• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. Sürat kargo ile çıkış yapmıyoruz.

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, 5 Cilt

      Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, 5 Cilt
      Görsel 1
      Fiyat:
      180,00 TL
      İndirimli Fiyat (%33,3) :
      120,00 TL
      Kazancınız 60,00 TL
      120.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde
      Haber Ver

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Karton Kapak, 2.Hamur Kağıt, 482 Sayfa
      35,00 TL
      23,00 TL
      %34,3
      2.Hamur kağıt, 367 sayfa, Karton Cilt
      25,00 TL
      16,00 TL
      %36
      2.Hamur kağıt, 556 sayfa, Karton Cilt
      28,00 TL
      17,50 TL
      %37,5
              Stoktan kargo 

      Kitap              Osmanlı İmparatorluğu Tarihi
      Yazar             Nicolae Jorga
      Tercüme         Nilüfer Epçeli
      Yayınevi         Yeditepe Yayınları
      Etiket Fiyatı    180 TL 
      Kağıt - Cilt      1.Hamur  -  5 cilt takım, Ciltli
      Sayfa - Ebat   2.356 sayfa -  17x24cm
      Yayın Yılı        2005
       
      Yeditepe Yayınları, Nicolae Jorga tarafından yazılan Osmanlı İmparatorluğu Tarihi adlı kitabı incelemektesiniz.
      5 Cilt Nicolae Jorga Osmanlı İmparatorluğu Tarihi kitabı hakkında yorumları okuyup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satışı hakkında bilgiyi aşağı
      da geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla  oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.Alak 1-2

       
            
      Osmanlı İmparatorluğu Tarihi
       
      En Büyük Üç Osmanlı Tarihi‘nden Biri Olan Jorga Tarihi 96 Yıl Sonra Türkçe Olarak Karşınızda!...
       

      Nicolea Jorga Romanya‘nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa İtalya ve ABD‘de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Herşeyden önce Jorga‘nın Osmanlı Tarihi, önyargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Jorga‘ya göre Osmanlı tarihi, "dünya tarihinin parlak bir bölümü"nü temsil eder. Jorga‘nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye‘de erkenden takdir edilmiş, ancak Türkçe‘ye çevrilmesi gecikmiştir. Soruları ortaya koyan, yaratıcı bir tarihçi olarak Jorga‘nın özelliğini en iyi Gh. Bratianu şu sözlerle ifade etmiştir: "Jorga‘nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır".

      Prof. Dr. Halil İNALCIK
       
       
                       JORGANIN OSMANLI TARİHİ  YAYINLANIRKEN
       
      Her insanın hayalleri vardır. Bir tarihçi olarak benim de en büyük hayallerimden tarihi ile ilgili önemli eserlerin, seya­hatnamelerin, elçi raporlarının Türkçe'ye kazandırılmasıydı.
       
      Cumhuriyetin ilk yıllarında yabancı dillerdeki eserlerin çevrilmesi ge­rektiğinin farkına varılmış ve çeşitli devlet kurumları tarafından birçok eserin Türkçe çevirisi yayınlanmıştır. Ancak bu uzun ömürlü olmamış, da­ha sonraki yıllarda devlet kurumlan genellikle sipariş usulüyle değil de kendilerine gelen eserleri basmakla yetinmişlerdir. Özel yayınevleri de faz­la getirişi olmayan tarihle ilgili bu tür eserlerin yayınma rağbet etmemiş­lerdir. Bu yüzden de araştırmalar daha çok Osmanlı kaynaklarına dayanı­larak yapıldığı için eksik olmuştur.
       
      Yaklaşık 15 yıl önce, Osmanlı tarihçiliğinin en önemli isimlerinden Prof. Dr. Halil lnalcık'ın araştırmaları sayesinde tanıdığım Nicolea Jorga'nın 5 ciltlik Geschkhte des Osmanischen Reiches (Gotha 1908-1913) ve Johann Wilhelm Zinkeisen'in 7 ciltlik Geschkhte des Osmanischen Reiches in Europa (1840-1863) isimli Osmanlı tarihlerinin Türkçe'ye çevrilmemiş olmalarının büyük bir eksiklik olduğunun farkına varmıştım. Bu iki Osman­lı Tarihi yazılırken bizim haberdar olmadığımız ve ulaşmamızın çok zor ol­duğu kaynaklar kullanılmıştı. Konuştuğum bütün hocalarım ve meslektaş­larım da bu iki önemli Osmanlı tarihi nin çevrilmemesinin büyük eksiklik olduğunu, ancak mevcut şartlarda da yayınlanmalarının bir hayal olduğu­nu söylüyorlardı. Bu durum Türk tarihçiliğinin bir ayıbıydı ve ortadan kaldırmak için de bir gayret gösterilmiyordu. Sadece Jorga'nın Osmanlı tari­hinin 5. cildi rahmetli Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baykal tarafından Türkçe'ye ka­zandırılmıştı. Türk Tarih Kurumu diğer ciltleri de Türkçe'ye kazandırmak için teşebbüste bulunmuş, iki cildi Türkçe'ye çevrilmiş ama yayınlanma­mıştı. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi'ne durumu sordurduğumuzda Türkçe'ye çevrilen iki cildin de yerinde mevcut olmadığını öğrendik. Yeni baştan bir tercüme yaptırılması gerekiyordu.
       
      Yıllarca devlet kurumlarına, birçok özel yayınevine Jorga'nın eserinin Türkçe'ye çevirisinin yapılmasının gerektiğini ve elimden gelen yardımı yapacağımı söylememe rağmen bu işe yanaşan olmadı. Jorga'nın 5 ciltlik, Zinkeisen'in de 7 ciltlik muazzam eserlerinin Türkçe'ye çevrilmesinin ol­dukça zahmetli olmasından dolayı bütün teşebbüslerim yarım kalmıştı. Büyük meblağda paranın uzun süreli olarak bir karşılık alınmadan harcan­ması, iyi mütercim ve redaktör bulmanın zorluğu yayınevlerini bu işten uzak tutmuştu.

      Değerli arkadaşım Prof. Dr. Cemal Yıldız, 2003 yılında çok iyi bir mü­tercim tanıdığını ve yayınlanmasını istediğim eserleri tercüme edebilecek evsafta birisi olduğunu söylemişti. Cemal Yıldız'ın tanıştırdığı Nilüfer Epçeli, hem meraklı hem çalışkan hem de iyi tercümeler yapan birisiydi. Mü­tercimi bulmuştuk, sıra yayınevini bulmaya gelmişti. 2003 yılı ilkbaharın­da yayın hayatında daha yeni olan Yeditepe Yayınevi sahibi değerli dostum Mustafa Karagüllüoğlu'na Jorga'nın Osmanlı Tarihi'nin çevirisinin yapıl­ması gerektiğini, iyi bir mütercimi de tanıdığımı söylediğimde aldığım ce­vap beni şaşırtmıştı. Daha önce Yeditepe Yayınevi ile kıyaslanmayacak bü­yüklükte yayınevleri ile konuştuğumda hiçbirisi buna cesaret edememişti. Ancak Mustafa Karagüllüoğlu, benim içinde olduğum her işe gireceğini söyleyerek Jorga'nın eserinin çevirisini yayınlayacağını söylemişti. Musta­fa Karagüllüoğlu'na Osmanlı tarihçiliği için böylesine önemli bir eserin ya­yınını sağladığı için bütün tarihçiler adına teşekkür ediyorum. Yaptığı hiz­met unutulmayacaktır.

      2003 yazının başlarında başlayan tercümeyi değerli mütercimimiz Nilü­fer Epçeli belirlediğimiz zamanda bitirdi. Başlangıçta Jorga'nın Osmanlı Tarihi'nin ilk dört cildini tercüme etmeyi, beşinci ciltte de ailesinden izin alarak Bekir Sıtkı Baykal tercümesini kullanmayı düşünmüştük. Ancak da­ha önce çevirisi yapılan beşinci cildi incelettiğimizde tercümede çeviri yan­lışları bulunduğunu gördük ve beşinci cildi yeni baştan tercüme ettirdik.
      Daha önceki tercüme ile Epçeli çevirisi karşılaştırıldığında aradaki fark gö­rülecektir. Biz sadece iki örnek vereceğiz: Baykal çevirisinde Işkodra Paşa­sı, Üsküdar Paşası; Dizbağı Nişanı da Bahçe Nişanı olarak çevrilmiştir. Jor­ga'nın Osmanlı Tarihi'nin Türkçe'ye kazandırılmasında baş aktörlerden bi­ri olan ve çalışkanlığıyla tercümeyi zamanında bitiren değerli mütercimi­miz Nilüfer Epçeli'ye ne kadar teşekkür etsek, emeklerinin karşılığını öde­yemeyiz. Değerli arkadaşım Cemal Yıldız'a da iyi bir mütercimle tanışma­ma vesile olduğu için teşekkür ediyorum.

      Tercüme elimize geldikten sonra bu eserin yayını boyunca destekleri ve heyecanlarıyla bana yorgunluğumu unutturan iki değerli meslektaşım Ah­met Önal ve Uğur Demir'in yardımlarıyla ilk düzeltmeler yapıldı. Jorga'nın eserinde birçok isim ve terim Almanca'daki kullanılan şekillere çevrildiği için oldukça uğraşmak gerekti. Yer isimleriyle, şahıs isimlerini ve terimle­ri elimizden geldiği ölçüde Türkçe'de kullanılan hale getirdik. Ahmet Önal ve Uğur Demir'in gayretleri olmasaydı yayına hazırlanması sırasında za­man zaman oldukça yorulduğum bu tercümenin neşri oldukça gecikirdi ve birçok yanlışı düzeltemezdim. Her iki meslektaşıma da gayretleri ve heye­canları için teşekkür ediyorum.

      İlk düzeltmeleri yaptıktan sonra Osmanlı tarihiyle ilgili yapmak istedi­ğim her faaliyette desteğini gördüğüm değerli hocam Prof. Dr. Feridun Emecen ilk dört cildi okuyarak birçok eksikliğimizi düzeltti. Prof. Dr. Fe­ridun Emecen'in desteği bu tercümenin yayınlanmasında önemli rol oyna­mıştır, kendisine teşekkür ediyorum.

      Tercüme belli ölçüde yayınlanacak duruma gelmişti ama işler bitmemiş­ti, metnin bir de Almanca'dan kontrol edilmesi gerekiyordu. Değerli ho­cam Prof. Dr. Kemal Beydilli ricamızı kırmadı ve aylarca yoğun bir mesai sarfederek tercümeyi aslıyla karşılaştırıp yanlışları düzeltti ve çok iyi bir tercümenin ortaya çıkmasını sağladı. Kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır.

      2004 Ekim'ine gelindiğinde tercüme yayına hazır hale gelmişti, ancak iyi bir dizin yapılması gerekiyordu. Burhan Maden, Uğur Demir, Ahmet Önal, İlhan Gök ve Haşim Şahin'in gayretleriyle aylarca süren bir uğraştan sonra indeks bitirildi. Burhan Maden'e, İlhan Gök ve dizinin hazırlanma­sında aylarca yardımını gördüğüm değerli meslektaşım Haşim Şahin'e te­şekkür ediyorum.

      Eserin mizanpajını ve kapaklarını yapan Medine Efe defalarca sabırla tashihlerimizi girip, bizimle birlikte iki yıl boyunca Jorga çilesi çekti. Emekleri için kendisine teşekkür ediyorum.

      Değerli hocam Prof. Dr. Halil İnalcık'a, Jorga'nın eseri için bir giriş ya­zıp yazamayacağını sorduğumda, yoğun programına rağmen bizi kırmayıp, Türk tarihçiliğinin büyük bir ayıbını ortadan kaldırdığımızı söyleyerek Nicolae Jorga'nın hayatını ve eserlerini kaleme aldı. Yazdığı kitap ve makale­lerle Osmanlı tarihçiliğinde yeni sayfalar açan değerli hocam Prof. Dr. Ha­lil İnalcık'a teşekkür ediyorum. Yine yardımları için değerli meslektaşım Dr. Bülent Ariya ve Nicolea Jorga'nın hayatı ve eserleri hakkında bize bil­gi gönderen Prof. Dr. Mihai Maxim'e de teşekkür etmek benim için bir borçtur.

      Eserin çevirisi sırasında Jorga'nın yazdıklarını eksiksiz bir şekilde Türk­çe'ye kazandırmaya gayret ettik. Jorga'nın, verdiği bilgilerde rastladığımız önemli yanlışları ise dipnotlarda belirtik. Ayrıca metin içerisinde bir ilave yapmamız gerekiyorsa [ ] içerisinde gösterdik.

      Jorga'nın Osmanlı İmparatorluğu Tarihi gibi oldukça önemli bir eserin özel bir yayınevi tarafından yayınlanması, artık bu alanda önümüzün açık olduğunu ve bürokratik yapılarından dolayı rahat hareket edemeyen dev­let kurumlarına muhtaç olmadığımızı göstermektedir.
      Bu tercümenin yayınlanmasında emeği geçen herkese bir kez daha te­şekkür ederken, Jorga'nın eserinin yayına hazırlanması sırasında bir buçuk yıl boyunca kendilerini ihmal ettiğim eşim Fatma Afyoncu ve oğlum Bekir Buğra Afyoncu'ya da bana rahat bir çalışma ortamı hazırladıkları için te­şekkür ediyorum.

      Bu eseri bitirmemizin verdiği cesaretle Zinkeisen'in devasa Osmanlı Tarihi'nin tercümesine başladığımızı ve birkaç yıl içerisinde neşredeceğimizi bütün meslektaşlarıma müjdeliyorum.
       
       Erhan AFYONCU
      Kozyatağı
      19 Mayıs 2005
       
                                       ÖNSÖZ
       
       Türk tarihini yazmaya çalışan birçok tarihçi, Bizanslılar ve Osman­lılar arasında Anadolu'nun mülkiyeti ve buradaki yerleşim için verilen savaşlarla başlar. Büyük Türk ırkına ait Osmanlı boyunun dünya tarihine girmeden önceki dönemler için, bu alanda hiç şüphesiz en büyük araştırmacılar olarak kabul edilen Hammer ve Zinkeisen, Asya'nın etnografik tarihini aydınlatmak için doğu tarihçileri tarafından uydurulan efsanelerin geniş kapsamlı bir şekilde açıklanmasını yeterli görüyorlardı. Türk boyunun Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar, kendi içinde en büyük basanları kazanmış olan Selçuklu Tarihi neredeyse tamamen göz ardı edilmektedir. Buna özellikle Hammer'de kahramanlıklan ve sadeliği ile göze batan ilk dönemlerin Türk göçebe ve harem hayatına dair kimi za­man şiirsel bir anlatımda güzel hikâyeler eklenmektedir. Her yerde sevi­len Halime'nin veya "Binbir Gece Masallarının" ve Montesquieu'nun "İran Mektupları"ndaki alegorilerinin hâlâ hatırlandığı bir devirde, eski veya yeni devirlerde doğuda geçen hadiselerde herşeyden çok hep ilginç, ola­ğanüstü ve güçlü olanı arayan bir toplum için bu şekilde bir Türk tarihi yazmak hiç şüphesiz sempati ile karşılanıyordu. Doğu'nun edebiyatı ve ef­saneleri hakkında neredeyse hiç bilgi sahibi olmayan Zinkeisen yazdığı Türk tarihine değer kazandırmak için ayrıca bizim dönemimizin zevkine ve ihtiyaçlarına artık hitap etmeyen başka bir unsur da eklemektedir. 50li ve 60'lı yıllarda yaşayan ve büyük entrikalar döneminin canlı bir şahidi olan Zinkeisen, kültür tarihinin en sade hali ile az da olsa ilgileniyordu: Venedikli elçilerin raporlarını kullanarak ordunun ve devletin kurumlarını tarif eden neredeyse bir ciltlik [eserin III. cildi] bir kültür tarihi aktar­maktadır. Ancak toplumsal hayat hakkında bilgi vermemektedir, zira bu 
      biraz zor olurdu. Yine de Zinkeisen'in bu üçüncü cildinin bizi biraz yadır­gatan bir hali vardır, zira o döneme hakim tarih okullarının örneğine gö­re eleştirisel bir bakış açısı ile sadece siyasi tarihi aktaran eserlerle fazla bir bağlantısı yoktur.

       Bizim için ve bizim dönemimiz için Türk tarihi anekdotlar ve şiirsel an­latımlarla anlatılmayacak kadar ciddi ve dar bakış açıları ile bakılmayacak kadar geniştir. Her ne kadar ulusal bir tarih olmasa da, akıbeti güçlü dün­ya devletleri tarafından belirlenen dünya tarihinin en parlak bölümlerin­den biridir. Yine de bazı dönemlerde, hatta bazı devirlerde oldukça güçlü bir ulusal karakter göstermektedir.

      Türk ırkı ilk dönemlerde, ilk yüzyıllarda tıpkı Hunlar gibi, çöllerin yo­rulmak bilmeyen küçük atları üzerinde sürekli göç halindedir. Sonra yi­ğitçe Dünya Tarihi'ne giriyorlar ve doğu kaynaklarına göre, savundukla­rı halife hükümdarlığının yerine Türk askerlerinden oluşan bir barbar* devleti kuruyorlar. Selçuklu hanedanı yok oluyor. Çeşitli eyaletler arasın­daki bağ kopuyor. Ortak inanca değil, sadece dönemin sindirme ve baskı politikasına dayanan bir devlet çok geçmeden çöküyor; sürekli ileriye doğru sürülen sürülerin ve ganimet peşinde koşan çöl eşkıyalarının eski ataerkil yaşamı tekrar başlıyor. Türklerin ulusal tarihinde tekrar yeni bir dönem doğuyor. Ve Doğu Roma ile savaşlar başlıyor. Selçuklu dönemin­de yapılan seferlerin hatıraları yeniden canlanıyor. Arap halifelerinin bü­yük ardıllarının başaramadıklarım, Karaman ve Osmanlı hanedanların­dan gelen küçük beyler çok farklı şartlar altında başarıyor. Türklerin de içten büyük bir saygı duyduklan istanbul, ele geçiriliyor ve Türklerin başkenti hâline getiriliyor. Soylu sultan, Bizans saray hayatının tüm pres­tijini yansıtan görkemli bir doğu hükümdarı hâline geliyor. Anadolu vadilerindeki otağlarında küçük bir bey olan Osman Bey'in halefi, impara­tor oluyor. Sadece çok kısa bir ömürleri kalan diğer beyliklerin hüküm­darları, elde ettiği zaferlerden ötürü Büyük Konstantin'in Hristos rumuz­lu bayrağının yerine geçen yeni hilalli sancağının altında Roma İmparatoru'nun meşru mirasçısı olarak kabul ediyorlar. Balkan Yarımadası'nın son Slav ve Romen hükümdarları ise bir taraftan Hristiyan kiliselerin kut­sallığını bozduğunu düşünürken, diğer taraftan onu uzun zamandır bek­lenen yegâne kayser, çar, imparator olarak görüyorlar. "Doğu'nun ve Ba
      tı'nın", Tuna Nehri'nden Fırat Nehri'ne kadar Trakya'nın ve Anadolu'nun yaşamı, başka bir şekle bürünerek yine kutsal hâle gelen İstanbul'a akı­yor.

      Anlam itibariyle "yabancı". İçine girdiği ve kültür dünyasının dışında halini ifade etmektedir, (ed.)

      Sultan ve daha sonraki unvanı ile padişah, halifelerin mirasçısı, Hz. Muhammed'in temsilcisi tüm doğunun dizginlerini elinde tutuyor. Kuran'a ve Osmanlı hanedanına karşı sadakata dayanan bir yetiştirme tarzı kaybedilenlerin büyük bir bölümünün yerini tutmasına rağmen, farklı ırklardan insanlarla yapılan evlilikler, o dönemin Türk tarihinin neredey­se tamamını belirleyen devşirme sınıfının artırılması gibi yeni faktörler sebebi ile Türkler antropolojik açıdan ulusal karakterini kaybediyor. Devlet herşeyden önce geliyor, eski Bizans sistemi yeniden canlanıyor. Dünya Tarihi, Türk unsurunu daha yüksek emeller için kullanmak üze­re içine çekiyor. Üç kıtaya yayılan bu devasa bedende, kendi öz değerle­rinden uzak da olsa, yeni bir ruh uyanıyor. İşte burada anlatılacak olan, Türklerin nasıl kuvvetlenip geliştikleri ve dolayısıyla sonra nasıl yavaşça güçsüzleşip geriledikleridir.
       
      Ve nihayet büyük ihtilallerin yaşandığı; Ortaçağ'ın çürümüş gövdesinin kesilip, yok edildiği bir dönemde Türkler, gecikmeli de olsa aynı akıbete uğradılar. Ancak Hristiyan dini Batı'da devletlerin ve toplumların yeniden düzenlenmesi için herhangi bir engel teşkil etmezken, aynı çalışmalar do­ğuda değişmez ve sabit bir İslâm dininin engeline takılıyor. Buna rağmen Türkler, en azından birkaç sahada hızlı bir çöküş ile devletin yeniden dü­zenlenmesi arasıda bir seçim yapmak zorundadırlar. Gittikçe daha zorla­şan ve bize kimi zaman gülünç hâle gelen şartlar altında, kendini eskiden kullanılan yöntemlerle artık savunması mümkün olmayan eski Türki­ye'nin modernizasyonu başlıyor. Türk devleti sadece bu değişimler ve dev­let adamlarının kurnazlıkları ile Avrupalı güçler ile doğal rekabeti sayesin­de ayakta durabiliyor. Ama Türk ruhu bu yüzden artık sönmüştür. Şimdi yapılması gereken tek şey, Hristiyan eyaletlerini yeni uyanan ulusal ruh sa­yesinde kurtarmak ve tüm bölgelere yavaş yavaş Batı'nın nüfuzunu göster­mektir.
       
      Benim görüşüme göre, tüm bunlar Türk halkının gelişiminde ve gerçek Türkler tarafından sadece kısa bir süre yönetilmiş olsa da, kurdukları Os­manlı Devleti'nin doğal düşünce sistemi olmalıdır. Türk tarihi işte bu dü­şünceler ışığında organik bir şekilde, sıkıca bir araya getirilmelidir. Gerek bu ciltte, gerekse diğer ciltlerde bunu denedik ve kısmen de olsa başardı­ğımıza inanıyoruz.
       
      İfade tarzındaki düzeltmeler için meslektaşım ve dostum Dr. Konrad Richter'e teşekkür ederim.  (
      Nicolae Jorga Osmanlı tarihi ,Yeditepe yayınları , Osmanlı tarihi set, 5 cilt osmanlı tarihi, Nicolae Jorga osmanlı imparatorluğu tarihi, 5 cilt takım, 5 cilt osmanlı tarihi )
       
       
      Nicolae Jorga
      16 Aralık 1907
      Bükreş
       
         
       
      Yeditepe Yayınları, Nicolae Jorga tarafından yazılan Osmanlı İmparatorluğu Tarihi adlı kitabı incele diniz.

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789756480175
      MarkaYeditepe Yayınevi
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789756480175

      İlginizi Çekebilecek Diğer Ürünler

       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.