• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Bağırmayan Anneler

      Bağırmayan Anneler
      Bağırmayan Anneler
      Bağırmayan Anneler
      Bağırmayan Anneler
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      28,00 TL
      İndirimli Fiyat (%37,5) :
      17,50 TL
      Kazancınız 10,50 TL
      17.50 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo

      Kitap            Bağırmayan Anneler     
      Yazar           Hatice Kübra Tongar
      Yayınevi       Hayy Kitap 
      Liste Fiyat     26 TL
      Kağıt Cilt       2.Hamur - Karton kapak cilt
      Sayfa Ebat    176 sayfa -  15,50x23cm
      Yayın Yılı      2018



      Hatice Kübra Tongar Bağırmayan Anneler kitabını incelemektesiniz.   
      Hayy Kitap Bağırmayan Anneler kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



      Bağırmayan Anneler
      Hatice Kübra Tongar

      Anneniz Size Bağırıp Döver Miydi?

      Benim küçüklüğümde çocukları dövmek, hakaret etmek, bağırmak 'normal' kabul edilen bir ebeveynlik davranışıydı.

      Aileler çocuklarına bu davranışlarda bulunduklarında, şimdinin annelerinin yaşadığı pişmanlık, vicdan azabı ya da
      hatayı telafi etmek gibi duygular yaşamazlardı. Çünkü o dönem 'kızını dövmeyen dizini döver', 'dayak cennetten çıkmadır' dönemiydi.

      Öyle öğrenmişlerdi. Çocuk hata yaptığında ceza verilmeliydi, hatta ceza ne kadar büyük olursa o kadar iyiydi.
      Mesela çocuğu dövmek demek, 'bak bu davranışın çok yanlış, o kadar ki seni dövüyorum, canını yakıyorum ki bir daha yapmayasın' demekti.

      İşin ironik kısmı, geçmişe dönüp baktığımızda annelerin ya da babaların bizleri dövdüğü, bağırıp çağırdığı, aşağılanmış hissettirdiği anları gözlerimiz dolarak hatırlıyor olmamıza rağmen, neden yaptıklarını -yani vermek istedikleri dersi- hatırlamıyor olmamız. Eminim sizlerde belli şeyler hissediyorsunuzdur: Ebeveynin vermek istediği ders unutuldu gitti. Geriye sadece yenilen dayakların ve işitilen azarların soğuk anıları kaldı.

      İşte bu kitap tam da bunun için yazıldı. Evlatlarımız yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında yanaklarına atılmış bir tokadın soğukluğundan çok, yüreklerine dokunan bir annenin sıcaklığını hissetsinler diye...

      O zaman gelin hep birlikte; Niyet Ettik Niyet Eyledik Bağırmayan Anneliğe...


      Minnettarım...

      Bu kitabı yazarken kâh çocukluğuma dönüp ip atlayan, lastik oy­nayan küçük kız çocuğunun başını okşadım, kâh anneliğime yolculuk yapıp çocuklarımın sırtını sıvazladım. 30 küsur yıllık hayatımın her anına dokuna dokuna, içimde bazen bağıran, bazen ağlayan, bazen gü­lümseyen, bazen kuytulara saklanan anneliğimin bugününü dokudum.

      Dokudukça kendimi okudum...

      Okudukça kendimden taştım, sizlere ulaştım...

      Bağırmayan anneliğin bir ütopya, tatlı bir hayal olmadığını bağıra çağıra haykırmak istedim. Neden bağırdığımızı, öfkemizi, kırgınlık­larımızı, kızgınlıklarımızı oturup konuşalım ki, sükûnetli anneliğin yollarını beraberce keşfedelim niyetine girdim. Benim anneliğime fı­sıldayan hakikatler, belki sizlerin annelik yolculuğuna da yoldaş olur, belki yaralarınıza merhem olur, belki düştüğünüz yerlerde elinizden tutup kaldıran olur dileğini azığım eyledim ve bir sosyal medya he­sabı aracılığıyla milyonlarca, bir atölye programıyla binlerce annenin yüreğine misafir olan Bağırmayan Annelik' duasını, bu kitapta sizlerin yüreğine de emanet ettim.

      Her zaman söylerim, Bağırmayan anne olmak bir 'durağın' değil, bir 'yolculuğun' adıdır diye... Benim annelik yolculuğuma eşlik eden­ler de, benim hikâyemin kahramanları oldular elbette...

      Önce annem ve babam... Hayat boyu çektikleri tüm sıkıntılara, tüm yokluk ve zorluklara rağmen her zaman sapasağlam arkamda du­ruşunuz, desteğiniz, duanız ve yoldaşlığınız olmasaydı bugünleri gör­mem mümkün değildi. Varlığınıza minnettarım...

      Sevgili eşim, ruh ikizim, kıymetlim... "Bir anne 'bağırmamaya' ni­yet ediyorsa eğer, yanında ona huzur ve mutluluk armağan eden bir eşi olduğu içindir" diyebilmemin yegâne sebebi. Yazarlığımı keşfeden, yazmaya yüreklendiren, yazabilmem için çocukları parka götüren ha­yat arkadaşım. Senin desteğin olmadan bu satırları yazmam mümkün olmazdı. Varlığına minnettarım...

      Çocuklarım... Göz bebeklerim, annelik duygusunu yüreğimin or­tasına, burnumun direğine iliştirenlerim... Enes'im ve Eymen'im... Henüz küçüksünüz, bu yüzden belki de bu satırlar sizin için çok an­lam ifade etmeyecek. Duam odur ki, büyüyüp bu kitabı okuduğu­nuzda veya bir yerlerde beni hatırlatacak bir şarkı, bir ses ya da koku duyduğunuzda içinize akan duygu huzur ve mutluluk olsun. 'Anne' denildiğinde içinizde hep güzel anılar coşsun. Siz olmasaydınız bugün olduğum kişi olmam mümkün değildi. Varlığınıza minnettarım...

      Yolculuğumun duraklarına misafir olmuş dostlarım, mesai arka­daşlarım, yayınevim, sosyal medya takipçilerim... Her biriniz benim hayat yap-bozumun bir parçasısınız. Siz olmasaydınız bu resim eksik kalırdı, varlığınıza minnettarım...

      Ve Rabbim...

      Güzel olan her şeyi yaratıp benim elimle kötü olan şeylerden bile bir hikmet devşiren Rahman-ı Rahim. Her seminerde annelere söy­lediğim bir şey var. Diyorum ki, "Çocuklar bize birer emanettir ve emaneti veren, emanetine ne yaptığımızdan muhakkak sorguya çeke­cektir. Mükemmel olmamız mümkün değil ama -karınca misali- ateşi söndüremiyorsak bile en azından su taşımaya gayret etmeli, çocukları­mızı emanetçilik bilinciyle yetiştirmeliyiz."

      Bu kitap, bir anne olarak önce benim, sonrasında okuyan ve 'ba­ğırmayan anne' olmaya niyet eden tüm annelerin, bize verdiğin evlat nimetine hakkıyla emanetçi olabilme duamızın bir nişanesidir.

      Şahit ol Ya Rab...
      Şahit ol Ya Rab...
      Şahit ol Ya Rab...

      Hatice Kübra Tongar
      Enes ve Eymen'in Annesi...

      Bağırmayan anne olmak demek;
      hiç kızmamak, her şeyi alttan almak,
      çocuğumuza sınır koymamak demek değildir.
      Öfkelendiğimizde bunu insani yollarla ifade etmek demektir.

        Anneniz size bağırır ya da döver miydi?

      Yıllardır süregelen, Bağırmayan Anneler Atölyesi'nde konu şiddete, cezaya, bağırıp çağırma davranışına gelince annelere muhakkak sorarım:

      "Siz küçükken bir kuralı çiğnediğinizde, söz dinlemediğinizde, ödevleri­nizi ihmal ettiğiniz ya da kardeşinizle çekiştiğinizde anneniz ne yapardı?"

      Sınıfta birkaç saniye sessizlik olur, sonra benzer cevaplar gelir:

      "Bağırırdı!"
      "Terlik fırlatırdı."
      "Sakar, yaramaz, beceriksiz, salak, aptal gibi kelimeler işitirdim."
      "Oyun oynamaya da televizyon izleme yasağı verirdi."
      "Tokat atardı."

      20'li, 30'lu, hatta 40'lı yaşlara gelmiş anneler bu cümleleri kurar­ken genellikle gözleri dolar, yüzleri düşer, tebessümlerinin yerini acı bir suskunluk hali alır.

      Benim küçüklüğümde çocukları dövmek, hakaret etmek, bağırmak 'normal' kabul edilen bir ebeveynlik davranışıydı. Aileler çocuklarına bu davranışlarda bulunduklarında, şimdinin annelerinin yaşadığı pişmanlık, vicdan azabı ya da hatayı telafi etmek gibi duygular yaşamaz­lardı çünkü o dönem, 'kızını dövmeyen dizini döver', 'dayak cennet­ten çıkmadır' dönemiydi. Öyle öğrenmişlerdi. Çocuk hata yaptığında ceza verilmeliydi, hatta ceza ne kadar büyük olursa o kadar iyiydi. Me­sela çocuğu dövmek demek, "bak bu davranışın çok yanlış, o kadar ki seni dövüyorum, canını yakıyorum ki bir daha yapmayasın" demekti.

      İşin ironik kısmı, şimdi bu satırları yazarken geçmişe dönüp baktı­ğımda, annemin ya da babamın beni dövdüğü, bağırıp çağırdığı, aşa­ğılanmış hissettirdiği anları gözlerim dolarak hatırlıyor olmama rağ­men, neden yaptıklarını —yani vermek istedikleri dersi- hatırlamıyor olmam. Eminim sizler de belli şeyler hissediyorsunuzdur: Ebeveynin vermek istediği ders unutuldu gitti. Geriye sadece yenilen dayakların ve işitilen azarların soğuk anıları kaldı.

      Tabii anne-babalarımız bu davranışları kötülük olsun diye yapma­dılar. Amaçları bizi disipline etmekti, iyiye yönlendirmekti. Tek yap­tıkları hata, bu iyi niyeti hayatlarına geçirirken kullandıkları yöntem­leri sorgulamamış olmalarıydı. Kendi anne-babalarından gördükleri gibi davranmayı seçtiler ve belli noktalarda bu yüzden yanıldılar. Aynı bugünün ebeveyni olarak bizlerin, "Ne yapayım, sinirlendiğimde gözüm dönüyor, vuruyorum kırıyorum, sonra da vicdan azabı çeki­yorum, öfke anında aynı anneme dönüşüyorum" dediğimiz anlarda yanıldığımız gibi...

      Oysa bir şeyin uzun zamandır öyle yapılıyor olması, onun doğru yöntem olduğu anlamına gelmez. Aynı Elizabeth Pantley'in hikâye­sinde olduğu gibi:

      Anne mutfakta börek yapmakta, kızı da onu izlemektedir. Kız me­rakla sorar:

      "Anne, neden yufkayı tepsiye koymadan önce kenarlarından iki par­mak kesiyorsun?"
      Annesi, "bilmem ki," der, "annem öyle yapardı..." Kız anneannesini arar ve aynı soruyu sorar:
      "Anneanne neden börek yaparken yufkayı tepsiye koymadan önce kenarlarından iki parmak kesiyorsun?" O da aynı cevabı verir: "Annem öyle yapardı..."
      Kız büyük ninesini arar ve ona da yufkanın kenarlarından neden kestiğini sorar. Nine cevap verir:
      "Çünkü fırın tepsime o şekilde sığıyor!"

      Bu örnek bize Hz. Ali'nin şu müthiş sözünü hatırlatır: "Çocuk­larınızı kendi zamanınızın öğretilerine göre değil, içine doğdukları zamanın gerçeklerine göre yetiştirin." Yüce Mevla'nın, "Atalarınızın dininde ısrarcı olmayın. Ya onlar yanlış biliyorlarsa?" uyarısında bize miras kalan mesaj da aynıdır aslında: Yaptığın davranışın farkında ol, sebeplerini ve sonuçlarını düşün. Sırf annenin öyle yapmış olması o davranışı doğru kılmaz!

      Bu bağlamda bugünün ebeveyni olarak çocuklarımıza karşı olan davranışlarımızı gözden geçirmeli, bu davranış bize yapılmış olsa nasıl hissederdik diye empati kurmalı ve özellikle sırf alışkanlıktan uyguluyor olabileceğimiz yıkıcı uygulamaları kontrol etmeyi öğrenmeliyiz. Ebe­veyn olmanın 'çocuğu dünyaya getirmekten fazlası olduğu bilinciyle, doğru tutumlara ulaşma gayretimizi bir hayat tarzı olarak sürdürmeliyiz.

      Bu cümle bize zor ve zahmetli geliyorsa, şunu düşünelim: Aslında hayatımızda bir beceriyi kazanmak ya da bir konuda ehil olmak için gözü kapalı pek çok eğitim alıyoruz. Araba kullanmak için ehliyet, meslek sahibi olmak için diploma, pasta yapmayı öğrenmek için bile kurslara gidip sertifika alıyoruz. Lakin şu hayatta üstlendiğimiz en önemli ve ciddi iş 'annelik' olmasına rağmen, bu konuda gayret gös­termeye, okumaya, öğrenmeye 'zahmet' gözüyle bakabiliyoruz. Oysa günümüzde bilgiye ulaşmak, bilge insanlardan faydalanmak, okumak, araştırmak çok kolay. Pek çok uzmanın yazdığı kitaplar, verdiği eği­timler, yayımladığı makaleler var. Yeter ki biz anneler üzerimizdeki ataleti silkeleyelim ve daha doğru bir ebeveynlik duruşu için her daim gayret göstermeye niyet edelim. Gerisi kendiliğinden gelecek zaten...


      İçindekiler

      Minnettarım  13
      Anneniz size bağırır ya da döver miydi? 17

      Birinci Bölüm:
      Neden Bağırıyoruz?          21
      Çocuklarımıza neden bağırıyoruz?         23
      Bağıran bir anne olmayalım çünkü         51
      Pandora'nın kutusunu açma zamanı: 'Neden öfkeliyiz?'         62
      Öfkemi nasıl kontrol ederim?        76

      İkinci Bölüm:
      Bağırmamak İçin Bir Dakika Mola!       87
      Her şeyi bırakın, sıra şimdi kendinizde! 89
      Kendimize vakit ayıralım da ne yapalım?           98
      Evimizde bir çocuğumuz daha var: Evliliğimiz  107

      Üçüncü Bölüm:
      Bağırmadan Çocuk Yetiştirmenin Yolları      113
      Bağırmayalım da tepemize mi çıksınlar?           115
      Disiplinden ne anlıyoruz?  116
      Disiplin sadece çocuk için midir? 122
      Ceza ile disiplin olur mu?  124
      Çocuklar neden olumsuz davranışlar gösterirler?        130
      Disiplinde 3D yöntemi: Doğru dil, doğru davranış, doğru an.. 133
      Doğru dil nasıl olmalı?        133
      Doğru davranış nasıl olmalı?        144
      Doğru an ne zaman olmalı?          153
      Bağırmayan anneliği bağırmayan peygamberden öğrenelim.. 156
      Son söz(leşme)        173


       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789752477117
      MarkaHayy Kitap
      Stok DurumuVar
      9789752477117
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.