• Tüm Kategoriler
    • Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 


      VE KUVEYT TÜRK KREDİ KARTLARINA VADE FARKSIZ 4 TAKSİT BAŞLAMIŞTIR.


       

      El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler

      El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler
      El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler
      El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler
      El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler
      El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Fiyat:
      30,00 TL
      İndirimli Fiyat (%53,3) :
      14,00 TL
      Kazancınız 16,00 TL
      14.00 www.goncakitap.com.tr
      3,50 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
               Stoktan Kargo

      Kitap             El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler
      Yazar            Ahmed Er Rufai
      Yayınevi        Bedir yayınları
      Tercüme        Prof. Dr. Sıtkı Gülle
      Etiket Fiyatı   30 TL
      Kağıt - Cilt     2.Hamur - Karton kapak cilt
      Sayfa - Ebat  308 Sayfa - 13.5x19 cm
      Yayın Yılı       2017
      ISBN              9789718514757   


      Bedir Yayınları El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler kitabını incelemektesiniz.
      Seyyid Ahmed Er Rufai El Burhanül Müeyyed Kurtarıcı Öğütler kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı.Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



         MÜTERCİMİN ÖNSÖZÜ

      Allah'ım!
      Sana, inanan bir kulun sevinci ile hamd eder, pey­gamberin Hz. Muhammed'e [sallallahu aleyhi veseilem] üm­met oluşun verdiği mefharet (kıvanç) duygularıyla ona, yakınlarına ve dostlarına salat ve selâmlar getiririm.

      Bundan sonra:
      Tercüme sahasına atılmak hissî bir istekti. Düşünce ve arzum ise böyle bir şeye teşebbüs etmemek doğrul­tusundaydı.

      Zira dinî neşriyat sahasında yapılan tercümelerin yetersizliğini görüyor, buna üzülüyor ve menfî yön­deki kararım sürekli gelişiyordu. Hele dinin sathında kalmış, sabanım derinliğine işletememişlerin yavan eserlerinin tercümelerinin "moda" olduğunu müşa­hede edip, içlerindeki şeriata uygun düşmeyen fikir­leri tespit ettikçe kendi kendimi yiyor, çevremdekilere böyle "yapıtların" okunmasının kesin surette caiz ola­mayacağını söylüyordum.
       
      Bende, hadis ve fıkıh ilimlerine karşı "kara sevda" derecesinde bir aşk vardı. Daha sonralan, muhterem hocalarım Kosovalı Ali Yakub ve Aksay Öncel Beye­fendilerin dizleri önünde dinlediğim İmam Gazâlî'nin ihyâu Ulûmi'd-Dîn'i ve kendi kendime mütalaaya çalış­tığım İmam-ı Rabbânî'nin Mektubât'ı, tasavvufî eser­lere müteveccih iç dünyamda engin bir alâka uyan­dırdı.

      Artık beynim mütemadiyen o büyüklerin sözleri ile zonkluyordu. Propagandaların aksine, hakiki ta­savvuf erlerinin şeriat meydanının yetişilmez süvari­leri oldukları şuuruna eriyordum.

      Allah Teâlâ'nın lütfettiği hayırlı sebepler, muhte­rem Ahmed Serdaroğlu'nun tercüme edip Bedir Yayı­nevinin bastığı İhyâu Ulûmi'd-Dîn tercümelerini bizzat müterciminin emir telakki ettiğim yüce arzuları üze­rine Arapça asıllarıyla karşılaştırarak kelime kelime okumam, bu çeşit eserlere karşı meydana gelen tut­kumu iyice pekiştirdi.

      Hissim fikrime galebe çalmak için eline bir hayli koz geçirmişti ama şuurum aczimi itiraftan çekinmi­yordu. Derken bu sıralarda Bedir Yayınevinin yetkili­leri tarafından tercüme konusunda teklifte bulunul­du. Kendilerine tercüme sahasına atılmayı düşünme­diğimi, belki çok seneler sonra "telif" eserlerle hizmet emelinde olduğumu izaha çalıştımsa da teklif sahibi­nin teşvikkâr sözleri hissî arzumuzla ittifak etmekle fikrî emelimiz geri planda kaldı,

      İş tercüme yapılacak eserlerin nevine kalıyordu. Bu hususta anlaşmak gâyet kolay oldu çünkü Ehl-i Sün­net büyüklerinin kıymetli eserlerini halkın istifadesine takdim etmeyi gâye edinen yayınevi ile hemfikirdik.

      Sizlere tercümesini sunduğumuz tasavvuf, irşat ve vaaz mevzulannı kapsayan Ahmed er-Rufâî'nin bu kitabı üzerinde karara vardık.

      Eseri önce okudum. Diyebilirim ki tasavvuf konu­sunda en öz bilgiyi veren eserlerin başında gelir. Ta­savvuf nedir, sûfî kimdir, derviş kime denir, soruları­nın cevaplarını; giysi ve kıyafetlerle sûfî olunamaya­cağını bu sahanın en salahiyetlilerinin dilinden bizzat öğrendim. İslâm'ın zâhirî şartlarını yerine getirmeden sûfîlik iddiasına kalkışanın sûfî değil zındık olduğu hükmünü yine bu mânâ fatihinden duydum.

      Rabbimin inâyetiyle tercümeye başladık. Tercüme anında arkadaşlardan biri eserin Osmanlı devleti za­manında Türkçeye çevrildiğini söyledi. Tercüme ko­nusundaki şevkim kırıldı. Zira eski eserleri tercüme edenler hakkında yapılan dedikodular yakinen malumumdu: "Bu tercüme Osmanlılar devrinde yapılanın kopyasıdır." Bu hüküm, haram olan zarının ötesinde kesin bir bilgi şeklinde hasetçilerin lakırdı meclisle­rinde dinmeyen bir yankıdır. Bizim için de -tanıyanlar hâriç- aynı sözler söylenecekti.

      Eser o kadar hoşuma gitmişti ki gönlüm Müslü­manların böyle bir eserden mahrum kalmasına asla rıza göstermiyordu. Muhtemel gelişmeleri bir tarafa bırakarak tercümeye devam ettik ve Rabbimin bol inamlarıyla tercümeyi bitirdik.

      Sonradan, eski tercümeyi gördüm ve büyük bir iç rahatlığına erdim çünkü o eserde,

       
      1. Türkçeden çok Arapça, Arapçadan fazla da Fars­ça ifadelere önem verilmiş,
      2. Genellikle âyetlerin mealleri, hadislerin ve be­yitlerin büyük bir kısmının tercümeleri verilme­miş,
      3. Duaların tercümeleri yapılmamış,
      4. Birçok ibare tercümeye alınmamış.

      Şimdiki tercüme anlayışına göre kusur sayılabile­cek bu noksanları görünce mukayese yapacak insaf ehlinin, "Sezarın hakkını Sezara vermekten çekinme­yeceği" kanaatine vardım.

      Tercümenin kusursuz olduğu iddiasında değilim. Yanılmak bizim hamurumuzda vardır. Okuyucuya en mükemmelini vermeye çalıştım. 900 sene önce kaleme alınmış bir eserin üslubunu bugünkü anlayış ve ifa­de kalıbına dökebilmek için büyük bir gayret göster­dim. Asla sadık kaldım. Hiçbir ilavede bulunmadım. Okuyucuyu yormamak için birkaç noktada parantez içinde izahat verdim. Kolaylık olsun diye ıstılahları ve bazı ilmî ifadeleri dipnotlarda açıkladım.

      Ayet meallerini Kur'ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm'den, bir iki yerde de Hak Dini Kur'an Dili'nden aldım.
      Karşılaştırma yaparak okuyacak meraklılardan ricamız, fiil ve isimlerin kullanılış şekillerine, hangi harfle kullanıldıklarına, izafet kısımlarına dikkat bu­yurmalarıdır. Bu bizim ilk kalem denememizdir. Ten­kitler zevkimizi kırmaz bilakis şevkimizi artırır.

      Allah Teâlâ'dan razı olacağı amellere bizleri muvaf­fak kılmasını dilerken, kendilerinden feyiz aldığım, maddi ve manevi himayelerine mazhar olduğum muhterem hocam Kosovalı Ali Yakub Beyefendi'ye ve uzun bir müddet rahle-i tedrislerinde bulunduğum Sadrüddin Yüksel ve Aksay Öncel Beylere şükranla­rımı takdim ederim.


      SIDKI GÜLLE
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789718514757
      MarkaBedir Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9789718514757
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.