• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Hz. Hasan (ra) Hayatı, Ciltli

      Hz. Hasan (ra) Hayatı, Ciltli
      Görsel 1
      Fiyat:
      60,00 TL
      İndirimli Fiyat (%51,7) :
      29,00 TL
      Kazancınız 31,00 TL
      29.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Şamua Ivory kağıt, 7 Cilt, 4.253 Sayfa
      700,00 TL
      370,00 TL
      %47,1
      2.Hamur, Karton Cilt, 1.470 Sayfa
      130,00 TL
      57,00 TL
      %56,2
      1.Hamur Ivory Kağıt, Ciltli, 917 Sayfa
      90,00 TL
      41,00 TL
      %54,4

      Kitap             Hz. Hasan (ra) Hayatı Şahsiyeti ve Dönemi İslam Tarihi 7   
      Yazar            Prof. Ali Muhammed Sallabi
      Tercüme       Şerafettin Şenaslan, Harun Ünal, Mustafa Kasadar, Turgut Akyüz, Tuğrul Sofran
      Yayınevi       Ravza Yayınları
      Kağıt Cilt      1.Hamur IVORY Kağıt, Kalın Cilt
      Sayfa Ebat   456 sayfa,  17x24 cm.
      Yayın Yılı      2018 son baskı



      Ravza Yayınevi, Hz. Hasan (ra) Hayatı Şahsiyeti ve Dönemi İslam Tarihi kitabını incelemektesiniz.  
      Ali Muhammed Sallabi Hz.Hasan (ra) Hayatı kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

         MUKADDİME

      Ya Rabbî! Saltanatının azameti ve celalinin gerektirdiği şekilde hamd Sana'dır. Razı oluncaya kadar, razı olduğunda ve razı olduktan sonra da hamd Sana'dır.
      Bu kitap, "Nübüvvet Dönemi" ve "Raşit Halifeler Dönemi" ile alakalı yazdı­ğım kitapların bir devamıdır. Bu konuda yazdığım eserler şunlardır:

       
      1. Sireti'n Nebeviyye, Olayların Sunuluşu ve Tahlili, Dersler ve ibretler,
      2. Hz. Ebubekir Hayatı Şahsiyeti ve Dönemi,
      3. Müminlerin Emîri Ömer Hattab'ın Sireti,
      4. Müminlerin Emîri Osman bin Affan,
      5. Müminlerin Emîri Ali bin Ebi Talib,
      6. Raşit Halifelerin Beşincisi, Mu mirilerin Emîri 7-Hasan bin Ebi Talib.

      Bu kitap, Müminlerin Emîri Ali bin Ebu Talib'in oğlu Hz. Hasanın doğu­mundan başlayıp ta şehadetine kadar olan olayları kapsamaktadır. Söze; ismi, nese­bi, künyesi, özellikleri, lakabı, Resûlullah (s.a.v)'in kendisine isim koyması, kulağı­na ezan okuması, başındaki saçları traş etmesi, akika kurbanını kesmesi, Ummü Fazl'ın ona sütanneliği yapması, evliliğinden ve hanımlarından, hanımlarıyla ilgili konuşulan sözlerden başladım. Ayrıca Hz. Hasanın çok evlendiğine ilişkin bazıları­nın ortaya attığı iddiaların hakikatini de açıkladım.

      Yine bu kitapta, Hz. Hasanın çocuklarından, kardeşlerinden, amcalarından, halalarından, dayılarından ve teyzelerinden de bahsettim.

      Annesi Hz. Fatıma (ra)'dan, mihrinden, evliliğinden, düğün yemeğinden, geçi­minden, zühdünden ve sabrından bahsettim. Resûlullah (s.a.v)'in ona olan sevgisi­ni, ona olan düşkünlüğünü, Resûlullah (s.a.v)'in vefatından sonra da Ebubekir Sıd-dık ile olan ilişkilerinden bahsettim. Peygamber (s.a.v)'in miras meselesini ve kızı Fatıma'nın vefatını anlattım.

      Bu kitap, Hz. Hasan Efendimiz'in dedesi Hz. Muhammed (s.a.v)'in yanındaki değerini, Resûlullah (s.a.v)'in ona olan sevgisini, ona olan muhabbetini ve onunla oynamasını anlatım; böylece bu kitap, Resûlullah (s.a.v)'in çocuklarla olan ilişkiler­deki nebevi metottan çıkarılan dersleri de içermektedir.
       
      Resûlullah (s.a.v)'in onları öpmesi, çocuklara şefkat ve merhamet göstermesi, onlara latife yapması, şakalaşması, onlara hediye vermesi, onları güler yüzle karşıla­ması, onların durumlarını araştırması, onları arayıp sorması ve onlarla oyun oyna­ması gibi...
      Yine bu kitap, Hz. Hasanın, Peygamber (s.a.v)'e olan benzerliğini ve Hz. Ha­san ve Hz. Hüseyin'in cennet ehlinin gençlerinin efendileri olduğunu anlatmakta­dır.
      Resûlullah (s.a.v), "O ikisi (Hasan ve Hüseyin), dünyada benim iki reyha-nımdır."buyurmuş ve yine Hz. Hasanın vasıtasıyla iki büyük Müslüman grup ara­sında sulh yapılacağını ilan etmiştir.

      Bu kitapta, Hz. Hasanın dedesinden rivayet ettiği hadislere de yer verdim. Hz. Hasanın naklettiği şekilde Resûlullah (s.a.v)'in özelliklerini anlattım. Hz. Hasanın faziletine ilişkin temizlik ayeti (Ahzab, 33) ve örtü hadisi gibi faziletlerinden bahset­tim. Ahzab suresi 33. ayete ilişkin Ehlisünnet ve Şia arasındaki ihtilafları tartıştım. Bu ayetle ilgili ilk devir ulemasının ve onların izi üzerine giden ulemanın görüşleri­ni naklettim. Mübahale (lanetleşme) ayeti ve Necran Hıristiyanlarının heyetlerin­den bahsedip, bunların Hz. Hasanla alakalarını açıkladım.

      Hz. Hasanın yetişmesinde aile terbiyesinin ve içinde yaşadığı toplumun terbi­yesinin etkilerinin üzerinde durdum.

      Hz. Hasanın dört halife döneminde geçirdiği hayatı özel bir başlıkta incele­dim. Hz. Hasanın, Ebubekir Sıddık'ın hilafeti döneminde yetişmesine tesir eden olaylardan bahsettim. Bu olaylardan nasıl istifade ettiğini anlattım. Aynı şekilde Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (Allah hepsinden razı olsun) dönemlerindeki du­rumunu da anlattım.
      İslam'ın anlaşılması ve şer'i hükümlerin uygulanması konusunda Hz. Hasanın yol gösterici fıkhi anlayışının kapsayıcılığından ve Raşit Halifelerle olan yakın ala­kasından bahsettim. Onun Sıffîn ve Cemel olaylarına ilişkin duruşunu anlattım.

      Müminlerin Emîri Hz. Ali (ra)'ın şehadetini ve oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hü­seyin'e yaptığı vasiyeti anlattım.

      Hz. Ali (ra)'ın katiline müsle yapılmasını yasaklamasını, Hz. Hasanın babası­nın vefatından sonra bir hutbe okumasını, Hz. Muaviye'nin Mu minlerin Emîri Hz. Ali'nin katlini nasıl karşıladığını, Hz. Hasanın biat almasından ve biat için koydu­ğu şartlardan halifeliğine ilişkin (Şiilerin ileri sürdüğü) nassın batıllığından ve onu bilinen şer'i nizama uygun olarak İslam ümmetinin seçtiğinden bahsettim. Mümin­lerin Emîri Hz. Hasanın hilafetinin müddeti ve Ehlisünnet ulemasının bu konuda­ki itikadı hakkında konuştum.

      Şunu ispadadım ki, onun hilafeti, gerçekten Raşit Halifelerin hilafetidir. Zira Peygamber (s.a.v)'in otuz yıl olarak bildirdiği Raşit Halifeler dönemi, ancak onun hilafetiyle tamamlanmaktadır.

      Tirmizî'nin rivayet ettiği hadiste, Resûlullah (s.a.v) şöyle buyuruyor:

      "Ümmetimde hilafet otuz yıldır. Ondan sonra, melikler (krallar) gelecek."1

      İbni Kesir, bu hadisi tahlil ederek şöyle demiştir:

      "Otuz yıl, ancak Hasan bin Ali'nin hilafetiyle tamamlanmaktadır. Zira o, hicri 41. yılda Rebiülevvel ayında hilafeti Muaviye'ye bıraktı. Bu tarih de, Resûlullah (s.a.v)'in vefatından sonra otuzuncu yılın tamamlandığı tarihtir. Zira Resûlullah (s.a.v) hicri 11. yılın Rebiülevvel ayında vefat etmiştir. İşte bu Resûlullah (s.a.v)'in peygamberliğinin delillerinden/mucizelerindendir. Salat ve selam onun üzerine olsun. z

      İmam Ahmed'in bu hadisle ilgili rivayeti şöyledir: "Hilafet otuz yıldır. Bundan sonra krallık olur."5

      Ebu Davud'un rivayeti ise, "Nübüvvetin hilafeti otuz yıldır. Sonra Allah (cc) krallığı dilediğine verir. (Ya da dilediğini melik yapar.)" şeklindedir.4
      Resûlullah (s.a.v)'den sonra otuz yıllık hilfet dönemi ancak dört halife ile bir­likte ve Hz. Hasanın hilafet günleri ile tamamlanıyor.

      "Ümmetimde hilafet otuz yıldır." hadisini şerh eden ilim ehlinin çoğunluğu, babası Hz. Ali'nin vefatından sonra Hz. Hasanın hilafette geçirdiği günlerin Raşit Halifeler döneminden olduğunu ve onu tamamladığını ikrar etmişlerdir. İşte ilim ehlinin sözlerinden bazıları:

       
      1. Kadı İyaz (rh):
      "Otuz yıllık hilafet, ancak dördüncü Raşit Halife ile birlikte Hasan bin Ali'nin hilafette geçirdiği günler eklenince tamam oluyor. 'Hilafet otuz yıldır.' şeklindeki hadisin kastı, nübüvvet hilafetidir ki, bazı rivayetler bunu açıklayıcı olarak gelmiştir. 'Benden sonra nübüvvet hilafeti otuzyddır; ondan sonra krallık olur."5
      1. İbni Ebu'l İz el-Hanefi, Tahavi Şerhinde, şöyle diyor:
      "Hz. Ebubekir (ra)'ın hilafeti iki yıl üç ay, Hz. Ömer (ra)'ın hilafeti on yıl altı ay, Hz. Osman'ın hilafeti on iki yıl, Hz. Ali (ra)'ın hilafeti dört yıl dokuz ay, Hz. Hasan'ın hilafeti ise altı ay sürdü."6
       
      1. Süneni Tİrmizi, Tuhfetu 1 Ahfani, 6/395-397
      2. El-Biladaye ve'n Nihaye, 11/134
      3. Fezailus Sahabe, 2/744
      4. Süneni Ebu Davud, 2/515
      5. Şerhu'n Nevevi, 12/201
      6. Şerhu't Tahaviyye, 545
       
      1. İbni Kesir:
      "Hz. Hasanın Raşit Halifelerden birisi olduğuna dair delili, Delailü'n Nübüv-vede7 getirdiğimiz Resûlullah (s.a.v)'in kölesi Sefine'nin hadisidir. O hadiste Resû­lullah (s.a.v), 'Benden sonra hilafet otuz yıldır.' buyuruyor. Bu otuz yıl ise Hasan bin Ali'nin hilafetiyle tamam olmaktadır."8
      1. İbni Hacer el-Heysemi:
      "Hz. Hasan, dedesinden gelen delil ile Raşit Halifelerin sonuncusudur. Babası­nın şehit edilmesiyle birlikte Küfe halkı kendisine halife olarak biat etmiş ve hilafe­ti altı ay sürdürmüştür. O, gerçek bir halife ve adil bir imamdır. Onun hilafetini doğru söyleyen ve doğru söylediği tasdik olunan dedesi haber vermiştir: 'Hilafet benden sonra otuzyddır.^ Zira bu altı ay, otuz yılı tamamlar."10

      İşte bu sözler, Hz. Hasanın Raşit Halifelerden birisi olduğuna dair ilim ehlinin sözlerinin bazılarıdır. Ehlisünnet, Hz. Hasanın gerçek bir halife olduğuna, hilafetin Resûlullah (s.a.v)'den sonra otuz yıl süreceğine dair Peygamber (s.a.v)'in haberini tamamlayan bir cüz olduğuna dair itikat etmişlerdir. Burada, Hz. Hasana nisbet edilen ama doğru olmayan bir hususu da açıkladım. Bazı kitaplarda yer alan Ebu'l Ferec îsfehanî'nin Kitabu'l Eğanısi gibi kitaplarla ilgili ilim ehlinin sözlerini nak­lettim. Kaynak olarak alınan bazı kitaplar İslam tarihinin başlangıcını çirkinleştirmiştir.

      Bu kitap, bir edebiyat ve bir hikâye kitabı olabilir. Ama hiçbir zaman bir ilim, tarih ve hüküm kitabı olamaz. Onun hakkında edebiyatçılar ve tarihçilerin kulakla­rına çok fısıltılar ve yazılar gelmiştir. Isfehanî hakkında ilim ehlinin görüşlerini nak­lettim. Nakillerinde sika (güvenilir) olmadığı, zayıf kaldığı ve töhmet altında tutul­duğu ortadadır. Çeşitli delil ve burhanlarla ve ilmî metotlarla ispat ettim ki, bu ki­tap ilmî bir kaynak değildir. Tarih ve edebiyat araştırmacıları için kaynak olamaz. Bu kitabın tarihimizin yanlış şekilleşmesinde çok büyük bir etkisi vardır. Onun için bu kitaptan uzak durmak şarttır.

      Sahabe döneminin yanlış olarak nakledilmesinde etkili olan kitaplardan birisi de "Nebcu'l-Belâğa" dır. Bu kitap, gerek senedi ve gerek metni itibarı ile telin edil­miştir.

      Müminlerin Emîri Hz. Ali (ra)'ın vefatından üç yüz yıl sonra toplanmış bir ki­taptır. Yarısının senedi yoktur. Şiiler, bu kitabın telifini Şerif Rızaya nisbet ederler. Kendi usulüne uyan isnatlarla rivayet ettikleri dahi hadisçilerce kabul edilmemiş-
      1. El-Bidaye ve'n Nihaye, 11/134
      2. El-Bidaye ve'n Nihaye, 11/134
      3. Es-Sevaiku'l Muhrika alâ Ehli'r Rafei ve'd Dalali ve'z Zenduka, 2/347
      10 Akidetü Ehli Sünneti fi s Sahabe, 2/748
       
      ken, Nehcul-Belağadan yaptığı gibi isnatsız rivayetleri nasıl kabul edelim ki? Şerif Rıza nın Nehcu'î-Belâğa'yı uydurduğunu söyleyen kardeşi Ali'dir.
      Sahabe ile ilgili Nehcu'l-Belâğa da rivayet edilen hadislerden uzak durmak la­zımdır. Ama yine de Nehcu'l-Belâğddan faydalanmak isteyen kişi, gerek akaid mese­leleri, gerek şeriat hükümleri ve gerekse ashabı kiramla ilgili rivayetlerini Allah'ın ki­tabına ve Resûlullah (s.a.v)'in sünnetine sunmalı. Bunlardan, Allah'ın kitabına ve İslam ulemasınca sahih kabul edilen sünnete uyanları almakta bir mahzur yoktur. Kitaba ve sünnete muhalif olanlara ise itibar edilmemelidir: Kitabul Eğani, Nehcu'l Belâğa ve benzeri kitaplar gibi...

      Hz. Hasan (ra)'ın en önemli özelliklerini ve toplum içerisinde yaşantısını bu kitapta topladım. Onun şahsiyeti gerçekten örnek bir şahsiyettir. O, Rabbani sıfat­larla muttasıfdır. İşaret ettiğim en önemli özellikleri ise şunlardır:
      • Uzak görüşlülüğü,
      • Etrafında meydana gelen olayların künhüne vakıf olması,
      • Topluma liderlik etmedeki yeteneği,
      • Belirlediği hedeflere ulaşma hususundaki sarsılmaz gayreti.
      • Kur'an'ı ve sünneti çok iyi bilmesi,
      • Huşu ile ibadet etmesi,
      • Dünya işlerine ve saltanata karşı büyük bir duruşu olması,
      • İkramının, kereminin ve cömertliğinin çok büyük olması,
      • Zengin, fakir, büyük, küçük, yakın, uzak ayrımı yapmaksızın herkese karşı son derece cömert olması,
      • Allah'ın rızası için yedirme, içirme ve cömertlikte âdeta kendini yerlere ser­mesi.
      Onun Anlattığım Diğer Bazı özellikleri de Şunlardır:

      Hilmi, tevazusu, yöneticiliği: Ben yöneticiliğin ne olduğunu ondan öğrendim. Yöneticiliğin kan dökmek olmadığını, malları ve mukaddesatı heder etmek olmadı­ğını ondan öğrendim. Bilakis yöneticiliğin sertlikleri ve kızgınlıkları gidermek oldu­ğunu ondan öğrendim. Zira o, sulh yapıp Müslümanların kanlarını koruyarak li­derliğin zirvesine ulaşmıştır.

      Hz. Hasanla birlikte yaşadığı toplumda (âdeta) ben de yaşadım. Bozuk fikirli insanları nasıl geri çevirdiğini, insanların ihtiyaçlarını karşılamaya nasıl koştuğunu, onun nebevi şerife nasıl yapıştığını, kendisine kötülük yapana nasıl muamele ettiği­ni, insanlar arasındaki iyi ahlakını, boş sözlerden uzak duruşunu âdeta birlikte yaşa­
       
      dım. İslam toplumunun önderlerinin onun hakkındaki övücü sözlerinden bahset­tim. Onun sözlerinden, hutbelerinden, vaazlarından bir kısmını topladım. Çağdaş hayatımızda bunlardan daha çok istifade etmemiz için onları açıkladım.
      Etrafında yer alan şahsiyetlerden bazılarını özel olarak anlattım. O özel olarak seçip anlattıklarımdan bir tanesi, Kays bin Sa'd bin Ubade el-Hazrecî'dir. Bu zat, Hz. Hasan'a biat eden ilk kişidir. O, çağının dehalarından ve Hz. Hasanın ordusu­nun komutanlarındandı.

      Ubeydullah bin Abbas bin Abdulmuttalib ise Hz. Hasanın ordu komutanla­rından ve Hz. Ali'nin valilerindendi. Bazı tarih kitaplarında kendisine hücum edile­rek birtakım çirkin işler, günah ve iftiralara bulaşmakla itham edilmiştir. Bunun için ben bu kişiyi seçtim ve onun gerçek durumunu araştırıp ortaya çıkardım.
      Hz. Hasan (ra)'ın yanında yer alan ve en büyük danışmanı olan Abdullah bin Cafer bin Ebu Talib'tir, Hz. Hasan, Hz. Muaviye ile yapacağı barışı bununla istişare etti. Abdullah, bu işe Hz. Hasan'ı teşvik edip cesaretlendirdi. Ben, bu mühim şahsi­yetlerin hayatlarını anlatmayı gerekli gördüm. Zira benim Hz. Hasanın siretini an­latırken yaşadığı dönemi, kendisine etki eden şahsiyetleri anlatmam bu kitapta ta­kip ettiğim metodun bir gereğidir. Zira bu şahsiyetlerin hayatlarından çıkan dersler bu çağın ruhu hakkında bazı işaretlere ulaşmamıza imkân veriyor.

      Hz. Hasanın yaptığı sulh üzerinde çok durdum. Bunun şer'i şerife uygun çok büyük bir ıslah olduğu kanaatine vardım. Hz. Hasanın ortaya koyduğu ve uygula­dığı bu sulhu bütün detaylarıyla inceledim. Nihai barışa ulaşıncaya kadar geçen merhalelerin tümünü inceledim ve her bir merhalede neler olduğunu anlattım. Sul­hun en önemli sebepleri ve onun korunması hususuna işaret ettim. Hz. Hasanın Allah'a olan bağlılığı, Müslümanların kanının dökülmemesi, ümmetin vahdeti, Re­sûlullah (s.a.v)'in peygamberliğinin tahkiki gibi hususları anlattım.

      Sulha sebep olan ve onu koruyan Hz. Hasan (ra)'ın sözlerini açıkladım ki o sö­zü Hz. Hasanın, şeriat-ı ğarranın maksadını kavramadaki derin anlayışına işaret et­mektedir.
      Nihayet Hz. Hasan ve Hz. Muaviye arasında uzlaşılan antlaşma şartları ve so­nuçları hakkında konuştum. Tarihî delillerden şu neticeyi çıkardım: Hz. Hasan, ba­zı tarihçilerin iddialarının aksine çok güçlü bir konumda iken Muaviye lehine hila­fet makamından çekilmiştir.

      Hasan bin Ali'nin hayatındaki en önemli duraklardan ve uygulamalarından en önemlileri çok mükemmel bir düşünce gücüne sahip olması ve bu düşüncelerini fü­tursuzca uygulamasıdır. Zira insanlardan birçokları çok güzel düşünce ve teori üre­tirler ama onları insanların dünyasına indirgemekten aciz olurlar.
       
      Bu kitapta bazı tarihçilerin yalanlarını da tartıştım. Mesela Emevi Devletinin Hz. Muaviye döneminde camilerde minberlerden Müminlerin Emîri Hz. Ali'ye küfredildiği şeklindeki yalan gibi birçok delil, hüccet ve sahabe sözüyle bu iftiranın batıllığını ispatladım.
      Bu devşirme bilgiler hiçbir tenkit ve tahlile tabi tutulmaksızın tarih kitaplarına o denli girmiştir ki bazı güvenilir tarihçilerin kitaplarında bile tartışma ihtiyacı du­yulmadan nakledilmiştir. Bu araştırma, kitaplara alınan nakillerin metinlerinin has­talıklardan, senetlerinin de cerhden kurtulması ve sıhhatli nakillerin ayrılması için bir çağrıdır.

      Gerçek araştırmacılar ve tahkik ehli Hz. Muaviye'nin, Müminlerin Emîri Hz. Ali ve onun tertemiz ehlibeytine karşı son derece saygılı olduğunu ve onlara çok kıymet verdiğini tarihî bir gerçek olarak bilirler. Ben bu hususla ilgili olarak bazı ta­rih kitaplarında Hz. Muaviye'ye atılan Hz. Hasanı zehirlettiğine ilişkin iftiranın da gerçek yüzünü ortaya çıkardım. Şunu ispat ettim ki, bu olay, metin ve senediyle bir­likte hiçbir yerde rivayet edilmemiştir.

      Barış antlaşması yapıldıktan sonra Hz. Hasanın, Hz. Muaviye'yi ziyaretine, hayatının son günlerine, kardeşi Hz. Hüseyin'e yaptığı vasiyete, Allah'ın melekûtu hakkındaki düşüncesine ve Allah'ın huzurunda kendi nefsini hesaba çekmesine işa­ret ettim. Sonra da Hz. Hasanın şehadetini ve Medine'de Cennetu 1 Baki mezarlığı­na defnedilişini anlattım. (Allah kendisinden razı olsun)

      Şüphesiz ki Hz. Hasanın hayat öyküsü, bize, uzak görüşlü bir komutanın Al­lah'tan yardım dileyerek doğru bir yol üzerinde yürümesinde kendine hâkim olabil­mesinin önemini açıklıyor. Hz. Hasan; ıslah edici, reformcu bir görüşe ve o görüşü­nü uygulama gücüne sahipti. Bununla beraber o meseleyi bütün boyutlarıyla açıklı­ğa kavuşturur, bütün şartları, sebepleri ve neticeleri inceler, bütün engelleri tespit eder ve onlara karşı nasıl mücadele edeceğini bilirdi.
      Hz. Hasan bize; ihtilaf fıkhı, mürsel maslahatlar ve mefsedetler, mekasıd-ı şeri­at, görüşmeler, Allah'ın yanında olanı arzulayarak nefsin isteklerine ve hastalıklarına galebe çalma konularında ışık tutan ilkeler bıraktı.

      Bugün büyük İslam dünyasında hâkim olan ailelerin (hanedanlar), yol gösteri­ci cemiyetlerin, İslami hareketlerin, müesseselerin ve grupların; sıkıntıları aşmak, safları birleştirmek, akan kanları durdurmak ve tek bir sözde birleşmek için Hz. Ha-san'ın medresesinin anlayışına çok fazla ihtiyaçları vardır.
      Hz. Hasan (ra) Raşit Halifelerdendir. Ona uymak ve onun fıkhına, anlayışına önem vermek hususunda Resûlullah (s.a.v) bizi irşat ederek şöyle buyurmuştur:

      "Benden sonra hidayete erdirici Raşit Halifelerinin sünnetine sarılınız."11
      11 Ebu Davud, 4,21, Tirmizi s. 44
       
      Araştırmacılar, ümmetin hafızasındaki Hz. Hasanın anlayışının zayıflığından dolayı şaşırırlar. Yine araştırmacılar, Hz. Hasanın yaptığı büyük antlaşmanın kültü­rümüzde çok az yer edinmesinden dolayı da hayrete düşerler. Hâlbuki toplumların ayağa kalkması; kendisine kurtuluş yolunu gösterecek maziye dönüp bakması, şu anını iyi değerlendirmesi ve geleceğini planlamasıyla mümkündür. Bilindiği üzere tarih, ümmetin hafızası ve tecrübe ve bilgilerin saklandığı yerdir. Ümmetin görünen ve görünmeyen aklı ve kendisini ayağa kaldıracak en büyük değerdir. Çok eskiye dayanan tarihî geçmişi, zamanın akışı içerisinde ümmetin olgun şahsiyetinin teme­lini teşkil etmiştir.
      Peygamber (s.a.v)'in derinliklerine inilmemiş bir sireti, Raşit Halifelerinin ise dopdolu büyük bir tarihi vardır. İslam ümmeti diğer ümmet, millet ve devletlere karşı böbürlenebileceği müstesna bir tarihe sahiptir. Bize düşen bu derin tarihten gereği gibi yararlanmak, dersler, ibretler, nasihatler çıkarmak, çıkış yollarını bul­maktır. Bu yüksek medeniyetin inceliklerini anlamak, Kur'an kıssalarından, nebevi hidayetten ve bu derin tarihten ilham alarak bugünkü şartları da göz önüne alarak acılar içerisinde kıvranan ümmeti uyandırıp tekrar ayağa kaldıracak genelgeçer bir görüşe sahip olmamızdır. Bu gereklidir, çünkü insanların doğru yolu bulması ancak bu medeniyetle mümkün olur.

      Dünyanın geri kalan ömrü bize gösteriyor ki, ebedî bir risaletle gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v) ölmedi, ölmeyecek. Kur'an-ı Kerim de kıyamete kadar kalacak­tır. Bize düşen, sadece uzun ağlayışlardan sonra dönüp ona sarılmak değil, bütün iş­lerimizde her zaman gözlerimizi açıp ona bakmamızdır.
      Ben, Müminlerin Emîri Hz. Hasan (ra)'ın şahsiyetini bütün yönleriyle araştır­dım ve onunla alakalı her şeyi gücüm yettiği kadarıyla toplamaya gayret ettim. Onun hayatı İslam tarihinde yeni bir doğuştur. O; sözleri, fikirleri ve yol gösterici­liği ile bu dünya hayatında insanlara en çok etki eden önderlerdendir. Onun hayatı; imanın en kuvvetli örneklerinden, sahih İslam inancının ve bu dini doğru anlama­nın en önemli kaynaklarındandır. Biz onun hayatından ihtilaf fıkhını, mesalihi, mefsedeti ve mekasıd-ı şeriatı öğreniyoruz. Yine onun hayatından nefislerin istekle­rine nasıl galip gelineceğini, Kur'an-ı Kerim'le birlikte nasıl yaşayacağımızı, onun hidayeti ile doğru yolu nasıl bulacağımızı ve Resûlullah (s.a.v)'e nasıl uyucağımızı öğreniyoruz.

      Biz onun sözleri ve davranışları sayesinde Allah'a varan yolun inceliklerini kalplerimize nakşediyoruz. Bunun için gücüm ve takatim oranınca Hz. Hasanın yaşadığı dönem ve şahsiyeti üzerinde çalıştım. Ben bu araştırmamın hatalardan berî ve yanlışsız olduğunu iddia etmiyorum. Benim bu çalışmamdan kastım yalnızca Yü­ce Allah'ın rızasını kazanmak, ondan sevap ummaktır.
       
      Raşit Halifeler serisini 12 safer 1425, miladi 11 Nisan 2004 tarihinde gece 09.45'te bitirdim. Bundan önce de sonra da fazl-ı ikram Allah'tandır. Yüce Allah'tan bu amelimi kabul edip bereketlendirmesini ve bizi nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle komşu etmesini diliyorum.
      Yüce Allah şöyle buyuruyor:
      "Allah, insanlara rahmetinden her neyi açarsa onu tutacak, kısacak yoktur; her neyi de tutar kısarsa onu da O'ndan sonra salacak yoktur. O daima galiptir, hikmet sahibidir."17
      Bu kitapla Raşit Halifeler serisini okuyucunun önüne koyuyorum ve mükem­mel olduğuna dair bir iddia da taşımıyorum.
      Şair şöyle demiştir:
      "Onda bir hata ve helal yoktur,
      Yapabilene onu düzeltmesi için izin verdim.
      Fakat ilim ve insaf şartıyla, işte bu...
      Ve şu en güzel vasıflardandır:
      Kurtuluş yoluna eriştirecek Allah'tır,
      Onu tespih ederim ve O'nun ipine sarılırım."

      Bana verdiği nimetlerden ötürü işin başında da sonunda da Yüce Allah'a hamd olsun. Yüce Allah'tan, esma-i hüsnası ve Yüce isimleriyle tarih silsilesini kendi rızası için kılmasını, kullarını onunla menfaatlendirmesini, yazdığım her harfiyle beni mükâfatlandırmasını iyilik olarak terazime koymasını istiyorum.
      Yine ben bu mütevazı çalışmamın tamamlanmasında bana yardım eden tüm kardeşlerimin sevap kazanmasını istiyorum. Okuyucularımdan da Rabbinin rızası­na, rahmetine, mağfiretine, affına muhtaç olan bu fakir kulu dualarından eksik et­memelerini istiyorum.

      Yüce Allah şöyle buyuruyor:

      "O da bunun sözünden gülercesine tebessüm etti de dedi ki: 'Ey Rabbim! Beni nefsime zâbıt kıl ki bana ve anama, babama ihsan buyurduğun nimetine şükredeyim ve razı olacağın iyi bir amel yapayım ve beni rahmetinle salih kulların arasına girdir."15

      Yüce Allah'ın rahmeti, Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'e ve onun âli ve as­habının üzerine olsun.
      Ey Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih eder ve sana hamd ederiz. 


       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789752419995
      MarkaRavza Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789752419995
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.