• Tüm Kategoriler
    • Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü Sepete Atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

      Mişkatül Mesabih, 4 Cilt Takım

      Mişkatül Mesabih, 4 Cilt Takım
      Görsel 1
      Fiyat:
      300,00 TL
      İndirimli Fiyat (%48,7) :
      154,00 TL
      Kazancınız 146,00 TL
      154.00 www.goncakitap.com.tr
      51,33 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo

      Kitap             Mişkatül Masabih 
      Yazar            El Hatibu’t Tebrizi    
      Yayınevi        Ocak Yayıncılık
      Tercüme        Hüseyin Yıldız, Hasan Yıldız, Zekeriya Yıldız
      Kağıt  Cilt      Şamua Ivory , Kalın Ciltli, 4 Cilt takım
      Sayfa  Ebat    2.516  Sayfa – 17x24 cm
      Yayın Yılı       2020  
                            YENİ 2021 BASKISI 4 CİLT OLARAK ÇIKTI. BİR ÖNCEKİ BASKI  5 CİLT İLE TAMAMEN AYNI.
                             Hadis sayısı   6300 Hadis-i Şerif Arapça ve Türkçe metin ile birlikte

       
       
      Ocak yayınları 4 Cilt Mişkatül masabih kitabını incelemektesiniz.
      El Hatibut tebrizi mişkatül mesabih kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

       
       
              Mişkatül Mesabih
       

       
      İslam coğrafyasının doğusunda, özellikle Pakistan ve Hindistan Müslümanları arasında eski zamanlardan beri oldukça yaygın olarak kullanılmış yegane hadis külliyatı 6300 hadis-i şerif ihtiva eden Mişkâtu'l-Masâbîh'tir. "Mişkât-ı Şerîf" şeklinde kısa isimle de anılan bu eser, Arapça şerhleri yanında başka dillere çevirileri en fazla yapılmış Sünnet-i Seniyye'ye dair bir başvuru kaynağı olma hüviyetine sahiptir. Konu başlıklarına göre düzenlenmiş, içerdiği tekrarsız hadisleri ve fasıllar halindeki benzersiz sunumuyla asırlar boyunca İslam kültüründe gerek medrese, gerekse ilim tâlibi olan halk arasında oldukça kabul görmüştür. Hem ana metin, hem de şerhli olarak Urduca ve İngilizce çevirileri dahi yapılmıştır.

      Mişkât-ı Şerîf'in taşıdığı bu mümeyyiz özellikler, muadili durumunda olan Cem'ul-Fevâid'i daha önce neşretmiş olmamıza rağmen bizi bu eseri de okuyucuya sunmamız için güçlü bir neden olmuştur.

       
             Yayıncının Önsözü
       
       
      İslam dünyasının doğu coğrafyasında özellikle de Hindistan müslümanları arasında popüler olmuş bir kitabın Arapça metinleri ile birlikte çevirisini neşretmeye muvaffak olduk. el-Hatîbu't-Tebrîzî'nin, Muhyissünne lakaplı meşhur âlim Ferrâ el-Begavî'nin Masâbîhu's-Sünne'sini düzenleme ve ilaveleriyle dönüştürdüğü bu eser, Mişkâtu'l-Masâbîh'tir.

      Ocak Yayıncılık olarak "ilk" kaynak hadis kitaplarını neşretme faaliyetleri içinde "ikincil" bir kaynağı da dahil etmemizin nedeni, Mişkât'ın müellifinden sonra çeşitli dönemlerde şerhleri yapılacak derecede kabul görmüş bir başvuru eseri olmasıdır. Hadis eğitimi programlarında geçmişte ve günümüzde geleneksel İslami eğitim materyali olarak Hindistan ve Pakistan'da kullanılmakta olduğu bilinmektedir. Buna binaen gerek Hind âlimleri, gerekse meşhur Osmanlı âlimi Ali el-Kâri tarafından geniş kapsamlı şerhleri yapılan bu eseri yayınlama gereği duyduk. Nitekim daha önce de popüler olan bir diğer neşrettiğimiz "ikincil" hadis kaynağı, birkaç şerhi de yapılmış olan ünlü âlim Celâleddîn es-Suyûtî'nin el-Câmiu's-Sağîr'idir.
       
      Elinizdeki kitap, son yılların en meşhur muhaddisi Nâsiru'd-dîn el-Elbânî'nin tahkikli neşrini yaptığı ve Dimaşk'ta üç cilt olarak basılmış versiyonu esas alınarak yayına hazırlanmıştır. Elbânî, tahkik ettiği hadis kaynaklarında hadislerin kabul dereceleri yönünde pek çok hükümler vermiş ve onun bu değerlendirmeleri İslam âlimlerinin çoğunluğunca kabul görmüştür. Elbânî, akidesi yönünde bir takım eleştirilere uğramışsa da hadislerin ravi zincirleri hakkında verdiği hükümlerin muhaddislerin tâbi oldukları bir takım teknik esaslara dayalı olduğunu bilmek gerektiğine inanıyoruz. Yayınevi olarak hadislerin kabul derecelerini belirtmek gibi bir misyona bağlı bıdığımızdan dolayı onun hadislerin isnâdları hakkında vermiş olduğu kabul hükümlerini (Sahih] [Hasen] [Zayıf] gibi kısa ibarelerle verdik. Bu tarz bir neşri daha önce Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inin neşrinde de yapmıştık. Hadislerin çeviri metinlerinin hemen bitiminde Elbânî'nin bu hükümleri verdikten sonra müstakil bir paragrafta o hadisin alıntı yapıldığı kaynağa dair bilgileri (hadis numarası veya cilt ve sayfa numaraları) ve "*” işaretinden sonra da hadisin ravi zinciri hakkında verilen kabul derecesinin alıntı yapıldığı Elbânîye ait kitaba ait bilgileri verdik.
       
      Alıntı yapılan hadis kaynakları çok olsa da bunlardan sadece bir tanesinin lafzı verilmiştir. Çoğunlukla bunların aralarında metin farklılığı önemsenmeyecek derecede azdır. Nadir durumlarda eğer bu fark fazla ise alıntı yapılan kaynağın altı çizili olarak verilmiştir.
       
      Müellifin önsözünde de ifade edileceği gibi hadisler, her konu başlığı altında kabul derecelerine göre üç fasıla ayrılarak verilmiştir. Bazı fasılların olmadığı durumlar, o konu başlığı altında o fasılda yer alabilecek hadis olmadığının bir göstergesidir. Bu noktayı dikkate alıp bir noksanlık olmadığını hatırlatmak isteriz.  ( mişkatül mesabih kitap , 5 cilt mişkatül masabih , mişkatül mesabih hadis kitabı, hatib et tebrizi , mişkatül masabih , tercümesi , el hatibut tebrizi )
       
       
               Müellifin Mukaddimesi
       
      Hamd, Allah'a mahsustur, Ona şükreder, Ondan yardım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü davranışlarımızdan O'na sığınırız. Onun doğru yolla sevk ettiğini kimse saptıramaz, saptırdığını da kimse doğru yola götüremez.

      Kurtuluşu bir vesile, derecelerin yükselmesine bir kefil olacak bir şahadetle Allah'tan başka ilah olmadığına şahadet ederim. İmanın yolları ve halleri silinmiş, ışıkları sönmüş, temelleri zayıflamış ve yeri artık bilinmez olmuşken gönderdiği Muhammed'in Onun kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederim. Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun ki O, silinen ilahi prensipleri bina etti, tevhid kelimesini teyid için şifa veren manevi reçeteleri getirdi, izlemek isteyenlere hidayet yollarının rehberliğini yaptı ve sahip olmak isteyenlerle saadet hazinelerini gösterdi.

      Konumuza gelirsek, hidayet ancak O'nun (sallallahu aleyhi vesellem) kandilinden (=mişkat) gelen ışığın peşinde gitmekle ve Allah'ın ipine O'nun tarif ettiği şekilde sarılmakla mümkündür.

      İmam Muhyissünne, bidatlara engel olan Ebû Muhammed Hüseyin b. Mes'ûd el-Ferrâ el-Begavî'nin kaleme aldığı Masâbîh kitabi, kendi konusunda daha önce yazılmış kitapları bir araya getirmiş ve nadir az bulunur hadisleri kayda geçmiştir. Tekrar eden hadisleri ihtisar etmek, ravi zincirlerini atmak suretiyle bir metod izlemiştir. Ben ihmal ettiği ve bu nedenle de başka münekkidlerce eleştirilen noktaları düzeltmeye çalıştım. Bunun için de kullanmış olduğu kaynakları gözden geçirdim. Bu kaynakların müellifleri şunlardır:

      Güvenilir ve sağlam imamlar olan Ebû Abdillah Muhammed b. İsmail el-Buhârî, Ebu'l-Hüseyin Müslim b. el-Haccâc el-Kuşeyrî, Ebû Abdillah Mâlik b. Enes el-Asbahî, Ebû Abdillah Muhammed b. İdrîs es-Şâfıî, Ebû Abdillah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî, Ebû İsa Muhammed b. İsa et-Titmizî, Ebû Davud Süleyman b. el-Eş'as es-Sicistânî, Ebû Abdirrahman Ahmed b. Şuayb en-Nesâî, Ebû Muhammed Abdullah b. Abdirrahman ed-Dârimî, Ebu'l-Hasan Ali b. Ömer ed-Dârakutnî, Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin el-Beyhakî, Ebu'l-Hasan Rezîn b. Muaviye el-Abdevî ve sayıları çok az olan diğerleri. Kaynak olarak bu müellifleri gösterdiğinde hadisi doğrudan Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) nispet etmiş olurum. Çünkü bu imamlar, O'nun sünnetini bize olaştıran kanallar gibidirler. Hadisleri kitapta, onların eserlerindeki sundukları, konu başlıkları nasılsa öyle serdettik. Her bölümü mümkün olduğunca şu üç fasıl halinde vermeye çalıştık.
       
      1. Fasıl: Buhârî ile Müslim'in birlikte veya ikisinden birinin tek başına tahrîc ettikleri hadislerden oluşmaktadır. Bu iki müellifle birlikte bahsi geçen müelliflerin kaynaklarında da hadis geçtiğinde onları vermeyip sadece Buhârî ile Müslim'i zikretmekle yetindik. Çünkü hadis rivayeti konusunda bu ikisinin yüksek bir kabul yönü bulunmaktadır.
      2. Fasıl: Buhârî ile Müslim dışında diğer müelliflerin irad ettikleri hadisler.
      3. Fasıl: Konu başlığı altında arz edilmesine uygun gördüğüm başka hadisleri ve bazen de sahabi, tabiî asarını içermektedir. Bu fasılda zaman zaman Begavî'de olmayan Buhârî ve Müslim hadisleri de yer almaktadır.
      Bir konu başlığında olması gerektiği halde bir hadisi bulamaz isen bil ki başka bir bölümde geçtiği ve tekrar etmesin diye arz etmediğim içindir. Ya da ihtisar şartından dolayı o konu başlığına koymamış olabilirim. Diğer taraftan, önce belirtmiş olduğum 1. Fasıl ile 2. Fasıl'da bazı aykırı durumlarla karşılaşabilirsin. Şöyle ki 1. Fasılda Buhârî ile Müslim'in dışındakilere yer verdiğim oldmuştur. Bunun da sebebi, Humeydî'nin el-Cem beyne's-Sahîhayn'ı ile Camiu'l-usûl kitaplarım inceledim. Buhârî ile Müslim'in Sahih'lerinin metinlerinde bu iki kitaba dayandım. Aynı hadisin metin farklıklarını yeri geldiğinde belirttim.
       
      Çok az sayıda olsa da bazen "Bu hadisi asıl kitaplarda bulamadım" ibaresine rastlarsın. Bu durumda benden kaynaklanan bir eksiklik olabileceğini aklında bulundurmalısın. İnsanın dirayet gücünün de bir sınırı vardır. Begavî'nin rivayetin tek kanallı oluşu ve zayıflığına dair değerlendirmesini açıklayarak verdim. Asıl kitaplarda geçmeyen bazı değerlendirmeleri de gerekirse kendim yaptım. Ancak çoğunluğunu vermedim. Bazı yerlerde hadisin kaynağının verilmediğini görebilirsin. Bunları bulamadığım için boş bıraktım, şayet sen bulursan ilave edersin. Allah mükafatını güzelleştirsin. Bu kitaba Mişkâtu'l-Masâbîh ismini verdim. Allah'tan başarı, yardım, hidayet ve hataya düşmekten korunma ve beni maksadıma ulaştırmasını dilerim. Hayatta ve ölümden sonra bu sayede beni, bütün erkek ve kadın Müslümanları yararlandırmasını dilerim. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Aliy ve Hakîm olan Allah'ın sayesindedir.
       
       
                     Kitap ve Yazarı Hakkında
       
      Elinizdeki Mişkâtu'l-Masâbîh kitabı, Muhyis-sünne lakaplı Begavî el-Ferrâ'nın meşhur eseri olan Masâsîhu's-Sünne üzerine yapılan bir çalışma olduğundan dolayı öncelikle Begavî, sonra Masâbîhu's-Sünne hakkında TDV İslam Ansiklopedisinden naklen bu ikisine dair maddeleri aynen aşağıya almayı yeterli görüyoruz. Tebrizi hakkında müstakil bir madde olmayıp Masâbîh maddesi içinde ilgili yerde ele alınmıştır.
       
       
          BEGAVI, Muhyis-sünne el-Ferrâ
       
       
      Ebû Muhammed Muhyissünne Hüseyn b. Mes'ûd b. Muhammed el-Ferrâ el-Begavî(ö. 516/1122) Muhaddis, müfessirve Şafiî fakihi.
       
      Çocukluk ve gençlik yılları hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. Kendisine Horasan'da Merverrûz ile Herat arasında bulunan Bağşûr (Bağ) kasabasına nisbetle Begavî denmiştir. Ferrâ lakabı kürkçülük yapan babasına aittir. Bu sebeple İbnü'l-Ferrâ diye de anılır.
       
      1067 yılı civarında ilim tahsili için Merverrûz'a giderek Şafiî fakihi Kadı Hüseyin b. Muhammed el-Merverrûzî'den fıkıh ve hadis okudu. Horasan illerini dolaşıp Ebû Ömer Abdülvâhid el-Melîhî, Ebü'l-Hasan Ali el-Cüveynî, Ebû Bekir Va'kûb es-Sayrafi gibi hocalardan çeşitli dersler aldı. Daha sonra ikinci vatanı sayılan Merverrûz'a yerleşti ve hocası Kadı Hüseyin b. Muhammed'in vefatından sonra onun yerini alarak birçok talebe yetiştirdi ve eser yazdı. Seçkin talebeleri arasında, Şerhu's-sünne'nin râvisi Hafede diye tanınan Ebû Mansûr Muhammed el-Attârî, Ebu'l-Feth Muhammed el-Hemedânî, Ebu'l-Mekârim Fazlullah en-Nûganî de yer almaktadır. Zühd ve takvası, sade giyimi, önceleri sadece ekmekle, fakat zayıf düşmesi üzerine zeytin ekmekle yetinmesi, abdestsiz ders vermemesi gibi özellikleriyle tanınan Begavî bulunduğu çevrenin dışına çıkmadı.
       
       
      Begavî yaşayışında olduğu gibi ilmî anlayışında da selefin yolunu takip etti. Şafiî mezhebine bağlı bir çevrede yetiştiği ve hatta Şafiî fıkhına dair et-Tehzîb adlı önemli bir eser yazdığı halde mezhep taassubuna düşmedi. Bütün mezheplerin görüşlerini inceleyip naslara en uygun ve delil yönünden en kuvvetli bulduklarını benimsemekte tereddüt etmedi. Kur'an ve Sünnet kültürünün yaygınlaşmasına gayret ederek müslümanları bu iki kaynağa sarılmaya çağırdı. Bu sebeple de kendisine "Muhyissünne" ve "Rüknüddin" lakapları verildi. Bütün çalışmalarını sünnet üzerinde yoğunlaştırdığını belirten Begavî, hadis metinleri üzerinde daha fazla durulmasını sağlamak için senedsiz hadis nakli geleneğini başlatmıştır. Nitekim kendisinden sonra bilhassa halk için tertip ve tasnif edilen hadis kitaplarında hadis senedleri alınmamış, sahabeden olan râvi zikredilmekle yetinilmiştir.
       
      Begavî seksen yaşlarında Merverrûz'da vefat etmiş ve çok sevdiği hocası Kadı Hüseyin el-Merverrûzî'nin yanına Tâlekan Kabristanı'na defnedilmiştir. Kaynaklarda vefat tarihi 510 (1116) olarak da geçmektedir.

      Begavî'nin fıkıh yönü Salâh Abdülganî Ali eş-Şera' tarafından el-İmâmu'l-Beğavî ve eseruhû fi'l-fıkh adlı çalışmayla (Riyad 1404/1984), tefsirdeki yeri de Afâf Abdülgafûr Hamîd tarafından el-Beğavî ve menhecuhû fi't-tefsîr (Bağdad 1983) adlı eserle ortaya konmuştur.

      Eserleri. Arap ve Fars dilleriyle eser vermiş olan Begavî'nin çalışmaları hadis, tefsir ve fıkıh ilimlerine dairdir.

      A) Hadis. 1. Şerhu's-sünne. Tanınmış muhaddislerin eserlerinden seçtiği hadisleri kendine ait ravi zincirleriyle konularına göre sıraladıktan sonra az kullanılan kelimeleri açıklayarak ve âlimlerin ihtilâf ettiği fıkhî problemleri, hadisten elde edilen hükümleri belirterek şerhetmiştir. Müellife Muhyissünne lakabını kazandıran bu eser, Züheyr eş-Şâvîş ve Şuayb el-Arnaût tarafından son cildi fihrist olmak üzere on altı cilt halinde Dımaşk (1390-1400/1970-1980) ve Beyrut'ta (1403/1983) yayımlanmıştır.

      2. Masâbîhu's-sünne. Güvenilir hadis kaynaklarından senedlerini çıkararak seçtiği hadisleri önce konularına göre sıralamış, sonra da her babı kendi arasında sahih ve hasen hadisler olmak üzere ikiye ayırmıştır. 4719 hadisi ihtiva eden ese, İslâm âleminde büyük bir şöhret kazanmış ve üzerinde otuzdan fazla âlim tarafından şerh ve ta'lik yazılmıştır. Eser 1294 ve 1318 yıllarında Kahire'de yayımlanmış, son olarak Yûsuf Abdurrahman el-Mar'aşlî, Muhammed Selim İbrahim ve Cemal Hamdi ez-Zehebî tarafından hadislerin kaynağı tahkik edilerek dört cilt halinde Beyrut'ta basılmıştır (1407/1987).
      1. el-Câmi' (el-Cem') beyne's-Sahîhayn. Hem Sahîh-i Bultârî hem de Sahîh-i Müslim'de bulunan hadisleri senedsiz olarak bir araya getirdiği bu eserin günümüze gelip gelmediği bilinmemektedir.
      2. el-Envâr fi şemâ'ili'n-nebiyyi'l-muhtâr. İrşâdu'l-envâr diye de anılan eser 101 bab olup hadisler senedleriyle birlikte zikredilmiştir (Brockelmann, GAL Suppl., I, 622).
      3. Şerhu Câmi'i't-Tirmizî(GAL Suppl., I, 268, 622). Begavî'nin ayrıca el-Erbaûne hadisen adlı bir kitabıyla hocaları hakkında bilgi verdiği Mu'cemu'ş-şüyûh adlı bir eseri kaynaklarda zikredilmektedir.
      B) Fıkıh. 1. et-Tehztb. Müellif, Şafiî fıkhının önemli bir kaynağı kabul edilen bu eserinde hocası Kadı Hüseyin el-Merverrûzî'nin et-Ta'lîka adlı meşhur kitabını esas almıştır. Eserin her babı ilgili âyet ve hadislerle başlamakta, sonra Begavî o konuda hem kendinin hem de diğer âlimlerin görüşlerini zikretmektedir. Dört cilt olan eserin I. cildi Ezher Kütüphanesi'nde (Fıkhu'ş-Şâfiî, nr. 43) ve Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye'de (nr. 488), II ve III. ciltleri Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde (III. Ahmed, nr. 870), IV. cildi de Zâhiriyye Kütüphanesi'nde (Fıkhu'ş-Şâfiî, nr. 992) bulunmaktadır.
      1. Fetâvâ. Begavî'ye sorulan fıkhî meselelerin cevaplarını ihtiva eden eserin Süleymaniye (nr. 675/3) ve Zâhiriyye kütüphanelerinde (Fıkhu'ş-Şâfiî, nr. 375) birer nüshası bulunmaktadır.
      2. el-Kifâye fi'l-fıkh. Şafiî fıkhına dair Farsça olarak yazdığı bu eserin bir nüshası Tahran Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (Safa, II, 928-929).
      3. Tercemetu'l-ahkâm. Farsça yazılmış olan bu eserin bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi'ndedir (nr. 2282/2).
       
      C) Tefsir. 1. Meâlimü't-tenzîl. Begavî'nin en tanınmış eseri olup âyetleri hadislerle, sahabe ve tabiîn müfessirlerinin ve daha sonraki âlimlerin görüşleriyle açıklamaktadır. Muhaddis olması sebebiyle daha önce yazılan tefsirlerdeki zayıf ve uydurma rivayetleri tenkit etmiştir. Eserin çeşitli baskıları yapılmıştır. İran'da taş baskısı olarak dört cilt halinde tarih belirtilmeden, Bombay'da (1269, 1296, 1309) ve Kahire'de Lubâbu't-te'vîl ile birlikte (1305, 1331) ve son olarak Beyrut'ta (1407/1987) basılmıştır.

              2. el-Kifâye fi'l-kırâ'a. Musul Umumi Evkaf Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (Hazâinü Medreseti'l-Hayyât, Mecmua, nr. 16/37).
       
       
      BİBLİYOGRAFYA:

      Begavî, Şerhu's-sünne (nşr. Şuayb el-Arnaût - M. Züheyr eş-Şâvîş), Dımaşk 1390-1400, naşirlerin mukaddimesi, I, 19-31; İbn Hallikân, Vefeyât, II, 136-137; Zehebî, Tezkiretü'l-huffâz, IV, 1257-1259; Sübkî, Tabakât, IV, 214-217; İsnevî, Tabakâtü'ş-Şâfi'iyye, s. 206; Süyûtî, Tabakâtü'l-müfessirîn, Kahire 1976, s. 12-13; İbnü'l-İmâd, Şezerât, IV, 48-49; Keşfü'z-zunûn, I, 195, 397; II, 1040, 1499, 1698; Serkîs, Mu'cem, I, 573; Brockelmann, GAL, I, 447-449; GAL Suppl., I, 268, 622; a.mlf., "Begavî", İA, II, 449; Safâ, Edebiyyât, II, 928-929; M. Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve'l-müfessirûn, Kahire 1381/1961-62, I, 234-238; Mirza Muhammed - Bakır Hânsârî, Ravzâtu'l-cennât, Beyrut 1391, III, 187; Ali Şevâh İshak, Mu'cemu musannefâti'l-Kur'âni'l-Kerim, Riyad 1403-1404/1983-84, III, 154; Afâf Abdülgafûr Hamîd, el-Beğavî ve menhecuhû fi't-tefsîr, Bağdad 1983; Salâh Abdülganî Ali eş-Şer', el-İmâm el-Beğavî ve eseruhü fi'l-fıkhi'l-İslâmî, Riyad 1404/1984; Muhammed İbrahim Şerif, el-Beğavî el-Ferrâ' ve tefsînıhû li'l-Kur'âni'l-Kerîm, Kahire 1406/1986; Ali Eroğlu, el-Beğavî ve Tefsirindeki Metodu (doktora tezi, 1987), Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi; J. Robson, "al-Baghavı", EI2(İng.), I, 893.
       
       Mevlüt Güngör (Madde Yazarı)
       
       
           MASÂBÎHU's-SÜNNE
       
      Ferrâ el-Begavî'nin (ö. 516/1122) güvenilir hadis kaynaklarından derlediği hadisleri ihtiva eden eseri.
       
      Rivayetlerin önce konularına ve bablara göre sıralandığı kitapta her babdaki hadisler kendi içinde sahih ve hasen olmak üzere ikiye ayrılmış, az sayıdaki zayıf rivayetin durumu belirtilmiş, münker ve uydurma rivayetlere yer verilmediği ifade edilmiştir. Brockelmann'ın Begavî'nin eserine aldığı hadisleri sahih, hasen, zayıf ve garîb diye üçe ayırdığını söylemesi (İA, II, 449) doğru değildir. Begavî başka kaynaklarda görülmemekle birlikte Sahîhayn'dan seçtiği hadisler için "sahih" (2434 hadis), diğer hadis kitaplarından seçtiği hadisler için de "hasen" (2050 hadis) terimini kullanmıştır. Bu kitaplar Kütüb-i Sitte ile Dârimî'nin es-Sünen, Mâlik'in el-Muvatta', Şafiî'nin el-Müsned, Dârekutnî'nin es-Sünen, Beyhakî'nin Suabu'l-îmân ve Endülüslü muhaddis Rezîn b. Muâviye es-Sarakustî'nin et-Tecrîd li's-sıhâh ve's-sünen adlı eserleridir. İslâm âleminde büyük şöhret kazanan ve üzerine kırktan fazla şerh yazılan Masâbîhu's-sünne'de 4931 hadis vardır (Yûsuf Abdurrahman el-Mar'aşlî neşri). Kâtib Çelebi eserin 4719 hadis ihtiva ettiğini, 1051 hadisin hem Sahîh-i Buhâri hem Sahîh-i Müslim'de, 325 hadisin yalnız Buhârî'de, 875 hadisin sadece Müslim'de bulunduğunu söylemektedir (Keşfü'z-zunûn, II, 1698).
       
      Masâbîhu's-sünne'deki hadislerin sahâbî veya nadiren tabiî râvisi dışında senedleri hadis ilminde ilk defa olmak üzere bu eserde terkedilmiştir. Sahîhayn hadisleri dışındaki bütün rivayetleri hasen olarak nitelemesi yüzünden Begavî'ye ciddi itirazlar yöneltilmiş, İbnü's-Salâh (Ulûmu'l-hadîs, s. 34) ve Nevevî (et-Takrîb, I, 165), sünen müelliflerinin eserlerinde hasen rivayetlerin dışında sahih ve zayıf hadislerin de bulunabileceğini söylemiştir. İbn Hacer el-Askalânî, Süyûtî ve Zeynüddin el-lrâkî gibi muhaddisler de Begavî'yi eleştirmiştir. Ancak Muhyiddin el-Kâfîyeci gibi bazı Hanefî âlimleri bu kullanımın bir terim olması dolayısıyla eleştiriyi hak etmediğini söylemiştir (el-Muhtasar, s. 114). Öte yandan Ebû Hafs Sirâcüddin Ömer b. Ali el-Kazvînî eserde geçen hadislerden bazılarının uydurma olduğunu iddia etmiş, bu iddiaya Alâî en-Nakdü's-sahîh limâ u'turida aleyhi min ehâdîsi'l-Masâbîh adlı eserinde (nşr. Mahmûd Saîd Memdûh, Beyrut 1990), İbn Hacer el-Askalânî de el-Ecvibe an ehâdîs vaka'at fi Masâbîhi's-sünne ve vusifet bi'l-vaz' adıyla yazdığı bir risalede (DİA, XIX, 522; nşr. Abdurrahman Muhammed Ahmed el-Kaşkarî, Medine 1405/1985) cevap vermiştir. Her iki çalışma, İbn Hacer'in Hidâyetü'r-ruvât ilâ tahrîci ehâdîsi'l-Masâbîh ve'l-Mişkât adlı eseriyle birlikte yayımlanmıştır (nşr. M. Nâsırüddin el-Elbânî - Ali b. Abdülhamîd el-Halebî, l-VI, Kahire 1422/2001). Ayrıca Masâbîhu's-sünne'de mevzu (uydurma) olarak nitelendirilen hadislerin aslında uydurma değil muhtemelen ricalinin zabt kusuru dolayısıyla zayıf olabileceği ve bunların başka tariklerle desteklenip hasen derecesine çıkabileceği söylenmiştir (Zofar, XXXIII/3 [1989], s. 190-192). Masâbüm's-sünne Bulak'ta (1294) ve Kahire'de (1318) Mişkât ile birlikte, ayrıca Yûsuf Abdurrahman el-Mar'aşlî, Muhammed Selîm İbrahim ve Cemâl Hamdî ez-Zehebî tarafından hadislerinin tahrîci ve fihristi yapılmak suretiyle dört cilt halinde (Beyrut 1407/1987) yayımlanmıştır.
       
      İbn Hacer el-Askalânî'nin hocası Sadreddin Muhammed b. İbrahim b. İshak es-Sülemî el-Münâvî, Keşfu'l-menâhic ve't-tenâkîh fi tahrîci'l-ehâdîsi'l-Masâbîh'mde (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 1133; Millet Ktp., Feyzullah Efendi, nr. 286; Bursa Ulucami Ktp., nr. 734) kitaptaki hadisleri tahrîc etmiştir. İbn Hacer, bu eserden de faydalanarak Hidâyetü'r-ruvât'mda. hem her iki eserin tahrîcini yapmış hem de bu eserlerde geçen hadislerle ilgili önemli tesbit ve tashihlerde bulunmuştur (neşredenlerin girişi, I, 41-42).
       
      Mahmûd b. Ahmed b. Muhammed el-Fârisî Esmâ'u ricâli'l-Masâbîh'mde (eseri Abdürraûf Zafer, iskoçya Glasgovv Üniversitesi'nde doktora tezi olarak tahkik etmiştir) ve Ebu'l-Vefâ Muhammed Abdullah b. Muhammed el-Bahşî Tercemetü's-sahâbe ruvâtu'l-Masâbîh'mde (Brockelmann, GAL Suppl., I, 621) Masâbîhu's-sünne'de geçen sahâbî ve tabiî râvilerin hal tercümelerini kaydetmiştir. Ebu'l-Ferec Muhammed b. Dâvûd b. Yûsuf et-Tirmizî de Şerhu müşkilâti Kitâbi'l-Masâbîh adlı eserinde (İÜ Ktp., AY, nr. 1287) kitaptaki anlaşılması zor yerleri konu edinen bir çalışma yapmıştır.
       
      Eser çeşitli dillere çevrilmiştir. Bunlardan 1080 (1699) yılında yapılan Tercümetü Masâbîhi's-sünne adlı Türkçe çevirisi (Süleymaniye Ktp., Çelebi Abdullah Efendi, nr. 44), Sinâneddin Yûsuf b. Hüsâmeddin el-Amâsî'nin Müntehabât-ı Masâbîlı Tercümesi (Süleymaniye Ktp., Hasan Hüsnü Paşa, nr. 239) ve müellifi bilinmeyen Tercüme-i ba'zi'l-ehâdîsi'ş-şerîfe min Masâbîhi's-sünne adlı kısmî tercüme (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmûd Efendi, nr. 658) anılabilir.
       
      Masâbîhu's-sünne üzerine yapılan en meşhur çalışma Hatîb et-Tebrîzî'nin Mişkâtu'l-Masâbîh'îdir. Hatîb et-Tebrîzî bu eserinde Begavî'nin sahih ve hasen diye ikiye ayırdığı hadisleri yeniden düzenleyip ilâvelerde bulunmuş, onun hadisleri seçme şartlarını dikkate alarak esere üçüncü bir bölüm eklemiş, müellifin kapalı bıraktığı yerleri açıklamış ve hadislerin râvilerini zikretmiştir. Tebrîzî'nin eserin her üç bölümüne ilâve ettiği hadislerin sayısı 1511'dir (Ali el-Kârî, neşredenin girişi, I, 56). Mişkâtu'l-Masâbîh Hindistan'da (1257, 1319), Delhi'de (1300, 1890), Bombay'da (1271), mukaddimesinde Abdülhak b. Seyfeddin ed-Dihlevî'nin Beyânu ha'zı mustalahâti'l-hadîs, sonunda Hatîb et-Tebrîzî'nin el-îkmâl fi esmâ'i'r-ricâl [Kitâbu Esmâ'i ricâli'l-Mişkât) adlı eseriyle birlikte (nşr. Seyyid Muhammed Abdülmetîn, Delhi 1345), bu nüsha esas alınarak Terburg'da (1315/1898), ayrıca Mirkâtu'l-mefâtûh ve Muhammed İdrîs el-Kandehlevî'nin et-Ta'lîku's-sabîh alâ Mişkâti'l-Masâbîh'ı ile beraber (Diyûbend 1354), yine Ebu'l-Hasan Ubeydullah b. Muhammed Abdüsselâm el-Mübârekfûrî'nin Mir'âtu'l-mefâtîh şerhi Mişkâti'l-Masâbîh adlı eseriyle birlikte (l-lll, Dımaşk 1381) yayımlanmıştır. Eserin, Nâsırüddin el-Elbânî tarafından hadislerin kaynakları tashih edilerek ve sıhhatlerine dair değerlendirmeler yeniden gözden geçirilerek yapılan neşri de önemlidir (I-III, Dımaşk 1380/1961
       
      Mişkatul Masâbîh çeşitli dillere çevrilmiştir. Bunlardan A. N. Matthevvs'ın Mischât al-Masabîh (l-ll, Calcutta 1809-1810), Mevlânâ Fazlülkerîm'in al-Hadîs-An English Translation and Commentary of Mishkât-ul-Masâbîh (Calcutta 1938-1939) adlı İngilizce tercümeleri, Muhammed Kutub Han ed-Dihlevî'nin Hintçe tercümesi (Lahor 1902) ve Mustafa Uysal'ın Türkçe çevirisi (İzahlı Mişkatu'l-Mesâbih Tercümesi, Konya, ts.) zikredilebilir. Eser ayrıca Mishkât al-Masâbîh adıyla )ames Robson (l-IV, Lahore 1963-1966) ve Nâsırüddin el-Elbânî neşri esas alınarak yine aynı adla Abdülhamîd Sıddıkî (Lahore 1976-1979) tarafından İngilizce'ye tercüme edilmiştir.
       
      Eser üzerine ilk şerh, Tîbî tarafından el-Kâşif an hakâ'iki's-sünen (Şerhu't-Tîbî alâ Mişkâti'l-Masâbîlı) adıyla yazılmıştır (nşr. Abdülgaffâr Muhibbullah ve diğerleri, l-XII, Karaçi 1413 /1992). Muhammed Rıfat Zencîr, Tîbî'nin şerhine dair müstakil bir çalışma yapmıştır (Kuala Lumpur 1998). Mişkâtu'l-Masâbîh hakkındaki en önemli çalışma ise Ali el-Kâri'nin Mirkâtu'l-mefâtîh adlı eseridir. Ali el-Kârî mükerrer rivayetleri çıkararak hadisleri senedleriyle birlikte kaydetmiş, merfû veya mevkuf olduklarını belirtmiş, muhtasar rivayetlerin tamamını zikretmiş ve Tebrîzî'nin garîb yahut zayıf olarak nitelediği rivayetleri yeniden değerlendirmiştir (Ali el-Kârî, I, 79-90). Eser Kahire'de (l-V, 1309/1892), tashih, tahkik ve fihristlerle birlikte Beyrut'ta (nşr. Sıdkî Muhammed Cemîl el-Attâr, l-XI, Beyrut 1414/1994) neşredilmiştir.
       
      Mişkatul Mesabîh üzerine Alemüddin es-Sehâvî ve Seyyid Şerif el-Cürcânî'nin haşiyeleri, İbn Hacer el-Heytemî'nin Fethu'l-ilâh Jîşerhi'l-Mişkât, Abdülazîz b. Muhammed el-Ebherî'nin Minhâcu'l-Mişkât adlı çalışmaları vardır. Abdülhak b. Seyfeddin ed-Dihlevî de Eşi"atu'l-Lema'ât adıyla Farsça (Leknev 1873), daha sonra Lema'âtu't-tenkth fî şerhi Mişkâti'l-Masâbîh adıyla Arapça bir şerh yazmıştır. Müellifin ayrıca Esmâ'u ricali Mişkâti'l-Masâbîh'i vardır (DİA, IX, 292). Mişkâtu'l-Masâbîh'in pek çok şerh ve tahrîci arasında Ekmelüddin Vûsuf b. İbrahim b. Muhammed eş-Şirvânî'nin Hidâyetü's-sabîh fî şerhi Mişkâti'l-Masâbîh, Nûrülhasan b. Sıddîk Hasan Han'ın er-Rahmetu'l-mühdât ilâ men yündü ziyâdâte'l-ilm alâ ehâdîsi'l-Mişkât (Delhi 1301), Seyyid Ahmed Hasan ed-Dihlevî'nin Tenkîhu'r-ruvât fî tahrîci ehâdîsi'l-Masâbîh ve'l-Mişkât (l-ll, Delhi 1334; Leknev, ts.), Muhammed İdrîs el-Kandehlevî'nin et-Ta'lîku's-sabîh alâ Mişkâti'l-Masâbîh (Dımaşk 1354), Ebu'l-Hasan Ubeydullah b. Muhammed Abdüsselâm el-Mübârekfûrî'nin Mir'âtu'l-mefâtîh şerhi Mişkâti'l-Masâbîh (l-VII, Pakistan, tarihsiz, [el-Mektebetu'l-eseriyye]) adlı eserleri sayılabilir. Ayrıca Mişkâtu'l-Masâbîh üzerine Hint alt kıtasında yapılan çalışmalar hakkında müstakil araştırmalar yapıldığı, Abdülhay el-Hasenî'nin es-Sekâfetu'l-İslâmiyye fi'l-Hind adlı eserinde (s. 135) Hint ulemâsının Masâbîh ve Mişkât'a verdikleri öneme işaret ettiği belirtilmelidir. Bunların dışında şu çalışmaları da kaydetmek gerekir: Abdülmü'min b. Ebû Bekir ez-Za'ferânî, el-Yenâbî' fi şerhi'l-Masâbîh (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 501; İÜ Ktp., AY, nr. 608); Alâeddin Ali b. Selâhaddin es-Sehûmî, Menhelu'l-Yenâbi' fi şerhi'l-Masâbîh (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 57; Fâtih, nr. 969); Muzhirüddin Hüseyin b. Mahmûd ez-Zeydânî, el-Mefâtîh fi şerhi (halli)'l-Masâbîh (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 919, Hekimoğlu, nr. 248; Beyazıt Devlet Ktp., Bayezid, nr. 1133; Nuruosmaniye Ktp., nr. 1112); Muzhirüddin Hüseyin b. Mahmûd ez-Zeydânî ve Zeynülarab Ali b. Abdullah b. Ahmed en-Nahcuvânî, Şerhu'l-Masâbîh (yazma nüshaları için bk. Zofar, XXXIII/3 [1989], s. 194-195) zikredilebilir. Eser hakkında yapılan diğer şerhler ve çalışmalar için Yûsuf Abdurrahman el-Mar'aşlî bilgi vermektedir (Ferrâ el-Begavî, neşredenin girişi, I, 63-74; Zofar, XXXIII/3 [1989], s. 194-197; ayrıca bk. Brockelmann, GAL, I, 448-449; Suppl., I, 620-622).
       
       
      BİBLİYOGRAFYA:
       
      Ferrâ el-Begavî, Masâbîlıu's-sünne (nşr. Yûsuf Abdurrahman el-Mar'aşlî ve diğer.), Beyrut 1407/1987, neşredenin girişi, I, 51-103; İbnü's-Salâh, Ulûmü'l-hadîs (nşr. Nûreddin Itr), Beyrut 1401/1981, s. 34; Nevevî, et-Takrib (Süyûtî, TedrM'r-râvî içinde, nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf), Medine 1379/1959, I, 165; İbn Hacer, Hidâyetu'r-ruvât ilâ tahrîci ehâdîsi'l-Masâbîh ve'l-Mişkât (nşr. M. Nâsırüddin el-Elbânî - Ali b. Hasan Abdülhamîd el-Halebî), Kahire 1422/2001, neşredenlerin girişi, I, 41-42; Kâfiyeci, el-Muhtasar fî ilmi'l-eser (Risâletân fî mustalahi'I-hadîs içinde, nşr. Ali Zevîn), Riyad 1407/1987, s. 114; Ali el-Kârî, Mirkâtü'l-mefâtth (nşr. Sıdkî M. Cemîl el-Attâr), Beyrut 1412/1992, I, 79-91; ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 56; Keşfü'z-zunûn, II, 1071, 1698; Brockelmann, GAL, I, 448-449; Suppi., I, 620-622; a.mlf., "Begavî", İA, II, 449; Kettânî, er-Risâletü'l-mustetrafe, s. 145, 187; Abdülhay el-Hasenî, es-Sekâfetu'l-İslâmiyye fî'l-Hind (nşr. Ebü'l-Hasan Ali en-Nedvî), Dımaşk 1403/1983, s. 135, 154-155; Halil ibrahim Kutlay, el-İmSm Alî el-Kârî ve eseruhû fî ilmi'l-hadîs, Beyrut 1408/1987, s. 295-301; Zübeyd Ahmed, "İle'l-Edebi'l-Arabî" (trc. Abdülhamîd en-Nu'mânî), Sekâfetü'l-Hind, IV/1 Haydarâbâd 1953, s. 51-68; Abdul Rauf Zofar, "Considerations on al-Masâbîh al-Sunnah", IQ, XXXIII/3 (1989), s. 188-205; İsmail Hakkı Ünal, "Dihlevî, Abdülhak b. Seyfeddin", DİA, IX, 292; M. Yaşar Kandemir, "ibn Hacer el-Askalânî", a.e., XIX, 522.
       
      İbrahim Hatiboğlu (Madde Yazarı)
       
       
                   el-Hatîbu't-Tebrîzî

      Hakkında çok az bilgi vardır. Yukarıda geçen bilgiler dışında Mişkat'ı 737 H. tarihinde bitirdiği, diğer bir eseri olan el-İkmâlfî esmâi'r-ricâl adlı kitabının Mişkat ile birlikte onun kenarında basıldığı kaydedilmektedir.
       
        

      Ocak yayınları el hatibut tebrizi 4 cilt mişkatül mesabih kitabını incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786054659098
      MarkaOcak Yayıncılık
      Stok DurumuVar
      9786054659098
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.