• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Meşhurların Son Anları

      Meşhurların Son Anları
      Meşhurların Son Anları
      Meşhurların Son Anları
      Meşhurların Son Anları
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      17,00 TL
      İndirimli Fiyat (%41,2) :
      10,00 TL
      Kazancınız 7,00 TL
      10.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde
           Stoktan Kargo

      Kitap             Meşhurların Son Anları
      Yazar            Burhan Bozgeyik
      Yayınev         Cihan Yayınları
      Etiket Fiyatı   17 TL
      Kağıt  Cilt      2.Hamur, Karton kapak cilt
      Sayfa  Ebat   336 sayfa - 14x21 cm
      Yayın Yılı       2010
      ISBN             9789757656259

       
      Cihan Yayınları Meşhurların Son Anları adlı kitabı incelemektesiniz.
      Burhan Bozgeyik Meşhurların Son Anları kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2

       
        TAKDİM
       
      İmsanoğlu, "en güzel surette" yaratılmış olan mahluk... Göz­leri, yüzün ön kısmına mütenâsib şekilde yerleştirilmiş. Biri alında, biri tepede değil. Ellerin biri göğüste, biri sırtta değil.

      Alınlar tüylerle kaplı değil. Herşey yerli yerinde. Mükemmellik, güzellik, faydalılık birlikte... Bu şekilde güzel bir şekilde yaratıl­mış olan insanoğlu gün gelmekte son nefesini vermekte.

      İnsanlar öldüğü gibi, şu dünyayı şenlendiren hayvanlar da, bitkiler de, ağaçlar da ölmekte. Gün gelecek şu "ihtiyar dünya" da ölecek.

      İnsanoğlu ve bütün canlılar Acz-i mutlak ve fakr-ı mutlak içerisinde yuvarlanmakta...

      Nedir "acz-i mutlak", yani "mutlak acizlik" hâli?.. Zaman bir ip, bir sinema şeridi gibi insanın, canlıların, mahlukatın boy­nuna takılmış. Ondan kurtulmak mümkün değil. Zaman, bütün canlıları mağlup eden bir ip gibidir. Vakit dolunca o iple çekip götürüyor.
      Bütün belâ ve musibetlerin ana menbâı, zamandır. Zaman durmayınca, durdurulamayınca ölüm gelecektir. Bu, iki kere iki dört eder derecesinde bir hakikattir. Durmayan, durdurulama­yan zaman, insanı öldürdüğü gibi, âlemi de öldürecektir.

      Haydi bakalım "güç sahipleri" gücünüz varsa zamanı dur­durun!.. Zamanı durdurmak için; Güneşi durdurmak, ayı dur­durmak, dünyaya durdurmak lazım. Geceyi, gündüzü, mevsim­leri, saniyeyi, dakikaya, saati kaldırmak lazım. Çekirdeğin, mo­lekülün, atomun hareketini durdurmak lazım. Yenilen, içilen maddelerin sabit maddeler haline gelmesi, yani vücuttan atıl­maması lazım. Peki bu mümkün mü?.. Değil elbette. İşte acz-i mutlak budur. Yani, ölüme, belâya, yaşlanmaya karşı âcizlik ha­lidir. Aczini anlayan insan, "ölümden kurtuluş çaresi" aramaya başlar.

      Peki "Fakr-ı mutlak" nedir? Yani, "mutlak fakirlik hali" de­yince ne anlıyoruz? Fakirlik yalnızca para cihetinden, maddî ci­hetten fakir olmak demek değildir.

      İnsan vücudunda her gün milyonlarca zerre, hücre ölmek­tedir. Günde binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce zerre ölür, gider. Yerine yenisinin gelmesi lazım. Meselâ gözün içerisinden bir zer­re çıktı. Peki o ölüp giden zerrenin, hücrenin yerine gelecek ye­ni bir zerreyi kim mideden dolaştırıp gözün içerisine getirip yer­leştirecek ve o bir tek zerreye "görme" dersini verecek?

      İşte insanoğlu, bunun gibi, vücudun her gün, her an karşı­lanması gereken milyonlarca ihtiyaçlarını düşünmelidir. Bu ih­tiyaçlarımızı kimden isteyeceğiz? Güneşten, aydan, vs.'den mi?
      İnsanlar ve bütün canlılar mutlak fakirlik içerisindedir. Muhtaç durumdadır. Ve haberimiz dahi olmadan bu ihtiyaçları gideren birisi vardır.
      Bu hakikatleri düşünen ve çevresinde sevdiklerinin öldüğü­nü gören insan acır. Annesinin, babasının, kardeşlerinin, ço­cuklarının, sevdiği kim varsa onlann ölümünü görür ve acır.

      Mü min olan, kendisine bakar, vücudunda milyonlarca zer­renin ölümünü görür. Kendisinin de zaman denilen ip vasıtasıy­la her an ölüme biraz daha yaklaştığını görür. Bu ölüm düşün­cesi onu yakar. Taş acımaz, inek acımaz, güneş acımaz. Ama in­san aczini göre göre acır. Bu âlemi yokluktan kurtarma çaresi arar. Birden Tevhid-i İlâhiyi bulur. Âlemi ölümden kurtaracak Alah'a yönelir. Cenab-ı Hakka iştiyak duyar, şevkle Allah'a yöne­lir. Allah'ı bulunca, "Âmentü Billahi ve bil yevmi'l Âhiri" der. Yani Allah'a ve âhiret gününe olan inancını dile getirir. Şefkat, yani acımak şevke inkılap eder. "Madem bu kâinatın Sahibi, bizi imtihan için bu dünyaya göndermiş olan Allahu Teâlâ bizlere Cenneti hazırlamış, inananlar oraya gidiyor, öyleyse acımaya değmez" diyerek teselli bulur.

      Mü'min, Bu dünyayı ebedî âlemin tezgahı olarak görür. Kendisinin o ebedî âleme dâvetli olduğunu unutmaz. "Bu dün­ya. Kâinatın Sahibi olan Allah'ın bir misafirhanesidir. Kerim bir Zâta misafiriz. O bizi ebedî âleme dâvet etmiş. Öyleyse ölüme üzülmek yersizdir. Yapacağımız iş, bu 'dünya sarayının' sahibi­nin emri istikametinde hareket edip O'nu râzı etmek ve buradan çok daha güzel ve hiç ölünmeyecek mekâna kavuşmayı hak et­mektir" der. Musibetleri, belâları, saçındaki beyazlıkları bir "îkaz" olarak görür.

      Mü'min olmayanlarsa, yani Tevhidi îmana sahip olmayan, Âhiretin varlığını, öldükten sonra dirilmeyi kabul etmeyen in­sanlarsa, her an, her saniye, bir "cellat satırı" gibi gördükleri ölümle yüzyüze geleceklerini düşünerek titrerler. Zaman ipinin kendilerini ve sevdiklerini çeke çeke mezara doğru götürdüğünü görerek ürperirler. Ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, kendile­rinin ve yakınlarının bazı hücrelerinin yenilenmemesi, vücudun zarûrî ihtiyaç maddelerinin noksan olması karşısında türlü has­talıklarla, felç hâdisesiyle, görme bozulduğuyla karşı karşıya ka­lınca dehşete kapılırlar. Ama gözleri, kulakları, kalpleri mühür­lü olduğu için gerçeği göremezler. Çareyi, alkol, uyuşturucu ve sefahetle akıllarını uyuşturmakta, düşüncelerini iptal etmekte bulurlar. Tıpkı "avcı beni görmesin!" diye başını kuma gömen devekuşu gibi...

      Öyle dehşetli bir zamanda yaşamaktayız ki, "gaflet" mü'minlerin de her yanını, bütün hislerini sarabilmekte. Çoğu zaman "ölüm gerçeğini" unutturabilmekte. Halbuki her gün yüzlerce, binlerce, onbinlerce vefat hâdisesi olmakta. Bu gerçe­ği bilmesine, gözüyle görmesine rağmen, yine de "ölümden son­raki hayat" için hazırlık yapmakta ihmalkâr davranabilmekte.
      Her ne hikmetse insanoğlu, çoğu defa bir meşhurun ölümü üzerine sanki bir şoka girmekte. İğneyle dürtülmüşçesine bir an için uyanıvermekte. "Ölüm varmış!" diye düşünüvermekte.

      İşte "Meşhurların Son Anlan" ismini verdiğimiz bu çalışma­nın mühim bir gâyesi, o "şok ânının" geçici değil daimî olmasını sağlamak, "ölüm gerçeğini" hafızalarda, dimağlarda canlı tutma­yı temin etmektir.

      Bu yedinci baskıda, son birkaç yılda dünyadan göçmüş olan "meşhurlara" da yer verdik. İnsanoğlu o kadar tuhaf ki, kendi yaşadığı zamandan önceki milyarlarca ölüm hâdisesinin varlığını bilmesine, pek çok meşhurun da ibretli şekilde can ver­diğini öğrenmesine rağmen yine de kendisi için gerekli dersi çı­kartmamakta, daha doğrusu nefis o dersi almasına engel ol­maktadır. Ancak, kendisinin de çok yakından tanıdığı meşhur­ların gözünün önünde son yolculuğa çıktığını görmesi bir istis­na teşkil edebilir diye düşünüyoruz. Bu baskıda, medya vasıta­sıyla günümüz insanının iyice âşine olduğu bazı isimlerin son anlarını da nakletmeye çalıştık. Ayrıca, "nisyan ile malul olan hafıza-i beşerin" unutup gittiği bazı meşhurları çıkardık. Bazı bahisleri yeniden gözden geçirdik.

      Ne mutlu, "Her nefis ölümü tadacaktır" gerçeğini her an göz önünde bulunduranlara. Mutlak acz, mutlak fakr içerisinde bulunduklarını anlayıp şevkle Allah'a yönelenlere...

      Dünya dönmeye devam ediyor. Dünya döndükçe zaman çarkı da işliyor. Bir sinema şeridi gibi insanın boynuna dolanan zaman, onu çeke çeke kabre doğru götürüyor. Mü'mini de, mün­kiri de, kralı da, zâlimi de o "zaman ipinden" boynunu kurtara­mıyor. İnsan ne kadar meşhur olursa olsun, gün gelip "hayat fil­mi" noktalanıyor. Herkes lisanına göre, o film şeridi tükenen in­sanın hayat defterinin ardına, ya "the end", ya "son", ya da başka bir "sonu ifade eden" kelime yazıyor.

      Bu yeni baskıdaki en son giden "meşhurlar"ın son anından da ibret alınması temennisiyle takdim ediyorum. Hürmetlerim­le...

      9 Ekim 1998
      Burhan BOZGEYİK
       
       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789757656259
      MarkaCihan Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789757656259
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.