• Tüm Kategoriler

    • Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları
      Sürat ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü sepete atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

       

      Kitabuş Şeria Tam Metin

      Fiyat:
      275,00 TL
      İndirimli Fiyat (%57,1) :
      118,00 TL
      Kazancınız 157,00 TL
      39,33 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo

      Kitap          Kitabuş Şeria Tam Metin
      Yazar         Ebu Bekir el Acurri
      Tercüme    Şahin Baş
      Yayınevi     Polen Karınca Yayınları
      Kağıt Cilt    Sarı Şamua - Kalın Ciltli
      Sayfa Ebat 1056 sayfa -  16,5x24 cm , Büyük Boy
      Yayın Yılı    2022



      Polen Yayınevi Kitabuş Şeria adlı kitabı incelemektesiniz.
      Karınca Tam Metin Kitabuş Şeria kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla  oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2




      Bu kitap, Ehli Sünnet ve’l Cemaat menheci üzere İslâmi akidenin genel yargılarını açıklar. Bunu da onları izah edip Allah Teâlâ’nın kitabı, Nebîsi’nin (s.a.v.) sünneti ve raşid halifeler’in, onlardan sonra gelen sahâbe, sonra tabiîn, sonra onların tâbileri ve dinde fazilet ve öncülüğe sahip imamların sünnetlerini delil getirerek yapar.

      Aynı şekilde bu akideye muhalif olan diğer gruplar ile sapık fırkalara reddiye verir. Ki çoğunun Musannif’in (r.h.) zamanında açıktan faaliyetleri ve kapsayıcı etkileri vardı.

      KİTAP HAKKINDA

      Giriş

      Bildiğim kadarıyla elimizdeki kitabın ismi hakkında bir hilaf yoktur. Nitekim Musannif (r.h.) bu kitabı “eş-Şerîa” olarak isimlendirmiş ve birkaç yerde bu ismi açıkça belirtmiştir. Örnek olarak;
      Tüm bölümlerin sonunda “Bu Şerîa kitabının falan bölümünün sonu olup, bunu filan bölüm izleyecektir” demektedir.

      On birinci bölümün başında açıkça şöyle demiştir: “İsmi eş-Şerîa olan bu kitapta Nebî’nin (s.a.v.) bazı faziletlerini de zikretmeyi istedim.”
      Kitabın ortasına yakın bir yerde şöyle demiştir: “Daha önce kitabın, yani eş-Şerîa kitabının “Şefaati Yalanlayan Kimse” babında açıklamamız geçmişti.
      Kitabın sonunda şöyle der: “Başından sonuna dek bu kitapta, yani eş-Şerîa’da, çoğu insanın mezhebinin bozukluğu dolayısıyla İslâm’ın kendisini bünyesinde barındırdığı herkesin bilmeye ihtiyaç duyduğu şeylerden bildiğim kadarını yazdım.”

      Ayrıca eş-Şerîa ismi, tüm el yazma nüshalarda mevcut olup, hiçbirinde bu isme muhalif başka bir isim geçmemektedir. Nitekim Musannif’in hayatı hakkında bilgi veren âlimler, kitabı ondan nakledenler, faydalanıp istifade edenler de eş-Şerîa kitabını Musannif’e nispet etmektedirler.

      Ne var ki Zehebi (r.h.), bu isme ilavede bulunmuş ve “eş-Şerîa Fi’s Sünne” demiştir. Galiba Zehebi’nin kendinden yaptığı bu ilave, kitabın konusunu beyan etme gayesine matuftur. Çünkü “Sünne” lafzı, selefin dilinde bid’atin karşıtı olan anlamındadır. Bu husus, hakkı beyan eden ve bid’atçilere şer’î delillerle reddiye veren akide eserlerinde çokça vardır. Onlar böyle eserlere “Sünne” ismini vermektedirler. H. 273’te vefat eden Ebû Bekir el-Esrem’in Sünne’si, İmam Ahmed’in amcasının oğlu ve aynı zamanda talebesi olup H. 273’te vefat eden Hanbel b. İshak b. Hanbel’in Sünne’si, H. 275’te vefat eden Ebû Davud es-Sicistani’nin Sünne’si, H. 277’de vefat eden İbn Ebi Asım’ın Sünne’si, H. 290’da vefat eden Abdullah b. Ahmed b. Hanbel’in Sünne’si, H. 311’de vefat eden Hallal’in Sünne’si, H. 360’ta vefat eden Taberani’nin Sünne’si vb. gibi eserler bunun örneklerindendir.

      Bu kitaptaki eş-Şerîa (şeriat) lafzına gelince; bana görünen o ki, bununla lügat manası kastedilmiştir. Yani hakkı gösterip ona ulaştıran dosdoğru yol. Nitekim Allah Teâlâ “Sonra seni de dinden bir şeriat üzere kıldık. O halde sen ona uy, bilmeyenlerin hevâlarına uyma!” buyurmaktadır. Yani seni de bir yol, sünnet ve yöntem üzere kıldık.[1] Nitekim Musannif (r.h.) da şöyle demektedir: “Doğrusu bu, Müslümanlar için açıklamamız gereken hakkın, Allah’ın insanları çağırıp ona yapışmalarını emrettiği ve dinlerinde fırkalara ayrılmaktan sakındırdığı şeriatındandır.”
      Ayrıca malum olduğu üzere hiçbir şüphe yok ki akaid ile alakalı meseleler de şeriat lafzının genel manasına dahildir.

      Zaten bu isimle akidenin mukabilindeki ameli hükümlerle alakalı şeylerin kastedilmiş olması uzaktır. Çünkü başından sonuna dek kitabın konusu, her Müslümanın iman etmesi vacip olan akide konularından bahsetmekte, Ehli Sünnet Ve’l Cemaat’in yolunu ve akide hususundaki şeriatını beyan etmekte ve onların yolundan çıkıp menheçlerinden ayrılan hevâ ehli ile sapık fırkalara reddiye vermektedir.

      Kitabın Konusu

      Bu kitap, Ehli Sünnet ve’l Cemaat menheci üzere İslâmi akidenin genel yargılarınııklar. Bunu da onları izah edip Allah Teâlâ’nın kitabı, Nebîsi’nin (s.a.v.) sünneti ve raşid halifeler’in, onlardan sonra gelen sahâbe, sonra tabiîn, sonra onların tâbileri ve dinde fazilet ve öncülüğe sahip imamların sünnetlerini delil getirerek yapar.
      Aynı şekilde bu akideye muhalif olan diğer gruplar ile sapık fırkalara reddiye verir. Ki çoğunun Musannif’in (r.h.) zamanında açıktan faaliyetleri ve kapsayıcı etkileri vardı.
      Kitabın ilk bölümü; cemaate yapışma emri, fırkalara ayrılmanın yasaklığı, önceki ümmetlerin dinlerinde fırkalara ayrıldıklarının beyanı ve özel olarak bu ümmetin de fırkalara ayrılması ile başlar.
      Peşinden Hariciler’den, mezheplerinin kötülüğünden Ali’nin (r.a.) onlarla savaşmasından ve bu savaşın faziletinden bahseder.

      Daha sonra akidenin kaynaklarından ve o kaynakların nasıl karşılanması gerektiğini anlatır. Derken Allah Teâlâ’nın kitabına, Rasûlü’nün (s.a.v.) sünnetine ve sahâbenin sünnetine yapışma emri ve Kitap ile Sünnet’e muhalif olan konularda bid’atlerin, münazaranın ve tartışmanın terk edilmesi hakkında konuşur.
      İkinci bölüme, dinde tartışma ve husumetin kötülenmesi, Kur’ân hakkında tartışmak ve müteşâbih âyetlerle çekişmek konuları ile giriş yapar.

      Sonrasında konu Kur’ân meselesi, onun indirilmiş ve yaratılmamış olduğunun ispatı konusuna geçiş yapar ve Kur’ân’ın yaratılmış olduğunu söyleyenlere, Lafziye’ye, Vakıfe’ye ve “Kur’ân, Levh-i Mahfuz’da olanların bir hikâyesidir” görüşünde olanlara reddiye verir.

      Üçüncü bölüme iman, İslâm ve bu ikisiyle alakalı olan amelin iman müsemmasına dahil olması, namazı terk eden kimsenin küfrü, imanın artıp eksilmesi, kimi iman sahiplerinin kimilerinden üstün oluşu, imanda istisna edip ondan sual etmek vb. gibi konular hakkında konuşmakla başlar. Sonra bu bölümü Mürcie ve mezheplerinin kötülüğünü anlatarak tamamlar.
      Dördüncü bölüme, kader ve kaderle alakalı birçok mesele hakkında konuşmak ve Kaderiye’ye reddiye vermekle giriş yapar. Bu konular, beşinci bölümde de aynen devam eder.
      Altıncı bölüme gelince; bu bölümde sahâbe, tabiîn ve diğer selef âlimlerinin Kaderiye’ye verdiği reddiyelerden söz edilmektedir. Musannif bu bölümü, kader meseleleri hakkında soru sormanın ve araştırmaya girişmenin terk edilmesi ile sonlandırır.
      Yedinci bölüme gelince; bu bölüm, ahirette Allah Teâlâ’ya bakma meselesi ve bunun kesin olan apaçık delillerle ispat edilmesi hakkındadır. Sonra, Allah’ın şanına layık bir şekilde sahip olduğu gülme sıfatına iman edilmesini beyan eder.
      Sekizinci bölüme, Hulûliyye’ye reddiye ile başlar. Sonra Cehmiyye ile onlarla uyum içinde olan Mutezile, Maturidiler ve Eşarilerin reddettiği Allah’ın arşının üzerinde olması, konuşması
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786257948883
      MarkaKarınca Polen Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786257948883

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.