• Tüm Kategoriler

    • Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları
      Sürat , MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü sepete atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

       

      Kuranı Kerim Sure ve Ayetlerinin Fazileti ve Havassı

      Fiyat:
      320,00 TL
      İndirimli Fiyat (%40,6) :
      190,00 TL
      Kazancınız 130,00 TL
      63,33 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo

        Kitap             Kuranı Kerim Sure ve Ayetlerinin Fazileti ve Havassı
        Yazar            Ömer Faruk Hilmi
        Mealler         Elmalılı M.Hamdi Yazır
        Tashih           Mahmut Hilmi, Ahmet Turan, Muhammed Ali Hilmi
        Yayınevi        Tuğra Neşriyat
        Kağıt Cilt       Sarı şamua, Ciltli, 2 cilt takım
        Sayfa Ebat    997 Sayfa, 17x24 cm
        Yayın Yılı       2008


       
      Tuğra Yayınevi Kuranı Kerim Sure ve Ayetlerinin Fazileti ve Havassı kitabını incelemektesiniz.
      2 cilt Kuranı Kerim Sure ve Ayetlerinin Fazileti ve Havassı kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

       
       
         Kuranı Kerim Sure ve Ayetlerinin Fazileti ve Havassı  - Ömer Faruk Hilmi

       
      Bize kitap gönderen Allâhü Teâlâ hazretlerine hamd-ü senâlar olsun.

      Kur'ân-ı kerime sahip olduğumuz için ne kadar şükretsek yine de az...

      İnsanlığa ilâhî kitap Kur'ân-ı kerimi tebliğ etmek için çalışan, olmadık meşakkatlere katlanan ve zorluklara tahammül eden, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine, onun hayırlı âl ve ashâbına salât-ü selâm olsun...


      Bu kitabın asıl yazarları olan,
       
      1-    İmam Şafii Hazretleri,
      2-    İmam Gazali Hazretleri,
      3-    Semerkandi Hazretleri,
      4-    İmam Salebi Hazretleri,
      5-    Kadı Beyzavi Hazretleri,
      6-    Siracüddin İbni Adil Hazretleri,
      7-    Ebu Suud Hazretleri,
      8-    İmam Yafii Hazretleri,
      9-    İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri,


      Gibi büyük müctehid, âlim, müfessir, evliya ve Salih zatları da rahmetle ve minnetle anıyorum.

      Allâhü Teâlâ hazretleri, bizi onların himmetlerinden ve şefaatlerinden mahrum etmesin.

      Bu kitabın yazarları hakikatte bu zatlardır.

      Biz sadece onların kitaplarını tercüme ederek; onların, mü'minlerin faydalanmaları için kitaplarına aldıkları, Kuranı Kerimin fazilet ve havassı yla ilgili hadis-i şerifleri ve diğer rivayetleri olduğu gibi size aktardık...

      Çalışmak bizden.. Tevfik (başarı vermek) ise Allâhü Teâlâ hazretlerindendir.. ( Tuğra Yayınevi, Kuranı Kerim Sure ve Ayetlerinin Fazileti ve Havassı kitabı kuranı kerim sure ve ayetlerinin faziletleri havassı, ömer faruk hilmi kitapları, tuğra neşriyat )
       

                    HAVAS İLMİ
       
       Havas ilmi, Allâhü Teâlâ hazretlerinin Kur'ân-ı kerime vermiş olduğu hassaları ve meziyetleri bilme ilmidir1.
       
      Havâssu'l-Kur'an ilminin konusu, fazilet, havassı ve esrarı yönünden Kur'ân-ı kerimin sûre ve âyetleridir.
       
      Havâssu'l-Kur'an ilminin gayesi maddî ve manevî hastalıklara, Şifa olan Kuranı Kerimin hangi sure ve Ayeti Kerimesinin hangi maddi ve manevi hastalığa şifa olduğunu öğrenmektir.
       
       
      Havassu'l-Kur'ân ilminin asıl kaynakları;
       
      1-Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hadis'-i şerifleri, 2
      2- Sahabelerin uygulamaları,
      3- Tabiîn
      4- Alimlerin
      5- Evliyâullah'ın tecrübeleri ve haber vermeleriyle sabittir.
       
       
      Havassul Kuran Konusunda Kitap Yazanlar
       
      Bir çok İslam alimi Kuranı kerimin havassı ve fazileti hakkında kitap yazdılar. 3
       
      1 - İmam Şafiî (k.s.) hazretleri 3,
      2- İmam Gazalî (k.s.) hazretleri 4,
      3- İmam Yafıî (r.h.) hazretleri 5,
      4- İmam Suyûtî (r.h. hazretleri, 6
       
       
      1” Büyük tefsir tarihi Tabakatü'l-Müfessirin: c. 1, s. 57, Ömer Nasuhî Bilmen 
      2 Efendimiz (sav) hazretlerinin Kuranı Kerim ayetlerinin şifa için kimlere ve hangi hastalıkları için okuduğu hakkında geniş malumat almak için şu mübarek kitaplara bakınız:
       
       
      1- Şifâ şerif,
      2-Şerh-u Şifâ-i şerif, Aliyyu'l-Karî,
      3-Nesîmur-Riyd (Şifâ-i şerif şerhi)
      4-Mevâhibü'I-Ledünniyye (Kastalanî)
      5-Şerhu Allâme Zerkanî,
       
       
      3 Büyük tefsir tarihi Tabakatü'l-Müfessirin: c.  1, s. 57, Ömer Nasuhî Bilmen, İmam Şafii hazretlerinin havas ile ilgili kitabına ulaşamadım.
       
      4 Büyük tefsir tarihi Tabakatü'l-Müfessirin: c.  1, s. 57, Ömer Nasuhî Bilmen, İmam Gazali hazretlerinin Havassu'l-Kur'ân, ile ilgili kitabını tamamen tercüme edip bu kitabın içine koydum.
       
      5 Mevzuatul Ulum c.1 s, 220  İmam Yafii (k.s) hazretlerinin Havassul Kur’an ile ilgili kitabını tamamen tercüme edip bu kitabın içine koydum.
       
       
      5- Kâdî Beyzavî hazretleri,7,
       
      6- Ebû Suud hazretleri,8,
       
      7- Sa'lebî hazretleri,9,
       
      8- İsmail Hakkı Bursevî hazretleri10,
       
      9- İbni Âdil (r.h.) hazretleri11,
       
       
      İlimde ve tasavvufta büyük yerleri olan bu zatların bu değerli kitaplarını baştan sona okudum.
       
      Ve burada geçen hadis-i şerifleri de "Kutub-i Tis'â" 12 denilen dokuz büyük hadis kitabının yanı sıra "Et-Tergib ve't-Terhib" 13 isimli hadis külliyatından aldım 14.
       
       
      6 Mevzûatu'l-Ulum, c. 1, s. 220, İmam Suyûtî hazretlerinin tefsir usûl ilmi hakkında ki kitabı itkanda bulunan, havas ile ilgili bölümü buraya tercüme ettim.
       
      7 Beyzavî tefsirinde, her sûrenin sonunda o sûre ile ilgi havas ve faziletiyle ilgili hadis-i şerifi beyan etti.
       
      8 Ebû Suûd tefsiri, Beyzavî tefsirini taklid ederek; Beyzavî tefsirinde bulunan hadis-i şerifleri aynen alarak; Beyzavî tefsirinde olduğu gibi her sûrenin sonunda o sûrenin fazilet ve havassıyla ilgili hadis-i şerifi aldı.
       
       9 Sa'lebî tefsiri (el-Keşf ve Beyân 10 ciltlik tefsir), her sûrenin başına o sûrenin fazilet ve havassıyla ilgili olan hadis-i şerif ve rivayetleri aldı.
       
      10  Ruhu'l-Beyan tefsirinde yer yer değişik âyet-i kerime ve sûlerin fazilet ve havassı hakkında malumat verdi.
       
      11 İbni Adil hazretleri, el-Lübâb fi Ulumi'l-kitap (20 ciltlik tefsirinde) bütün sûrelerin sonunda ve bazı ayetlerin sonlarında o sure ve âyetlerin fazilet ve havassı hakkında hadis-i şerif ve değişik rivayetleri verdi.
       
      12  Kutub-i Tis'a, Dokuz hadis kitabı, demektir. O kitaplar şunlardır:
       
      1-Sahih-i Buharî,
      2-Sahih-i Müslim,
      3-Tirmizi,
      4-Ebû Davud,
      5-Neseî,
      6-İbni Mâce,
      7-Müsned-i Ahmed,
      8-Muvatta,
      9-Darimî.
       
       
      13  Tergib ve terhib hadis kitabını harekeleyip teremü ettim. Hadis meallerini kendi tercümemden aldım. Tergib ve Terhib isimli hadis külliyâtını, Harekeli olarak dizgisini yaptım. Tercüme ettim. Kaynaklarını gösterdim. Konularının başlarına ilgili âyet-i kerimeleri koydum.
       
      Vaaz, irşâd, nasihat ve öğüt kitabı haline geldi.
       
       
      Kaynak aldığım kitaplar şunlardır:
       
      1-Kâdî Beyzavî tefsiri,
      2-Ebû Suûd Tefsiri,
      3-Ruhu'l-Beyan tefsiri,
      4-El-Keşf ve'l-Beyan (Salebî tefsiri),
      5-El-Lübâb fi ulûmi'I-kitap (İbni Adil tefsiri)
      6-Bahrul-UIum tefsiri,
      7-Bahru'l-Medid tefsiri,
      8-Havâssu'I-Kur'ân (İmam Gazalî)
      9-İmam Yafiî (k.s.) hazretlerinin "Ed-Dürrü'I-Nazîm"
      10-Kitabu'r-Rahmeti fi't-Tıbbı ve'l-Hikmeti,
      11-Hazinetü'I-Esrâr
      12-Deyrebî Kebir,
      13-Mevzûatu'l-Ulûm,
       
      Ve benzeri ehl-i sünnet ve'I-cemaat âlimlerinin değerli kitapları.
       

      KUR'ÂN-I KERİM FAZİLET VE HAVÂSSI KONUSUNDA ESER YAZAN ÂLİMLER


      Kur'ân-ı kerimin fazilet ve havâssı, konusu gerçekten çok gizemli bir konudur.
       
      Gizemli olduğu kadar da cazibelidir.
       
      Çekicidir.
       
      Büyüleciyi bir konudur.
       
      Faydalı olduğu kadar da, sû-i istimal (kötüye kullanmaya) da elverişlidir.
       
      Çok bu konu tecrübeye dayanır.
       
      Bir çok müfessir, âlim ve evliyaullah, Kur'ân-ı kerimin fazilet ve havâssı hakkında kitaplar yazdılar.
       
      Kimi, yazdıkları tefsirlere aldılar.
       
      Kimi de bu konuya mahsus özel kitaplar yazdılar.
       
      Bu hazırladığımız kitabın asıl musannıfları şu zatlardır:
       
      1-İmam Şafiî hazretleri,
      2-İmam Gazali hazretleri,
      3-Semerkandî hazretleri,
      4-İmam Sa'Iebî hazretleri,
      5-Kadî Beyzavî hazretleri,
      6-Kurtubî hazretleri,
      7-Sirâcüddin İbni Âdil Hazretleri,
      8-Ebû Suûd hazretleri,
      9-İmam Yafıî Hazretleri,
      10-İsmail Hakkı Bursevî hazretleri,
       
       
           İMAM ŞAFİÎ HAZRETLERİ
       
      İsmi, Muhammed bin İdrîstir.
       
      Künyesi Ebû Abdullah'tır. Eshâb-ı kiramdan olan dördüncü dedesi Şâfî'ye nisbetle Şâfıî nisbesiyle meşhur olmuştur.
       
      Soyu, Kureyş kabilesinden olup hem anne hem baba tarafından Peygamber efendimizin soyu ile birleşmektedir. Annesi tarafından soyu Fâtıma binti Abdullah el-Mahmûd bin Hasan el-Müsennâ bin Hasan bin Ali bin Ebî Tâlib'e dayanır. Babası tarafından ise Peygamber efendimizin üçüncü dedesi olan Abdümenâf, Şâfıî hazretlerinin dokuzuncu dedesidir.
       
      767 (H.150) senesinde Kudüs civarında Gazze'de doğdu. 820 (H.204) senesinde Mısır'da vefat etti. Kabri Kâhire'deki Kurâfe Kabristanındadır.
       
      Şâfii hazretleri, henüz beşikte iken babası vefat etti. Annesi onu iki yaşındayken asıl memleketleri olan Mekke'ye getirdi. Çocukluğu orada geçen Şâfıî, zekâ ve olgunluğuyla kendini gösterdi. Altı yaşında iken mektebe gitmeye başladı. Zahide ve takva sahibi bir annesi vardı. İnsanlar emânetlerini ona bırakırlardı.
       
      Yedi yaşına gelince Kur'ân-ı kerîmi ezberledi.
       
      Bundan sonra ilim öğrenmeye başladı.
       
      Mekke'de bulunan zamanın meşhur âlimlerinin derslerine ve sohbetlerine devam etti. Kendisi, ilim öğrenmeye başladığı bu ilk günleri için şöyle demiştir: "Kur'ân-ı kerîmi ezberledikten sonra devamlı Mescid-i harama gidip, fıkıh ve hadîs âlimlerinden pekçok istifâde ettim. Fakat çok fakir idik, bir yaprak kâğıt almaya bile gücümüz yoktu.
       
      Derslerimi ve öğrendiğim meseleleri, kemik parçalan üzerine yazardım."
       
      İmâm-ı Şâfıî, Mekke'deki bu ilk tahsilinden sonra Arapçanın inceliklerini ve edebiyatını öğrenmek için, çölde yaşayan Huzeyl kabîlesinin arasına gitti. Orada da bilgisini ilerletip, ok atmayı öğrendi.
       
      Bu hususta da şöyle demiştir:
       
      -"Ben Mekke'den çıktım. Çölde Huzeyl kabîlesinin yaşayışını ve dilini öğrendim. Bu kabîle, Arapların dil bakımından en fasîhi idi. Onlarla birlikte gezdim, dolaştım, ok atmayı öğrendim. Mekke'ye döndüğüm zaman, bir çok rivayet ve edebiyat bilgilerine sahip olmuştum."
       
      İmâm-ı Şafiî daha on yaşında iken, o zamanın en meşhur âlimi İmâm-ı Mâlikin13 Muvattâ adlı hadîs kitabını, dokuz gecede ezberlemiştir.
       
      Gençliğinin ilk yıllarında kendini tamamen ilme verip, Mekke'deki Süfyân bin Uyeyne, Müslim bin Hâlid ez-Zencî gibi fakîh ve muhaddislerden ilim tahsil etti.

      Hadîs, fıkıh, lügat ve edebiyatta çok yükseldi.
       
      Mekkeli gençler arasında, ilimde parmakla gösterilen bir dereceye ulaştı.

      Şafiî'nin tahsil hayatındaki en önemli safha İmâm-ı Mâlike talebe olmasıyla başlamıştır.
       
      Mekke'denMedîne'ye gidip, İmâm-ı Malik'den ders almasını şöyle anlatmıştır:

      -"İlk zamanlar Mekke'de, Müslim bin Hâlid'den fıkıh öğrendim. O sırada Medîne'de bulunan Mâlik bin Enes'in büyüklüğünü ve müslümanların imâmı olduğunu işittim. Kalbime geldi ki onun yanına gideyim, talebesi olayım. Sonra onun meşhur eseri olan Muvattâ'nın bir nüshasını, Mekke'de birinden tekrar geri vermek üzere alıp ezberledim. Mekke valisine gidip, birini Medîne valisine birisini de Mâlik bin Enes'e vermek üzere iki mektup alıp Medîne'ye gittim. Medîne'ye varınca, Medîne valisine gidip ona âit olan mektubu verdim ve Medîne valisi ile birlikte İmâm-ı Mâlik'in yanına gittik. İmâm-ı Mâlik dışarı çıktı. Uzun boylu ve gayet heybetli bir görünüşü vardı. Medîne valisi, Mekke valisinin gönderdiği mektubu İmâm'a takdim etti.
       
      Mektupta;
      -"Muhammed bin İdrîs, annesi tarafından şerefli bir kimsedir. Ve hali şöyle şöyledir..." diye yazılı olan kısmı okuyunca;
       
      -"Sübhânallah! Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem ilmi şöyle mi oldu ki, mektup ile yazılıp, sorulup, talep olunur." dedi. Ben de durumumu ve ilim öğrenmek istediğimi anlattım. Sözlerimi dinledikten sonra bana baktı.
       
      -"Adın nedir?" dedi.
       
      -"Muhammed"....dedim. O bana baktı ve;
       
      -"Ey Muhammed! İleride büyük bir sânın olacak, Allahü teâlâ senin kalbine bir nur vermiştir. Onu mâsiyyetle söndürme! Yarın birisi ile gel, sana Muvattâ'yı okusun buyurdu. Ben de;
       
      -"Onu ezberledim, ezberden okurum" dedim. Ertesi gün İmâm-ı Mâlike gelip okumağa başladım. Her ne zaman, İmâmı üzme korkusundan okumağı bırakmak istesem, benim güzel okumam onu hayretler içerisinde bırakır, ey genç daha oku derdi. Kısa zamanda Muvattâ'yı bitirdim."
       
      İmâm-ı Şâfii, İmâm-ı Mâlikin yanına geldiği zaman, yirmi yaşlarında bulunuyordu. İmâm-ı Mâlik onu himayesine alıp, dokuz yıl müddetle ilim öğretti.
       

      15İmam Mâlik hazretleri, Malikî mezhebinin kurucusudur.
      16Muvatta ilk yazılan hadis kitablarındandır. Bizim de kaynağımızdır.

       
      İlimde yüksek bir dereceye ulaşan Şâfıî hazretleri, Mekke'ye dönünce, oraya gelen Yemen valisi, onu Yemen'e götürüp kadılık vazifesi verdi.
       
      Beş yıl kadar bu görevi yaptıktan sonra, Bağdat'a giderek, ilmini ilerletmek için, İmâm-ı A'zamın talebesi İmâm-ı Muhammed'den ders almaya başladı.
       
      İmâm-ı Muhammed onu kendi himayesine alıp, yazmış olduğu kitaplarını okutmak suretiyle, İrak'ta tedvin edilen fıkıh ilmini ve Irak'ta meşhur olan rivayetleri öğretti.

      İmâm-ı Muhammed ayrıca İmâm-ı Şafiî'nin annesi ile evlenerek onun üvey babası oldu.

      İmâm-ı Şâfıî onun ilminden ve kitablanndan çok istifâde etmiştir. Şafiî hazretleri bu hususta şöyle demiştir:
       
      -"İlimde ve diğer dünyâ işlerinde, İmâm-ı Muhammed kadar bana kimse faydalı olmamıştır." Ebû Ubeyd şöyle demiştir:
       
      -"Şafiî'den duydum, buyurdu ki:
      -"İmâm-ı Muhammed'den öğrendiğim meselelerle ve ilimle, bir deve yükü kitap yazdım. Eğer o olmasaydı ilim kapısının eşiğinde kalmıştım. Bütün insanlar ilimde, Irak âlimlerinin, Irak âlimleri de Küfe âlimlerinin çocuklarıdır. Onlar da Ebû Hanîfe'nin çocuklarıdır."
       
      -"Yâni bir babanın çocukları için lâzım olan nafakayı kazanıp, çocuklarını beslemesi gibi, Ebû Hanîfe de kendinden sonrakileri böylece ilimle beslemiş ve doyurmuştur.

      Şâfıî ayrıca Selim-i Râî'nin sohbetine kavuşup, vilâyet (evliyalık) makamlarına da kavuştu.

      İmâm-ı Şâfıî, Bağdat'taİmâm-ı Muhammed'den aldığı dersleri tamamlayıp, Mekke'ye döndü.
       
      Burada bir müddet inceleme ve araştırmalar yapıp, ayrıca talebelere ders verdi. Bilhassa hac mevsiminde çeşitli İslâm beldelerinden gelen ilim adamları ondan ilim öğrenirlerdi. Mekke'deki bu ikâmeti dokuz yıl kadar sürdü. Sonra tekrar Bağdat'a gitti. Bu sırada Bağdat, İslâm âleminin önemli bir ilim merkezi idi. Burada bulunan âlimler, Şafiî'ye hürmet göstermiş ve ilim talebeleri onun etrafında toplanmıştır. Bağdat âlimleri dahi ondan ders almışlardır. Daha önceMekke'de Şâfıî ile görüşen ve ondan hadîs dinleyen Ahmed bin Hanbel17 talebe olmuş, onun üstünlüğüne hayran kalmıştır.
      Yine Şâfıî ile emsal olan İshâk bin Râheveyh ve başkaları ondan ilim tahsil etmiştir. Herkes onun dersine koşuyor ve verdiği fetvalara hayran kalıyordu. Ders ve fetva vermekte uyguladığı usûl, geniş olarak açıkladığı istinbat (kaynaklardan hüküm çıkarma) usûlü olan, usûl-i fıkıh ilmi idi. O buna göre açıklamalarda bulunuyordu. Güzel ve açık konuşması, ifâde ve izah tarzı, münazara kuvveti ve tesir bakımından çok güçlüydü. Şafiî hazretleri Bağdat'ta bulunduğu sırada El-Kitâb-ül-Bağdâdiyye adını verdiği eserini yazdı.
       
      Şafiî'nin üstün şahsiyetine ve yüksek ilmine hayranlık duyarak, ondan ders alıp ilim öğrenen talebelerinden bir kısmı şunlardır:
       
      Ahmed bin Hanbel, Ishâk bin Râheveyh, ez-Za'ferânî, Ebû Sevr İbrahim bin Hâlid, Ebû ibrahim Müzenî, Rebf bin Süleymân-ı Murâdî.
       
      Şâfıî mezhebinde yetişmiş âlimlerden meşhur olanlardan bâzıları da şunlardır: Hadîs âlimlerinden İmâm-ı Nesâî, kelâm (akâid) âlimlerinden Ebü'1-Hasan-ı Eş'arî, İmâm-ı Mâverdî, İmâm-ı Nevevî, Imâm-ül-Haremeyn Abdülmelik bin Abdullah, İmâm-ı Gazâlî, İbn-î Hâcer-i Mekkî, Kaffâl-ı Kebîr, İbn-i Subkî, İmâm-ı Suyûtî vb.
       
      İmam Şâfıî hazretleri ilim, zühd, marifet, zekâ, hafıza ve neseb bakımlarından zamanındaki âlimlerin en üstünü idi. On üç yaşında iken, Harem-i şerîfde; "Bana istediğinizi sorunuz?" derdi. On beş yaşında iken fetva verirdi.
       
      Zamanının en büyük âlimi olan ve üç yüz bin hadîs-i şerîfi ezbere bilen İmâm-ı Ahmed bin Hanbel, ondan ders almağa gelirdi.
       
      Çok kimse, İmâm-ı Ahmed'e;
       
      -"Böyle büyük bir âlim iken, kendi çocuğun gibi bir genç karşısında nasıl oturuyorsun?" dediklerinde;
       
      -"Bizim ezberlediklerimizin mânâlarını o biliyor. Eğer onu görmeseydim, ilmin kapısında kalacaktım. O, dünyâyı aydınlatan bir güneştir, ruhlara gıdadır." derdi.
       
      Bir kere de;

      -"Fıkıh kapısı kapanmıştı. Allahü teâlâ, bu kapıyı, kullarına İmâm-ı Şafiî ile tekrar açtı." dedi. Bir kerre de;
       
      -"İslâmiyete, şimdi Şafiî'den daha çok hizmet eden birini bilmiyorum." dedi. İmâm-ı Ahmed, yine buyurdu ki:
       
      17 Hanbelî Mezhebinin kurucusu, büyük evliya ve âlimdir.
       
      -"Allâhü Teâlâ hazretleri, bu ümmet-i merhume için her yüz senenin başında; onların dinlerini yenileyen (dine sokulan hurafe ve bidatlerin kapısını kapatan; Müslümanlara heyecan ve cezbe veren ve onlara dinlerini öğreten) bir "müceddid" gönderir. 18  hadîs-i şerifinde bildirilen âlim çağın müceddi, İmâm-ı Şafiî'dir.
       
      18 Ebû Davud: 3740

      Ahmed bin Hanbel'in oğlu Abdullah, babasının İmâm-ı Şafiî'ye çok duâ ettiğini görerek sebebini sorunca;
       
      -"Oğlum, Imâm-ı Şafiî'nin insanlar arasındaki yeri, gökteki güneş gibidir. 0, ruhların şifâsıdır." demiştir.
       
      Süfyân-ı Sevrî şöyle demiştir: "tmâm-ı Şafiî'nin aklı, zamanındaki insanların yarısının akılları toplamından fazladır." Abdullah-i Ensârî buyurdu ki:
       
      -"Imâm-ı Şafiî'yi çok severim. Çünkü evliyalıkta hangi makama baksam, onu herkesin önünde görüyorum."
       
      Az yer, az uyurdu. "On altı senedir, doyasıya yemek yemedim." buyurdu. Sebebi sorulunca "Çok yemek bedene ağırlık verir, kalbi zayıflatır, anlayışı, idrâki azaltır, çok uyku getirir ve böylece insanı ibâdetten alıkor. Kulluğun başı az yemektir." buyurmuştu.

      Şafiî hazretleri hikmetli sözleri ve gönül alıcı nasîhatleriyle insanların kurtuluşlarına vesîle oldu.
       
      Biri İmâm-ı Şafiî'den nasîhat isteyince buyurdu ki:
       
      -"Senden daha çok malı ve parası olan kimseyi kıskanma. O malına ve parasına hasretle ölür. İbâdeti ve tâatı çok olan kimselere gıpta et. Yaşayanlar da sonunda ölecekleri için, onların dünyalıklarına özenmeye değmez."
       
      İlim, ezber edilen şey değil, ezber edilen şeyden temin edilen faydadır.
       
      Resûlullah'ın ve Eshâbının yolunda olmayanı havada uçar görsem, yine doğruluğunu kabul etmem.
       
      Herkese akıllı denmez. Akıllı kimse, kendisini her türlü kötülükten koruyandır.

      Kendisini sevenlerden bir cemâate şöyle buyurdu:
       
      "Kalbine ilâhî bir nûr penceresinin açılmasını isteyen şu dört şeyi yapsın:
       
      1-Günün belli bir vaktinde yalnız kalsın ve huzura dalsın.
       
      2-Mîdesini pek fazla doldurmasın.
       
      3) Sefih kimselerle düşüp kalkmağı bıraksın, kötü kimselerle düşüp kalkmasın.

       4) İlimleriyle yalnız dünyalık arzu eden kimselere yaklaşmasın."


      "Hiç bir vakit yoktur ki, ilim mütâlâası, hüzün ve kederi yok etmesin. 
       
      İlmî mütâlâa, kalbin en ince ve en gizli noktalarını harekete geçirir, insanda yüce duygular uyandırır."
       
      "Sâdık dost, arkadaşının hüzün ve sevinçte ortağı olandır."

      "iki kişinin, darıldıktan sonra birbirinin ayıplarını ortaya çıkarması, münafıklık alâmetidir."
       
      "Haksız sözleri tasdik eden, dalkavuk ve ikiyüzlüdür."
       
      "Sâdık dost, arkadaşının ayıplarını görünce ihtar eder, ifşa etmez."
       
      "İbret almak istersen, hatâ sahibi kişilerin akıbetlerine bak da kalbini topla."
       
      "Kendisine faydası olmayanın, başkasına da faydası yoktur."
       
      İmâm-ı Şâfıî hazretleri ikinci defa Bağdat'a gidişinden sonra, Bağdat'taki siyâsî ve fikrî kargaşalıklar sebebiyle Mısır'a gidip, ömrünün sonuna kadar orada kalmıştır.
       
      Imâm-ı Şafiî, İmâm-ı Mâlikin ve İmâm-ı A'zamın talebesi İmâm-ı Muhammed'in derslerine devam ederek, İmâm-ı A'zamın ve İmâm-ı Mâlikin ictihad yollarını öğrenip, bu iki yolu birleştirdi ve ayrı bir ictihad yolu kurdu. Kendisi çok beliğ, edîb olduğundan, âyet-i kerîmelerin ve hadîs-i şeriflerin ifâde tarzına bakıp, kuvvetli bulduğu tarafa göre hüküm verirdi. İki tarafta da kendi usûlüne göre kuvvet bulamazsa, o zaman kıyas yolu ile ictihad ederdi. Böylece müslümanlann ibâdetlerinde ve işlerinde uyacakları bir yol göstermiştir.
       
      Onun kendi usûlüne göre şer'î delillerden çıkardığı hükümlere, yâni gösterdiği bu yola "Şafiî Mezhebi" denildi.
       
      Ehl-i sünnet îtikâdında olan müslümanlardan, amellerini yâni ibâdet ve işlerini, bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara "Şâfıî" denir.
       
      Şâfıî mezhebinin reisi olan Imâm-ı Şâfıî, usûl-i fıkıh ilmindeki meseleleri ilk defa tasnif edip, kitaba yazan kimsedir. Bu ilimdeki eserinin adı Er-Risâle fil- Usûl'dür..
       
      İmâm-ı Şafiî'nin siması, gayet güzel ve sevimli idi. Üstün bir zekâya ve kabiliyete sahipti. Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem sünnetine son derece riâyet ederdi. İlmi, tevâzusu, heybet ve vekarı ile kaiblere tesir ederdi. Kur'ân-ı kerîm okurken dinleyenler kendinden geçerdi.
       
      Orta halli giyinirdi.
       
      Heybetli bir görünüşü vardı. O bakarken, yanındakiler su dahi içemezlerdi. Yüzüğünde,  (el-bereketü fîl-kanâ'ati= Bereket, kanâat etmektedir) yazılı idi.
       
       
          Bizans İmparatorunun İmam Şafiî'den Korkması
       
      Harun Reşîd, her sene Bizans İmparatorundan vergi olarak çok para ve mal alırdı. Bir sene imparator, âlimlerle münazara etmek için ruhbanlar gönderdi;
       
      -"Eğer bizi yenerlerse onlara vergilerimizi vermeye devam edeceğiz. Yok, biz yenersek vermeyiz." dedi.
       
      Dört yüz hıristiyan geldi. Halîfe, bütün âlimlerin Dicle kenarında toplanmasını emretti. İmâm-ı Şafiî'yi çağırarak, hıristiyan ruhbanlara sen cevap ver! Dedi. Herkes Dicle kenarında toplandı, tmâm-ı Şâfıî seccadeyi omuzuna alıp nehre doğru gitti. Seccadeyi nehre atıp üzerine oturdu ve
       
      -"Benimle münâkaşa etmek isteyenler buraya gelsin." dedi.
       
      Bu hâli gören ruhbanların hepsi müslüman oldu. Bizans İmparatoru, adamlarının İmâm-ı Şafiî'nin elinde müslüman olduğunu öğrenince;
       
      -"İyi ki, o buraya gelmedi. Yoksa buradakilerin hepsi müslüman olurdu, kendi dinlerini bırakırlardı." dedi.
       
      İmam Şafiî Hazretlerinin Seyyidlere Hürmeti
       
      Bir kere ders verirken, ders esnasında on defa ayağa kalktı. Sebebini sorduklarında, buyurdu ki:
       
      -"Seyyidlerden bir çocuk, kapının önünde oynuyor. Kapının önüne gelip, kendisini gördüğüm zaman, ona hürmeten ayağa kalkıyorum. Resûlullah'ın torunu ayakta dururken oturmak reva değildir."
       
      Sadaka Dağıtması
       
      İmam Şafiî (k.s.) hazretlerinin hiç parası olmadğı bir bayram günü bir hizmetçi kendisine bir kese altın getirip, efendisinin selâmı olduğunu ve bunu kabul buyurmasını rica etti.
       
      İmâm-ı Şâfıî hazretleri keseyi kabul etti. Biraz sonra biri gelip, -"Hanımım bir çocuk doğurdu. Yanımda hiç param yok. Sizden Allah rızâsı için biraz para istiyorum." dedi.
       
      Imâm-ı Şafiî hazretleri keseyi hiç açmadan, olduğu gibi o şahsa verdi.

       
      İmam Şafiî Hazretlerinin Bir Fetvası
       
      Mısır'ın ileri gelenlerinden birinin hanımı, bir münâkaşada kocasına;
       
      -"Ey Cehennemlik!" dedi. Bu cevap karşısında bu şahıs, hanımına;
       
      -"Ben Cehennemliksem, seni boşadım." dedi, fakat hanımını da çok seviyordu. Âlimleri toplayıp bu meseleyi sordu. Kimse cevap veremedi.
       
      -"Senin Cehennemlik olup olmadığını Allah bilir." dediler. Âlimler arasından henüz daha genç yaşta olan Imâm-ı Şafiî kalkıp;
      -"Ben senin meseleni çözerim." dedi. Oradakiler şaşırdılar. Bu kadar âlimin cevap veremediğine, nasıl cevap verecek diye merak ettiler.
       
      İmâm-ı Şafiî dedi ki:
       
      -"Önce sen benim sorularıma cevap ver!"  Ve devam etti:
       
      -"Bir günah işleyeceğin vakit, Allah korkusundan bu günahı terk ettiğin oldu mu?" dedi.
       
      -"Allahü teâlâya yemîn ederim ki çok oldu."
       
      imam Şafiî hazretleri buyurdu:
       
      "Bu hâlinle Cennetlik olduğun anlaşılmaktadır." buyurdu.
       
      Orada bulunan âlimler, kendisine sordular:
       
      -"Hangi delîl ile bu hükmü verdin?" İmam Şafiî hazretleri buyurdu:

      "Kur'ân-ı kerîmde;
       
      " Her kim de rabbinin makamından korkmuş ve nefsi, hevâdan nehy eylemiş ise,40 muhakkak cennettir onun varacağı!" 19
       
      buyurulmaktadır. Hükmümü  bu  âyet-i kerîmeye göre verdim." buyurdu. Oradakiler susup kaldılar.
       
       
      19 En-Naziât: 79/40-41,
       
      Dünya Sıkıntısından Kurtuluş Yolu
       
       Dünyâ işlerinde bir darlığa ve sıkıntıya düşen kimse, ibâdete yönelmelidir.
       
       
      En Hayırlı İnsanlar
       
      Resûlullah'tan sallallahü aleyhi ve sellem sonra insanların en üstünü hazret-i Ebû Bekir, sonra hazret-i Ömer, sonra hazret-i Osman, sonra hazret-i Ali'dir, (r.anhüm)"
       
      Efendimiz (s.a.v.)'ı Rüyâ'da Görmesi
       
      İmâm-ı Şâfıî şöyle anlatmıştır:
      -Bir gece rüyamda Peygamber efendimizi görmekle şereflendim.
       
      Bana buyurdu ki;
      -"Sen kimdensin?" Cevâbımda,
       
      -"Ben senin kabîlendenim." dedim.
      -"Bana yaklaş" buyurdular.
       
      Yanına gittim. Mübarek ağzının suyunu dilime, ağzıma ve dudaklarıma sürüp;

      -"Hadi, Allahü teâlâ sana bereket versin." buyurdular.
       
      Kendisi anlatır:
       
      -Çocukluk zamanında, Mekke'de rüyamda Peygamber efendimizi gördüm. Tam bir heybetle Mescid-i haramda insanlara imamlık yapıyorlardı.
       
      Namaz bitince yanlarına gidip, bana da ilim öğretiniz, dedim. Bunun üzerine kaftanının altından bir terazi çıkarıp:
       
      -"Bu senin içindir!" buyurup bana hediye ettiler.
       
      Bu rüyamı tâbir ettirdim. Dediler ki:
       
      -"Sen, ilimde imâm olursun ve sünnet üzere olursun. Terazi ise, hakîkat-ı Muhammediyyeye kavuşacağına alâmettir."
       
      İmam Şafiî Hazretlerinin Hatim Okuması
       
      Ömrünün sonuna kadar her gün bir hatim olmak üzere, ayda otuz hatim okurdu. Ramazân-ı şerifte ise gece ve gündüz birer hatim olmak üzere, altmış hatim okurdu.

      820 (H.204) senesinde Mısır'da bir Cuma gecesi vefatının yaklaştığı sırada takatsiz düşmüştü. Önceki gibi okuyacak durumda değildi. Fakat okuyan birinden dinlemek arzu ediyordu. O bu hâlde iken, talebesi Ebû Mûsâ Yûnus bin Abdüla'lâ yanına girmişti.
      Ona;
      -"Ey Ebû Mûsâ bana Kur'ân-ı kerîmden Âl-i Imrân sûresinin yüz yirminci âyet-i kerîmesinden sonraki âyetleri yavaş yavaş oku!" dedi. O da okumaya başladı, imâm-ı Şâfıî, okunan âyet-i kerîmelerin mânâlarına dalmış, derin bir huşu içinde dinliyordu. Son nefeslerini vermek üzere iken, hâlini sordular.
       
      -"Dünyâdan göçüyorum. Artık ondan ayrılıyorum. Ümit şerbetini içiyorum. Kerîm olan Rabbime gidiyorum." buyurdu.
       
      Kahire'de el-Mukattam Dağının eteğinde Kurâfe Kabristanına defnedildi. Daha sonra kabri üzerine bir türbe yapılmıştır. Türbesi üzerindeki şimdiki muhteşem kubbe, Eyyûbî sultanlarından el-Melik el-Kâim tarafından; 1211 yılında yapılmıştır. Selahaddîn Eyyûbî tarafından da, türbesinin yanına büyük bir medrese yaptırılmıştır .

      Şâfıî hazretlerinin yazmış olduğu kıymetli eserler şunlardır:
       
      1- Ahkâm'ül-Kur'ân.
      2- İhtilâf-ül-Hadîs,
      3- Müsned-üş-Şâfıî. Matbûdur.
      4- Risale fı'l-Usûl: Usûl-i fıkha dâirdir. Usûl-i fıkhın kitap hâlinde yazıldığı ilk eserdir.
      5- El-Mevâris,
      6) El-Ümm: Fıkıh ilmine dâir olup, İmâm-ı Şafiî'nin ictihad ederek bildirdiği meseleleri içine alan bir eserdir. Yedi cild hâlinde basılmıştır.
      7- Kitâb'üs-Sünen ve'l-Müsned: Hadîs ilmine dâirdir.
      8-  El-Emâli El-Kübrâ,
      9)  El-İmlâ'es-Sagîr,
      10) Edeb'üI-Kâdî,
      11- Fedâil-i Kureyş,
      12- El-Eşribe,
      13- Es-Sebkû ve'r-Remyü
      14- İsbât-ün-Nübüvve ve Redd-i ale'I-Berâhime,
      15- Dîvân.

      Bu Kitabın yazılmasında kitaplarından yararlanılan İmam Gazali Hazretleri, Kadı Beydavi hazretleri, Ebu Suud Efendi Hazretleri, Ebu İshak Salebi Hazretleri, İmam Yafii hazretleri, Siracuddin İbni Adil Hazretleri, İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri hakkınd bilgi, burdaki yerimizin azlığından dolayı girilmemiştir. Kitap Editörü.



      Tuğra Neşriyat, Ömer Faruk Hilmi 2 cilt Kuranı Kerim Sure ve Ayetlerinin Fazileti ve Havassı kitabı nı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789758880140
      MarkaTuğra Neşriyat
      Stok DurumuVar
      9789758880140

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.