• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Veliler ve Tarikatlarda Usul, Camiul Usul

      Veliler ve Tarikatlarda Usul, Camiul Usul
      Görsel 1
      Fiyat:
      40,00 TL
      İndirimli Fiyat (%50) :
      20,00 TL
      Kazancınız 20,00 TL
      5.0 1
      20.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Ciltli, 2.Hamur, 694 Sayfa
      62,00 TL
      40,00 TL
      %35,5
      Ciltli, 2.Hamur. 710 Sayfa
      60,00 TL
      40,00 TL
      %33,3
      3 Lüks Bez Cilt, 3.Hamur, 1.630 Sayfa
      130,00 TL
      88,00 TL
      %32,3
                 Stoktan Kargo
       
      Kitap :  Veliler ve Tarikatlarda Usul Camiul Usul
      Yazar :  Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi
      Tercüme :  Rahmi Serin
      Yayınevi :  Pamuk Yayıncılık
      Etiket Fiyatı :  40 TL 
      Kağıt - Cilt :  1.Hamur Sarı şamua kağıt - Ciltli
      Sayfa - Ebat :  472 sayfa  -  17x24 cm
      Yayın Yılı :  2009
      ISBN :  9789756594896

      Pamuk Yayınları, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi tarafından yazılan Veliler ve Tarikatlarda Usul Camiul Usul  adlı kitabı incelemektesiniz. Veliler ve Tarikatlarda Usul Camiul Usul kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2


          Veliler ve Tarikatlarda Usul Camiul Usul


      Bu eseri okuyan kıymetli okuyucularımız, zamanımızdaki sapık ve kendilerine mürşit süsü veren birtakım kişilerin tarikat kisvesi adı altında İslamın kabul etmediği, şeriata tamamen zıt, batıl ve hurafeden olan ibadet namına yaptıkları şeylerin, İslamın yasak kıldığı şeyler olduğunu anlayacaklardır. Şeriatın, tarikatın, hakikatin ve marifetin neler olduğunu tam anlamı ile olduğu gibi öğreneceklerdir.
       
                       
                      ÖNSÖZ

       
      Allah'ın lütfü ile RÂMÛZ'UL EHADİS'ten sonra neşrine muvaffak ol­duğumuz bu eser, büyük mürşid Ahmed Ziyâüddin Hazretleri'nin tasav­vuf hakkında yazdığı en büyük eseridir.
       
      Zahir ve bâtın ilimlerinin derinliklerine dalan büyük mürşid, bu ese­rinde ilâhî hakikate, tarîkat-ı aliyyenin en kestirme ve safâlı yollarını, sey­ri sülükte görülecek halleri, tasavvufî kelimelerin izahlarını çok açık ve öz olarak izah etmişlerdir. Müslümanın cemiyet hayatını ve imânî davranış­larını inceden inceye anlatmış, İslâm'ın muğlak kalan birçok hakikatleri­ni de açıklamıştır.
       
      Bu eseri zevk ve heyecan içerisinde okuyacaklarına inandığımız de­ğerli okuyucularımız, madde ve mânâ âlemini hakiki yönleri ile öğrene­cek, kalplerini hikmet ve aşk deryaları haline getirecek, ne kadar acz ve kusur içinde olduğunu anlayıp bugüne kadar gaflet içerisinde geçirdiği hayatına pişmanlık duyacak, Allah'a vâsıl olabilmek için aşk ve şevkle İs­lâm! bir hayat içine girmeye koşacak ve ibâdetlerinden zevk alacaktır.
       
      Bu eseri okuyan kıymetli okuyucularımız, zamanımızdaki birtakım sapık ve kendilerine mürşit süsü veren kişilerin tarîkat kisvesi adı altın­da İslâm'ın kabul etmediği; şerîata tamamen zıt, bâtıl ve hurafeden olan ibâdet namına yaptıkları şeylerin, şerîatın yasak kıldığı şeyler oldu­ğunu anlayacaklardır. Şeriatın, tarikatın, hakikatin ve ma'rifetin neler olduğunu tam anlamı ile olduğu gibi öğreneceklerdir.
       
      Pamuk Yayıncılık
       
       
      "Şerîat üç kısımdan ibarettir:

      İlim,
      Amel,
      Ihlâs.
       
      Bu üç cüz bir arada bulunmadığı müddetçe Şerî­at tahakkuk etmez. Tahakkuk ettiği zamanda ise, dün­yevî ve uhrevî tüm saadetleri beraberinde getirir. Şeri­atın halletmediği hiçbir mesele yoktur.

      Tasavvuf erbabının bağlı bulunduğu tarikat ve ha­kikatin her ikisi de Şeriatın hizmetkârıdır. Tarikat ve ha­kikat, Şeriatın üçüncü kısmı olan ihlâsı ikmal ederler."

      "Tasavvuf ile ilgili herhangi bir kitabı okumamış olmak eksiklik değildir. Çünkü tasavvuf hallerle ilgilidir. Fıkıh kitaplarını ise mütâlâa ve müzâkere etmek şarttır. Aksi takdirde fıkhın noksanlığı, insanda ve toplumda bü­yük zararlara neden olur."
       
       Fâtih Dersiamlarından Medineli Hacı Osman Akfırat
        
       
          OKUYUCULARA MÜHİM BİR HATIRLATMA
       
       
      — Bu tercüme için, mütercimin samimiyetinden başka hiçbir id­diası yoktur.
       
      Tercümede, Arapça bilmenin yanında, yüce tasavvuf bilgileri­ne sahip olmanın lüzum ve ihtiyacını kabule mecburuz. Bunun için de mütercimin yegâne güvence ve hizmeti, tercüme esnasındaki müşkiller-de, Büyük'Mürşid ve Sahibi Himmet olan müellifin rûhâniyetine sığın­mak ve himmetlerini intizar etmek olmuştur.
       
      Tercümede geçen bazı ifâdelerin, Türkçe'deki bugünkü karşı­lığı tam doyurucu olmadığı için, bu ifadeler metinde geçtiği şekilde bı­rakılmıştır.
       
      — Eser, avam tabakasından Hass'ın Hası dediğimiz en yüce mer­tebedeki insanlara kadar hitap ettiği için, okuyucularda seviye meselesi mühimdir. Şeriat, Tarikat, Hakîkat ve Ma'rifet, aslında birbiri ile içice olup, diğerlerinin koruyucusu durumunda olan Şeriat kabul edildiği hal­de; Tarikat, Hakîkat ve Ma'rifetteki incelikler avam tabakasına tuhaf ge­lebilir. Asıl mesele, aklın ihata edemediği meseleleri inkârdan ziyâde, ac-z-i itiraf etmektir.
       
      — Herhalde insaf dinin yarısıdır. Kul için gerekli olan insaflı olmak­tır. Hikmet ve Ma'rifetin yegâne sahibi Allahü Teâlâ'dır. Kullarından di­lediğini saltanatının sırlarına aşina kılar.
       
      — Kulun vazifesi kulluktur. Kul için en büyük rütbe, kulluk rütbe-sidir. Kulluğuna lâyık olanlar sultanlığa terfi ederler.
       
      Allah'ım! Bizleri kulluğundan ayırma.
        
      Mütercim
        
                    TAKRİZ
        
      Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla...
       
       
      Hamd, her şeye gücü yeten Allah'a mahsustur. Allah'ın selâmı, gönülleri şirk ten arınmış olan hâlis kullarınadır.
       
      Bundan sonra:
       
      Tarikat usûlünden ve hakikat binasından bahseden bu kitabı gördüm ve oku­dum. Anladım ki; eser çok faydalı, çok kıymetli ve çok mükemmeldir. Cenâb-ı Hakk müellifini hayırla mükâfatlandırsın, saadet ve selâmet yurdu olan cenneti­ni ihsan buyursun. Muhakkak ki; 0, istediğini yapmaya kadir, isteyenin arzusunu da en uygun bir şekilde karşılamaya muktedirdir.
       
      (Bu kitap, kulun irşadına hizmeti itibariyle mübarek bir kitaptır. Müellif (k.s.) bilumum tarikatlarda, müridi ilgilendiren usûl ve kaideleri bu kitap içinde bulun­durmaktadır. Kitabın muhtevası veciz ve irfan denizinin derinliklerinden çıkarılmış inciler gibidir.
       
      Ey Allah rızâsının talibi olan Hak yolunun yolcusu!
       
      Eser senin için te'lif edilmiştir. Zîrâ bu eserde sana lâzım olan tarikat incelik­lerini ve gerçeklerini bütün açıklığı ile bulacaksın. Bu eseri ile bizlere bol bol feyiz ve nur saçan müellife hayranlıklar ve tebrikler).(1)
       
      Allahü Zülcelâl'in lütuf ve keremine muhtaç, Trablusşam ahâlisinden Kemalzâde Seyyid Ahmet Nakşibendî - Halidî. (Allah rahmet eylesin)
       
       (1) Takrizi yazan zât, tercümesi parantez içinde sunulan kısmı manzum olarak yazmış, şiirin so­nunda da ibaresiyle ayrı ve yarım mısraı ile ikinci defa yan olarak eserin te'lifine ebced usulüyle tarih düşürmüştür.
       
      Mütercim
        
                                  TAKRİZ
        
      Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla...
       
      Ariflerin göğsünü sırların keşfine açan Allah'a hamd olsun. Vuslatı­na erenlerin kalplerini, nice perdeler arkasından, cemâlini göstermek suretiyle nurlandırdı. Ehl-i zikrin zikri ile iç âlemdeki gizli latifeleri fet­hetti. İbâdet ehlinin ibâdet ve tââtlanyla nefsin tuzaklarını meydana çı­kardı. Sâliklerin ruhlarını, sohbetin tesiri ile Allah'a vuslat edenlerin ve ârif-i billah olanların derecelerine yükseltti.
       
      Allah'ın rahmet ve selâmeti, husûsî surette Risâlet tahtına oturttu­ğu ve mahremine alıp yol gösterdiği (Habib)ine olsun. Kimseye göster­mediği yüce hikmetlerini O'na gösterdi.
       
      Herbiri birer hidâyet güneşi ve hidâyete ermek isteyenler için örnek yıldızlar olan Ehl-i beyt, Eshâb ve yaranına da...
       
      Bundan sonra:
       
      Bu kitap Tarîkat-ı Aliyye-i Muhammediyye'nin usûllerini içinde toplayan bir eserdir. Aynı zamanda gerçek tasavvuf erbabının edep ve erkânına dair meseleleri de içine almış bulunmaktadır. Allah yolunda yürüyen ve Ma'rifetuIIâh'a talip bulunan herkes için cidden anlaşılır bir eserdir. Tasavvufla ilgili şüphelerden kurtulmak isteyenler bu kitaptan yeterince faydalanabilirler. Bu kitaba (Hakikatin Terazisi) demek daha doğru olur. Hakk'ın dışında kalan, ancak bâtıldır. Eserin müellifi bulu­nan Şeyh Ahmet Nakşibendî (k.s.)'yi böyle bir eser verdiğinden dolayı tebrik ederim. Cenab-ı Hakk sa'yini meşkûr ve amelini makbul eylesin.
       
      Bendeleri: Şeyh Murad Tekkesi
      Nakşibendî Postnişini ve Reisülkurra Feyzullah. (
      Allah rahmet eylesin.
       
                 TAKRİZ

      Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla...
       
      Hamd her şeye gücü yeten Allah'a mahsustur. Selâmı ise kullarından maddeten ve manen tertemiz olanlaradır.
       
      Bundan sonra:
       
      Zamanımızda tasavvuf yoluna girmiş bulunanlardan birçoğu tefrikalar meyda­na getirdikleri halde, Tarîkat-ı Aliyye'den bir yola intisâb ettiklerini iddia etmekteler. Halbuki usûl ve fürû'da bir takım gerçeğe uymayan iddialarda bulunmakta ve bir ta­kım uydurma ve bid'at olan şeylerle meşgul bulunmaktalar. İşin hazin tarafı, işledik­leri bid'atları, tarikatın icabı olarak bilmeleridir. Allah böylelerini ıslah etsin. Bu kim­seler kendileri dalâlette olduğu gibi çevrelerini de dalâlete sürüklemektedirler.
       
      Büyük velî, zahir ve bâtın ilimlerinin sahibi ve milletin aydınlığı, Müceddidî ve Ha-lidî kolundan Şeyh Ahmed Gümüşhanevı (k.s.) bu işi ehemmiyetle ele almış, Tarîkat-ı Aliyye'nin usûl ve kaidelerini en sağlam esaslara oturtmuş, enbiyâ vârisleri bulunan büyük velîlerin yollarında yürümek ve saiiklerin hidâyete ermelerine vesile olmak için bu muhteşem eseri vermiş, aynı zamanda bir şerîat hizmeti de ifâ etmiş bulunuyor. Ne mutlu O'na ve O'na ihvan olanlara.
       
      Müellif öyle bir eser meydana getirmiştir ki; zamanımızda kimse böyle bir eseri ortaya koyamamış ve kimse böyle bir eseri okuma imkânı bulamamıştır.
       
      Bu eserde bilumum Tarîkat-ı Aliyye usûlleri tespit edilmiş, bilhassa zamanımız­da gerçeği temsil eden Nakşî - Halidî - Müceddidî kolunun usûl ve kaideleri açıklanmış­tır.
       
      Bu yol, nebîlerden sonra beşerin en faziletlisi olan Sıddîk-i Ekber'e kadar uzanır.
       
      Cenâb-ı Hakk müellifin sa'yini meşkûr, derecesini yüce ve âhiretini dünyasından daha hayırlı eylesin. Eseri kendilerine, bize ve müslümanlara hayırlı olsun.
       
       Bendeleri Harputiu Babanzâde Nakşibendî – Müceddidî –
      Halidî kolundan Seyyid Ali (Allah rahmet eylesin)
         
                                        TAKRÎZ
       
      Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla...
       
      Hamd ve sena Allah'a mahsustur. O öyle bir İlâh'tır ki, ilmi aziz kıl­dı ve azizliğini beyan etti. Talibine de onu güzel bir tâc olarak giydirdi.
       
      Salât (Allah'ın Rahmeti) bilcümle varlığın aslı olan Zâtadır. Takva sermayesi ile ahireti kazanan ve Bîat-ı Rıdvan'da kendilerini O'na (Resû-lullah'a) adayan âline (ashâb ve yaranına) da selâm olsun.
       
      Bundan sonra:
       
      Sânı yüce ve muhtevası itibariyle bir yenilik olan kitabı iş bu öğren­miş oldum. Muhtevasını kararlı, geniş manâlı, zarif ifadeli, hakikat deni­zine dalan, sahasında cidden yenilikler getiren bir hakikat pırlantası, meseleleri kendi potasında eriten ve enginliğine ancak Allah'ın tevfık ve hidâyeti ile erişilecek ve O'nun ilhamı ile sahip olunacak bir irfan hazîne­si olarak buldum.
       
      Eserin muhtevasının değeri hakkında, onu övmekten başka söyle­necek söz kalmamıştır. Allahü Teâlâ Hazretleri, bu kitaptaki kulun irşa­dına vesile olacak beyânlardan istifâde ile cümlemize imdat ve yardım buyursun. Ve yine bu kitabın telif, takrîr ve kıraatiyle meşgul bulu­nanların hizmetlerinin karşılığını ikram ve âhiret sermayesi olan tak­va eylesin. Âmîn.
       
      (İş bu satırları yazan) Bendeleri Fakir, Seyyid Hacı Mehmed Emin, (Şehrî) mahlası ile bilinen ve Sultanım Hafız Hoca Hazretlerinin bendeleri. (Allah rahmet eylesin)
       
       
                   MÜTERCİMİN ÖNSÖZÜ
       
       
      Ariflerin kalbini sırların keşfine açan Allah'a hamdolsun. O Allah ki, cemâline susamış olanların gönüllerini nurlandırdı. Ehl-i Zikrin içini es­manın tecellîleri ile yıkadı. İbâdet neşesi ile kulluğun zevkine erdirdi. Aş­kının ateşi ile gönülleri tutuşturdu. Muhabbeti ile sâliklere kemal yolu­nu açtı.
       
      Habibiyyet (Peygamberlik) iltifatı ile Zât'ına dost edindiği Hazret-i Muhammed Mustafa'ya salât ve selâm olsun. O öyle bir Habîbullah ki, O'nun gördüğünü kimse görmemiş; O'nun erdiğine kimse ermemiştir. Her birisi birer hidâyet güneşi olan O'nun âl'ine, eshâbına ve etbâ'ına da...
       
      Yârâb, bizi Habibinin ve O'nun ashabının yolundan ayırma. Kendi dostluğuna seçtiğin kullarınla iki cihanda beraber eyle.
       
      Aziz okuyucu, tercümesini sunduğumuz elinizdeki kitap, kaynağı Hazreti Muhammed'in ruhanî hayatı olan Tasavvuf İlmi'nden, velîler de­diğimiz Allah'a dost olan büyük insanların hallerinden, derece ve kemal­lerinden, Allah'a vâsıl olma yolu olan Tarîkat-i Aliyye'nin edeb ve erkânın­dan bahseder.
       
      Eserde, Allah'ü Teâlâ'ya vuslat azminde ve yolunda olanlar için, Ta­savvufa âit meseleler tam bir açıklıkla ortaya konmuş ve bu kabil mese­lelere müştak olanların istifâdelerine arz edilmiştir.
       
      Eserin müellifi, yaşadığı devrin en büyük velîlerinden biri olan Gü-müşhaneli Ahmed Ziyâüddin Efendi Kuddise Sırruh Hazretleridir. Bu zat, Zahir ilmi ile bâtın irfanını yoğurarak meydana getirdiği bu eseri ile, tasavvuf neş'esine susamış olan maneviyat bülbüllerine gülistan olmuş­tur. Müellifi, böyle bir eser verdiğinden dolayı rahmetle yâd ediyor, nâçîz kalemimin tercüme cüretine müsamaha buyurmasını yüce ruhâniyetinden temennî ve niyaz ediyorum. Ruhu şâd ve feyzi müzdâd olsun.
       
       
                   MÜELLİFİN ÖNSÖZÜ
        
      Birtakım insanları seçerek kendine dost (velî) edinen Allah'a ham-dolsun. O Allah dostları ki, onlara Cemâl'inin perdesini açtı. Sonra on­ları her şeyde başarılı kıldı. Ululuğunun hikmetlerini anlattı. Onları bü­tün kirlerden arıttı. Parlak nurlara garketti. Sırlarının güneşine vakfeyledi. Cümlesini muradına erdirdi. Gerçeklerin ay kadar parlak yüzü­nü onlara gösterdi. Sayısız nimetleri ile toyladı. Hidâyet hazinesi ile süsledi. Değerlerini güzel eyledi. Onlara ikramını geniş tuttu. Lütûfla-rını zahirden gizledi. Cümlesini selâmet ve yakınlığına vesile olan yol­lara hidâyet etti. Onların ruhlarını ulvîleştirdi. Azimetlerini sevdirdi. Onlara zikir kapısını açtı. Cümlesini Tevhîd koltuğuna oturttu. Üzerle­rinden nefsâniyet perdesini kaldırdı. Eşsizliğinin yurduna çekti. Kendi­ne yakın yaptı. Celâliyyet perdelerini yok etti. Onların insaniyet terbi­yelerini bizzat 0 verdi. Sevgisi ile nuruna boğdu. Büyüklüğünün garan­tisine aldı. Fikirlerini tereddütten arıttı. Onları harîmine (mukaddes ocağına) kabul etti. Sırlarını saf eyledi. Lâhut âlemine ışık kıldı. Onla­rı Bakî varlığında eritti. Fenâfillah'a (Allanın varlığı içinde yok olma) erdirdi. Sonsuz büyüklük âleminde onları boğdu. Hikmetlerini göste­rip varlıklarından geçirdi. Onlara her türlü ikramda bulundu. Zât-ı UIûhiyyetine gelin yaptı. Bakâbillaha vâsıl etti. Hülâsa onlara Zât'ına mah­sus bir sır ile tecellî etti.
       
      Rahmeti, bereketi, selâmeti ve senası, varlığın en mükemmeli Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in, Ehl-i Beyt'inin, Eshâbınm ve bilcümle ona inanan zürriyetinin, O'nun yardımında bulunan eş dost ve kıyame­te kadar onun yolunda olacakların üzerine olsun. O'nun Eshâb ve dost­larıöyle ulular ki, bildiklerimiz onların bilgilerinden miras, feyzimiz de onlardan gelen feyz-i hastır. (Bizleri Habibinin ve Ashabının yolundan ayırma Yârab. Âmîn...)
       
       
       Aziz Okuyucu,
       
      Besmele ile başlayıp, Allah'a hamd ü sena ve Resûlullah'a salât ü se­lâmdan sonra: Bu fakir, Zaîf Mustafa oğlu Ahmet Ziyâüddin, derim ki:
       
      Hakk yolunda, Hakk'ı arama iddiasında olan insanlardan çoğunu gördüm ki, bu yolun usûlüne uymuyor, onu bozuyorlar. Sâfiyyetinden uzaklaştırıp, yozlaştırıyorlar. Bu durum karşısında ben de bu yolun özel­liklerinden, usûl ve kaidelerinden, Allah'a dost olmuş velîlerden, onların hâllerinden, kullandıklarııstılahlardan, hal ve hareketlerinden, bazı sır­larından, edep ve erkândan, kol, yol ve onlara mahsus şartlardan Yüce­ler Yücesi Allah'a güvenerek yazıp bir kitap halinde toplamak istedim. Tasavvuf ilmine dâir geçmişte sayısız eser te'lif edildi.
       
      Bilhassa:
       
      Tarîkat-ı Nakşibendiyye'ye âit: Reşahat, Mektubât-ı Rabbânî, Nefa-hat'ül Üns, Risâle-i Kudsiyye, Risâle-i Naciye, Hadimî, Muhammed Pari-sa'ya âit El-Hitab, Miftah'ül-Müğibe gibi büyük eserler sağlam ve tafsi­lâtlı eserlerdir.
       
      Kadiri Tarikatına âit: Behçetü'l-Esrar, Gunye, Kalâidü'l- Cevahir, Fütûhatü'1-Gayb, Nefahatü'l-Kudüs, Menâkıb, Gavsiyye gibi eserler; Şa-zeliyye Tarikatına dâir Mefâhir-i Aliyye, Kevâkib'üz Zahire, Menâkıb ve Varidat gibi eserler; Rifaiyye Tarikatı hakkında Behcetü'r-Rüfaî, Vasaya ve Menakıb gibi eserler; Ahmediye Tarikatına âit Behcatü'l-Bedevî, Ga­ye Şerhi, Vasâyâ; Düsûkiyye Tarikatı hakkında Vasaya ve Menâkıb; Ekbe-riye Tarikatı hakkında Fütuhatı Mekkiye, Hilye, Tedbirat, Havzü'l-Hayat, Menakıb, Fususü'l-Hikem gibi eserler geniş tafsîlât vermektedirler.
       
      Mevlevi Tarikatı hakkında: Mesnevî-iŞerif, Sevakıb, Menakıb, Fihi-mafih gibi eserlerde geniş bilgiler bulunmaktadır.
       
      Kübreviyye Tarikatı hakkında: Fükaratı Necmeddin, Te'vîlat. Mena­kıb; Sühreverdiyye Tarikatı hakkında Avarif, Tearrüf ve İlm-i Tasavvuf; Halvetiyye Tarikatı hakkında Mi'yar'ül Ulûm, Mi'yar'ul UlûmŞerhi, Mena­kıb; Celvetiye Tarikatı hakkında Hitab-ı Hakkı, Mecalisü'l-Erbaîn, Mes'ele, Menakıb; Bektaşiye Tarikatı hakkında Hitabü Beyan, Cavidan, Menakıb; Gazzaliye Tarikatı hakkında İhyai Ulumüddin, Hüccet, Menakıb; Rumiye Tarikatı hakkında Müzekki'n-Nüfus, Menakıb gibi eserleri ile, Sâdiyye, Çeştiyye, Şâbâniyye, Gülşeniyye, Hamzaviyye, Bayramiyye, Uşşâkiyye, Bekriyye, Ömeriyye, Osmaniyye, Aleviyye. Abbasiyye, Zeyniy-ye, İsâviyye, Mağribiyye, Buhuriyye, Haddadiyye, Gaybiyye, Hızriyye, Şe-tariyye, Beyyûmiyye, Melamiyye, Aydürusiyye, Metbuliyye, Sümbüliye, Üversiyye ve diğer tarikatlar hakkında Kevakibü'd-Düriyye, Nefehatü'l-Üns, Tezkire-i Evliya, Kâşanî, TabakatıŞârânî, Nefehat'ül Kudsiyye, Men-kibetü'l-Evliye, Tabakat-ı Kazî Zekeriyya, Risale-i Kuşeyrî, Tabakat-ı Me-şayih, Makamat'ül Arifin, Kitab'ül Müncelî, Letaifül Âlâm, İslahatı Sofiy-ye, Şemsü'1-Bûnî, Menahic, Keşfü'l-Varidat, Dürret'ül-Muvahhidin, Ha-kaik'üd Dekaik, Esrar'üs Sürür, Muhazarat'ül Ebrar, Tecelliyat-ıİlâhiyye, Vasayayı Kudsiyye, Kitabü'1-İsra, Temhid, Miftahü'1-Gayb Mısbahü'I-üns, İnsanı Kâmil, Menazil'üs Sairin, Medaric'üs Salikin, Keşf ül Hakayık, Ha-lisat'ül Hakayık, Mizanü'ş-Şaranî, Temyiz, Mir'atü'l-Esfiya, Vasaya-i İlâ­hiyye, Keşfü'l- Esrarü'l- Ezeliyye, Havî'l Ervah, Makamat-ı Bedreddin, Ravzatü'l-Vasılin, Zübdetü'l-Hakaik gibi eserlerde tasavvufa âit tafsilât bulunmaktadır.
       
      ..........................................
       
      Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi

      Âlimler peygamberlerin vârisleri, içinde bulundukları toplumun rehberi ve önderidirler. Kendilerini insanlığın hizmetine adamış gönül erleri, aynı zamanda ilmin ve irfanın zirvelerinde dolaşan ilahî aşkla yoğrulmuş insanlardır.
      Âlimler, sanki koca bir ormanda yalnız başına kalmış bir insanın, geriye dönerken kaybolmaması için yola bırakılan işaretlere benzer. Bambaşka bir dünyadan bu dünyaya gönderilen insan, özüne/aslına dönerken onlara bakarak yolunu bulur. İşte o işaret taşlarından biridir,

      Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevî.

      7’sinde ne ise 70’inde de o!

      İnsanın ne olacağı daha çocukluğunda belli olurmuş ya, Ahmed Ziyaüddin Hz.leri de kendini daha küçük yaşlarında belli etmiş. Beş yaşında Kur’an’ı hatmetmiş, sekiz yaşında ise Kasâid, Delâil-i Hayrât ve Hizb-i A’zâm adlı eserleri hatmedip icazet almış. Bize şu an bir hayal yahut masal gibi görünen bu haller, onun gibi insanlar tarafından gerçekleştirilmiş. Bir insanın kapasitesinin sınırlarını gözlerimizin önüne seren bu manzara ne kadar ibretli ve ne kadar güzel bir numunedir!
      Nispesinden de anlaşılacağı üzere Gümüşhane’de doğan Ahmed Ziyaüddin Hazretleri, on yaşlarındayken ailesiyle beraber Trabzon’a göç eder. Ticaretle uğraşan babasına yardım edip bir yandan da muhitindeki hocaların derslerine devam eden bu zat, abisinin askerden gelmesinden sonra İstanbul’daki Daru’l-Ulûm’a gönderileceğine dair babasından söz alır.
       
      İlmî hayatına böyle başladı

      On sekiz yaşlarındayken amcasıyla beraber ticarî alış-veriş için İstanbul’a gelir. O sıralarda abisi de askerden geldiği için, babasının sözünü tekrar gündeme getirir ve ihtiyaçları için biriktirdiği paraları kendisine hiç pay ayırmadan babasına gönderir. ‘’Yardımcı ve dost olarak Allah bana yeter’’ diyerek İstanbul’da hiçbir tanıdığı ve tek kuruşu olmadığı halde Bayezıd Medresesi’nde yapayalnız kalır. Burada bir velinin murakabesinde hikmet, ahbar, tasavvuf ve fen gibi aklî-naklî ilimleri tahsil eder. Bu zatın vefatından sonra da Mahmut Paşa Medresesi’nde bir hücreye yerleşerek kendisini ilme verir.

      Burada ise Abdurrahman el-Harputî’den ve Muhammed Emir el-İstanbulî’den ders okur. Mezkur hocaların rahle-i tedrisinde on üç yıllık tahsil hayatı sonucunda, 1844’te icazet alır. Bundan sonra ise Bayezıd ve Mahmut Paşa Medreseleri’nde hocalığa başlar. Bir yandan ilmî eserler telif ederken, bir yandan da ilim halkasını genişletir.
       
      Tasavvufa giriş serüveni

      Mevlânâ Halid-i Bağdadî’nin İstanbul halifelerinden Abdülfettah el-Ukarî ile bir sohbet meclisinde tanışır ve ona intisap etmek ister. Ancak el-Ukarî, ileride gelecek olan bir zatın buna izinli olduğunu söyleyerek, onun bu isteğini kabul etmez. Pek çok şeyhin, manevi bir işaretle varlığını öğrendikleri mürşidlerini diyar diyar gezerek aradıkları ve uzun yolculuklar yaptıkları bilinir. Gümüşhanevî Hazretlerinde ise durum tam tersi olur. Bu da onun ileride Halidiyye tarikatı içindeki yerinin büyüklüğüne işaret etmektedir.

      Nihayet bir gün Abdulfettah Efendi’nin tekkesinde, sadece kendisini irşad etmek için İstanbul’a gelen Mevlânâ Halid-i Bağdadî’nin başka bir halifesi olup Trablusşam Müftüsü diye anılan Ahmed b. Süleyman el-Ervadî ile karşılaşır. Onun manevi murakabesi altında seyr u sülûkunu tamamlar. Girdiği iki halvet sonunda, 1848’de şeyhi Ervadî’den Nakşibendi, Kadiri, Kübrevî, Çeştî, Sühreverdî, Şazelî, Desûkî, Halvetî, Müceddidî, Mazharî, Rıfâî, Halidî tarikatlarından hilafet-i tamme ile icazet alır. Bu ledün ilmi alış-verişi on altı yıl sürer. O artık manevi ilimlerin de bir kutbu olur.
       
      Tekkesinin özelliği

      Bâb-ı Âli’nin tam karşısında metruk bir vaziyette duran Fatma Sultan Camii’ni talebeleriyle beraber ihya etmiş ve onun yanına Gümüşhanevî Dergah-ı Şerifi’ni inşa etmişlerdi. Toplumun istikametini tayin etmenin, büyük ölçüde idarenin insiyatifini ele geçirmeye bağlı olduğunun idrakinde olan Gümüşhanevî, ehemmiyetli bir mevkiyi tekke olarak seçer ve devlet idaresine yön verici bir irşad siyaseti ile hareket eder. Kendi zamanında bir daru’l-hadis hüviyeti kazanan dergâhına Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz, Sultan 2. Abdülhamid ve daha birçok devlet adamının zaman zaman gelerek sohbet ve derslerine katılmaları onun ne derece etkili ve hürmet edilip sözü dinlenen bir şahsiyet olduğunu gösterir.
       
      O hayatın içindeydi

      Toplumun her türlü ihtiyacına cevap verme gayreti içinde olan Ziyaüddin Hazretleri, o devirde yeni kurulmaya başlanan ve faizle çalışan bankalara bir alternatif olarak, müntesiplerinin ellerinde bulunan menkul kıymetleri bir araya getirerek bir yardım ve borç sandığı kurar. Bu birikimler toplanarak ortak yardımlaşma ve yatırım amacıyla kullanılacak bir sermaye olur.

      Biriken sermaye ile büyükçe bir matbaa satın alarak ilmî eserler ilim adamlarına ücretsiz ve hediye usulü dağıtılır, ilim daha verimli ve yaygın hale getirmeye çalışılır. Yine aynı sermayeden alınan beş yüzer altınlık vakıflarla İstanbul, Bayburt, Rize ve Of’ta on sekiz bin ciltlik dört ayrı kütüphane kurarak ilmin Anadolu’da da yayılmasını sağlamaya gayret gösterir.
       
      Hem ilim hem cihad!

      Gümüşhanevî Hazretlerinin öğrendiği ilim dilinde kalmazdı, o aynı zamanda bir aksiyon adamıydı. Toplum hayatına, insanlara hizmet etmeye son derece önem verirdi. Bu, biraz da müntesibi bulunduğu tarikattan kaynaklanmaktaydı. Zira Nakşibendilik, irşad faaliyetinde halkın içine karışmayı ve insanlara hizmeti ön planda tutan bir anlayışa sahipti.

      1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda talebelerini alıp cepheye gider. Düşman askerleriyle savaşır. Bu sırada 55 yaşlarındadır. Gönüllü olarak gittiği bu savaşın kesintiye uğradığı bir ara Of’a gelerek tarikat neşrinde ve irşad hizmetinde bulunur, savaş başlar başlamaz muharebe meydanına tekrar döner.
       
      Eserleri ve usulü

      Yirmi civarında eser telif etmiş olan Ahmed Ziyaüddin’in en önemli eseri Ramuz el-Ehadis (Hadisler Deryası) ve onun şerhi (açıklaması) olan Levamiu’l-Ukul (Akılların Işıkları) isimli hadis kitaplarıdır. Ramuz el-Ehadis kitabını ömrü boyunca yetmiş defa haftanın iki günü ders yapmak suretiyle hatmettirmiştir. Kendisinden icazet alanlar da aynı usule riayet etmişlerdir.
       
      Bu silsilenin son halifelerinden Mehmed Zahid Koktu Hazretleri, İskenderpaşa Camii’nde bu geleneği devam ettirmiştir. Günümüzde ise Prof. Dr. Cevat Akşit, Pazar günleri Süleymaniye Camii’nde, Cuma günleri ise Böcekli Camii’nde Ramuz sohbetlerine devam etmektedir. Aynı zamanda Cevat Akşit Hoca ve öğrencileri tarafından Levamiu’l-Ukul kitabını tercüme faaliyetleri sürdürülmektedir.
       
      Evliliği ve vefatı

      63 yaşına geldiğinde, Şeyhü’l-Harem-i Nebevi Mehmed Emin Paşa’nın kızıyla evlenir. 13 Mayıs 1893 sabahında ansızın gözlerini açıp ‘’Hepsini isterim ya Kibriyâ!’’ diyerek ebedi âleme göç eder.

      Naaşı, Süleymaniye Camii avlusunda Kanuni Sultan Süleyman Türbesi’nin kıble tarafına defnedilir. Kendisinden on sekiz sene sonra vefat eden eşi de onun yanında yatmaktadır.
       
      Halifeleri kimler?

      Yüzden fazla kişiye hilafet tacı giydiren Gümüşhanevî Hazretlerinin halifeleri, Kazan’dan Komor Adaları’na, Mısır’dan Medine’ye, Çin’den Afrika’ya kadar geniş bir alana yayılmıştır. Dünyanın dört bir yanında bir milyondan fazla müridi bulunan Ahmed Ziyaüddin (k.s)’in büyük değer verdiği halifelerinden Lüleburgazlı Muhammed Eşref Efendi Pekin’e gönderilmiştir. Oradan dönerken Pekinli müslümanlar 2. Abdülhamid adına bir üniversite yaptırmaya başlamışlardır. Bu hocaya bundan sonra Çinli Hoca da denmiştir.

      Söz hitama ererken…

      Hayatının başından sonuna kadar tam bir adayış ve teslimiyeti müşahede ettiğimiz bu kıymetli âlimimiz, bu topraklarda yetişmiş; ancak hizmeti sadece bu topraklardaki insanlarla sınırlı kalmamış, kendisinden çağlayan ilim ve irfanın ışığı tüm dünyada yankısını bulmuştur. Öğrendiği ilmi hayatına geçirmiş, böylece Allah onu aziz kılmıştır ki, onu hiç tanımamış olan bizler bile ondan haberdar oluyor, hayatını öğrenince imreniyor ve eserlerini okuyup faydalanıyoruz. İşte gerçek ilim sahiplerinin güzel akıbeti böyle olur! Allah bizlere, onların yolundan gitmeyi nasip eylesin.  ( veliler ve tarikatlarda usul, camiul usul veliler ve tarikatlarda usül kitabı, pamuk yayınları, tarikatlarda usul oku, tercümesi, yayıncılık, Ahmet ziyaeddin gümüşhanevi kitapları, VELİLER VE TARİKATLAR  ) 



      Pamuk Yayınları Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi Veliler ve Tarikatlarda Usul Camiul Usul adlı kitabı incele diniz.

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789756594896
      MarkaPamuk Yayıncılık
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789756594896
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.