Kitap HAFIZ Boy Arapça Metinsiz Muhtasar Meal Termo Deri Cilt
Meal Heyet
Yayınevi Hayrat Vakfı Neşriyat
Kağıt Şamua ( 1. hamur kağıt grubu içinde olup kısmi kuşe muamelesi görerek işlenmiş, hafif sarı, kaliteli bir kağıt türüdür.)
Cilt Turkuaz Renk Kapak, Termo Deri Cilt
Sayfa 664 Sayfa, 604 sayfa Kuranı Kerim Meali, 60 sayfa diğer bilgiler
Ebat 14x20 cm Hafız Boy
Ürün Kod KT0140
Karekod: Var 8 farklı hafızdan, meal sayfasını Kuran olarak dinleyebilirsiniz.
NOT: Eser sonu HÂŞİYELER bölümünde, bir kısım ayetlerin muteber tefsir kitaplarından alınmış tefsirleri bulunmaktadır.
YAZAR HAYRAT İLİM ARAŞTIRMA HEYETİ
STOK KODU 02 03 04 616
KISA KODU KT0240
BARKOD 8682279697239
KAĞIT CİNSİ Şamua 1. hamur kağıt
EN / BOY 14 x 20 cm
AĞIRLIK 0,59
1- ÖNSÖZ
2- TAKDİM
3- MUKADDEME
4- KUR'ÂN NEDİR? TA'RİFİ NASILDIR?
5- KUR'ÂN-I KERİM MUHTASAR MEALİ
6- HATİM DUASI
7- SÛRE FİHRİSTİ
8- ALFABETİK FİHRİST
9- MEALDE GEÇEN MEVKİ'LERİ GÖSTEREN HARİTA
10- MEFHÛM İNDEKSİ
11- ŞAHIS VE YER İNDEKSİ
12- HAŞİYE İNDEKSİ
BU MEÂLİN HAZIRLANMASINDA İSTİFÂDE EDİLEN ESERLER
1- Ahkâmu’l Kur’ân, el-Cessâs, 1985, Beyrut
2- Asâ-yı Mûsâ, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
3- Barla Lâhikası, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
4- Dîvân-ı Harb-i Örfî, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
5- El-Fütûhâtü’l İlâhiyye, Hâşiyetü’l Cemel (Celâleyn Şerhi), Süleyman b. Ömer el-Acîlî (el-Cemel), Beyrut, 1996
6- Emirdağ Lâhikası 1-2, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
7- Fahruddîn, er-Râzî, Tefsîrü’l-Kebîr ve Mefâtîhu’l-Ğayb, 1995, Beyrut
8- Gençlik Rehberi, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
9- Hak Dini Kur’ân Dili, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Eser Yayınları, 1971
10- Hanımlar Rehberi, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
11- İşârâtü’l İ‘câz, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
12- Kastamonu Lâhikası, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
13- Kenzü’l Ummâl, Ali el-Muttak?, Beyrut, 1989
14- Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlîsi ve Tefsîri, Bilmen Yayınevi, 1996
15- Kur’ân-ı Kerîm’in Fazîletleri ve Okunma K?ideleri, İsmâil Karaçam, 1976
16- Kurtubî, El-Câmi‘ Li-Ahkâmi’l Kur’ân, 1995, Beyrut
17- Lem‘alar, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
18- Mektûbât, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
19- Mesnevî-i Nûriye, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
20- Muhtasar’u Tefsîr-i İbn-i Kesîr, İhtisâr eden: Muhammed Ali es-Sabûnî, Şam, 1989
21- Rumûzât-ı Semâniye, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
22- Sadler, T. W., Langman’s Medical Embryology, Seventh Edition, 1995 USA
23- Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
24- Sözler, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
25- Sûalli Cevablı Tecvid, Hâfız Muhammed Nûri, 1331 Dersâadet
26- Şuâ‘lar, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
27- Tefsîru’l Beyzâvî (Envâru’t Tenzîl ve Esrâru’t Te’vîl), Abdullah b. Ömer b. Muhammed eş-Şîrâ-zî el-Beyzâvî, Beyrut, 1999
28- Tefsîru’n Nesefî (Medârikü’t Tenzîl ve Hak?i-ku’t Te’vîl), Abdullah b. Ahmed en-Nesefî, Beyrut, 1996
29- Tılsımlar, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
30- Zülfikar, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
NEDEN HAYRAT KUR'ÂN-I KERİMİ?
1- Hatasızdır:
Hayrât Neşriyat'ın basmış olduğu Ahmed Hüsrev hattı Tevâfuklu Kur'an-ı Kerîm nüshaları, otoritelerce hatasızlığı tescilli ve Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Mısır Ezher Üniversitesi tarafından mühürlüdür. Ayrıca her basımdan sonra her cüz hafızlar tarafından yeniden kontrol edilmektedir.
2- Mühürlüdür:
Kur'an-ı Kerimlerimiz Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Mısır Ezher Üniversitesi tarafından mühürlüdür.
3- Ticari amaç güdülmeden hazırlanmıştır:
Ticari amaç güdülmediğinden yazılır yazılmaz hemen basılmamış, müslümanların daha kolay öğrenmesi ve daha kolay okuması için üzerinde tam 10 yıl çalışma yapılmıştır.
4- Yarım asırlık bir çalışmanın ürünüdür:
40 yıl yazım 10 yıl da baskıya hazırlama çalışmalarıyla birlikte tam 50 yıllık bir çalışmanın neticesidir.
5- Basılırken Kur'ân-ı Kerîm'e layık olan hürmet gösterilir:
Matbaamızda çalışanlar abdestsiz çalışmaz ve Kur'ân-ı Kerîm'e layık olan hürmeti gösterirler.
Matbaamız kurulana kadar saman kağıda basılan Kur'ân-ı Kerîmler ilk defa Hayrat Neşriyat tarafından Kur'ân-ı Kerîme gösterilen ihtimamdan dolayı 1.Hamur kağıda basılmış ve o tarihten sonra bu anlayış değişmiştir.
Matbaa temizliğinde kullanılan sular dahi, içerisine Kur'ân-ı Kerîmlerden dökülen mürekkepler tozlar vs. parçalardan dolayı şehir şebekesine karıştırılmamakta Hayrat Neşriyat tarafından yapılan ayrı bir alanda toprağa karıştırılmaktadır.
6- En kolay okunan hat olması:
Bütün dünyada en kolay öğrenilen ve okunan Kur'ân hattı olarak ün kazanmıştır.
7- Tezhibleri:
Her biri sanat harikası olan tezhibleri göz zevkine hitab etmektedir.
8- Kalitesi:
İplik dikişi, kaliteli telası ve şirazesi ayrıca sağlam mukavva kapağı ve 1.sınıf bez cildiyle kalite ve sağlamlığın adresidir.
9- Tevafuklu olması:
Tevafuk hakkında detaylı bilgi için bu sayfaya bakınız.
10- Lider Kuruluş:
1985 yılında kurulan Hayrât Neşriyat, Kur'ân-ı Kerîm basımı noktasında Türkiye'nin lider kuruluşu olmakla beraber, dünyanın en büyük Kur'ân-ı Kerîm matbaa tesislerinden birine sahiptir. Türkiye’nin her bölgesinde pazarlamacıları ve binlerce satış noktası bulunmaktadır.
Hayrât Neşriyat, İstanbul genel merkez ve Isparta matbaa tesisinde toplam 15.000 m2'lik bir alanda hizmet vermektedir. 700'den fazla eser çeşidini Kur'ân âşıklarının istifadesine sunmaktadır.
İhracat sahası, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın dört bir yanını kapsamaktadır. Türkiye ve dünyada gerçekleştirilen -özellikle Frankfurt ve Kahire kitap fuarları gibi- dünyanın en büyük fuarlarının sürekli katılımcısıdır.
Kısaca kurumsal bir firma ile muhatap olmanın birçok avantajını yaşarsınız.
Kur’anı Kerim’in Metinsiz Muhtasar Meali
Kur'ân-ı Azimü'ş-şan, her an yanımızda bulundurmamız ve istifade etmemiz gereken İlahi bir kitaptır.
Rabbimizin emir ve yasaklarını ve daha pek çok hikmetleri ve hakikatleri içerisinde barındıran bu mukaddes kitaptan, yani Kur'ân-ı Kerîm'den abdestli ol(a)madığımız hallerde yahut farklı zaman, mekan ve durumlarda da istifade edebilmek artık bir tık uzağımızda. Hayrat Neşriyat'ın hazırladığı ve sizlerin istifadesine takdim edilen bu harika eser sizleri bekliyor.
Dipnotlarla zenginleştirilmiş, oku mayı kolaylaştıracak görsellikte düzenlenmiş, taşıması kolay ve cildi kolay yıpranmaz bu eseri sipariş vermek için hemen tıklayın. Her zaman hizmetinizdeyiz.
BU MEALDE DİKKAT EDİLEN HUSUSLAR
Bu çalışmamızın her safhasında arkada takdîm ettiğimiz mu'teber tefsir kitablarından istifâde ettik. Bu kaynaklarda bulamadığımız hiçbir nükteyi, parantez içinde dahi olsa ifâde etmemeye ihtimam gösterdik. İ'tikâdî mes'elelerde ehl-i sünnet görüşlerini nazara vermeye, ve bu kaviller arasındaki önceliğe, hem aynı makamda daha tenzîhî bulduğumuz kavli tercîh etmeye dikkat ettik.
Keza Kur'ân-ı Kerîmin değil cümle ve kelimelerinin, herbir harfinin dahi, bir hakâik hazînesi hükmünde olduğunu, bazen bir tek harf bir sahîfe kadar hakîkatleri ders verdiğini dâima göz önünde tutmaya ve elimizden geldiği kadar metne bağlı kalmaya, metnin sarahatinde olmayan bir şeyi yazmamaya, lüzumlu gördüğümüz îzahları ise parantezler içinde vermeye gayret ettik.
Ezcümle:
• Kur'ân'da geçen bütün tahkik edatlarına elden geldiği kadar dikkat edildi. Değişik endişelerle, 'şu kadarı yeterli' veya 'şuna gerek yok' gibi mülâhazalara gidilmedi. Murâd-ı İlâhînin tahsîs ettiği bu vurgular, artık asıl edatın ağırlığına göre, Türkçe'de karşılığı olan farklı tahkik edatları kullanılarak, metnin akıcılığına da zarar verilmeden hissettirilmeye çalışıldı. Normal bir edebî metin olsaydı bu te'kid vurgularını yapmayacağımız hâlde, meal metninde 'Kur'ânî hiçbir nükteyi gözardı etmeme' ve 'mutlaka bir hikmeti vardır' prensibiyle, mümkün mertebe göstermeye çalıştık.
Bu sadedde Fahreddîn-i Râzî Hazretleri'nin de îzâh ettiği gibi, eşyada aslolan onun devam ediyor olmasıdır.
Yani her te'kid edatı, mukabilinde ısrarlı bir inkârı ve isbâtı nazara verdiğinden, makam cihetiyle bunları ihtar sadedinde gelen Kur'ânî tahkik edatlarına mümkün mertebe riâyet etmeye çalıştık.
-Keza, bir metnin akıcılığına ve ma'nâ bütünlüğüne hizmet eden ve o metindeki kelime veya cümleleri şekil ve ma'nâ cihetiyle birbirine bağlayan ta'kîb edatlarını da, cümle başı veya kelime sonu edatları olarak aynı hassasiyetle vurgulamaya dikkat ettik.
-İsim cümlelerindeki süreklilik ve sabit bir seciye olma hususiyeti ile fiil cümlelerindeki hudûs ve teceddüd nüktelerinin zayi' olmaması için, meal metninde böyle cümlelerin arasındaki farka dikkat etmeye çalıştık.
-Aynı maslahatla ism-i failler, bazı makamlarda fiil-i muzârîlerle lâfız ve ma'nâ cihetiyle benzer bir hususiyet taşısalar bile, bu kelimelerin tahsîsindeki hikmeti nazara vermek için, isimlere fiil ma'nâsı vermemeye, bilhassa dikkat ettik. Kur'ân metninde fiil sîgasıyla rahatlıkla ifâde edilebilecek bir ma'nânm, isimle anlatılmış olmasındaki nükte farkını meal metninde kendi ifâdelerimizle yok etmeyi doğru bulmadık.
Bedîüzzaman Hazretleri, isim ve fiil sîgalarının arasındaki bu latîf farka şöyle işaret etmektedir:"( kelimesinin) istimrar ve devam şe'ninde olan isimlerden, ism-i mef'ûl olarak zikredilmesi ise, şerr ve isyanlarına devam edip, tevbe ve af ile inkıta' etmedikleri takdirde kat'îleşeceğine ve silinmez bir damga şekline geçeceğine işarettir." (İşârâtü'l-İ'câz, 24)
Keza bu Muhtasar Meal hazırlanırken kâinattakieserlerin fiillere, fiillerin isimlere, isimlerin sıfatlara, sıfatların şuunâta, şuunâtın dahi zâta delâlet ettiği nüktesininışığında, fiil, isim ve sıfat vezninde gelen kelimeler arasındaki farkları nazara almaya husûsan dikkat ettik.
Bu çerçevede, isimle fiil arasındaki mezkûr farkı vurgulamaya çalıştığımız gibi, 'yanan bir madde' ile 'yanıcı bir madde' cümlelerinde de açıkça görüldüğü üzere isimle sıfat arasındaki farkı da hissettirmeye gayret ettik. Bu gaye ile, fiilden isim yapan -an, -en ekleri ile ism-i fail, -içi, -ici ekleriyle de sıfat vurgusuna, keza ism-i faillerin hudûsu, sıfatların ise sübûtu, devamlı sabit hâlleri gösterdiği hususuna dikkat ettik.
Bu arada sıfat-ı müşebbeheler kadar, mübalağalı ism-i fail, ism-i tafdîl ve ism-i mensûb vezinlerinin birer sıfat isim olduklarını; ism-i fail ve ism-i mef'ûllerin normal isim fonksiyonlarının dışında birer sıfat isim olarak da kullanıldıklarını gözden uzak tutmadık.
Fiillerin mâzî veya muzârî gibi hususiyetlerine, bahusus geçmiş zamanın hikâyesi tarzında olan âyetlere dikkat etmeye çalıştık. Bu gibi yerlerde bir muhasebe için geçmişi canlandıran ve öteden beri yapılageldiğini nazara veren bu kalıblara, keza fiillerin tekil, çoğul gibi hususlarına dikkat etmeye çalıştık.
Değil tercümenin, mealin dahi ne kadar müşkil olduğu ortada iken, tefsirlerde çok geniş olarak ve bütün vücûhuyla îzâh edilen Kur'ânî hakîkatlerin hiç değilse bir vechini, îzâha muhtaç gördüğümüz makamlarda parantez içinde mümkün mertebe vermeye gayret ettik. Müfessirlerin reyini, âyetin sarahatinde varmış gibi yazmayı yahut parantezlerin azlığı veya yokluğu ile övünme cihetine gitmeyi doğru bulmadık.
Meal metninde geçmeyen tefsîrî nükteleri îzâh etmek için kullandığımız parantez içi ifâdeleri, bazen de Türkçe ifâde noktasında metnin akıcılığını te'mîn etmek için tercîh ettik. Zîrâ Arabca'nın kendine has yapısıyla Türkçe ifâdenin zorlandığı yerlerde, meal metnini 'asıl ibare sanki öyleymiş' gibi zorlamak ve ifâdeyi yuvarlamak yerine, kendi izahlarımızı parantez kullanarak gösterdik. Asıl metnin, parantezler olmadan kendi bütünlüğü içinde (eklerdeki ses uyumu hâriç) düzgün olmasına ayrıca dikkat ettik.
Sûre isimlerinin hangi âyetlerden geldiklerine işaret eden bir cemîle olsun diye, meal metni içinde o âyetteki ilgili kelimeyi koyu yapmak suretiyle göstermeye çalıştık
MEALDEKİ HAŞİYELER
Anlaşılması müşkil ve yanlış anlamaya müsâid bazı âyetlerin kısa îzahları, tefsirlerin asıl nüshalarından iktibas edilerek haşiyelere dere edildi ve herbirinin kaynakları gösterildi. Birtakım ıstılahların ma'nâları, hem tefsirlerden hem de ilmî eserlerden bil-istifâde hulasaten verilmeye çalışıldı. Keza, nâsih ve mensuh âyetlerle, fıkha ve muamelâta müteallik bazı âyetlerin kısa îzahları ihtiyaç nisbetinde kaynaklardan iktibas edildi. Ayrıca zihni rahatlatıp, kalbe ferahlık verecek latîf nüktelerle haşiyeler zenginleştirildi.
Haşiyelerde asıl yekünü ise "tevhid", "nübüvvet", "ubudiyet" ve "haşir ile adâlef'ten mürekkeb Kur'ân'm dört temel esâsına müteveccih îmânî âyetlerin îzahları sadedinde, son devrin büyük İslâm âlimi Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri'nin te'lîf ettiği Risâle-i Nûr tefsîrinden yapılan iktibaslar teşkîl etti.
Bu iktibasların anlaşılmasına yardımcı olabilmek için, haşiyelerde geçen ve günümüz gençliğinin anlamakta zorlanacağı kelimelere lügat ma'nâları verildi ve bunlar parantezlerle gösterildi.
Kelimelerin açıklamaları yapılırken mücerred ma'nâ-larından ziyâde, metin içerisinde yüklendikleri ma'nâlar hissettirilmeye çalışıldı. Ancak bazı ıstılâhî kelime ve mefhumların günümüz Türkçesinde tam karşılıkları olmadığı için, birkaç kelimeyle ma'nâsı verilmeye gayret edildi.
Hem Risâle-i Nûr müellifinin beyân ettiği gibi: "Tefsir iki kısımdır: Birisi, ma'lûm tefsirlerdir ki, Kur'ân'm ibaresini ve kelime ve cümlelerinin ma'nâlarmı beyan ve îzah ve isbât ederler. İkinci kısım tefsir ise, Kur'ân'ın îmânî olan hakîkatlerini kuvvetli hüccetlerle beyan ve isbat ve îzâh etmektir. Bu kısmın pek çok ehemmiyeti var. Zahir ma'lûm tefsirler, bu kısmı bazen mücmel bir tarzda dere ediyorlar. Fakat Risâle-i Nûr, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannid feylesofları susturan bir ma'nevî tefsirdir." (Şuâ'lar, 539)
Hem "Risâle-i Nûr, Kur'ân'ın tefsîri olduğu cihetle, vahy-i semavî olan Kur'ân'ın semavî ve ilhâmî bir tefsîridir. Hem yağmur gibi, insanlara kesretli bir rahmettir." (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, 20)
İşte, Risâle-i Nûr'un kuvvetli hüccetlerle, Kur'ânî bir tarzda beyan, îzah ve isbât ettiği îman hakîkatlerine, zamanımız insanının pek muhtâc olması ve bu îmânî reçetelerin, asrın ma'nevî hastalıklarına en faydalı, en te'sirli tiryakları ihtiva etmesi, şifâyâb olduğu hadsiz insanın şehâdetiyle mücerreb bir hakîkat olması hasebiyle, Muhtasar Meâl'in haşiyelerinde Risâle-i Nûr'dan muktebes îzahlara ekseriyetle yer verildi. Bu iktibaslar, Bedîüzzaman Hazretlerinin sağlığında Ahmed Husrev Efendi'nin hattıyla yazılmış olan Osmanlıca esas nüshalardan alınmıştır.
Hâşiyelerdeki îzahların, mekânın sınırlı olmasından dolayı oldukça az ve bütün ihtiyaçlara kifayet edecek nisbette olmadığına dikkat çekmek istiyoruz. Binâenaleyh âyetlerin daha geniş îzahları için, haşiyelerde işaret edilen eserlere müracaat edilmelidir.