• Tüm Kategoriler
    • Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 


      VE KUVEYT TÜRK KREDİ KARTLARINA VADE FARKSIZ 4 TAKSİT BAŞLAMIŞTIR.


       

      Efendimizi Sahabe Gibi Sevmek, Cep Boy

      Efendimizi Sahabe Gibi Sevmek, Cep Boy
      Görsel 1
      Fiyat:
      6,00 TL
      İndirimli Fiyat (%41,7) :
      3,50 TL
      Kazancınız 2,50 TL
      3.50 www.goncakitap.com.tr
      0,88 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
               Stoktan Kargo

      Kitap            Efendimizi (s.a.v) Sahabe Gibi Sevmek, Cep Boy
      Yazar           Muhammed Emin Yıldırım
      Yayınevi       Siyer Yayınları 
      Liste Fiyat    6 TL
      Kağıt Cilt      2.Hamur - Karton Cilt
      Sayfa Ebat   248 sayfa, 9.5x13.50 cm. - Cep Boy
      Yayın Yılı     2016

      ISBN            9786059283762   

       
      Muhammed Emin Yıldırım Cep Boy Efendimizi Sahabe Gibi Sevmek kitabı nı incelemektesiniz.   
      Siyer Yayınevi Efendimizi Sahabe Gibi Sevmek kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


         Söz Başı

      Hz. Peygamber'in kendisi için nasıl bir değerde olduğunu çok iyi bilen bir Müslüman, O nu sevmek için büyük bir gayret ortaya koyar ve sevgi iddiasını is­patlayacak işler yapmanın ızdırabını çeker. Böyle bir Müslüman için en büyük ideal, görmeden sevdiği, âşık olduğu ve sevdası ile yandığı peygamberini bir gün görebilmek ve Onun bizzat kendi­sine: "Ya Resulallah! Seni çok seviyorum." diyebilmektir

      Peki, bu cümleyi, bizzat Efendimize söyleseydik acaba bize nasıl bir karşılık vereceğini hiç düşündük mü? Ne derdi? Bu sözümüzü hiç duymazlıktan gelip, bizi söylediğimize pişman mı ederdi? Yoksa "Sevginde ciddi isen hani bunu ispatlayacak şeyler?" der, bizden başka şeyler mi isterdi? Ya da hepimizin asıl duymak istediği o cümleyi, bize söyleyerek: "Ben de sizi çok seviyorum." mu derdi?
       
      Bu konuda birçok tahminde bulunmamız mümkündür. An­cak bu tahminlerin hepsi havada kalacak, hiçbiri bizim merakı­mızı gider(e)meyecek; hepsinden öte belki bize haddimizi aşan kelimeler söylettirecektir. Çünkü Efendimiz'in konuşma­dığı bir alanda konuşmak, O'nun adına tahminlerde bulunmak; Hz. Peygamber'i kendi farazalarımıza göre konuşturtmaktır. Böyle bir şey, O'nu dinlemek değil, Ona kendi görüşlerimizi dinletmektir. Dolayısı ile karşılaştığımız tüm soru ve sorunlarda ilk sormamız gereken şey, Efendimiz'in o alanda bize bir beyanda bulunup bulunmadığı veya o alanda bize yaşanmış ve yaşayan bir miras bırakıp bırakmadığı olmalıdır.

      Bu temel kaide/ilkeden hareketle, Efendimiz'in (sav) nebevi terekesine, asıl öğrenmek istediğimiz soruyu sorsak ve desek ki: "Birgün Efendimiz ile karşılaşsak ve O'na sevgimizi beyan etsek bize nasıl bir cevap verir?"  Buyurun bunun cevabını beraberce okuya­lım:

      Sahabenin yiğitlerinden Abdullah b. Muğaffel[1]'[ 2] naklederek diyor ki: "Sahabeden biri, bir gün Efendimiz'in (^)  huzuruna geldi ve gür bir seda ile: "Ya Resulallah! Allah'a yemin ederim ki ben seni çok seviyorum." dedi. Efendimiz, o sahabîye şöyle bir baktı ve dedi ki: "Sen ne dediğinin farkında mısın?" Sahabî, ne dediği­nin farkında ve gayet kendinden emin biri olarak cümlesini bir daha tekrar etti: "Ya Resulallah! Allah'a yemin ederim ki, ben seni çok seviyorum."

      Efendimiz (sav) bir daha aynı sözü söyledi: "Sen ne dedi­ğinin farkında mısın?" Sahabî, üçüncü kez cümlesini tekrarla­dı: "Ya Resulallah! Allah'a yemin ederim ki ben seni çok seviyorum." Efendimiz, o sahabîdeki kararlılığı görünce, gerçek sevginin ne olduğunu öğretircesine dedi ki: "Eğer beni seviyorsan, o hâlde fakirliğe karşı hazırlıklı ve zırhlı ol. Çünkü fakirlik, beni se­vene yüksekten inen bir selden daha çabuk ulaşır."[2]

      İşte Efendimiz'in: "Seni çok seviyorum." diyene verdiği cevap böyle bir cevaptı. Elbette Efendimiz'in bu cevabı çeşitli açılardan ele alınıp incelenebilir.[3] Ancak biz, asıl üzerinde du­racağımız konu itibari ile hadise bakarsak çok rahatlıkla söyleye­ceğimiz bir şey var ki; o da Efendimiz'in dünyasında sevgi, çok da ucuza elde edilebilecek bir şey değildir. Peki, neden? Bunun neden böyle olduğunu biz, Efendimiz'in hayatına baktığımız za­man hemen anlayabiliyoruz.

      Düşünün, Allah Resulü vahye muhatap olduğunda kırk yaşlarındaydı. O güne kadar; Radîatü'l-Kâbe/ Kabe'nin Süt Kardeşi diye isimlendirilen Mekke'nin en güzel evlerinden birin­de oturmaktadır/41 Mekke'nin ve civar pazarların sözüne itibar ettiği çok iyi bir tüccardır. Şahsi sermayesi olmasa bile hanımı 
      Hatice'nin sermayesinden dolayı hali vakti çok iyi olan biridir. Toplumunun el-Emin deyip her sözüne değer verdiği, hakemliği­ne başvurduğu ve herkesin çok sevdiği birisidir.

      t2) Tirmizi, Zühd, 36
      [3] İmam Nevevî, Riyâzü's-Sâlihin, c.3, s. 233,234
      [4] Yemânî, Muhammed Abduh; Ümmul-Mü'minîn Haticetü Bintü Huveylid Seyyidetünfî Kalbi'l-Mustafa, s. 37

      Böyle bir konumda olduğu bir zaman diliminde Miladi 610'da, bir pazartesi gecesinde/Kadir Gecesinde Cebrail ile Hira mağarasında görüşüp, ilahî kelamın ilk beş ayetinin muhata­bı olup, büyük bir dehşetle evine gelip, Hz. Hatice'nin (*"1") kol­larına kendisini attıktan sonra hayatı tamamen değişmişti. Dün dost olanlar bir anda düşman olmuş; dün sözüne itibar edenler, bir anda O nun sesini kısmak/kesmek için ellerinden geleni yap­maya başlamış; dün O nunla ticaret yapanlar bir anda O nu mu­hasara altına alıp her türlü ilişkilerini kesmişlerdi.

      Peki, bir anda ne değişmişti ki Efendimiz'in etrafında böyle köklü değişiklikler olmuştu? Değişen belliydi. Dün sade­ce Muhammedü'l-Emin olan zat, bugün Muhammed Resulullah olmuş, hakkın ikamesi için seferber olmuştu. Hakkın ikamesi, batılın izalesi demekti. Batıl izale edilmeye başlayınca da o güne kadar batıla taraftar olanların rahatsızlığı başlamıştı. Çünkü, gön­derilen tüm peygamberler, insanlığa dünyada cenneti yaşatmak için değil, asıl cennete insanları ulaştırmak için gelmişlerdir. Dolayısı ile peygamberler insanları "rahat ettirmek" için değil, "rahat­sız etmek" için gönderilmişlerdi. Böyle olunca da peygamberleri sevenler, peygamberlerin yolundan yürümeye çalışanlar, bazı bedelleri ödemeye hazır olmalıydı. İşte Efendimiz bunu be­yan etme adına; "Eğer beni seviyorsan o hâlde fakirliğe karşı hazırlıklı ve zırhlı ol. Çünkü fakirlik, beni sevene yüksekten inen bir selden daha çabuk ulaşır." demişti.

      Hadiste ifade edilen fakirlik, sadece maddi fakirlik değil, bu­nun yanında sevginin ispatı için ortaya konacak amellere göre başa gelecek bela ve musibetlere karşı sabır göstermektir. Çünkü "Seni seviyorum." demek; bir iddiaydı; her iddia sahibinden ispat istediği gibi, bu iddia da ispat istemekteydi. İspatı ortaya konma­mış iddialar, sadece havada kalan, hiçbir fayda sağlamayan sözle­re dönüşürdü.

      İşte biz bu kitapta sevgilerimizin havada kalmaması adına gerçekten "Hz. Peygamber (
      sav) nasıl sevilir?" bunu öğrenme adına, sevginin kahramanları olan Sahabe neslinden yani bu işin ehli olan o yiğitlerden peygamber sevgisini öğrenmeye çalışacağız.


      Kitabımız, giriş bölümü ile beraber, toplam beş bölümden oluşmaktadır. Bizler;

       
      • Giriş Bölümünde; sevgi ahlakını,
      • Birinci Bölümde; Efendimiz'i neden ve nasıl sevmemiz gerektiğini,
      • İkinci Bölümde; Efendimiz'i sahabenin nasıl sevdiğini,
      • Üçüncü Bölümde; Efendimiz'in sahabeyi nasıl sevdiği­ni,
      • Dördüncü Bölümde; Efendimiz'in ümmetini nasıl sev­diğini anlamaya/anlatmaya çalışacağız.
      Kitabımızda bölüm başlıkları değişse de taraflar (seven ve sevilenler) değişse de değişmeyecek tek şey; sevgi olacak, sevgi konuşulacak, sevgi öğrenilecektir.

      Eserde vurgulamak istediğimiz esas konu; sevginin kahra­manları olan sahabenin, Efendimiz'i nasıl sevdiklerini ör­nekleriyle görerek/göstererek, onların dünyasından kendi dünya
      mıza izler taşıyabilmektir. Sevgileri yolunda büyük fedakârlıklar yapan o güzide nesil, kendilerinden sonra gelen tüm müminlere bu işin ucuz ve basit olmadığını hayatları ile göstermişlerdir. Bize düşen ise onları doğru anlama ve anlatmak çabası içeri­sinde olarak, onların hatıralarını duygusal atmosferlerin hakim olduğu meclislerin süslü laflarına mahkum etmeden, hayatların­dan örnekler alarak günümüz dünyasında da yaşanabilirliğinin imkânlarını üretmektir.

      Sizleri sahabenin o dirilten ikliminde gerçek sevgiyi öğren­meye yolcu ederken, Efendimiz'i sahabe hasbiliğinde sevebilmeyi bizlere nasip etmesini Rabb'imizden niyaz ediyoruz.

      Kusurdan beri olmayan bu çalışmamızın, Efendimiz'in (sav) gerçek manada sevilmesine küçük bir katkı sağlaması, bizler için en büyük kazançtır.
      Çaba ve gayret bizden, netice ve karşılık Rabb'imizdendir.

      Muhammed Emin Yıldırım
      27 Safer 1432
      2 Şubat 2011
      Eyüp/İstanbul
       
      [1]'1 Ebû Said veya Ebû Ziyad künyesi ile tanınan Abdullah b. Muğaffel, Medine-lidir. Tevbe Sûresinin 92. ayetinin onun ve ona benzeyen diğer sahabîlerin hakkında nazil olduğu ifade edilir. Efendimiz'in (^) kutlu lisanından 43 tane hadis rivayet etmiştir. Hicri, 59/Miladi, 679'da Basra'da vefat etmiş, cenaze namazını vasiyeti gereği sahabeden Ebû Berze el-Eslemî kıldırmıştır. Hakkında daha fazla bilgi için bkz: İbn Hacer, el-îsabe, c.2, s. 1127, 1128; İbn Esir, Usdul-Ğabe, c. 3, s. 395,396.
      [2]'1 Ebû Said veya Ebû Ziyad künyesi ile tanınan Abdullah b. Muğaffel, Medine-lidir. Tevbe Sûresinin 92. ayetinin onun ve ona benzeyen diğer sahabîlerin hakkında nazil olduğu ifade edilir. Efendimiz'in (^) kutlu lisanından 43 tane hadis rivayet etmiştir. Hicri, 59/Miladi, 679'da Basra'da vefat etmiş, cenaze namazını vasiyeti gereği sahabeden Ebû Berze el-Eslemî kıldırmıştır. Hakkında daha fazla bilgi için bkz: İbn Hacer, el-îsabe, c.2, s. 1127, 1128; İbn Esir, Usdul-Ğabe, c. 3, s. 395,396.



       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786059283762
      MarkaSiyer Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786059283762
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.