• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Şemsul Envar, Sırlı Şifalı Dualar ve Salavatlar Ansiklopedisi

      Şemsul Envar, Sırlı Şifalı Dualar ve Salavatlar Ansiklopedisi
      Şemsul Envar, Sırlı Şifalı Dualar ve Salavatlar Ansiklopedisi
      Şemsul Envar, Sırlı Şifalı Dualar ve Salavatlar Ansiklopedisi
      Şemsul Envar, Sırlı Şifalı Dualar ve Salavatlar Ansiklopedisi
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      125,00 TL
      İndirimli Fiyat (%53,6) :
      58,00 TL
      Kazancınız 67,00 TL
      58.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
       
      Kitap            Şemsul Envar, Sırlı Şifalı Dualar ve Salavatlar Ansiklopedisi , Dua 204                

       Yazar           Arif Pamuk
       Yayınevi       Pamuk Yayıncılık
       Kağıt Cilt      Şamua - Kalın Ciltli
       Sayfa Ebat   1.216 sayfa - 17x24 cm
       Yayın Yılı      2017 Baskı -  Kod. Dua 204



      Pamuk yayıncılık Şemsul Envar Sırlı Şifalı Dualar ve Salavatlar Ansiklopedisi kitabı nı incelemektesiniz.
      Arif Pamuk Sırlı Şifalı Dualar ve Salavatlar Ansiklopedisi hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



        ALLAH'A DUA EDİNİZ.

      Bismillâhirrahmânirrahıym Ve anetil vücûhü MI hayyil kayyum

      Değerli okurlarım!

      Dua, hem ibadettir. Hem ihlastır. Hem şükür ve senadır. Hem münacat ve niyazdır. Hem imandır.
      Hem O'na güvenme ve dayanmadır.
      Hem ibadetin özü ve iliğidir.
      Hem ilâhî dergâha açılan bir kapıdır.

      Allahü Teâlâ buyuruyor:

      "Ben kullarıma pek yakınım. Bana dua ettiğinde DUA EDENİN DUASINI KABUL EDERİM." [BAKARA: 186]
      Rabbimiz, kâinata bir hidayet güneşi olarak gönderdi­ği Efendimiz Hazreti Muhammed (a.s.)'in izini takip et­meyi, tavsiye buyurduğu kaynaklardan içmeyi, içirmeyi, faydalanmayı, faydalandırmayı bize nasip buyursun.
      Duanın gerçek anlamı, kulun Allahü Teâlâ'ya muhtaç bulunduğunu münasip bir lisanla açığa vurması ve gerçek güç ve kuvvetin Allah'ta olduğunu ifade etmesidir. O'na karşı kulun aczini ve eksikliğini ortaya koyma hali duadan başka bir şey değildir.

      "Dua, ihtiyaç kapısının anahtarıdır." .

      Dua, gerçek ihtiyaç sahibi kimselerle Allah arasında bir vasıtadır. Buna sıkıntı içinde bulunan kimsenin nefes alışı da denilebilir.
      "Dua ibadetin iliği, özüdür." Efendimiz'in bu sözünde­ki hikmet nedir? Bunun üzerinde biraz durmak gerekir:
      Bir motorun çalışması için mutlaka bir enerjiye ihtiya­cı vardır. Enerjisiz motor çalışmaz.
      İnsan denilen en büyük ilâhî fabrikanın enerji kaynağı da iliktir. İlik, insan denilen fabrikayı çalıştıran kan imali­ni gerçekleştirmezse fabrika fonksiyonunu yerine getir­mez, dolayısıyla yıkılmaya, ölüme mahkum olur. İşte bu-
      nun için sevgili Peygamberimiz: "Dua ibadetin iliği, özü­dür." buyurmuşlardır.
      Böylece duanın ne kadar manevî güç ve kuvveti oldu­ğunu anlamış oluyoruz.
      Motorun normal bir biçimde çalışması için enerjinin saf olması gerekir. Saf olmayan bir enerii ile motor çalış­maz. Çalışsa da randıman elde edilemez. Aynen bu misal­de olduğu gibi, madem dua da manevî bir kuvvet ve enerii kaynağıdır, öyleyse kendisinden beklenilen fonksiyonun meydana gelebilmesi için birtakım kurallara riayet edil­mesi gerekir.
      Haram lokma, riya, zulüm, büyüklenme, İslam dışı yaşama, Allah'ın emirlerini bir bütün olarak kabul etme­me, onları başkalarına örnek olacak şekilde yaşamama gibi hâller yabancı cisimlerdir. Bunlardan bir tanesinin dahi ibadetimizin özü olan duaya karıştırılmaması gere­kir.
      Acaba yaptığımız dualar neden fonksiyonunu yerine getirmiyor? Bunu iyi düşünmeli, sebebini Kur'an'dan ve Efendimiz Muhammed Aleyhisselam'dan sorup öğrenme­liyiz. Allahü Teâlâ, koyduğu prensiplerini kabul etmeyen­lerin duasını kabul etmeyeceğini açık bir biçimde Kur'an'da beyan buyurmuşlardır.

      Efendimiz Aleyhisselam da:

      "Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram olan kim­se, ellerini açmış dua ediyor. Hiç onun duası kabul edilir mi?" buyurmuşlardır.
      Haram, yiyenin kalbinde bir değişiklik meydana geti­rir; ahlâkı bozulur, ondaki iyi huyların ve hasletlerin ya­vaş yavaş kaybolduğu açık bir biçimde görülür. Çünkü bu kişi, Allah'ın bir emanet olarak verdiği vücut makinesini çalıştıran enerjiye yabancı bir madde karıştırmış, ilâhî makinede hasarlar meydana getirmiştir.

      Bunu daha iyi anlayabilmek için etrafınıza bir göz atı­nız. Cemiyetimizde öyle insanlar vardır ki, bunların hal ve durumlarına bakıldığında gıpta etmemek mümkün değil­dir. Çünkü onların işleri, yaşayışları, ahlâkları, ibadet ve taatları Allah'ın rızası içinde meydana gelir. Ne zaman hırsla etrafa saldırmaya başlayınca her şey birden değişi­verir. Camiden, cemaatten, güzel bütün hasletlerden ya­vaş yavaş uzaklaşmaya başlar ve kopan tespih taneleri gi­bi dağılır. Ve böylece iyi değerlerini teker teker kaybeder. İnsanlığını yitirir. Aç kurt gibi helâl haram demeden her şeye saldırmaya başlar.

      Asırlarca İslâm'ın bayraktarlığını yapmış ve onu bize kadar sağlam kaynaklarla ulaştırmış sahabeyi, mücte-hidleri, âlimleri tenkit etme zavallılığına saplanırlar. Mübarek ecdadımız eserleri ile kütüphanelerimizi dol-durmasalardı onlar bu allâmeliklerini nereden, hangi kaynaktan alacaklardı? Bunu hiç düşünemezler. Onların bu içinde bulundukları şifasız hastalıkları, işledikleri ve yedikleri haramlardan meydana gelmektedir. Çünkü in­sanın midesi bir geminin ocağı ve kazanı gibidir. Kendisi de bu kazanın ocakçısıdır. Geminin makinelerini çalıştır­mak için su kazanı, su ve kömür gerekir. İnsan bedeni ocağının kömürü de yediğimiz gıdalar ve içtiğimiz sular­dır. Gerek suyun, gerek kömürün, gerekse hararetin ölçü­lü olması lazımdır. Aynen bunun gibi yemede ve içmede haddi aşmamak gerekir ki, vücut makinesinin bütün or­ganları düzenli çalışsın. Aksi takdirde her şey allak bul­lak olur.

      Yüce Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

      "Yüce Allah'ın en çok sevmediği kimse, çok uyuyan, çok yiyen ve çok içen kimsedir."
      Haram lokma yemek çör çöp ile ocağı tutuşturmaya benzer. Çör çöple, gemi hareket etmez. Vakit boşa geçer. Oysa ahiret seferi uzun bir seferdir.

      İbadetin onda dokuzu helâl lokma ile gerçekleşir. Bir haram lokma, ibadetin kırk gün kabul edilmemesine se­bep olur.

      İçki, insanı sarhoş ettiği gibi haram lokma da manevi­yatını zehirler. Allah'ı zikretmek manevî gıdadır. Gıdanın içine karışan zehir insanın ruhunu öldürür. Çok yiyenin kalbi katılaşır, tembelleşir, kafası Allah'ın kelâmı karşı­sında duygusuzlaşır, ibadeti azalır, sağlığını kaybeder. İbadetten zevk almayanın kalbi hastadır. Böyle bir kalp, Allah'ın ma'rifetinden de mahrum kalır. Rabbini tanıya­maz.

      Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
      "Karnını tıka basa dolduran kimse melekût âlemine yükselemez. Çünkü insanın midesi melekût âlemi ile kalp aynası arasındadır. Mide fazla doldurulduğu zaman kalp aynası buğulanır, kendine gerçekleri göstermez."

      "Az ye, az iç, az uyu. Ten mezbelesinden geç, gönül bahçesine göç."

      Süleyman Daranî (k.s.) diyor ki:

      "Cenabı Hakk'tan bir şey istemeye karar verilince, önce O'nun Resulü Ekrem'ine salâtü selâmla başlamalı, sonra O'ndan ne istenecekse o istenmeli, duanın sonu yine habibine salât ve selâm ile bitirilmelidir. Cenabı Hak, habibine getirilen salât ve selâmı muhakkak surette ka­bul buyurmaktadır. Getirilen salât ve selâm kulun dua­sından daha kıymetli ve daha muhteremdir."

      "Bize ne oldu? Dua ediyoruz duamız kabul olunmu­yor." diyenlere İbrahim Edhem Hazretleri şöyle diyor:
      1. Sîz Allah'ı bildiğiniz hâlde O'na itaat etmiyorsunuz.
      2. Resulünü bildiğiniz hâlde sünnetlerini yapmıyorsu­nuz.
      3. Kur'an'ı bildiğiniz hâlde emirlerini yerine getirmi­yorsunuz.
      4. Allah'ın verdiği nimetlerini yiyorsunuz, Allah'a şü­kretmiyorsunuz.
      5. Cenneti biliyor fakat onun için çalışmıyorsunuz.
      6. Cehennemi biliyor fakat kaçmıyorsunuz.
      7. Şeytanı biliyor ancak savaş açmıyorsunuz. Ona uy­gun işler yapıyorsunuz.
      8. Ölümü biliyor fakat hazırlık yapmıyorsunuz.
      9. Kendi ellerinizle ölülerinizi gömüyorsunuz. Fakat ib­ret almıyorsunuz.
      10. Kendi kusurlarınızı görmeyip insanların kusurları ile uğraşıyorsunuz. İşte bunlardan dolayı Allah (c.c.) DUANIZI KABUL ETMİYOR."

      Duanın bir takım rükünleri, kolları, sebepleri ve vakit­leri vardır. Yapılan dua, rükunlarına uygun olursa sağlam olur. Yapılan duanın kolları kanatları uygun olursa gökler dahil, istenilen cihete doğru uçar. Sebepleri yerine getiri­lir ve belli sebeplere dayandırılırsa sonunda mutluluk ha­sıl olur.

      Duanın rükunlarına gelince, onlar, kalbin huzurlu ve duygulu bulunması, Allah Teala'ya karşı boynun bükük ve gönlün mahzun olması, yine kalbin sebeplerden ve onlara dayanmaktan koparılıp, Allah Teala ile bağlantılı hale ge­tirilmesidir. Duanın kollarına ve kanatlarına gelince, on­lar da, doğruluktan ayrılmamak, vakitlere dikkat etmek, bilhassa seher vakitlerini fırsat bilmektir.

      Duanın kabul olunmasının sebepleri ise, Allah'ın Resu­lü (s.a.v.)'nün üzerine duanın başında, ortasında ve so­nunda bol bol salat ü selam getirmektir. Dua ve ehemmi­yeti ile ilgili olarak Cenabı Hakk, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

      Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî kariyb* Üciybü da'vetet dâı izâ deân*

      "Habibim! Kullarım, sana beni sorarlarsa de ki: "Ben onlara yakınım. Bana her dua edenin duasına cevap veri­rim."
      Dua ile ilgili olarak yine Cenabı Hakk buyuruyor:
      "Doğrusu, ancak Allah'a dua ederseniz, dilerse O, ber­taraf edilmesine yalvardığınızı kaldırır. O vakit, ortak koştuğunuz putları unutursunuz."

      Bu ayet-i kerime, bundan evvelki ayet-i kerimenin ifade ettiklerini de ifade ettikten sonra, dilediğinin perdesini de aralayıp kaldırıyor. 

       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786054833405
      MarkaPamuk Yayıncılık
      Stok DurumuVar
      9786054833405
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.