• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Bu TAM KAPANMA SÜRECİNDE ürün sevkiyatımız devam edecektir. Kargo Çalışmaktadır.

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Kara Davut Delailül Hayrat Şerhi, Şamua

      Kara Davut Delailül Hayrat Şerhi, Şamua
      Görsel 1
      Fiyat:
      120,00 TL
      İndirimli Fiyat (%47,5) :
      63,00 TL
      Kazancınız 57,00 TL
      4.0 5
      63.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo

      Kitap              Kara Davut Delailül Hayrat Şerhi
      Yazar             Abdullah Muhammed Bin Cezuli 
      Tercüme         M. Faruk Gürtunca
      Yayınevi         Huzur Yayınları
      Kağıt - Cilt      Sarı şamua kağıt - Lüks  Cilt
      Sayfa - Ebat   970 Sayfa - 17x24 cm
      Yayın Yılı        2015


      Huzur yayınları, Abdullah Muhammed Bin Cezuli tarafından yazılan Kara Davut Delailül Hayrat Şerhi adlı kitabı incelemektesiniz.
      Kara Davut Delailül Hayrat Şerhi kitabı hakkında yorumları okuyup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

       

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2
       

       
                  Kara Davut Delailül Hayrat Şerhi
       
       
      Bismillahirrahmanirrahim
       
      Elhamdülillahi’llezi salla binefsihi alennebiyyi aleyhi ekmelüs salativetteslimi. Ve ahberena bi salatl melaiketi aleyhi efdalüs salati vetteslimi ve emrel mü’minine minel insi vel cini bis salate aleyhi vetteslimi. Vesselatü vesselamü ala seyyidina Muhammedillezı emrena bisselati aleyhi vetteslimi ve ala alihi ve ashaihillezine sallu aleyhi ve sellimu biesnafis salati vetteslimi.
       
      Açıklama:
      Hamdolsun o Allah’a ki kendisi Peygamberine salavat ve selamın en güzelini göndermiştir. Ve bize de meleklerin o Peygambere en faziletli salavat ve selamlarına götürdüklerini bildirmiştir. İnsanlara ve cinlerden mü’min olanlara o Peygambere salavat ve selam getirmeleri emredilmiştir. Peygamberimiz ve efendimiz Munammed (S.A.V.) e salavat ve selam olsun ki bizi salavat ve selam getirmeye buyurmuştur. Ve onun ev halkına (aline) , ashabına salavatın ve selamın türlü ve çeşidi olsun, siz de onlara salavat ve selam gitirin.
       
       
                 ŞERH-İ DELAİL-İ HAYRAT YAZARI MERHUM

                                Kara Davud Efendi

       
      Faslı Şeyh Abdullah Muhammed bin Süleymanil Cezuli Efendi tarafından yazılan ve bir dua kitabı olan DELAİL-İ HAYRAT ’ı uzun uzun inceleyen ve onu şerheden Kara Davud Efendi, Osmanlı fütuhat fazıl kişilerinden biri idi. Kendisi İzmit’te dofduğu için İzmiti adını da almıştı. Mevlana Lutfi ve Müeyyedzade gibi, devrinin fazıl ve alim kimselerinden bilgi dağarcığını doldurmuştu.
      Kitabın aslı olan Delailü’l - Hayrat ve Şevarikı’l - Envar’ı yazan ise Süleymani’l Cezuli oğullarından Fas’ta Cezul’d doğan Şeyh Ebu Abdullah Muhammed idi.

      Şeyh Ebu Abdullah Muhammed, İmam Hasan (R. anh) Hazretlerinin pak soyundandı. Hicret-i Nebi’nin 870 inci yılı rebiülevvelinin on altıncı günü zehirlenerek ölmüştü. Fani dünyadan beka diyarına göç ettiği zaman 12.000 kadar müridi vardı.
      Osmanlı devrinde, İslam aleminin neresinde olursa olsun, büyük kitaplar yazıldığı zaman mesafeler, yollar, kıt’alar ne kadar uzak olursa olsun, yakınlaşır, bu kitaplar hemen elden ele dolaşır, bütün Osmanlı İmparatorluğuna yayılır, İstanbul’a kadar gelir, İstanbul’u, Rumeli’yi aşar, elle yazılır, okunurdu.

      Abdullah el  - Fasi’nin de Delailü’l - Hayrat ve Şevarikı’l - Envar dua kitabı hemen Kanuni Sultan Süleyman’ın geniş topraklarına yayılmış, Hicri Onuncu yüzyıl, Miladi on altıncı yüzyıl ortasında bütün Türkiye’yi tutmuş, bu yazılı nüshalar rahleleri süslemiş, bazı dualar da hamaillere geçmişti. Bu İlerleme Devri’nde bilgi de çok ileri bir safhadaydı, bilginler de o derece çoktu. İbni Kemal gibi alimler Şeyhü’l – İslamlık’ta bulunuyor, Baki gibi şairler edebiyat sultanlığında hüküm sürüyor. Sinan gibi ebedi anıtlar yapıcıları yetiştiriyor, Kara Davud Efendinin Delail-i Hayrat Şerhi de mü’minler arasında dilden dile dolaşıyordu.
      Kara Davud Efendi, bu cana yakın Kara sıfatı ile halk arasında çok sevilmişti. (Hicri 948  -  Miladi 1541) tarihinde Bursa’da gözlerini kapadı.  Meskenin pür nur ede.   (Hicri 948)
       
      Mısraı onun ölümüne tarih düşürülmüştür. Bursa’da Yıldurum semti civarında yaptırdığı mescidin haziresine gömüldü. ŞERH-İ DELAİL-İ HAYRAT’ından başka KASİDE-İ NUNİYE ŞERHİ  de vardır. Birinci ünlü kitabının eski harflerle ve taş baskısı ile çeşitli baskıları yapılmıştır.

      Kara Davud Efendi, Türkiye Türklerine Viyana sınırlarına kadar tanıttığı Delail-i Hayrat ’ın ulu müellifi Şeyh Abdullah Muhamed Cezuli hakkında kitabının ön sözünde ––tatlı efsanelerle karışık–– geniş bilgiler vermektedir. Şimdi sözü Kara Davud Efendiye bırakıyor, eserini daha asırlar boyu okunmak üzere tertemiz bir Türkçeye aktararak din kardeşlerimize sunuyoruz.
       
      Hicri, Ramazan 1390
      Mehmed Figani
      M. F. G.
       

               HAZRET-İ ŞARİH KARA DAVUD EFENDİ NİN  ÖNSÖZÜ
       
      Hak Sübhanehu ve Teala insan nev’ini, her şeyden mükerrem ve akıl, anlayış, idrak, düşünce ve ilim, bilimle her şeyden üstün kıldı. Karada ve denizde, uzak yerlere gitmede kendisini ve yüklerini götürmeye binekler ihsanı ile onu yüceler yücesi etti. Türlü türlü güzel şeyler ve lezzetli nimetlerle nimetlendirdi. Bunlardakisırrın ve hikmetin kendisini Tevhid, Birliğini tasdik olduğunu ve türlü ibadetlerle ona kulluk olduğunu:
      “Ve ma halektül cine vel inse illa liya’büdün –– Ben, insanları, cinleri, bana ancak ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 56. Ayet)
      Ayet-i kerimesiyle bildirdiler, ve ibadet sınıflarında dünya ve ahiret hazında ve azabında kurtuluşa ve iki dünyadaki saadete kavuşturmada Cenab-ı Resul-i Ekrem sallallahü Teala aleyhi ve selem Hazretlerine salat ve selam ibadetinin her şeyden üstün olduğunu:
      “İnnellahe ve melaiketehü yüsallune alennebiyyi. Ya eyyühellezine amenu sallü aleyhi ve sellimu teslima –– Gerçekten Allah ve Melekler, Peygamberlere salat eder. Ey mü’minler, iman edenler! Siz de ona salavat getirin ve gönülden ona teslim olun, selam getirin.” (Ahzab Suresi, 56. Ayet)
      Ayet-i kerimesiyle işaret buyurdular.
      Bundan ötürü bütün ashab-ı kiram (Rıdvanüllahi Teala aleyhi ecmain) ve bilginler binginleri, yüce meşayih (Rahimehümullah) türlü türlü salavat ile Cenab-ı Resulullah (Aleyhissalatü vesselam) a intisap ettiler ve salavatı dillerine vird edindiler.

       
                EBU ABDULLAH MUHAMMED VEZULİ HAZRETLERİ KİMDİR?
       
      Lakin zamanının kutbu ve devrinin tek, eşsiz kişisi, ilimde, ibadette (takvada) benzersiz, zühd ü ahlakta öncü olan, kendisine uyulan, müberak künyesi Ebu Abdullah ve mübark adı Muhamed bin Abdurrahman bin Ebu Bekir bin Süleyman Vezuli olan Şeyh Hazretleri Habib, nesep sahibi bir zattı. İmam Hasan ‘Radiyallahu anh) Hazretlerinin pak nesillerinden tertemiz ırkından gelmiş, şerif, soylu, edib bir kişiydi.
      Ebu Abdullah Muhammed Cezuli Hazretleri önce Cezul’de, sonra Senbal diyarında ilim ve salah ile ders okuturdu. Duaları makbüldü ve görünür kerametlerde bulunurdu. 
      Daha sonra Fas (1) diyarına göçtü. Orada da ders okutmak ve halkı irşad ile uğraştı. Ve el-Fasi lakabını aldı.

       
                         BİR KUYUBAŞI HİKAYESİ
       
      Bir gün bir kuyubaşı vardı. Abdest almak istedi. Fakat kuyunun su çekecek kova ve başka aracı yoktu. Şaşırıp kalmış dururken ansızın bir kız yüksek yerden bakıp şeyhin şaşkınlığını gördü:
       –– Sen kimsin? Diye sordu. Neye şaşırmış duruyorsun?            
      Şeyh de, genç kızın kova getireceğini ümit ederek kendi halini bildirdi. Kız da ona:
      -Bütün halk sizi hayır ve keramet ile öğer, sena ederler. Siz ise bir suyu kuyudan çıkarmakta şaşkına dönmüşsünüz! Diyerek o yerden aşağı indi, geldi, kuyuya okuyup üfürdü. Allahü Teala’nın izni ile kuyunun içindeki su dışarı taştı, akmaya başladı. Şeyh de abdest aldı. Sonra kıza dönüp:
      -Senin üzerine Allahü Zülcelali velikrama yemin ederim ki sen bu keramete hangi amel dolayısıyla nail oldun? Bana bildir! Diye yalvarıda bulundu. Kız da:
      -Resulullah sallallahü aleyhi ve vesselam Hazretlerine salavat-ı şerife’yi çok getirip devamlı olarak onunla meşgul olmakla nail olup kavuşum! Diye cevap verdi.
      Kimi meşayihin söylediğine göre Şeyh hazretleri kızın bu kerametinden şaşkına dönmüş, salavat-ı şerife’ye büyük bir ilgi göstermişti.
      -Acaba hangi salavat-ı şerifeyi okusam? Diye düşünce ve endişelere dalmıştı. Hatta o gece bu düşünceyle uykusu da gelmemişti. Böyle düşünüp yatarken geceyi de ayın ondördü, bedir - ay aydınlatıyordu.
       
                  ŞEYH ABDULLAH EL – FASİ’NİN KARISININ HİKAYESİ
       
      Gece yarısı olunca, karısının yataktan çıktığını, en güzel elbiselerini giyinip feracesini örtünerek evden ayrıldığını gördü. Şeyh hazretlerini bir hayret sardı:
      -Acaba bu gece yarısı bizim hatun giyinip nereye gidiyor? Diye öfkelendi. O da döşekten kalktı. Karısının ardından dışarı çıktı.
      Bir de ne görsün: Karısı deniz kıyısına doğru gidiyordu ve önünde bir aslan, ardında bir aslan ona gözcülük, nöbetçilik ediyordu. Şeyhi daha büyük bir şaşkınlık kapladı. Uzaktan uzağa gözetleyerek yine karısının ardına düşdü. Geri dönmeğe başladılar. Şeyh hazretleri de geri döndü. Karısından önce eve geldi. Döşeğe yattı, uyuyormuş gibi bir hal takındı. Karısı da geldi, soyundu, yine deminki esvabını giyinip döşeğe yattı. Şeyh hazretleri:
      -Bu hatun acaba bu işi bu gece mi yaptın? Diye onu denemek istedi. Karısını üç gece gözetledi. Onun, her gece bu hal ile süslenip giyinerek deniz ortasında bir ıssız adaya gittiğini ve ibadet ve duasını ettikten sonra geri döndüğünü gördü. Üçüncü gecenin sabahı olunca karısına:
      –Bu sırrı bana anlat! Dedi. Karısı da:
      -Siz bu sırrı hemen, şimdi mi öğrendiniz? Ben çok yıldan beri bu ibadeti gelenek haline getirdim. Adetim bu oldu! Deniz kıyısına gider, suyun üstünde yürür, o ıssız adada ibadetimi ve dualarımı yapar. Yine geri dönerim! Dedi Şeyh de:
      -Ya siz bu keramete hangi sebeple erdiniz? Dedi.
      -Cenabpı Resul-i Mücebbel ve Nebiyyil Mufaddel (Faziletli Nebi) Hazretlerine salavat-ı şerife’ye devamla ve onda sebat etmekle nail oldum! dedi.
      Şeyh hazretleri bu haberi öğrenince:
      -Devam buyurduğunuz hangi salavat-ı şerife’dir? Diye sordu. Karısı, durakladı. Hiçbir cevap vermedi, sustu. Şeyh hazretleri ısrar edince.
      -Bu gece istihareye yatayım. İzin olursa cevap vereyim! Dedi.. Ertesi sabah olunca Şeyh hazretleri:
      -Sana o salavat-ı şerife’yi açıkça bildirmeye izin yok! Dedi. Ama, türlü salavat-ı Şerifeleri bir yere topladı. İtibarlı kaynaklardan ve zamanında olan ulu şeyhlerden inceledi, şu üç yeri kendisine kaynak yaptı:
      1-Cenab-ı Resulullah sallalahü aleyhi ve selem Hazretlerinin temiz dilleriyle öğrettikleri mübarek salavatı,
      2-Ashab-ı Kiram (Rıdvanillahi alehi ecmain) Hazretlerinin getirdiği ve türlü saygı ve terkimi bildiren mübarek salavatı,
      3-Ulemay-ı kiramın ve yüce meşayihin dillerinden düşürmedikleri mübarek salavatı topladı. Güzel, makbul bir kitap yazdı. Karısına okudu. Karısı da:
      -Aradığın salavatı şerife bunların birkaç yerinde vardır. Bu kitabı okuyan Hüdanın rahmetine ermesine ve makbul olmasında hiç şaphe yoktur! dedi.
       
      Şeyh hazretleri de o kitaba DELAİL-İ HAYRAT ve ŞEVARİKI’L ENVAR adını koydu.
      Gerçekten adı, adı konulan şeye uygundur. Allahü Teala onun sa’yini öğsün ve günahlarını bağışlasın. Onu her kuluna verdiği rahmete eriştirsin. (Amin.)
      Şeyh Abdullah Muhamme Cezli Hazretleri sonra, Fas’tan kalktı, deniz kıyısındaki Esfa diyarına gitti. İlimle, amelle ve müridlerini terbiye ile uğraştı. Esfa’da 14 yıl kaldı. Sonra oradan da çıkıp ayrıldı. Koğal (Efugal) diyarına gitti. Oradan bu Delail-i Hayrat kitabını öğretip yaymaya başladı. Böylece yedi iklim, dört bucaktan yarının büyük bir insan kalabalığını topladı. Hatta kendisinden feyis alıpirşada kudret kazananlardan 12.165 kadar müridi kendisinden sonra da halkı irşada devam etmişlerdir.
      Şeyh hazretleri bu diyarda Hicret-i Nebiyyi Aleyhisselam’ın 870. Yılının rebiülevvelinin on altıncı günü sabah namazının ilk rekatında yahut ikinci rekatının ikinci secdesinde zehirlenerek, hastalanarak ukba diyarına göç ettiler.
      <<İnna lillahi ve inna ileyhi raciun –– Biz Allahtan geldik ve yine ona dönüyoruz.>>
      Hak Teala kabirlerini nurla doldursun ve ceza yeri olan ahrette şefaatlerini hepimize nasip etsin. (Amin)
      Şeyh Hazretleri sonra o esfa diyarından kendisinin yaptırdığı cami-i şerifin içine, öğle namazından sonra gömüldü.
       
                         * * *
       
      Aradan tam 77 yıl geçmişti. Hicri 940 yılında 1523 (Miladi) kafirler (Portekizliler) o diyarı mhasara ettiler. Halk kurtuluş ümitlerini kesince Şeyh hazretlerinin müridlerinin müridi:
       
      -Biz şeyhimizin cesedini burada bırakmayız! Kemikleri olsun yanımızda İslam diyarına götürelim! Dediler. Mübarek kabrini açtılar. Şeyhin o mübarek vücudu asla bozulmamıştı. Kendisi gömüldüğü şekilde bulundu. Hatta kendisinin sevenlerden bazı kimseler alnına parmaklarıyla bastılar. O zaan kan dağılmakta parmak kaklında kan yine hayatta olan, yaşayan insan gibi toplanmaktaydı. Orada hazır olan zengin, fakir bütün halk bunu gördüler. Sonra cesedi aldılar. Merakeş’e (1) götürdüler. Orada gömüp üzerine bir türbe yaptılar. Her yönden, her an gelen halk mübarek vücudunun kokusunu misk gibi kokluyor,mezarının çevresinde zikirde bulunuyor, evrad (ayet-i kerime ve dua) ve Delail-i Hayrat oku yorlardı. Hala o mübarek türbelerinde o koku baki kalmış,eksilmemiştir. Bu da ziyaret edenler tarafından yakinen bilinmektedir.
       
      Yazdığı Delail-i Hayrat ve Şevarikı’l-Envar kitabının mübarek faydaları çok olduğu küçük, büyük, zengin, fakir, has, avam herkes tarafından bilindiğinden birçok sahifelerini evrad, yani dua ve zikir edinmişlerdi. Her ne kadar mezhebimizin kurucusu İmam-ı Azam ve ulu kişi Ebu Hanife Hazretlerinin mezheb-i şeriflerinde evrad ve ezkar ve dualar oku nduğu zaman manasını bilmek şart değilse de ancak okunuşu doğru vve yanlışlardan uzak olduğu zaman ecir ve sevaba ve mübarek faydalarına nail olunacağında şüphe yoktur. Fakat güzel ve latif manasını da düşünerek okunmasında sevabı da ço olur ve faydaları da tezce görünür. Bu da çok görülmüştür.
       
      Bundan dolayı bu fakir, aciz, taksiratı çok, gücü az, alil ve gözsüz de o kitabı Türk dili’ne kısaltarak, şerh ederek, açıklayarak Resulullah (S.A.V.) e hizmet ve ona intisap murat etti. Ama bu hizmete ben aciz kulun gücü, yetkisi, liyakati olmayıp ancak Mevla’nın yardımı ve yücelerin yücesi Rabbimizin Tevfik ve hidayeti ile olmakla bu kitaba (TEVFİK-İ MUVAFFIKIL HAYRAT LİNEYL-İL BEREKAT, Fİ HİDMET-İL SAADET) denildi.

      Okuyan ihvan-i Kiram (sevgili kardeşler), dostlarla saygıya layık ahbabın temiz yüreklerinden, arık gönüllerinden, şunu dilerim: Eğer hatasını görürlerse kelamiyle kazıyıp düzeltsinler. Hak ve doğruyu beyan ederek doğrusunu yazsınlar, eksik bulduklarını tamamlasınlar, büyük sevaba nail olsunlar. Şanı Yüce Allah da onlara yardım ihsan etsin. (Amin ya Muin) ( Kara Davut Delailül Hayrat Şerhi, Abdullah Muhammed Bin Cezuli, M. Faruk Gürtunca, Huzur Yayınları, kitap oku, kitabı, online satın al, yayın, ucuz dini kitap, uygun fiyat, islami kitap satış, gonca kitabevi, İslam, onlıne satış, kitabyurdu.net, aynı gün kargo, 3 günde teslim, ucuz kitap, internetten satış, yazar, tercümesi )
       

                 İSLAM ANSİKLOPEDİSİ’NDE SEYYİD MUHAMMED BİN SÜLEYMAN CEZULİ HAZRETLERİ

       
      Babasının ve büyük babasının isimlerinde ittifak bulunmamasına rağmen, tercüme-i halinin yazanların ve tarikatine mensup olanların söylediklerine göre, bütün tarikat müessileri gibi, Peygamber neslinden gelmiştir. Cezuli, aslen Atlas Okyanusu ve Sahra Atlasları ile Ved Der’a arasında bulunan Fas sus Gezile Berberi kabilesinden olup, Sus’ta doğmuştur.
       
      Memleketinde azçok tahsil gördükten sonra, Fas şehrine giderek Medreset’il - Şeffarin’e girmiştir. Medrede ikamet etmiş olduğu odayı hala ziyaretçilere gösterirler. Cezuli, kabilesine döner dönmez, yine Şimali Fas’a gitmeye mecbur ol ki, sebebi şu şekilde izah edilmektedir: İki kabile arasında geçen kanlı bir çarpışmadan sonra, kavga esnasında ölen bir adamın kendileri tarafından öldürülmediğini her iki kabile de iddaa etmişlerdir. İki taraf bu meseleyi öyle şiddetle münakaşa ediyorlardı ki, aralarında yeni bir çarpışma başlamak üzereydi. Bu sırada oraya gelen Cezuli, yeniden kan dökülmesini önlemek için, o adamı kendinin öldürdüğünü söyledi. Bu gibi hallerde katilin kabile hududunda dışarı atılması adet olduğu için, Cezuli’yi aralarından çıkardılar. O da Tanca’ya gitti.
       
      Ve oradan şarka geçerek, kah Mekke ve Medine’de, kah Kudüs’te 40 sene kaldı. Sonra yine Fas’a döndü. Astaki bu ikinci ikameti esnasındadır ki, Elkeveriyin Kütüphanesindeki kitapların yardımı ile birkaç kilometre güney batısında Titenfettar (bugünkü Tit) şehrinde ikamet eden Şerif Ebu Abdullah Muhammed B. Amgar’ın irşadı ile Şaziliye tarikatine girdi. Bunu müteakip, aşk-ı hakikiye ermek için 14 sene müddetle halvete çekildi. İnzivasından çıktıktan sonra yerleştiği Asfi (Safi) de kısa bir zamanda tarıkatının saliki o kadar çoğaldı ki mahallin valisi nihayet onu nefe mecbur oldu. Cezuli Asfi şehri üzerine Allah’ın gazabını davet etmiş ve bunu müteakip şehir 40 sene Hıristiyanların (Portekizliler) elinde kalmıştır. Hatta vali, bir gün Fatimi’lerden zuhur edeceği beklenilen Mehdi’nin bu adam olduğuna hükmederek, onu zehirletmiş ve şeyh Cezuli Ebugal şehrinde zilkade 869 tarihinde müsadif Çarşamba günü ibadetle meşgul iken vefat etmiştir. (25 Haziran - 24 Temmuz 1465; 7 Teyrin II. 1465: 2 Ağustos 1467 – 21 Temmuz 1468, 13 Eylül 1470).
       
      Müridlerinden biri olup El Seyyaf namı ile maruf bulunan ve kendisini adeta bir peygamber saydıran Amr bin Süleyman el –Şeyzemi, Cezuli’nin intikamını almaya kalktı. Mürşidinin cesedini bir tabuta koyarak kıyam bayrağını açtı. Tam 20 sene mürşidinin cesedini yanında gezdirerek, Sus havalisini ateşe verdi ve kana boyadı. Cesedi her akşam El Ribat adını verdiği bir yere koyardı. Buranın etrafını muhafızlar sarar, içi zeytinyağı dolu bir fıçıya batırılmış insan gövdesi kalınlığında bir fitil sabaha kadar yanarak orayı tenvir ederdi. Amr Al- Seyyaf 890 (18 kanun II. 1485 – 6 kanun II. 1486) senesinde öldürülmüştür. Bunun üzerine Cezuli’nin cesedi Haya diyarında Efgal ve Efugal adı ile tanınan bir yere gömüldü. 77 sene sonra, el - A’rec (Topal) lakabı ile maruf Sultan Ebu Abbas Ahmed’in Merakeş’e girdiği esnada siyasi bir maksada matuf olması muhtemel bir emir ile Cezuli’nin cesedi yanında medfun bulunan Sultanın babasının cesedi ile beraber, kabirlerinden çıkarılarak tabutlara konulmuş ve Merakeş’e nakledilerek orada bir türbeye defnedilmiştir.
       
      Rivayete göre şeyhin cesedi mezarından çıkarıldığı vakit daha yeni ölmüş gibi imiş. Tasavvuftaki gayet vasi malumatından başka Cezuli fıkıhta da alim idi. Ve İbn El – Hacib’in Mudevvenne’si ile El-Muhtasar-il Fer’i’sini ezbere bilirdi.
      Tasavvufa müteallik birçok kitaplardan ancak şunlar biliniyor: Delailil Hayrat ve Şevarikı’l - Envar fi Zikr el - Salat, Ale’en-nebi el-Muhtar (Peygamberi tebcil için yazılmıştır). Bu eser müteaddid tabılar ile Mısır (Kahire) de, İstanbul’da ve 1842 de PetersBurg’da neşrolunmuştur.
       
      Cezuli, Şaziliyenin Cezuliye kolu denilen bir tarikat tesis etmiştir ki bunun salikleri gündüzleri 14.000 defa Besmele, 2 defa Delail-i hayrat ve geceleri de bir defa delail-i hayrat ile Kur’an’ın dörtte birini okumakla mükeleftirler.
       
      ( İslam Ansiklopedisi  -  C harfi, Sahife 1545 )    










      Huzur yayınları, Abdullah Muhammed Bin Cezuli tarafından yazılan Kara Davut Delailül Hayrat Şerhi adlı kitabı incele diniz.
       

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789944301824
      MarkaHuzur Yayınları
      Stok DurumuVar
      9789944301824
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.