• Tüm Kategoriler
    • AXES BONUS CARD FİNANS WORLD PARAF MAXİMUM KARTLARA 3 TAKSİT CANLI STOK Sistemi ile Çalışıyoruz. Tedarik Sistemi Şeklinde Çalışmıyoruz. Stoktaki Ürünlerle Hızlı Kargo

      Nebevi Hareket Metodu

      Nebevi Hareket Metodu
      Nebevi Hareket Metodu
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      75,00 TL
      İndirimli Fiyat (%20) :
      60,00 TL
      Kazancınız 15,00 TL
      60.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde
      Haber Ver

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Karton Kapak, 2.Hamur, 320 Sayfa
      12,00 TL
      7,00 TL
      %41,7
      Karton Kapak, 2.Hamur, 512 Sayfa
      32,00 TL
      18,00 TL
      %43,8
      Ciltli, 2.Hamur, 791 Sayfa
      80,00 TL
      36,00 TL
      %55
                 Stoktan Kargo 
       
      Kitap             Nebevi Hareket Metodu
      Yazar            Münir Muhammed Gadban
      Tercüme       Tarık Akarsu
      Yayınevi        Düşün Yayınları
      Etiket Fiyatı   75 TL 
      Kağıt Cilt       Şamua Kağıt - kalın cilt
      Sayfa Ebat  812 Sayfa - 17.5x24 cm
      Yayın Yılı      2016
      ISBN             9786055125950
       
      Düşün yayınları, Münir Muhammed Gadban tarafından yazılan Nebevi Hareket Metodu adlı kitabı incelemektesiniz.
      Nebevi Hareket Metodu kitabı hakkında yorumları okuyup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi aşağıda geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2

       

                    NEBEVİ HAREKET METODU
        
      Nebevi hareket metodu'ndan kastedilen, Rasulullah'ın (s.a) kendisine peygamberliğin gelişinden Rabbinin huzuruna intikal edişine kadar geçen süre içerisinde izlediği metottur. Bizim de, pratikteki hareket metodumuzun Rasulullah'ın (s.a) ortaya koyduğu bu metodun her merhalesini adım adım izlememiz gerekir. İslami hayatımızda yol almaya devam ederken, Allah Teala'nın (c.c) şu kavlinden yola çıkarak Rasulullah'ın hareket çizgisini tayin etmeliyiz: "And olsun ki, sizin için Allah'a ve Ahiret gününe kavuşmayın umanlar ve Allah'a çok anan kimseler için Rasulullah en güzel örnektir." (Ahzab, 21) Şüphesiz ki, her şeyten önce bu merhale ve adımları izlemek bir ibadettir. Bu ibadetin göstermiş olduğu doğru yolu izlediğimizde Allah'ın rızasını da kazanmış oluruz.

        
                     GİRİŞ
       
       İslam kütüphaneleri, Peygamber Efendimizin (s.a.) hayatını anlatan kitaplarla doludur. Eğer yeni bir şey getiremiyorsak bu konunun tekrarında ne yarar vardır? Bu sorunun cevabını mukaddimeden çıkarması için, okuyucuya bırakıyorum.
       
      Çocukluğumun ilk yıllarından beri, Peygamber Efendimizin (s.a.) hayatı benim için tükenmez bir hazineydi. O’nun hayatını ezberlemeye gayret ediyordum. Hayatımın en büyük zevki onunla ilgili kitapları okumaktı. Ergenlik çağlarından beri düşlerim devamlı olarak beni, Peygamber Efendimizin (s.a.) hayatı hakkında bir kitap yazmaya sevk ediyordu. Sonra bu olay düş merhalesinden, pratik uygulamaya geçti. Tam beş seneyi, kitabın kısımlarından her birini, ayrı ayrı yazarak geçirdim. Fakat bütün vaktimi, Peygamber Efendimizin hayatına ayırabilmek için, önüme çıkacak bir fırsatı beklemeye başladım. Oysa işlerim ve sosyal ilişkilerim devamlı bu isteğimin gerçekleşmesini engelliyordu ve hâlâ da beklemekteydim..! Sonra birdenbi­re, düşünmekte olduğum metottan ayrı bir şekilde, kafamda Peygamber Efendimizin hayatı ve hareket metodu canlandı.
       
      Hâlâ hatırlıyorum, altmışlı yılların başlarında Şehit Seyyid Kutub "Yoldaki İşaretler" adlı kitabını çıkarmıştı. Bu kitap o zaman İslam'ın stratejik hareket fikrinde önemli bir dönüm noktası olmuştu. Bütün düşünce ve fikirlerimin yoğunluğuyla, bir anda bu kitabın şu makalesi önünde durdum:
       
      "Bu dinin yöntemindeki ikinci özellik de, stratejik hareketin pratikliği ve esnekliğidir. Bu hareketin çeşitli merhaleleri ve her merhalenin gereklerine ve pratik ihtiyaçlarına uygun araçları vardır. Her merhale, bir sonraki merhale ile sona erer. Bu din, pratiği birtakım soyut teorilerle karşılamaz. Söz konusu pratiğin merhalelerine donuk ve katı tedbirlerle karşı koymaz. Bu dinin cihat hakkındaki metotuna delil göstermek üzere, Kur'an ve Sünnet ten çeşitli deliller ileri sürüp de, dinin bu özelliğini göz önünde tutmayanlar, bu yöntemin açtığı merhalelerin özelliği ile, çeşitli delillerin her merhale ile olan ilgisini idrak edemeyenler, ağır bir hataya düşmüş, bu dinin yöntemini saptırıcı kılıklara büründürmüş, kaynaklara da aslında taşınılmayacak olan, gayeye dönük esasları ve kaideleri yüklemiş olurlar. Çünkü onlar Kur'an ve Sünnet’teki her delili sanki nihai durumu belirten bir delilmiş gibi, bu dinde nihai kurallan temsil eder diye kabul ediyorlar.
       
      İslâm'a bağlılıkları sadece isimden ibaret kalmış olan müslümanlara karşı dikilen umut kırıcı pratiğin baskısı alanda, hem akılca ve hem de ruhi bakımdan yılgınlığa düşen bu çeşit kim­seler, 'İslâm sadece savunma amacı ile cihat eder.' derler. Böylece bu dini, yeryüzündeki tüm zorbaları ortadan kaldırarak, insanlan sadece Allah'ın kulu yapmak olan metodundan feragat ettirmekle şirin gösterdiklerini sanırlar. Oysa insanlara getirdiği inancı zorla benimseterek değil, fakat insanlarla bu inanan arasını açık ve serbest bırakarak, insanları kullara kulluktan kurtarıp, kulları Rabbine kul olmaya yöneltmek bu dinin metotu gereğidir. Bu da egemen siyasî düzenleri yıkmakla veya teslim olduğunu ilan edip cizye vermeye mecbur bırakmakla olur. O zaman siyasî otorite serbest kalır, ister bu dini benimsesin isterse benimsemesin, İslâm ile tebaası arasındaki engel aşılmış olur...." (Yoldaki İşaretler: s. 38)
       
      Kitabı okurken veya açıklarken çoğu kez bu makale önünde durarak stratejik hareketin pratikliği hakkında kendi kendime sormuşumdur:
       
       Bu hareketin merhaleleri ve her merhale için uygun olan araçlar nelerdir?
       
      Şehit Kutub'un, İşaretler'inde uyguladığı gibi, Allah yolunda davetçilerin yürürken atacakları adımları bilmelerini sağlayacak, işaret noktalarını belirleyecek, bu merhale ve araçları açıklayacak bir kitaba ne kadar da ihtiyacımız var!
       
      Bu mevzu gerçekten de ilgi uyandırıcıdır. Stratejik hareketin merhalelerini ve bu merhalelere uygun olan araçları anlayama­mak ve onlarla tanışmamak, İslâmî hareketin ve müslümanların davetçileri arasında derin ihtilaflara sebep olmaktadır.
       
      Bu soruya cevap verebilmek için, Peygamber Efendimizin hayatını net bir şekilde öğrenerek, o hayat içerisinde birbirinin peşi sıra gelen merhaleleri ve her merhalenin özelliklerini belirlemekten başka, yapacağım hiçbir şey yoktu. Çünkü, Peygamber Efendimizin hayatı, İslâm'ın pratikteki tatbikatı ve İslâm devletinin kurulması yolunda verilen mücadelenin en güzel örneğiydi. O'nun hayatıyla merhaleler açıklığa kavuşmuş, bütün özellikler belirlenmiş, azığımız tamamlanmış, gidiş harcımız tekleşmiş, kişisel içtihatların rolü ortadan kalkmıştır. Fakat burada çok önemli bir soru akla gelmektedir:
       
      İslâm devletini kurmak üzere yol almakta olan müslüman cemaat için, bu merhaleler ve araçların gereklilik ölçüsü nedir? İslami hareket, hiç ayrılmaksızın bu merhalelere bağlı mı kalmalıdır, yoksa İslâm için nihai hükümleri belirleyen Kitap ve Sünnet'in delilleriyle bu merhaleler bitmiş ve İslâm'ın pratik hayatında hükümleriyle beraber kendisi de geçersiz mi kalmıştır? Bu mevzuda, iki ayrı İslâmî hareket metodu arasında her birinin ayrı ayrı çizgilerde yürümesine sebep olan, büyük bir ihtilaf olduğu kesinlikle saklanamaz. Bu da ayrı ayrı iki anlayışın olmasından kaynaklanmaktadır:
       
      Birinci anlayış: Zaman Ölçüleri itibariyle bile bu merhalelere bağlı kalmanın gerekli olduğu görüşüdür. Bu anlayışa göre, Rasûlullah (s.a) on üç sene davet hayatını yaşamış, sonra da devle­tini kurmuştur. Öyleyse, davet hayatında bu zaman ölçüsüne bağlı kalınmalıdır ve tam on üç sene sonra İslâm devleti kurulmalıdır. Hiç şüphe yok ki bu anlayış çok tehlikelidir. Aslında zaman ölçüsünü etkileyen, sadece beşeri çabalar değil, Rabbani takdirdir. Allah Teâlâ, Rasûlü'ne şöyle buyurmuştur: "Seni onlardan uzaklaştırsak bile biz kendilerinden öç alırız, yahut onlara vaadettiğimizi sana gösteririz. Sana vahyolunana sarıl, Sen şüphesiz doğru yol üzerindesin." (Zuhruf: 41-43)
       
      İslami hareketin metotuhakkındaki ikinci bir yaklaşım da, nusret (yardım talebi) mevzuudur. Bu anlayışa göre devlet, cahiliye toplumunun ileri gelenlerinden nusret talep etmek esası üzerine bina edilmelidir. Bunun için cahiliye toplumunun ileri gelenlerinden herhangi birinin davaya inanması veya şirk üzerine olduğu halde davaya nusret için sinesini açması gerekmektedir.
       
      Söz konusu zaman ölçüsü ve nusret prensiplerinin birlikte ele alınması, tavırlarda hayret verici bir çelişkiye sebep olmakta ve bu prensiplerin doğruluğu hakkındaki güveni sarsmaktadır.
       
      Eğer zaman ölçüsünü bir kenara koyacak olursak -çünkü o, Allah'ın takdirine ve davetçilerin olgunlaşıp, yeryüzünde hilafet için ehil olduklarında, O'nun yardımına bağlıdır- diyebiliriz ki, Peygamber Efendimizin (s.a) İslâmî hareket yöntemi, yeryüzünde Allah'ın devletini kurmak için çalışan davetçilere, cihadı çizgile­rinde gereklidir. Çünkü biz, Rasûlullah'ın (s.a) hayatına uymakla emrolunmaktayız:
      "And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşma­yı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Rasûlullah en güzel örnektir." (Ahzâb: 21)
       
      "Örnek" kelimesi, Peygamberin (s.a) yönteminden, daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu yöntemin merhalelerinde herhangi bir aksaklık, hedefe ulaşmaya engel olur. Tarih boyun­ca İslami hareketin geçirmiş olduğu birçok tecrübeler, bunu kanıtlamaktadır. Yeryüzünde ortaya çıkarak İlâhi yöntemi pratiğe koymuş olan bütün İslâmî hareketler, ilk başlarda gizli örgütlenme prensibine bağlı kalmışlar, sonra hikmet ve güzel öğütlerle İslâmî hareket anlayışlarını ilân etmişlerdir. Daha sonra, cahil veya sapık olan bütün toplumlara karşı mücadele vermiş ve otorite alanlarını büyütmüşler, düşmanlarının kendilerine karşı açtıkları silahlı savaşlar karşısında kendi prensiplerini koruyabilmek için kuvvet metoduna başvurmuşlardır. Davet merhalesinde ise kuvvet ve silaha başvurma meselesi, düşmanlara karşı olan savaşın tabiatına bağlı bir içtihat meselesi olarak kalmıştır.
       
      Müslümanların sığınacakları bir devletleri ve hilafet nizamları olduğu zaman, bu meselede ihtilaf söz konusu olabilir. Fakat, yeryüzündeki müslümanların darmadağın oldukları ve Allah'ın şeriatıyla yönetilmedikleri bugün, bu meselede ihtilaf söz konusu olamaz. İslâm devletinin kurulmasıyla beraber, cemaat oluşturma meselesinde ve fasık bir yöneticiye karşı ayaklanmada ihtilaf söz konusu olsa bile, yöneticilerin açık bir şekilde İslâm şeriatiyle hükmetmedikleri böyle bir zamanda ihtilaf söz konusu olamaz.
       
      "... Tâki, sizin için, üzerinizde Allah Teâlâ'dan delil bulunan, apa­çık bir küfür göresiniz."
       
      Peygamber Efendimizin hayatını ve hareket yöntemini öğrenmekteki fayda nedir? Daha da fazla araştıracak olursak; bu soruya cevap verebilmek için, okuyucu kardeşimden izin alarak, kendisine Fizilal'il Kur'ân'dan, Kur'ân Sûreleri hakkında edindiğim intibamı anlatacağım:
      Kur'ân'ın uzun Sûrelerini, özellikle de Bakara ve Âl-i İmrân Sûrelerini  okurken,  tam Sûrenin bölümleri arasında irtibat
       
      kurabileceğim bir çizgiyi yakaladığımı zannettiğim bir anda, Sûrenin dönemeçlerinde kaybolup gidiyordum. Sanki bir adamın, krokisini bilmediği büyük bir şehre girerek, gayesine ulaşamadan dönüp dolaşması ya da yapılış plânını bilmediği büyük bir binayı görüp, o binanın güzelliği ve mimari sanatı hakkında bir şey idrak edememesi gibi. Ancak, Fîzüâl'il Kurân'ı okuduğum zaman, binanın heybetini ve şahaserliğini hissettim. Gördüm ki, yaklaşık olarak iki buçuk cüzü kapsayan Bakara Sûresi'nin ana eksenini, İslâm kanunları ve ibadet çerçevesinde ümme­tin iç yapısı ile yeryüzünde hilafetle görevlendirildiklerinde tecrübelerini, vahiyden nasıl saptıklarını ve tabiatlarının nasıl olduğunu öğrenebilmek için, ümmetin ilk düşmanı olan Benî İsrail'in sergilenmesi oluşturuyordu. Bu iki ana çizgiden hareket etmek suretiyle, bu yüce Sûrenin bütün bölümlerini projedeki yerlerine koymamız mümkün oluyordu. Gerçekten de Seyyid Kutub bize, Kur'ân'ın stratejik hareket yöntemini takdim etmişti. Bütün Sûrelerin, bu Sûrenin genel projesini sergileyen genel ve özel hedefleri ve bu Sûrenin içerisinde geçen olayların etrafında döndüğü bir ekseni vardı. Bütün müfessirler arasında sadece Seyyid Kutub'un böyle bir yönteme sahip olduğunu söyleye­biliriz, özellikle de Fîzılâl'in düzeltilmiş olan ikinci baskısında. Keşfetmiş olduğum bu yöntem, Fîzılâl'in birinci baskısının son kısımlarındaki çalışmasındadır.
       
      Bu konuda, kardeşimiz Hâlidi şöyle demiştir:
       
      "Fizılâl'in son üç cüzünde, Seyyid Kutub'un Kur'ân'ı devamlı bir şekilde mutâlaâ etmesi ve İslâmî hareket içerisindeki pratik tecrübesinin neticesi olarak ortaya çıkan stratejik hareket yönü belirmeye başlamıştı. Onun için Fîzılâl'in tekrar gözden geçirilme­si ve yeni stratejik hareket yöntemi esasına dayanılarak yeniden ele alınması gerekiyordu. Netice olarak Seyyid Kutub Fîzılâl'in düzeltilmiş olan baskısını çıkardı. Bu eser Kahire'de "Dârü'l  İhya El-Kütüb El-Arabiyye" tarafından yayınlanan üçüncü baskıdır.
       
      Seyyid Kutub, düzeltilmiş olan üçüncü baskının ilk on cüzünü büyük bir titizlikle yazdı. Uzun âyetlerin hepsi üzerinde teker teker durarak bu âyetler hakkındaki görüşlerini yazıyor, akîde, fıkıh, kanun koyma, siyasî muameleler, iktisat, tarih, terbiye, sosyal hayat ve diğer meselelere işaret eden hadiselere değiniyor, stratejik hareketle ilgili belirtilerin üzerinde duruyor ve İslâm davetçileri için bu belirtileri kaydederek, bu belirtilerin ışığı altında onlara yoldaki işaretleri çiziyordu...
       
      Seyyid Kutub, bu yöntemin ışığı altında yazdığı için son üç cüzü bırakarak, on üçten yirmi yediye kadar olan cüzleri, bu yeni yönteme göre tekrar yazmayı arzu ediyordu. Fakat maalesef bu arzusunu gerçekleştiremeden, tağutlar tarafından şehit edildi..."1
       
      Öyleyse, Kur'ân'ın, Seyyid Kutub'un ışığı altında Fîzılâl'ini yazdığı, stratejik hareket yöntemi diye bir yöntemi vardır. Buna dayanarak ben de, sermayenin azlığına rağmen, yoldaki işaretler ve özellikleri belirleyecek olan, Peygamber Efendimizin hayatının stratejik hareket yöntemini bu sayfalarda ele almaya çalıştım. Böylece bütün bölümler, merhale itibariyle Peygamber Efendimizin hayatındaki tabiî yerlerini alacak ve krokisini görmediği büyük bir şehirde kaybolan bir kişi gibi, merhalenin işaretleri, dağınık bölümlerin dönemeçlerinde kaybolmayacaktır.
       
      Kütüphaneleri dolduran İslami kitapların çokluğuna rağmen, İslâmî kütüphanemizin yolumuzun işaretlerini belirleyecek olan yöntemlerden bahseden bu tür kitaplara ne kadar da ihtiyacı var!
       
      Bu konu hakkında elimizde Seyyid Kutub'un şu eserleri bulunmakta: "Tarihte Fikir ve Yöntemler" ve "Yoldaki İşaretler". Şehit kardeşimiz, büyük İslâm düşünürü Muhammed Kutub'un, "İslâmî Terbiye Yöntemi", "İslâmî Sanat Yöntemi" ve yazılı olup da gün ışığına çıkmasını Allah'tan dilediğimiz "İslâm'ın Tarih Yönte-

      1  Yaşayan Şehit Seyyid Kutub: S.242-243
       
      mi" ile daha burada sayamadığımız diğer kitapları. Şüphesiz ki bunların hepsinin sayısı, bir elin beş parmağını geçmez. Bu alanda sahip olduğumuz eserlerin hepsi de genel ve kapsamlı bir görüşle çıkış yaparak, bütün bölümlerin o mükemmel geometrik plân içerisinde tabu yerlerini almasını sağlamaktadır.
       
      Bu konulara ek olarak, Peygamber Efendimizin (s.a) hayatını ve hareket yöntemini, gerçekten de öğrenmeye çok ihtiyacımız var.
       
      Kainatta beşerin sarfettiği sözlerin en yücesi olan, adet iti­bariyle on binleri bulan, bu büyük hadis hazinesi, gökyüzündeki yıldızların dağınıklığı gibi dağınık bir şekilde durmaktadırlar. Yapılan hesaplara göre yaklaşık olarak tam elli bin hadis vardır. Fakat, temelleri yerli yerine oturtulmuş ve kerpiçleri birbirine pekiştirilmiş bir bina hâlinde değildir. Bu büyük hadis grubunun binasına, davet ve devlet merhalelerini birbirine bağlayan bir bina gözüyle bakacak, ana hatlarını ve işaretlerini belirleyecek, bir İslâm düşünürü ve İslâm aliminin gelmesi, en büyük arzumuz­dur. İnşaallah, müminler için bu çok yalandır.
       
      Sözümüze burada son verirken, Peygamber Efendimizin (s.a) hayatı hakkında kendisine vermiş olabileceğim herhangi bir hatalı anlayış ve özellikle de günümüzdeki İslami hareketimizle, İslâmî gidişatımız arasında ve Peygamberimizin hayatının merhaleleriyle, stratejik hareket yöntemi arasında yapabileceğim hatalı karşılaştırmalardan dolayı şimdiden okuyucu kardeşlerimizden özür dilemek istiyorum. Bu mevzular, üzerinde hükümlerin değişebileceği görüş ve anlayışlardan ibarettir. Fakat, okuyucu kardeşlerimizin, doğru yol üzerinde yürümemizi sağlayacak olan, Peygamber Efendimizin hayatının ve hareket yönteminin, gerçek­ten de bizim için gerekli olduğu görüşünde bana katılmalarını arzu ediyorum. Umulur ki, benden sonra bir başka kardeşimiz gelip, ana çizgileri derinleştirip, merhaleleri daha dikkatli ve detaylı bir şekilde belirleyecek, İslâm'ın yeni yapısının işaretlerini açıklayacak

      yönleri bütünüyle ortaya koyar. Peygamber Efendimizin hayatı suyu bol olan bir membadır. Ondan en iyi bir şekilde istifade edi­lebilmesi için, kanallarının doğru yönlerde açılması ve intacının (netice) en iyi bir şekilde dağıtılması gerekir. Böylece, uzun olan yolumuzun en belirgin işaretleri çizilmiş olacaktır.
       
      Cenabı Allah bizleri fikir tökezlemelerinden ve kalem kaymalarından muhafaza etsin. Bizlere hidayet verip, doğru yola iletsin. Bu çalışmayı, sadece kendi rızasını kazanmak için yapılmış olan bir çalışma olarak kabul buyurup, kıyamet gününde, hasenat defterimize kaydolunmasını nasip eylesin. Şüphesiz O, duaları en iyi duyan ve kabul edendir. Temennim gücümün yettiği kadar ıslah etmeye çalışmaktır. Eğer bir başarıya ulaşabildiysem, o da Allah'ın izni keremiyledir. Sadece O'na tevekkül edip, O'na yakarırım.
       
      Söyleyeceğimiz en son söz de şudur:
       
      "Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." ( Nebevi hareket Metodu kitap , tek cilt nebevi hareket metodu kitabı , düşün yayınları , Münir Muhammed Gadban )
       
       
       
       
      Düşün yayınları Nebevi Hareket Metodu adlı kitabı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055125950
      MarkaDüşün Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9786055125950

      İlginizi Çekebilecek Diğer Ürünler

       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.