• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Tenbihül Gafilin Bostanül Arifin

      Tenbihül Gafilin Bostanül Arifin
      Tenbihül Gafilin Bostanül Arifin
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      100,00 TL
      İndirimli Fiyat (%55) :
      45,00 TL
      Kazancınız 55,00 TL
      45.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Şamua, Lüks Bez Cilt, 672 Sayfa
      60,00 TL
      32,00 TL
      %46,7
               Stoktan Kargo
        
      Kitap              Tenbihül Gafilin Bostanül Arifin
      Yazar             Ebü'l Leys Semerkandi
      Tercüme         Abdulkadir Akçiçek
      Yayınevi         Bedir Yayınevi
      Etiket Fiyatı    100 TL
      Kağıt - Cilt      2.Hamur - Ciltli
      Sayfa - Ebat   1016 - 16,5x24 cm
      Yayın Yılı        2014
      ISBN               9789758514369

       
       
      Ebül Leys Semerkandi nin Tenbihü'l Gafilin Bostanül Arifin adlı kitabı nı incelemektesiniz.
      Bedir Yayınevi Ebül Leys Semerkandi Tenbihül Gafilin Bostanül Arifin adlı kitap hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

        
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2
       
      Tenbihül Gafilin Bostanül Arifin
       Ebü'l Leys Semerkandi
       
      BEDİR YAYINLARI
       
      Tenbihü'l Gâfilin ve Bostanü'l Ârifin kitapları takriben 1000 yıldanberi bütün İslâm dünyasında okunup öğretilegelmiş çok mubarek ve faydalı iki irşad ve öğüd kitabıdır. Asırlar boyunca vâizler ve mürşidler milyonlarca Müslümana bu kitaplardan dersler vermişler; onlara takvâyı, fazileti, dindarlığı, olgun Müslüman olmanın yolunu, Allah korkusunu, Peygamber sevgisini, dünya ve âhiret saadetinin yollarını çok defa bu iki kaynaktan anlatmışlardır.
       
      ESERİ TAKDİM
       
      Ömer KİRAZLI
       
      İLÂHÎ NİZAM'da en güzel kıvamda yaradılan İNSAN, hayat­ta en güzel başarıya da ermelidir.
       
      O eriş, Kâinatı YARADAN'm rızâsına uygun yaşayıştır... Huzur ve baka böyle temin edilir; ölümsüzlük de budur...
       
      Buna yükselmenin beş basamağı vardır:
      İLÂHÎ TEVFİK,
      Kuvvetli iman,
      Faydalı ilim,
      Salih amel,
      Güzel ahlâktır.
      Bunu bilmek, UYANIŞ,
      Bunu yaşamak, DİRİLİŞTİR.
       
       
      Elimizde tuttuğumuz ESER, bu yükseliş basamaklarının bin bir kaynaktan derlenmiş esaslarını ihtiva etmektedir.
       
      O halde bize düşen iş, derhal uyanmak ve ESER'e sarılmaktır.
       
      Mürşid-i kâmil elhac Muhammed Es'ad'ın (K.S.) Niyâzi-i Mısri tahmisinde buyurduğu gibi:
       
      Şeytâna uyma ey civan, lutfeylemez asla yılan,
      Hâb ü tegâfül elverir yol üzre sen artık uyan!
      Rah-ı sevaba ol revan, etme tereddüt bir zeman,
      Sermâye bu yolda heman, teslim olur, huna inan!
      Sıdk ile ALLAH'a dayan! Etmez mi gör, ihsan sana,
       
      Bu eserin cümle cümle tâ'.lîmî (didaktik) olarak beyan ettiği gerçekler, insanoğlunu kurtuluşa erdirmek içindir.
       
      Bu vadide eserlerin bu tertipte olanı pek azdır:
       
      Bir satıra ilişen gözü, ikinci satırın tutması, devam ettikçe, gözü, eserin tutması dolayısiyle, ESERİ, gözün tutması sağlanıyor.
       
      Bu, büyük bir muvaffakıyyettir.
       
      Bu hal mevzuun cazibesine, yazanın itilâsına, tercüme ve ter-tib edenin irfanına delâlettir.
       
      Küçüklükten beri güzel ismini, hikmetli kelâmını, babalarımız­dan ve hocalarımızdan duyduğumuz EBÜ'L-LEYS SEMERKANDİ'nin TENBİHÜ'L-GÂFİLÎN (Gâfillerin uyandırılması) adlı kitabı cid­den bizleri gafletten uyandıracak kuvvettedir,
      Biz de ona uyarak, Hakdan ilham alarak, nefsimiz de içinde ol­mak üzere, bütün İNSANLIĞA şöyle sesleniriz:
       
       
      İNSAN, insan olarak
      Kendini bilmek gerek...
      İSLÂM'a sahip çıkıp,
      Gayriyi silmek gerek...
       
      Ay battı; Gün doğuyor;
      Ne zaman son bulacak?
      Dinlemek ve incelemek.
      Ayağa kalkmak gerek!
       
      Geçirmeyelim bir an!
      Uyan derin uykudan,
      Derin uykudan uyan!
       
      Firenk mukallitliği,
      Mahvetti seciyyeni,
      Taş devri kılıkları,
      Düşürdü seviyyeni.
       
      Ya in! İnsanım, deme.
      Ya çık! İSLÂM'a sarıl!
      Bir ebedî hayat sür,
      İnsanlık şerefini,
       
      Al da BAKÂ'ya götür.
      Kâinatın nizâmı
      Âlemlerin Rabbından
      Olduğunu bilip de,
      Âdetullaha uygun,
      Yolları gözetsen a!
       
      İlim ve terbiyede
      Nefsinden başlıyarak,
      Yakınlarını, bir bir
      Sâdıklarla beraber
      HAKKA ulaştırsan a!
       
      Bekliyor seni RIDVAN
      Uyan derin uykudan!
      Derin uykudan uyan!
       
      Âdem evlâdı bütün,
      Bu gördüğün İnsanlar!
      Devrinde bir eşindir.
      Hilkatte kardeşindir...
      Hakkı tavsiyede, sen,
      Yakınınden başlayıp
      Hizmetine koşarsan,
      Eshab gibi yaşarsan;
      Çok geçmeden görürsün
      Huzura erdiğini...
      Bugünkü imkânlarla
      Feyze büründüğünü...
      Duysun bunu ins ü can,
      Uyan derin uykudan!
      Derin uykudan uyan!
      Adam mı bekliyorsun?
      Raiyyenin çobanı,
      Kendin ADAM olsan a!
      Zemin zaman, an bu an
      Uyan derin uykudan!
      Derin uykudan uyan!

       
      Not: Bu takdim yazısını kaleme alan Ömer Kirazoğlu 1989 yılında Medine-i Münevvere'de dâr-ı fenadan dâr-ı bekaya yürümüştür. Cenâb-ı Hak kabrini Cennet bah­çelerinden bir bahçe eylesin ve Hesap Günü'nde Resûluilah sallallahu aleyhi ve sellemin Livâu'l-Hamd adlı yüce bayrağı altında gölgelendirsin. Merhum birçok caminin ve hayır binalarının mimarı idi, hayli yazıları da neşredilmiştir. İnşaallah bunlar ken­disine sadaka-yı câriye olsun, defter-i a'mali kapanmasın.

       
      ÇOK MÜHİM İKİ ESER
       
      VELİ ERTAN
       
      ( İstanbul Yüksek İslâm Ensti­tüsü Dini Psikoloji, Dini Pe­dagoji ve Eğitim Psikolojisi öğretmeni ve Konya Yüksek islâm Enstitüsü Eski Müdürü)
       
      NASR b. MUHAMMED b. İBRAHİM Es-SEMERKANDÎ'nin eser­leri arasında zikre şayan TENBİHÜ'L-GÂFİLÎN ve onu tamamla­yıcı mâhiyetteki BOSTANÜ'L-'ARİFİN namındaki iki eser bir arada olmak üzere Sayın Abdulkadir AKÇİÇEK tarafından sade ve akıcı bir üslupla dilimize çevrilmiştir.
       
      FAKÎH EBÜ'L-LEYS lakabıyla, ZAHD ve ÂLİM ünvanlarıyle tav­sif edilen müellif, eserinin önsözünde, Kur'an-ı Kerim'den bazı âyet­lerin meallerini vererek, «Şahsiyet sahibi kimselerin yapacağı iş­leri bu kitapta topladım» demektedir.
       
      Oldukça hacimli bulunan eser, münderecat bakımından çok zen­gindir.
       
      İhlas konusu ile başlayan; kabir zorluğu ve şiddeti, kıyamet günü dehşeti ve korkuları; cehennem ehli ve sıfatı, cennet ehli ve sıfatı, Allah'ın rahmeti, umu­lan beklenen, iyiliği emretmek kütülüğü yasak etmek, tevbe, ana-baba hakkı, çocuğun babadaki hakkı, ak­raba ziyareti, komşu hakkı, içkiyi ve yalanı bıraktır­mak, gıybet, koğuculuk, kibir, ihtikar, kahkahalı gül­meği bırakmak, öfkeyi tutmak, dili korumak, hırs ve uzun emel, fakirlerin fazileti, beş vakit namaz, ezan ve kamet, taharet - nezafet, cumanın fazileti, mescidlere hürmet, sadakanın fazileti, sadakanın sahibinden def' edeceği şeyler, ongünlerin fazileti, 'aşura günü, nafile oruç, ayalin nafakaları, köle, câriye, zina, riba, zulme dair, şefkat ve merhamet, Allah korkusu, dua, teşbih, kelime-i tevhid, kur'an'a dair ve ilim ta­lebi gibi; her biri birer bölüm mahiyetinde olan çeşitli konuları ihtiva ettiği göze çarpar.
       
       
      Tenbihül Gafilin ve Bostanül Arifin hemen hemen tamamiyle islâm ahlâkını ilgilendirmektedir. Her bölümde, âyet-i celilelerin ve hadis-i şeriflerin mealleri ile beraber vaaz, nasihat ve hikmetli sözleri muhtevi mükemmel bir ahlâk kitabı mesabesindedir.
       
      Hepinizce bilindiği veçhile, İslâm ahlâkının gayesi, insanı fazi­letli ve olgun yapmaktır. Ahlâki fazilet bizi saadete ve refaha ulaş­tıran bir meziyettir. İslâm, şefkati, merhameti, yardımlaşmayı ve da­yanışmayı esas ittihaz etmiştir.
       
      İslâm Dini, dünya üzerinde büyük bir değişiklik vücuda getir­miş, insana insanlığı öğretmiştir. Hurafattan hakikate, zulmetten nura, sefahetten saadete kavuşturmuştur. İşte böylece, İslâm'ın ışı­ğı altında ahlâk ve medeniyetin şahikasına ulaştırmıştır.
      Tarihlerde gördüğünüz gibi, istiklâl; ahlâk sahibi olan millet­lere mahsustur. Medeniyet ve maarif ancak ahlâk sayesinde doğ­muştur. Her hikmetin başı Allah korkusudur.
       
      İstiklâl Marşı şâiri Safahat'ında:
       
      Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır,
      Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
      Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfa Yezdan'ın,
      Ne irfanın kalır tesiri kat'iyyen ne vicdanın.
       
      mısraları ile Allah korkusunu ne güzel dile getirmiştir. Dinden maksad, güzel ahlâktır.
      İslâm Dininde ahlâki emirlerin hemen hepsi iman ile mümkün­dür.
       
      Yine Mehmed Akif'in dediği gibi:
       
      İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.
       
      Hazret-i Âişe'ye (r.a.) Peygamberimizin ahlâkının nasıl oldu­ğu sorulduğu vakit: «Onun ahlâkı, Kur'an'dan ibarettir» cevabında bulunmuşlardır.
       
      Bugün, dünya yüzünde mazbut bir ahlâk varsa, o da şüphesiz İslâm ahlâkıdır.
      Çocuklarımıza ve gençlerimize ahlâkı nazari olarak bilsinler diye değil, icra etmeleri ve icabını yerine getirmeleri için öğüt ver­meliyiz.
       
      Ahlâk, insanlığın bir nişânesidir. Hayrı ve şerri birbirinden ayı­ran, manevi hastalıkların tedavisine âmil olan yegâne manevi bir kuvvettir.
       
      Peygamberimiz: «Ben ancak ahlâkı tamamlamak için gönderil­dim», «İmanın kemâli güzel ahlâktır» buyurmuşlardır.
       
      Ahlâkın, terbiye ve tehzip yoluyla tağyiri mümkündür. Zama­nımızda psikoloji de, pedagoji de bunu göstermektedir.
      Ahlâk, her şeyden önce nefisle mücadeledir.

      Peygamberimiz gene bir hadisi şeriflerinde; «Ahlâkınızı güzelleştiriniz» buyurmuşlardır. Zira güzel ahlâk beşeriyeti kemâle götüren bir âmildir.
      İşle belirtmeye çalıştığım bu hususları bu eserde görmek, öğ­renmek mümkündür.
      Gafilleri uyarıcı emsalsiz bir eserdir.
       
      Mütercim Sayın Abdulkadir AKÇİÇEK bugüne kadar İslâm âle­minde tanınmış din âlimlerinin otuza yakın eserlerini dilimize çe­virmekle çocuklarımıza ve gençlerimize büyük hizmette bulunmuş­tur.
       
      Bu tercümeler meyanında dilimize:
       
      Abdulkadir Geylâni'den çe­virdiği,
       
      FÜTÛHÜ'L-GAYB, İLÂHÎ ARMAĞAN, SIRRÜ'L-ESRAR; Şahâbeddin Ahmed'den çevirdiği, HİKMETLİ SÖZLER; Ahmed el-Rüfâi'den çevirdiği ONLARİN ÂLEMİ, NASİHATLAR; Muhyiddin Ara­bi'den çevirdiği, LÜBBÜ'L-LÜB, BİR HEDİYE, ŞECERETÜ'L-KEVN, MİR'ATÜ'L-İRFAN; Muhammed İhtişam'dan çevirdiği, KURTULUŞ YOLU; İmam Gazâlî'den çevirdiği, EL-MÜRŞİDÜ'L-EMİN, MİSBAHÜ'N-NECAH, BİDÂYETÜ'L-HİDAYE; İmam Şa'râni'den çevirdiği TABAKATÜ'L-KÜBRA; Es-Seyyid Ahmed Haşimi'den çevirdiği MUHTÂRÜ'L-EHADİS TERCÜMESİ VE ŞERHİ; Abdülkerim Ciyli'den çe­virdiği, İNSAN-I KÂMİL; Sadreddin Konevi'den çevirdiği, HADİS-İ ERBAN gibi eserler tetkike şayandır.
       
      Vaktini mütalâa ve tetebbu ile geçiren, mesâisini dini ve ahlâ­kî alanda teksif eden mütercim Sayın Abdulkadir AKÇİÇEK'in bu eseriyle de gençlerimize faydalı olacağından şüphem yoktur.
       
      Mütercimin tercüme eserleri meyanında te'lif eserler de verme­sini Cenabı Hak'tan niyaz ederim.
       
       
      Yukarıdaki satırların yazarı Veli Ertan hocamız, bu kitap basılırken 1412 Muhar­reminde âlem-i bekaya yürümüş bulunuyor. Hak Teâlâ garik-i rahmet eylesin, âmin. Kendisi çok temiz kalpli, son derece mütcvazi, iyi niyetli, ihlâslı ve içi din ve din­darların sevgisiyle dolu bir mü'mindi. Dinin yücelmesi, müslümanların kalkınması için çırpınırdı. Onu iyi bir müslüman, şuurlu bir mü'min ve muvahhid olarak bilir ve böylece şehâdet ederiz. Allah şehâdetimizi kabul buyursun. Merhumun ve cümle ehl-l imanın ruhları için el Fâtiha!
       
       
      TAKDİM TAKRİZ
       
      Mehmed Emre
      (Emekli Müftü)
       
      İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. Halka maddeten ve­ya manen faydalı olmanın bir yolu da onları fikren beslemek ve desteklemektir.
       
      Geçmişte yazılmış eserleri dilimize aktarmakta gaye, eserin il­mi yönünden gelecek fayda ile birlikte bugünkü nesle mefahir dolu mazimizi duyurmak ve onlara yeni hamlelerin cehdini vermektir.
       
      Bir çok tasavvuf büyüğünün eserlerini dilimize çeviren ABDUL­KADİR AKÇİÇEK, bunlara bir yenisini eklemiş; EBÜ'L-LEYS SEMERKANDİ'nin TENBİHU'L-GÂFİLİN adlı mev'ize kitabını dilimi­ze aktarmıştır.
       
      NASR b. MUHAMMED EBÜ'L-LEYS SEMERKANDÎ. Hicri 4. asırda yaşamış, Ebü Cafer el-Hinduvani'den ders almış ve birçok eserler vererek 375 tarihinde vefat etmiştir.
       
      SEMERKANDÎ, ilmi dirayetinin yanında âbid, zâhid ve takva sahibi bir zat olma vasfını taşımaktadır. Kendisi fıkıh, tefsir ve ta­savvuf sahasında mümtaz olup bu sahada değerli eserler vermiştir.
       
      Onlardan bir kısmı:
       
      1-Tefsiru'l-Kur'ân, 2. Umdetü'l Âkaid, 3. Şerhi Câmiu's-Sağir, 4. Hizânetü'l-Fıkıh, 5. El-Fetâvâ, 6 Nevadiru'l-Fıkıh, 7. Uyûnü'l-Me­sail, 8. Mebsût, 9. En Nevazil, 10. Mukaddime fi'l fıkıh, 11. Bostanü'l-Ârifîn, 12. Dakayıkü'l-Ahbar, 13. Tenbihü'l Gafilin
       
      TENBİHÜ'L-GÂFİLİN, vaaz ve nasihatle ilgili bir eser olup 94 babtan ibarettir.
       
      TENBİHÜ'L-GÂFİLÎN 1040 tarihinde Kâtip Çelebi tarafından Türkçeye çevrilmiş[1], Abdulkadir Akçiçek tarafından da Arapçasından mefhuma sadakat yoluyla, bugünkü neslin istifadesine sunulmuştur.
       
      TENBİHÜ'L-GÂFİLÎN ve BOSTANÜ'L-ÂRİFİN, halka vaaz ü nasihat edenlerin faydalana geldikleri iki kitap olup, çeşitli mevzu­ları ihtiva etmektedir.
       
      Hakikat yolunu arayanların faydalanacakları bu iki eseri kendi­ne hâs bir üslup ve güzel tertip içinde dilimize çeviren Abdulkadir beyi tebrik ederiz. Erbab-ı ilmi takdir, ma'şeri vicdana mahsus kal­sın. Bizden gönül dolu duâ, teşvik. Tevfik ancak Cenâb-ı Hak'tandır.
       
       
      İKİ GÜZEL ESER
       
      Ahmed SERDAROGLU
       
      Abdulkadir AKÇİÇEK tarafın­dan tercüme edilip sunulan TENBİHÜ'L-GÂFİLÎN ve BOSTANÜL ÂRİFÎN adlı iki eserin bazı bö­lümlerini okudum. Aslında Dini­mizin insanlardan istediği üç şey­dir. Bunlar: Kitap ve Sünnete uy­gun olan, şek ve şüpheden âri sağ­lam bir inanç, yalnız ve yalnız Al­lah rızası için şartlarına uygun olarak yapılan ameller ve bütün bunların neticesi ve Peygamberi­mizin bisetinin gayesi olan güzel ahlâk (Kur'an Ahlâkı)dır.
       
      İşte bütün bunların temeli ve ruhu olan İHLÂS'dan başlayıp, Allah korkusu ve sevgisi ile, diğer mekârim-i ahlâkı ihtiva eden ve güzel bir üslûp ile kaleme alınan eserin bütün din kardeşlerimiz ta­rafından okunmasını tavsiye eder ve bu hizmetlerinden dolayı bu eser ile ilgilenenleri takdirle kar­şılar; her hayırlı işlerinde Cenâb-ı Hak'tan başarılar niyaz ederim.
       
       
      İKİ ESER ÜZERİNE
       
      ABDULKADİR AKÇİÇEK
       
      TAKDİM:
       
      İnsan olarak yaratılan her fert, içtimaî bir varlıktır. Dolayısı ile cemiyetin, ondan beklediği vazifeler vardır.
       
      Her şeyden evvel cemiyet, ondan düzen ister, nizam, intizam ister. Bunlar, cemiyet içinde yaşayan insanda görülmesi gereken işlerdir. Bu işlerin faydalı sonucu, yine insana aittir. İnsan, cemi­yete iyilik tohumunu serpecektir. Bu, onun vazifesidir. Hasat za­manı gelince, ektiğinin bereketli ürününü toplar.
       
      Hâsılı: İnsan ektiğini biçer; hem bu âlemde, hem de öbür âlem­de, bu durum, hiçbir zaman değişmez. Zira, zerre kadar hayır iş­leyen karşılığını görecektir. Şer işleyen de öyledir.
       
      Ancak bu görüş: İlâhi emirler sınırını aşmayan, bu sınır dahi­linde içtimai düzenin gerekli olduğuna inanan kâmil insanlara gö­redir. Aslına bakılırsa, anlatılan görüşü benimsemeyen; her ne ka­dar sureta insan ise de, onu mânâda insan saymamıza, ilâhî ihbar­lar mânidir. Bu tipler, cemiyet kazanında kaynamaz.
       
      Anlattığımız mânâda iyi insan, cemiyetle kaynaşır; iyilik işin­de hemen anlaşırlar. Kötülük yolundaki sureta insanın cemiyetle birleşmesi zorakidir. Zira, iki zıddın birleşemeyeceği umumun be­nimsediği temel kaidedir. Halbuki insanın toplum dışı kalması arzu edilen bir şey değildir. Çünkü, beklenen, beraberlikten de öte vah­dettir. Yani-. Birlik. Bu birlik, cemiyetle ve cemiyetin fertleri ile baş-lar* ilâhî varlığa kadar ulaşır. Asıl vahdet kıvamı o zaman bulunur.
       
      Durum anlatıldığı gibi olunca, insanın düzenli cemiyet ahva­line ayak uydurması gerekir. Cemiyet kaidelerini benimsememesi elzem olur. Böyle yapmak, onun için dini ve millî bir vazifedir. Ama asıl olan bir vazife. Dalları çoktur, saymakla bitmez, yerine ve za­manına göre kendiliğinden belirir. Mânâda insan, onlardan ne ka­darını başarırsa, o başarısı nisbetinde cemiyet binasını süsleyen bir cevher taşı olur.
       
      Burada önemli bir hususa işaret etmemiz gerekir.
       
      Yukarıda kısaca belirttiğimiz vazifelerin icabını yerine getir­mek bir irade terbiyesine bağlıdır.
       
      Umumî mânâda insanlar, temiz ve iyiliği kabule hazır doğar­lar. Onların bu kabiliyetlerini geliştirmek veya köreltmek, alacak­ları terbiyeye bağlıdır. Resûlullah (s.av.) Efendimizin de işaret buyurdukarı gibi anlatılan terbiye, başla ana babalara düşer. Onlar, çocuklarını iyi terbiye edeceklerdir. Ancak, ana babanın tesiri de belli bir yaşa kadardır. İnsan, çocukluk yaşını aşınca, ana babası­nın tesirinden çıkar, kendi hayatını yaşamaya başlar. Bu yaşantı­sında ana babasından aldığı, dinî tahsil yolundan elde ettiği bir terbiye varsa, kendisi için bulunmaz bir hazinedir. Onu çok iyi ko­ruması ve beslemesi gerekir.
       
      Bu koruma ve besleme yolları çeşitlidir. Başta, farz olan ibâ­detleri eda gelir. Vaaz dinlemek, bu yolda yazılan çeşitli eserleri okumak da vardır.
       
      İşte, anlatılan mevzuda yazılan iç içe, aynı yazarın iki güzel eserini sizlere takdim ediyoruz.
       
       
      İKİ ESER:
       
      Sizlere iki eser takdim ediyoruz. Birinin adi: TENBİHÜ'L-GÂFİLÎN'dir. Biz bunu: GAFİLLERİ UYARAN KİTAP, diye tercüme et­tik. İkinci eser de BOSTANÜ'L-ÂRİFÎN'dir. Bunu da ARİFLERİN BAĞI, diye tercüme ettik.
       
      TENBİHÜ'L GAFİLİN tercümesinde, Arapça dört nüshadan faydalandık. Bunlardan biri el yazması olup, kim tarafından yazıl­dığı ve tarihi belli değildir.

      Diğer üç nüshadan biri, ki en güvenilir olanıdır. Matbaa-i Âmire'de basılmıştır. Basıldığı hicrî tarih: 1291 yılının rebiülevvel ayı­dır. İlk sayfada eser şöyle tanıtılır:
       
      FAKİH, ZÂHÎD, ÂLİM, ÂMİL, KAMİL, ÜSTAD, MEVLANA SEYH NASR b. MUHAMMED b.[2] İBRAHİM SEMERKANDİ'NİN TENBİ-HÜ'L-GÂFİLİN KİTABIDIR.
      Bundan sonra, EYYUB b. İSA adında bir zat, müellif merhum ve eseri için şöyle bîr şiir yazmıştır:
       
      Makbuldür, gezer ellerde inci gibi bir eser-, Altın bilezik gibidir, kollan güzel süsler.
       
       
      Bir şey yok kitaplarda bundan tesirli vaaz. Meşhur armağan, dostlar için şarkı garbı gezer... Bu kapının sofrası EBÜ'L-LEYS SEMERKANDİ'den; Erebilsen bol nimettir, ne tükenir ne biter. Uyuma gece, ayık ol, nazar eyle din emrine-, Düşürme elinden bunu, güzel olsa da baktığın yer... Bu beytleri yazan EYYUB b. İSA'dır bilinen; İSMİ RAŞİD'dir, pederinden miras yollu geçer...
       
      Faydalandığımız nüshalardan biri de, Muhammed Âtıf matbaa­sında basılan bir nüshadır. Bunun kenarında BOSTAN Ü'L-ÂRİFÎN vardır ki, bu İkinci kitabımızda İstifade ettiğimiz, diğer nüsha ise, hicrî 1302 (milâdi 1884) se­nesi zilkade ayında, Mısır'ın EZHER matbaasında yapılan birinci baskıdır. Bunun da kenarında BOSTANÜ'L-ÂRİFİN vardır.
       
      BOSTANÜL ARİFİN kitabı için faydalandığımız iki nüsha üst­te anlattığımız iki eserin kenarındakilerdir. Üçüncü nüsha ise, müs­takil basılmıştır. Galib ihtimalle İstanbul'da İZZET EDENDİ MAT-BAASI'nda basılmıştır. Bunun ilk sayfasında şöyle bir not vardır:
      — Bu muhtasar bir kitab olup YÜZ ELLİ BAB'dır[3]. Şer'i edep, ahlâk ve âdetlerde gelen hadisi şerifler ve diğer rivayetler yazıl­mıştır. Rivayet edildiğine göre: Bu eser üç nüshadır. Büyük, orta ve küçük boy... Rum ve Arap beldelerinde mevcud olan bu küçük nüshadır.
       
      BU İKİ ESERİN YAZARI:
       
      Takdim ettiğimiz her iki eserin müellifi de: FAKİH EBÜ'LLEYS namı ile meşhur NASR b. MUHAMMED Hazretleridir. Her yönüy­le değerli bir âlimdir. Tefsir, hadîs ve fıkıh dalında sözü geçer. Ken­disi Hanefî mezhebine mensuptur. Eserlerini de ona göre hazır­lamıştır.
       
      Daha başka eserleri de vardır. Takdim-Takriz yazılarında an­latılmıştır.
      Doğum tarihi bilinmiyor. Vefat tarihi için, çoğunluk: Hicrî, 373-375 (M. 983-985) tarihleri üzerinde durur. ...
       
      Allah rahmet eylesin. Amin.
       
       
      Bir şey yok kitaplarda bundan tesirli vaaz. Meşhur armağan, dostlar için şarkı garbı gezer... Bu kapının sofrası EBÜ'L-LEYS SEMERKANDİ'den; Erebilsen bol nimettir, ne tükenir ne biter. Uyuma gece, ayık ol, nazar eyle din emrine-, Düşürme elinden bunu, güzel olsa da baktığın yer... Bu beytleri yazan EYYUB b. İSA'dır bilinen; İSMİ RAŞiD'dir, pederinden miras yollu geçer...
       
      Faydalandığımız nüshalardan biri de, Muhammed Âtıf matbaa­sında basılan bir nüshadır. Bunun kenarında BOSTANÜ'L-ÂRİFÎN vardır ki, bu İkinci kitabımızdır.

      İstifade ettiğimiz, diğer nüsha ise, hicrî 1302 (milâdi 1884) se­nesi zilkade ayında, Mısır'ın EZHER matbaasında yapılan birinci baskıdır. Bunun da kenarında BOSTANÜ'L-ÂRİFİN vardır.
       
      BOSTANÜL ARİFİN kitabı için faydalandığımız iki nüsha üst­te anlattığımız iki eserin kenarındakilerdir. Üçüncü nüsha ise, müs­takil basılmıştır. Galib ihtimalle İstanbul'da İZZET EDENDİ MATBAASI'nda basılmıştır.
       
      Bunun ilk sayfasında şöyle bir not vardır:
      — Bu muhtasar bir kitab olup YÜZ ELLİ BAB'dır[4]. Şer'i edep, ahlâk ve âdetlerde gelen hadisi şerifler ve diğer rivayetler yazıl­mıştır. Rivayet edildiğine göre: Bu eser üç nüshadır. Büyük, orta ve küçük boy... Rum ve Arap beldelerinde mevcud olan bu küçük nüshadır.
       
      BU İKİ ESERİN YAZARI:
       
      Takdim ettiğimiz her iki eserin müellifi de: FAKİH EBÜ'L-LEYS namı ile meşhur NASR b. MUHAMMED Hazretleridir. Her yönüy­le değerli bir âlimdir. Tefsir, hadîs ve fıkıh dalında sözü geçer. Ken­disi Hanefî mezhebine mensuptur. Eserlerini de ona göre hazır­lamıştır.
       
      Daha başka eserleri de vardır. Takdim-Takriz yazılarında an­latılmıştır.
       
      Doğum tarihi bilinmiyor. Vefat tarihi için, çoğunluk: Hicrî, 373-375 (M. 983-985) tarihleri üzerinde durur. ...
       
      Allah rahmet eylesin.
       
       
      BU İKİ ESERİN MEVZUU:
       
      Birinci kitap TENBÎHÜL GÂFÎLİN dir. Biz bunun Türkçesine GAFİLLERİ UYANDIRAN KİTAP...  dedik. Bu İsimden de anlaşılacağı gibi; eser, değişik mevzularda va­az ve nasihatlar ibarettir.
       
      Müellif merhum bu eserini: Vaaz etlen, halkı Resûlullah (s.av.) yoluna davet eden maddi ve manevi cihad ehli kimselere faydalı ol­ması İçin yazdığını önsözünde ifade eder. Anlatılan manayı ifade ettikten sonra şöyle devam eden yukarıda vasfını etliğim kimselere gerekli gördüğüm işleri bu kitabımda topladım.
       
      Bu toplanan şeyler: Vaaz ve hikmet yollu şeylerdir. Onlara iyi nazarla bakanlara şifa ihsanı olur.
       
      Daha sonra, aşağıdaki vasiyeti yapar:
       
      Şu benim vasiyetimdir:
       
      Bu esere bakan, tezekkür ve tefekkürle baka... ama önce nefsi için...
      İkinci olarak da, başklarına hatırlatmak ve onları Hak yo­luna sığaya çekmek, hizaya getirmek için...
       
      İkinci kitap BOSTANÜ'L-ÂRİFİN'dir. Biz Türkçesine ARİFLER BAĞI...
      dedik. Bu eserin mevzuu da, bazı şer'î edeplere dairdir. Aile haya­tımız, cemiyet hayatımız ve sair şahsi işlerimize dair ibadet vb. bir çok edep erkân yolları gösterilir.
       
      Müellif merhum bu eserinin önsözünde şöyle anlatır:
       
      Bu kitabımda ilmin bir çok çeşidini derledim.
      Onlar, öyle şeylerdir ki: Avam olsun, havas olsun, onları bilmemek olmaz.
       
      BİZİM ÇALIŞMAMIZ:
       
      Her iki eser üzerinde ciddi bir çalışma yaptık.
       
      Çünkü, bizim gayemiz bir eseri, en iyi istifade edilecek şekil ile sizlere sunmaktır.
      İsteriz ki: Dili anlayacağınız bir üslûpla olsun. Yani: Konuştuğunuz dilde bir esere sahip olasınız. Dolayısı ile, onu okurken yorulmayasınız.
       
      Birinci kitabın bölümleri uzundur. Okuyanlara bir rahatlık ol­ması için, bölümleri ayrı sayfalardan başlattık.
       
      İkinci kitabın bölümleri kısa kısa olduğu için peş peşe devam et­tirdik.
       
      Âyet ve hadîsleri siyah yazı ile yaptık. Ayrıca, âyetlerin sonu­na sûre ve âyet numaralarını yazdık.
       
      Daha önce de belirtildiği gibi, eserlerin mevzuu hem ilmî, hem de edebîdir, önem taşıyan şer'î hususları da ihtiva eder. Bu bakım­dan, her iki eseri de ilmine, irfanına güvendiğimiz zatların ıttılaına arzedip, takdim ve takriz yazılarını aldık. Bu himmetlerinden ötü­rü, kendilerine teşekkür ederiz. Bütün bunları yaparken gayemiz: Her iki eseri de güvenle okumanızı temindir.
       
      Hâsılı: Yaptıklarımızı, Allah ve Resulünün rızasını umarak siz­lere faydalı olması niyeti ile yaptık. İmkânlarımız bu kadarına el verdi. Daha faza bir imkânımız olsaydı; sizlerden esirgemezdik. Ku­surumuz varsa hoş görün.
       
      BU ESERLERÎN FAYDALARI:
       
      Bunu, ne bir iki cümle ile, ne de sayfalar dolusu yazmakla an­latabiliriz. Takdim ettiğimiz iki güzide eserin faydalarını, ancak, okuyup gereği ile amel eden özünde görür. Her iki eser de insanın, zahir ve batın hal ve ahlâkını bezeyecek kudrettedir. Yeter ki, onla­ra kabul eli uzatılsın. Acaba, dinî emirler dahilinde; düzenli nizam­lı hareket neticesi cemiyet içinde faziletli, kendi özünde huzurlu ol­mak kadar iyi bir şey olur mu?..
       
      Allah'ın ve Resulünün başta gelen emirleri bu değil midir?..
      Bu emirleri yerine getirip arzu edilen bir insan olmak kadar değer­li ne vardır?..
       
      Başarıyı Allah ü Teâlâ'dan dileyerek bu eserleri okuyalım; ne olmamız emrediliyorsa... öyle olalım.
       
      Allah'a emanet olunuz!
       
       
      YAYINCININ NOTU: Elinizdeki bu iki tercümenin mütercimi olan Abdulkadir Akçiçek 1989 yılında ömrünün sayılı ve önceden belirlenmiş nefeslerini tüketerek bu fânilik dünyâsından, ebedi kalınacak olan Âhiret Yurdu'na göçmüştür, ömrü ölümü­ne imanla bitişen mü'minler ne mutlu kişilerdir...
       
      A. Akçiçek ardından faydalı eser­ler bırakarak terk-i dünya etti. Dileriz, amellerinin defteri kapanmasın; insanlar o eserlerden yararlandıkça ona da sevap yazılsın dursun. Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun.
       
       
      ÖNEMLİ UYARI
       
      Eski zamanlarda adamın birinin gözü ağrımış. Bir nalbanta gidip göz ağrısı için bir ilâç bilip bilmediğini sormuş, o da kendisine bir merhem tavsiye etmiş. Adam merhemi yapmış, gözüne sürmüş ve kör olmuş. Bunun üzerine nalbantı kadıya şikâ­yet edip davacı olmuş.
       
      Kadı:
      Sen, bunun nalbant olduğunu bile bile mi ondan gözün için ilâç istedin? diye sormuş.
       
      Evet efendim, cevabını verince, kadı:
      Öyleyse, nalbanta bir ceza gerekmez. Ehliyetli bir hekim yerine nalbanta mü­racaat ettiğin için mes'uliyet sana aittir, demiş.
       
      Zamanımızda birçok müslüman, kendilerine dünya ve âhiret saadetini sağlayacak olan dini bilgileri ehliyetli ve icazetli din âlimlerinden veya eserlerinden öğrenecekleri yerde, din âlimliği ile ilgisi olmayan birtakım yazarlardan, gazetecilerden, doktorlar­dan, mühendislerden ve başka meslek erbabı amatör ve naylon rehberlerden öğrenmeğe kalkışıyorlar. Sonunda da, nalbanta giden herif gibi kör oluyorlar.
       
      İhlâslı, rabbani, icazetli ehli sünnet âlimleri yeryüzünde Peygamber'in vârisle­ridir. Nübüvveti Muhammedıye'nin temsilcileridir. İnsanlara, müslümanlara ancak on­lar kılavuzluk yapabilirler. Bin bir tehlike ile dolu şu fâni dünya hayatının fırtınalı, girdaplı geçitlerinden ancak onlar selâmetle geçirip mutlu sonuca ulaştırabilirler. Geç­miş asırlarda yaşamış din âlimleri ve mürşidler müslümanlara yararlı olmak için ha­zırladıkları eserleri te'lif ücreti, şan ve şeref, zenginlik için yazmamışlardır. Nitekim, Peygamberimiz aleyhissalâtü vesselam Efendimiz de, Allah'ın dinini ücret mukabilin­de tebliğ etmemiştir. Ta ashabı kiram rıdvanullahi aleyhim ecmain) devrinden bu güne değin, rabbani din âlimleri sırf Allah rızası için ücretsiz olarak bu dini anlatan kitap ve risaleler kaleme almışlar, bu hizmetleriyle ümmetimizin veliyyi ni'meti ol muşlardır. Allah onlardan razı olsun.
       
      Âhir zaman alâmetlerinin belirdiği çağımızda din ve mukaddesat menfaate alet edilir olmuş; matbaanın, basın yayın dağıtım vasıtalarının gelişmesi, kitabın bir tüke­tim vasıtası haline dönüşmesi sonucunda ortalık bir sürü sözde din kitabı ile dolmuş, birtakım bezirgan yazarlar ortalığı boş bulup, doymaz bir kazanç hırsıyla telifat, daha doğrusu telefat yapmağa başlamışlardır. Bu kargaşalık içinde sapıklıklar, bid'atler, zındıklıklar yayılmış, rahmetli Necip Fazılın tabiriyle «doğru yolun sapık kolları» re­vaç bulmuştur.
       
      Ferasetli müslümanlar! Sizlere hitap ediyoruz. Gözümüz ağrıyınca nasıl nalbanta gitmiyor, göz doktoruna gidiyorsak; din bilgileri ve kültürü edinmek için de, ancak ve ancak ehliyetli ve icazetli hakiki din âlimlerinin eserlerini okumalıyız. Aksi takdirde kendi kusurumuzla kalp gözlerimizin kör olmasına sebebiyet veririz.
       
      İşte sizlere sunduğumuz bu Tenbihu'l Gafilin ve Bustanü'l Arifin adlı iki kitap, rabbani bir ehli sünnet âliminin, asırlardan beri okunagelen ve milyonlarca insanın İs­lahına ve kurtuluşuna vesile olan çok mübarek, çok feyizli, çok nurlu iki can simididir. Gaflet denizinde boğulmamak isteyenler bu iki kurtuluş ipine yapışsınlar; içlerindeki öğütlere, uyarılara kulak versinler ve inşaallah Cenâbı Hakk'ın ilâhî rızasını ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şefaatini kazanarak ebedî mutluluğa ersinler.
       
      Bize böyle iki mübarek eseri halkımıza sunmak hususunda başarı veren Allah'a hamdü sena eder, sevgili Peygamberimize salat ve selâmlar sunarız.
       
      BEDİR YAYINEVİ
       
       
       
      MÜELLİFİN ÖNSÖZÜ
       
       
      O yüce Allah'a hamd ve senalar olsun ki, biz mü'minlere mukaddes ki­tabının (Kur'an-ı Kerim'in) doğru yolunu gösterdi; seçip sevdiği peygamberlerin en keremlisinin (yâni Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin) hürmetine bizi diğer ümmetlerden üstün kıldı. O yüce Rabbimize öyle hamdolsun ki, bu hamd (övüş), bizi arzuladığımız ilâhî rızâsına ulaştırsın. Ata ve ihsanlardan mahrum kalıp da mahzun olanlara lütuf ve ihsanlarını yağdırmağa vesile olsun... Bizi nimetlerine şükreden ve Allah dostlarını bilen ve seven kulları zümresine dâhil ettirsin...
       
      Sonra, seçtiği ve razı olduğu Son Peygamberi'ne ve onun âline, ashabına ve ümmetine salât ve selâmlar ederiz.
       
      Bu eserin müellifi olan Fakih (*), şeyh, yüksek imam (din önderi), zahit, âlim Ebû'l-Leys Nasr b. Muhammed b. İbrahim es-Semerkandî rahmetullahi aleyh (Allah ona rahmetiyle muamele buyursun!) diyor ki:
       
      Yüce Allah'ın edep ve ahlâkta ilâhî marifetiyle nurlandırdığı, kendisine şer'î hükümler, dinî öğütler ve sâlih kişilerin menkıbeleri ve müctehitlerin içtihatları mevzuunda ilim nasip ettiği kimseye düşen bir vazife olduğunu gördüm:
       
      Nitekim Hak Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
       
      "(Ey Resulüm, insanları) Rabbinin yoluna (İslâm'a) hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücâdele et!... " (Nahl sûresi, âyet: 125)
       
      Abdullah b. Mes'ud (r.a.) diyor ki:
      "Resûluilah (s.a.v.) Allah yolunda bir gevşeklik gelir endişesiyle, bize za­man zaman vaaz ve nasihat eder, öğüt verirdi."
       
      İşte ben de, bu kitabımda , öğüt ve hikmetlerden -okuyacaklara yararlı ola­cak- birçok faydalı bilgi topladım. Okuyana tavsiyem şudur ki: Herşeyden önce bunlar üzerinde iyice düşünüp kendi nefsine tatbik etsin; sonra da o öğütleri ve hikmetleri benimseyip başkalarına nasihat versin.
       
       
      FAKİH: Bu eserde müellifin lakabıdır. Bu kelime eserin pek çok yerinde geçecektir.
      Tenbîhü'l-Gâfilîn, F:1
       
       
      Allahu Teâlâ bize bu iki şeyi emretmektedir. Allah Resûlü(s.a.v.)'nün sünnetinde de bu vardır.
       
      Bu mânâda gelen âyet-i kerimeler şunlardır:
       
      Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve pey­gamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara, "Allah'ı bırakıp bana kul olun!" demesi mümkün değildir. Silakis (şöyle demesi gerekir): "Okuyup öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz." (Âl-i Imran sûresi, âyet. 79)
       
      Bazı müfessirler, bu âyete şöyle mânâ vermişlerdir:
       
      Kitaptan halka öğrettiğinizle amel ediniz. Bu mânâda gelen bir başka âyet ise şöyledir:
       
      "Allah'tan ancak O'nun âlim kulları korkar." (Fâtır sûresi, âyet: 28)
       
      Bir başka âyet-i kerimede ise şöyle buyuruldu:
       
      "Hatırlat, çünkü hatırlatmalar mü'minlere fayda verir." (Zâriyat sûresi, âyet: 55)
      Bu mânâda Resûluilah (s.a.v.) ise şöyle buyurur:
       
      "Bir saatlik tefekkür, bin senelik ibadetten hayırlıdır."
       
       
      Vaazdan, nasihattan, hikmetli sözleri dinlemekten, tarihte yaşayan büyük, zâtların hâlini, yolunu izlemekten yüz çevirenler, şu iki huydan hâli kalmaz:
       
      Kendisini hayra koşanlar cümlesinden saymaya başlar, ibadet ve iyi işleri azaltır.
      Kendi hâline göre, bazı çabalarda bulunur. Bu çabası gözünde büyür; diğerlerine bakarak kendine üstün değer biçer. Onun bu değer biçişidir ki; işini hiç eder, gayreti boşa gider.
       
      Eğer baktıklarına ibadet nazarı ile baksaydı, kulluk yolunda gönüllü olur­du. O büyük zâtların derecesini bulmaktan yana kusurlu olduğunu anlardı...
       
      En güzel işleri yapmak yolunda, Allah'tan başarı dileriz. Bolluk ve bere­ketler umarız Çünkü O yüce Zât, ihsan sahibidir, güçlüdür.
       
      [1]-Keşfü'z-Zunun: c. 1, s. 487
       
      [2]-Bazı eserlerde İBRAHÎM'den önce, (AHMED b.) ilâvesi vardır. (Bak: Büyük Tefsir Tarihi cilt: II, s. 2125. D.'yanet İşleri Reisliği Yayınları. Yazan: ö, N. Bilmen)
      [3] Burada, her nekadar: - YÜZ ELLİ BAB...
      Denmekteyse de eser, YÜZ ELLİ DOKUZ BAB'dır.
      [4] Burada, her nekadar: - YÜZ ELLİ BAB...
      Denmekteyse de eser, YÜZ ELLİ DOKUZ BAB'dır.

      ( Bedir Yayınevi, Tenbihü'l-Gafilin Bostanü'l - Arifin ebül leys semerkandi, bedir yayınevi, tenbihül gafilin bostanül arifin Ebü'l, Leys Semerkandi  )
       
       
       
       
      Bedir Yayınevi Ebü'l Leys Semerkandi nin Tenbihü'l Gafilin Bostanü'l Arifin adlı kitabını incelediniz.  
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789758514369
      MarkaBedir Yayınevi
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789758514369
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.