• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. Sürat kargo ile çıkış yapmıyoruz.

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Tam Namaz Hocası, Mustafa Necati Bursalı

      Tam Namaz Hocası, Mustafa Necati Bursalı
      Görsel 1
      Fiyat:
      16,00 TL
      İndirimli Fiyat (%43,8) :
      9,00 TL
      Kazancınız 7,00 TL
      9.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde
      Haber Ver

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      2.Hamur, Kod B01, 512 Sayfa, Karton Cilt
      25,00 TL
      14,00 TL
      %44
      2.Hamur, Karton Kapak, 192 Sayfa
      7,50 TL
      4,50 TL
      %40
      64 sayfa, 12x16 cm. Çanta boy
      5,00 TL
      2,50 TL
      %50
            Stoktan kargo

      Kitap               Tam Namaz Hocası
      Yazar              Mustafa Necati Bursalı
      Yayınevi          Gayem Yayınları
      Etiket Fiyatı     16,00 TL 
      Kağıt - Cilt       2. Hamur  - Ciltli
      Sayfa - Ebat    584 Sayfa - 13.5x19.5 cm 
      Yayın Yılı         2011
      ISBN                9786056260209
       
      Gayem yayınları, Mustafa Necati Bursalıt arafından yazılan Tam Namaz Hocası adlı kitabı incelemektesiniz.
      Tam Namaz Hocası kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartlarıbilgiyi aşağıda geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı.Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1,2
       

       
           Gençler İçin Muhtasar İlmihal Tam Namaz Hocası
                          tam namaz hocası
       


                 ÖNSÖZ

      Rabbimin mübarek ismini anarak ve onun yardımını dileyerek bu esere başlıyorum.
       
      Ey Kerîm, ey cömert Rabbim! Sana hamd eder, her işimde Senden yardım dilerim. Kere­minle benim kırık dökük sözlerimi gönül uyarıcı ve rızana erdirici eyle. Beni bâtıl söz söylemekten koru. Kuluna Sen meded etmez, onu nefsi ile başbaşa bırakırsan ayağı kayar yolunu şaşırır ve helake uğrar.
       
      "(Allah'ım) ancak sana ibadet (kulluk) ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimetlerine erdirdiğin kimselerin yoluna eriştir, hışmına uğrayanların ve sapıtmışların yoluna değil."
       
      Salât ve selâm, iyiliklerin kaynağı, vefa'nın ocağı, yaratılmışların en hayırlısı ve Allah'ın sevgilisi Cenâb-ı Muhammed Mustafa'ya, onun âl ve ashabı üzerine olsun. İnsanı Allah yaratmıştır, insan tekrar ona dönecek ve sadece onun dilediği olacaktır. Cihan­da en büyük devlet, Allah'a kul olmak ve Rabbini bilmektir. Kulluk ve ibadetin en camialısı ise na­mazdır. O kadar ki, bir bedene baş ne ise, müslüman için de namaz odur.
       
      Zengin fakir, sağlam, hasta, yolcu, mukim, kadın, erkek her müslümana namaz farzdır, Yine namaz kılmayı ve ibadet etmeyi bilecek ka­dar ilim öğrenmek de kadın erkek her îman sa­hibine bir farizedir. Bunu ihmal etmek insanın felâketidir.
       
      Zamanımızda insanların dünyalara sığmaz derdi var. Fakat asıl büyük dert, yaradılışının gayesini bilememe ve kulluk edememe felâketidir. İnsan başıboş bırakıldığını zannediyor. Öyle değil, her şeyin bir hesabı var. Ve Allah Azze ve Celle buyuruyor: "Ey insan! O Kerim Rabbine karşı seni alda­tan ne?"  - İnfitar: 6
       
      Evet: Gam seline değirmen olmakta mânâ yok. Kul olmakta, Rabbinin emrine baş eğmekte zevk u safâlar var. Bir Müslüman için namazın terki asla düşünülemez. Çünkü namaz, îman burcunun bayrağı, insan memleketinin şerefi, gözün ve gönlün saadet nurudur. Allah Teâlâ'nın huzuruna çıkma devleti onunla elde edilir. Namaz, ömrün nizamı ve temizliğin mizanıdır. İnsanı hem maddî kirlerden ve hem manevî kirlerden temizler.
       
      Namaz, kalbe safa verir. Hayat onunla güzel olur. Onunla ilâhî huzura erilir. Güçlükler onunla aşılır. Namaz, kulun başında Allah'ın rahmet gölgesidir. Namazla belâlar defedilir. Namazla yüksek tecellilere erilir. Çünkü namaz, vuslatın ana caddesi, Allah'a ermenin vesikası, mü'minlerin saadet ve felah pusulasıdır. Her Peygamber kendi ümmetine namazla emretmiş, zaman mekân boyunca îmanlı alınlar secdelere kapanmıştır. İnsanın yüzü hayatında iken kıbleye dönmelidir. Ölmüş adamın yüzünü kıbleye döndürmek ona bir fayda vermez.
       
      Kerîm Mabudumuz buyuruyor ki:
      "Ey îman edenler, sabırla ve namazla Allah'dan yardım isteyin. Muhakkak Allah'ın yardımı sabredenlerle beraberdir.'(2)
       
      Sabırsız, sebatsız insanın eline nedametten başka bir şey geçmez. İbadetler sabırla başarılır, günah ve haramlardan kaçmaya da yine sabır gerekir. Demek ki Allah'ın yardımına mazhar olmak için namaz ve sabır yolu tutulacaktır.
      Kur'ân-ı Kerîm ibret nazarlarımıza nice hik­metler sunmaktadır. Kur'ân haber veriyor ki: Hak dostu Hazret-i İbrahim:
      "- Ey Rabbim! Beni namaza müdavim kıl. Zürriyetimden de (öyle kimseler yarat)"(3)
       
      Diye duâ etmiş, Hazret-i Lokman oğluna: "Ey Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl!" öğüdünde bulunmuş; Ve Allahü Teâlâ, Hazret-i Musa'ya daha ilk vahyinde:
      "- Muhakkak Allah benim, ben! Benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana ibadet et! Ve beni anmak için namaz kıl!'  (4)

      2)  Bakara: 153
      3)  İbrahim: 40
      4)  Tâ-Hâ: 14
         
      demiştir. Hz. İsa beşikte ve anne kucağında mu­cize olarak konuştuğunda, herkesi hayrette bırakan bir lisanla şu incileri saçmıştır:
      "- Ben, gerçekten Allah'ın kuluyum. Bana ki­tap verdi ve beni Peygamber yaptı. Beni her ne­rede olursam mübarek kıldı. Bana hayatta bu­lunduğum müddetçe namaz (kılmam) ı, zekâtı (vermek) i emretti.,,(5)

      Cenabı Hak, Resül-i zişanına da şöyle buyur­muştur:
      "(Ey Resulüm), ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle."(6)
      Bütün bunlar namazın ne kadar mühim ve kıymetli bir ibadet olduğunu göstermektedir. Na­maz, îmandan sonra gelen en büyük ibadettir. Namazın ecir ve mükâfatını kimseler hakkıyla anlatamaz. Namazı terk etmenin cezası da o nisbette büyüktür.      tam namaz hocası
        
      Resûl-i Ekrem (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) efendimiz buyuruyorlar ki: "- Kıyamet günü ilk yüzleri kararacak olan­lar, namazı terkedenlerdir. Cehennem'de "Lemlem" adında bir vadi vardır. Burası yılanlarla doludur. Her yılanın ensesinin

      5)  Meryem: 31
      6)  Tâ-Hâ: 132
       
      kalınlığı devenin boynu gibidir. Uzunluğu ise bir aylık yol kadardır.
      Bu yılan namaz kılmayan (kimseleri) sokup zehirler. Zehiri, yetmiş yıl insan vücudunda kay­nar durur. Sonra eti pişer ve birbirinden ayrılır."(7)
      Müslüman olduğu halde tembellik sebebiyle namazı kılmayanlar ve işi hep yarına bırakanlar pek çoktur. Hep yarın yaparız, yarın yaparız de­mektedirler. Bilmezler ki yarının da bir yarını vardır ve bir gün o yarınlar tükeniverir.
       
      Nihayetsiz kudret ve sonsuz rahmet sahibi olan Allah ferman ediyor ve buyuruyor ki:
      "- Namazıdosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin.,,(8)
      Bu emir, herhangi bir kimsenin değil, âlemlerin rabbinin ve din gününün Mâlikinin fermanıdır. Artık nasıl olur ki, kul pâdişâha is­yan eder?..
      Şunu hemen ifâde edelim ki: Namaz, hiçbir vakit ve hiçbir vesile ile terkedilemez. Müslü­man, her hâl-ü kârda namaza devamlı olacak, hattâ kendisine ölüm gelinceye kadar bu hâlini muhafaza edecektir. Çünkü namaz, îman borcu nun indirilmez bayrağı, Allah huzuruna çıkma devleti, mü'minin miracı, müttakîlerin göz aydınlığıdır.
        
      7)  îslâmda Helâller ve Haramlar, İbn Hacer el-Heytemi.
      8)  Bakara: 43

      *

      Peygamberler Peygamberinin mübarek lisaniyle: ''Namaz dinin direğidir."
       
      Namazda on haslet vardır:
       
      *   Yüzün zineti (süsü),
      *   Kalbin nuru,
      *   Bedenin rahatı,
      *   Kabrin yoldaşı,
      *   Rahmetin inmesi,
      *   Göğün anahtarı,
      *   Mizanın ağırlığı,
      *   Rabbin rızâsı,
      *   Cennetin behâsı.
      *   Cehennem ateşine (karşı) perdedir.
       
      Namazı vaktinde tastamam kılan kimse, dini gereği gibi ayakta tutmuş; onu terkeden, dinini yıkmıştır." (9)

      Din kazma ile kürekle yıkılmaz, ancak men­suplarının ihmali ile elden gider. Niceye bir ya­nayım ki bazı kimseler bunun şuurunda değildir.

      9) Münebbihat.

      Dünya, insanımızı değirmeninde öğütmekte ve asrın fitnesi asıl gayemizi unutturmaktadır.
      Hakka dönün insanlar, yakın büyük fırtına,
      Dünya bunca çılgını bindirir mi sırtına?
      Hesapsızlığın cezası pek çetindir. Kıyamet günü kişinin ilk hesabı namazdan olacaktır. Eğer namazı tamam ise diğer hesapları da kolay görülecek, namaz hususu noksan olanlar bir kurtuluş yolu bulamayacaklardır.
      Namaz,İslâm'ın temel taşlarından birisidir. İslam'ın binası bu temeller üzerinde yükselmektedir. Bu sebeple namazın hafife alınması ve terki pek büyük bir günahtır. Hiçbir mazeretle namazı terk caiz olmadığı gibi, tehir edilmesi dahi kişiyi vebal altına sokar ve onun kurtuluş ümidi olmaz.

      Namaz hususunda bu kadar durmamız elbet boşa değil. Kâinatın Nuru ve Allah'ın Aziz Pey­gamberi, kendi mübarek kızlarına hitaben bu­yurdular ki:
       
      "- Yâ Fâtıma! Ben Muhammed'in kızıyım diyerek, sakın namazını terketme! Zira beni Hak Peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ede­rim ki, beş vakit namazını vaktinde kılmadıkça, asla cennete giremezsin."(10)  10) Mecalis, Abdüllâtif Efendi.
      O Hazret-i Fâtıma ki, melekler onun başında kanat çırpıyor, gözünün yaşı secdegâhını ıslatıyordu. O Fâtıma ki, Cennet kadınlarının efendisi ve bu ümmetin şeref tacıydı. Geceler boyu melekler onun zikrini dinler, Huriler ona hayran kalırdı. Kur'ân okuduğu zaman yüreği yavru kuşlar gibi çırpınır, Rabbinin maka­mından korkar, gözünün yaşı hiç kurumazdı.
       
      Öyleydi de, Cenâb-ı Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem, onu her zaman namaz için teşvik buyururlardı. Aslında Hz. Fâtıma (r.a) bir vakit namazını bile terk etmemişti. Öyle bir inci sultanın Haktan yüz çevirmesi düşünülemez. Peygamberler Peygamberi, onun şahsında bize demek istiyor ki: "Sakın namazı terketmeyin. Namazı terketmeyin. Namazı hafife alır onu vak­tinde eda etmezseniz Allah'ın himayesi üzeri­nizden kalkar ve cennet yolları yüzünüze ka­panır." Ne yazık, ne yazık ki, müslüman olduğu halde namaz kılmayanların sayısı hiç de az değildir. Yine bir çoğu da "Sen benim kalbime bak!" demekle teselli bulmaktadırlar. Bu gibi hareketler ancak şeytanı sevindirir ve ileride in­sanın başına büyük belâlar getirir. Kur'ân-ı Kerîm bize haber veriyor ki, cennet ehli, cehennemdekilere hallerini sual ederek diyecekler ki:
       
      "Sizi Cehenneme sokan hal nedir?"(11) Müddesir 42
       
      Yani ne gibi bir günah işlediniz ki, bu ateş yurduna düştünüz? O ateş diyarındaki mücrimler, bu belâya ve bu azaba düşmelerine dört şeyin sebep olduğunu beyan ederek şu cevabı vereceklerdir:
       
      "- Biz namaz kılanlardan değildik"(12)

      Demek ki cehenneme götürücü günahların başında namazın terk ve inkârı gelmektedir.
      Bilelim ki Yüce Rabbimiz, sevdiği ve razı olduğu şeyi kullarına emretmiştir. Namazın ve sâlih amellerin karşılığı, Allah'ın rızâsı ve Cen­netidir. Yine kıyamet günü kişinin ilk hesabı na­mazdan olacaktır. Kişiye kimin oğlusun diye sor­mayacaklar, fakat ne getirdin diyeceklerdir...
       
      Ah bilmem ki daha ne diyeyim?
      Zikir, şükür, sena yok. Fakat güç yetmez lâfta,
      Seni niçin görmem bir gün olsun şu safta?:.
       
      Ey iyi insan! Ölüm geceleriyle sarsılacağın ve mezarın kumuna batacağın gün gelmeden na­maz hususundaki noksanlarını tamamla. İşi yarına atma, yarın çok geç olabilir. Ecel arkan­da, mezar önündedir. Böyleyken, nasıl yarınından emin olabilirsin? Nebileri, velîleri, sıddıkları, o şanlı erleri görmez misin ki, mihrap kenarındaki mumlar gibi Hak huzurunda bellerini bükmüşler ve nice bin dert ile yanmışlardır. Dünya ve içindekiler fanidir, seni aldat­masın. Ahiret tükenmez ve sonu gelmez bir

      12) Müddesir: 43
       
       ülkedir, sana uzak gibi görünmesin. Seni âhirette kurtaracak bir şeyin yoksa, dünyalara mâlik olsan sevinme. Sen her nefes kabir gölüne akmaktasın. Geride kaç nefesin kaldı onu da bil­miyorsun.
      Namazkılan felah bulmuştur. Çünkü insan memleketinin şerefi onunladır. Cennet ve dîdâr neş'eleri, Allah'ın huzuruna çıkma devleti de yine onunla.
      Varlığın sebebi olan Cenâb-ı Peygamber Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem ümmetine vasiyet ede­rek buyurdu ki:
       
      "- Allah'dan korkun, beş vakit namazınızı kılın, ramazan ayı oruç tutun, malınızın zekâtını verin, başınızda bulunan âmirlere itaat edin. (Böyle yaparsanız) Rabbinizin cennetine girersiniz»(13)
       
      13) Câmiüs-Sağîr.
       
      Yine Rahmet Nebi bir gün, etrafında halkalanan kimselere dediler ki: "- Altı hususta bana söz verin, ben de sizin cennete girmenize kefil olayım."
      Sahabîler sordu: - Ey Allah'ın Resulü, onlar nelerdir?

      Buyurdular ki:
      "Namaz, zekât ve emânet(e riâyet), ırz(ı zinadan) mide(yi haram lokmadan) dil(i kötü sözlerden korumak)tır."(14)

      Evet: Namaz cennet meyvesi, didar neş'esi ve mü'min gözlerin nuru, yüzlerin ilâhi parıltısıdır. Namaz, güzel meleklerin safında yer al­maktır. Zira, meleklerin kimi kıyamda, kimi rükûda, kimi de secde halindedir. Bir rekâtlık namazda bütün bunlar mevcuttur. Ve yine namazın: "Kıyam, rükû, secde, otur­ma" şekli insanın "gençlik, ihtiyarlık, toprağa kapanış, ölüm oturuşu" devirlerini hatırlatır. Kul ömrünün her mevsiminde Rabbi ile beraber­dir. Rabbinin rahmet ve mağfireti de onurdadır. Ayrılık kayasını aradan çıkarmak ve Cenâb-ı Hakka yakın olmak devleti böyle elde edilir. Tem­bel kimselerin menzile varmaları düşünülemez.  mustafa necati bursalı namaz hocası

      14) Feyz'ül-Kadir.
       
      Onların eline sadece nedamet geçer. Bir gün, bir adam Nebiyy-i Zîşan efendimizin mübarek huzuruna geldi ve: 
      - Ey Allah'ın Resulü, dedi, bana (öyle) bir amel öğret ki, onu yaptığım zaman cennete gi­reyim!

      Rahmet Nebi, Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
      "- Ne kadar işkence görsen, hatta yakılsan bile Allah'a ortak koşma. Servetini mahvetseler de anne babana itaat et. Namazı da (sakın) kasten terketme, zira namazı kasten terkeden, Al­lah'ın emânından uzaklaşır."(15)

      İşte namaz bu kadar mühim. İki cihanda da felah namazla, kurtuluş ve saadet yine namazla, küfür karanlığından ve kötülüklerden uzak kalış da namazladır. Namazlarını tam ve tekmil kılanlara Allah Teâlâ'nın vadi vardır. Allah'dan daha doğru sözlü kimdir ki?
      Nihayetsiz Kudret Sahibi ve Din gününün Mâliki olan Yüce Allah buyuruyor: "Mü'minler muhakkak felah bulmuşlardır. Onlar ki, namazlarında huşu sahibidirler.
      * Onlar ki, boş (sözden) ve faydasız işten yüz çevirirler.
       
      15) Münebbihat.

      *  Onlar ki, zekâtlarını verirler.
      *  Onlar ki, ırzlarını korurlar.
      *  Ancak zevcelerine ve sahip oldukları cariye­lerine karşı münasebetleri müstesnadır. Çünkü bunlar kınanmazlar.
      *  Artık kim de bundan ötesini ararsa, işte on­lar mütecavizlerin tâ kendisidirler.
      *  Onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze ri­ayet ederler.
      *  Onlar ki, namazlarına devam ederler.
      *  İşte onlar, vârislerin tâ kendileridir.
      Onlar Firdevs Cennetine vâris olacaklar; onlar burada ebedî kalacaklardır."  Mü'minun: 1-9
       
       Dikkat edilirse, bu mübarek âyetlerin hem başında hem sonunda namaz zikredilmekte ve "Onlar, namazlarına devam ederler." buyurulmaktadır.  gayem yayınları namaz hocası
       
      Yine Kur'ân'da mü'minlerin sıfatları sayılırken "(Mü'minler) Onlardır ki namazı dos­doğru kılarlar, kendilerine rızk olarak ver­diğimizden (Allah yolunda) harcarlar. İşte onlar gerçek mü'minlerin ta kendileri­dir. Rableri katında dereceler, yarlığınma ve sayısı bitmez, müddeti tükenmez rızk hep on-larındır."(17)
       
      Görülüyor ki, Allah'ın rızâsına, bitmez tükenmez nimetlere, af ve mağfirete mazhar ola­cak gerçek mü'minler namazlarını dosdoğru kılanlardır. Elbet namazı kılan bir mü'min diğer vecibeleri ihmal edecek değildir. Namazların her rekatında okuduğu Fâtiha'da: "Bizi doğru yola ilet!"
      Diye Rabbine duâ eden kimse, artık nasıl olur ki fenalığın seline kendisini atar. Evet: Namaz, fenalıkların arasına çekilmiş bir seddir. Na­mazın terki, aradaki o şeddin yıkılması demek­tir. Bir kere o set yıkıldımı artık bütün kötülükler kişinin gözünü ve gönlünü işgal eder. Duru vic­danlar şeytanın yaylası hâline gelir ki, insan için bundan büyük hüsran olmaz.
      Nihayetsiz mülkün seyyidi ve Kevser Havuzu­nun sahibi Cenâb-ı Peygamber bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
       
      17) Enfal: 3-4.
       
      "- Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk vardır.,,(18)
       
      .. İmam  Tirmizî'nin  rivayetinde  de  varlığın nuru:
       
      "Kul ile küfür arasında namazı terketmek vardır." buyurmuştur.
       
      Namazsız bir insan tıpkı kâfirlerin hal ve tavrını aksettirdiğinden onlara benzetiliyor. Çünkü kâfir de yüzünü kıbleye dönmez. Yine kasden ve ilerde kaza etmeyeceğini niyet ederek namazı terkeden, ve namazın farziyetini kabul etmeyen kimse zaten kâfir olur. Demek ki Müslüman olduğu halde namazı terkedenler ateş deryalarının kenarında gezini­yorlar. Tehlike büyük. Sanki küfürle îman şeddi üzerindesin. O set yıkılıverdi mi senin felâketin başlayacaktır.

      Cenâb-ı Hak bir kudsî hadiste Resûl-i Zîşanına şöyle buyurdu:

       "namazı farz kıldım ve onlara devam edip vaktinde kılanları cennete koymayı kendi kendime ahdet- tim." (19)
       
      Namaz hususunda epeyce söz ettik, belki sizi usandırdım. Fakat îmandan sonra en makbul amel namazdır. Öyledir de en çok ihmal edilen de odur. Evlerimizde ak saçlı dedeler, nur yüzlü nineler namaz kılar, torunlar yüzünü kıbleye dönmez. Böyle gecenin hayırlı bir sabahı olur mu?
       
      Evet:
       
      Son Nebi tek kılavuz, uyarsın başka kime?
      Ondan ayrılan gider ateşten bir iklime!
       
      Bu kitap , ona uymanın ve onun sünneti üzere ibadet etmenin yollarını gösterecektir. Hepimizin nice noksanı var. Noksandan berî olan ancak Cenâb-ı Hak'tır. Yüce Yaratıcımız bir kulunun
      19) Sünen Ebî Dâvûd: 1/117
       
      hayrını murad ederse onu dinde fakih kılar. Kul isteyecek, Allah Azze ve Celle de verecektir. Ku­laklar ezanda, dudaklar Allah'ın zikrinde, gönüller ilâhî ma'rifet ikliminde olacaktır. Müslümanm başka yerlerde kendisine hayat ve huzur araması beyhudedir.
       
      Duamız Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'ın niyazı gibi olsun:
      "Ey Rabbim! Beni, namaza müdavim kıl. Zürriyetimden de (öyle kimseler yarat)"
       
      Ve Kur'ân-ı Kerîm'den bir başka duâ:
       
      "- Ey Rabbimiz! Bize verdiğin hidâyetten son­ra kalblerimizi saptırma! Senin tarafından bize bir rahmet ihsan eyle. Çünkü çok bağışlayan an­cak sensin."(20)  Al-i İmran 8
       
      Şu mübarek duâ da Resûl-i Ekrem efendimi­zin:

      "Allah'ım! Senden rahmet ve mağfiretini ge­rektiren şeyleri, her günahtan selâmeti, her sev-ab ve iyiliğin çoğunu, Cennetle zafer bulmayı ve ateşten (cehennemden) kurtulmayı isterim.
      ((21Riyazüs Salihin )
       
      Gayret bizden, tevfik ve inayet Yüce Allah'tan.
      Cehalet boyunlarda zehirden beter yumak, Bunun tek çaresi var: Hak ismiyle okumak!
       
      O halde hem okuyalım, hem okutalım ki, iki âlemin de saadeti bizim olsun. (  Tam Namaz Hocası kitap , Namaz Hocası kitabı , Mustafa Necati Bursalı namaz hocası , namaz hocası kitabı , resimli namaz bilgileri )
       
      Mustafa Necati Bursalı
        
       
       
       
      Gayem yayınları, Mustafa Necati Bursalıtarafından yazılan Tam Namaz Hocası adlı kitabı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786056260209
      MarkaGayem Yayınevi
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9786056260209
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.