• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt

      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      El Beğavi Tefsiri, 8 cilt
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Görsel 6
      Görsel 7
      Görsel 8
      Görsel 9
      Görsel 10
      Görsel 11
      Fiyat:
      650,00 TL
      İndirimli Fiyat (%51,1) :
      318,00 TL
      Kazancınız 332,00 TL
      4.5 2
      318.00 www.goncakitap.com.tr
      79,50 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Kargo Bedava

      Kitap             Beğavi Tefsiri, Mealimut Tenzil
      Yazar            Ebu Muhammed Muhyissünne el Huseyn b. Mesud b. Muhammed el-Ferra el Beğavi
      Tercüme        A. Alpaslan Tunçer, Nurgül Özdemir, Ayşegül Özdemir
      Yayınevi        Karınca Polen Yayınları    
      Tahkik            Muhammed Abdullah en-Nemir, Dr. Osman Cuma Dumeyriyye, Suleyman Musellem el-Haraş
      Kağıt Cilt       Sarı Şamua - Lüks Ciltli, 8 cilt takım, Türkçe Tefsir  
      Sayfa Ebat    4.912 Sayfa - 17x24 cm
      Yayın Yılı       2018 Yeni Baskı



      Polen Yayınları El Beğavi tarafından yazılan Beğavi Tefsiri kitabı nı incelemektesiniz.
      8 cilt Mealimut Tenzil Beğavi Tefsiri hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2



           TAHKİK EDENLERİN ÖNSÖZÜ

      Hamd yalnızca Allah'a aittir. O'na hamd ederiz, O'ndan yardım, hidâyet ve af dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidâyete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa onu hidâyete iletecek yoktur.

      Şehadet ederiz ki Allah'tan başka ilâh yoktur, O'nun hiçbir ortağı yoktur. Yine şehadet ederiz ki Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) O'nun kulu ve Rasûlüdür.

      Allah'ın kitabıyla yaşamak, Allah'ın kendisine nimet verdiği kimselerin ulaştığı bir durumdur. Bu yüce kitabı kendisine önder edinen kişi ne mutlu­dur! Müslüman, onun âyetlerini okuyup düşünür ve böylece hidâyete ulaşır. Bu şekilde yaşayan kişi mutlu bir kişi, böyle fertlerden oluşan bir toplum da elbette mutlu bir toplum olacaktır. Buna mukabil kendisini bu hidâyetten mahrum kılan, hayatını sağa sola savrularak rastgele yaşayan, ömrünü boşa harcayıp hem dünyasını, hem de ahiretini kaybeden kişi de ne mutsuz kişi­dir!

      "De ki: "Amel bakımından en çok zarara uğrayan, iyi şeyler yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları boşa giden kimseleri size haber verelim mi? İşte onlar Rabblerinin âyetlerini ve ona kavuşmayı inkâr eden ve bu yüzden amelleri boşa gidenlerdir. Artık kıyamet günü onlar için bir tartı tutmayız." el Kehf': 103-106

      Bu yüce kitapla geçirilen her vakit berekettir, zira insan Rabbinin sözleri ile vaktini geçirmektedir. Onunla vaktini geçiren mü'min Rabbiyle konuş­tuğunu fark edip derecesinin yükseldiğini, ilâhi gözetimin kendisini kuşatıp saadet ve kurtuluşa doğru götürdüğünü hisseder. Yine o, bu kitabı indirenin onunla, hem ilk nesli, hem de sonraki nesillerden onu en güzel şekilde hayatlarına aktaranları nasıl bir konuma yücelttiğini fark eder. Böylece Kur'ânın, kişiler ve toplumlar üzerindeki derin etkisini hisseder. Onu kimlerden miras 
      aldığını ve aldıktan sonra üzerine düşenin ne olduğunu anlayınca bu kitabın sırları üzerinde durur. Zira bu kitap fertlerin ve toplumların yapılarını yeniden şekillendirmiş, onlardan yepyeni, örnek olacak seçkin topluluklar oluştur­muştur.

      Allah'ın kitabıyla yaşayan kimse, Arap toplumları arasında fasih Arap­ça yerine halk dilinin kullanılmasını isteyenlerin bu girişimlerinin ne boyutta bir tehlike arz ettiğini fark eder. Zira onların gramer kurallarının zorluklarını öne sürerek ortaya attıkları bu talep, ümmetin Allah'ın kitabıyla olan bağını kopararak onu hidâyet kaynağından uzaklaştıracak ve yolunu kaybetmesine sebep olacak bir girişimdir.
      Ancak Allah azze ve celle kitabını koruyacağını bizlere va'detmektedir:

      "Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik, onun koruyucusu da elbette biziz. "el Hicr:9

      "Onu (vahyi) almak için dilini acele hareket ettirme (onu tekrar etmek­te acele etme). Şüphesiz onun toplanması (senin kalbine yerleştirilmesi) ve okunması bize aittir. O halde, biz okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. Sonra şüphesiz onu açıklamak da bize aittir.  El-kıyame 16-19

      Evet, bu kitabı ortadan kaldırmaya yönelik tüm çabalar başarısız kalmış­tır ve başarısız olmaya da devam edecektir. O ezberlenmiş olarak kalplerde, yazılı olarak da satırlarda korunmuştur. Ve Allah'u Teâlâ bu ümmete, kitabını anlamasına yardımcı olması için onun açıklamasını Rasûlullah'tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) aktaracak kimseler bahşetmiştir.

      İmam Beğavi, Mealimu't-Tenzil adlı bu tefsiriyle Allah'ın kitabına en ha­yırlı hizmetleri sunan kimseler arasına girmiştir. Sonraki bölümde imamın tefsirdeki metodundan bahsederken açıklayacağımız gibi, âyetlerin tefsirini yaparken rivâyetlere dayanmıştır.
      Eski taş baskısından ve İbn Kesir'in tefsiriyle el-Hâzinin4 tefsirinin hâşiyelerinde basılmasından sonra, kendisinden daha fazla faydalanılması amacıyla müstakil bir eser olarak tahkik edilmiş şekliyle eserin yayınlanma­sını arzu ettik. Araştırmalarımız sonucunda, el-Haremu'l-Mekkî kütüphane­
      sinde el yazması nüshasını bulduk ve kopyasını aldık. Sonra değerli hocamız Abdulkadir el-Arnaut'tan (Allah onun ilmini bereketlendirsin) el-Mektebetu'z-Zahiriyye'de bulunan el yazması nüshanın bir kopyasını göndermesini rica ettik. O da bizi kırmayarak isteğimizi yerine getirdi ve bu işe girişmemiz ko­nusunda bizi teşvik etti. Biz de müslümanların bu esere olan ihtiyaçlarını ve âlimlerin bu esere ve müellifine yaptıkları övgüleri bildiğimiz için yaptığımız işin öneminin farkında olarak işe başladık. Bir merhale katettikten sonra iki değerli kardeşimizin bu kitabın tahkikini yaptıklarını ve eserin basım yolunda olduğunu işittik. Biz de enerji ve zaman israfına gerek yok diyerek çalışmamı­zı durdurduk. Tâ ki eser dört cilt halinde elimize ulaşıncaya kadar. Çalışmayı incelediğimizde bir hayli şaşırdık. Zira kitap olması gereken gibi hazırlanma­mıştı. Matbu bir nüsha esas alınmıştı ve içerisinde hatalar vardı. Hadisler Beğavî'nin senetleriyle verdiği çok azı hariç tahric edilmemişti. Ayrıca yazım hataları, el yazması nüshaya göre eksikler ve fazlalıklar bulunmaktaydı.

      Kitabın bazı bölümlerini ilim ehli kimselerle birlikte inceledikten sonra onlarla birlikte, daha önceden başlamış olduğumuz çalışmayı tamamlamaya karar verdik. Yüce kitabına hizmet konusunda Allah'tan yardım ve başarı dileyerek çalışmaya başladık.

      Bu çalışma esnasında yönlendirmeleriyle bize yardımda bulunan değerli hocamız Dr. Muhammed Edip Salih'e teşekkürü bir borç biliriz. Allah ondan razı olsun ve ümmete onun gibi faydalı insanlar bağışlasın. Ayrıca eserin el-Mektebetu'z-Zahiriyye'de bulunan el yazması nüshasını elde etmemize yardımcı olan değerli hocamız Abdulkadir Arnaut'a, çalışmayla ilgili görüş­lerini ve değerlendirmelerini esirgemeyen kardeşimiz Dr. Musfir Gurmallah ed-Demimi'ye, kontrol ve gözden geçirme işlemlerinde bizimle uzunca vakit harcayan kardeşimiz mühendis Muhammed Yasir Safer el-Halebi'ye teşek­kürlerimizi sunuyoruz.

      Son olarak da eseri bu yeni şekliyle yayınlayan Daru Taybe'nin sahibi değerli kardeşimiz Abdulaziz İbn Nasır el-Culeyyil'e teşekkür ediyoruz.

      Allah, nebimize, onun âline ve ashabına salât ve selam etsin.

       
       
           BEĞAVÎ'NİN TEFSİRDEKİ YÖNTEMİ

      Mealimu't-Tenzil adlı eser, orta yolu tutmuş bir kitaptır. Yazar, kitabında sahâbelerin, tâbiunun ve sonraki âlimlerin tefsirlerini aktarmıştır. Eser, en gü­zel ve en seçkin tefsirler arasındadır. Aktarılan rivâyetler genel olarak sahih rivâyetlerdir, âyetlerin açıklamalarında kapalılık ve karmaşıklık yoktur. Ço­ğunluğu sahih olmak üzere âyetin tefsiriyle ilgili Rasûlullah'tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelen hadisler de aktarılmıştır.

      Allame İbn Teymiyye şöyle der: "Beğavî'nin tefsiri, Sa'lebî'nin tefsiri­nin muhtasarıdır. Ancak o tefsirini uydurma hadislerden ve bid'at fikirlerden korumuştur." Kendisine "ez-Zemahşeri'nin tefsiri mi, Kurtûbî'nin tefsiri mi yoksa Beğavî'nin tefsiri mi 'Kitap ve Sünnet'e daha uygundur?" diye sorul­duğunda: "Hakkında sorulan üç tefsirin bid'atlerden ve zayıf hadislerden en uzak olanı Beğavî'nin tefsiridir"[1] demiştir.

      Beğavî, kitabının mukaddimesinde şöyle der:
      "Yakın arkadaşlarımdan bir grup ilim öğrenmek için bana gelerek vahyin işaret ettiği anlamlar ve âyetlerin tefsiri ile ilgili bir kitap yazmamı istediler. Allah'ın yardımını ve kolaylaştırmasını dileyerek, Rasûlullah'ın da (sallallâhu aleyhi ve sellem) vasiyetine uyarak onların isteklerine icabet ettim. Zira Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ebû Said el-Hudri'nİn (radıyallâhu anh) rivâyet ettiğine göre şöyle demektedir:   "Yeryüzünün başka bölgelerinden insanlar size gelir ve dini anlayıp öğrenmek isterler. Böyle kimseler size geldiklerinde onlarla ilgilenip kendilerine güzel davranın. "[2] İlmi derlemek konusunda selefin yolu­na tâbi olarak, bizden sonrakilere ilim bırakmak amacıyla..."

      Allah ondan razı olsun, Rasûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) vasiyeti­ne uyarak öğrencilerinin ve arkadaşlarının isteğine icabet etmiş, ilmi yazma konusunda selefi salihîn'in yoluna uymuştur. Şöyle der: "Allah'ın en güzel 
      şekilde yardım etmesiyle, benden istekleri üzerine orta halde, yani uzun ve bıktırıcı olmadığı gibi, kısa ve anlaşılmaz da olmayan bir kitap ortaya koy­dum. Okuyanlara faydalı olmasını diliyorum."[3]
       
      İmam Beğavî'nin metodunu şöyle özetleyebiliriz:
      1. Ayetin tefsirini en kolay ve özlü kelimelerle yapmış, dilde abartı ve uzatmalara girmemiştir. Anlamını ortaya koymak için kelimenin aslına ve mastarına değinerek sadece anlaşılmayan kelimenin üzerinde durmuş, bunu yaparken de başka âyetleri, hadisleri, sahâbeden ve tâbiinden ulaşan rivâyetleri ve dilcilerin sözlerini delil getirmiştir.
      2. Anlamları açıklarken en sağlam yolu tutarak Kur'ânı Kur'ânla, hadis­lerle ve sahâbe sözleriyle açıklamış, bunların yanında tâbiinin ve müctehid âlimlerin sözlerini almıştır. Kur'ân'ın bazı âyetleri diğerlerini açıklayıcıdır. Bir âyette kısa ele alınmış bir konunun başka bir âyette ayrıntılı anlatıldığı, yine genel anlamlar ortaya koyan bazı âyetlerin başka âyetlerle anlamlarının tah­sis edildiği olmuştur.

      Yine onun, âyetteki bir kelimeyi açıklarken aynı kelimenin geçtiği âyetleri bir araya getirdiğini görürüz. Örneğin "Onları tuğyanları içerisinde şaşkınca dolaşır halde bırakır." el-Bakara: 15 âyetindeki "uzatma, sürdürme" anlamında­ki (!>) kelimesinin geçtiği şu âyeti de vermiştir: "Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız." meryem: 79  Sonra yine içerisinde aynı kelime geçen şu âyeti verir: "...mal ve oğullarla gücünüzü arttırdık."el isra: 6 ve kelimenin bu âyetteki kullanım farkını açıklar.

      Yine bir başka âyette şöyledir: "Kalplerinde hastalık vardır ve Allah on­ların hastalıklarını artırmıştır." el Bakara: 10 Ayetin tefsirinde şöyle der: "Çünkü Kur'ân âyet âyet inmiştir. Onlar her bir âyeti inkâr ettiklerinde küfürleri de artıyordu. Bu, Allah'u Teâlâ'nın şu sözündeki anlam gibidir: "Kalplerinde hastalık olanlara gelince, onların pisliklerini (küfürlerini, nifaklarını) artırır."  et-Tevbe: 125

      İmam Beğavî'nin tefsirde sünneti dayanak alması, onun tefsirinin en belirgin özelliklerindendir. Nasıl öyle olmasın ki, o 'Muhyissünne' (sünneti dirilten) olarak isimlendirilmiştir. Tefsiri, onun seçerek ve senetleriyle birlik­
      te rivâyet ettiği hadislerle doludur. İsnadını vermeden rivâyet ettiği hadisler çok azdır. Yine aktardığı hadisler arasında zayıf hadis çok az bulunmaktadır. Bir âyetin tefsirinde birden fazla hadis rivâyet ettiğini görürüz. Örneğin: "Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sokmasınız diye size de farz kılındı." el Bakara: 183 âyeti veya "Şairlere gelince, onlara sapmış olanlar uyar." ^-Ş"3» 224 âyetinin tefsirinde olduğu gibi.

      3-Aşırıya gitmeksizin kıraat farklılıklarına değinmiştir. Bunu da, kıraat farklılığının manayı değiştirdiği durumlarda yapmıştır. ( ) âyetinde olduğu gibi. Şöyle der: "Medineliler ve Asım ( ) "vekarne" şeklinde kâf harfini fetha ile okumuşlar, başkaları ise bu harfi kesralı ( ) "vekırne" olarak okumuşlardır. Fethalı okunduğunda anlamı 'Evlerinizde kalın olur.[4] Kesralı okunduğunda ise (  ) 'Vakar' kelimesinin emir kipidir ve anlamı  'Vakar ve sükûnet sahibi oluri anlamındadır ve doğru olan anlam da budur.
      Bir kimse sükun ve mutmainlik içerisinde olduğunda
      ) "vakara fulan" denilir."

       
      1. Ehli Sünnetin ve onlara muhalif olanların görüşlerini vermiş, Ehli Sünneti destekleyerek naklî ve aklî delillerle onun doğruluğunu ispatlamıştır. "Gözler O'nu idrak edemez."  Enâm: 103 âyetinin tefsirinde Allah'u Teâlâ'nm görüleceğini söyleyerek şu âyetleri delil getirmiştir: "Kimi yüzler o gün pı­rıl pırıldır. Rabblerine bakarlar." El kıyame: 22-23 "Hayır, şüphesiz o gün onların Rabblerini görmeleri engellenmiştir." el kıyame15 "Güzel amellerde bulunanlara güzel karşılık, bir de fazlası vardır." Yunus:26 Rasûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sel­lem), "bir de fazlası" ifadesiyle bildirileni "Allah'ın görülmesi" olarak açıkla­masını delil getirir. Arkasından Allah'ın görülmesiyle ilgili hadisleri sıralar ve "idrak" ile "ru'ye" (görmek) arasındaki farkı anlatır.
       
      1. Fıkhî görüşlere oldukça önem verdiği açıklamalarından anlaşılacaktır. Fakihlerin görüşlerini uzunca aktarır ve sonunda Şafiî mezhebinin görüşünü tercih eder. Kendisi de Şafiîlerin fakihlerindendir. Bazen de görüşleri tercih yapmaksızın aktarır. Okuyucu tüm bunları okurken fark edecektir.

      Bazı yerlerde İsrailiyyattan olan rivâyetleri aktarır. Başka tefsirlerle kı­yasladığımızda bu tür aktarımlar oldukça azdır. Ancak kimi yerde hiçbir yo­rum yapmadan bunları aktarmıştır. Hârut ve Mârut kıssasında yaptığı gibi.[5] Veya "Davud, Câlût'u öldürdü." el Bakara: 251 âyetinin tefsirinde Dahhâk'tan aktardığı rivâyet gibi. Başka yerlerde de bu tür rivâyetleri almıştır. Yeri geldi­ğinde dipnotlarda bunlara işaret edilecektir.

      Burada İsrailiyyatın üç kısma ayrıldığını belirtmekte fayda vardır. Bun­lar:
      1. Elimizdeki diğer sahih rivâyetlere uygun düşmesi sebebiyle doğru ol­duğunu anlayabildiğimiz türden rivâyetler. Bunlar sahih kabul edilir.
      2. İslâm şeriatının bildirdiklerine ters düşenler. Bunların rivâyet edilmesi doğru olmaz.
      3. Birinci kısma da ikinci kısma da girmeyenler. Bunlar hakkında sahih yahut sahih değil demeyiz. Akideyle ve hükümlerle ilgili olmadığı sürece ak­tarılmasında bir sakınca yoktur.

      Buhârî, "Bakara Sûresi'nin Tefsiri"nde "Allah'a ve bize indirilene iman ettik deyin" isimli bâbda ve "el-İtisam"da "Rasûlullah'ın 'Ehli Kitaba bir şey hakkında sormayın' sözü" bâbında şu hadisi rivâyet eder: Ebû Hurey-re (radıyallâhu anh) şöyle der: Ehli Kitap, Tevrat'ı İbraniceden okuyup Arapça olarak müslümanlara açıklıyorlardı. Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle dedi: "Ehli Kitabı ne tasdik edin ne de yalanlayın, deyin ki: "Allah'a ve bize indirilene iman ettik..."

      En doğru olan, müfessirin bu tür rivâyetleri (son iki maddeye giren tür­leri) almamasıdır. Faydasız olup, asıl dayanılması gereken temel şeylerden uzaklaştıran şeylerin terk edilmesi daha sağlam ve güvenilir bir yoldur.

      7- Yine onun Kelbî'den çokça rivâyette bulunduğunu görmekteyiz. Tam adı 'Ebû Nadr Muhammed İbnu's-Saib İbn Bişr İbn Amr İbn Abdi'l-Haris Kelbî'dir. Kûfe'lidir. 146 yılında Kûfe'de vefat etmiştir. Mu'temir b. Süley­man babasından şöyle aktarır: 'Kûfe'de iki yalancı vardı, bunlardan biri Kelbî'dir.'[6]
       
      Ancak Beğavî, Kelbî'den aktardığı rivâyetleri âyetin anlamını verirken dayanak olarak kabul etmemiştir. Zira kendisi hadis ehli, rivâyetleri araştıran birisidir. Sahih rivâyetlerle uyuşan güzel ifadeler olduğunda bunları ek olarak almış, konuyla ilgili rivâyetleri çoğaltmak ve bazen de âyetin anlamıyla ilgili olarak neler söylendiğinin bilinmesi amacıyla bunu yapmıştır. Yani herhangi bir âyetin tefsirini sırf Kelbî'den aktardığı sözlere dayandırmamıştır.
       
       
      YAYINA HAZIRLAYANLARIN İZLEDİĞİ YÖNTEM

      Bu değerli eseri yayına hazırlamada izlediğimiz adımları şu şekilde sıra­layabiliriz:

       
      1. Baskıya hazırladığımız metin, müellifin yazmış olduğu asıl metin oldu­ğuna kanaat getirdiğimiz metindir. Bunu yaparken tahkikte el yazması nüs­halardan birini esas aldık. Asıl nüshayı esas almakla birlikte "B" nüshasıyla da karşılaştırdık. Herhangi bir kelimede farklılık olduğunda asıl nüshadakinin doğru olmadığına kanaat getirdiğimizde, doğru olanı yazıp bunun asıl nüs­hada farklı olduğunu dipnotta belirttik. Bazı kelimelerde manayı etkilemeyen farklar olduğunda[7], kitabın hacminin büyümemesi ve gereksiz ayrıntılarla dipnotları çoğaltmamak için bunlara dipnotta işaret etmedik.
      2. Müellifin, âyetlerin tefsirinde delil olarak getirdiği âyetlerin hangi sûrede geçtiği ve âyet numaralarını ekleyerek asıl tefsir edilen âyetlerden ayırt edilmesi için farklı parantez kullanarak yazdık.
      3. Metinde geçen Rasûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) hadislerinin ayrıntılı olarak tahricini yaptık, kitap, bâb, cüz ve sayfa numaralarını verdik ki gerektiği durumlarda asıl kaynaklardaki geçtiği yerlere kolayca ulaşılabilsin.
      Eğer hadis Sahihaynda veya bunlardan birinde ise sadece bu kaynakta­ki yerini vermekle yetindik. Zira bu ikisinde geçen hadislerin sahihliği kabul edilen bir şeydir. Ümmet bu iki hadis kaynağını sahih olarak kabul etmiştir. Ancak eğer hadis bu ikisinde geçmiyor da diğer kaynaklarda geçiyorsa, örne­ğin sönenlerde, musannaflarda veya müsnedlerde geçiyorsa, âlimlerin hadis hakkındaki tenkitlerini aktardık. Örneğin hafız İbn Hacer, Munzirî, Heysemî ve diğerlerinin görüşlerini aktardık. Zayıf ve uydurma hadislerin -ki bunlar çok azdır- hükmünü ve illetlerini ayrıntılı olarak aktardık.

      Hadisler Sahihaynda veya diğerlerinde olsun, musannif (Beğavî) bunu "Şerhu's-Sünne" adlı kitabında tahric etmişse oradaki yerine de işaret ettik.
       
      Bunu yaparken, hadislerin senetlerindeki ravi zinciriyle ilgili birçok hatayı da düzeltme imkanı bulduk. Ayrıca bu Beğavî'nin hadis ve onun anlamıyla ilgili görüşlerini de anlamayı kolaylaştırmış olmaktadır.
      1. Esbabı Nüzûl ile veya âyetlerin nüzûlü ile ilgili rivâyetleri, bunların hadis kitaplarındaki, Esbabı Nüzûl kitaplarındaki ve diğer tefsir kitaplarındaki kaynaklarını belirttik: ed-Durru'l-Mensur, Tefsiru't-Taberî ve Tefsiru İbn Kesir gibi.
      2. Bir görüşün tercih edilmeyen görüş olduğunu bildirmek veya İsrailiyyattan olan rivâyetlere dikkat çekmek gerektiğinde bununla ilgili dipnotlar düştük.
      3. Okuyucuya, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak amacıyla metnin düzenini, noktalama işaretlerini tekrar gözden geçirdik ve gereken değişik­likleri yaptık.
      4. Kitaptan daha kolay faydalanılabilmesi, bir âyetin tefsirinin aranması durumunda daha çabuk ulaşılması için sayfanın üst kısmına sûre ismi ve cüz rakamını koyduk.
      Yaptığımız çalışmanın mükemmel olduğunu iddia etmiyoruz. Belki çalış­manın birkaç kez daha gözden geçirilmesi gerekmektedir. Allah nasip ederse, araştırmacı kardeşlerimizin yardımı ve yapacakları düzeltmelerle bu çalışma­mızı sonraki baskılarda daha da düzeltilmiş şekilde yayınlayabiliriz.

      "Hak etmediğimiz halde nimetini bize bağışlayan, gereken şükrü yerine getirmeyip kusur ettiğimiz halde bize olan nimetinin devam etmesini sağla­yan, bizleri insanlar arasından çıkarılmış en hayırlı ümmete mensup kılan Allah'tan, bize kitabını ve nebisinin sünnetini anlamayı sağlayacak bir anla­yış, onun hakkını eda edebilmeyi ve nimetinin artmasını sağlayacak söz ve amel nasip etmesini istiyoruz. [8]
      Allah'tan bu amelimizi kabul etmesini, bunu sırf kendi rızası için kılması­nı, muhlis olan kullarına verdiği karşılıkla bizi mükâfatlandırmasını diliyoruz.

      Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.

      Tahkik Edenler ,  1/4/1408 - Taif


      Karınca Polen Yayınları El Beğavi tarafından yazılan 8 Cilt Beğavi Tefsiri kitabı nı incele diniz.
        
       
      [1]Fetâva, Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiyye, 13/386.
      [2]Hadisin tahrici 'Müfessirin Mukaddimesi' bölümünde gelecektir.
      [3] 'Müfessirin Mukaddimesi' bölümü.
      [4] Bu durumda kelimenin aslı (  )'dir. İlk harfi kaldırılmış, harekesi sonraki harfe aktarılmıştır.
      [5]-Bakara Sûresi'nin 112. Ayetinin tefsirinde geçer.
      Diğer Özellikler
      Stok KoduPol Beg Tef
      MarkaKarınca Polen Yayınları
      Stok DurumuVar
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.