• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Zühd Kitabı

      Zühd Kitabı
      Görsel 1
      Fiyat:
      17,28 TL
      İndirimli Fiyat (%36,3) :
      11,00 TL
      Kazancınız 6,28 TL
      11.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      2.Hamur, Karton Cilt, 296 Sayfa
      15,00 TL
      KDV Dahil 11,00 TL
      %26,7
      Ciltli, Şamua , 448 Sayfa
      90,00 TL
      KDV Dahil 43,00 TL
      %52,2
      2.Hamur, Karton Cilt, 317 Sayfa
      28,00 TL
      KDV Dahil 18,00 TL
      %35,7
               Stoktan kargo 

        Kitap              Zühd Kitabı
        Yazar             Abdullah b. Mübarek
        Tercüme        İshak Doğan
        Yayınevi        Yediveren Yayın grubu, Armağan kitaplar
        Etiket Fiyatı   17.28 TL
        Kağıt - Cilt      2.Hamur kağıt, Sert kapak ciltli
        Sayfa - Ebat   428 sayfa, 14.5x21.5 cm
        Yayın Yılı        2006
        ISBN               9789756337189
       
      Yediveren Armağan kitaplar tarafından hazırlanan Zühd Kitabıincelemektesiniz.
      Abdullah bin mübarek Zühd Kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
        

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

            TAKDİM
       
      Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah Teala’ya mahsustur. O’na had eder ve O’ndan mağfiret dileriz. Kötü amellerimizden ve nefislerimizin şerrinden Allah’a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur ve kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur.

          Şahadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir ve O’nun ortağı yoktur. Yine şahadet ederim ki, Muhammed s. O’nun kulu ve resulüdür. Salat ve selam, onun, ehl-i beytinin ve ashabının üzerine olsun…
       
          Rabbimiz buyuruyor ki: “Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Oysa Allah sizin hesabınıza ahireti istiyor.” (Enfal, 67)

          “Fakat siz şu dünya hayatını üstün tutuyorsunuz. Oysa ahret daha iyi ve daha kalıcıdır.” (A’la, 16-17)

          “Onlar dünya hayatı ile sevinirler (böbürlenirler). Oysa dünya hayatı, ahretin yanında basit bir metadan başka bir şey değildir.” (Ra’d, 26)

          “Dünyada bir garip ya da gelip geçen bir yolcu gibi olmak olarak tanımlayabileceğimiz zühd, yaygın olarak bilindiği şekilde dünyadan yüz çevirmek değil, kişinin gücü yettiği halde yani dünyalık imkanlar kişinin elinde olduğu halde dünyadan yüz çevirmesidir. Kişinin kalbinde dünyaya karşı herhangi bir sevgi beslememesinin ve ahreti için dünyasını satma çabasıdır. Zühd, ihlasla kullukta bulunmak, istiğfar ve duada devamlılık, nefis muhasebesi, sabır, şükür, Allah sevgisi ve korkusu, tevekkül, tövbe, nefis terbiyesi dünya sevgisi taşımaktır… Dünyaya rağbet eden, onu sevendir. Dünyalıkları edinmek ve sürekli daha fazlasını istemek de dünyaya rağbet etmenin alametidir. Allah Resulü s. Bu anlamda şöyle buyurmuştur: “Eğer Allah Teala’nın seni sevmesini istersen, dünyada zühd sahibi ol.” (İbn Mace, Zühd, 1)

          Fudayl şöyle demiştir: “Zühd’ün aslı, Allah Teala’dan razı olmaktır. Kanaat sahibi zahittir, zengin de odur. Her şeyde Allah Teala’ya güvenmek, yaptıklarına razı olmak ve bunlardan dolayı mahlukattan korkmamak ve ricada bulunmamak, hoş olmayan vesilelerle dünyayı istemekten kendini alıkoymak tam imandandır ve kim böyle ise, gerçek manada zahid odur ve hiçbir dünya malı olmazsa bile insanların en zengini odur.”

          Daha fazla kalma arzusu dünya olduğuna göre, Baki olan Allah Teala’yı arzulamak zühd olmaktadır. Dünyadaki zühd, beka arzusunda zühd sahibi olmaktır. Fani hayat hakkında, malında, can ve malla cihad etmek suretiyle zahidlik yapan kimse, dünyada zühd sahibi olmuş olur… İşte bu yüzdendir ki cihad, amellerin en faziletlisi olmuştur.

          Elinizde bulunan kitap, cihad ruhunu hayatı boyunca yaşayan cihadızühdden, zühdü cihaddan ayırmayan Abdullah b. Mübarek’in büyük bir değer taşıyan Kitabuz-Zühd ve’r Rekaik isimli eseridir. Abdullah b. Mübarek’in bu değerli eseri, Ahmed b. Hanbel’in şahıs isimlerini esas alarak meydana getirdiği Kitabuz Zühd’den farklı olup, zühd konusunda, hadisler; sahabe ve tabiinin sözleri kısmen konulara göre tasnif edilmiştir.

          Çalışmamızda, dipnotlarda geçen bazı bölüm başlıkları da, eserden daha fazla istifade edilmesi için ilave edilmiştir. Eserde yer alan rivayetlerin hepsi sağlam ve sahih haberler olmamakla birlikte, Kütüb-i Sitti müellifleri, Abdullah b. Mübarek’in rivayetler de vardır. Kitabın orjinalliğini bozmamak için bunlar da tercüme edilmiş, tahkikine girişilmemiştir. Abdullah b. Mübarek’in talebelerinin, benzer konuda başkalarından rivayet ettikleri kimi rivayetler ise sadece sened zinciri farklı olduğu için tercüme edilmemiş, zikretmekle yetinilmiştir. Hadislerin tahrici yapılırken Kütüb-i Tis’a’dan faydalanılmış, diğer hadis kitaplarına atıfla bulunulmamıştır. Dipnotlarda geçen gramerle ilgili kısımlar ise çevrilmemiştir.

          Kitap Türkçe’ye çevrilirken, rivayetlerin başındaki sened zincirinin tamamı değil, yalnızca birince ravi zikredilmiştir. Bunun yansıra yalnızca Peygamberimiz’e s. İsnad edilen hadisler metinleriyle birlikte verilmiş, diğerlerini sadece mealleri verilmiştir. Kitabın çevirisinde esas alınan metin, tahkik ve tahricinin Habirurrahman el-A’zami (Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1998) tarafından yapılan nüshasıdır.

          Tercüme esnasında konunun önemine binaen elimizden gelen gayreti göstererek, iyi ve akıcı bir Türkçe metin ortaya koymaya çalıştık. Tercümesini yapmış olduğumuz bu çalışmayla Rabbimizin rızasını kazanmayı ve okuyanların faydalanmasını ümit ederiz. Çalışmak bizden, muvaffakiyet Allah’tandır. ( zühd kitabı, züht kitap, tercümesi, kitabüz zühd, abdullah bin mübarek kitapları )
       
      İshak Doğan
      Konya – 2006
       

                 ABDULLAH b. MÜBAREK
       
          Ebu Abdirrahman Abdullah b. Mübarek b. Vazıh el-Hanzali el-Merzevi (ö. 181/797)

          Abdullah b. Mübarek, Hişam b. Abdilmelik’in yönetimde bulunduğu sırada, h. 118 (m. 736) yılında ya da bir yıl sonra Merv’de dünyaya geldi. Babası Türk, annesi ise Havarizm’dendir. Tabiinden birçok kimseye yetişti. Zehebi’nin, “İslamın ve Müslümanların tam bir izzet içinde yaşadığı, ilmin çok, cihad ve sünnet önderlerinin meşhur olduğu, bid’atların altının üstüne getirildiği, doğruyu söyleyenlerin ve abid kullan çok olduğu, insanların emniyet içinde yaşadığı, Muhammedi orduların batının dört bir yanında olduğu asır” olarak nitelediği parlak bir dönemde yaşadı. Bu sırada, İbrahim b. Edhem, Davud et-Tai, Süfyan-ı Sevri gibi Salih kimseler yanında, Ebu Hanife, Malik ve Evzai gibi fahikler vardı. Çocukluk ve gençlik yıllarının Merv’de geçtiği bilinmekte, ancak kaynaklarda bu dönem hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. İlk hocası Mervli alim Rebi b. Enes el-Horasani’dir.

      İlim tahsili için ilk seyahate yirmi üç yaşlarında iken çıktı. Daha sonraki yıllarda bu seyahatlerini devam ettirdi. Zamanın ilim merkezlerinden olan Basra, Hicaz, Yemen, Mısır, Şam ve Irak’a yolculuklar yaptı. Derin bilgisiyle Basra’nın hadis imamı kabul edilen Hammad b. Zeyd’in takdirini kazandı. Ma’mer b. Raşid ve Süfyan b.Uyeyne gibi mukaddislerden hadis okudu. Kendisinden de başta hocaları Ma’mer B. Raşid ve Süfyan es-Sevri olmak üzere, Abdurrahman b. Mehdi, Abdürrezzak b. Hammam, Yahya b. Main, İshak b. Rahuye gibi hadis ilminin önde gelen imamları hadis rivayet etti. Abbasi Halifesi Harun Reşid devrinde Misis ve Tarsus civarında Bizans’a karşı savaştı. 181 (797) yılı Ramazan ayında altmış üç yaşında iken Fırat nehri kenarında bulunan Hit’te vefat etti ve orada defnedildi. Harun Reşid, Abdullah b. Mübarek vefat ettiğinde, “Alimlerin efendisi öldü” demiştir.

       
          İlim Tahsili:

          Ebu Usame: “İlmi, Abdullah b. Mübarek’ten daha çok isteyen bir kimse görmedim” der.

          İbrahim b. Şemmas da: “İnsanların en fakihini, en vakarlısını ve hafızası en iyi olanını gördüm. En fakihi, İbnu’l-Mübarek’ti. En vakarlısı Fudayl b. İyaz’dı. Hafızası en iyi olan da, Veki b. El-Cerrah’tı” der. Birçok büyük alimin yetiştiği Horasan bölgesinde özellikle Merv’de hadisleri tedvin eden ilk alim oluşu, İbnü’l-Mübarek’in şöhretini arttıran sebeplerin başında gelir. Ahmed b. Hanbel, o devirde ilme ondan daha meraklı ve hadis sahasında ondan daha büyük bir alimin bulunmadığını söyler. Yahya b. Main, İbnü’l-Mübarek’in kitaplarında yirmi binin üzerinde hadis bulunduğunu nakleder. Evinde oturup hadisle meşgul olmayı çok seven İbnü’l-Mübarek’e, “Bu yalnızlıktan rahatsızlık duymuyor musun?” diye sorulduğunda, “Hz. Peygamber ve ashabıyla birlikte iken nasıl yalnızlık duyarım!” karşılığını vermiştir. Dört bin kişiden hadis dinleyen ve bunların sadece bin tanesinden rivayete bulunan İbnü’l-Mübarek, ehil olmayanlardan hadis almadığı gibi böylelerine hadis de rivayet etmezdi; fakat beğenip takdir ettiği kimselere, cihada gittiği yerlerde bile hadis öğretirdi.

          Hadis ravilerini çok iyi bildiği ve hadis ilmini özü sayılan fıkhu’l-hadisin önde gelen alimlerinden biri olduğu için, rivayet ettiği hadisler bu açıdan ayrı bir değer taşır. Bu sebeple ondan nakledilen hadislerin delil olarak kullanılabileceği hususunda alimler ittifak etmişlerdir. Hadis ilminin temelini teşkil eden isnad’ın değerini kavrayıp ortaya koymuş, denen isnadsız öğrenmek isteyen kişiyi evinin damına merdivensiz çıkmak isteyen kimseye benzetmiş, isnad olmasaydı herkes aklına eseni söylerdi, demiştir. O, tedlis’i çok çirkin ve affedilmez hatalardan biri sayar ve hadisin aslında bulunmayıp çoğunlukla ravilerin bilgisizliğinden kaynaklanan kusurlar demek olan lahin ve tashifin düzeltilmesi gerektiğine inanırdı. Kendisinden hadis alanlara, öğrendikleri hadisleri öncelikle Arap gramerini çok iyi bilen birine göstermelerini tavsiye ederdi. Kütüb-i Sitte müellifleri onun rivayetlerini hiç tereddüt etmeden eserlerine almışlardır. Abdullah b. Mübarek, Erbeun (kırk hadis) Edebiyatının ilk musannifi olarak da bilinir.

          Ebu Hanife’nin talebesi ve dostu olan İbnü’l-Mübarek’in fıkıh ilminde de önemli bir yeri vardır. Fıkıhta ilk olarak Ebu Hanife’nin metodunu benimsemiş, fıkıh bablarına göre tasnif ettiği es-Sünen fı’l-Fıkıh adlı eserinde onun usulünü esas almıştır. İnsanların en fakihi diye nitelendirdiği Ebu Hanife hakkında çeşitli vesilelerle övücü sözler söylemiş, şiirler yazmıştır. Ebu Hanife’nin vefatından sonra Malik b. Enes’in ders halkasına katılan İbnü’l-Mübarek, fıkıhta Hanefi ve Maliki mezheplerini birleştiren bir usul ortaya koymuştur. Genellikle Hanefiler’den sayılmakla birlikte bazı Maliki tabakatında da kendisine yer verilmektedir. Ona göre, fetva verebilmek için hadis kültürünü çok iyi bilmek, ayrıca fıkıh bilgi ve melekesine de sahip olmak gerekir. Kur’an ve Sünnet’e aykırı bir görüş belirtmek mümkün olmadığından, mesela herhangi bir fetva veya fıkhı görüş hakkında, “Bu Ebu Hanife’nin görüşüdür” yerine “Bu, Ebu Hanife’nin hadisi anlayışı ve açıklamasıdır” denilmesini daha doğru bulurdu.

          İbnü’l-Mübarek’in zühd anlayışı da üzerinde durulması gereken özellikler taşır. Zühdle ilgili hadis malzemesini Kitabü’z-Zühd ve’r-Rekaik adlı eserde toplayan İbnü’l-Mübarek’e göre zühd, dünya ile alakayı kesmek değil, dünyaya ve dünyalığa bağlanmamaktır. Nitekim o, hayatı boyunca ticaretle meşgul olmuş, savaşlara katılmış, defalarca hacca gitmiş ve ilim öğretmeye çalışmıştır. Fudayl b. İyaz’a, “Sen ve arkadaşların olmasaydı, ticaret yapmazdım” diyen Abdullah b. Mübarek, fakirlere yılda yüz bin dirhem infakta bulunurdu. Onun, “İlmi dünya için öğrendik, ama ilim bize dünyaya değer vermemeyi öğretti” sözü, bu konudaki görüşünü açıkça ortaya koymaktır. Günün belirli bir bölümünü zikir ve tefekküre ayırdığı, bu süre içinde hiç kimseyle konuşmadığı, insanlarla sürekli bir arada bulunmayı ve onlarla içli dışlı olmayı ilim ehli için uygun görmediği rivyet edilir. Ancak onun bu tavrı uzleti tercih ettiği anlamına gelmez. Çünkü o, sürekli uzleti doğru bulmazdı. Hocası Şamlı muhaddis İsmail b. Ayyaş, “Allah’ın ona nasip etmediği hiçbir hayırlı haslet kalmamıştır” derdi. Süfyan b. Uyeyne, ona ashabla mukayese ederek ashabın Hz. Peygamber’le sohbet edip gazvede bulunmuş olmalarının dışında İbnü’l-Mübarek’e bir üstünlüklerini görmediğini belirtirdi. İlminde ve zühdünde son derece mütevazi olan İbna’l-Mübarek, zenginlere karşı kibirli davranmanın da tevazuun gereği olduğunu söylerdi. Bununla beraber o zenginliğe karşı değildi. Başkalarına el açmamak düşüncesiyle ticaretle de uğraşır, alimleri, hadis talebelerini ve fakirleri himaye eder, her sene yüz bin dirhem dağıtırdı. Sultanların görevini kabul etmeyi ve onlara yakın olmayı zül telakki ederdi. Ona göre kişi, daima Allah’ın murakabesinde olduğunu hatırından çıkarmamalıdır. Yüz şeyden sakınıp bir şeyden sakınmayan kişi muttaki sayılmaz. Nuaym b. Hammad’ın bildirdiğine göre, Kitabü’z-Zühd’ü okurken öyle ağlardı ki yanına hiç kimse yaklaşamaz, o da hiçbir şeyin farkında olmazdı. Alimler, zühd ve takvasını övecekleri bir kişiyi ona benzetirlerdi. Zühd ve takva ile ilgili söz ve hallerinden birçoğu kaynaklarda zikredilmektedir.

          Son derece mütevazi olan İbnu’l-Mübarek, başarılarını gizlemeye dikkat ederdi. Savaş meydanında azılı kafirleri öldürdüğü zaman yüzünü örterek tanınmamaya çalışırdı.

          İbn Usame şöyle der: “İbnu’l-Mübarek, hadisçiler arasında, insanların içindeki mü’minlerin emiri gibidir.” Süfyan-ı Sevri’nin de kendi kendine şöyle dediği rivayet edilir: “Bütün ömrümün, Abdullah b. Mübarek’in bir yılı gibi olmasını isterim. Ancak ne buna ne de onun yaşadığı üç güne sahip olamam.”

          İbnü’l-Mübarek, aynı zamanda devrinin önde gelen şairlerinden biridir. Şiirleri daha ziyade zühde, cihada, din büyüklerinin methine dairdir. Fakat bunların önemli bir kısmının kaybolduğu anlaşılmaktadır. Mücahid Mustafa Bheçet tarafından derlenen şiirleri Mecellatü’l-mahtutati’lArabiyye’de yayımlanmıştır.
       
            Eserleri:
       
          1.Kitabü’z-Zühd ve’r-Rekaik. Hz. peygamber, ashap ve tabiinin ibadet, ihlas, tevekkül, doğruluk, tevazu, kanaat gibi ahlaki konulara dair sözlerini ihtivan eder eser, Habibürrahman el-A’zami tarafından neşredilmiştir (Malegon/Hindistan 1966, Beyrut, ts).
          2.Kitabü’l-Cihad. Cihadın fazileti, sevabı ve İslam’daki önemine dair hadisleri ihtiva eden kitap, bu konuda yazılan ir eserdir. İçinde 262 hadis bulunan tek nüshası (Leipzig, Stadbibliothek, nr. 320/1, 40 vr.), Nezih Hammad tarafından yayımlanmıştır (beyruz 1391/1971). Türkçe’ye 1980 yılında kazandırılmıştır. (Kitabu’l-Cihad, Terc: Muhammed Adil Teymur, Otağ Yay. İstanbul)
          3.el-Müsned. Hadisle ilgili olan bu eserin tek nüshası Zahiriyye Kütüphanesi’ndedir(mecmua nr. 18/5, kısım 2, 3, 107a-124b).
          4.Kitabu’l-Birr ve’s-Sıla. Bilinen tek nüshası Zahiriyye Kütüphanesi’nde (nr 9) kayıtlıdır.
          5.eb-Sünen fi’l-Fıkh. Günümüze ulaşmayan bu eserin adından, hadisleri fıkıh bablarına göre tasnif eden bir eser olduğu anlaşılmaktadır.
          6.Kitabu’t-Tefsir. Kaynaklarda adı geçen bu eserin, devrin geleneği göz önünde tutularak bir rivayet tefsiri olduğu söylenebilir.
          7.Kitabu’t-Tarih. Hadis ricalinden bahseden biyografik bir eser olduğu tahmin edilen bu eser de günümüze ulaşmamıştır. Kaynaklarda Abdullah b. Mübarek’e atfedilen ve kırk hadis türünün ilk örneği olan el-Erba’un ile Kitabü’l-İstizan ve Kitabü’l-Menasik adlı eserler de günümüze ulaşmamıştır.”
       


      Armağan kitaplar Abdullah bin mübarek Zühd Kitabı nı incele diniz. 
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789756337189
      MarkaYediveren Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789756337189
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.