• Tüm Kategoriler

    • Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları
      Sürat , MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü sepete atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

       

      Zübdetül Buhari, İmam Buhari

      Fiyat:
      190,00 TL
      İndirimli Fiyat (%45,3) :
      104,00 TL
      Kazancınız 86,00 TL
      34,67 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo

      Kitap               Zübdetül Buhari, Muhtasar Sahihi Buhari
      Yazar              İmam Buhari
      Şerh               Ömer Ziyaeddin Efendi
      Yayınevi         Sağlam Yayınevi
      Tercüme         Harun Yıldırım
      Kağıt - Cilt      2.Hamur kağıt, Ciltli
      Sayfa - Ebat   1.117 sayfa,  17x24 cm
           
      Yayın Yılı        2014
                             1.527 adet hadis-i şerif arapça metin ve türkçe açıklaması


       
      Sahihi Buhari Muhtasarı Zübdetül Buhari kitabını incelemektesiniz.
      Zübdetül Buhari hadis kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

       
       
         sahihi buhari muhtasarı zübdetül buhari


       
          Giriş
       
      Hamd, ancak Allah içindir. O'na hamdeder, O'ndan yardım ve mağ­firet dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüğünden O'na sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur, kimi de sap-tırırsa onu hidayete erdirecek yoktur.
       
      Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Ve şahadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasülü'dür.
       
      "Ey iman edenler! Allah'tan sakınılması gerektiği şekilde sakının ve ancak müslüman olarak ölün." (Al-i İmran:102)
       
      "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini ya­ratan ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbi-nizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir." (Nisa: 1)
       
       
         Zübdetül Buhari
       
      eI-Cami'us-Sahih: Buhari'nin Kur'an-ı Kerim'den sonra en güve­nilir kitap olarak kabul edilen sahih hadisleri toplayan eseri.
       
      İbn Hacer el-Askalani eserin tam isminin el-Cami'us-Sahihi'l-Müsned min hadisi Resulillah sallallahü aleyhi ve sellem ve sünenihi ve eyyamih olduğunu söylemektedir. Fakat eser Sahihu'l-Buhari diye şöhret bulmuştur.
       
      Üçüncü yüzyıla kadar telif edilen hadis külliyatları, sahih hadislerin yanı sıra hasen ve zayıf hadisleri de ihtiva etmekteydi. Buhari'nin hocası İshak b. Rahuye, sadece sahih hadisleri ihtiva eden muhtasar bir kitaba duyulan ihtiyaçtan söz etmişti. Buhari o günlerde bir rüya gördü. Elindeki bir yelpaze ile Hz. Peygamber'in yanında onu serinletiyordu. Rüya tabircileri bunu, Hz. Peygamber'i ona isnat edilen yalanlardan koruma şeklinde yorumladılar. Bunun üzerine Buhari el-Cami'us-Sahih'i, topladığı 600.000 hadisten seçerek meydana getirdi.
       
      İbn Hacer'e göre eserde muallâk ve mütabi'lerin dışında mükerrerleriyle birlikte 7397 hadis, 1341 muallâk rivayet, 341 aded de mütabi bu­lunmakta, böylece hadislerin toplamı 9082'ye ulaşmaktadır. Bu rakama sahabi ve tabiin sözleri dâhil değildir.

      el-Cami'us-Sahih'in "terceme" adı verilen bab başlıkları ve bu babların muhtevaları öteki hadis kitaplarından farklı özellikler taşımaktadır. Fıkhi kanaatlerini bab başlıklarında aksettirdiği için, "Buhari'nin fıkhı teracimindedir"sözü şöhret bulmuştur. Tercemeleri bazan bir ayet, bazan kısa bir hadis, bazan da hadisin bir bölümü veya muhtevası oluşturur. Bu­hari burada fıkhi bir hükmü kesin bir ifadeyle anlatma imkânı bulamadığı zaman tercümeyi soru şeklinde verir.
       
      Tercümelerde kesinlik ifade eden kalıplarla zikrettiği rivayetlerin gü­venilir olduğu, kesinlik ifade etmeyen meçhul fiil kalıplarıyla zikrettiği ri­vayetlerin ise zayıf olduğu anlaşılır. Bu sebeple bab başlıklarında görülen bir rivayet kaynak olarak verilmek istendiğinde onun el-Cami'us-Sahih'te bulunduğu mutlak bir ifadeyle söylenmemeli, rivayetin tercümede bulun­duğu özellikle belirtilmelidir.
                 
      Birden fazla hüküm ihtiva eden bir hadisi ilgili olduğu konuların her birinde değişik isnadlarla rivayet etmek ve böylece aynı hadisten azami surette faydalanmaya imkân sağlamak Buhari'nin sıkça başvurduğu bir metotdur. Mesela: Hz. Aişe'nin Berire'yi satın alıp kölelikten kurtarması olayını, ihtiva ettiği çeşitli hükümler sebebiyle, muhtelif bölümlerde yir­mi ikiden fazla yerde zikretmiştir. En fazla tekrarladığı rivayet bu Berire hadisidir.
       
      El-Camii'u's-Sahih'i Buhari'den 90.000 kişi dinlemiş olmakla beraber onu daha sonraki nesillere aktaran ravilerin sayısı oldukça azdır. Bunların başında el-Camii'u's-Sahih'i, biri Firebr'de, diğeri Buhara'da olmak üzere hocasından iki defa dinleyen Ebu Abdullah Muhammed b. Yusuf b. Matar el-Firebr'i gelir.
       
       d-Vefatı
       
      Buhari seyahatlerini tamamladıktan sonra memleketi, Buhara'ya döndü ve derslerine başladı. Fakat Buhara emiri Halit b. Ahmet ez-Zühli'nin kötü muamelelerine maruz kalınca memleketini terk ederek Semerkand yakınlarındaki akrabalarının yanına geldi. Kendinde yaşama isteği bulamayan Buhari; "Ya Rabbi, yeryüzü bütün genişliğine rağmen bana dar gelmeye başladı, al beni yanına" diye dua ediyordu. Yakarışları­nın üzerinden çok geçmeden h.256 yılında Ramazan bayramı gecesi vefat etti.
       
       
          ÖMER ZİYAEDDÎN EFENDİNİN HAYATI
       
       
      Ömer Ziyaeddin Efendi aslen Dağıstanlıdır. Çirkây'a bağlı Mirti Köyü'nde doğmuştur. Lâzki Aşiretinin Avar Boyu'ndandır.
       
      Doğum yerinde ilk tahsilini yaptıktan sonra İstanbul'a hicret etmiş­tir. İstanbul'a geldikten sonra ilim tahsine koyulmuştur.
       
      Hafıza gücündeki sağlamlık hayrete değer idi, tercüme ettiği " Zübdetül Buhari "yi ve bazı hadîs kitaplarını ezberlemişti.
       
      İlmî icazeti aldıktan sonra 15 Muharrem 1927 tarihinde Alay Müftüsü olduğundan Edirne'de on altı sene kadar bu hizmeti tam bir istikamet ve dirayetle başardı. Bundan sonra Malkara Kazası, niyabetini kabul ile bu hizmette de on üç sene kalmıştır. Sonra Tekirdağ niyabetine yükselti­lerek iki buçuk sene bu hizmeti yerine getirmiştir:
       
      Meşrutiyetin ilânı arkasından İstanbul'a dönüp bir müddet kaldıktan sonra Medine-i Münevvere'ye giderek altı ay kadar da orada kalmıştır. O sırada Hicaz tarafına gelen Mısır Hidîvi Abbas Hilmi Paşa maiyetine geç­miş ve on seneden fazla Mısır memleketinde adı geçen Hidîv'in sarayında ikrama mazhar olmuştur.
       
      1337 tarihinde İstanbul'a dönerek "Daru'l-Hılâfe" medresesinde Hilâfiyat ve ondan sonra hadîs ilmi ile meşgul olmuştur.
       
      17/Rebiulvvel/1340 tarihi cuma gecesinde yetmiş beş yaşında ol­duğu halde ebedî hayata göçerek Süleymaniye Camii çevresine gömül­müştür. Allah'ın rahmeti üzerine,
      olsun...
       
              MUKADDİME
       
      Kur'an-ı Kerîm'de Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetiyle hükmetmeyi öngören pek çok ayet vardır. Ben bu mukaddimede Kur'an ve Sünnete dönmenin gerekliliği ile ilgili bazı ayetleri zikredece­ğim. "Muhakkak ki nasihat vermek (öğüt vermek) mü'minlere fayda verir." (Zariyat:55)
       
      Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:
       
      "Allah ve Rasülü, bir işe hükmettikleri zaman, mü'min erkek ve mü'min kadının kendi işlerinde artık başka bir şeyi seçmeye hakla­rı yoktur. Kim Allah'a ve Rasülü'ne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (Ahzab: 36)
       
      "Bunlar Allah'ın (kulları için koyduğu) hudutlarıdır. Kim Allah'a ve Rasülü'ne itaat ederse, 0 da onu, içinde daimi kalacağı (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlere sokar; bu da en büyük kurtuluş­tur." (Nisa: 13)
       
      "Sana indirilen (Kur'an)'a ve senden önce indirilen (kitap)'lara inandıklarını iddia eden (şu münafık) kimseleri görmüyor musun? Aslında (fesad ve delalet kaynağı olan) tağutu inkar etmekle emrolundukları halde, yine de onun önünde muhakeme olunmak istiyor­lar. Şeytan da onları (dönüşü olmayan) uzak bir sapıklığa düşürmek istiyor." (Nisa: 60)
       
      "Onlara "Allah'ın indirdiği (Kur'an)'a ve Peygambere gelin denil­diği zaman o münafıkların senden yüzçevirip kaçtıklarını da görür­sün." (Nisa: 61)
       
      "Deki; Allah'a ve Rasülü'ne itaat edin, eğer yüz çevirirlerse mu­hakkak ki Allah kafirleri sevmez." (Al-i İmran: 32)
       
      "... Sana da (Ey Muhammed) zikri indirdik ki, insanlara (kendile­ri için) indirileni açıklayasın, taki düşünüp öğüt alsınlar." (Nahl: 44) "Allah'a ve peygambere itaat edin ki, size merhamet olunsun." (Ali-İmran: 132)
       
      "Kim Rasüle itaat ederse, Muhakkak Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa: 80)
       
      "Aralarında hükmetmek için Allah ve Rasülü'ne çağrıldıkları za­man, mü'minlerin sözü sadece işittik ve itaat ettik demeleridir.İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir." (Nur: 51)
       
      "Peygamber size ne getirdi ise onu alın; size de neyi yasak etti ise ondan uzak durun." (Haşr:7)
       
      Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Size iki şey bırakıyorum; bunlara sarıldığınız müddetçe asla sapık­lığa düşmezsiniz. 0 da Allah'ın kitabı Kur'an ve Rasulü'nün sünnetidir." (İmam Malik, el-Muvatta 2/899, Hakim 1/93)
       
      Allah'a hamdu sena ederiz, Allah'ın Rasülü'ne onun tertemiz ailesi­ne, ashabına ve onların sünnetine tabi olanların üzerine kıyamete kadar salat-u selam olsun.
       
      Asrımızda, Müslümanların içinde bulunmuş oldukları duruma bak­tığımızda şunu görmekteyiz; Adil ve Hakim olan Allah'ın bir topluma gönderdiği belalar, onların isyanları Allah ve Rasulü'nün emirlerine mu­halif davranmaları yüzündendir. Özellikle halkı Müslüman olan ülkelerin fertleri Kur'an ve sünnetten uzaklaşıp, şirk düzenlerinin hakimiyetinden dolayı bir çok fitne ve zorluklarla yüzyüzedir. Neticede ister itikadi, ister amelî olsun kitap ve sünnetten uzaklaşma en korkunç bir şekliyle bugün gözler önündedir. İslam sadece namaz ve oruçtan ibaretmiş gibi kabul edilmektedir. Sünnetin yerini ise; bid'at ve hurafeler almış, sünnete uy­gun İslamî bir yaşayış tarzı üzerine Avrupa-i bir yaşayış tarzı her yönüyle tercih edilmiştir.
       
      Nüfusun büyük çoğunluğunu teşkil ettikleri ülkelerde Müslümanlar, kendi inançlarına göre yaşayamazlar. Sebebi ise, İslam'ın hakim olmayışı, küfür rejiminin, tağutun müslümanlar üzerindeki hâkimiyetidir. Buna da fırsat veren Müslümanların bizzat kendilerinden başkası değildir.
       
      Diğer bir etkene gelince; Müslümanların çeşitli fırkalara ve görüşle­re ayrılmalarında, ihtilaf ettikleri meselelerde İslamî bir tavırla, Kitap ve Sünneti hakem kılmayışlarıdır.
       
      Evet bugün Müslümanların zafere ulaşamamalarının en büyük se­bebi; İslam'dan uzak olmaları, nefiscilik, taassup, söz ve amellerinin bir olmayışından, ihtilaf ve anlaşmazlık anında, kitap ve sünneti hakem tayin etmediklerindendir. Oysa Allah ve Rasulü birlik ve beraberliği emretmek­te, açık delil olduğunda, ona tabi olmayı kesinlikle ayrılığa düşmemeyi emretmektedir.
       
      Şimdi bu gerçeğin ışığı altında ümmete düşen; Kur'an ve sünnete ittibaın gerekliliğini görev bilip artık boşa geçirmiş olduğu zamanlarını hatırlayıp, hemen Rabbani kaynak olan Allah'ın kitabına ve Rasulü'nün sünnetine dönmesidir. Kurtuluş ancak kitap ve sünnetle amel etmemizle mümkündür.
       
      "... Ben gücümün yettiği kadar İslahtan başka bir şey arzu etmem. Benim başarım, ancak Allah'ın yardımıyladır. Ben yalnız O'na güvenip O'na dayandım ve yalnız O'na dönerim." (Hud Süresi: 88)
       
      Tevfik ve hidayet Allah'tandır. Selam; Kur'an ve Sünnet'e tâbi olanla­rın üzerine olsun.

       
      TERCEMEDE TAKİP ETTİĞİM METOD
       
      Zübdetü'l Buhari'yi tercüme ederken Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve selemin muradına en yakın manayı yakalayabilmek amacıyla Sahih-i Buhari'nin meşhur ve âlimler katında muteber olan İbnu Hacer el-Askalâni'nin Fethul-Bari adlı eserinden büyük ölçüde faydalandım.
       
      Hadisin senedinde ise zincirin en sonundaki ravi zikredilmiş, geri kalanı ise tercüme edilmemiştir. Ancak hadisin senedi, Arapça metninde olduğu gibi nakledilmiştir.
       
      Hadisleri tercüme ederken Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve selemin muradının hâsıl olabilmesi için geniş ve açıklamalı tercümeye gidilmiş ve bu konuda Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin o hadise yüklediği mana büyük bir titizlikle hadise lanse edilmiş ve bu konuda hadis ulema­sının görüşlerine başvurulmuştur.
       
      Sahih-i Buhari'yi Müslümanlar Kurân-ı Kerim'den sonra ikinci kay­nak olarak kabul etmişlerdir. Muhammed Ümmeti bu kitabı kabul etmiş ve hadislerin tamamının sahih olduğu hükmünü vermişlerdir.
       
      Sahihi Buhari de gerçekten bu övgüyü hak etmiştir. Hadis uleması­nın bu kitaba verdikleri önem, bunu anlayıp şerhetmedeki çaba ve gay retleri de bunu göstermektedir. Gerçekten özel olarak Sahihi Buhari ve genel olarak hadis kitapları büyük çabalarla derlenip hadisler bir araya getirilmiştir. Öyle ki bir hadis için aylarca yol gidilmiş ve bunun için çok büyük çabalar harcanmıştır. İşte elinizdeki bu Zübdet'l Buhari'de Sahih-i Buhari'den seçilmiş 1527 hadistir.
       
      Böyle bir eseri Arapçadan Türkçeye aktarmayı nasip ettiği için Allah'a hamdu senalar olsun. Rabbim ahiret azığı kılsın. Okuyan kişilere ise öğ­renme, yaşama, hıfz etme ve anlatmayı nasip etsin. Amin. ( zübdetül buhari hadis kitabı, sahihi buhari muhtasarı kitap, sağlam yayınları, ucuz hadis kitabı,harun yıldırım tercümesi, zübdetül buhari, seçme hadisler )
       
       HARUN YILDIRIM
       

      Zübdetül Buhari Kitabı ndan bir bölüm

       
      İman Kitabı

      2- İbnu Ömer -Allah ondan ve babasından razı olsun- şöyle dedi: Al­lah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: İslam beş esas üzere bina edilmiştir: Allah'tan başka hakkıyla ibadet edilecek başka bir ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûl'ü oldu­ğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacc etmek, ramazân orucunu tutmak" (Buhari: 8)

      3-Ebu Hureyre -Allah ondan razı olsun- Allah Rasûlü sallallahu aley­hi ve sellemin şöyle dediğini haber vermiştir:  
      «İman atmış küsur şubedir. Bunların en yükseği lâ ilahe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Haya da imandan bir şubedir.» (Buhari: 9)
       
      4-Abdullah ibnu Amr, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin şöy­le dediğini bildirdi:
       
      «Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir, muhacir ise Allah'ın yasaklarını terk eden kimsedir.»
       
      Ebû Abdullah ve Ebû Muâviye şöyle dedi: Bize Davud ibnu Ebi Hind, Âmir'den bildirip şöyle dedi: Abdullah ibnu Amr'ı Nebi sallallahu aleyhi ve sellem­den haber verirken işittim. Abdul-A'la, Davud'tan, o da Âmir'den, o da Abdullah'tan, o da Nebi sallallahu aleyhi ve sellemden bildirdi. (Buhari: 10, 6484.)
       
      5-Ebû Mûsâ -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
       
      -Ey Allah'ın Rasûlü! Müslümanların hangisi üstündür? diye sordular. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
       
      -"Müslümanların, dilinden ve elinden güvende oldukları kimsedir." buyurdu. (Buhari: 11.)
       
       
      6- Abdullah ibnu Amr -Allah ondan razı olsun- bir adamın Nebi sal­lallahu aleyhi ve selleme şu soruyu sorduğunu bildirdi:
       
      - İslâm'ın hangi hasletleri daha hayırlıdır?
       
      Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
       
      «"Kimde şu üç haslet bulunursa îmânın tadını almış olur: Allah ve Rasûl'ü kendisine başkalarından daha sevgili olmak; bir kimseyi yalnız Allah için sevmek, (iman ettikten sonra tekrar) küfre dönmekten tıpkı ateşe atılacakmış gibi hoşlanmamak".» (Buhari: 16,21,6041,6941.)

      10-Enes -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
       
      «"Ensar sevgisi iman alameti, Ensar'a buğzetmek ise nifak alameti­dir."» (Buhari: 17, 3784.)

      11-Ubadetu-bnus-Samit -Allah ondan razı olsun- Bedir savaşına ka­tılmış Akabe Beyatı'nda hazır bulunmuş birisidir ki Allah Rasûlü sallalla­hu aleyhi ve sellemin etrafında sahabeden bir gurup olduğu halde şöyle dediğini haber vermiştir:
       
      «"Allah'a (ibâdette) hiçbir şeyi ortak kılmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek.şu anda ve gelecekte yalanla if­tira etmemek, hiçbir marufta (dindeki emir ve yasaklar) isyan etmemek üzere bana tabi olunuz. İçinizden her kim ahdinde durursa onun mükâfatı Allah'a aittir. Her kim bu dediklerimden birini yapar da bu yüzden dünya­da cezalandırılırsa bu ceza onun için kefaret olur. Her kim de bu dedikle­rimden birini yapar Allah da onu gizlerse onun hesabı Allah'a kalmıştır: Dilerse onu affeder, dilerse azab eder.". Biz de bu şart üzere Peygamber'e beyat ettik. (Buhari: 18, 3892, 3893, 3999, 4894, 6784, 6801, 6873, 7055, 7199, 7213, 7468.)
       
      Açıklama:
       
      Mâzinî şöyle dedi: Bu, işlenmiş günahlardan dolayı günah sahibini tekfir eden haricilere bir reddiyedir. Yine tevbe etmeden ölen fasığa azabı gerekli gören Mutezile'ye reddiye vardır. Çünkü Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onun Allah'ın meşietinde (dilemesinde) olduğunu haber vermiştir. Dilerse azap eder, dilerse affeder, buyurmuştur. Muhakkak azap edilecektir, cezasını çekecektir, dememiştir. (Fethul-Bari.)
       
      12- Ebû Sâîd el-Hudri -Allah ondan razı olsun- dedi ki: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

      "Öyle bir zaman yaklaşıyor ki, o zamanda bir müslümanın, dîninden dolayı fitnelerden selâmette olması için, dağ tepelerinde ve vadinin iç kı­sımlarında güttüğü koyunları onun en hayırlı malı olacaktır". (Buhari: 19, 3300, 3600, 6495, 7088)
       
      Bu hadiste dağ başları ve suyun biriktiği yerlerin zikredilmesinin sebe­bi buraraların çoğunlukla otlu olmasıdır.
       
      13- Hz. Âişe -Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
       
      Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem sahâbîlerine bir şey emrettiği zaman dâima güç yetirebilecekleri işleri emrederdi. Sahâbiler: Ey Allah'ın Rasulü, bizim konumumuz senin konumun gibi değil. Muhakkak ki Allah senin gelmiş ve geçmiş günahlarını bağışladı, dediklerinde Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bu sözden dolayı kızar hatta öfkelendiği yü­zünden belli olurdu. Sonra da şöyle derdi: "Sizin içinizde Allah'tan en çok korkanınız ve Allah'ı en iyi bileniniz benim." (Buhari: 20)
       
      Açıklama:
       
      Gözüken o ki Allah'ı bilme ve O'nu tanımanın dereceleri vardır. Bazı insanlar bu konuda bazılarından daha üstün derecede olabilirler. Nebi sal­lallahu aleyhi ve sellem ise en üst derecededir. Allah'ı bilme O'nun sıfat ve hükümlerine bağlıdır. Bu da imanın ta kendisidir.
       
      Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onlara devam edemezler kor­kusuyla zor olmayıp kolay olan şeyleri emrettiğinde, sahabeler derecelerini yükseltmek için çokça amel işlemeleri gerektiği inancıyla Nebi sallallahu aleyhi ve sellemden kendilerine zor gelen amelleri yüklemelerini istediler. Ve bizim durumumuz senin ki gibi değil dediler. Derecelere ulaşmak amel­de taksire gitmeyi gerektirmez, bu açıdan Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onlara kızdı. Bilakis karşılıksız veren Allah'a şükrü çoğaltmakla mümkündür bu. Başka bir hadiste buyurduğu gibi: « Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?» Onlara kolayına gelen amelleri emretmesinin sebebi onda süreklilik olması içindir. Bir hadisinde buyurduğu gibi: «Allah'a en se­vimli gelen amel sürekli olanıdır.» Öyleyse Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onlara şunu demiştir: Şayet ben sizlere güç yetirebileceğiniz bir amel emretmişsem onda sürekli olmanızı emretmişimdir. (Fethul-Bari.)


      14- Ebu Saîd el-Hudri şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:  

      «"Cennet ehli cennete, cehennem ehli de ateşe girdikten sonra Al­lah Teala; Kimin kalbinde zerre miktarınca îmân varsa onu ateşten çıka­rın, diye emreder. Oradan simsiyah oldukları halde çıkarılırlar ve Hayât (veya Haya), [Hadisi rivayet eden Malik şüphe etmiştir] nehrine atılırlar ve orada su nehrinin yanında dikilen tohumun filizlenmesi gibi onlarda oradan öylece çıkarlar. O tohumun sarı ve kıvrımlı olarak çıkışını görmez misin?"» (Buhari: 22,4581,4919,6560, 6574, 7438, 7439.)
       
      Vuheyb dedi ki: Bize Amr: (Hayat nehri) olduğunu bildirdi. Vu-heyb'in rivayetinde; "hayırdan yana zerre miktarı kadar" ibaresi vardır.


      15- Ebu Said el-Hudri -Allah ondan razı olsun- dedi ki: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:  
      «Uyuduğum bir esnada rüyamda insanların üzerlerinde gömlekler olduğu halde bana arz olunduklarını gördüm. Kiminin gömleği göğsüne kadar, kiminin ki ise daha kısaydı. Ömer ibnu Hattab üzerinde bir ucu yer­de sürünen bir gömlek olduğu halde bana arz olundu."» Bunu ne ile tevil ettin ey Allah'ın Rasûlü? dediler. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem: «"Din ile tevil ettim"» buyurdu. (Buhari: 23,3691,7008,7009.)
       
      Gömleğin din olarak tabir edilmesi kişilerin imanlarının da aynı sevi­yede olmadığının delillerindendir.


           Arka Kapak tan
       

      Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:
       
      "Allah'a ve peygambere itaat edin ki, size merhamet olunsun." (Ali-tmran: 132)
       
      "Kim Rasüle itaat ederse, Muhakkak Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa: 80)
       
      "Aralannda hükmetmek için Allah ve Rasülü'ne çağrıldıkları zaman, mü'minlerin sözü sadece işittik ve itaat ettik demeleridir. İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir." (Nur: 51)
       
      "Peygamber size ne getirdi ise onu alın; size de neyi yasak etti ise ondan uzak durun."(Haşr:7) Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
       
      "Size iki şey bırakıyorum; bunlara sarıldığınız müddetçe asla sapıklığa düşmezsiniz. O da Allah'ın kitabı Kur'an ve Rasulü'nün sünnetidir." (İmam Malik, el-Muvatta 2/899, Hakim 1/93)
       
      Sahih-i Buhari'yi Müslümanlar Kurân-ı Kerim'den sonra ikinci kaynak olarak kabul etmişlerdir. Muhammed Ümmeti bu kitabı kabul etmiş ve hadislerin tamamının sahih olduğu hükmünü vermişlerdir. Sahihi Buhari de gerçekten bu övgüyü hak etmiştir.
       
      Hadis ulemasının bu kitaba verdikleri önem, bunu anlayıp şerhetmedeki çaba ve gayretleri de bunu göstermektedir. Gerçekten özel olarak Sahih-i Buhari ve genel olarak hadis kitapları büyük çabalarla derlenip hadisler bir araya getirilmiştir. Öyle ki bir hadis için aylarca yol gidilmiş ve bunun için çok büyük çabalar harcanmıştır. İşte elinizdeki bu Zübdetü'l Buharide Sahih-i Buhari'den seçilmiş 1.527 hadisi şerifi ihtiva etmektedir.
       


      Sağlam Yayınları Sahihi Buhari Muhtasarı Zübdetül Buhari hadis kitabı  incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789759180935
      MarkaSağlam Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9789759180935

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.