• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      300 Soruda Tasavvufi Hayat

      300 Soruda Tasavvufi Hayat
      300 Soruda Tasavvufi Hayat
      300 Soruda Tasavvufi Hayat
      300 Soruda Tasavvufi Hayat
      300 Soruda Tasavvufi Hayat
      300 Soruda Tasavvufi Hayat
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Görsel 6
      Fiyat:
      30,00 TL
      İndirimli Fiyat (%28,3) :
      21,50 TL
      Kazancınız 8,50 TL
      21.50 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
               Stoktan Kargo

      Kitap             300 Soruda Tasavvufi Hayat
      Yazar            Prof. Dr. H. Kamil Yılmaz
      Yayınevi        Erkam Yayınları
      Etiket Fiyatı  30 TL
      Kağıt Cilt       2.Hamur - Karton Kapak Cilt
      Sayfa Ebat   366 sayfa -13.5x19.50 cm - roman boy
      Yayın Yılı      2017
      ISBN             9789944832083    
           

      Erkam yayınları 300 Soruda Tasavvufi Hayat kitabını incelemektesiniz.
      Prof. Dr. H. Kamil Yılmaz 300 Soruda Tasavvufi Hayat kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı.Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


      Tasavvufî hayâtın hedefi ilâhî bir güzellik arayışıdır. Cemâl-i mutlak’a ve hüsn-i mutlak’a ermek, tasavvufun insanları ulaştırmak istediği nihâî gâyedir. Ancak bu gâyeye ulaşmak için geçilecek olan güzergâhlarda pek çok tuzaklar bulunmaktadır. Bu tuzakların en büyüğü insanın kendi içindeki nefs tuzağıdır. Onu aşıp vuslat sâhiline varabilmek kolay değildir.

      İnsanımızın uzun uzun kitap okumaya vakit bulamadığı çağımızda, tasavvufî konudaki sorularına da kolayca cevâb bulmak gibi bir arayış içerisinde olduğu gözlenmektedir. Bu maksada hizmet etmek için hazırlanan elinizdeki eser, tasavvufî hayâta dâir 300 soru ve cevâbından oluşmaktadır.

          ÖNSÖZ

      Hamd ve senâ âlemlerin Yüce Rabb'ı Allah Teâlâ'ya, salât ve selâm O'nun şanlı Rasûlü Muhammed Mustafa (s.a.)'ya, âl, ashâb ve etbâına olsun.

      Tasavvuf; İslâmî hayâtı rûhânî ve rabbânî bir bi­çimde yaşama yolu, tezkiye ile ihsâna erme san'atıdır. Tasavvuf, adıyla olmasa bile muhtevâsı ve kavramlarıyla Kur'an'da var olan bir ilim, Allah Rasûlü'nün hayâtında var olan bir hâl ve kurumdur. Allah Rasûlü'nün siyâsî, il­mî ve mânevî olarak temsîl ettiği üç otoriteden sonuncu­sunun müessese ve ilim olarak uzantısının adıdır. Böyle olduğundandır ki rûhânî ve tasavvufî hayât, her devirde ilgi uyandırmıştır.
      Elinizde bulunan bu kitap, tasavvufî hayâta dâir 300 soru ve cevâbından oluşmaktadır. İlk olarak 1996 yılında yayınlanan el-Luma' islâm Tasavvuf unun sonunda yer alan soru ve cevâbların geliştirilip genişletilmiş şeklidir.

      el-Luma İslâm Tasavvufu kitabının Altınoluk Dergisi'nce 1996 yılında hediye kitap olarak verilmesi
      düşüncesi üzerine, eserin sonuna bir soru-cevâb bölümü eklenmesine karar verilmişti. Altınoluk okuyucularından tasavvufa dâir sorularını göndermeleri istendi. Muvâfık ve muhâlifiyle yüzlerce soru geldi. Gelen sorular tekrar­dan arındırılarak tasnif edildi. Yapılan tasnif sonucu 178 soru cevâblandırılarak eserin sonunda yayınlandı.

      Aradan on beş yıla yakın bir zaman geçti. Bu sü­re zarfında gerek konferanslarımızda sorulan, gerekse internet yoluyla gelen soruları biriktirip yeniden tasnif ettik. Ortaya toplam 300 soru ve cevâbından oluşan yeni bir eser çıktı. Bu yeni tasnifte eser, giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır.

      Giriş bölümünde tasavvufa dâir genel somlar yer al­maktadır. Özellikle tasavvufun Kuran ve sünnette varlığı, lüzûmu, sağlam bir tasavvuf çizgisinin şartları, İslâmî ilim­ler arasındaki yeri, çağdaş birtakım tasavvufî problemler ile tasavvufun diğer mistik akımlarla irtibatı konularına dâir yirmi yedi soru ve cevâbından oluşmaktadır.

      Birinci bölümde tasavvufî hayâta dâir somlar "seyr u sülük" ve "kalbi hayât" ana başlıkları altında incelen­mektedir. Seyr u sülük konuları tarikat, şeyhlik, mürîdlik, intisâb ve bey'at ile icâzet ve silsileye dâir konulardır. Bu bölüm ayrıca seyr u sülükte uygulanan zikir, âyin ve semâ, mücâhede ve riyâzat, halvet ve çile, sohbet ve râbıta ile bu kapsamdaki tefekkür-i mevt gibi eğitim unsurlarını ihtivâ eder.

      Kalbî hayâta dâir konular ise teslimiyet ve tevekkül, vecd ve cezbe, aşk ve muhabbet, fenâ-bakâ ve tecellî, temkîn ve telvîn, mûcize ve kerâmet, tevessül ve istimdâda âid soru ve cevâbları kapsamaktadır.

      İkinci bölümde tasavvufî düşünceye dâir vücûd/ varlık ile mârifet ve insân-ı kâmil konularına dâir som ve cevâblar bulunmaktadır. Vücûd ve varlıkla ilgili olarak vahdet-i vücûd, vahdet-i şühûd, ricâlü'l-gayb, Hızır ve Mehdî ile ilgili konular bulunmaktadır.
      Mârifet ve tasavvufî bilgiye dâir keşf ve mükâşefe, ilhâm ve rüyâ, zâhir ve bâtın, ilm-i ledün ile şatahât ko­nuları yer almaktadır.

      İnsan ve insân-ı kâmil konularında ise önce tasavvuf­ta insan konusu ile ilgili sorulara yer verilmekte, ardından insân-ı kâmil konusuna vurgu yapılmaktadır. Ayrıca insa­nın mânevî yapısı, rûh, nefs ve fonksiyonları konularına âid soru ve cevâblarına yer verilmektedir.

      Üçüncü bölümde kısmen tasavvufî bâzı güncel ko­nulara dâir soru ve cevâblarına yer verilmiştir. Özellikle günümüzde halk arasında çok sorulan ve medyada da sıkça gündeme getirilen bu konulara dâir soruların da bu eserde bulunmasının yararlı olacağını düşünerek yer verdik. Bunlar arsında sihir ve büyü konusu ile cin ve nazar konusu önemli bir yer tutmaktadır.

      Sonuç bölümünde ise üç yüz soru ve cevâbından oluşan bu çalışma neticesi ortaya çıkan birtakım tesbitlere işâret ettik.
      Çağdaş tasavvufî konulardaki somlar insanımızın ilgi duyduğu bu alana dâir bir fikir vermektedir. İnsanımızın
      uzun uzun kitap okumaya vakit bulamadığı çağımızda, problemlerine kolayca cevâb bulmak gibi bir arayış içe­risinde olduğu gözlemlenmektedir. Daha önce muhtelif internet sitelerinde insanımızın ulaşımına sunulan bu soru ve cevâbların sıkça tıklanan dokümanlar olması, bizi bu çalışmayı yeniden ele almaya teşvik etti.

      Eserin hazırlanmasında bize yardımcı olan Adem ERKUL kardeşime, çalışmanın son hâlini okuyarak gö­rüş ve düşünceleri ile katkı sağlayan genç meslektaşlarım Doç. Dr. Necdet TOSUN ve Doç. Dr. Ramazan MUSLU beyler ile kitabın okuyucu ile buluşmasına vesîle olan Erkam Yayınları'nın değerli mensûblarına teşekkürü, îfâsı zarûrî bir vazife addederim.
      Gayret bizden, tevfîk Allah'tandır.


      Prof. Dr. H. Kâmil Yılmaz ile 300 soruda Tasavvufî Hayat Adlı Kitap Üzerine..

      Maddi Doyum Manevî Açlığı Tetikliyor


      Altınoluk Dergis, 2010 – Temmuz, Sayı: 293, Sayfa: 017

      Altınoluk: Muhterem hocam, daha önce Altınoluk Dergisi tarafından İslâm Tasavvufu adıyla hediye olarak verilen el-Luma’ tercümesinin sonuna genişçe bir soru-cevap bölümü eklemiştiniz. Şimdi ise 300 Soruda Tasavvufi Hayat başlıklı kitabınız yayınlandı. Önce kutluyoruz. Sonra sormak isteriz; Tasavvufi hayâta çok mu ilgi var? Bu alana ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

      Prof. Dr. H. Kâmil YILMAZ: Sözlerime teşekkürle başlamak isterim. Evet, tasavvuf dün olduğu gibi bugün de insanların ilgi odağı. Çünkü tasavvuf fıtrî olarak insanların hayâtında dâima önemli bir yere sâhiptir. Tasavvufa yönelişin târihî seyrine baktığımızda kalb atışlarını gösteren grafiklerde olduğu gibi iniş ve çıkışlar vardır. Bunun çeşitli sebepleri bulunabilir. Nitekim bâzılarına göre insanlar siyâsî otoriteden ümitlerini kestikleri zaman ilmî ve mânevî otoritelere meylederlermiş. Böyle zamanlarda tasavvufa yönelişin yoğun olduğu ifâde edilmektedir. Ancak bu görüşe şahsen benim tamâmen katılmam mümkün değil.

      Şunu eklemek gerekir ki XIX ve XX. yüzyıllardan îtibâren insanlık, çok yoğun bir şekilde fizik dünyâya yöneldi. Pozitivist ve materyalist düşüncenin etkisi ile çok ciddî bir şekilde insanlar o yöne meylettiler. Hattâ “dinlerin vaat ettiği cennet dünyâdadır, insan cenneti bu dünyâda görecektir” gibi ifâdeler, seküler mantıkla insanı dünyevîleştirdi. Bu durum insanın bir tarafının ihmâl edilmesi ya da bir boyutunun hormonlu gibi daha fazla gelişmesi sonucunu doğurdu. İnsanlar dış görünüşleri, makyajları, lüks hayât tarzları ve dünyâya âid refah düzeyleriyle çok fazla ilgilendiler. Tabii bu maddî gelişim mânevî gelişimin önünde engel oldu. Dolayısıyla mânevî hayât hem görmezden gelindi, hem de ihmâl edildi. İster istemez kantarın topuzu kaçtı. Madde yükseldi, mâneviyat düşüşe geçti. Ama fıtratın kuralı bu ikisinin beraber olmasıdır. Mevlânâ’nın ifâdesiyle insanda bir beden, bir de can var. Yâni teni yükseltir, canı tazyik altında bırakırsanız dengeler bozulur. Dengenin bozulmaması için ten ve canın at başı beraber gitmesi gerekir. Zannediyorum altta kalan canın, tensel temâyül ve doyumlara “artık yeter, ben de varım” diye seslenip canlanmasından dolayı mânevî bir yöneliş ve tasavvufî arayış başladı.

      Bu yöneliş önce Batı dünyâsında transandantal meditasyon ve yoga merkezleri ile başladı. Yâni “bu maddî âlem, pozitivist âlem, cennet dediğiniz dünyâ bana yetmiyor” diye isyâna başladı insanlar. Bu sesler önce okyanus ötesinden geldi. Ülkemizde de entelektüel pozitivist bir nesil, XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başından îtibâren ateizmi içlerine sindirmiş ve devlet ile sistemi de ona göre dizayn etme yoluna girmişti. 1950’li yıllara kadar halk -tâbiri câiz ise- mengeneden geçirildi. Ama bir taraftan da gizli kalan dînî ve tasavvufî damar, kendini korumaya çalışıyordu. İşte o baskı altında kalan mânevî temâyül yavaş yavaş kendini ortaya çıkarmaya başladı. Nasıl ki kaynayan bir kapta bulunan sıvı, çok bastırınca bir yerden patlarsa onun gibi bir patlama yaşıyor bugün mânevî alan ve damar. Bu durum hem tasavvufa yöneliş olarak, hem de dînî yaşantıya yöneliş olarak kendini belli ediyor.

      Altınoluk: Yâni maddî doyum, mânevî alana ilgiyi mi tetikliyor hocam?

      YILMAZ: Evet, kısaca ifâde etmek gerekirse maddî doyumlar mânevî açlıkları tetikledi ve mânevî arayışlar hızla gündeme gelmeye başladı. Böyle yorumluyorum son zamanlardaki mânevî yönelişin sebebini. Çünkü insanda maddî ve mânevî doyumun dengeli olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir alandaki yüksek doyum, diğer alanın açlığı demektir. Bu ise insanın dengesini bozar. Hattâ maddî doyumda bile tek tür gıdâlarla beslenen vücûdlar dengesiz ve yanlış beslenme sebebiyle tam doyuma ermiş sayılmaz. Mânevî alandaki doyum sağlanmadan maddî doyum dünyânın câzibesini bitirebilir. Bu yüzden İslâmî ve tasavvufî telâkkîde dünyevî nîmetlerden asla yüksek seviyede doyuma ermemek esâstır. Orucun, zekât ve infâkın temelinde hep dünyevî nîmetlere karşı belli bir duyarlılığın kalması amaçlanmaktadır. Hattâ kadın erkek ihtilât yasağının ve tesettürün temelinde de iki cinsin birbirlerine karşı olan ilgi ve duyarlılığını canlı tutma özelliği vardır.

      Altınoluk: Tasavvufa yöneliş tasavvufa dâir daha çok soru sorulmasını mı sağladı o zaman?

      YILMAZ: Evet, bu yöneliş beraberinde birçok soru getirdi. Dînî hayâta ilginin ya da tasavvufî hayâta yönelişin yüksekliği sevindirici bir gelişme. Ancak bu ilgi ve yönelişin bilgiyle beslenmesi ve sağlam adreslere yönelmesi toplumumuzdaki kafa karışıklıklarını ortadan kaldıracaktır. Bugün yapılması gereken budur kanâatimce. Çünkü dînî ve tasavvufî hayâta sâdece ilgi ve sevgi duymak yetmez. Olayların sebep ve sonuçları üzerinde durmak da gerekir. Dindârlık ve tasavvufî yöneliş kılık-kıyâfet; yâni kisve ile belli kavramların bilinmesinden çok içselleştirmeyi gerekli kılmaktadır. İçselleştirme bilgi merkezli bir inanç ve aksiyon; yâni amel-i sâlih işidir. Sâlih amelle gelişen ve beslenen duygu ve düşünceler hayâtı yorumlamada ve düzgün yaşamada insana daha yüksek seviyede rehber olur. Temelde dînî/İslâmî inançla buluşmamış olan tasavvuf sevgisi ve ritüeller bir anlam ifâde etmez. Bu açıdan Amerika vb. ülkelerde karşılaşılan Mevlevî fakat Müslüman olmayan gruplar hedefine ulaşmamış ok gibidir. Asıl hedef inanç problemini çözerek kulluğa erebilmektir.

      Altınoluk: Peki hem tasavvufa yönelik büyük alâka olduğu tespitleri yapılıyor, hem de bunca soru geliyor. Burada bir çelişki yok mu?

      YILMAZ: İnsanlar meşgûl oldukları ve ilgi duydukları alanlara dâir yaşadıkça birçok problemlerle karşılaşmaktadır. Dolayısıyla tasavvufî hayâta ilginin çok soruyu beraberinde getirmesi şaşırtıcı değildir. Çünkü sorunun çokluğu o alandaki problemin çokluğu demek değildir sâdece. Aksine o alana yönelişin çokluğu demektir. Çocuklar bile merak ettikleri ve ilgi duydukları konularla ilgili sorular sorarlar ve aydınlanmak isterler. İlgi duymadıkları, dikkatlerini çekmeyen bir alanla ilgili de hiç soru sormazlar. Soru, soranın seviyesini ve alana ilgisini gösterir. Sorunun gelmeyişi ise ilgisizliği, hattâ bilgisizliği ifâde eder. Çünkü soru sormak da bir birikim işidir.

      Altınoluk: Kitaptaki bu 300 soru nasıl oluştu hocam?

      YILMAZ: Efendim el-Luma’ın yayınlanmasından sonraki süreçte mail adresimize ve veb sayfamıza sorular gelmeye devam etti, konferanslarımızda da pek çok soru soruldu. Biz bu soruları biriktirdik. Daha sonra bunları yeniden gözden geçirerek gördük ki Türk okuyucusunun soru-cevâb tarzında böyle bir kitaba ihtiyacı var. Her yerde konuşulan ve her yerde sorulan sorular var. Bunların cevâblandırılması pek çok bakımdan faydalı olacaktı. Bunun üzerine elimize ulaşan soruları tasnif ederek 300 sorudan oluşan bir eser ortaya çıktı. Bu çalışma aslında bizim yaklaşık 40 yıla varan meslekî hayatımızın bir ürünü diye düşünüyorum. Sual cevâb tarzındaki eserlerin okunması okuyucu için daha bir kolaylık sağlamakta ve ilgi uyandırmaktadır.

      Altınoluk: Gerçekten okurken biz de fark ettik. Pratik cevaplar vermesi açısından insanlara büyük kolaylık veriyor. Muhterem hocam tam burada konu sorulardan açılmışken sorular daha çok hangi konularda yoğunlaşıyor?

      YILMAZ: 300 sorudan oluşan bu çalışma tasavvuf alanındaki ilgi ve yönelişlerle, tereddüd ve istifhamların hangi sâhalarda yoğunlaştığını göstermektedir. Özellikle tasavvufî hayât konusu insanların en çok merak ettiği konular arasındadır. Tarîkat, tarîkata intisâbcı “intisâb”, şeyhci “şeyh” ve konumu ile râbıtacı “râbıta” konusu en çok soru sorulan alanların başında gelmektedir. Bu da bize gizliliğin insanların merâkını daha çok mûcib olduğunu, halkımızın basın ve medyada yazılıp konuşulanlardan da ciddî oranda etkilendiğini göstermektedir. Ayrıca sihirci “sihir”, büyücü “büyü”, cinci “cin” ve nazarcı “nazar” gibi kısmen tasavvufî sayılabilecek, ama genelde dînî alanda mütâlaa edeceğimiz konuların ise sanılandan daha fazla ilgi uyandırdığı görülmektedir. Özellikle sihir, büyü, cin ve nazar konusu, modern toplumların da ilgilendiği alanlar. İnsanları yönlendirme ve etkilemede sihir ve büyüden kendilerince istifâde etmeye çalışan çağdaş grupların varlığından söz edilmektedir. Bir şeyin gizemi, o şeyin ilgi odağı hâline gelmesini sağlamakta ve spekülasyonları artırmaktadır.

      Altınoluk: Sorulara verilen cevâpların geri dönüşümleri oluyor mu?

      YILMAZ: Bu kitapla ilgili okuyucu tepkisi ve geri dönüşüm oldukça iyi sayılır. Entelektüel alandan toplumun her kademesine kadar her çeşit insandan muhtelif e-mail ve telefonlar geliyor. Hattâ geçenlerde işi tenekecilik olan biri aradı. Çok memnun olmuş. Bu durum gerçekten bir boşluğun olduğunu gösteriyor. Muhtelif internet siteleri de bu kitabı haber yaptı. www.haber7.com sitesi uzunca bir röportaj yayınladı. Sanıyorum 20.000’e yakın insan okumuş bu röportajı. Yüzlerce de yorum yazılmış. Gazete ve dergilerde de haberler yapıldı. Bir gazetenin “Tasavvufu keşfettiren sorular” diye attığı haber başlığı çok dikkatimi çekti. Bütün bunlar bu alanın doğru bilgiyle beslenmesi gerektiğini gösteriyor.

      Altınoluk: Kitabınız bu anlamda “efradını camii ağyarını mani” diye vasıflanabilecek bir kapsama ulaştı mı?

      YILMAZ: Bir yazarın kendi kitabı için böyle bir ifâde kullanması bizim tasavvuf anlayışımıza çok uygun değil. Doğrusu bu iddiâlı bir laf olur. Ancak eserin kapsam îtibâriyle düşünüldüğünde tasavvufun tartışılan ve soru sorulan alanlarını kapsayacak bir seviyeye ulaştığını söyleyebiliriz. Muhtevâ, üslûb ve anlatılanlarla ilgili husûslar yazarından çok okuyucuların vereceği notla değerlendirilebilir.

      Eserin ihtivâ ettiği iki temel konu ve bölüm bulunmaktadır. Bunlardan biri tasavvufun hayâta yansıyan tahalluk denilen mânevî eğitim boyutuyla ilgilidir. Diğeri ise tasavvufun varlık, insan ve Allah ile ilgili konulara dâir tahakkuk denilen bilgi boyutunu kapsamaktadır. Bunların önünde eserin giriş kısmını teşkil eden “Tasavvufa Dâir Genel Sorular” başlığı altında tasavvufun lüzûmu, islâmî ilimler arasındaki yeri ile diğer din ve kültürlerdeki konumu konusuna dâir sorular yer almaktadır. Bugün en çok sorgulanan konulardan birisi tasavvufun herkese lâzım olup olmadığıdır. Bir de herkesin tarîkata girip girmemesi meselesi de ilgi uyandıran husûslardandır. Biz bu iki konuya genel sorular başlığı altında cevâb verdik. Bütün bu temel konularla ilgili endişeleri izâle edecek doğru ve sağlam bir tasavvufî düşünceyi ortaya koyacak temel verilere ulaşmaya çalıştık. Farklı mistik yapılarla tasavvuf arasındaki benzerliklerin insan fıtratıyla alâkalı olduğunu, mutlaka birinin diğerinden alınmış olmasıyla yorumlanmasının uygun olmayacağını belirtmeye çalıştık. Bu yönüyle istifhâmlara belli ölçüde cevâb verildiğini düşünüyorum.

      Altınoluk: Muhterem hocam, sualleri en aza indirgeyen bir tasavvuf anlatımı söz konusu olabilir mi? Size göre bunun koordinatları ne olmalıdır?

      YILMAZ: Her alanda olduğu gibi tasavvuf alanında da sualleri en aza indirgemek elbette mümkündür. Ama bitirmek mümkün değildir. Tasavvufun kitap ve sünnet kaynaklı bir İslâmî hayât ve yorum oluşu, bu ilmin İslâmî dayanaklarının iyi ortaya konulmasını gerekli kılmaktadır. Özellikle tartışmaya açık bâzı konular üzerinde spekülasyonlara fırsat vermeden dînî nasslara dayalı yorum ve îzâhlar tartışmaları asgariye indirecektir. İslâmın takvâ, tezkiye, rabbânîlik ve ihsân gibi kavramlarla açıklanan rûhânî boyutu, zühd ile ifâde edilen dünyâya karşı tavrı, merhamet ve şefkat zeminine oturan beşerî münâsebetler anlayışı, üzerinde ittifak edilen husûslardır. Bu husûslar aynı zamanda tasavvufun da temelini teşkil etmektedir. Tasavvufta tartışmalı alanlar daha çok varlık konusu ile ilgili yorumlarla şeyh-mürîd münâsebetlerindeki unsurlardır. Dînî ritüel boyutuyla algılanan bu münâsebetler insânî insiyaklar şeklinde değerlendirilirse problem kalmayacaktır. Meselâ râbıta meselesi bunlardan birisidir. Râbıta dînî bir ritüel olarak değil, sevenin sevdiği ile aynîleşme/identification arzusu olarak değerlendirilir ve olaya “her yiğidin gönlünde bir arslan yatar” fehvasınca bakılırsa problem kalmaz. Dolayısıyla bunun koordinatları insanlara şer’î esâslara dayanan bir tasavvufî anlayışı anlatmaktır. Hurâfe ve bid’atlerden uzak sağlam bir yol göstermektir, diye düşünüyorum.

      Altınoluk: Muhterem hocam değerli vaktinizi ayırarak fikir ve düşüncelerinizi Altınoluk okuyucularıyla bu röportaj kapsamında paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.

      YILMAZ: Estağfirullah, ben de bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Altınoluk Dergisi için nice aydınlık yıllar, çalışan ve okuyucuları için güzel yarınlar ve huzurlu bir âhiret niyâz ederim

      K. Çamlıca 10.02.2010
      H. Kâmil YILMAZ

      Önsöz..................................................................... 5
      TASAVVUFA DÂİR GENEL SORULAR.......... 13
      BİRİNCİ BÖLÜM TASAVVUFÎ HAYÂTA DÂİR SORULAR / 43
      I- SEYR U SÜLÜK İLE İLGİLİ SORULAR....... 45
      A- Tarikatla İlgili Sorular................................. 63
      B- Şeyhlikle İlgili Sorular................................ 93
      C- Mürîdlikle İlgili Sorular............................ 127
      D- İntisâb ve Bey'atle İlgili Sorular............. 135
      E- İcâzet ve Silsileyle İlgili Sorular............. 147
      F- Zikirle İlgili Sorular................................... 153
      G- Âyin ve Semâ ile İlgili Sorular............... 156
      H- Mücâhede ve Riyâzat ile İlgili Somlar... 163
      I- Uzlet, Halvet ve Çile ile İlgili Somlar....... 168
      J- Sohbetle İlgili Somlar............................... 171
      K- Râbıtayla İlgili Somlar............................. 176
      L- Râbıta-i Mevt ve Kabir Ziyâreti ile İlgili Sorular.. 195
      II- KALBİ HAYÂTA DÂİR SORULAR............. 204
      A- Teslimiyet ve Tevekkülle İlgili Somlar... 209
      B- Vecd ve Cezbe ile İlgili Somlar.............. 213
      C- Aşk ve Muhabbetle İlgili Somlar............ 218
      D- Fenâ-Bakâ ve Tecellî ile İlgili Somlar... 228
      E- Temkin ve Telvînle İlgili Somlar............. 231
      F- Mûcize ve Kerâmetle İlgili Sorular......... 233
      G- Tevessül ve İstimdâd ile İlgili Sorular.. 245

       
      İKİNCİ BÖLÜM TASAVVUFÎ DÜŞÜNCEYE DÂİR SORULAR / 259
      I - VÜCÛDA/ARLIK İLE İLGİLİ SORULAR... 261
      A- Vahdet-i Vücûd ile İlgili Sorular............. 261
      B- Vahdet-i Şühûd ile İlgili Sorular............. 277
      C- Ricâlü'l-gayb ile İlgili Sorular................. 280
      D- Hızırla İlgili Sorular.................................. 285
      E- Mehdî ile İlgili Sorular............................. 287
      1. MÂRİFET/BİLGİYE DÂİR SORULAR........ 289
      A- Keşf ve Mükâşefe ile İlgili Sorular......... 289
      B- Ledün İlmi ile İlgili Somlar....................... 294
      C- İlhâm ve Rüya ile İlgili Sorular............... 296
      D- Zahir ve Bâtın ile İlgili Somlar................ 299
      E- Şatahât veya Şathıyyât ile İlgili Somlar 302
      1. İNSAN ve İNSÂN-I KÂMİL'E DÂİR SORULAR...304
      A- İnsan ve İnsân-ı Kâmil ile İlgili Sorular. 304
      B- İnsanın Mânevî Yapısı ile İlgili Somlar. 306

      ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
      KISMEN TASAVVUFÎ BÂZI GÜNCEL SORULAR / 313
      I- SİHİR ve BÜYÜ KONUSUNA DÂİR SORULAR .. 315
      1. CİN KONUSUNA DÂİR SORULAR........... 325
      2. NAZAR KONUSUNA DÂİR SORULAR... 337
      SONUÇ............................................................... 345
      KİTÂBİYÂT......................................................... 349
      GENEL İNDEKS................................................ 355

       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789944832083
      MarkaErkam Yayınları
      Stok DurumuVar
      9789944832083
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.