• Tüm Kategoriler
    • Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü Sepete Atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

      İmanın Şubeleri

      İmanın Şubeleri
      İmanın Şubeleri
      İmanın Şubeleri
      İmanın Şubeleri
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      56,00 TL
      İndirimli Fiyat (%44,6) :
      31,00 TL
      Kazancınız 25,00 TL
      1.0 1
      31.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo

        Kitap           İmanın Şubeleri
        Yazar          İsmail Hakkı Bursevi
        Tercüme     Mustafa Selim Orhanzade
        Yayınevi      Şamil Yayınevi
        Kağıt Cilt     2.Hamur, Kalın Ciltli
        Sayfa Ebat  504 sayfa,  14x21.5 cm
        Yayın Yılı     2016 



      Şamil Yayınevi  İmanın Şubeleri kitabını incelemektesiniz.
      İsmail Hakkı Bursevi İmanın Şubeleri kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



      Eser aslında imânın şûbelerinin sayısını anlatan bir hadîs-i şerîfin şerhidir. Eserin müellifi; İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) Hazretleri, hayatın hem zorluğunu hem kolaylığını görmüş, halkın içinden gelip padişah hocalığına kadar çıkmış, medresede hem talebe; hem de hoca olmuş, tekkede hem mürid; hem de mürşid olmuş, hem tedrîsle meşgul olmuş, hem de vaizlik yapmış, fakir kalmış, feraha ermiş, farklı memleketler de ümmet-i muhammedin farklı milletleriyle muhatap olmuş elhâsıl hayatını madden ve mânen dolu dolu yaşamış bir zattır. Mutasavvıf, Müfessir, Vaiz ve Mürşid-i Kâmil bir zâtın, böyle bir hadîs-i şerifi şerhetmesi ne büyük bir nimettir.

      İsmail Hakkı Bursevi (k.s.) Hazretleri kişinin; imânını, amelini ve ahlâkını hangi mertebede olursa olsun ıslah edip istikâmet üzere olmasını sağlayacak şekilde hazırlamıştır. Eser okunduğunda görülecektir ki, dinî ilimlerin neredeyse her alanına temas edilmiş ve her yaştan müslümanın ihtiyacı olan konulara kâfî miktarda yer verilmiştir. Bir mürşid-i kâmilin insanın ve toplumun âdetâ bir kandil gibi nasıl yolunu aydınlattığı, hayata nasıl temas ettiği ve müslümanların dünya ve âhiret azığını nerelerde ve nasıl araması gerektiğini gösteren bir kandil gibi olduğunu gözler önüne sermiştir.

      Kitap adından anlaşılacağı üzere önce imân sonra ibadet ve daha sonra ahlâka dâir meseleleri 9 ana başlık altında incelemiş, bu ana başlıklar altında 80'e yakın konuya temas etmiştir. Osmanlıca aslı da çalışılmış olup eserin arka tarafında aslından okumak isteyenlerin istifadesine sunulmuştur. Biz böyle bir eseri bugünün müslümanının dini ve dünyevî hayatını aydınlatması gayesiyle hazırlayıp siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz. Dünya ve âhiret saâdetine vesîle olması dileğiyle!


      Önsöz

      Allah Erinin İmân, İbadet ve Ahlâk Anlayışı

      İnsanlığı; göndermiş olduğu yüce kitabı ile karanlıktan aydınlığa çıkartan Allah Teâlâ'ya hamd olsun! Sünnet-i Seniyyesiyle bizlere Allah'ın sevdiği kullar olmayı öğreten, âlemlere rahmet yüce efendimize salât-ü selâm olsun! Yine kâinâtın efendisine ilk imân eden öncüler olarak; Peygambere ittibâ nasıl olur, kargaşada Müslüman nerede-nasıl durur ve kardeş­lik hukuku nasıl muhafaza edilir bizlere öğreten, her biri hi­dayet yıldızları olan Ashâb-ı Kirâma da salât ve selâm olsun! Onlardan aldıkları ilim, amel ve ihlas nurunu bizlere adım adım aktaran âlimlere, velilere ve bütün büyüklerimize de rahmet olsun!

      2016 yılında bir gece İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) hazretle­rinin "Kitâbu'n-Netîce" adlı eserinin 2. Cildini elimize tutuştu­rup "Bunu okuyunuz" buyurdular. Biz de emre imtisâlen oku­maya başladık. Kitabın 22. sahifesinde Hazret "ve enleyse" ayetini şöyle tefsir ettiğini gördük: "Dünyada imâna, amele ve âsâr-ı bakiyyeye kişi sa'y etmişse kişi ehl-i cennet ve ehl-i derecât olur." Bir önceki paragrafta da âsâr-ı kalem risâlet mertebesidir, diye bahsetmişti. Bu bölümleri birkaç defa oku­yunca âsâr-ı bakiyyeye hizmet Kur'ân'a hizmettir fikri bizde hâsıl oldu. Daha sonraki günlerde üzerine düşünmeye devam ettikçe hazretin eserlerinin çalışılmasını mânen talep ettiğini düşündük. Araştırma yapmaya ve Prof. Dr. Ali Namlı Hocanın İnsan Yayınlarından çıkan "İsmail Hakkı Bursevî Hayatı, Eser­leri, Görüşleri" adlı eseri okumaya başladık. Daha önce hadîs ümiyle iştigalimiz olduğundan hadîsle alakalı bir eserinden başlamaya niyet ettik.

      Daha evvel basılmış fakat araştırmamız esnasında piya­sada olmadığını gördüğümüz, Şerh-i Şuabi'l-İmân İmânın şubeleri adlı eseri ile ilgilenmeye başladık. Eserin Osmanlı döneminde hem mahtut, hem matbû olarak çalışıldığını gördük. Türkiye'mizde de bu eserin daha önce sadeleştirmesi yapılmış ve basılmıştır. Fakat yapılan bu sadeleştirmenin, o günkü teknolojik imkanların az olması ve bu nedenle metin araştırma ve kaynaklandırmada birtakım eksiklerin görülmesi sebebiyle Ayneyn grup tarafın­dan yeniden sadeleştirilmesine karar verildi. Ayneyn grup içe­risinde görev dağılımı yaptık ve bir arkadaşımız Osmanlıcasını yazdı. Biz de sadeleştirmeye başladık. Eser dört kez yeni­den sadeleştirdi. Zira büyük bir âlim ve mutasavvıfın eseri olması hasebiyle önce sadeleştirmeyi çok az yapalım, sadece anlaşılmayan kelimeleri çalışalım dedik. Daha sonra kitabın sohbet ve hitabet üslubunda olduğunu görünce biraz daha sadeleştirdik. Fakat bu sadeleştirmenin kitaptan istifade etmesi­ni arzu ettiğimiz bugünün Müslümanına hitapta yetersiz kala­cağını düşününce, kavramları vb. ifadelere dokunmadan baş­tan sona yeniden sadeleştirdik.

      Atalarımız "Eski kitapları yeni hocalardan okuyun" der­lermiş. Bu eser de eski ve kendisini ispatlamış bir eserdir. Böy­le bir eseri bugüne taşımanın, bugünün Müslümanına hitap edecek şekle sokmanın birtakım gereklilikleri vardı. Bunları dikkate alarak sadeleştirmeyi tamamladık. Metin tahkiki, ha­dîslerin tahrîci ve manayı şerh ve takviye edici ta'lîkler ekle­dik. Nitekim bunlar gelecek bölümde izah edilecektir.

      Türkçemizde ta'lîk usulü dediğimiz usul, isim olarak bi­linmese de aslında kullanmaktadır. Genel olarak dipnotlarda bazı açıklayıcı uzun metinler veya başka kitap ve makaleler­den alıntılar/atıflar yapmaktadır. Biz de aslında aynısını yap­tık, fakat dipnotlandıran kelimesi yerine, ilmi geleneğimizde de bolca kullanüan asîl bir isimlendirmeyi yani ta'lîk ismini vermeyi daha uygun bulduk. Nitekim ta'lîk bölümünde anlatı­lan çalışmalardan bu daha iyi anlaşacaktır.

      Eserin literatürdeki yeri:
      Adından da anlaşılacağı üzere bu eser meşhur bir hadîs-i şerifin şerhidir. Hadîs şerhi olması yönüyle müellif hazretleri­nin hadîse dâir eserleri arasında değerlendirmiştir. Eserin içeriğine baktığımızda ise tarihten edebiyata, tasavvuftan itikâda, fıkıhtan ahlaka vb. birçok konuya temas edildiğini görmekteyiz. Bu kadar geniş bir alana hitap etmesinin temel nedeni, hadîs-i şerifin lafzının bir satır olmasına rağmen içer­diği mana ve mefhûmun ciltlerce olmasıdır. Nitekim büyük alim Halîmî (r.h.) (h. 403) bu hadîs-i şerifi müstakil olarak şerh eden üç ciltlik bir eser yazmış, bu hususta onu takip eden İmam Beyhakî (r.h.) (h. 458) de sekiz ciltlik büyük bir eser yaz­mıştır. Yine bu hadîs-i şerife istinâden hadîs kitapları içinde ve müstakil olarak Şuabül-İmân ( İmânın şubeleri ) adı altında bir literatür oluşmuştur.

      Eserin usulü:
      Müellif hazretleri eseri önce külliyye adı altında toplam dokuz ana başlığa bölmüş, ardından numaralar vererek alt başlıklar oluşturmuştur. Seçtiği ana başlıklar için genellikle küçük bir girizgâh yazısı eklemiştir. Genel olarak konu başlık­larında geçen ve halk tarafından pek bilinmeyen kelimelerin manalarını izah etmiş, sonra konuyu anlatmış, ihtiyaç duyarsa misalle izah etmiştir. Ardından genel olarak konunun delille­rini zikretmiştir. Delil zikrederken öncelikle dört delile istinâd etmiştir. Hadîsler hususunda da kendisine has bir düe sahip olan Hazret, ifadeleriyle hadîslerin durumuna işaret etmiştir. Genel olarak tasavvufla alakalı olan maddelere de tasavvufî birtakım izahlar eklemiştir. Bu izahlarında ensubu bulunduğu vahdet-i vücûd anlayışına göre mevzuyu izah etmiştir.

      Eserin üslûbu:
      Eserde sohbet üslubunun takip edildiğini görmekteyiz. Bu üslubun hâssaten tercih edildiğini görüyoruz. Zira insanı kemâle erdiren en kısa yollardan biri sohbettir. Sohbet-i Rasûl sayesinde Ashâb-ı Kirâm (r.a.) bu ümmetin en faziletleri ol
      muşlardır. Nitekim şöyle demişlerdir: Kişinin üç türlü şeyhi olur; yol şeyhi, sohbet şeyhi ve zikir şeyhi!

      Yol şeyhi, müntesibi bulunduğunuz gül bahçesine sizden evvel girmiş, yolun edeb-âdâbını büyüklerinden öğrenmiş, si­ze de kemâliyle öğretebilecek ve bu yolda arkadaşlık edecek kimsedir. Nitekim Efendi Hazretlerimiz (k.s.) da eski mürid yeni müridin bağıdır, buyurmuşlardır.

      Sohbet şeyhi, manevî yolun büyüklerinin sîretini, sûretini bilen şeriat ve tarikat ümine vâkıf, irfânî manaları devşiren ve bize anlatıp öğretebilecek kabiliyette bir büyük üstaddır.
      Zikir şeyhi ise bütün bu ümin, irfanın nasıl nûş ettirilece­ğine yâni mânen aklımızı ve kalbimizi nasıl eğiteceğini bilen ve bunu uygulamada kâmil ve mükemmil olan, tâbir-i âharla kibrit-i ahmerimiz olan zattır.
      Müellif hazretleri kitabında sohbet usûlünü benimsemek­le; mürşidi olduğu müridânı terbiye etmiş, başka şeyhlere müntesip olanlara sohbet şeyhliği yapmış, devrinde bulunan ilim ve tarikat ehli zatlara da yarenlik etmiştir.
      Eserin üslubundaki akıcılık ve tatllıık, okuyanda bazen basit meseleler anlatıyor izlenimi uyandırsa da, konuların merkezliği dikkate alındığında, müellif hazretlerinin bu hu­suslarda tam bir vukûfıyet sahibi olduğu görülmektedir.
      Müellif hazretleri eserinde şöyle buyurmuştur: "Her dev­rin kalıplarının (bedenlerinin) sultanı olduğu gibi kalplerinin de sultanları vardır. Kalplerin sultanları o devrin vaizleridir." Hazret Bursa'nın muhteşem eserlerinden Ulu Cami'de uzun yıllar vaizlik ederek, kendi devrinde kalplere sultanide ettiğini delâleten izhar buyurmuştur.

      Eserin muhtevâsı:
      Eserde genel olarak; imân, ibadet, helal-haram ve ahlak esaslarının incelendiğini görürüz. Bu meseleler de bir Müslümanın nasıl inanacağını, nasıl ibadet edeceğini, nelerden sakı­nıp nelere riayet edeceğini ve ahlakının nasıl olması gerektiği­ni ihtivâ eden temel meselelerdir. Eser, okuyan her kimsede ilim ve irfan veçhesiyle; kalbinde imân nurunu, kalıbında amel zuhûrunu sağlayacak ve kişiye şahsiyet kazandıracak ni­teliktedir.
      Eserin birçok konuyu hâvî olmasına itibarla, ilim talebin­de merkeze alınıp etrafında bir din, dil ve tarih şuuru oluşturabilme imkanı vermesi bu eserin bizce en büyük meziyetidir.

      Bugün bizim memleketimizde yaşayan ve islamî konular­da yeterli bilgisi olmayan yahut islamî ilimler alanında çalış­mış fakat istikametini tahsil edememiş; islamî bir usul ve ba­kış açısı edinememiş ya da daha kötüsü batının ideolojik savaş ajanlığına maruz kaldığı için Müslümanca düşünme yetisini kaybetmiş bir çok kardeşimiz bulunmaktadır.

      Bu eserle dini bilgisi az olan kardeşlerimiz öğrenip amel edecekleri bir sağlam bir metin sunduğumuzu, yine dinî ilimler sahasında kafası karışık olan kardeşlerimize, üzerine basa-bilecekleri sağlam bir zemin oluşturduğumuzu düşünmekte­yiz.
      Yine batının ideolojik savaş ajanlığına maruz kaldığını düşündüğümüz kimselere de ilimde ve fikirde devamlılığın esas olduğunu ortaya koyan, "Hakikat dün ne ise bugün de odur, belki sadece üslup fark eder" demekteyiz.
      İnsanın varoluş amacı din, onu diğer insanlardan farklı kılan dil ve şahsiyet sahibi yapan da tarihi ve tarih şuurudur. Müellif hazretleri âlim olması hasebiyle din, Osmanlı âlimi ol­ması hasebiyle büyük bir dil ve bir imparatorluk mensubu ol­ması sebebiyle de büyük bir tarih şuuruna sahip, ümmet ve millet fikrini zatında kemâliyle mezcetmiş bir zattır.

      İlim, amel ve ihlas ehli âlimler ve sâlihler kendi devirle­rinin kandilleridirler. Kandillerinin nurları, yazdıkları kitap­larla ve yetiştirdikleri büyük zatlarla kendilerinden sonraki devrileri de aydınlatmaya devam etmektedir. Şerhi Şuabi'l-İmân adlı bu güzide eser de, âlim, vaiz, mürşid-i kâmil, İslam'
      ın ve Osmanlının güzide şehri Bursa'nın manevî burçlarından birisi, feyzi ve bereketi halen dâim, muhalled bir tefsirin sahi­bi, büyük ve velûd bir mutasavvıf, gazi ve seyyah olan İsmail Hakkı Bursevi (k.s.) Hazretlerinin eseridir.

      Son olarak geçmişte yaşamış böyle büyük bir âlimin ese­rini çalışmak onun gölgesi olmaya benzer ve gölge daima as­lından kâsırdır.

      Kusurlar bizden, görüp düzeltmek ehlinden, tevfîk Cenâb-ı Haktandır.


       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786057562043
      MarkaŞamil Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786057562043
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.