• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Masa Başı Minder Üstü

      Masa Başı Minder Üstü
      Masa Başı Minder Üstü
      Masa Başı Minder Üstü
      Masa Başı Minder Üstü
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      20,00 TL
      İndirimli Fiyat (%35) :
      13,00 TL
      Kazancınız 7,00 TL
      13.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
              Stoktan Kargo

      Kitap            Masa Başı Minder Üstü
      Yazar           Nurten Ceceli Alkan 
      Yayınevi       Çınaraltı Yayınları    
      Liste Fiyat    20 TL
      Kağıt Cilt      2.Hamur Kağıt - Karton Kapak Cilt
      Sayfa Ebat   208 sayfa x 13.5x21 cm.
      Yayın Yılı     2015
      ISBN            9786055563097  
           


      Çınaraltı Yayınları Masa Başı Minder Üstü kitabını incelemektesiniz.    
      Nurten Ceceli Alkan Masa Başı Minder Üstü kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


       
      Masa Başı Minder Üstü
      Nurten Ceceli Alkan

      Evler, okul gibi bir eğitim müfredatının yıllara, aylara, saatlere bölündüğü ve sınıfta öğretmen tarafından öğretildiği yerler değildir. Evlerimiz, bebeğimizin ilk çığlığını attığı ya da anneciğinin kucağında hastaneden ilk geldiği andan itibaren öğrenmenin her an devam ettiği gerçek birer eğitim yuvasıdır.

      Bu okulun en önemli sınıfları "oturma odası" ve "mutfak masası", öğretmenleri ise o mekânların beraber paylaşıldığı aile büyükleridir. Hepimiz hayatla ilgili tüm değerlerimizi orada kazandık ve yavrularımızı da orada eğitiyoruz.

      Çocuğunuzun öğretmenini ya da gittiği okulun felsefesini beğenmediğinizde onun için daha iyi olabileceğini düşündüğünüz alternatifleri değerlendirir ve okulunu değiştirmeyi düşünürsünüz. Ama çocuklarımızın bizi değiştirme şansları yok!.. Hiçbir çocuk; "Sizin gibi bir ailem olmasını istemezdim, vazgeçtim, sizin çocuğunuz olmayacağım..." diyemez. Bizim de; "Senin gibi bir evlât istemiyorum." deme şansımız yok. Ama tabiatta bizden başka hiçbir canlıya tanınmamış bir şansımız var: Gelişerek değişmek...

      Bu kitap; "İnsanın en büyük gücünün kendini geliştirmesi ve değiştirmesi, en büyük acziyetinin ise başkalarını değiştirmeye çalışması" olduğuna inananlar için kaleme alındı.

      Masa Başı Minder Üstü
      Yaradanı Gösteremiyoruz Ama Yaratılanları Görmeyi

         MERHABA

      Yıllardır yurt dışında, Türkiye'nin farklı şehirlerinde ve okulumuzda yaptığımız 'Aile Eğitimi' çalışmaları esnasında katılımcılara; "Nasıl bir evlat yetiştirmeyi hedefliyorsunuz?" diye soruyorum. Cevaplar genellikle; "İyi bir insan olsun.", "Okusun.", "Kimseye muhtaç da olmasın, kimseye zarar da ver­mesin.", "Vatana, millete hayırlı evlat olsun." gibi yuvarlak ve yoruma açık cümleler oluyor. Ancak seminerler süresince pay­laştıklarımızdan sonra aynı soruyu tekrar sorduğumda aldığım cevaplar daha net tanımlar içeriyor.

      Bu kitabımda seminerlerime katılanların yaptığı tanımlar­dan yola çıkarak; "Nasıl bir çocuk?.." sorusunun cevabını verip, o çocuğu yetiştirebilmek için yapmamız gerekenleri paylaşacağım.

      Beraber olduğumuz eğitim gruplarında paylaşılanlarda ufak tefek bazı farklılıklar olsa da her birimizin yüreğindeki beklenti genel olarak aynı...

      Bizler;
      Kendi ayakları üzerinde durabilen, yani ekonomik özgürlü­ğünü elde etmiş,
      Karşılaştığı problemleri çözebilen, Yaşadığı çağın bilgi ve teknolojisine hâkim, Üretken, Özgüven sahibi,
      Ahlâki değerleri oturmuş (doğru ve dürüst, güvenilir, sorumluluk sahibi vb...)
      Duygularını ifade edebilen,
      Sağlıklı ilişkiler kurabilen,
      Geçmişini bilen ve kültürüne sahip çıkan,
      Yaratanının emirlerine uyan,
      Yaratılanları koruyan,
      Dünya ve ahiret güzelliklerini yaşamaya talip çocuklar yetiştirmek istiyoruz...
       
      "Yukarıdaki tanıma uygun bir evlat yetiştirmek için neler yapmalıyız?" sorusunun cevabını ararken akla hemen başka sorular geliyor:
      "Böyle bir çocuk yetiştirmek için nasıl bir evimizin olması lâzım?",
      "Eşim ve ben aynı hedefleri paylaşıyor muyuz?"
      Ya da daha zor bir soru: "Neden bunları hiç düşünmeden evlendim?"...
      Eğer hâlâ bekârsanız şu soruyu sormanız gerekiyor: "Nasıl bir evlilik yapmalıyım ki, bu hedeflere uygun çocuk­larımız olsun?"

      İşte bu yüzden kitabımızın ilk bölümünü evlenmeyi düşü­nen gençlere ayırdım. Nasıl bir eş, nasıl bir evlilik, sorularının cevabını aramaya çalıştım.

      Kitabın ikinci bölümünde ise; "Göç yolda düzülür." mantığı ile hasbelkader yola çıkmış ve sağlıklı bir evliliğin ne kadar çok emek istediğini fark eden ailelerin evliliklerinin bundan sonrasını çok ama çok daha verimli geçirebilmeleri için öneriler getirdim.
      Üçüncü bölümde ise hep beraber çocuklarımızı geleceğe nasıl hazırlayacağımızı paylaşacağız. O gelecek, evlerimizin içinde şekilleniyor.

      Eğitim kurumlarının, aileye ve onun öğretilerine rağmen farklı bir şeyler başarması çok zor. Gittikleri okullar, çocuklarımı­zın bilgiyi öğrenmelerini ve meslek sahibi olmalarını sağlıyor. Tıp fakültesi okuyan bir çocuk doktor oluyor, ama doktorluk mesle­ğinin içini ailesinden öğrendikleriyle dolduruyor. İnsanın bir yaratılış mucizesi, hastanın canının Yaratanın emaneti olduğu­nu, hastaya hizmetin Hakk'a hizmet olduğunu ya da doktorluğun para kazanmak için en kolay istismar edilebilecek meslek oldu­ğunu, diplomasını aldığı tıp fakültesinde değil, evinde öğreniyor.

      Eğitim fakültesinden mezun iki genç, geleceklerini şekil­lendirirken biri; "Devlete bir kapağı atarsam, iyi öğretmen olsam da olmasam da bir daha işsiz kalmam." derken, diğeri; "Ben, en iyi olursam, özel sektör de benim için en az devlet kadar güvencelidir." diye düşünebiliyorsa, bu farklılık ancak evde öğrenilenlerden kaynaklanır...

      Aynı hukuk fakültesinden mezun iki avukatın aynı davaya bakışlarındaki farklılık ya da iki inşaat mühendisinin sorumlu oldukları iki ayrı binanın depreme dayanıklılığı, hep evde kaza­nılan değerlere göre şekillenir.
      Evler, okul gibi bir eğitim müfredatının yıllara, aylara saat­lere bölündüğü ve sınıfta öğretmen tarafından öğretildiği yer­ler değil. Evlerimiz, bebeğimizin ilk çığlığını attığı ya da anne­ciğinin kucağında hastaneden ilk geldiği andan itibaren öğren­menin her an devam ettiği gerçek birer eğitim yuvasıdır.

      Bu okulun en önemli sınıfları da 'oturma odası' ve 'mutfak masası' öğretmenleri ise o mekânları beraber paylaştığı büyük­leridir. Hepimiz hayatla ilgili tüm değerlerimizi orada kazandık ve yavrularımızı da orada eğitiyoruz.
      Televizyonda akşam haberleri izlenirken, halının üzerinde kendi kendine oyuncakları ile oynayan yavrunuz;
      Siz, patlayan bir bomba sonucu hayatını kaybeden hiç tanı­madığınız insanlar için gözyaşı dökerken, merhamet ve acıma gibi duyguları,

      Güneydoğu'da şehit olan bir asker için döktüğünüz gözyaşı ile vatanın, uğruna ölünebilecek kadar kutsal bir yer olduğunu,
      Ekranda görünenlerin kıyafetleri ile ilgili yaptığınız yorum­la, giyinmenin ölçülerini,
      Televizyonda hangi programın izleneceğine karar verilir­ken, başkalarının istek ve arzularına anlayış göstermeyi,
      Televizyonun kapatılıp ailece kitap okunan saatlerde, kita­bın en büyük dost olduğunu,
      Yemekten sonra, oturma odasında meyve yerken Allah'ın verdiği çeşit çeşit nimetlere şükretmesi gerektiğini,
      Annesi, ablasının ödevine yardım ederken, 'toplamanın yalnız oyuncak toplamaktan ibaret olmadığını öğrenir...
      Yemek masasının başında ise o gün içinde yaşananlar yorumlanır, gelecekle ilgili kararlar alınır:
      Tatile gidilecek yere karar veren ekibin içinde olmak çocu­ğunuza aile bütçesinin nelere yetebileceğini,
       
      Fakir bir komşu için yapılabileceklerin konuşulduğu bir ortam, başkalarının problemlerini çözmekle ilgili sorumluluğu,
      Kopya çektiği için işittiği azarla, hak etmeden kazanmanın doğru bir şey olmadığını öğretir.
      Keşke masa ya da televizyon başında öğrendikleri hep güzel şeyler olsa, ama ne yazık ki...
      Çocuklarımız, verdiğimiz tepkilerden ve onayladığımız davranışlardan aldıkları mesajlarla;

      Bazı durumlarda yalan söylenebileceğini,
      Tabakta yemek arttırılıp artan yemeğin çöpe dökülebileceğini,
      İnsanların fikirleri yüzünden dışlanabileceğim,
      Bazı istekleri gerçekleştirebilmek için rüşvet verilebileceğini,
      Çok çalışmak yerine kalıbını dinlendirmenin daha iyi oldu­ğunu,
      Bayramlarda, büyükleri ziyaret etmek yerine tatile gidilebi­leceğini,
      Anne-babanın kavga edebileceğini, ama çocukların kavga etmesinin kötü bir şey olduğunu da aynı mekanlardaki payla­şımlardan öğreniyorlar.

      Çocuğunuzun öğretmenini ya da gittiği okulun felsefesini beğenmediğinizde onun için daha iyi olabileceğini düşündüğü­nüz alternatifleri değerlendirir ve okulunu değiştirirsiniz. Ama çocuklarımızın bizi değiştirme şansları yok!.. Hiçbir çocuk; "Se­nin gibi bir annem olmasını istemezdim, vazgeçtim, sizin çocu­ğunuz olmayacağım..." diyemez. Bizim de "Senin gibi bir evlat istemiyorum." deme şansımız yok.

      Ama tabiatta bizden başka hiçbir canlıya tanınmamış bir şansımız var:

      Gelişerek değişmek...

      Bu kitap; "İnsanın en büyük gücünün kendini geliştirmesi ve değiş­tirmesi, en büyük acziyetinin ise başkalarını değiştirmeye çalış­ması..." olduğuna inananlar için kaleme alındı.

      Nurten Ceceli ALKAN Ekim 2011, Ankara


           TEŞEKKÜRLER...

      Bugün yazarak ya da konuşarak başkalayla paylaşmaya çalış­tığım her şey, aslında onlan bize örnekleyerek gösterdiklerinden başka bir şey değil. Sevmenin, paylaşmanın, fedakârlığın insan hayatındaki önemini, sürekli öğrenmenin ve üretmenin hayatı anlamlı kılan değerler olduğunu, kardeşlerime ve bana öğreten canım anne ve babama sonsuz teşekkürler...
      Beraber çıktığımız yolculuğu otuz iki yıl sonra hâlâ ilk günlerin keyfiyle sürdürebiliyorsak bu senin engin hoşgörün ve sabn saye­sinde gerçekleşiyor. Hayatıma kattığın tüm güzellikler, gelişip üret­meme verdiğin destek için sonsuz teşekkürler canım. İyi ki evlen­mişiz.
      Mehmet gibi bir evlat yetiştirdiğiniz için en büyük teşekkürü size etmeliyim diye düşünüyorum. Kayınvalide ve kayınpederin insanın kendi annesi ve babasından farkı olmadığını sizden öğren­dim.

      Hilâl'im, Elifim, Amine'm, Abdullah'ım ve Alperen'im iyi ki varsınız. Her şey sizinle güzel, her şey sizinle anlamlı... Bu kitap; bizim oturma odasında mayalandı, bizim mutfakta pişti.
      Daniel, Ozan ve Furkan; siz, bana başka annelerin doğurup büyüttüklerinin de oğul olabileceğini gösterdiniz. İnşallah kızlarımla paylaştığınız oturma odalanda sizin gibi evlatlar yetişir.
      Bireylerinin olumlu duygular paylaştığı büyük bir aile olabilmek çok önemli bir aycalık. Bu aycalıklı beraberliğin yeryüzünde sahip olunabilecek en büyük güç olduğunu yavrulamız, hep bera­ber gösterdiğimiz emek ve çabayla öğrendiler.

      Zerrin, Nesrin ve Hatice çocuklarım sizin gibi teyze ve halaya sahip oldukla için çok şanslılar. Benim ve yavrularımın hayatına kattığınız her şey için teşekkürler. Teşekkürler Şeref, teşekkürler Doğan. Dayıları ve amcala olmaktan öte onlar için çok iyi birer modelsiniz. Davut ağabey sayende; "Niye bir ağabeyim olmadı?" diye hiç dertlenmedim. Çünkü sen, ilk günden beri bir eniştenin ağabeyden öte olabileceğini bize öğrettin. Ali Fuat, iyi ki varsın. Sayende iki erkek kardeşim var. Esma ve Emine yengelerin dost bir amca ve dayıya sahip olabilmek için en önemli faktör olduğunu yavrulamız, sizin gülümseyen gözlerinizden öğrendi. Teşekkürler canlarım...

      Sevgili Dilşad ve Ünal bu kitabın ortaya çıkmasında ikinizin de özel emeği var. Teşekkürler yavrularım...
      Okurları ile ilk olarak 2004 yılında Özel Ceceli Okulla'nın yayını olarak tanışan kitabın elinizdeki baskısı, Çınaraltı yayınevi tarafından gerçekleştirildi. Sn. R. Kemal Subaşı'ya yeni baskı için verdiği emekten dolayı çok teşekkür ediyorum.
      Son olarak ilk eserim 'Gel Beraber Evcilik Oynayalım'ı okuyan ve olumlu eleştirileriyle beni yüreklendiren okurlarıma çok ama çok teşekkür etmek istiyorum.

      Teşekkürler dostlar...

      Ve teşekkürler Rabbim, sonsuz lütfunla verdiğin anne-baba, eş, evlatlar, dostlar ve sağlık için sana şükürler olsun...


      İÇİNDEKİLER

      Merhaba          
      Teşekkürler      

      YOLA ÇIKARKEN   

      Biz Olmak        
      Sevgi Emek ve Çaba İster        
      İki Buket Lâle   

      GÖÇÜ YOLDA DÜZENLER İÇİN   

      Nasıl Bir Aileniz Olsun İstiyorsunuz?     
      Ailemizin Anayasası     

      AĞACIN KÖKLERİ  

      Nine ve Dede Olmak    
      Dev Puzzle'ın Parçaları
                 
      HERKESİN YİRMİ DÖRT SAATİ VAR
                 
      Hangisi Daha Önemli?  

      ENGELLERİ KALDIRALIM
                 
      Engelleri Kaldıralım      
      Ama Demek İstemiyorum Ama Alışmış 
      Keşke Keşkeler Olmasa           
      Affedici Olmak 
      Özür Dilemek  
      Teşekkür         
      Olmazları Olabilir Yapmak        

      YARADANLA DOST KILMAK        

      Çocuk ve Allah 
      Öğretebiliriz     
      Ben Artık Kötü Çocuk Olacağım
      Çocuk ve Cehennem    
      Namaz 
      Yeniden Dirilmek         
      Çocuk ve Dua  
      Yapmak-Yaratmak       
      Önemli Günler  

      BAŞARIYA GİDEN YOLDA
                 
      Hedefler          
      Değerlerimiz    
      Doğru ve Dürüst Olmak
      Güvenilir Olmak           
      Geziler 
      Kaynakça        

       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055563097
      MarkaÇınaraltı Yayın
      Stok DurumuVar
      9786055563097
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.