• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi yi Anlatıyor Serisi, 6 Cilt Set

      Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi yi Anlatıyor Serisi, 6 Cilt Set
      Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi yi Anlatıyor Serisi, 6 Cilt Set
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      220,00 TL
      İndirimli Fiyat (%31,8) :
      150,00 TL
      Kazancınız 70,00 TL
      5.0 1
      150.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Karton kapak cilt, 2.Hamur kağıt, 256 sayfa
      12,00 TL
      KDV Dahil 9,00 TL
      %25
      Karton Kapak, 2.Hamur Kağıt, 450 Sayfa
      37,00 TL
      KDV Dahil 24,00 TL
      %35,1
      Karton Cilt, 2.Hamur, 450 Sayfa
      37,00 TL
      KDV Dahil 24,00 TL
      %35,1
       
        Kitap              Son Şahitler Serisi 6 kitap
        Yazar             Necmettin Şahiner
        Yayınevi         Nesil Yayınları
        Kağıt  Cilt 2.Hamur kağıt - 6 Cilt, karton kapak cilt
        Sayfa - Ebat   2.662 Sayfa - 16.5x23.5 cm
        Yayın Yılı        2010

       
      Nesil Yayınları, Necmettin Şahiner tarafından yazılan Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi yi Anlatıyor serisi adlı kitap setini incelemektesiniz.
      6 cilt Son Şahitler kitap serisi hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi aşağıda geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2
       
       
      Son Şahitler 1
      Necmeddin Şahiner
       
                  TAKDİM
       
      Son Şahitler ’in ilk kitabı 1977’de yayınlandı. İkinci cildi 1981’de, üçüncü cildi 1986’da, dördüncü cildi 1988’de, beşinci cildi 1992’de, altıncı cildi 2007’de çıktı. Bu zamana kadar böylece 30 yıllık bir periyot takip etmiş oldu.

      Son Şahitler yerli ve yabancı araştırmacılar için ciddi bir ilmi kaynak oldu ve halen bu önemli fonksiyonunu devam ettiriyor. Öyle ki, Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı ve bir asrı kucaklayan Nurculuk ve Nur hizmeti hususunda araştırma yapan, bu konularla bilgi sahibi olmak isteyen herkez, Son Şahitler  serisini okumak mecburiyetinde kalacaktır,

      Çünkü bu seride yer alan şahıslar, Bediüzzaman’ı bizzat ziyaret etmiş, dersinde bulunmuş, yıllarca hizmetini deruhte etmiş, Bediüzzaman’la birlikte mahkemeye verilmiş, zindana atılmış, hapishaneye yatmış, seyehat etmiş; Risale-i Nurları elle yazarak çoğaltmış, teksir makinesiyle çoğaltmış, Nur külliyatının günümüze kadar gelmesi için çalışmış insanlardır. Bunların yanında Bediüzzaman’ı, jandarma olarak sürgüne götüren, polis olarak takip eden, müdür ve gardiyan olarak cezaevinde görev yapan kişilerin müşahedeleri ve anlattıkları da yer almaktadır.

      Bu serinin diğer önemli bir yönü de, konu ile ilgili olarak içinde yer alan önemli vesika ve belgelerin mevcudiyetidir. Bediüzzaman’ın hayatı çok hareketli, çok bereketli ve dopdolu… Tahsilinin ilk başlangıcı olan çocukluk çağından son Urfa seyahatine, oradan ebediyete uzanan hayatının seyri hakkında bazen yılları, bazen ayları, bazen de haftaları ve günleri atlatmak zorunda kalıyoruz. Yeterli bilgi ve belge ele geçmeyince, bazı noktalar bilinmezliğini koruyor. İşte bu seride yer alan çok sayıda resim, fotoğraf, resmi ve gayr-ı resmi belgeler bu noktalara ışık tutuyor, aydınlatıyor.

      Son Şahitler serisi, bu nurlu yolun sevdalısı olan Necmeddin Şahiner’in çeyrek yüzyılı aşan alışmasının bir belgesidir.
      Son Şahitler bitti mi? Bediüzzaman hakkında bilgi sahibi olan herkes sözünün söyledi mi? Bediüzzaman’ı tanıyan, onu ziyaret eden herkesin müşahade ve hatıraları bütünüyle tespit edildi mi? Bu soruların cevabı mutla “Hayır” olacaktır. Hayat devam ettikçe Bediüzzaman’ı görenler, tanıyanlar hayatta oldukları müddetçe bu araştırma bitmiş sayılmayacak, devam edecektir.

      Bu araştırma devam ettiği ve yeni bilgi ve belgeler tespit edildiği, Son Şahitlerin ilk ciltleri mevcut olmadığı, mevcutlar da o günkü şartlar gereğince tam ve arzu edilen manada bir tasnif ve tertibe tabi tutulmadığı için seriyi yeni baştan ele aldık ve bazı yenilikler yaptık:
       
      1. Elimizde mevcut ciltlere ilave olarak Necmeddin Şahiner tarafından geniş hacimli dosyalar intikal etti. Bu bilgi ve belgeler ışığında Bediüzzaman’ın hayat seyrini ve şahitlerin onu ilk tanıyışlarını göz önüne olarak tekrar düzenledik. Böylece yayınlanan ciltlerde bulunanların önceki yerleri tamamen değişmiş oldu.
       
      1. Aradan yirmi yoldan fazla bir zaman geçtiği için bazı bilgilerin yenilenmesi, eksik bilgilerin tamamlanması ve ilavesi gerekiyordu. Mesela, vefat ettiklerini tespit ettiklerimizin vefatlarını, daha önce hatıraları bırkaç satır olarak kaydedilmiş olanların bazılarının hatıralarını genişletilmesi gibi…
      2. İstifadenin kolaylaşması ve araştırmacılara yardımcı olunması maksadıyla her cildin sonuna geniş bir şahıs, yer ve konu indeksi hazırlandı.
       
      Bu çalışmasıyla Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursi’ni tanınmasına ve anlaşılmasına vesile olabilmişsek kendimizi bahtiyar hissedeceğiz. Tevfik Allah’tandır.
       
          Nesil Yayınları 
       
                            ÖNSÖZ
       
      Biz millet olarak, az söyleyen, az konuşan, fakat çok iş yapan, fiilen konuşan insanlarız.
      Her ne kadar nisyan perdelerine sarsa da, milletimizin yüzyıllar boyu Allah ve vatan için döktüğü terler, cömertçe akıttığı kanları; hiçbir zaman seyri silemeyecektir.

      Dedelerimiz hizmet ve himmetlerini yapmışlar, fakat bu asil cehtlerini tescil ve temhir arzusunu göstermişlerdir. Bu sevdaya kapılmamışlardır.
      Bu düşünce, mukaddes ve ulvi nasibidir milletimizin.
      Biz “Allah Rızası” diye yüce bir müfkureye gönül vermişiz. Bu inanç, bu ideal, takvim yapraklarıyla birlikte devam edip gelmiştir.
      Bu kudsi nasip, Son Sahitler’de de hükmünü icra etti.
      Son şahitler, bu konudaki araştırmamızın, çalışmamızın ne ilkidir, ne de sonu olacaktır.
      Bediüzzaman Said Nursi ile ilgili çalışmalarımız 40 yılı doldurdu. Bundan sonraki ömrümüz de Allah’ın izniyle bu konunun derinliklerinde geçecektir.

      Memleketimizin bu temel manevi hareketi ve onun temsilcisi en ince detaylarına kadar bilindikçe, yetişen nesillere Nur’dan bir rehber takdim edilmiş olacaktır.
      Bediüzzaman’ın rehber şahsiyetinin, faaliyet ve hareketlerini kronolojik olarak adım adım, gün gün tetkik etme imkanlarına sahip bulunmaktayız.
      Bu araştırmalar, bu tetkikler bizi ibretlerle dolu bir neticeye götürmektedir. Bu neticeler Bediüzzaman namındaki büyük insanın, gerçekten hayatın her safhasında bir yol gösterici olduğunu ortaya koymaktadır. Bir ömür boyun tezatsız olmak, olabilmek, işte uzun sözün kısası…
      Geçmişten günümüze her önüne gelen, Said Nursi ile ilgili rastgele yazılar yazmıştır. Asılsız ve mesnetsiz tefrikalarla millet bütünlüğü tefrikaya atılmaya çalışılmıştır. Nice kendine yazar denen kimseler, Bediüzzaman güneşini balçıkla sıvamaya kalkışmışlardır.
      Son şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlatıyor isimli bu araştırmamızın bibliyografyası, bütün vatan sathında bulunan canlı belgelerdir, yaşayan tarihlerdir.
      İncelememizde sadece şahitlerin ifadeleri ile iktifa etmedik. Bu hususta Nur Risaleleri’nden de olayların teyid ve tasdiklerini bulduk. Hadiselerin aksettiği basın ve yayını taradık. Bazen şehirlerde, bazen köylerde, tozlanmış kütüphane raflarında hep onu aradık, hep onu sorup soruşturduk.

      Son Şahitler bu sorguların sonunda meydana geldi.
      Bir tarih profesörü, “Hatıralar, sübjektif elemanları ihtiva etmekle beraber, tarih yazmakta, belge ve vesika olarak itibar görür” demektedir.
      Son Şahitler de, şahsi hatıralar olmakla birlikte, anlatılanlarla ilgili resim, kupür, belge ve nihayet Nur Risaleleri’nden de yer yer konumun tasdik ve teyidine gidilmiştir.
      Son Şahitler hayatın çok çeşitli sahasında yaşayan, çok değişik meslek sahibi kişilerdir. Çalışmamızda yer alan şahitlerin birçoğu ahret alemine göç etti. Geride kalanlar Nur ikliminde hayatlarını geçiriyorlar.
      Daha fazla meşgul etmeyeyim, sevgili okuyucular, Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi anlatırken, birlikte kulak verelim, beraberce dinleyelim.
      Bu vesile ile Son Şahitler’i yeni bir tertip ve tanzimle yayına hazırlayan ve istifadeye sunan Nesil Yayınları’na ve emeği geçen herkese teşekkürlerimi bildiriyorum.
      Allah her şeyi hakkıyla bilendir .
       
      Necmeddin Şahiner
       
       
      VAN-SAVAŞ-ESARET ŞAHİTLERİ
       
      Mevlana Halid-iBağdadi
      Gavs-ı Hizan Seyyid Sıbğatullah
      Abdurrahman-ı Taği ve oğlu
      Nurşinli Ziyaeddin Efendi (Hazret)
      Bitlisli Şeyh Emin Efendi (Şirvan)
      Miran Aşiret Ağası Mustafa Paşa
      Şeyh Nizameddin Arvasi
      Şeyh Celal Efendi
      Tahir Paşa
      Cevdet Bey
      Ali Haydar Bey
      Nuh Polatoğlu
      Molla Ahmed-i Cano
      Molla Münevver
      Seyyid Mehmed Şefik Arvasi
      İbrahim Kazazoğlu
      Kilisli Şeyh Muhammed Vakfı Efendi
      Abdülbaki Arvesi
      Ali Çavuş (Hacı Ali Aras)
      Tinisli Fedal
      Abdullah Sağcı
      Mehmet Salih Yeşil
      Ahlatlı İsmail Hakkı Arslan
      Halil Çınar
      Osman Birgül
      Mustafa Yalçı
      Halil Paşa
      Binbaşı Ali Haydar
      Dr. M. Asaf Dişçi
      Abdurrahim Zapsu
      Molla Yasin Saatçioğlu
      Sinan Omur
      Molla Habib
      Müküslü Hamza Efendi
      Abdullah Ekinci
      Molla Hamid Ekinci
      Molla Resul
      İsmail Perihanoğlu
      H.Münir Bakan
      Sürmeneli Onbaşı Ali Baran
      Mustafa Ağralı
      Kinyas Kartal
      Haydar Süphandağlı
      Ahmed Alparslan
      Cemal Talay
      Av. Hulusi Bitlisi Aktürk
      Sıddık Alp Hızıroğlu
      Rabia Ünlükul
      Molla Said
       
      İSTANBUL ŞAHİTLERİ 1
       
      Ali Himmet Berki
      Ali Rıza Sağman
      Manastırlı İsmail Hakkı
      Mehmed Hamdi Efendi (Çelik)
      Dr. Hamid Uras
      Eşref Edip Fergan
      Şeyh Bahit
      Kabasakal Çerkez Mehmet Paşa
      N. Hasan Sarıkaya
      İsmail Hakkı Uzunçarşılı
      Abdülaziz Çaviş
      Mustafa Bolay
      Hafız Ali Reşad
      Hattat Hamid Aytaç
      Enver Paşa
      Ömer Lütfi Gedikoğlu
      Osman Nuri Tol
      Mehmed Sofuoğlu Prof. Hilmi Ziya Ülken
      Tevfik Demiroğlu
      İsmail Hakkı İzmirli
      Mustafa Barçın
      Ali Balaban ve Cemile Balaban
      Mehmed Said Şamil
       
      BURDUR ŞAHİTLERİ
       
      Abdurrahman Cerrahoğlu
      Hacı Fatma Seyhan
      Rahmi Sultan
      Nasuhizade Şeyh Mehmed Balkır
      Binbaşı Asım Bey
      Besim Müftügil
       
      BARLA ŞAHİTLERİ
       
      Cemal Can
      Hakkı Tığlı
      Tevfik Tığlı
      Hüseyin Hüsnü Tığlı
      Dr. Yusuf Kemal Durakoğlu
      İhsan Üstündağ
      Muhacir Hafız Ahmed
      Sıdık Süleyman Kervancı
      Bekir Dikmen
      Tevfik Göksu (Şamlı Hafız)
      Muallim Ahmed Galip Keskin
      Abdullah Çavuş (Yavaşer
      Ahmed Keskin
      Çaprazzade Abdullah
      Şem’i Güneş
      Mübarek Süleyman
      İlemalı Sabri (Sabri Gönenç)
      Osman Yıldırımkaya (Katip Osman)
      Hafız Halid
      Mustafa Çavuş
      Mustafa Ertürk (Sarıbıçak Mustafa)
      Abdullah Çavuş (Kula)
      Hüseyin Arslan (Kuzca Hatibi)
      Büyük Ruhlu Küçük Ali
      Hacı Hafız Mehmed Avşar
      Hacı İbrahim Hulusi Yahyagil
      Milaslı Halil İbrahim
      Yüzbaşı Refet Barutçu
      Bedreddin Uşaklıgil
      İslamköylü Hafız Ali Efendi
      Hüsrev Altınbaşak
      Abbas Mehmed Kara
      Kamil Demirtaş
      Bahri Çağlar
      H. Enver Tevfik Öztürk
      Demirci Salih Efendi
      İbrahim Huban
      M. Tahiri Mutlu
       
       Son Şahitler 2
       Necmeddin Şahiner
       
              TAKDİM
       
      Sadece gerçeği arama gayretinin mahsulü olan bu eser, muhtaç olduğu emeğin haklı semeresidir. Çünkü, incelendiğinde anlaşılacağı gibi, masa başında hazırlanmamıştır. Eserin konusu ile alakalı her tip ve mizaçta insan, bulunduğu yer ve mekan neresi olursa olsun. Zorlu ve yorucu gayretlerle aranıp bulunmuş, yapılan görüşmeler sayesinde yaşanan hadiselerin hakikati şahitlerin dilinden tesbit edilmiştir.
      Değerli araştırmacı Necmeddin Şahiner, bu araştırmacının göze alması gereken meşakkatlere, gerçeği bulma uğruna severek katlanarak bu eseri vücuda getirmiştir.

      İslam inanç ve tefekkürünü neşir ve müdafaa uğrunda, bir asra yaklaşan hayatı boyunca hiçbir engel tanımayan bir alimin bize meçhul kalmış hususiyetleri, onu gören ve tanıyanların şahitlikleriyle bu eser dizisi içinde gün yüzüne çıkarılıyor.
      Çağdaş İslam düşüncesinin en güçlü temsilcisi Bediüzzaman’ı gören ve tanıyanların bize aktardığı hatıralar, Kur’an’ın çağdaş tefsiri Risale-i Nur’larla biraya getirildiğinde bir iman ve irfan ekolü gerçeğini bir bütün halinde daha yakından ve kolaylıkla tanımak imkanı doğmaktadır.
      Bu eserde nakledilen hatıralar belli bir dönemin veya birkaç kişinin mevzili ve şahsi görüşünden ibaret değildir. Meşrutiyet öncesin den Cumhuriyet devrinin 1960’lı yıllarına uzanan zaman şeridi üzerindeki hatıralar zinciri, Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman’ın istikrarlı ve aydınlık hayat çizgisini maddi-manevi bütün yönleriyle önümüze getiriyor. Böylece, karanlık niyetlerin mahsulü olan mesnedini bulamamış iftiralar, canlı şahitlerin hakikata tercümanlığı sayesinde bertaraf edilmektedir.

      Hakkında ileri-geri çok söz söyleyen Bediüzzaman Said Nursi’nin gerçek şahsiyet ve fikirlerini tanıyabilmek için, öncelikle onun fikir şahsiyetini gerçek haliyle ortaya koyucu mahiyetteki objektif çalışmalara ihtiyaç bulunduğu inancındayız.
      Bu eserin değeri, böyle bir gerçeğe hizmet endişesindedir. Çünkü peşin hükümden uzak objektif tesbitler, bu eser serisinin bir bütün halinde muntevasını meydana getiriyor. İspatlanmamış isnadlara, asılsız ithamlara dayanma tenezzülünden uzaktır.

      Değerli araştırmacı Necmeddin Şahiner’in, en küçük ayrıntıyı gözden kaçırmayan bir titizlikle en doğruyu bulma konusundaki tavizsiz çalışmalarını takdirle yad etmemek mümkün değildir. Araştırmacılıktaki bu vasfı sebebiyledir ki, gerek Risale-i Nur eserleri ve gerekse onun müellifi Bediüzzaman üzerine çalışma yapan yurt içi ve yurt dışı akademik çevreler, Şahiner’in emek mahsulü olan bilgi ve belgeleri ilmi ve muteber kaynak olarak rahatlıkla kullanabilmektedirler. Bu konuda ortaya çıkarılmış gerçeklerin büyük ekseriyetinin altında, Şahiner’in durmak, yılmak ve yorulmak bilmeyen kararlı emek ve gayretleri vardır.

      Fikir ve moral değerlerinin, cemiyetinin örnek şahsiyetlerinin tanıyan insanlar olmak, övülmeye layık bir meziyettir. Islahatçı, gelişmeci ve medeniyetçi çizgide müsbet insani değerleri nesillere mal etme gayesi, dava adamlarının kararlı gayretleriyle mana ve zenginlik kazanır.
      Elinizdeki kitap, bu gayret ve himmetlerin cemiyetten alınmış müsbet neticelerini ibretli tablolar halinde önümüze getiriyor. Cemiyetin her kesiminden değişik fikir ve mizaca mensup insanların bir inanca nasıl gönül verdiklerinin ibretli hikayelerini, bir fikre hizmetin lezzetli hatıralarının aynı lezzeti tattıran bir üslupla takdim eden bu esere karşı söyleyebileceğimiz söz sadece şükrandır.

      Safa Mürsel
       
                             ÖNSÖZ
       
      Allah’ın lütfu ve inayetiyle devam eden çalışmalarımızdan Son Şahitler’in ikinci cildini sizlere takdim etmekle şeref duymaktayım.
      Bu cilt de, bundan evvelki ciltte olduğu gibi, hatıralar resmi geçidi halinde devam etmektedir. Bu aziz yadigarları, konu ile alakalı resimler, kupürler, referanslar ve vesikalarla aydınlatmaya çalıştık.
      Şahitlerimizin beyan, ifade ve hatıraları yine yurdun dört bucağından toplanmıştır.

      Her bir hayat sahibi gibi, Son Şahitler de hatıralarla doludur. Bu hatıraları daima yad etmek ihtiyacındadırlar. Bizim kudsi vazifemiz ise bu yada, bu nakle, bu beyanlara vasıta ve vesile olmaktır.
      Maziye alt hadiselere, resmi yazılar ve vesikalar kadar, hatıralar da ışık tutar. Hatta hadiselerin hakiki sebeplerini hatıralardan çık daha iyi öğrenebiliriz.
      Şahitliğin önemi üzerine iki örnek vermek istiyorum:
      Adalet burcunun güneşi Hazret-i Ömer ona, “Ben seni tanımıyorum ama, benim seni tanımamam sana zarar vermez. Seni tanıyan birisini getir” der.

      Bunun üzerine topluluktan biri onu tanıdığını söyler. Hazret-i Ömer de, onu ne ile tanıdığını sorar, adam: “Adaletle ve faziletle” cevabını verir.
      Hazret-i Ömer tekrar sorar: “Bu adam senin geceni, gündüzünü, girdiği, çıktığı yeri bildiğin en yakın komşun mudur?”
      Adam: “Hayır.”
      Hazret-i Ömer : “Yol arkadaşlığı yaptın mı?”
      Adam bu suale de hayır deyince, Hazret-i Ömer:
      “Öyleyse sen onu tanımıyorsun” der ve şahitlik yapacak adama, “Seni tanıyan birini getir” diye emreder.
      Bu örnek, İslamda şahitliğe verilen önemi belirten ibretli bir hedisedir.
      Gustave Le Bon ise, Bir Tarih Felsefesinin İlmi Esasları isimli eserinde:
      “Şahadete verilen ehemmiyet o kadar büyüktür ki, tarih ve adalet ona dayanmaktadır” demektir.
      Bediüzzaman Said Nursi’nin mübarek ömrünün yıllarına, aylarına ve günlerine ışık tutan, aydınlatan delillerimizden bir bölümü de “ Son Şahitler ” dir.
      Son Şahitler,” ona talebe olup, ondan ders alanlar…
      Son Şahitler,” onun dostu ve arkadaşı olup, onunla sohbet edenler, seyehat edenler…
      Son Şahitler,” polis olarak ifadesini alanlar, onu karakollara götürüp orada misafir edenler…
      Son Şahitler ,” beldeden beldeye onu götürürken yanında bulunan bekçiler, jandarmalar…
      İşte bu gibi kimseler onun şahitleridirler…

      Bediüzzaman Said Nursi, bugünkü manada muntazam bir tahsil görmedi, fakat “Nur Mekteb-i İrfanı” gibi gönüller üzerine müesses bir Nur Mektebi kurdu.
      Bediüzzaman Said Nursi, muntazam bir medrese tahsili yapmadı, fakat “Medresetü’z-Zehra” gibi bir “Nur Medresesi” kurdu.
      Böyle bir Üstad hakkında hakkında elbette bir çok eserler yazılmıştır ve yazılacaktır. Üstad Bediüzzaman henüz hayatta iken, hakkında hazırlanan Tarihçe-i Hayat’ın girişinde bu mevzu ile alakalı olarak şu ifadeler bulunmaktadır:
      “Bu eser, istikbaldeki münevver Nur talebeleri için hakiki bir me’haz teşkil etmektedir. Muhterem edib ve muharrirler, bundan istifade ile inşallah daha mükemmel, daha hakikatli ve faydalı tarihçe-i hayatlar hazırlayacaklardır.”

      Bediüzzaman’ın tesilatlı hayat hikayesinin nasıl yazılabileceği de yine bu mezkur eserin girişinde şu şekilde anlatılmaktadır:
      “Üstadın mesleğini meşrebini ve hususi ahvalini, pek çok seciye ve hasletleri şahsında ve hizmetinde toplayan şahsiyetini tarif edemedik. Onun yaşadığı müteaddit hayat safhalarını yakından gören ve içinde bulunan talebe ve hizmetkarlarını birer birer dinlemek ve görüşmek lazımdır ki, tarihçe-i hayatı bir derece mufassal hazırlanabilsin.”
      Bu Son Şahitler serisi, uzun ve mübarek bir ömrü daha tafsilatlı bir şekilde ortaya koymak için birer çırpınıştır. Bu çırpınışların neticesinde bir aziz mürşid ve rehber, insanlığa tanıtılmış olacaktır.
      Sizleri Son Şahitler’le baş başa bırakırken, Allah’a emanet olun. Aziz okuyucular!
       
      NECMEDDİN ŞAHİNER
       
       ISPARTA ŞAHİTLERİ 1
       
      Mehmed Sözer (Tenekeci Mehmed Efendi)
      Mehmed Gülırmak
      Süleyman Rüştü Çakın
      Mustafa Ezener
      Şefik Sarıoğlu
      Mehmed Babacan
      Fazıl Doyran
      Ahmed Hamdi Okur (Çil Müftü)
      Abdullah Lütfi Özerdem (Saatçı Lütfi)
      Aşçı Hüseyin Zevki Usta
      Nuru Benli
      Şükrü İçhan
      Ayşe Uzunoğlu
      Mehmed Gezgiç (Seyrani)
      Abdülmecid Perihanoğlu
      Bekir Yanıksaz
       
      ESKİŞEHİR ŞAHİTLERİ
       
      Kemal Taner
      Postacı Kamil
      Şükrü Şahinler
      İsmail Doyuk
      Muhittin Keskin
      İziz Tayyar
      Hacı Yaşar Zeydan
      H. Ömer Biçer
      Hasan Okur
      Emir Çayırlı (Çaycı Emin Bey)
      İsmail Tunçdoğan
      Selahaddin Çelebi
      Hilmi Selma (Erkal)
      Mehmed Feyzi Pamukçu
      Mehmed Münip Yalaz
      Araçlı Deli Mü’min (Meydani)
      İbrahim Mırmır
      Dadaylı Halit Bey (Halit Akmansü)
      Tahsin Aydın
      Nadir Baylasl
      Abdullah Yeğin
      Hatice Yıldız
      İbrahim Fakazlı
      Mehmed Tevfik Yakamercan
      Ahmed Özken (Kureyşi)
      Sadik Demirelli
      Ahmed Köroğlu
      Ahmet Ataklı
      Hasan Atıf Egemen
      Emrullah Demirkaya
      Hüseyin Remzi Sönmezgil
      Satı Yılmaz
      İsmail İlgazi
      Feyzi Ertem
      Salih Uğurtan
       
      DENİZLİ ŞAHİTLERİ
       
      Doç. Dr. Nureddin Topçu
      Hesna Şener
      Hüseyin Beşli
      Hasan Feyzi Yüreğil
      Gönenli Mehmed Efendi (Mehmed Öğütçü)
      Hilmi Arıcı
      Süleyman Hünkar
      Ziya Sönmez
       
      AFYON ŞAHİTLERİ
       
      Ekir Tekinalp
      Rasim Günden
      Hasan Akyol
      Hasan Değirmenci
      Hasan Ergen
      Mehmed Kayıhan
      Ali Savran
      Nihat Bozkurt
      Ahmed Hancıoğlu
      Kemal Bayraklı
      Nureddin Can
      Rifat Fiziler
      Hilmi Pancaroğlu
      Ahmed Hikmet Gönen
      Hasan Zalımoğlu
      İbrahim Arman
      Çalışkanlar Hanedanı
      Osman Çalışkan
      Mehmed Çalışkan
      Halil Çalışkan
      Mahmud Çalışkan
      Kamil Çalışkan
      Hüseyin Çalışkan
      M. Zeki Çalışkan
      Ceylan Çalışkan
      İhsan Çalışkan
      Hamza Emek
      Dr. Tahir Barçın
      Ahmed Feyzi Kul
       
       Son Şahitler 3
      Necmeddin Şahiner
       
                      TAKRİZ

      Birinci sınıf bir alim, birinci sınıf bir veli, birinci sınıf bir kahraman ve birinci sınıf bir vatanperver olan Said Nursi bir devre damgasını vurmuş nev-i şahsına münhasır bir kimsedir. Bizzat kendisi de, hayatı da, yazıları, irşat ve ikazları da… eserlerindeki çok enterasan buluşları, teşbihleri, temsilleri ve nükteleri ile eşine ender rastlanan fazilet timsali bir simadır.
      Bütün bir hayatını, bu miletin saaedet ve selameti uğrunda harcamış, ne yorulmuş ne de yılmıştır. Cesaret, şecaat ve imanın mücessem ve muazzam bir timsali olmuş, hayretlere seza bir metanet ve salabet göstermiştir. Vatanın cezaevlerini, başka diyarlarda kendisine vaad edilen her türlü nimetlere tercih etmiş, tek bir sefer olsun kaçmayı düşünmemiştir. Tamamiyle Kur’an-ı Kerim ile hadis-i şeriflerin lafzına ve ruhuna uygun bulunan eserlerindeki yazılarından dolayı türlü kanunsuz fiil ve hareketlere, zulüm ve işkencelere maruz kaldığı halde zaaf eseri göstermemiş, cesaret ve şecaatından hiçbir şey kaybetmemiştir.

      Ekol sahibi bir kimsenin büyüklüğü, onun yolunda yürüyenlerin, iman, ahlak ve seciye sahibi olmaları ile ölçülür. Said Nurse’nin ise yetiştirdiği talebeler hep vatanperver olmuş ve devlete asi olan, yahut devlete kurşun sıkan tek bir fert bulunmamıştır.
      Kaldı ki, tanzimattan beri sürüp gelen ve bilhasa bu miletin münevverlerine arız olan “aşağılık duygusu” nun karşısına ilminin ve imanının verdiği kuvvetle dikilmiş, “…madem ki Müslümansın ve madem ki din-i mübin-i İslam uğrunda tam bin sene cihatta bulundun; oluklar gibi kan döktün. O halde, sen büyük bir millet ve büyük bir ümmetsin” –tabii ecdad-ı güzini kastetmektedir—demiştir.

      Mektubat’ın 298 ve 299’uncu sayfalarında yer alan beyanı iddialarımızn en bahir delilini teşkil eder. Orada Said Nursi aynen şöyle demektedir: “Ey ehl-i Kur’an olan bu vatanın evlatları! Altı yaz sene değil, belki Abbasiler zamanından beri tam bin senedir Kur’an-ı Hakimin bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyup Kur’anı ilan etmişsiniz. Milliyetinizi Kur’ana ve islama kala yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz. Müthiş tehacümatı def ettiniz. Taki, “Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse biliniz ki Allah yerinizi öyle bir kavmi getirir ki, Allah bu kavmi sever, bu kavim de Allah’ı sever. Kaldı ki bu kavim, mü’minlere karşı mütevazi, kafirlere karşı ise izzet ve vakar sahibidirler. Allah yolunda cihatta bulunurlar. Hiçbir kınayanın kınamasından çekinmezler. İşte bu Allah’ın fazlıdır. On, kimi dilerse ona verir. Allah vasidir, Alimdir’ (Maide Suresi, 54) ayetine güzel bir masadakt oldunuz.” Ayet-i kerime sende tecelli etti, demiş, ayet-i kerimenin atiye bir ihbar olduğunu ifade etmiştir.

      Bu ayet-i kerimenin Türklerde tecelli eylediğini bildiren başka bir müellif veya müfessiri bilmiyoruz. Hülasa ecdad-ı güzinin kelamullaha bağlayan bu büyük insandır.
      İşte, bu büyük insanı arka arkaya yazdığı kitaplarla bütün dünyaya tanıtmak için, devamlı bir gayret içinde olan muhterem Necmeddin Şahiner’i tebrik ve tebcil ediyoruz.
      Bana lütfettikleri Türk ve Dünya Aydınlarını Gözü ile Nurculuk Nedir isimli eserini dikkatle inceledim. Birçok münevverle yaptığı röportajları okudum. Her münevver, kendi zaviyesinden ve fakat kendi bilgi ve tefekkür tarzına göre Said Nursi’yi anlatmakta idi. Birleşilen tek nokta ise onun sıradan bir kimse olmadığı idi.

      Said Nursi, ilim silsilesi üzerinde yüksek bir zirvedir. Bu milletin din ve imanının tarsini için hayatını ve dünya saadetlerini feda eden bu büyük insanı elbette tanımak ve tanıtmak icap eder.
      Bu sahada Necmeddin Bey’in sayi meşkur olmuştur. Kendisini tebrik eder, bu yolda daha nice eserler vermesini Allah’tan dilerim.
       
      Emekli Hakim
      Abdülmecid Belli
       
                ÖNSÖZ
       
      Elinizdeki eser Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlatıyor serimizin üçüncü kitabını teşkil etmektedir.
      Nur okyanusu ve Bediüzzaman deryasının muhteşem sahillerinde dolaşmaya devam etmekteyiz.
      Allah’ımın izniyle bu seyahatimizin, meşakkat ve yorulmamız, ebedi alemin kapısına kadar eğilmeden ve dönmeden devam edecektir.
      Çağımızın ve gelecek zamanların ışığı ve nuru olan muhteşek rehber Bediüzzaman’ın gizlilikler içindeki şahane hayatını nazarlara vermek, Müslüman gençliğe nurdan bir rehber takdim etmenin saadeti içindeyiz.

      Bir büyük, “Mazisinden haberdar olmayan bir millet, hal ve istikbal için bir hareket hattı tayin edemez. Hal ve istikbalin aydınlığının mühim alimlerinden biri, maziyi vak’alarıyla, şahıslarıyla ve eserleriyle araştırmaktır” derkmen, bir Batılı ilim adamı ise, “Benim altı tane dürüst hizmetçim vardır. Bütün bildiklerimi onlar bana öğretmişlerdir. Bunların isimleri; ne, niçin, ne zaman, nasıl, nerede ve kimdir?” demektedir.
      Biz de bu hakikatların ışığı altında çalışırken, gerçekten Bediüzzaman’ın isler arasında adeta kaybolmaya yüz tutan şeref levhaları halindeki hatıralarını tesbit edep öğrenmekteyiz.

      Meselemiz her ne kadar zor oluyorsa da, bütün bu zorluklar çoğaldıkça azmimiz, şevkimiz ve gayretimiz de artmaktadır. Çünkü meselemizin bir kütüphanesi yoktur, bir müracaat kitabı yoktur. Kaynak, kitabiyat ve bibliyografya bütün bir vatan sathında, hatta dış ülkelerdendir.
      Tarih kaynaklarında çalışmalamızla alakalı olarak şu tesbiti görmekteyiz: “Tarihi, resmi yazılar kadar, hatıralar da aydınlatırlar. Hatta hadiselerin hususiyetlerini ve hakiki sebeplerini hatıralardan çok daha iyi öğrenebiliriz.”

      Bu hususlara işaret eden Bursalı Mehmed Tahir Efendi, Şehbal’den “Kadir bilen milletler arasında kadri bilenecek şahıslar çoğalır” sözünü naklederken, Hersekli Arif Hikmet Beyden ise, “Her asrın adamları ve o adamların kendilerine mahsus bir davranışı, irfan neşesi vardır. Gelecek nesillere düşen, geçmişlerini hürmet ve rahmetle yad etmektedir. Yoksa üstünlük nümayişleri ile geçmişleri tezyife kalkışmak reva değildir” derken, divan edebiyatı şairi Muallim Naci’den ise şu sözler nakledilmektedir:

      “Ümmetim içinde yetişen bilgi ve hüner sahipleri, hayatı ve ölümünde hürmete mazhar oldukları daima görülmelidir ki: herkes şevke gesin de, onlar gibi olmaya çalışsın.”
      Eğer bu meselelerin ışığı altında, mezkur hakikatlara mazhar olabilirsem, benim için ebedi bir şükran ve iftihar kaynağı olur. Çünkü Bediüzzaman, milyonlarca insana imani bir hayat, İslami bir yaşayış ve Kur’an yolunda yürüyebilme saadetini vermiş ve bahşetmiştir. Böyle bir hayat kaynağını hayatlandırmak, hakiki vefakarlığın ve kadirşinaslığın esasıdır.
      Hülasa olarak ifade edersek, yapılan hizmet ve himmetlerin Allah rızası için yapılmış olması, ebediyete iman, tevazu ve fazilet gibi duygular bu neticeye sebep olmuştur.

      Risale-i Nur’larla ilk defa karşı karşıya geldiğim 1961 yazında, bir ağabeye, Bediüzzaman’ın hayatını anlatan eserlerin olup olmadığını sormuştum. Cevap olarak, hemen o anda elindeki bir kitabı bana uzatmıştı. Kitap, merhum Eşref Edip Fergan’ın Risale-i Nur Müellifi Said Nur, hayatı, eserleri, mesleği isimli eseriydi.
      Yüz elli sayfa civarındaki kitabı çok küçük görerek, razı olup kabul etmemiş, daha büyüklerini olup olmadığı sormuştum. Kaderin beni mevzu üzerine derinlemesine tetkiklere sevk etmesinde, bidayetteki temayüllerimin tesiri olduğu inancındayım.
      Milyonların gönlümde yer eden Bediüzzaman’ın hayatı ancak ciltlerin taşıyabileceği genişliktedir. Ancak zaman ve zemin bu ciltlerin tahakkukuna mani olmuştur. Gelecekte bu boşluğun layıkıyla doldurulacağı muhakkaktır.

      Eşref edih mezkür kitabının takdiminde şu ifadelere yer vermektedir:
      “Bu eser onun hayatının, eserlerinin, fikirlerinin, mücadelerinin, şehamet ve kahramanlıklarının bir fihristi olabilir.”
      Eşref Edip’in kitabına, bu mevzuda yeni harflerle yazılmış ilk eser diyebiliriz. Seneler evvel yapılan bu gayret ve hizmet elbette takdire layıktır.
      Bu araştırmalar ve çalışmalar her şeysen önce, imanımızı kurtaran bize ebedi saadetin yolunu açan Bediüzzaman gibi bir müceddide karşı bir şükran borcudur, bir teşekkür ve vefakarlıktır. O kadri yüce sultanı kadrini bilmektir. Eğer bizler kadir, hatır, gönül sayar ve seversek, milletimizde de elbette kadir bilen ve sayanlar çoğalacaktır.

      Son Şahitler, Bediüzzaman Said Nursi mevzuunda çalışacak ve eserler yazacak olanlara birer dökümandır. Bundan sonra bu nurlu sahada daha çok eserler yazılacaktır.
      Aziz hatıralarla sizleri baş başa bırakırken, feyyaz deryadan feyizyab olmanızı niyaz ederim. ( son şahitler kitap , son şahitler, son şahitler bediüzzamanı anlatıyor kitabı, necmeddin şahiner son şahitler seti, 6 cilt son şahitler, son şahitler kitap seti , nesil yayınları son şahitler 6 cilt , necmeddin şahiner kitapları )
       
      Necmeddin Şahiner
       
      EMİRDAĞ ŞAHİTLERİ
       
      Zübeyir Gündüzalp
      Bayram Yüksel
      Helil Gönüllalah
      Seydi koçak
      Mustafa akdedeoğlu
      Sabri halıcı
      Ahmed Urfalı
      Mustafa Bilal
      Hacı Ali Kılıçalp
      Mustafa acet
      Abdullah gayretlioğlu
      Abdurrahman akgül
      Mustafa Karapınar
      Osman aydın
      Hafız nuri güven
      İsmail hakkı ünlü
      H. Şükrü beşeoğlu
      Necati Müftüoğlu
      Abdurrahman cantekinler
      Mehmet metin
      Zakir çanğar
      Mustafa ramazanoğlu
      Ahmed ramazan
      İrfan Gökova
      Muhiddin yürüten
      Vaddeddin gayberi
      Osman Köroğlu
      Celal başer
      Abdülvahid tabakçı
      Mehmet kavalar
      Salih Özcan
      Kamil acar
      Rüştü mırmır
      Ali Demirel
      Mustafa sevilen
      Mustafa ekmekçi
      Gıyaseddin emre
      Mustafa kırıkçı
      Şerife kantar
      Fanzender koçaklı
      Dr. Rasim Hancıoğlu
      Abdullah canakay
      Hekimoğlu İsmail
      Abdurrahim kaya
      Mustafa özsoy
      Musa yukarı
      Ali çakmak
      Erdoğan utanğaç
      Ahmed özyazar
      Suad ünlükul
      Selahaddin dokumacı
      Hasan nevruz
      İbrahim ensari
      Ali rıza sağlamer
      Rafet kavukçu
      Mürsel Akdeniz
      İsmail fakazlı
      Hacı zahir köyele
      İsmet Orhan
      Fikret Özdemir
      Cevat çağrı
      Şahide ve abdurrahman yüksel
      Aldullah kılıçkaya
      Muammer şenel
      Sadık kalender
      Pertev zapsu
      İbrahim mengüvenli
      Şahabeddin ünlü
      H. Hüseyin korkmaz
      İbrahim Albağ
       
      Son Şahitler 4
      Necmeddin Şahiner
       
                      TAKDİM
       
      Yeryüzüne (arz) Allah’ın dilemesiyle halife kılınan “hedef insan”a ulaşabilmiş kimseler her asırda bulunuyor. Bunlar topluluklar için, imani ve içtimai örnekler teşkil ediyorlar. Bu müstesna zatlardan tam istifade edebilmenin yolu, belki de en kestirme yolu, hayatlarının, yaşayışlarının ve ne yapmak istediklerini iyici bilinmesine gerekli tesbitlerin yapılabilmesine bağlıdır. Bu da etraflıca araştırmalarla, tetkikatla elde edilebilir. Bunu için ne derece ciddi çalışmalar yapılırsa yine de azdır.

      Hicri 13. Asrın başında duran, sureten medeni olan insanları medeniyet-i hakikiye olan İslamiyet ile dirilmeye, hayatlanmaya davet eden,
      “İhya-yı din, ihya-yı millettir”
      “Hayat-ı din, nur-u hayattır” diye ufku tabiatçılık ve inkar-ı uluhiyet felsefeleriyle kararan insanlığa Kur’ani “Şualar” ve “Lem’alar”la nur serpmekle hakiki kemalatın İslamiyet ve imanda olduğunu ispat eden namdar ismiyle Bediüzzaman’ı tanımak ise çok daha ehemmiyetlidir.
      Değerli araştırmacı ve kardeşim Necmeddin Şahiner’in bu sahada yirmi yılı aşan bir mesai sarfetmiş olmasına hiç de şaşmamak lazımdır. Yorumsuz olarak ancak hadiseleri, hatıraları ve vesikaları nakledebilmek, dürüstçe bunu yapmak, hisleri, kanatları karıştırmamak, başlıbaşına bir hizmet sayılabilir. Zannederim ki, muasırları olan ilim ehli ve hakikatı arayanlar, Bediüzzaman Said Nursi gibi bir zat-ı alicenabı tanımamış, tanıyamamış olduklarına çok tesadüf edeceklerdir. Gerçekte, o; eserlerinde, yani Risale-i Nur şaheserlerinde, onun aynasında pırıl pırıl parlamaktadır. Bu nisbette insanın rütbe-i aklının, eserine aksetmesi çok harikadır.

      Bu mücessem iman mümeslisine nasıl lakayd kalınabilir? Çok Taaccüb ediyorum. Mütebahhir ulemadan maraş’ın medar-ı iftiharı Müftü Hafız Ali Efendi Hazretleri bizleri Risale-i Nuru okumak sebebiyle tebrik ederdi, müjdelyer verirdi: “Cenab-ı Said Radiyallahu Teala Anh Efendimiz kümmelindendir. Her ne derseniz ona layıktır. O zata yakışır” buyururlardı. Hatta büyüklüğünün kıskanıldığını, haset edildiğini, isminden ürküldüğünü söylerlerdi.
      Evet, böyle asrını dolduran, hatta aşan zatların hayatlarını ve eserlerinin tetkikine çok fedakar Necmeddinler lazımdır.
      Herhalde en uygun şekilde bu hizmet için enstitüler ve üniversitelerde kürsüler ihdas edilmelidir. Manevi irfanımız için müstakbel nesillere bu hizmeti yapmakla borçluyuz. Şimdilerde bu vazifeyi en candan yapanlardan birisidir Şahiner ve onun bu çalışması temel teşkil edebilir.
      Doğrusu, seneler önce çocuk denecek yaşlarda onun böyle bir istidadının fark ederek bu yolda teşvik ettiğime isabet olmuş ki. Çok semerelerini gördük. İstifade ediyoruz. O günlerde lise son sınıf öğrencisi olan bu günü yorulmaz araştırmacı, biyograf Necmeddin Şahiner’e söylediğim şu mealdeki sözleri hiç unutmadım:

      “Kardeşim Necmeddin ! Senin, eşhas-ı zamanı, devrin şahıslarını tanımak hususunda tecessüs derecesinde ciddi merakın var… Büyük Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayatının incele, öyle ki onun ikamet ettiği yerleri gör, görüşenlerle görüş, isim, zaman ve mekan belirterek bunları yorulmadan on yıl toplayarak, sonra tasnif eder, bir eser haline getirirsin. Belki bu derleme, bu araştırmalar kaynak olur. Size de bunlar için müracaat edilir, hayır vesilesi olur” demiştim.
      Doğrusu kendisinden bekleneni mükemmele ulaşmak derecesinde yaptığını görüyoruz.

      Büyük bir sadakat ölçüsüyle yapılan bu güzel ve faydalı çalışmaya karşı takdir hislerimi her zaman izhar etmişimdir. Şahiner gibi, derlenmiş bilgilerini yazılarla kayıt altına alan, zaman silgisini silip yok etmesine fırsat vermeyen kimseleri imrenerek takip ediyorum, onların ortaya çıkardıkları eserlerinin dikkatle okuyorum. Kendi ihmal ve kusurumun vicdanı baskılarını bir derece okuyarak telafi ediyorum. Kendileri için güzel meşguliyetler arayan gençlerimiz ağabeylerinin örnek alsınlar, tavsiyelere ehemmiyet versinler, çalışmalarına erken başlasınlar. Büyüklen için (onların daha iyi tanınması yolunda) yapılan çalışmalar küçük değildir, manevi ecrini de Allah (c.c.)’dan umuyoruz.
       
      Ahmed İhsan Genç
      ( İstanbul - Göztepe )
       
                         ÖNSÖZ

      Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlatıyor ismindeki çalışmalarım Nur sevdasını bir sesidir.
      Nur bahsi bitmez ve tükenmez, fakat takatim değil. Bana düşen, bu kudsi işe gönül vermekti. Gönül değil, bu mukaddes işe gençliğimi, hayatımı ve maddi geleceklerimi de verdim. sadece gönül değil, bu iyi zerrat-ı vücudumla yapıyorum. Bu nurlu yürüyüşte bütün kuvvetim, emelimin temizliğinden ibarettir.

      Tam yirmi üç sene evvelki, on saatlik Nurs yolunda yürüyüşten sonra Kutis köyündeki beş on dakikalık molamızda vücudumla birlikte ayaklarımın sanki nüzul inmiş gibi titreyişini İsmail Yazıcı ve Nazım Gökçek Ağabeylerim çok iyi hatırlarlar. O yıllarda Nur Üstad Bediüzzaman’a ait ne duyuyorsam, elimdeki küçücük deftere notlar alırdım.
      Uzun zamanlardır bu not alışlardan, bu yazışlardan toplayıp bulabildiklerimden, süzülerek ancak sizlere onda birisini çıkararak takdim ediyordum.

      Sonra bu yazılanlar biçbir zaman bir kişinin kafasının işi de olmadı, nice nice nur kardeşler hep tashih ettiler, hep elediler, hep münasip olmayanları koymadılar. Bu işte yardımı olanları, hep dualarım ve minnet duygularımla yad ediyorum. Ben gayretlerimde bir ekip on çıkaran çiftçiler gibi seviniyorum.
       
      Nur Üstad Bediüzzaman Said Nursi’yle alakalı üç özel dergi bir düzineyi bulan kitap çalışmalarımla birlikte yeni yeni kitapların hazırlıkları içindeyim. Saadet dolu günler ve aydınlık geceler yaşamaktayım. Yazılarım ne sistemli bir ilim tetkiki, ne de subjektif bir sanattır. Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlatıyor sadece ve sadece Kur’an’ın Nurlarına sevdalanmış kalbin nurları etrafına sıçratarak, nur yolunda son nefesini verebilmesidir.

      Hiçbir davam yok. Biraz emeğim, nura sevdalanmış gönlüm ve nur için yaşayıp, nur için ölebilme gayretim var, o kadar.
      İnsan mazisi içindir. Bunu için hep mazideki yüce şeref levhalarının vesikalarını toplayabilmeye çalışıyorum. Ben tam olanı değil, toplayabildiklerimi dökmeden vermeye çalışıyorum.
      Onları, yüzleri ve binleri çoktan aşan ve taşan şahit insanlar… Edirne, şam, Berlin, Hakkari, Milas, Erzincan ve Elmalı sadece şu anda hatırıma gelebilen beldeler.
      Bu nur hizmetinde ürpertici zorluğu bilmez miydim? Ama Nur Üstadın Avukatı Bekir Berk Ağabeyimin “Kardeşim, biz istihdam olunuyoruz” şeklindeki nurlu sözü, zerrat-ı vücuduma, nurdan zevk ve lezzetler vermektedir. Yoksa hiçbir zaman “Ben de yazdım, ben de yazabilirim” gibi bir bed düşünce ve fikir hiçbir an hayalime bile gelmedi. Tam aksine, Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı-eserleri konusunda bilgilerim ilerleyip artınca, ne kadar bu mevzuda ilme ve bilgilere muhtaç olduğuma daha da iyi anlıyorum.

      Ne yaptığımı pek iyi bilmiyorum. Ama adına ihlas denilen Nur kulesine çıkmak için, son nefes, son imkan ve son sermayeye kadar harcamanın sevdası içinde yaşamaya çalışıyorum.
      Bu gayretler esnasında, sayısını bilemediğim tevafuklar ve bu esnada Nur Üstad Bediüzzaman’ın “Tevafuk makbuliyet alametidir” vecizesi nurdan bir levha halinde karşımda parlar durur. Hele hele omuzlarım üstündeki mübarek elleri ve  heybetli sözleri:
      “Bana bak, bana bak, gözlerini benden ayırma!” ikazı.
      Yine bu kadarcık bir takdimle, aradan çekilerek, sizleri Son Şahitler’in aziz ve hatıralarıyla baş başa bırakıyorum.
      İhlas ve İlahi rıza ne güzel son duraktır.
       
      Necmeddin ŞAHİNER
      Gaziantep-1994
       
       EMİRDAĞ ŞAHİTLERİ
       
      Mustafa Sungur
      Akif Arıözsoy
      Mehmet Taktak
      Mehmet Özpolat
      Hafız Namık Şenel
       
      ISPARTA ŞAHİTLERİ - 2
       
      Said Özdemir
      İsmet Gülcügil
      Hayreddin Topçu
      Mustafa Çetin
      Recep Onaz
      Mehmed Büker
      Pıtnat Güngör
      Hacı Reşid Övet
      Ahmed Gümüş
      Doç. Dr. İsmail Karaçam
      Muzaffer Erdem
      Abdülkadir Badıllı
      Mehmed Emir Er
      Abdülkadir Ekinci
      Mahmut Allahverdi
      Selahaddin Akyıl
      Ali Tayyar
      Ali İhsan Özyurt
      Fahreddin Sayı
      Niyazi Tekin
      H. Kamil Okur
      Suad Alkan
      Ali Haydar Morgül
      Abdülbari Polat
      Ömer Adil Mehalifçi
      Muzaffer Küçükyıldız
      Hafız Ali Okur
      Hamdi Sağlamer
      Subhi Türel
      Prof. Dr. Hayrettin Karaman
      Mehmed Şükrü Yeşilnacar
      Rahmi Erdem
      H. Muhammed Tüylüoğlu
      Hasan Sağlam
      Av. Gültekin Sarıgül
      Yusuf Dehri
      Adile Suluk
      Mehmed Soymen
      Dr. Tahsin Tola
      Hakkı Yılmaz
      Mustafa Gül
      Abdurrahman Yargın
      Süleyman Kaya
      Yaşar Gökçek
      Yusuf Kervancı
      Hüsmen Hüseyin Duran
      Veli Işık Kalyoncu
       
      İSTANBUL ŞAHİTLERİ - 2
       
      İsmail Diken
      Nihat Yazar
      Muhsin Alev
      Hüseyin Rahmi Yananlı
      Kemal Baştuğ
      H. Hafız Selahaddin Güney
      Halil Sıtkı Öztorun
      Mehmet Şevket Eygi
      Mustafa Güleç
      Hüseyin Cahit Payazağa
      İsmail Dayı
      Avni Toktor
      Ali Kırankollular
      Cesim Küfrevi
      Tonuslu Haşmet Hoca
      H. Ali Akalay
      Mehmed Fırıncı
      Muslihiddin Sönmez
      Mehmed Emin Birinci
      İsmail Yıldız
      Galip Gigin
      Hakki Yavuztürk
      Prof. Dr. Ali Özek
      Mustafa Runyun
      Dr. Alaaddin Yılmaztürk
      Osman Yüksel Serdengeçti
      Naci Erdönmez
      Hafız Enver Ceylan
      Mustafa Cahit Türkmenoğlu
      A.Hikmet Tezcan
       
      ANKARA ŞAHİTLERİ
       
      Cemaleddin Günel
      Atıf Ural
      Prof. Dr. İbrahim Canan
      Hüseyin Aksu
      Said Köker
      Abdülkadir Akçiçek
      H. Mehmed Hasırcı (Erbaşı)
       
      Son Şahitler 5
      Necmeddin Şahiner
       
       BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’YLE İLGİLİ NOTLAR VE DEĞERLENDİRMELER
       
      Daima birlik-beraberlik isteyen Bediüzzaman
      Nursi-kürdi
      Doğudan doğan nur
      Üstad geldi! Seyda geldi!
      Nuriye Nursi hanımın köyü: bilkan
      Seherde uyananların beldesi: Huzan
      Cihan harbinde albay
      Cephelerde yazılan tefsir: İşaratü’l-İ’caz
      Şahid Habib’in aziz hatırası
      Medresetü’z-Zehra
      Bediüzzaman: gurbet
      Altıncı mektup: gurbet mektubu
      Katran
      Çam
      Sanki Yedim camii

       
                           ÖNSÖZ
       
      Sebeb-i hidayetim…
      Vesile-i necatım…
      Üstad-ı alemdarım…
      “Yine bir şey yaptım, diyemem hatırana!”
       
      Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur şaheserleri ve Nur talebeleri henüz gerekli araştırmalar yapılarak yeteri kadar değerlendirilebilmiş bir mesele değildir. Bu mesele uçsuz bucaksız bir deryadır.
      Gelecek zamanlarda bu meseleyle alakalı muhakkak birçok çalışma yapılacaktır.
      Bugün dünyanın muhtelif belde, kit’a ve iklimlerinde Bediüzzaman ve eserleriyle alakalı çok sayıda çalışmalar yapılmaktadır.
      Bediüzzaman ve Nur Risaleleri, asrımızın ve çağımızın muazzam bir hadisesidir. Bu hadise İslamiyet’in nurudur, Kur’an’ın nurudur. Nur şaheserleri Anadolu’nun ve Müslüman Türkiye’nin mübarek mahsulüdür ve meyvesidir.

      Nurlar, bu şehitler Anadolusunun bağrından fışkırmıştır. Muhakkak bu ülkenin mektepleri ve üniversiteleri, bu Kur’an hakikatlerine, onun aziz müellifinin hayatına, hatıralarına ve kudsi davasına eğileceklerdir. Bu sonsuz bahr-i ummanda mutlaka tezler, doktoralar yapılacaktır. Bu büyük gelişmenin belirtileri; doğacak ve cihanı aydınlatacak şems-i tabanın nurlu ışıkları ufukta gözükmektedir.
      Bizler de “ Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlatıyor ” çalışmalarımızla, bu mukaddes ve ulvi gayenin mensuplarına malzeme taşımakla meşgulüz.

      Bu hissimizi şu mısralar ne güzel ifade etmektedir:
      Biz bir yıkık değirmeni kır yıl bekleriz,
      Vefakarlık denilen ulvi seciyeden nasip almak için…
      On dokuzuncu asrın sonlarında yaşayan Sadrazam Çorlulu Ali Paşa’nın torunlarından ve İkinci Sultan Abdulhamid Han’ın devlet edemlarından Mahmud Celaleddin Paşa, Tarihçiler için şu gerçeği ifade etmektedir:
      “Müverrih müstakim olmak gerekir akl-ü naklinde, o suret zapt-ı tarih etmenin esasıdır.”
      Müstakim olmak, yani istikamet sahibi olarak doğru yol üzerinde bulunmak bizim emelimizdir. Namazlarımızdaki ve niyazlarımızdaki ebedi dileğimiz, sırat-ı müstakimdir, yani doğru yoldur. Yine ulvi ve doğru hakikati, Süleyman Nazif’in babası Diyarbakırlı Said Paşa şöyle dile getirmektedir:

      Sen usandırma eli, el de usandırmaz seni,
      Müstakim ol, Hz. Allah utandırmaz seni….
      Nur Üstad Bediüzzaman Said Nursi üzerindeki çalışma, gayret ve sevdamız, sönmeden devam etmektedir. Yeni çalışmalarımız dua ve alaka beklemektedir.
      Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlatıyor serisini beşinci halkasıyla sizleri baş başa bırakmanın saadeti içinde Allah’a emanet olunuz sevgili dostlar.
       
      Necmeddin Şahiner
      2006 Gaziantep
       
      Hidamat-ı Mebruke son şahitler
      Abdullah battal
      Abdullah çayırlı
      Abdunnur sezgin
      Abdülmecid ünlükul (Nursi)
      Ahmed Avşar
      Ahmed çıtak
      Ahmed Hamdi savlı
      Ali Nihat tarlan
      Ali rıza hakses
      Ali rıza muhlis
      Alime hanım nursi
      Asaf konsolitçi
      Aşık ömer inan
      Bekir sadak
      Cemal çopur
      Dursun kutlu
      Hacı şekip Rusçuklu
      Hasan Ragıp başer
      Hoca Tahsin efendi
      Hüseyin çağdır
      Hüseyin kileci
      Haydar Gündüzalp
      İ. Hakkı Konyalı
      İbrahim sadullah nutku
      İsmail hakkı zeyrek
      Kerem Avşar
      m. ali çalım
      mehmed hamid güven
      mehmed kayalar
      mehmed us
      Milaslı Dr. İsmail Hakkı
      Mustafa Selçuk dalyancı
      Münir Süleyman çapanoğlu
      Nail papatya
      Prof. Dr. Nevzat Yalçıntay
      Rasih Bayhan
      Said şamil
      Selahaddin kaplan
      Salih keramet Nigar
      Seyyid ali fındıki
      Sümmed cezeri
      Süleyman ayaz
      Süleyman çağan
      Şaban akdağ (Vahşi Şaban)
      Şeyh hayatü’l-Harrani
      Şeyh Muhammed Beşir
      Tahsin Uzer
      Tevfik demiroğlu
      Tevfik Gerçeker
      Tevfik ileri Veli Tola

      Son Şahitler 5
      Necmeddin Şahiner
       
       
      BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’YLE İLGİLİ NOTLAR VE DEĞERLENDİRMELER
       
      Daima birlik-beraberlik isteyen Bediüzzaman
      Nursi-kürdi
      Doğudan doğan nur
      Üstad geldi! Seyda geldi!
      Nuriye Nursi hanımın köyü: bilkan
      Seherde uyananların beldesi: Huzan
      Cihan harbinde albay
      Cephelerde yazılan tefsir: İşaratü’l-İ’caz
      Şahid Habib’in aziz hatırası
      Medresetü’z-Zehra
      Bediüzzaman: gurbet
      Altıncı mektup: gurbet mektubu
      Katran
      Çam
      Sanki Yedim camii
       
       
                  ÖNSÖZ
       
      Sebeb-i hidayetim…
      Vesile-i necatım…
      Üstad-ı alemdarım…
      “Yine bir şey yaptım, diyemem hatırana!”
       
      Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur şaheserleri ve Nur talebeleri henüz gerekli araştırmalar yapılarak yeteri kadar değerlendirilebilmiş bir mesele değildir. Bu mesele uçsuz bucaksız bir deryadır.
      Gelecek zamanlarda bu meseleyle alakalı muhakkak birçok çalışma yapılacaktır.
      Bugün dünyanın muhtelif belde, kit’a ve iklimlerinde Bediüzzaman ve eserleriyle alakalı çok sayıda çalışmalar yapılmaktadır.
      Bediüzzaman ve Nur Risaleleri, asrımızın ve çağımızın muazzam bir hadisesidir. Bu hadise İslamiyet’in nurudur, Kur’an’ın nurudur. Nur şaheserleri Anadolu’nun ve Müslüman Türkiye’nin mübarek mahsulüdür ve meyvesidir.
      Nurlar, bu şehitler Anadolusunun bağrından fışkırmıştır. Muhakkak bu ülkenin mektepleri ve üniversiteleri, bu Kur’an hakikatlerine, onun aziz müellifinin hayatına, hatıralarına ve kudsi davasına eğileceklerdir. Bu sonsuz bahr-i ummanda mutlaka tezler, doktoralar yapılacaktır. Bu büyük gelişmenin belirtileri; doğacak ve cihanı aydınlatacak şems-i tabanın nurlu ışıkları ufukta gözükmektedir.
      Bizler de “ Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlatıyor ” çalışmalarımızla, bu mukaddes ve ulvi gayenin mensuplarına malzeme taşımakla meşgulüz.

      Bu hissimizi şu mısralar ne güzel ifade etmektedir:
      Biz bir yıkık değirmeni kır yıl bekleriz,
      Vefakarlık denilen ulvi seciyeden nasip almak için…
      On dokuzuncu asrın sonlarında yaşayan Sadrazam Çorlulu Ali Paşa’nın torunlarından ve İkinci Sultan Abdulhamid Han’ın devlet adamlarından Mahmud Celaleddin Paşa, Tarihçiler için şu gerçeği ifade etmektedir:
      “Müverrih müstakim olmak gerekir akl-ü naklinde, o suret zapt-ı tarih etmenin esasıdır.”
      Müstakim olmak, yani istikamet sahibi olarak doğru yol üzerinde bulunmak bizim emelimizdir. Namazlarımızdaki ve niyazlarımızdaki ebedi dileğimiz, sırat-ı müstakimdir, yani doğru yoldur. Yine ulvi ve doğru hakikati, Süleyman Nazif’in babası Diyarbakırlı Said Paşa şöyle dile getirmektedir:
      Sen usandırma eli, el de usandırmaz seni,
      Müstakim ol, Hz. Allah utandırmaz seni….
      Nur Üstad Bediüzzaman Said Nursi üzerindeki çalışma, gayret ve sevdamız, sönmeden devam etmektedir. Yeni çalışmalarımız dua ve alaka beklemektedir.
      Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi’yi Anlatıyor serisini beşinci halkasıyla sizleri baş başa bırakmanın saadeti içinde Allah’a emanet olunuz sevgili dostlar.
       
      Necmeddin Şahiner
      2006 Gaziantep
       
      Hidamat-ı Mebruke son şahitler
      Abdullah battal
      Abdullah çayırlı
      Abdunnur sezgin
      Abdülmecid ünlükul (Nursi)
      Ahmed Avşar
      Ahmed çıtak
      Ahmed Hamdi savlı
      Ali Nihat tarlan
      Ali rıza hakses
      Ali rıza muhlis
      Alime hanım nursi
      Asaf konsolitçi
      Aşık ömer inan
      Bekir sadak
      Cemal çopur
      Dursun kutlu
      Hacı şekip Rusçuklu
      Hasan Ragıp başer
      Hoca Tahsin efendi
      Hüseyin çağdır
      Hüseyin kileci
      Haydar Gündüzalp
      İ. Hakkı Konyalı
      İbrahim sadullah nutku
      İsmail hakkı zeyrek
      Kerem Avşar
      m. ali çalım
      mehmed hamid güven
      mehmed kayalar
      mehmed us
      Milaslı Dr. İsmail Hakkı
      Mustafa Selçuk dalyancı
      Münir Süleyman çapanoğlu
      Nail papatya
      Prof. Dr. Nevzat Yalçıntay
      Rasih Bayhan
      Said şamil
      Selahaddin kaplan
      Salih keramet Nigar
      Seyyid ali fındıki
      Sümmed cezeri
      Süleyman ayaz
      Süleyman çağan
      Şaban akdağ (Vahşi Şaban)
      Şeyh hayatü’l-Harrani
      Şeyh Muhammed Beşir
      Tahsin Uzer
      Tevfik demiroğlu
      Tevfik Gerçeker
      Tevfik ileri Veli Tola
       
       
      Son Şahitler 6
      Necmeddin Şahiner
       
      Abdurrahman şeref güzelyazıcı
      abdurrahman şeref laç
      abdülmeced belli
      ahmed faik arslantürkoğlu
      ahmed feyzi kul
      ahmed remzi hatip (atak)
      asaf gördük
      av. Bekir berk
      celal yardımca
      Cemil Meriç
      cevad refat atilhan
      dr. Mustafa oruç (ramazanoğlu)
      hıfzı bayramoğlu
      İlhami soysal
      m. raif gen
      mehmed akif Ersoy
      molla fethullah (hasbi)
      Mustafa birlik
      Necati akkoyun
      ord. Prof. Dr. ali fuad başgil
      ord. Prof. Dr. fahreddin kerim Gökay
      ömer  ferid kam
      prof. Dr. Muhammed sabir
      prof. Dr. Süleyman yalçın
      prof. dr. şerif mardin
      bedreddin yüksel
      Süleyman aslan
      Tahsin Tandoğan
      Vasfiye ileri
      Veysel karani çiçek
      MAKALELER
      Akdamar adası
      Karaca ahmed sultan
      Meşihat ne zaman yandı
      Müderrisler cemiyeti ve bediüzzaman
      Otuz bir mart isyanı ve bediüzzaman



       
      Nesil Yayınları Necmettin Şahiner Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi yi Anlatıyor serisi adlı kitabı incele dininiz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789754082357
      MarkaNesil Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789754082357
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.