• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. Sürat kargo ile çıkış yapmıyoruz.

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Çay Keyfinde Hikayeler

      Çay Keyfinde Hikayeler
      Çay Keyfinde Hikayeler
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      17,00 TL
      İndirimli Fiyat (%35,3) :
      11,00 TL
      Kazancınız 6,00 TL
      5.0 1
      11.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde
      Haber Ver

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Sarı şamua, Ciltli, 719 sayfa
      70,00 TL
      52,00 TL
      %25,7
                Stoktan Kargo 
       
        Kitap               Çay Keyfinde Hikayeler
        Yazar              Akif Bayrak
        Yönetmen      Gökhan Alperen Bayrak
        Yayınevi         Yediveren Yayınları
        Etiket Fiyatı    17 TL
        Kağıt - Cilt       2.Hamur kağıt, Karton kapak cilt
        Sayfa - Ebat    304 sayfa, 13.5x21 cm
        Yayın Yılı         2017 Yeni Baskı
        ISBN                9786055011512
       
      Yediveren Yayınları Çay Keyfinde Hikayeler kitabını incelemektesiniz.
      Akif Bayrak Çay Keyfinde Hikayeler kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

       
       Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

         Çay Keyfinde Hikayeler Akif Bayrak
        

      Biz çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz   Oğuz Atay.
       
       
      Hikâyeler... Duyguların buluştuğu sabah çayı gibidir. Kalbinize ulaşmak için sofralarınıza bol yiyeceklerle gelir.

      Demini bulmuş çay gibidir hikâyeler. Tadına varmadan önce davet kokan mesajlar verir.

      Hayatın aynasıdır hikayeler, aynanın arkasını bize göstererek hayata bakış penceremizi genişletir ve süslerler.
       
      Çay keyfinde hikâyeler büyük bir emekle hazırlanmış, sofranıza sunulmuştur.
       
      Ruhunuza ferahlık verecek hikâyeler, sayfalarda sizi bekliyor.
       
       
       
            ÖNSÖZ
       
       
      Hazırladığımız Çay Keyfinde Hikayeler, size hayatın bütün renklerinden bir demet sunuyor.
       
      Daha önce hiç okumadığınız hikâyelerle sizi düşünce denizinden alıp huzur ve ders dolu fikir bahçelerine götü­recek.
       
      Çay Keyfinde Hikâyeler, başkalarına ait hikâyelerin içinde bir parça kendimizi de bulacağımız bir çeşitleme ile hazırlandı.
       
      Kitabı bitirdiğinizde derin bir nefes alacaksınız, gele­ceğe daha hazır, daha hisli, daha sabırlı bakmaya başlaya­caksınız.
       
      Hazırlanan hikâye kitabı; sizi, umudun, yarınların, beklentilerin harmanlayarak özel bir seri şeklinde beğeni­nize sunuyor.
       
      Okuyacağınız her hikâye sizi hayata daha çok bağla­yacak, size kendinizle barışık bir ruh hali kazandıracaktır.
       
      Eşinize, dostunuza, sevdiklerinize gönül rahatlığı için­de hediye edeceğiniz bir eseri önce kendiniz okumaya ne dersiniz? 
       
       
      çay keyfinde hikayeler kitabı ndan bir bölüm
       
       
      AŞKI ÖĞRENMEK
        
      Kadının biri bir bilgeye gider;
       
      "Mutlu bir insan olmak istiyorum; fakat bir türlü dert­lerimden sorunlarımdan kurtulamıyorum ki mutlu ola­yım. Hayatım hatalarla dolu ve bu hatalar zincirinin yarat­tığı aksilikler bitmek bilmiyor. Yeni bir başlangıç yapmak istiyorum. Bana, yeni bir hayat için nereden başlayacağımı söyleyin!" der.

      Bilge; "Pekâlâ!" der. " Gerçekten söylediklerimi yapa­cak mısın?" diye sorar.
       
      Kadın hiç tereddüt etmeden; "Elbette!" diye cevap verir.
       
      "Öyleyse önce zihninde bir bahar temizliği yapalım sonra da kalbindeki çöpleri boşaltalım!" der.
      Kadın şaşırır.
       
      "Kalbimde çöplük mü var?" diye sorar saf ve temiz bir kalple.
       
      "Evet, Zihnini ve kalbin bir çöplüğe dönmüş. Onu boşaltıp, temizlemek lazım. Kalbi dolduran akıldır. Aklın çöplüklerle uğraşırsa, kalbine çöp taşır. Dünya malıyla dol­durur.
       
      Zihnini ve kalbini temizledikten sonra kalbini bir sa­ray gibi güzel bir köşk haline getireceğiz."

      "Çöp dediğiniz anlamadım, bizim bildiğimiz atıklar mı?"

      "Hayır, bu çöplük, hırs, kin, kıskançlık ve aşırı istekle­rin oluşturduğu çöplüktür. Hayatını zindana çeviren de bu çöplüktür.

      "Sonra?" der kadın.

      "Sonra; aklını iyi niyet, herkesin hakkında sadece ve sadece güzel şeyler düşünen aklınla birlikte kalbi temizle­yeceğiz. Kalbi temizleyen güzel düşüncelerdir."

      "Bütün bunları yapmak için nerden başlamalıyım?"
       
      Bilge kadına bakar tebessüm eder ve tek kelime söyler;

      "Aşkla!..."

      Pekâlâ, kalp temizlendikten sonra n' olacak?"

      "Allah kalbe girecek!"

      "Ben zaten Allah'ı seviyorum!"

      "Ama sadece dilde!..."

      "Nerden biliyorsunuz sadece dilde sevdiğimi?" "Mutsuz olduğunu söylemedin mi?" "Evet!"

      "Allah'ın bulunduğu kalp mutluluktan uçar! Derdi, so­runu kalmaz, hepsinden kurtulur, özgür olur.
       
      Bileklerin­deki bütün boş ve zararlı düşünceler, dertler zincirinden kurtulmuş olur. Bütün dertlerini ona verir, yerine derman alır!"
       
      Kadın, bilgeye umutsuzca bakar; "Benim Allah'a bakacak yüzüm yok, çok hata ve günah işledim!" der.

      Bilge kafasını iki yana sallar, kadının sözlerini reddeder;

      "Ne kadar günahkâr olursan ol! Ne kadar isyankâr olursan ol! Samimi ve kararlı bir şekilde değişmeye başlar­san, geçmişin hiçbir önemi kalmaz!"

      "Aşk dediniz, bende aşk var. Eşimi severim çocukları­mı severim, annemi babamı severim!"
       
      "İyi, bu çok iyi... Ama sevgiyi tek noktaya toplamak lazım. Sen çok dağıtmışsın. İşte birçok çöpü de bu dağı­nıklığın meydana getirmiş. Aşkı sana yeniden öğretece­ğiz. Bütün saydıklarını sevgi olabilir; ama aşk değil! Aşk ne söylendiği gibi, ne yazıldığı gibidir. Aşk Allah aşkıdır, gerisi çakmadır. Bu nedenle çok bozulur ve yenisini alırsın, o da gider başka alırsın. Bu yalan aşk seni çöplüğe çevirir."
       
      "Bir insanda gerçek ya da dünya aşkı olduğunu nerden anlarsınız?"
       
      Bilge; bu soru üzerine gülümser, kadının gerçekten aşkı öğrenmeye gönüllü olduğunu anlar.
       
      "Allah aşkı önce gözlerde belirir! Bakışlar son derece sevgi yüklüdür. Mahzun bakar. Allah bakışlar daha net gö­rülür. Kalbi Allah aşkıyla dolan insan merhametle bakar.
       
      Bu bakışlar yüze yansır. Yüzündeki cildi parlar. Bu parlak­lık öylesine güzel ve belirgindir ki, yüzün siyah, kırışık, beyaz olmasının önemi yok. Her türlü renkteki ve yaştaki yüzlerde kendini ortaya çıkarır. Yüz güzelleşir.

      Çağın insanı kozmetiğe milyar dolarlar harcar, belki bütün dünyada trilyon dolarlar...

      Allah aşkını bir keşfetseler kimse hiçbir güzellik ürünü satın almaz. Kozmetik sanayi aniden yok olur. Ayrıca Allah aşkının yansıttığı güzellik yalnız bu dünyaya ait değil, aynı zamanda vefat ettiğinde ruhla ahrete gider.

      Ve Allah aşkı her geçen gün güzelliğe güzellik katar. Şimdi aşkı yeniden öğrenmeye hazır mısın?" diye, tekrar sorar.

      Kadın büyük bir saygıyla Bilgeye baktı; "Evet, hazırım Bilgem!"

      "Şimdi söylediklerimi hiç aksatmadan tek tek uygula­yacaksın. Bu durum altı ay sürecek. Sonra tekrar bir araya geleceğiz! Gerçek aşka geçiş denemesi yapacağız. Bu tama­men senin aşkı tanıma isteğine ve gayretine bağlı...

      Altı ay sonra, ya şu kapıdan girdiğin gibi çıkar gider­sin, ya da yepyeni bir insan olarak, tertemiz bir sayfa ile hayata yeniden başlarsın. Hem de bütün dertlerinden kur­tulmuş, özgür biri olarak..." dedi.

      Bilge ve kadına yapması gerekenleri söylemeye başladı;

      "Önce kendine çok güzel bir taş bulacaksın. Nehir veya deniz kenarlarında çokça bulunur. El büyüklüğünde, renkli, sahil taşlarından olsun!

      Seçtiğin taş parlak ve güzel olmasına dikkat et. Taşı alıp eve getir. Koyduğun yer görü­nür olsun. Her odaya girdiğinde taşı gözünün görebileceği bir yere koy.
       
      Birinci ay; her akşam taşı al, bir bezle güzelce sil, ye­rine koy.

      İkinci ay taşı al başucuna koy, öyle yat. Gece her uyan­dığında elinle yokla, tekrar yat.

      Üçüncü ay; her akşam yaptığın işi gece yarısı kalk yap. Taşı eline al, onu sil, parlat yerine koy!

      Dördüncü ay; gecede iki defa kalk temizle yerine yer­leştir.

      Beşinci ay sabahları kahvaltı yaparken masanın bir ucuna koy, kahvaltı yaparken onu seyret. Evden çıkarken taşı öp, dışarı çık.
      Altıncı ayın hemen başında; taşı al bir süre seyret, ve-dalaş ve nehrin kenarına git, fırlat gitsin. Orada hiç bekle­meden sırtını dön çabucak eve gel.

      Bilgenin söyledikleri kadına saçma geldi, ama yapaca­ğına dair söz vermişti.

      Kalktı eve gitti. Ertesi gün sabah erkenden ırmak ke­narına gitti. Taş aramaya başladı. Bulduğu taşların hiçbiri bilgenin tarif ettiği taşlar değildi.

      Aramaya devam etti. Bir süre sonra sarımsı, beyaz, içinde kırmızı damarları olan mermerimsi bir taş buldu. Eliyle temizledi, ırmakta yıkadı, eve getirdi.
       
      İlk akşam Bilgenin söylediği gibi, taşı akşam tekrar te­mizledi, bir güzel silip parlattı, karşı duvarda görünür bir yerde yerini yaptı, taşı koydu.
      Bir ay her akşam aynı şeyleri yaptı, sonraki ay yastığının yanına koydu, gece uyandığın­da eliyle yokladı, tekrar yattı.

      Sonra; gecenin ortasında kalktı, taşı eline aldı, parlattı, yerine koyarak yattı.

      Daha sonra gece iki kez kalktı taşı parlattı yerine koy­du. Bu arada taş ile arasında tarif edilmez bir bağ oluşmuş­tu. Taşı artık kendinden bir parça olarak görüyordu. Bir gece taşı parlatmak için uyanamamıştı. O gün büyük bir suç işlemiş gibi gün boyu kendini suçladı.

      Bir sonraki ay sabahları kahvaltıda başucuna koydu, kah­valtısını yaptı. Evden çıkarken bir öpücük kondurarak çıktı.

      Altıncı ayın birinci günü taşı eline aldı, ona bir süre baktı, tekrar parlattı. Taş adeta ayna gibi parlaklaşmıştı. Atmaktan vazgeçmek üzereydi. "Bu kadar emek verdim, taşı her gün temizledim. Şimdi harika parlıyordu, bunu neden atayım ki!" dedi.

      Bilge aklına gelince; bilgeye; " taşı attım derim!" diye düşündü.

      Sonra bu ikiyüzlülüğünden dolayı kendini ayıpladı.

      Bilgenin söylediği gibi yapmalıyım, dedi.

      Taşı alıp nehir kenarına gitti. Tekrar taşa baktı, kalbinin üzerine bastı, istemeyerek de olsa taş yığınına doğru fırlattı taşı attı.

      Attıktan sonra sanki taşla birlikte kalbini de fırlatıp atmıştı. Çok üzüldü. Hemen hiç beklemeden geri döndü evine gitti.

      Yolda kendi kendine kızdı; "Attığım sadece bir taş. Bana neler oluyor böyle!" dedi.

      Akşam eve döndü. Odaya girer girmez, taşı her zaman koyduğu yere baktı, taş göremeyince yüreğinden bir parça koptu sandı. Kanepede oturdu, tekrar ayağa kalktı. Acısı gittikçe artıyordu.

      Yine kendine kızdı; ama kızmak acıyı kesmiyordu. Yatma zamanı gitti yatağına uzandı, uykusu bir türlü gel­medi. Hâlâ taşı düşünüyordu. Bir ara daldı, tekrar uyandı, başucunda her gece kalkıp temizlediği taşı eliyle yokladı, aradı, bulamadı. Yerinden kalkıp yatağında oturdu. Uyku­su kalmamıştı.

      O gece sabahı zor etmişti. Gün ışır ışımaz, nehre doğ­ru gitti. Attığı taşı aramaya başladı. Binlerce taşın arasında taşı bulmak zordu. Aradı aradı, bulamadı.

      Artık akşam olmuştu; ama hâlâ taşını bulamamıştı. Onsuz eve dönmek istemiyordu. Fakat yapacak bir şey yoktu. Karanlık çökmüştü.

      Yorgun argın eve döndü. İçin­deki acı, daha da artmıştı. Taşı kendinden bir parça olmuş­tu ve o parçası artık yoktu.
       
      Ertesi gün tekrar gitti bulamadı, sonraki günler ara­maya devam etti; ama bulamadı.

      Artık Leyla'sını arayan bir Mecnuna dönmüştü. En sonunda içindeki yangını söndürmek için dualar etmeye başladı. Dua ettikçe aşk acısı biraz hafifliyordu. Dua et­meye devam etti, sonunda aşkı yön değiştirmişti. Allah'a yönelmişti. Artık Allah'ı dilinde, işinde, hayatında eksik etmiyordu. Taşı unutmuş Allah'ın peşine düşmüştü. Taşın yokluğu yüreğini yangın yerine çevirmişti. Şimdi o ateş Al­lah'a yönelmişti.

      Bir gün bilgeyi ziyaret etmek istedi. Bilgenin karşısına çıktı.

      Bilge kadını görür görmez gözlerinde aşkı gördü.

      "Şimdi artık gerçek aşkı buldun. Ne bana ne başkasına ihtiyacın yok. Yolun açık olsun!" deyince, kadın sadece aşk gözyaşlarıyla şöyle dedi; "Ben aşkımdan memnunum. Acı­sı bile beni mutlu ediyor!" dedi çıkıp gitti.

      Kadın, Allah aşkını bir taşı sevmekle buldu. Allah bir insanı kendi yoluna sevk etmek isterse mutlaka bir şey ba­hane eder. Taşı olta olarak kullanan Allah, hepimiz için hiç olta kullanmadan doğrudan kendi aşkına götürsün İn­şallah!

      Gerçek aşk, bitmeyen sevda, Allah aşkıdır. Allah aşkı bazen bizi kendine çekmek için dünyevi aşkları bir olta gibi kullanır.
       
      Dünyevi aşklar gerçek aşkı ateşlemek için bir tutuş-turucu görevi yapar. Dünyevi aşkların aşka adım atmanın bir başlangıcıdır. Bazı insanlarda hep dünya aşkı kalır, bazı dünyevi aşklar ilahi aşka dönüşür. ( çay keyfinde hikayeler kitap , çay keyfinde hikayeler , yediveren yayınları , akif bayrak hikayeler kitabı , seçme hikayeler  )
       
       
       
      Yediveren Yayınları Akif Bayrak çay heyfinde hikayeler kitabını incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055011512
      MarkaYediveren Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9786055011512
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.