• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Hikmetli Bir Hayat İçin Geleceğe Gülümse

      Hikmetli Bir Hayat İçin Geleceğe Gülümse
      Görsel 1
      Fiyat:
      25,00 TL
      İndirimli Fiyat (%38) :
      15,50 TL
      Kazancınız 9,50 TL
      15.50 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
             Stoktan Kargo

      Kitap            Hikmetli Bir Hayat İçin Geleceğe Gülümse 
      Yazar           Sıtkı Aslanhan
      Yayınevi       Çınaraltı Yayıncılık
      Liste Fiyat    25 TL
      Kağıt Cilt      2.Hamur, Karton Kapak Cilt
      Sayfa Ebat   248 sayfa – 13.5x21 cm.
      Yayın Yılı     2017 

      ISBN            9786055563707        
       
      Sıtkı Aslanhan Hikmetli Bir Hayat İçin Geleceğe Gülümse kitabını incelemektesiniz.   
      Çınaraltı Yayıncılık Hikmetli Bir Hayat İçin Geleceğe Gülümse kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



          Ön Söz

      "Geleceğe Gülümse" adını verdiğim bu kitabımda, gençlerin hayatla ilgili edinebilecekleri bilgileri paylaştım. Genç dimağlara, hayatın kendilerine verilmiş bir rol olduğunu hatırlatmak istiyorum. Hayat; bir sahne, bir nefesle başlayıp bir nefesle sona eren bir ömürdür.

      Derslerinizde çok başarılı, verilen ödevleri en güzel şekilde yerine getiriyor olabilirsiniz. Sınavlarda en iyi sonuçları alıp; okulda ya da sınıfta birinci olabilirsiniz. Amacınız birinci olarak dengi kişileri geride bırakmak mı, yoksa bir inci olarak aralarından seçilmek mi? İşte bireyin hayatla ilgili en önemli kazanımı bu sorunun cevabında gizli: "Bir inci olabilmek."

      Derslerinde başarılı, özgüven sahibi, duyarlı, saygılı, merhametli vb. önemli olguları taşıyabiliyorsanız, siz bir incisiniz. Ama bu değerleri geri planda bırakıp sadece ders başarınıza odaklandıysanız, başarınız yavan kalacaktır. Bir inci olabilmek size en güzel mutluluğu yaşatacaktır. Arkanızı dönüp baktığınızda, vicdanınızın ne kadar rahat olduğunu göreceksiniz. Bir inci olmak için kişilik değerlerimize sahip çıkalım. Unutmayalım, "Baki kalan gökkubede hoş bir sâda imiş." Gayret sizden, takdir Allah'tan...    


      Sıtkı ASLANHAN

      Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

      Zenginliğin ve bereketin, sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli. Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan... Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür...

      O hâlde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür...

      Can Yücel


      Annesinin küçücük karnına sığan çocuk, dünyaya gelip büyümeye, hayat mücadelesine ve kendi ayakları üzerinde durmaya başladıktan sonra adeta dünyaya sığamıyor. Elinde olanlarla yetinmeyip daha fazlasını istiyor. Başkalarını yok etmek ve onların sahip olduklarını ellerinden almak için ne savaşlar veriyor değil mi? Oysa daha dün annesinin karnında; o küçücük yerdeydi ve oraya sığıyordu ama koskoca dünyaya sığmaz oldu.

      Kavgamız nedir bu dünyada? Daha çok mala, mülke ve imkânlara sahip olabilmek... İnsanlarla daha lüks hayat yaşamak için mücadele ediyoruz değil mi? Daha çok mal ve mülk sahibi olmak için insanları incitiyoruz, acıtıyoruz. Oysa en sonunda şu sığamadığımız, bize küçük gelen dünyadan bir metrekarelik yere gideceğiz ve dünyaya sığmayan biz, bir metrekarelik o toprağın altına sığacağız.

       

      Çocuk Doldurulacak bir kap değil, ısıtılacak bir ocaktır."  Danner

      Adeta dünyalık düşüncelerle dünyaya gelen, geldiği yeri ve orada vereceği mücadeleyi bilen; dünyalığın genlerinde var olduğu insanoğlu, dünyadan ayrılırken  bile  ellerini hiç açmayan; "Aman ha sahip olduklarımdan birazcığı gider." diye korkanlar, avuçlarını açmış sırt üstü yatıyorlar.

      "Hiçbir şeyi yanımda götüremiyorum. O kadar çok şey biriktirmiştim ki götürmek için ama işte götüremiyorum." Kefenin cebi olmadığını fark etmeli ve gidecekleri yere gitmeden gönderileceğini bilmeliler. Oraya ne götürülecekse, gitmeden gönderilir.

      Yaratıcının yarattığı her insanın baskın bir kişiliği ve yeteneği vardır. Belki insan birçok işi yapar; birçok alanda ve meslekte faydalı olabilir. Yaratıcı her insanı bir işi çok iyi yapması için yaratmıştır ve o insanın kalbine onu ilham etmiştir. O insan asıl yaratıldığı iş üzere hareket etmeye başladığında bütün kapılar açılmaya başlar...

      Yarınla ilgili plan ve programlarımız var. Belki üç beş yıl sonrasıyla ilgili planlarımız, programlarımız ve hedeflerimiz var. Biz düşünüyoruz, hayal ediyoruz da, Azrail bize sürpriz yapmazsa... Her an Azrail'in bize sürpriz yapabileceğini fark etmeli, nasıl yaşarsak öyle de öleceğimizi bilmeliyiz.

      Rabbin insana vereceği en büyük nimetlerden biri de çocuktur. Çocuk; candan bir parça demektir. Ama maalesef kedi köpek besleyen; çocuk sahibi olmayı hep erteleyen bir nesille karşı karşıyayız.

      Çok basit bir deney yapalım: Gardırobumuzu açarak kıyafetlerimize bir bakalım. Eminim yıllardır giymediğimiz hâlde dolapta duran, yepyeni nice gömlek, kazak ve ceketlerimiz vardır. Birkaç sefer giyip de kenara atmışızdır. Bu şekilde en az bir poşeti dolduracak kadar temiz, yeni, güzel lakin yıllardır kullanmadığımız eşyalar vardır. Biz onların sadece birkaçını kullanırken arka sokaktaki komşumuzun beğenmediğimiz için giymediğimiz gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeliyiz.

      Neden bereketsiz evlerimiz? Neden bunca bolluk, lüks ve imkân içerisinde adeta sefalet yaşıyoruz? Neden bu denli para kazanıp dolaplarımızı tıka basa doldururken yine bir bereketsizlik var mutfağımızda? Bereketin önümüzde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizli olduğunu fark etmeliyiz.

      Gençler, babaannelerinizi, anneannelerinizi ve dedelerinizi gözlemlediğinizde, önlerine düşen ekmek kırıntılarını yemekten sonra işaret parmaklarıyla alıp yediklerini göreceksiniz. Bu durum size tuhaf gelebilir. Ancak bereket; tabakta bıraktığımız yemekte, çöplere attığımız koca koca ekmeklerde değil, o soframıza düşen küçük kırıntılarda gizli. Bırakın kırıntıları, her gün döktüğümüz yemekler, her gün attığımız ekmekler ne olacak? Nimetleri çöpe attığımız sürece; evlerimizde, cüzdanlarımızda bereket olmasını bekleyemeyiz.
      Hadi gelin, bütün aile fertleri bir karar alın. Sofrada zerre kadar ekmek kırıntısı kalmayacak! Evinizde bundan sonra bir damlacık bile yemek, bir ekmek kırıntısı çöpe atılmayacak! Hadi uygulayın, bakın evinizde neler değişiyor? Hayatınız nasıl bereketleniyor?

      Geçmişin olumsuzluklarını konuşarak dertlenip durmayı bırakın. Dün geçti... Yarın meçhul fakat Allah'ın size bahşettiği muhteşem bir şu an var. Bugün geleceğiniz için yatırım yapabiliyor musunuz? Rabbinizin size bahşettiği, bağışladığı bugünle ilgili güzel çalışmalar yaparak bugününüzü değerlendirin.

      Bugününüz var. Yarın yok. "Yarın aileme onları sevdiğimi söyleyeceğim." Bugün söylediniz mi? "Yarın şu sadakayı vereyim." Bugün verebildiniz mi? Yarının olacağını nereden biliyorsunuz? O hâlde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür...

         Hayatın Anlamı

      Hayatın anlamını kaybetmişsem ölmeliyim.

      Hayatın kendinde, kendisine has bir gayesi vardır. Bu gaye, gençlik, güzellik, sağlık ve özgürlük gibi tüm haricî anlamlarını kaybettiğinde görünür hale gelir. O zaman hayatın güzelliğinin bu arzulanan ama geçici değerlerde değil, bizzat hayatın kendinde olduğunu görürüz!

      Hiçbir kinim yok, fakat elem duyuyorum.

      Tüm bu olanlara katlanmamın bir sebebi var. Bu sebep sadece bir tane, ama yeterli: Katlanmak zorundayım.

      Aşırı okuma bizi daha zeki kılmaz. Bazı insanlar kitapları basitçe "yutarlar." Onlar bunu yaparken "sindirmek", okunanı işlemek, hazmetmek ve anlamak için gerekli olan zorunlu düşünce fasılalarına riayet etmezler. Bu tür insanlar konuşurken, Hegel, Heidegger ve Marx'tan bazı parçalar ham olarak işlenmemiş hâlde çıkar... Bir arının poleni bala dönüştürmesinin "dahilî" çalışma ve zaman gerektirmesi gibi okuma da şahsî bir katkı gerektirir.

      Hayat tehlikeli bir şeydir. Güvensizlik yaşamanın bedelidir. Sadece ölenler ile asla doğmayacak olanlar mutlak anlamda güvendedirler.

      Akıllı adam nasıl konuşulacağını bilir. Hikmetli adam ise nasıl suskun kalınacağını da bilir.

      Mükemmeli başaramayız. Fakat yapabileceğimiz bir şey var: Daha fazla insan olmak için, her insanın daha fazla insana benzemesi için daimî olarak gayret gösterebiliriz.

      Aliya İzzetbegoviç  (Zindandan Notlar)


      Hayatın kendisinin içinde saklı bir anlamı var. Hayatın anlamını dışarıda; gençlik, güzellik, sağlık, özgürlük, mutluluk, başarı, mücadele gibi farklı kavramlarda aramak doğru değildir. Tüm bu harici kavramlar gün geliyor anlamını yitiriyor.

      Gençlik diyoruz, gün geliyor gençlik bitiyor. Sağlık diyoruz, gün geliyor sağlığımızı kaybediyoruz. Güzellik, özgürlük diyoruz ama bu kavramları kaybedebiliyoruz. Bunların hepsini kaybettiğimiz anda bile hayatın güzelliğinin bu arzulanan geçici değerlerde değil de bizzat hayatın kendinde olduğunu görebilmek; hayat içerisinde hayatın gerçek anlamını kavrayabilmek, boş yaşamamak ve hayata bir değer yüklememiz gerekir.

      Tarihe baktığımızda nice zengin, tanınmış, şan şöhret sahibi, yakışıklı, güzel, statüsü çok yüksek insanlar görürüz. Gelmiş ve gitmişlerdir. Bundan sonra da gelip gideceklerdir. Bunların birçoğu unutulmuştur. Hayata bir anlam katanlar, arkadan gelenlere bir yol açabilenler, Allah'ın kendilerine bahşettiği zamanı ve hayatı en güzel şekilde geçirebilenlerdir.

      Bir sebep olacak ve o sebebe katlanacaksınız, o zaman hayatınız anlam kazanacaktır. Niçin yaşamanız gerektiğini, niçin nefes alıp verdiğinizi, sabah uyandığınızda o günün size niçin bahşedildiğini biliyorsunuz. Dert, keder, hüzün, mutluluk, mücadele, başarısızlık fark etmiyor, katlanmanız gerekiyor. Bir şey için katlanıyorsunuz. Onu yakaladığınız anda hayatın sizin için ne anlam ifade ettiğini çok daha iyi anlıyorsunuz.

      Bugün en büyük sıkıntımız; hayatın anlamını kavrayamamamız, hayata doğru anlamlar yükleyemeyişimizden ortaya çıkar. Bu hayat öyle bir hayat ki kolay kolay geçmediği gibi, bir daha da geri gelmiyor. Bu hayat öyle bir hayat ki bir daha geri gelmiyor.

      Çok okuduğumuz zaman akıllı, zeki ya da bilge olmuyoruz. Önemli olan okuduklarımızı anlayabilmek, anlamlandırabilmek ve içimize işlemek... Arının çiçeklerden aldığı polen getirip bırakınca hemen bal olmuyor. O çiçekten aldığı poleni peteğe; yuvasına getirdiğinde harcaması gereken bir emek, enerji ve çaba var. Ondan sonra bala dönüşüyor. Hadi buyurun alın çiçeklerden poleni, siz balı yapabilecek misiniz? Poleni toplayan her arı da balı yapamıyor. Bal arısı farklı... Her arının balı aynı güzellikte olmuyor. Onun için okuduklarımızı hazmedelim.

      Hayat tehlikeli, problemli, sıkıntılı... Gençler diyor ya; "Hocam hayat çok zor, hayat mücadelelerle dolu. Güvenemiyorum." Hayatın anlamında zorluk var. Hayatın kökünde, gövdesinde, bütün hücrelerinde zorluk, sıkıntı, dert, keder ve buna katlanabilmek var. O tehlikeler ve güvensizlikler zaten yaşıyor olmanın bir bedelidir. Sadece ölenler, hiçbir zaman doğmayacak olanlar emniyettedir. Dünyaya gözünü açan her canlı, hayatın zorluklarıyla karşılaşacak, hayatın tokadını yiyecek, bir şekilde o girdabın içine girecek, çelmeler takılacak, yüzüstü kapanacak yere, ağzı burnu kanayacak, kanlar akacak; gülü sevecek, dikeni elini acıtacak. Ama hayat bu zaten...


      Mükemmeli başaramayız. Fakat yapabileceğimiz bir şey var; daha fazla insan olmak için, her insanın daha fazla insana benzemesi için daimi olarak gayret gösterebiliriz."

      Aliya İzzetbegoviç

      Mükemmel, kâmil ya da salih insan olamayabiliriz. Ama olabilme adına mücadele ederiz. Her gün daha iyi, daha başarılı insan, daha duyarlı bir genç olma, her gün hayatın anlamını biraz daha iyi yakalama, hayallerine bir adım daha yaklaşabilme adına çaba sarf edebilir; bunun mücadelesini verebiliriz. Sabah kalktığımızda "Bugün dünün üzerine artı ne koyabilirim?  İnsanlığımda, karakterimde ve kişiliğimde dün olmayan ama bugün üzerine koyabileceğim hangi güzellik var?" Bunun çabası ve gayreti içerisinde olabilmek lazım. Bunu başardığımız zaman bizim önümüzde kimse duramaz. Her gün bir adım daha ileri...


       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055563707
      MarkaÇınaraltı Yayın
      Stok DurumuVar
      9786055563707
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.