdü.
       
      1982'den itibaren mesaisini tamamen kitap hazırlamaya teksif etti. Altı se­ne süren bu kitap hazırlama devresinde arkadaşlarıyla Cihan Yayınevi'ni kurup kitaplarının basımını burada topladı.
      1988'de Zaman gazetesinde tekrar günlük yazılarına başladı. 2003'de kö­şe yazılarını sürdürürken yayınlanan kitaplarının sayısı otuz'a ulaştı.
       
      Moral FM radyosunda 1994'de başlayarak sürdürdüğü Cuma ve Pazar ko­nuşmaları da ( Müslüman Nasıl Yaşamalı ?) adıyla kitaplaştırılarak basıldı.
       
      Üzerinde çalıştığı son kitabı ise, 2003'ün başında yayına giren ( Yeni Aile İlmihali ) oldu.
      Bir oğlu ve bir kızı olan yazar, ikamet ettiği İstanbul'da çalışmalarını sür­dürmektedir. Yazarın Yayınevimizde  çıkan diğer kitapları:
       
       
      1- Tarihin Şeref Levhaları 15- Ne Haldeyiz
      2- Hayatın Gerçekleri ve Biz 16- Dini Hikâyeler
      3- Aile Hayatımız 17- İslâmı Böyle Yaşadılar
      4- Sünnet Işığında Hayat 18- Meğer Biz Neymişiz
      5- İnsan ve Din 19- Esas Nokta
      6- Sohbetler 20- Sualli Cevaplı Dini Bilgiler
      7- İbretli Bakışlar 21- İmanda Birlik, Vatanda Dirlik
      8- Onlar Böyleydi 22- Ateşte Yanmayanlar
      9- İslâm Büyükleri 23- Hayatın Gayesi
      10- Bir Oku Bin Düşün 24- Olaylar Konuşuyor
      11- Fetvalar 25- Hayatınız Hedefini Buluyor mu?
      12- Nasıl Sahabe Oldular 26- Herkesi Kucaklayan İslam
      13- Aile İmtihanı 27- İslam Adaleti
      14- Günlük Hayatımızda Dualanmız 28- Yeni Aile İlmihali

        
       
      İÇİNDEKİLER
       
      Evlilikte Sabır Ve Uyum
       
      Zalim de Olsa Kocamın Cehenneme gitmesini İstemiyorum!
      Beyler Hanımların Sitemlerini Niçin Hoşgörmeli?
      Eften Püften Sebeplerle Boşanmayı Düşünmek Doğru mu?  
      Cennet Hanımlarının Ablaları Kimler?
      Evlilik Hayatı Nasıl Bir Anlayışla Kurulmalı?
      Aile İçinde Hiç Tartışma Olmaz mı?
      Ailede Hayırlı Erkek, Hayırlı Kadın Nasıl Olunur?
      Kötü Huylu Bir Erkekle Evlenen Hanım Nasıl Düşünmeli?
      Ailenin Vazgeçilmez Şartı, Niçin Sabırdır?
      Hatice Annemizi Unutulmaz Kılan Hizmeti Neydi?
      Karı-Koca Arasına Nasıl Fitne Düşer?
      Karı-Kocaya Cenneti Kazandıran Anlayış Nedir?
       
      Ailede Geçim ve Mutluluk
       
      Başarılı Ve Becerikli Bir Ev Hanımı mısınız?
      Hayırlı Ve Başarılı Bir Aile Reisi misiniz?
      Hanımlar Beylerinden Neler Bekliyor?
      Aile Sırları Anlatılır mı?
      Büyü Ve Sihirle Geçimsizlik Durumu Ortadan Kaldırılabilir mi?           
      Gerçekten Sihir Ve Büyü Var mı?
      Hanımının Şikayet Ettiği Kocayı Peygamberimiz Nasıl İkaz Etti?      
      Hanımlar Fazilet Ve Sevapta Erkeklere Nasıl Ortak Olurlar?
      Kadından Evliya Olmaz mı?
      Aile İçinde Kimin İsteklerine Boyun Eğmeli?
      Ailede Ekonomi
      Ailede Tüketim Alışkanlıklarımızı İstekler mi Belirlemeli, İhtiyaçlar mı?           
      Hanım, Beyin Cebinden Habersiz Para Alabilir mi?
      Hanımların Altın Günü Toplantıları Caiz mi?
      Kadın ve Süs
      Hanımlar Kocalarının Karşısına Neden Bakımlı Çıkmalı?
      Hanımlar Güzelleşmek İçin Harcama Yapabilirler mi?
      Kadının Yüzündeki Tüyler Alınamaz mı?
      Kadın Saçı Ne Ölçüde Kesilebilir?
      Estetik Ameliyat Yaptırmanın Hükmü Nedir?
       
      Gelin-Damat-Kayınvalide-Kayınpeder İlişkileri
       
      Öz Anne-Babadan Başkasına Anne-Baba Denilebilir mi?
      Damat Kayınvalideye Anne Diyemezse Saygısızlık Olur mu?
      Gelin, Kayınvalide Ve Kayınpedere Bakmaya Mecbur mu?
       
      Kadın Hakları
       
      İslâmın Başında Toplum ve Ailede Kadının Yeri Nasıldı?     
      Sahabi Hanımların Savaşlardaki Hizmetleri
      Peygamberimiz Kadın Dövmeye Ne Gözle Bakıyor?
      Elle Dövmek Dille Uyarmak Şeklinde Anlaşılabilir mi?
      Hanım Ev İşlerini Yapmaya Mecbur Değil mi?
      Kadın Çocuğuna Bakmaya Mecbur Değil mi?
      Kadınlar Ev Dışında Çalışabilirler mi?
      Kadın Kocasının Haram Kazancından Yiyebilir mi?
      Hanım Beyinin Elini Öper mi?
      Caiz ve Mahzurlu Olan el Öpmeler Ve Tokalaşmalar
       
      Hanım Beyini Adıyla Çağırabilir mi?
      Kadın Sesi Haram mı?
      Nişanlılık Ve Evlilik Hazırlığı
      Bekârlık - Sultanlık mı?
      Dinimiz Flörte îzin Verir mi?
      Çöpçatanlığın Sorumluluğu Var mı?
      Genç Kızın Evlilikte Tercih Hakkı Yok mu?
      Evlilikte Sıra Şartı Var mı? İnsanın Kısmeti Bağlı Olur mu?  
      Evlenirken Önce İstişare mi Yapmalı, Yoksa İstihare mi?      
      Evlilikte Denklik Aranmalı mı?
      Nişanlılık Döneminde Dini Nikah Kıymak Doğru mu?
      Nikaha Rağmen Kızla Erkeği Görüştürmemek Dinin Emri mi?             
      Gelinlik Kıyafeti Giymenin Dini Hükmü Nedir?
      Erkekler Nişan Yüzüğü Olarak Altın Takabilir mi?
      Nişan ve Düğün Masrafları Nasıl Olmalı?
      Fatıma Annemizin Çeyizini Biliyor musunuz?
      Başlık, Mehir Yerine Geçer mi?
      Günah İşlenen Düğüne Gidilir mi?
      Evlilikle İlgili Meseleler
      Kimlerle Evlenmek Haramdır, Kiminle Yapılacak Nikah Geçerli Olmaz?
      Akraba Evliliği Yapılabilir mi?
      Kız Kaçırma Yoluyla Evlenmek Caiz mi?
      Sadece Hac Dönemi İle İlgili Süreli Nikah Caiz Olur mu?       
      Mut'a Nikahı Yaparak Evlenmek Caiz midir?
      Müslüman Kız, Gayr-i Müslim Erkekle Evlenebilir mi?
      Müslüman Erkeğin Hristiyan Hanımla Evlenmesi Caiz mi?   
      Evlilik ve Doğum Yıldönümü Kutlanabilir mi?
      Doğum Kontrolü
      Doğum Kontrolünü Meşru Kılan Haller Nelerdir?
      Suni Tohumlama Ve Tüp Bebek Caiz mi?
      Spiral Takmanın Hükmü Nedir? Gusle Engel Olur mu?           
      Sakat Doğma İhtimali Olan Çocuk Aldırılabilir mi?
      Namusu Korumak
      Kadın, Namusuna Saldıran Erkeğe Cezasını Kendisi Verebilir mi?      
      Güzellik Sahiplerini Namusunu Korumak İmtihanı mı Bekliyor?         
      Hanımını Aldatmaya Niyetlenen Adamın Başına Neler Geldi?
      Mahrem Konular
      Aile Mahremiyetinde Muduluğu Artıran Tedbirler Caiz mi?   
      Özel Hayatın Mahremiyetine Saygı Emirleri Nasıl Geldi?       
      Yabancı Bir Kapıyı Çalmada Nelere Dikkat Etmeli?
      Zifafta Bakirelik Problemi Boşama Sebebi Olur mu?
      Kadın, Erkek Doktora Muayene Olabilir mi?
      Evde Kadın Erkek Karışık Oturulabilir mi?
      Kadın Konuşmak Zorunda Olduğu Erkeğe Selam Verebilir mi?           
      Cinsellik Ve Müstehcenlik
      İslâmda Cinselliği Teşhir Ve Tahrikin Hükmü Nedir?
      Müstehcen Görüntülere Bakmanın Hükmü Nedir?
      Efendimizin Evliliğinde Neden Cinsellik Akla Gelmez?
      Boşanma
      Boşama Hakkı Yalnız Erkekte mi, Kadın da Boşayabilir mi?
       
      Kadın Kocasından Boşanmayı İsteyebilir mi?
       
      Boşanan Kadının Tekrar Evlenmesi İçin Bir Müddet Var Mıdır?
      Mahkeme İle Boşanmanın Hükmü Nedir?
      Örtünme (Tesettür)
      Tesettürde Temel Ölçü Nedir?
      Hanımlar Peçe Takmak Zorunda mı?
      Başı Açık Resim Çektirmek Caiz Olabilir mi?
      Peruk Takmak Caiz mi?
      Hanımların Pantolon Giymesi Caiz mi?
      Transparan Giyimle Tesettür Olur mu?
      Kadının Başını ve Kollarını Örtmek Zorunda Olmadığı Akraba Erkekler
       
      Anne - Baba - Çocuk İlişkileri
       
      Kendinizi Ve Ailenizi Ateşten Koruyunuz, Emrini Nasıl Anlamalıyız?
      Kimsesiz Çocuklara Bakmanın Hükmü Nedir?
      Eşler Ayrılınca Çocukların Bakımı Kime Aittir?
      Babalar Çocukları Arasında Ayrımcılık Yapabilir mi?
      Evlat Edinmede Uyulması Gereken Kurallar Nelerdir?
      Doğumda Okunacak Bir Dua Var Mıdır?
      Çocuğun Kulağına Ezan Ve Kamet Okumak Gerekir mi?
      Doğum Kurbanı Kesilirini? Çocuğun Sünnet Yaşı Kaçtır?
      Çocuklarımıza Ad Koyarken Neye Dikkat Etmeliyiz?
      Çocukta Dini Mükellefiyet Nasıl Başlar, Ana-Babanın Sorumluluğu  
      Hamile Kadın Ölünce Çocuğu Ne Olur?
      Ölü Doğan Bebeğin Namazı Kılınır mı?
       
      Gusül
       
      İlk Mükellefiyet Niçin Gusüldür?
      Hamamda Toplu Halde Yıkanmak Caiz mi?
      Gusül Sırasında Gelen Akıntılar Gusülü Bozar mı?
      Hangi Pislikler (Necaset) İbadete Engel Olur?
      İbadete Engel Pisliklerden Temizlik
      İbadette Fetva Nedir, Takva Nedir ?
      Tuvalette Kağıt Kullanmak Caiz mi?
      Kolonya Kullanmak Caiz mi?
       
      Abdest
       
      Abdest Niçin Alınır?
      Abdesti Bozan Ve Bozmayan Haller Nelerdir?
      Hanım Eline Değince Abdest Bozulur mu?
      Ay Hali
      Kadınlarda İbadete Engel Özel Haller Nelerdir?
      Ay Hâlinde İken Nelere Dikkat Etmeli?
      Nifas (Lohusalık)
      Kime Özür Sahibi Denir?
      Namaz
      Namazın Farzları, Vacipleri, Sünnetleri Nelerdir?
      Hanımların Namazdaki Farklılıkları Nelerdir?
      Müslümanın Hayatında Kıblenin Yeri Nedir?
      Namazın Hareketleri Ne Mana İfade Eder?
      Allah'ı Tazim, Namazdan Başka Şekilde Olamaz mı?
      İbadetten Zevk Duymak Şart mı?
      Namaz Kılınması Sakıncalı (Kerahetli) Vakit Var mıdır?
      Hanım Açık Yerlerde de Namazlarını Ayakta mı Kılar?
       
      Pijama İle Namaz Kılınır mı?
      Kaza Namazı Borcu Olan Sünnet Kılamaz mı?
      Cuma Namazı Kaç Rekattır, Hanımlara Cuma Farz mıdır?
      Otobüste Namaz Kılınır mı?
      Peygamber Efendimiz Teravih Namazını Nasıl Kılmıştı?      
      Cenaze Namazı Nasıl Başladı Kimlerin Cenaze Namazı Kılınmaz?
      Hanımlar Cenaze Namazı Kılamazlar mı?
      Koca Karısının Cenazesini Niçin Yıkayamaz?
       
      Oruç
       
      Oruçla İlgili Fetvalar
       
      Zekât
       
      Zekat Vermenin Şartı Nedir?
       
      Zekât Verirken Nelere Dikkat Edilmeli?
       
      Hac
       
      Hac Kime Farz Olur?
      Hacıların Kestiği Kurbanların Hükmü Nedir?
      Zenginin Haccı Te'hir Etmesi Caiz mi?
       
      Kurban
       
      Kurban Kesmekle İlgili Hükümler Nelerdir?
      Kurban Bayramında Tekbir Getirmenin Hükmü Nedir?         
      Yaşayanlar Ölmüşlerinin İbadet Borçlarını Ödeyebilirler mi?
       
      Adak
       
      Adakta Bulunmak İşlerin Olmasını Veya Kolaylaşmasını Sağlar mı?
       
      Keffaretler
       
      İbadederde Hangi Hataların Keffaretleri Vardır?
       
      Yolculuk
       
      Hanım Tek Başına Hacca Gidebilir mi?
      Kadın Mahremi Olmadan Uçakla Yurt Dışına Çıkamaz mı?
      Kadın Araba Kullanabilir mi?
      Arabayı Sigortalamak Caiz mi?
      Hangi Trafik Kazası Katillik, Hangisi Şehidlik Sayılır?
      Trafik Kazasında Ölenin Yakınları Tazminat Alırsa Haram mı Olur?
       
      Ölüm
       
      Ahireti Neden Arzulamıyoruz?
      İmanlı İnsanın Tuvalette Ölmesi Kötülük İşareti midir?
      Türbe Ziyaretlerinde Ölüden Bir Şey İstenebilir mi?
      Kadınlar Kabirleri Ziyaret Etmez mi?
      Cenaze Helvası Var mı?
       
      Günahlardan Sakınmak İnancımızı Korumak
       
      Günah İşlemek Ne Zaman Caiz Olur?
      Günahlarımız Varken Dini Hayatı Sürdürmek Boşuna mı?
      Allah Sizden Ne Zaman Razı Ölür?
      Sahip Olduğunuz Nimetlerin Farkında mısınız?
      En Olumsuz Olayların Bile Olumlu Sonuçlan Olabilir mi?       
      Yıldız Ve Kahve Falı ile Gelecekten Haber Vermek Doğru Olabilir mi?
      İslamda Göz Değmesi Var mıdır?
       
      Aktüel Ticari Konular
       
      Ticarî Sorular Üzerine -Çek, Senet, Vade Farkı
      Kredi Kartı ile Alışveriş Caiz mi?
       
       
      Ahmet Şahin Cihan Yayınevi tarafından yayınlanan Yeni Aile İlmihali kitabını incele diniz.

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789756476031
      MarkaCihan Yayınları
      Stok DurumuVar
      9789756476031
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.