• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Risalei Nurun Büyük Lugatı

      Risalei Nurun Büyük Lugatı
      Risalei Nurun Büyük Lugatı
      Risalei Nurun Büyük Lugatı
      Risalei Nurun Büyük Lugatı
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      85,00 TL
      İndirimli Fiyat (%21,2) :
      67,00 TL
      Kazancınız 18,00 TL
      67.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Sarı Şamua, Cep Boy, Plastik Cilt, 1024 Sayfa
      34,56 TL
      21,00 TL
      %39,2
      Ciltli, 1.Hamur , 1.070 Sayfa
      120,00 TL
      68,00 TL
      %43,3
      Bez Ciltli, Ivory kağıt, 1.054 Sayfa
      60,00 TL
      37,00 TL
      %38,3
               Stoktan Kargo

      Kitap            Risalei Nurun Büyük Lugatı , Tabiratlı, Terkibli, Ansiklopedik      
      Yazar           Heyet   
      Yayınevi       Envar Neşriyat    
      Liste Fiyat    75 TL
      Kağıt Cilt      1.Hamur Beyaz, 2 Renkli, Lüks Bez Cilt    
      Sayfa Ebat   1.456 sayfa,  17x24 cm
      Yayın Yılı      2014 

      ISBN             9789759902902        
       
      Envar Neşriyat Risalei Nurun Büyük Lugatı kitabını incelemektesiniz.    
      Risale-i Nurun Büyük Lügatı kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



           TAKDİM

      Cenab-ı Hak'ka nihayetsiz hamd, Resul-i Ekrem (A.S.M) Efendimize na-mütenahi salavat olsun ki, uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Osmanlıca -Türkçe lügati miz Allah'ımızın avn ve inayeti ile tamamlandı.

      Lisan, bir milletin kültürünü, sanatını, dinini, imanını, düşünce sistemini, ha­yati hususiyetlerini, değerlerini asırlar boyu nesilden nesile, dünden bugüne, bu­günden yarına ulaştırır.

      Kelimeler ve onlardan müteşekkil olan lügatler de o dilin hazinesi hükmündedirler. Kelimeleri harfsiz, cümleleri kelimesiz, lisanı da cümlesiz düşünmek mümkün olmadığı gibi dili de mizacını ve hazinesini havi olan lügatsiz hayal etmek de mu­haldir.

      Bir dilde kullanılan bütün kelimelerin herkes tarafından bilinemeyeceği bir ha­kikattir. İşte bu sebepten kelimelerin manalarını açıklayan lügatlere ihtiyaç hasıl olmuştur.

      Lügati ve kaideleri yazılmayan bir lisan edebî dillerden sayılmaz. Çünkü edebiyat binası bunlar üzerine kurulabilir. Lisanın tahrib, tahrif ve gerilemesine bu iki unsur (lügat ve dilbilgisi) sed teşkil eder.
      Binaenaleyh dilbilgisi kaidelerine ve kelime hazi­nesine göre hazırlanmış bir lügat o dilin ab-ı hayatıdır ve can damarı sayılır.


      1928 senesinde yapılan harflerdeki inkılap, maalesef bir gecede herkesi cahil yapmıştır. Daha sonra da, lisanımızdaki Arapça olan Kur'anî kelimelerle Farisî ke­limelerin ayıklanması ve atılması ameliyesi de günden güne cahilleri çoğaltmış, iki nesli anlaşamaz hale getirmiştir.

      Dünyanın en zengin dili olan Osmanlıca, kendisine çok dar gelen kalıplara sıkış­tırılmak istenmiş, tesirsiz hale getirilmiş unutturulmaya çalışılmıştır.

      Evet, maalesef yeni nesil gençler, imkan, ihtimal, imtihan, nesil, nefis, hayat, hayal, rüya, misafir... gibi kelimelere bile yabancı.

      Dünyanın hiçbir yerinde olmamış bir şekilde, kırk-elli sene önce yazılan bir man­zum veya mensur bir yazıyı yeni nesil okuyamıyor ve anlıyamıyor. 1928 den önce yazılan bir yazıyı da profesörlerimizin belki yüzde doksanı okuyamıyor.

      Fransa'da Flaubert'i, Balzac'ı, Hugo'yu, Molyer'i; İngiltere'de Shakespeare'i; Rusya'da Gorki'yi, Tolstoy'u, Dostoyevski'yi, İspanya'da Cervantes'i , Almanya'da Geothe'yi okuyamıyan, anlayamıyan bir münevver bir aydın bir profesör bulunabilir mi? Bulunana bu sıfatlar verilir mi, yakıştırılır mı?... Fakat maalesef bizde var.

      Risale-i Nur Külliyatının rahat anlaşılabilmesi, kelime ve deyimlerinin manala­rının bilinmesi ve metne muvafakatinin sağlanması gibi hususlar birinci derecede hedeflendi, arzu edildi.
       
      Müteessifane ifade edelim ki; senelerce "Risale-i Nura Giriş" için vasıta kitaplar oldukları ve olacakları tevehhüm edilen, aslında işi daha da çıkmaza sokan ve çetrefilleştiren usuller tatbik olundu. Bu da Nurların hukukunu gasbetmek neticesini verdi.

      Zira, az bir dikkat ve küçük bir lügat yardımıyla aşılabilecek basit bir engel deh­şetli bir uçurum gibi gösterildi. Belli bazı kesime Nurların penceresinden ışık veren manevi güneşe mukabil mumlar gösterildi, tavsiye edildi. Halbuki Üstad Bediüzzaman Hazretleri ziyaretine gelen herkese doğrudan Risale-i Nuru vermiş, mütema­diyen okunmasını tavsiye etmiş, mesai zamanlarında; vakit bulunamayınca beş-on dakikalık meşguliyetin bile "Talebe-i Ulum" derecesini kazandıracağını müjdele­miştir.

      Risale-i Nur okuyan herkesin aynı istifadeyi elde edemeyeceği açıktır. İstifadeyi artıran unsurlar; samimiyet, ihlas, teslim, cehd ve gayret gibi şeylerdir. Risale-i Nur­larla meşgul alim sınıfından çok kimselerin, ilimlerinin perde olması sebebiyle ami avamlar kadar bile istifade edemediklerinin çok misalleri vardır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri o haliyle 'Ben de sizin ders arkadaşınızım' diyor. Bittabi istifadesi de ona göre oluyor. Nasıl ki Kur'an-ı Kerim'in şakirdi olma ve O'ndan istifade ve anlama hususlarında Resul-i Ekrem (a.s.m.) Efendimiz herkese faiktir. Öyle de Üstad Bediüzzaman Hazretleri de kendisini Risale-i Nur'un bir talebesi ve Nur talebelerinin de ders arkadaşı addetmesiyle bu asar-ı bergüzidenin ihtarat ve sünühat mahsulü olduğuna telmihle ve çok vecihle bizleri ikaz ediyor.

      Okumayanların ve anlamak istemeyenlerin dışında herkesin anlayabildiği Risa­le-i Nur Külliyatına karşı işlenen bir cinayet de onları "sadeleştirme" adıyla tahrif ameliyesidir ki Üstad, zamanında ki benzer bir çalışmaya "Titremeliydiniz!..." di­yerek şiddet ve hiddetle tepki göstermiştir. Bu hususta lügatimizin sonunda uzunca tahkikli bir arz-ı hal ve hasb-i hal mevcuttur.

      Risale-i Nurlara lügat yazmak tarihi epey eskidir. İlk bilinen lügat merhum Mehed Feyzi Ağabey tarafından 1946'lı yıllarda yazılmış ve Üstad Hazretleri bu çalışma­yı takdir etmiş ve talebelerine yazdığı bir mektupta şöyle demiştir:

      "Size gönderdiğim Asâ-yı Musa'nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan, lügatnamenin başında güzel bir fıkra derceden ve bana da ayrı mektub yazan Risale-i Nur'un sırkâtibi Mehmed Feyzinin oraca çok müşkilât ve maniala­ra rağmen, hârika sadakatini ve Nurlara faik alâkasını, sarsılmadan imana hizmetini birkaç cihette yapması gösteriyor ki; o küçük bir Hüsrev olduğu gibi, tam bir Hasan Feyzi'dir." (Emirdağ Lahikası sh: 224)

      Bu lügat ilk defa kitabın ahirine konulmuşken daha sonraları Üstadın sağlığında böyle kitabın içine veya yanlarında bir lügat çalışması yapılmamıştır.

      Daha sonraları alim nur talebeleri Üstadın sağlığında müstakil bir lügat çalışma­sına başlamışlar ve nihayetinde bir lügat basılmıştır. Risale-i Nurları okuyanlar uzun 
      yıllardır bu lügattan istifade etmişlerdir.

      Bu defa başta âlim bir nur talebesi olan Bekir Sami Sağbaş'ın büyük emekleri ve geniş bir gayret ile böyle bir çalışma meydana getirilmiştir.

      Bu lügatimizin diğerlerinden farkı nedir veya neden böyle bir çalışma yaptık?

      Risaleler geniş kitlelere yayıldıkça büyük bir lügat ihtiyacının yanında, Risalelerde ismi geçen Risale-i Nur talebeleri ağabeylerin hayat hikayeleri, doğumları, vefatları bu lügat çalışmamızda verilmiştir.

      Ayrıca Risale-i Nurlarda ismi geçen ve tercih edilen müsbet-menfi tüm şahısların hayat hikayeleri Risale-i Nur'un ölçüleri istikametinde okuyucuya sunulmuştur.

      Bir başka konu da Külliyatta bahsedilen mekanların, şehirlerin, köy ve kasabaların coğrafi bilgileri de yazılmıştır.

      Risale-i Nurlar, geniş bir kültürün ve farsça, arapça ve türkçenin karışımı olan ve zengin bir lisan olan Osmanlı Türkçesi olduğu için ve terkipler de bu lisanlardan yapıldığından bu lügatta terkipler olduğu gibi alınmış ve ona göre lügat manası ve­rilmiştir. Bu terkipler ikili, üçlü hatta dörtlü şekliyle manalandırılmıştır. Çünkü bu terkiplerdeki kelimeleri ayrı ayrı almak ve lügat manasını vermek, istenilen lügat fay­dasını veremiyor. Okuyucu da lügatta bu terkibi kendisi yapamıyor. Bu gibi sebepler­den terkibleri olduğu gibi aldık ve ona göre manalandırmaya çalıştık.

      Nur Külliyatında bazı tabirat-ı nuriye vardır ki bunların izahatı geniş geniş Risale-i Nurların izhatı istikametinde verilmiştir. Bazı maddelerin tarihi seyri ve çıkış yolları ve nurların bu meselelerdeki yorumuyla ortaya konulmuştur.

      Lügatimizin başta sadece yeni yazı ile yazılması düşünülmüşken bazı kardeşlerimi­zin arzusuyla kelimelerin arapça hurufla yazılması da mümkün olmuştur. Bu sayede kelimelerdeki imla kaidelerinde farklı anlamlar ortadan kalkmıştır. Ayrıca harflerin üs­tüne gerekli işaretlerin (inceltme ve ayırma) konulması lüzumu da, önemini yitirmiştir. Çünkü kelimenin orijinal hali Osmanlıca hurufla yazılmıştır.

      Bütün bunlarla birlikte bin beşyüz sayfaya yaklaşan bu lügatta yüzbine yakın ke­limeye mana verilmiştir, Osmanlıcaları yazılmıştır, tarihi olaylar tarihiyle verilmiştir, isimler ve hayatları, vefatları yazılmıştır. Yer ve mekanlar yazılmıştır. Bütün bunlarda sehivler olabilir. Risale-i Nurları teenni, müdakkikane ve mütaalalı okumak isteyen kardeşlerimizden ricamız buldukları sehivleri bildirmelerini önemle rica ederiz.

      Envar Neşriyat


       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789759902902
      MarkaEnvar Neşriyat
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789759902902
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.