• Tüm Kategoriler
    • AXES BONUS CARD FİNANS WORLD PARAF MAXİMUM KARTLARA 3 TAKSİT CANLI STOK Sistemi ile Çalışıyoruz. Tedarik Sistemi Şeklinde Çalışmıyoruz. Stoktaki Ürünlerle Hızlı Kargo

      Marifetname, Tam Metin

      Marifetname, Tam Metin
      Görsel 1
      Fiyat:
      100,00 TL
      İndirimli Fiyat (%56) :
      44,00 TL
      Kazancınız 56,00 TL
      5.0 1
      44.00 www.goncakitap.com.tr
      15,40 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
             Stoktan Kargo

      Kitap             Marifetname  -  Tam Metin
      Yazar            Erzurumlu İbrahim Hakkı (ra)
      Tercüme        Faruk Meyan
      Yayınevi        Bedir Yayınları
      Etiket Fiyatı   100 TL
      Kağıt - Cilt     2.Hamur kağıt, ciltli
      Sayfa - Ebat  1.166 sayfa -  17x24 cm
      Yayın Yılı       Yayın 1999  - Baskı 2018
      ISBN              9789758514040


      Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından yazılan, Bedir Yayınevi nin Yayınladığı,  Marifetname adlı kitabı incelemektesiniz.
      Marifetname kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2


        Marifetname Tam Metin

                    Naşirin Eseri Takdimi

       
      Bu kitabın müellifi Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri, zahir ve bâtın ilimlerinde son derece yüksek bir mevkie sahip olup hem ulemâ-i âmilinden, hem de meşayih-i kiramdan bir zât-ı celilü'l-kadrdir. Kendisini rahmetle anar, onun ve diğer pîranin rühaniyet-lerinin bizimle beraber olmasını Hakk Teâlâ'dan niyaz ederiz.
       
      Müellif hazretleri ehl-i sünnet ve cemaat mezhebindendir. Zaten hem itikad ve hem amelde tek yol Sünnîliktir: Zamanımızda İslâm dünyasında ve bu arada memleketimizde türeyen bazı gafil ve ca­hiller ehl-i sünnet yolundan saparak yüce dinimizin safiyetini boz­mak istemektedirler. Reformcular, vehhâbîler, selefiyye cereyanı sâlikleri, mezhebleri inkâr edenler, mezhebleri telfik (birbirine ka­rıştırmak) isteyenler, rafızîlerin peşine düşenler, din perdesi altında hizipçilik, anarşi ve terör kundakçılığı yapanlar, yüce dinimizi kav­miyetçiliğe âlet edenler, azılı mason ve anarşist Af ganîlerin peşin­den gidenler, Sahih-i Buharî'de uydurma hadis olduğunu iddia eden­ler ortalığı ifsad etmektedirler. Bütün mü'min kardeşlerimizin bu zararlı bid'at cereyanlarına karşı son derece uyanık bulunmaları, onların aldatıcı propagandalarına kanmamaları ve ehl-i sünnet mez­hebine sımsıkı sarılmaları lâzımdır. Tâ ki, dinimiz yücelsin, ümmeti­miz selâmet bulsun.
       
       
      Marifetname 'nin bu baskısı büyük emeklerle hazırlanmış, ge­rektiği zaman selâhiyet sahiplerine danışılmış ve elden geldiği ka­dar eksiksiz bir eser vermek için gayret sarf edilmiştir.
       
       
      Şu hususu da belirtmeliyiz ki, Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri Rabbani bir âlim, kâmil bir mürşid, gerçek bir rehberdir. Mârifetnâme adlı eserinin çok değerli bir kitap olduğunda ümmetin ittifak ve icmâı vardır. Belki pozitif ve tecrübî ilimlerle alâkalı kısımların­da bazı eskimiş bilgiler bulunabilir. Ama dinî, şer'î, tasavvufi, ah­lâkî bölümleri asla eskimez, hattâ zaman ilerledikçe gençleşir. Çün­kü bunların kaynağı Allah'ın kitabı, Resûlullah'ın sünneti ve Pey­gamber vârislerinin öğütleridir. Mârifetnâme'de hatâ arayanlar kendi hatâlarını teşhir etmiş olurlar.
       
      Türkiye'mizin yetiştirdiği büyük İslâm âlimi ve arifi Şeyh İbra­him Hakkı Erzurumi hazretlerinin Marifetname 'si eski tâbirle bir «muhitü'l-maarif’tir ; yâni bir ilim ve irfan okyanusudur. Baştan so­na kadar inceliklerle, hikmetlerle dolu bir hazinedir. Böyle bir eseri milletimize sunmaktan dolayı bahtiyarlık duyuyoruz ve bizi buna muvaffak kıldığı için Yüce Hâlık'ımıza hamd ü senalar ediyoruz.
       
      Başarı bizden değil, ancak Cenâb-ı Hakk'tandır.
       
       
      BEDİR YAYINEVİ
       
       
                    Müellifin Önsözü
       
      Sınırsız hamd, sayısız şükür ve sonsuz sena, var olacak her şeyi ezelî ilmi ile takdir ve tebyîn, kâinattaki her şeyi sonsuz feyzi ile tertib ve tâyin eden, gül bahçesi olan âlemi, âdem gülü ile süsleyip bezeyen Vâhid, Ferd ve Ehad olan Allah (celle celâlüh) hazretlerine olsun! Hakk Teâlâ bütün cihanı insan için, insanı da kendini tanı­ması için yaratmıştır. İnsanda, yarattığı şeylerdeki bütün hakikat­leri ve mânâ âleminin bütün inceliklerini bir araya toplayarak açı­ğa vurmuş, böylece insan ruhunu Cami' ismine suret, emânetinin taşıyıcısı ve sırlarının mahalli kılmıştır. Alemde olan nice bin hik­metine âlimleri vâkıf, cihan kitabının her bir harfinden kendini bil­diren âyetleri okuyanları arif, gönül âlemine giren kullarını Kâba huzurunda âkif eylemiştir.
       
      Efdâlü's-salâvat, ekmelü't-teslîmât, Kâinatın Efendisi, mahlûk­ların en şereflisi, mevcudatın özü ve Allahü Teâlâ'nın «Eğer sen ol­masaydın cihanı yaratmazdım», hitabına mazhar olan aleyhissalâtü vesselam hazretlerinin ism-i a'zam ve akl-ı evvel olan olgun ruhu­na olsun ki, halkı cehalet karanlıklarından hidâyet aydınlığına çı­karınca nefsini bilen ümmeti Rabbini de bilmiştir. Ayrıca bütün sözlerinde, işlerinde, iman ve ahlâkta ona tâbi olan, gönülleri iman nuru ve marifet huzuru ile dolu ashabına da dualar olsun (rıdvanullahi aleyhim ecmain).
       
      Bu hakir-i hakikî İbrahim Hakkı, bu kitabı yazarken, «Allahü Teâlâ seni iki cihanda aziz etsin», diye duâ ettiği, aziz ve şerif oğ­lu seyyid Ahmed Na'imî'ye hitab etmektedir.
       
      Önce bilinmelidir ki, Hakk Teâlâ iki âlemi insanoğlu için, onla­rı da ancak Kendini tanımaları için yarattığını herkese duyurmuş­tur. Nitekim lûtf ve keremiyle (hadîs-i kudside), «Ben gizli bir hazi­ne idim. Tanınmayı sevdim. Beni tanımaları için mahlûkatı yarat­tım», buyurmuştur. O hâlde âlemin ve insanın yaratılmasında esas maksat, Mevlâ'yı tanımaktır. Fakat bu her şeyden üstün olan Rabbi tanımak, nefsi tanımaya bağlıdır. Nefsi tanımak da bedeni tanıma­ya bu da âlemi tanımaya bağlıdır. Âlemi tanımak ise hakikî ilim­lerle mümkün olacağı için bir miktar ilm-i hey'et ve hikmetten (as­tronomi ve felsefe)  alıp toplayarak, bir miktar ilm-i teşrih-i ebdân ve enfüsteri (anatomi ve psikoloji) elden geçirip seçerek, biraz da kalb ve marifet ilimlerinden (tasavvuf ve bilgelikten) iktibas ile ele alarak Türkçeye terceme ile bu beğenilen kitabımı bir Mukaddime, üç Fen ve bir Hatime olmak üzere yazıp tasnif ettim.
       
      Mukaddime'de mârifet-i hey'et-i İslâmı, yâni İslâm dinine göre kâinatı tanımayı ve dünya ve âhiretin hâllerini bildirdim. Birinci Fen'de,  âlemdeki varlıkları ve bunların yaratılmasındaki hikmetle­ri, İkinci Fen'de insan bedeninin yapısını etraflıca açıkladım. Üçün­cü Fen'de marifete (yâni Allahü Teâlâ'yı tanımaya) kavuşmanın na­sıl olduğunu, Hâtime'de ise dost, akraba ve komşularla sohbet et­menin (bir arada yaşamanın) şartlarını ve edeblerini (âdâb-ı mua­şeret) bildirdim. Böylece, önce Mukaddime'de, Kur'ân-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerle sabit olan dünya ve âhiretteki olayların akıl almaz inceliklerine vâkıf olup, tam bir inanç ile her varlığın Yaratıcısını bilip azamet ve kudretini düşüneceksin. Sonra Birinci Fen'de, kâi­nattaki ince san'atları birer birer görüp, cihanın sırlarına vâkıf olunca, insanın kabuğunun1 âlem, âlemin özünün de insan olduğunu anlayarak her şeyden feragat edip kendine döneceksin. Sonra ikin­ci Fen'de, beden ve ruhunda Allahü Teâlâ'nın kudretinin akıl alma­yan büyüklüğünü, âlem-i kebirdeki her şeyin misalini vücudunda görerek, vücudun küçük bir âlem olduğunu anlayıp, kendi nefsinde, Hakk Teâlâ'nın açık alâmetlerini seyr edeceksin. Vücudunun sul­tanı olan ruhun kıymetini anlayıp marifet nefs mertebesini bularak kendi âleminde sultan olacaksın. Üçüncü Fen'de, kalbleri çeviren Allahü Teâlâ'nın akim ermediği ilham ve tasarruflarını, Zâtının va sıfatlarının kalblere yakınlığını, âlem-i ekber olan kalbinde ilme'l -yakîn ile bilerek, Hakk Teâlâ'dan başka her şeyi unutup, her işi ya­pan, tasarrufunda bulunduran yalnız O olduğunu anladığında âlem-i vahdete erip, Vâhid ve Ferd olan Hakk Teâlâ'nın varlığını ve birliğini basiretinle ayne'l - yakîn ile görerek mârifetullah devletine erecek, bu yakınlık saadetini hakke'l - yakîn ile bilip, devamlı O'nunla kalacaksın. En sonunda Hatime bölümünü de okuyarak, kesret âleminde mevcud olan hükümleri ve varlıkların mertebelerini öğ­renip hudutlarını koruyarak Allah'ın mahlûklarının rıfk ve müdârâ ile gönüllerini kazanacak, kalb huzuru içinde ve selâmette kala­caksın.
       
      Bu kitaptaki konuların sırası, yukarıda anlattığımız lâtif üslûb ile tamamlanacaktır. Kabul gözü ile okuyanların Mevlâ'nın açık alâmetlerinin hakikatine eriştirecektir. « Marifetname » ismini ver­diğimiz bu kitab , Hicrî 1170 [M. 1756] senesinde tamamlanmıştır.
       
       
                Bu Esere Dair
       
       
      Ertuğrul DÜZDAĞ
       
      Mârifetnâme, bir «Mukaddime» ile üç «Fen» ve bir «Hatime» olmak üzere beş ayrı bölüm üzerine tertip olunmuştur. Bu kısımlar da kendi içlerinde «Bâb, Fasıl. Nevi» olarak ayrılmıştır. Bunların dışında başta ve sonda, bir kaç sayfalık yazılar vardır.
       
      Bu kısımların içindeki mevzular ve meseleler, aşağıda kısaca hülâsa edilecektir. Verilecek sayfa numaraları, İstanbul'da Mat-baa-yı Amire'de yapılmış olan 1330 (1914) tarihli son baskısına ait­tir.
       
      Eserin son baskısı 563 sayfadır. Baş taraftaki «Fihrist» ayrıca sayfa numarası almıştır. Sayfalar büyüktür. Çerçeve içine alınmış olan yazının eb'adı 14X26 cm. dir. Bir sayfada 39 satır vardır. Kitap­ta çokça bulunan şiirlerin birkaç mısraı bir satıra sığmaktadır. Şiir­lerden başka, eserde anlatılan mevzularla ilgili olarak çizilmiş çok sayıda şema, cetvel v.s. de bulunmaktadır.
       

              GİRİŞ
       
      Matbu nüshanın başında, birden onaltıya kadar ayrıca numara verilmiş olmak üzere, onaltı sayfalık bir FİHRİST vardır. Fihristte, «nevi’lere kadar bütün başlıklar gösterilmiştir. Bu başlıklar 595 ta­nedir. Birinci Fenn'in ilk başlıklarını misâl olarak alalım.
       
      Fenn-i Evvel, mâhiyet-i cevahir ve a'razı ve hey'et ve tebeddül-l
      anâsırı üç bâb ile bildirir.
       
      Bâb-ı Evvel, tertîb-i hilkat i ekvânı ve keyfiyeti cevahir ve a'ra­zı dört fasl ile bildirir.
       
      Fasl-ı Evvel, İsbât-ı Vâcibü'l-Vücûd'u ve cevahir ve a'razı üç nev’ İle bildirir. Nev'-i Evvel, Hazret-i Vâcibü'l-Vücûd'un isbatını burhan ile bil­dirir.
       
      Bu Fihrist'ten sonra gelen kitabın ilk sayfası, iç kapaktır. İkinci sayfada Besmele ile başlayan, bir sayfalık kısa   yazıda, İbrahim Hakkı hazretleri, Allah'a hamd ve Hz. Peygamber'e salât ü selâmdan sonra, kitabı yazış sebebini şöyle anlatıyor:
       
      «Evvelâ ma'lûm olsun ki, Hakk Teâlâ iki âlemi. Benî Âdem için.. Ve anları ancak kendi ma'rifetiyçün halk eylediğin cümleye duyur­muştur...
       
      Pes hilkat-i âlem ü âdemden maksadı aksa ve matlab-ı a'Iâ ma'rifet-i Mevlâ'dır, lâkin bu devleti ebediyye ve saâdet-i serme-diyye, ki cümleden evlâdır, ancak ma'rifet-i nefse merbut olup, ma'­rifet-i nefs dahi ma'rifet-i bedene menût olup, ma'rifet-i beden, hem ma'rifet-i âleme mevkuf olup, ma'rifet-i âlem İse ulüm-İ hakikiyye ile mevsûf olduyçün, bir miktar İlm-i hey'et ve hikmetten ahz ü cem' edüb, bir miktar dahi İlmi teşrihi ebdân ü enfüsten İltikaat ve intihâb edüb bir miktar hem ilm-i kulûb ü irfandan iktibas ve iltimas edüb lisân-ı Türkî'ye terceme ile bu kitâb-ı müstetâbı... te'lif ve tas­nif eyledim...»
       
      Kısaca özetlersek:
       
      «Cenâb-ı Hakk, dünya ve âhireti insan için, insanı ise Kendi'ni bilsin diye yaratmıştır. Kâinatın ve insanın yaratılmasından mak­sat, Allah'ı bilmektir ve bu her şeyden mühimdir. Ama bu biliş, in­sanın kendi nefsini bilmesine bağlıdır. Bu ise insan bedeninin bilin­mesini gerektirir, o da bütün kâinatın bilinmesi ile mümkündür. İşte bu sebeple biz de, astronomi, fizik, anatomi ile tasavvuf ilimle­rinden bilgiler devşirip topladık ve Türkçeye tercüme ederek bu ki­tabı yazdık...»
       
      Bu ifadedeki «iktibas ve terceme» tâbiri yanlış anlaşılmamalı­dır. Hazret, kendinden öncekilerin yazdıklarından aldığı bilgileri de bizzat tecrübeler yaparak genişletmiştir. Eserin yansından fazlası­nı teşkil eden din ve tasavvuf bahislerindeki vukufu ise zâten mü­sellemdir. Kendisinin kullandığı bâzı âletler ve bir yer küresi hâlen torunlarının nezdinde bulunmaktadır.

       
      MUKADDİMETÜ'L-KİTAB
       
      Kitabın Başlangıcı:
       
      3 - 21' inci sayfalardadır. 4 fasıldır. Fasıllar nevilere ayrılır.
       
      Ana hatlariyle mevzuu:
       
      Alemin ve Arş'ın yaratılması, Cennet, melekler, kâinat, kıyamet alâmetleri, mahşer, Mizan, Sırat ve Araf.
       
      EL-FENNÜ'L-EVVEL
       
      Birinci Fen. 24-158. sayfalardadır. 2 bâb ve 24 fasıldır. Fasıllar da nevilere ayrılmıştır.
       
      Ana hatlariyle mevzuu:
       
      Allah'ın varlığının isbatı - Cevahir ve a'râz - Ukuul. nüfûs ve felek oluşu - Dört unsurdan meydana gelenler - Unsurların istihale­si - Maden, nebat, hayvan ve insanın oluşu, bunların arasındaki te­kâmülün (1) sırası - Ruhlar - Aritmetik ilmi. dört işlem, bilinmeye­ni bulmak - Geometri ilmi - Dünyanın yuvarlaklığı - Kâmat - Burç­lar, Ay'ın hareketleri - Zuhal. Müşteri, Güneş ve diğerleri - Ay ın ve yedi seyyarenin te'sirleri - Ateş, hava, atmosfer, su, toprak bahis­leri - Mevsim kuşakları - Paralel ve meridyenler - Yeni astronomi bilgileri - Kâinatın tekevvünü, maden, nebat ve hayvanın oluşu -Hayvan cinsinin en şerefli nev'i ve en güzel sınıfı bulunan insanın mahiyeti.
       
      (1)  Bunun Darvinist mânâda olmadığını akıl sahiplerine belirtmeğe hacet yoktur.
       
      FENN-İ SÂNİ
       
      İkici Fen. 159-257'nci sayfalardadır. 5 bâb ve 14 fasıldır. Fasıl­lar da nevilere ayrılmıştır.
       
      Ana hatlarıyle mevzuu:
       
      îlm-i teşrih (anatomi) ve faydası - İnsan hayatında bulunan İlâ­hi san'at ve harikalar - Bedenin değişmesi, ruhun bekası - İnsan bedeninin mahiyeti ve a'zâları - Â'zâların keyfiyeti ve faydalan -Bedendeki kemikler - Adaleler - Sinirler ve damarlar - Bedende bu­lunan kuvvetler - Tabiî, nebati, hayvani ve insanî nefisler - İnsan vücudundaki hususiyetlerin kâinattaki benzerleri - İnsan bedenini bilmekte Cenâb-ı Hakk'ı bilmeye deliller - Sıhhatin korunması, de­valar, bâzı gıdaların özellikleri - ölümün hakikati, mahiyeti, iyiliği -İhtiyarlık hâlleri - Ölümden sonra ruhların ahlâklarına göre olan hâlleri.
       
      FENNİ SÂLİS
       
      Üçüncü Fen, 257 - 528'inci sayfalardadır. 5 bâb ve 23 fasıldır. Fa­sıllar da nevilere ayrılmıştır.
       
      Ana hatlarıyle mevzuu:
       
      Hazret-i Peygamber'e (s.a.v.) uymak ve bid'atlerden kaçınmak -İtikadı düzeltmek ve Ehl-i Sünnet'e tatbik - İmam-ı A'zâm mezhebi üzere taharet ve namazın beyanı - Dünyayı ve ehl-i dünyayı terk etmek - Zühd ve kanaat ile Mevlâ'ya gitmek - Feyz ü irfanın gönül ve kalpte olduğu - Mârifetullah yeri olan insan kalbinin mahiyeti, büyüklüğü ve şerefi - İnsan ruhunun bedende kemâlini bulması, düşme ve yükselme hâlleri - İrfan tarikinin altı rüknü: Az yemek, az uyku, az lâf, uzlet, devamlı zikir, fikir - İrfan yolunun dört usûlü: Tevekkül, tefviz ve teslim, sabır, rıza - Allah'ı bilmek, kendinden geçip Allah'ı bulmak - Allah'ı sevmek, aşk-ı hakikî - Velîlerin hik­meti, gönül ilmi - Veliler yolu - Nakşibendi tarikati - Seyr ü sülük -Nefs-i emmâre - Nefs-i levvâme - Nefs-i mülheme - Nefs-i mutmainne - Nefs-i râzıye - Nefs-i marziyye - Nefs-i kâmile - Hazret-i Gavs Şeyh İsmail Tillovî'nin hâlleri.
       
      HÂTİMETÜ'L-KİTAB

      Kitabın Bitimi. 527 - 559'uncu sayfalardadır: Dört fasıl ve bir «Hâtimetü'l-Hâtime»den ibarettir. Fasıllar da nevilere ayrılmıştır.
       
      Ana hatlariyle mevzuu:
       
      Hazret-i Peygamber'in ts.a.v.) ve ashabın güzel ahlâkı - Halk ile münasebetin yolu - Kulun Allah'a karşı edebi - İlim öğretmenin ve öğrenmenin âdabı - Evlenmenin âdâbi -Karı koca münasebetlerinin âdabı - Ana ve baba, koca, karı, evlâd, köle ve cariyeler, akraba ve komşularla münasebetlerin âdabı - Dost ve yârân sohbetinin âdabı -Cahil halk ile münasebetin âdabı - Alimlerin, veli ve şeyhlerin halk ile münasebetlerinin nizamı. Bütün a'zâlarla işlenen günahlar, fa­kirlik ve zenginlik sebepleri.
       
      Hâtimetü'l-Hatime: Sonun sonu, 559 - 561'İnci sayfalardadır: Tâat ve ibâdetleri yerine getirdikten sonra Kelime-i Tevhid ile zikr etmenin lüzumu ve faydası, zikr edenin fazileti ve makamına dair­dir.
       
      Münâcaat: Allah'a yakarış, 561 - 562'nci sayfadadır, Arapçadır.
       
      EK BİLGİLER
       
      Mârifetnâme'nin içinde çeşitli yerlerde, bahislerle ilgili olarak konmuş şekillere, cetvellere ve şiirlere rastlıyoruz. Kabaca bir he­sapla eserin değişik yerlerinde 30 sayfada şekil ve cetveller. 250 say­fada ise şiirler bulunmaktadır. Bir sayfada birkaç şekil veya şiir ol­duğu gibi, birkaç sayfa süren şiirler de vardır. Hazret'in «Tefviznâ-me” adlı meşhur şiiri de bunların arasındadır.
       
      'Aleyke 'avnullah (Allah'ın yardımı senin üzerine olsun.) Amin.
       

              Sadeleştirenin Mukaddimesi
                 —Bismihi Subhanehu—

       
      Bedi', hikmet ve san'atında, bütün akıl, hikmet ve san'at sahih­lerinin hayran kaldığı, acizliklerini itiraf ile O'na kul olduklarını anlama kapılarını araladığı, bu kapıdan girip azamet, kibriyâ ve ce­lâlinin karşısında haşyet ve dehşetten eriyeceği an, rahmet, re'i'et ve cemâline mazhar olup, iki dünya saadetine kavuştuğu, derdlile-rin devası, hastaların şifâsı, kimsesizlerin kimsesi, ümidsizlerin ümi­di, çaresizlerin, kaçakların, suçluların, muhtaçların ve her varlığın sığınağı, hakikî vücüd sahibi, varlığının başlangıcı ve sonu olma­yan, hakikî var ve bir olan, yaratıklarından hiçbirine benzemeyen, zâtı ile kaim, diri, bilici, işitici, görücü, dileyici, gücü yetici, söyleyici ve yaratıcı olan Allahü Teâlâ'ya, her nefeste, denizlerin köpüğü, yağmurların damlaları, çöllerin kum taneleri, göklerin yıldızları, ağaçların yaprakları ve kâinatın atomları sayısınca sevdiği ve be­ğendiği şekilde hamd ü senalar olsun!
       
      Mevcudatın, hürmetine yaratıldığı, Alemlerin Serveri, Cenâb-ı Hakk'ın insanlığa son Peygamberi, yaratılmışların en üstünü, hu-luk-ı azim sahibi, her şeyin en güzelinin kendisine verildiği, cesed ve rûh ile mi'racın kendisine nasib. olduğu, büyük şefaat ve ma-kam-ı Mahmûd sahibi, Allahü Teâlâ'nın mahbûbu, Peygamberlerin matlûbu, âlimlerin maksûdu, velilerin gözlerinin nuru, dünya ve âhiretin efendisi, âlemlerin rahmeti, gönüllerin kurbeti, dillerin lez­zeti Muhammed Mustafa'ya kıyamete kadar salât ve selâmlar olsun.
       
      Her biri hidâyet yıldızı ve kurtuluş gemisi; sadakat, adalet, ha­ya ve kerem menbaı olan, İslâm dininin yayılması için mallarını, canlarını, memleketlerini, huzur ve rahatlarını terk eden Yüce As­habına, temiz Aline ve sonra onlara Tâbi' olanlara, Tebe'-i Tabiîne, müctehid din ve mezheb imamlarına, tefsir, hadis, fıkıh ve tasavvuf âlimlerine, bu din-i mübini ve Ehl-i Sünnet ve Cemaat Mezhebini bize ulaştıran rabbani âlimlere, bunu korumak ve yüceltmek için canlarını seve seve feda eden asil ve imanlı ceddimize en iyi dualar olsun!
       
      Yâ Rabbi, bizi onlara lâyık torun, o hayrü'l-haleflere hayrü'l-halef eyle! Amin.


       Bugünkü Türkçeye çevirmeye çalıştığımız işbu MÂRİFETNAME adlı kıymetli eser ve müellifi İbrahim Hakkı hazretleri, İslâm âleminde olduğu kadar batılılarca da tanınmıştır.
       
      İbrahim Hakkı hazretleri Hicrî 1115 (m. 18 Mayıs 1703) yılında Erzurum'a bağlı Hasankale'de dünyaya gelmiş, 1195 (m. 23 Haziran 1780) yılında Siirt'e bağlı Tillo kasabasında vefat etmiştir. Osmanlı Türklerin yetiştirdiği en büyük bilgin, âlim ve mutasavvıflardan­dır. Babası Hasankaleli Derviş Osman, onun babası Mahmûd oğlu Molla Bekir'dir. Annesi Hasankale'nin Kındığı köyünden ve sâdât-tan olup Şeyh oğlu diye tanınan Mahmûd kızı Şerife Hanife hâtûn­dur. İbrahim Hakkı hazretleri bu bakımdan ana tarafından Pey­gamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) soyundandır. Ba­bası bir kaç şeyhe intisab etmiş, gönlünün derdine derman bulama­mış, nihayet Siirt'in Tillo kasabasında Şeyh İsmail Fakirullah'a ka­vuşmuş, onun huzur ve tekkesinde kalmıştır. Babasının Tillo'ya gi­dişinden bir yıl sonra İbrahim Hakkı da dokuz yaşındayken, amcası Molla Ali ile Tillo'ya gitmiş, Fakirullah'a intisab etmiştir. Derviş Os­man 1132 (m. 179) Recebinin ortalarında vefat etmiştir. Rahmetullahi aleyh.
       
      Babasının vefatından sonra Erzurum'a dönen İbrahim Hakkı hazretleri, tahsiline devam etmiş, 1177 de (m. 1763) vefat eden Er­zurum müftüsü ve divân sahibi Hâzik Muhammed'den Arapça ve Farsça dersleri almıştır. Bir müddet sonra tekrar Tillo'ya giden, şey­hin büyük oğlu Abdülkaadir-i Geylâni'den (kuddise sirruh) ayırd edilmek için (sâni = ikinci) diye anılan Abdülkaadir'in kızı Fâtı-matü'l-Azize ile evlenmiş, soyca da şeyhine ulaşmıştır.
       
      İbrahim Hakkı hazretleri Tillo'da onbeş yıl kalmış, şeyhi kendi­sine hilâfet vermiştir. 1150 CM. 1738) de Hicaz'a gitmiş, hac farizesi-ni edâ etmiş, 1166 da (M. 1752) İstanbul'a gelmiş. Birinci Mahmûd'un [saltanatı 1143-1168 (M. 1730-1754)] davetiyle Saraya gitmiş, pa­dişahla görüşmüş, 1177 de CM. 1764) ikinci, 1181 (M. 1768) üçüncü defa hac etmiş. Bu seferler dolayısiyle Arabistan'ı, Mısır'ı görmüş, bir çok âlimle görüşmüş, bilgisini genişletmiştir. 1194 yılı Cemâzi'l-âhiresinin ondokuzuncu Perşembe günü (23 Haziran 1780) vefat et­miş, Tillo'da mürşidinin ayak ucuna defnedilmiştir. Nakşibendi ta­rikatından olduğunu diyenler olduğu gibi, Üveysî olduğunu da söy­leyenler var ise de, esasında Kaadiri tarikatındandır. Rahmetullahi aleyh.
       
      ibrahim Hakkı Hazretleri «İlâhînâme. adını verdiği divânın 1168 de (1754) tertib etmiş ki, bu divân 1246 C1847) de basılmıştır. 1196 (1781) de İbrahim Hakkı'nın vefatından iki yıl sonra, Erzu­rum'da yazılmış bir nüshası Mevlânâ müzesi yazmaları arasında 2445 numarada kayıtlıdır.
       
      ibrahim Hakkı hazretleri bu yıldan sonra Erzurum'da Mari-fetnâme, İrfâniyye, İhsâniyye, Mecmuatü'l-Me'âni  eserlerini,   bunlardan sonra Tillo'da Tuhfetü'I-KJrâm, Nuhbetü'l-Kelâm. Maşrıku'l-Yûh, Sefine-i Nuh, Kenzü'l-Fütûh, Definetü'r-Rûh, Rûhüş Şürüh. Ülfetü'I-Enâm, Urvetü'l-İslâm, Hey'etü'l-İslâm adlı eserlerini mey­dana getirmiştir. Kendisi ilk beş eserine, beş ana kitab, esas kitab anlamına «Usül-i Hamse», diğerlerine tâli on kitab anlamına «Fü-rû-i Aşere» adını verir. İhsâniyye'nin sonunda İrfâniyye'yi altmış kitab dan nesir olarak Türkçe, Arabça ve Farsça tertiblediğini, İhsâ-niyye'yi manzum olarak yüz kitabdan gene bu dillerle derlediğini, Mecmuatü'l-Meâni'deki beyitleri aynı dillerle yazdığını söyler.
       
      ibrahim Hakkı'nın, en mühim, hatta bütün eserlerini toplayan eseri Ma'rifetnâme'dir. Bu kitab gerçekten de. pek çok kitab gören, pek çok kitab oku yan, kendi zamanından önceki bilgileri iyice kav­rayan, çağındaki bilgi ve keşiflere de yabancı kalmayan ibrahim Hakkı'nın eski ile yeniyi kaynaştırmaya çalıştığı bir kitabdır. Bu bakımdan değerli bir ansiklopedi mahiyetini taşır. ibrahim Hakkı, günümüzdeki bazı kişilerin yapmak istediklerinden çok daha mü­kemmel bir surette, çağındaki bilgi inkişafını eski ulemânın ve bi­lim erbabının telâkki ve inançları ile telife uğraşmış, bu münasebetle yıldızların eski telâkkiye göre, hassalarından, te'sirlerinden bahset­mekle kalmamış, yeni bilgiye göre de ve oldukça sürçmeden bilgi vermiş, böylece de eski nücûm bilgisiyle, yeni kozmoğrafyayı bir­leştirmeğe çalışmış; sosyoloji ve psikoloji ile -ilmi kıyafeti* meze etmiş, fakat aynı zamanda insan uzuvlarının şekillerinden, a'zânın seğirmesinden hükümler çıkararak eskiye bağlılığını belirtmiş bir âlimdir. Diyebiliriz ki, eski bilgi ve inançla, hükemânın Yunan fel­sefesi ile îslâmî inancı yoğuran tedkiklerini bir çok eserlere baş vu­rarak öğrenme külfetini Marifetname "siyle bertaraf etmiştir.
       
      Mârifetnâme 'de göklerden, unsurlardan, tabiatlardan, Arz'ın küre şeklinde oluşundan, gök küresinden, yıldızlardan, Arz'ın, Gü­neş'in. yıldızların, Ay'ın hareketlerinden, Ay ve Güneş tutulmasın­dan, yellerden, bu arada dinî emirlerden, inançlardan, gelenekler­den,' Nakşidendiyye tarikatının esaslarından ve sonra itikad. amel, ahlâk ve tasavvuf bilgilerinden, insanın derece derece yükselmesin­den, ana. baba, hanım, çocuk, komşu, akraba, Müslüman ve insan haklarından, dinin ve tarikatın esası olan edebin her çeşidinden bahsedilmektedir. Gerçekten bir insanlık mecmuasıdır.
       
      Ağdalı bir dil kullanılmamış, uzun cümlelerden kaçınılmıştır. Seçili fakat kısa cümlelerle yazılan bu mensur eserde. Erzurum leh­çesine uygun sözler olduğu gibi öztürkçe kelimelere de ehemmiyet verildiğini görmekteyiz.
       
      Mârifetnâme 1251 (M. 1835) ve 1280 (1863) de Bulak'ta, 1261 (1845) de Kazan'da, 1284 (M. 1867) İstanbul'da Matbaa-i Amire Li­tografya destgâhında, Hazine-i Bahriyye kâtiblerinden Ahmed Şev­ket yazısıyla, 1294 (1877) gene İstanbul'da Muharrem efendi, 1310 (1892) de Şirketi Sahafiyye-i Osmaniyye matbaasında, 1328 ve 1330 (1910-1911) de Ahmed Kâmil matbaasında basılmıştır. Marifetnâme 'nin Hind âlimlerinden Şeyh Alâeddin-i   Fârûkî   tarafından   da Farsçaya çevrildiği ve bu son çevirinin Mısır'da basıldığı  bildiril­mektedir.
       
      Aziz okuyucu.
       
      Bu eseri oku duğun zaman, müellifinin âlim ve veli olduğunu düşünerek, İslâm âlimlerinin ve evliyanın kıymet ve kadrini daha iyi anlayacaksın. Âlim denince, velîden bahsedilince nasıl insanların dile alındığını bilecek, onlara duâ edecek ve zama­nede olduğu gibi her âlim denilenin, velayet ve meşihat makamları kendilerine münasib görülenin, o kürsü ve makamda oturmaya kendilerini ehil sayanların, tekellüf ve teşeyyüh içinde olduklarını görecek, o zaman büyük islâm âlimlerine ve velilerine, Allahü Teâlâ'nın o sevgili kullarına sevgin ve bağlılığın daha çok olacaktır. Onları daha çok sevecek, hep onlardan konuşmak isteyeceksin. Bu arzu ve iştiyak ile o temiz sevgide yüzecek, o el değmemiş lâtif çiçek­leri koklayacak, o emeller Kâbesini dolanacak, nezafet, letafet, rik­kat ve dikkat edineceksin.
       
      Aziz okuyucu!
       
      Kıyamet yaklaşmakta, irtidad, küfür, dinsizlik, ahlâksızlık moda olmakta, revaç bulmakta-, değil edebler ve sünnet­ler, farzlar ve iman unutulmakta, yapılmamakta, sarsılmaktadır. Küfr, irtidad ve bid'atlar coşkun sel gibi akıp gelmekte, her yeni gün gönülleri, arzulan silip ezmekte, bulduğunu önüne katıp götür­mektedir. Hele tslâm düşmanlarının, ehl-i sünnet ve cemaati yıkmak isteyenlerin, korkunç siyonist, komünist ve bitmeyen kinle taşan haçlı ruhunun ve bu deni emellerin birleşmesi ile hâsıl olan zıt kuv­vetin, şeytanî zekâ ve buluşlarla akla gelmeyecek kadar çeşitli si­lâhla saldırdıkları aziz dinimizi koruyacak, sahibinden başkası san­ki görünmez oldu zamanımızda.
       
      O yıkıcılara cevab veren, onlara karşı duran, ehl-i sünnet âlim­lerinden, memleketimizde ve diğer ülkelerde, nerede olurlarsa olsun­lar, Allah binlerce razı olsun. Bir sünneti ihyaları yüz şehid sevabı­na mukabil; mürekkebleri terazide, şehidler kanından ağırdır. On­lar dini kuvvetlendirmek ve şerîati bildirmek vazifeleri ile peygam­berlik vazifelerinden pay alıyorlar. Bu leziz yiyeceklerin bulunduğu o eşsiz sofranın bu aziz ehline afiyetler olsun. Dünya ve âhiretleri mes'ud ve mübarek olsun.
       
      Yâ Rabbi, bizi de onlardan, yahut onları sevenlerden eyle. Çün­kü gayrisine takatimiz yoktur. Çünkü gayrisi dalâlet, küfür ve irti­dad yollarıdır.
       
      Yâ Rabbi, Sana sonsuz hamd ü sena olsun ki, ehl-i sünnet ve cemaat mezhebini, âlimleri sevmeyi ve onlara uymayı, sevgili kul­larını sevmeyi bize nasib ettin. Bundan sonra bizi doğru yoldan ayırma. Sen bize hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak tanıt, bizi nefsimize yendirme, şeytandan, din ve iman hırsızlarından, ahkâm-ı îslâmiy-ye düşmanlarından lûtf ve ihsanınla biri koru Allah'ım. Amin.  ( Marifetname tam metin , bedir yayınları , marifetname kitap , marifetname oku , marifetname fiyatı , erzurumlu brahim hakkı , ucuz marifetname )
       
      Faruk   Meyan
      23 Saf er 1395
      7 Mart 1975 (Cuma)
       


      Bedir  yayınları Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetname kitabı nın tanıtımı bitti.

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789758514040
      MarkaBedir Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9789758514040

      İlginizi Çekebilecek Diğer Ürünler

       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.