• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Bu TAM KAPANMA SÜRECİNDE ürün sevkiyatımız devam edecektir. Kargo Çalışmaktadır.

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Fatihatül ulum, İlimlere Giriş

      Fatihatül ulum, İlimlere Giriş
      Fatihatül ulum, İlimlere Giriş
      Fatihatül ulum, İlimlere Giriş
      Fatihatül ulum, İlimlere Giriş
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      100,00 TL
      İndirimli Fiyat (%45) :
      55,00 TL
      Kazancınız 45,00 TL
      5.0 1
      55.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo

        Kitap             Fatihatü’l ulum, İlimlere Giriş

        Yazar            İmam Gazali
        Tercüme       Halit Zavalsız
        Yayınevi       Tahlil Yayınları
        Kağıt Cilt       Ivory kağıt, Termo Deri Cilt
        Sayfa Ebat    260 sayfa – 15,5x23,5 cm
        Yayın Yılı      2021



      Tahlil Yayın Fatihatü’l ulum, İlimlere Giriş kitabı nı incelemektesiniz.
      İmam Gazali Fatihatül ulum İlimlere Giriş kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı " alak "dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



      TAKDİM


      Gazâlî'nin eğitimle ilgili olan Kitâbu Fâtihati'î-Ulûm adlı eserinin eğitim tarihinde önemli bir yeri vardır. Bu eserin, kendisinden sonra eğitime dair yazılan birçok esere tesir ettiğini görüyoruz. Kitabın başla­rından itibaren belirgin olarak göze çarpan husus, ilim-ahlâk alakasının kurulmasıdır. Gazâlî, hidayet ve marifetin (Allah'ı bilme) esasının ancak ilimle elde edilebileceğini belirtip geçici duygular ve ihtiraslarla mücadele edilerek iyi bir ilim adamı olmanın yollarını bu eserde göstermektedir.
      Gazâlî, insanlara bilmediklerini öğreten âlimlerin faziletlerini açıklar­ken şöyle der: "İlim Allah'ın sıfatıdır, aynı zamanda meleklerin de sıfatı­dır ve melekler o sıfatla Allah'a yaklaşırlar. Kul da Rabbine ilim sıfatıyla yaklaşır. İnsanoğlunun üstünlüğü Allah'a yakın olmakladır. Allah'a yakın olmak ise O'nun sıfatlarına yakınlıkla olur."
      Gazâlî, gerçek ilim sahiplerinin, hikmetin başı olan Allah korkusuyla ve huşû ile O'na bağlanmalarına dikkat çekerek şu âyeti delil gösterir:
      "...Kulları arasında ancak bilginler Allah'tan korkar. Şüphesiz ki Allah karşı konulmaz kudret sahibi ve çok bağışlayıcıdır."[1]

      Gazâlî, ilâhî sevginin yolu olan ilim sıfatını şöyle açıklıyor:  
      "Kul da Allah'a ancak ilim sıfatıyla yakın olur. Kulun ilmi mükemmel olmaya, artmaya devam ettikçe Allah'a daha fazla yaklaşır ve meleklere daha çok benzer."
      İlim sahiplerinin bu özelliklerinden dolayı Allah Teâlâ, onları sevme­nin gerekli olduğunu beyan ederek İbrahim aleyhisselâma şöyle vahyet-miştir:
      "Ey İbrâhîm! Şüphesiz ben âlimim, her âlimi de severim. "

      Yüce Allah, ancak gerçek ilim sahiplerini sevgiye layık gördü; sebebi­ni de kendi sıfatıyla bu kişilerin sıfatlarının uyuşması şeklinde açıkladı. İşte bu, ilim rütbesinin yüceliğini gösteren en büyük delildir.
      Sonra Resûlullah «Ü, bereket ve bolluğun da ancak ilimle olacağını açıklamıştır:
      "Beni Allah'a yaklaştıran bir ilmin artmasını sağlayamadığım bir günde güneşin doğmasının hiçbir bereketi yoktur."
      Gazâlî dinî konuları derinliğine anlama üzerinde çok durmaktadır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
      "Allah'a dinde derinleşme (fıkıh) ibadetinden daha faziletli bir şeyle ibadet edilemez. Bir fakih (dini derinliğine anlayan âlim), şey­tan karşısında bin âbidden daha güçlüdür. Her şeyin bir esası vardır; dinin esası da fıkıhtır."

      Zühdün esası cömertliktir. Zühd, elde olan malı elden çıkarmak değil, kalbin mala karşı ilgisini yok etmektir. Hz. Süleyman'ın, o mülkü ve sal­tanatı içinde dünyaya rağbet ettiğini zannetme! O, kendisi arpa ekmeği yerken, halka leziz yemekler yedirirdi. İşte bu durum, elde mal bulunma­dığı zamanlardaki zühdden daha zordur.
      Gazâlî, bu eserde öğretmen ve öğrencinin vazifeleri ve âdâbı hakkın­da önemli bilgiler vermektedir:
      "Öğretmek ve öğrenmenin fazileti, ilmin faziletinden bellidir. Zira ilim her şeyden daha faziletli olunca, onu öğrenmek en üstün olanı istemek anlamına gelir. Öğretmek de üstün olandan başkalarını yararlandırmak olacaktır."
      "Bir kimse öğrenir, öğrendiğiyle amel eder ve öğretirse o, başkalarını aydınlatan güneşe benzer. Kim öğretim işiyle meşgul ise ağır bir görevi üzerine almış demektir. O hâlde bu kimsenin, eğitim ve öğretimin âdâb ve görevlerine uyması gerekir."
      "Öğretmenin birinci görevi, öğrencilere şefkatle muamele etmek ve onları kendi çocuklarının yerine koymaktır."

      Prof. Dr. Mahmûd Çamdibi


      ÖNSOZ


      Gazâlî (v. 505/1111), 450 hicrî/1058 miladî yılında İran'ın Horasan bölgesinde, yetiştirdiği âlimler ve devlet adamlarıyla tanınan Tûs'ta (bu­günkü Meşhed) dünyaya geldi. 'Huccetülislâm', 'Zeynüddîn' gibi lakaplar­la anılır. Doğduğu kasabaya nispetle Tûsî diye anılmakla birlikte, meşhur olan nisbesi Gazâlî'dir. Fars asıllı olduğu sanılan Gazâlî'nin ailesi hakkın­daki bilgiler son derece azdır.

      Muhtemelen tasavvufa eğilimi bulunan babası Muhammed, bir yan­dan Tus'taki iplikçi dükkânında el emeği ürününü satarak geçimini sağlar­ken bir yandan da aydın çevreyle ilişki kuruyor, katıldığı cami derslerinde bilgisini artırıyor hatta imkânı ölçüsünde ilim erbabına maddî destek sağlı­yordu. Bu arada oğulları Muhammed ve Ahmed'in de iyi bir öğrenim gör­melerini arzuluyordu. Onları dilediği gibi okutmaya ömrünün yetmeyece­ğini anlayınca bir sûfî dostundan oğullarının eğitimiyle ilgilenmesini ricâ etti. Sonraları özellikle sûfî kimliğiyle büyük ün kazanacak olan Gazâlî, muhtemelen okuma-yazma, Kurân-ı Kerîm'in ezberlenmesi, dil bilgisi ve aritmetik gibi alanlarda, dönemin geleneksel ilköğrenimini işte bu baba dostu sûfînin desteğiyle sağlamıştır.

      İleri düzeydeki ilköğrenime, (465/1073 yık) Ahmed b. Muhammed er-Razkânî adlı âlimden fıkıh dersleri alarak Tûs'ta başlayan Gazâlî, daha sonra Cürcan'a giderek burada İsmâîlî denilen bir zatın öğrencisi oldu.

      Es'ad el-Meyhenî adlı bir dostunun kendisinden naklen anlattığına göre Gazâlî, beş yıl süren Cürcan'daki öğreniminden sonra bir kafile içinde Tûs'a dönerken soyguncular tarafından yolları kesilir ve her şeyleri alınır. Gazâlî eşkıyanın peşine düşer ve reislerinden hiç olmazsa ders notlarının geri verilmesini isteyip Cürcan'a sırf o notlardaki bilgileri edinmek için gittiğini söyler. Eşkıya reisi, bilgileri hafızasına yerleştirmek yerine kâğıt­larda bırakmasından dolayı onunla alay eder ama notlarını da geri verir.

      Bu eleştiriyi Allah'ın bir ikazı sayan Gazâlî üç yıl içinde notların tama­mını ezberlediğini belirtmiştir.
      Gazâlî, Tûslu bir grup gençle hicrî 473/miladî 1080'de ilmî ve maddî imkânlarını değerlendirmek amacıyla Nişâbur'a giderek buradaki Nizâmiye medresesine girer ve dönemin tanınmış kelâm âlimi olan İmamu'l-Harameyn el-Cüveynî'nin öğrencisi olma şansını elde eder.

      Kaynakların ittifakla belirttiği gibi Gazâlî'nin olağanüstü bir zekâ ve hafızaya sahip olduğu dikkate alınırsa onun Nişâbur'a gitmeden önce ge­çirdiği en az on iki yıllık öğrenimi süresince başta fıkıh olmak üzere hadis, akâid, gramer gibi geleneksel bilgi dallarında hayli yetişmiş olduğu kesin­likle söylenebilir.
      Sübkî, Gazâlî'nin Nişâbur'a gidişinin ardından gayet sıkı geçen bir öğrenim süresince Şâfiî fıkhı, hukuk ekolleri arasındaki tartışma teknik­leri, cedel, akâidle fıkhın kaynakları ve mantık alanlarında parlak bir âlim olarak yetiştiğini belirttikten sonra, ayrıca hikmet ve felsefe okuduğunu ve bütün bu disiplinlerde sağlam bir formasyon kazandığını ifade eder.
      "Gazâlî derin bir denizdir" diyen hocası ona sempati duymakla birlik­te, söylendiğine göre için için onu kıskanmaktan da kendini alamazmış.

      Çağdaşı Abdulgâfir el-Fârisî, "İslâm'ın ve Müslümanlar'ın hücceti, din önderlerinin imamı, konuşma ve ifade kabiliyeti, mantık, zekâ ve ta­biat itibariyle benzeri görülmemiş bir kişi" diye nitelediği Gazâlî'nin bu dönemdeki öğrenimi sırasında kısa zamanda bütün arkadaşlarını geride bıraktığını, ayrıca öğrenim faaliyetlerinde hocasına yardım ettiğini ve so­nuçta eser telif edecek seviyeye ulaştığını belirtir. Daha 28 yaşında genç bir delikanlı olmasına rağmen Nizâmülmülk tarafından saygıyla karşılanır. 484/1091 yılında vezir tarafından Bağdâd Nizâmiye medresesi müderris­liğine tayin edilir, buradaki çalışmaları sırasında halifenin ilgi ve desteğine mazhar olur.
      Kaynaklarda Gazâlî'nin dört yıl süren Nizâmiye'deki müderrislik dö­nemi, aynı zamanda onun kitap telifi bakımından en verimli devresi ola­rak anlatılır.
      Gazâlî, 499/1106'da Nişâbur'a döner ve burada Nizâmiye medre­sesinde tekrar öğretim görevine başlar. Kendisi, "O zaman mevki ka­zandıran ilmi öğretiyordum; şimdi ise mevki terk ettiren ilme çağırıyo­rum" şeklindeki ifadesinden bu ikinci hocalık döneminde yazdığı anlaşılan el-Munkız mine'd-Dalal da İslâm ümmetinin manevî hastalıklara müpte­la olduğunu belirtmektedir.

      Gazâlî 14 Cemâziyelâhır 505/18 Aralık 1111 tarihinde vefat etti ve Tûs'ta ünlü şâir Firdevsî'nin mezarının yanında defnedildi.[2]
      Kısa ama bereketli bir ömür yaşayan Gazâlî, yaklaşık yarım asırlık bir hayata pek çok eser sığdırmıştır. Onun daha çok Ihyâu UIûmi'd-Dîn, el-Munkız, Eyyühe'l-Veled ve Tehâfütü'l-Felâsife gibi eserleri şöhret bulmuştur. Diğer pek çok eserini ise ancak ilim erbabı bilmektedir.
      İsmi çok fazla duyulmamış eserlerinden biri de Fâühatul-ölûm'dur. 'İlimlere Giriş' diye tercüme edebileceğimiz bu eserinde Gazâlî, ilmin fa­zileti, naklî delillerle ilim tahsilinin fazileti, irşad ve öğretimin fazileti, aklî delillerle ilmin fazileti, kötü âlimlerin zemmi, ilimde niyetin tashih edilme­si, dünya bilginleriyle âhiret âlimleri arasındaki farklar, ilimlerin bölümle­ri ve farz-ı ayın olan ilimler, farz-ı kifâye olan ilimler, âhiret âlimlerinin fazileti, ilimlerin mertebeleri, ilmî münazaranın şartları, âfâtı ve halkın buna teveccüh göstermesinin sebepleri, öğretmen ve öğrencinin âdâbı ve vazifelerinin açıklanması, ilmin vazifeleri ve âdâbı, âlimlerle devlet adam­larının münasebetleri gibi konuları ele almakta, enine boyuna incelemek­tedir. Bütün bu konuları yedi ana bölümde ele almıştır Gazâlî.

      Gazâlî'nin bu eseri ihyâu Ulûmi'd-Dîn 'in mukaddimesindeki Kitâbü'l-İlm'in bir özetidir denebilir.

      Kaynaklarda adı geçmemesine rağmen bu eserin Gazâlî'ye aidiyeti şüphesizdir. Çünkü eserde yer yer bazı konuların, ihyâu Ulûmi'd-Dîn 'de daha geniş bir şekilde ele alındığı ifade edilmektedir.
      Benim tercümede esas aldığım ve birinci baskısını yaptığım Fâtihatul-ulûm nüshası tahkiksiz olarak 70 sayfadır. Bu eserin tercümesine yıllar önce başlamış ve 2002 yılında bitirmiştim; ancak 2015 yılında birinci baskısını yayınlamak nasip oldu.[3] Kitabın ikinci baskısını yapmadan önce tahkikli bir baskısını gördüm[4] ve bu baskıya göre tercümeyi yeniden göz­den geçirdim. Tercümeye oldukça itina gösterdim, mümkün olduğunca anlaşılır bir dil kullanmaya çalıştım. Buna rağmen hatalarımız da olmuş olabilir. Çünkü hatasız kul yoktur. Yapıcı tenkitlere daima açık olduğu­muzu belirtir, ilmî ve mantıkî delillerle hatalarımız ortaya konduğunda dikkate alacağımızı ifade etmek isterim.
      Önceki baskıda esas aldığımız kitap tahkiksiz olduğu için orijinalinde delil olarak getirilen âyet ve hadislerin yerleri belirtilmemişti; biz âyet ve hadislerin yerlerini bulup dipnotlarda göstermiş ama orijinallerini yazma­mıştık; bu baskıda âyet ve hadislerin orijinallerini yazdığımız gibi ashâb-ı kirâmdan bazılarının sözlerini de orijinal olarak kaydettik. Ancak az da olsa bazı hadislerin kaynağını bulamadık.
      Doğru olarak ifade ettiklerimiz Allah'tan, yanlışlar ise bizdendir.

      13 Ekim 2020 Ümrâniye-İstanbul

      [1]Fâtır sûresi, 35/28
      [2]Daha geniş bilgi için bkz. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, XIII, 489-534
      [3]Kitabın birinci baskısı (Malatya, 2015) Bilsam Yayınevi tarafından yapıldı. Bu yayıneviy-le sözleşmemiz sadece bir defaya mahsustu.
      [4]Bu baskı Adnan Ebû Şâme tarafından tahkik edilerek Suriye/Dimeşk'te yayımlanmıştır.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786057850331
      MarkaTahlil Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786057850331
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.