• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade Şerhi

      Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade Şerhi
      Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade Şerhi
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      40,00 TL
      İndirimli Fiyat (%52,5) :
      19,00 TL
      Kazancınız 21,00 TL
      19.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
            
      Kitap              Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade Şerhi       
      Yazar             İmam Birgivi 
      Yayınevi         Bedir yayınları
      Tercüme         Ahmet Kadızade
      Sadeleştiren   A.Faruk Meyan
      Kağıt - Cilt      2.Hamur - Karton kapak cilt
      Sayfa - Ebat   312 Sayfa - 13.5x19.5 cm
      Yayın Yılı        2015
       

       
       
      Bedir Yayınları Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade Şerhi kitabını incelemektesiniz.
      Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade Şerhi kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı.Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2
       
       
      Bu eserin müellifi Muhammed Birgivi Hazretleri, Anadolu'muzda yetişmiş ve "imam" ünvanıyla şereflenmiş büyük bir din alimi.
       
      "Vasiyetname" adıyla kaleme aldığı kitap asırlar boyunca, saraydaki padişahtan, kırdaki çobana kadar milyonlarca müslümana temel din ve ahlak bilgilerini vermiş klasik bir eserdir.
       
       
         ÖNSÖZ
       
      Eûzü ve Besmele okuyarak başlıyorum:
      Devamlı var olan, ondan başkası onunla varlıkta duran, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, zâtında sıfatlarında ve işlerinde ortağı ve eşi bulunmayan, yaratılmışlardan hiçbirine benzemeyen; diri, bilici, işitici, görücü, dileyici, gücü yetici, söyleyici ve yaratıcı olmak sıfatlarına sahip olan AllâhüTeâla'ya, "OL" emri ile yarattıklarının sayısı kadar, sevdiği ve beğendiği şekilde hamd ve senalar olsun!
       
      Bütün dualar, iyilikler onun peygamberi ve en sevgili kulu, insanların her bakımından en üstünü, en güzeli olan Muham­med Mustafa (s.a.v.)'e ve Ehl-i Beytine ve ashabının hepsine (rıdvânullâhiteâlâ aleyhim ecmâin) ve bunları sevenlere ve iz­lerinde gidenlere olsun!
       
      Cenâb-ı Hakk, bütün insanlara, sayılamayacak kadar çok nimet, iyilik vermiştir. Bunların en büyüğü, en kıymetlisi olarak da, Resuller ve Nebiler (a.s.) göndererek ebedi saadet yolunu göstermiştir ve "Nimetlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gi­bi kullanırsanız, onları arttırırım. Kıymetlerini bilmezseniz, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli azab ede­rim" buyurmuştur.
       
      Asırlar boyunca İslâm dininin hâmisi olan Osmanlı Türklerinin yetiştirdiği en büyük âlimlerden İmâm Birgivî'nin ( Muham­med b. Ali Birgivî ) eserlerinden biri olan Vasiyyetnâme'sini, yine Osmanlı âlimlerinin büyüklerinden Kadızâde İslâmbolî (Ahmed b. Muhammed Emîn Efendi) şerhetmiştir. Ehl-i Sün­net itikadını ve lüzumlu amel, ahlâk, edep ve insanlık bilgileri­ni içine alan bu kitap pek lâtif, çok kıymetlidir. Ebedî saadete kavuşma anahtarıdır dense yeridir.
       
      Muhammed b. Ali Birgivî, hicri 928 yılında Balıkesir'de doğ­muştur. Babası Ali Efendi müderris idi. İlk ilimleri orada öğren­dikten sonra, İstanbul'a gelerek asrının âlimlerinin tedris hal­kasına devam etmiştir. Sonra bazı medreselerde ders okut­muş olmakla beraber Tarîk-ı Bayramî meşâyihinden Şeyh Abdurrahman Karamanî'ye intisab etmiş, zühd ve takva yolunu seçmiştir. Padişahın hocası Mevlâna Atâullah Efendi tarafın­dan Aydın vilâyetine bağlı Birgi kasabasında yapılan medrese­nin müderrisliğine tayin olunarak, oraya gitmiş ve orada kal­mıştır. Bunun için Birgivî denmiştir.

      Ömrünü vaaz, tedris ve kitap yazmakla geçirip, diyanet, zühd ve takva hakkında ilmini açıkça söylerdi. Bu hususta ta­viz vermezdi. Birçok kitaplar yazdı. En meşhurları Tarikat-ı Muhammediyye, Ma'delü's-Salât, Nûrü'l-İhyâ adlı eserleri ile nahivde İzhar ve Avâmil kitapları olup, başka birçok kitap­ları da vardır.

      Tarikat-i Muhammediyye'nin Hadîka-i Nedviyye şerhi iki cilt olup çok güzeldir. Abdülganî Nablûsî (rahmetullahi aleyh) yazmıştır. İmâm Birgivî 981 yılında elli üç yaşında iken taun­dan vefat etmiştir. Türbesi Birgi kasabası dışında bir tepe üze­rindedir.

      Kadızâde (Ahmed b. Muhammed Emin Efendi) 1133'de do­ğup, 1197'de vefat etti. Birgivî Vasiyyetnâmesi'nin şerhinden başka Âmentü Şerhi olan Ferâidü'l-Fevâid kitabını yazdı. İkisi de çok kıymetli birer hazinedir. İlminin çokluğunu, kitapla­rını okuyanlar açıkça görürler.
       
      İslâm dini, ilim dinidir. İlim olan yerde İslâm da vardır. İlim olmayan yerde din de yoktur.

      Dinimizin bilgilerini, İslâm âlimlerinin, Allâhü Teâlâ'nın seç­kin kullarının kitaplarından okumak, öğrenmek lâzımdır. Her gazete ve din perdesi altında yazılmış kitaptan din öğrenilmez. Din kitabı okumak için önce, yazarının kim olduğunu ve dinimizdeki âlimler arasındaki yerini bilmek gerekiyor. Hele bu za­manda, piyasada binlerce kitap bulunurken bu bir zaruret olu­yor. Dinî hiçbir mesuliyet duymadan, doğru-yanlış sayısız din kitabı çıkarılıyor. Din kitabı yazmak için, korkmak, titremek ve büyük mesuliyet altına girdiğini düşünmek lâzımdır. Bunun için de, ilmi çok, edebi çok, mesuliyet duygusu ve Allah korkusu çok Allah adamlarının, gerçek âlimlerin kitaplarını okumaktan başka çare yoktur. Doğru sözler arasına, birkaç yanlış ma'nâ ilâve edip, böylece maksatlarına kavuşan din ve îmân hırsız­ları, âlim taslakları ve pervasız reformcuların kitaplarını değil, bu din-i mübini bize ulaştıran ve bunu korumak için, kanlarını, canlarını, rahatlarını seve seve feda eden yüksek atalarımı­zın, aziz ceddimizin yazdıkları ilmihâl kitaplarını okumalıdır.

      Bu kıymetli kitabın sadeleştirilmesini, bu günâhı çok, ilmi ve aklı az kuluna nasib ettiği için Allâhü Teâla'ya sayısız hamd ve senalar olsun.
       
      Risalenin musannifi Muhammed b. Ali Birgivî'nin sözleri parantez içerisinde, şerheden Kadızâde'nin sözleri ise düz harflerle yazılmıştır. Az da olsa, gerektiği zaman, Osmanlıcadan sadeleştiren bu fakir tarafından açıklama olarak, köşeli parantez [    ] içinde birkaç kelime yazılmıştır.
       
      Sık sık geçen musannif sözü ile risalenin müellifi Muham­med b. Ali Birgivî kastedilmektedir.
      Kitabın ifâdesine hemen hiç dokunulmamış, ancak sade­leştirme yapılmıştır. Bu bakımdan halkımızın anlayacağı ve çok istifade edecekleri bir ilmihâl kitabı olacaktır.
       
      Allâhü Teâlâ kusurlarımızı affeylesin! İbadetlerimizi kabul eylesin! Her iki dünyada sevdikleri ile bulundursun. Kalplerimi­zi ehl-i sünnet itikadı ile azalarımızı şeriata uygun amel ile ziynetlendirsin. Kendi sevgisini, Habîbi (s.a.v.)'in sevgisini, Ehl-i Beytin ve her biri birer hidâyet yıldızı olan ashâb-ı kiramın (r.aleyhim), âlim ve evliya kullarının sevgisini kalplerimizde arttırsın. Hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak tanıtsın. Âmin!
       
      A.Fârûk Meyan
       
       
      ŞERH EDENİN ÖNSÖZÜ
       
       
      Muhammed (s.a.v.)'in ümmetini, dinin usûl ve şeriatın füru' bilgileri bakımından, diğer ümmetlerden üstün kılan, Ehl-i Sünnet ve Cemaat mezhebini doğru yolda bulundurup taşkın­lık ve sapıklıktan muhafaza eyleyen, ihsan ve ikram sahibi olup varlığı lâzım olan Allâhü Teâla'ya hamd ve senalar olsun!

      Yaratılmışların en üstünü, kâinatın kendisiyle iftihar ettiği, nübüvvet ve risâlet semasının güneşi, saadet ve yücelik âle­minin nuru, peygamberlerin ve resullerin sonuncusu, öncekile­rin ve sonrakilerin efendisi Muhammed Mustafa (s.a.v.)'e sayı­sız ve daimî salât ve selâm olsun. Metin olan İslâm dininin gü­neşi ve ışığı ile cihandan küfür ve cahillik karanlıklarını kaldı­rıp, ümmetini ihya eyledi ve nurlandırdı.
      Yine selâm ve en iyi dualar O (s.a.v.)'in âli ve ashabı üze­rine olsun. Muhammed (s.a.v.)'in dinini ve şeriatını onlar yay­dılar ve bildirdiler.
      Din âlimlerine de selâm ve iyi dualar olsun. Bu temiz şeria­tı, yani İslâm dinini Müslümanlara onlar öğrettiler.

      Allâhü Teâla'ya hamd ve senadan, Resulüne salât ve se­lâmdan, âline, ashabına ve din âlimlerine selâm ve iyi duadan sonra, bu fakir Kadızâde-i İslâmbolî Ahmed b. Muhammed Emin derim ki: Din âlimlerinden olan Şeyh Takiyyüddîn Muhammed b. Pîr Ali Birgivî'nin (rh.a.) yazdığı Vasiyyetnâme, as­lında seçkin, güzel bir risale olup, İslâm dininin usûl bilgilerin­den Ehl-i Sünnet itikadını beyan ettikten başka, ahlâka ait bil­gilerden çoğunu ve fıkıh bilgilerinden en çok lâzım olanları bil­dirir. Böylece kurtuluşu ve âhireti isteyen din kardeşlerimiz için saadete kavuşma vesilesi olup, ilim ve salâh sahipleri tarafın­dan beğenilmiş ve muteber tutulmuştur. İlmini arttırmak iste­yenlerin bundan istifade edip doğru yolda yürümeye büyük bir gayret ve rağbetle çalıştıklarını görünce, bazı yerlerini, zor an­laşılan kısımlarını açıklamam ve şerh etmem için din kardeş­lerim rica ettiler, gayet açık, dili sade bir şerh yazmamı söyle­diler. Bu fakir de, din kardeşlerime hizmet ve Allâhü Teâlâ'dan rahmet ve mağfiret istemek için bu şerhi yaptım. Bitirdikten sonra adını "Cevhere-i Behiyye-i Ahmediyye fî Şerhi'l-Va-siyyeti'l Muhammediyye" koydum.
       
         BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

      Kitap yazanlara önce şunu bildireyim ki, kitaplarının başın­da Besmele söyleyip, kitaplarının makbul bir taat olması için Allâhü Teâlâ'nın ismi sebebiyle ondan yardım istemeleri lâzım­dır. Kitabı bitirdikten sonra, büyük bir nimet olan kitabı bitirdik­leri için Allâhü Teâla'ya hamd ve sena ederler. Peygamber (s.a.v.) Efendimize İslâm dinini bildirmekte, Allâhü Teâlâ ile kulları arasında büyük bir vasıta olup, küfür ve cahillik karan­lıklarından kurtarmaya vesile olduğundan, ona da salât ve se­lâm ederler. Âline ve ashabı (r.aleyhim)'e Resûlullâh (s.a.v.) ile diğer Müslümanlar arasında İslâm dinini bildirmekte vasıta ve vesile oldukları için selâm edip, hayır duâ ederler.
       
      Nitekim musannif merhum [İmâm-ı Birgivî], kitabının mak­bul bir taat olup eksik kalmaması, Kur'an-ı Azimüşşan'ın hakîmâne üslûbuna ve selef-i sâlihinin teliflerine uygun olması ve böyle kıymetli bir eser telifine muvaffak olabildiğinden dolayı hamd ve sena etmiş olması için kitabının başında Besmele ve Hamdeleyi zikretti. Sonra da Resûlullâh (s.a.v.)'in bazı haklarını eda etmek ve kıyamet gününde şefaatine nail olabilmek için salât ve selâmı zikretti.

      Musannif Yani, "Ben bu kitabı makbul bir taat olması için Allâhü Teâlâ'nın bütün isimlerinden yardım dileyerek yazmaya başlıyo­rum" dedi.
      Allâhü Teâlâ tam bir rahmet sahibidir. Rahmet, lügatte kalp inceliği ma'nâsındadır. Bu ma'nâ Allâhü Teâlâ hakkında kullanılmaz; caiz değildir. Selef-i sâlihîn "Aslı ma­lûmdur, vasfını Allâhü Teâlâ bilir" deyip tefsir etmediler. Bunun gibi gerçek ma'nâsı anlaşılmayan müteşâbihâyet ve hadîsle­rin hepsinin, murad olunan ma'nâsını Allâhü Teâlâ bilir deyip tefsir ve te'vil etmediler. Daha sonra, Müşebbihe ve Mücessime gibi sapık fırkalar ortaya çıkınca, halef uleması* (Müslü­manları bu sapıklıktan korumak için her bir müteşabihi uygun bir ma'nâ ile tefsir ve te'vil eylediler. "Rahmefe de "inam ve ih­san" deyip, Rahman "İnam ve ihsan edici demektir" dediler. Bu dünya için kullanılmak istenirse, müminlere ve kâfirlere nimet verici, demek olur.

      Âhirette yalnız müminlere nimet verici, demektir. Yahut Rahman iki dünya için düşünülürse, iki cihanın büyük nimetlerini verici demek olur. Rahîm bunun tamamlayıcısı gibi olup, iki cihanın küçük nimetlerini verici demek olur. Bu husus­ta ma'nâ çoktur.

      Bütün hamdler Allâhü Teâlâ'ya mahsustur de­mektir. Hamd, dil ile tazim kastıyla methetmeye, övmeye der­ler. Güzel görülen bir şey için olup, nimet karşılığı olmak şart değildir.
       
      O Allah Teala kibiz müminleri İslam dinine hidayet ve irşad eyledi. Hidayet iki kısımdır: Biri umumi hidâyettir. İnsanlara akıl, temyiz, peygamber ve kitap ver­mek ve göndermek yoluyladır. Bütün âkıl-bâliğ olanlara bu hi­dâyet olunmuştur. Diğeri hususî hidâyet olup, Cenab-ı Hakk'ın faydalı ilme, sâlih ameller işlemeye yöneltmesi ile olur. Hidâ­yetin mutlak [kayıtsız şartsız] ma'nâsı, Ehl-i Sünnet'e göre, matlûbun [arananın] yoluna lûtf ile delâlet etmektir. İdlâl bunun zıddıdır. Bu ma'nâda hidâyet Allâhü Teâla'ya isnad olunur, el-Hâdî [Hidâyet edici] gibi. Peygambere de isnad olunur. Âyet-i Kerimede, "Ey Resulüm, elbette sen doğru yola hidâyet edersin" buyruluyor. Kur'an-ı Kerim'e isnâd olunur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de "Elbette bu Kur'an-ı Kerim en doğru olan yola hidâyet edicidir" buyruluyor.

      İmâm Eş'ârî hazretlerine göre hidâyet, kullarda ihtidayı ve rüşdü yaratmak ma'nâsındadır. Bu ma'nâda gerçek hidâyet edici ancak Allâhü Teâlâ'dır, Resul [Peygamber] ve kitap, se­bep olur.

      Şeriatte İslâm, îmân ma'nâsındadır. Ama İslâm dini, Mu­hammed Mustafa (s.a.v.)'in Allâhü Teâlâ'dan bildirdiği hüküm­lerin adı. Tarifi şöyledir:
       
      Yani din Hak Teâlâ tarafından vaz' olunmuş­tur. Bundan âdetler ve kanunlar çıktı.
      Yani akıl sahiplerini sevk edicidir. Bun­dan Hak Teâlâ'nın diğer fiilleri çıktı. Nebatları, yaz ve kışı ya­ratmak vb. gibi...
      Yani akıl sahiplerini irade-i cüz'iyeleri sebebiyle sevk edicidir
      Yani maksud-u bizzat olan [asıl istenilen] hayra sevk edicidir, demektir.
       
      Büyük imamımız, İmâmÂzam (r.a.)'a göre din, yalnız itikâdla alâkalı hükümlerdir. Buna usûl veya ahkâm-ı asliye de­nir. Değişme kabul etmez. Bütün peygamberler (a.s.) dinde aynı şeyi söylemişlerdir. Amele ait olan hükümlere ahkâm-ı şer' [Şer'î hükümler], fürû veya ahkâm-ı fer'iyye denir.
      Peygamberlerin (aleyhimüsselâm) şeriatları ayrı ayrı olmuştur. Eş'arî'ye göre ise din ve şeriat aynı ma'nâya gelir.
       
      Allahu Teala bizi Muhammed (s.a.v.)'in ümmetinden kıldı. Allâhü Teâlâ'nın bü­yük rahmeti, meleklerin çeşitli tazimlerle istiğfarı ve müminle­rin hayırlı duaları ve senaları, lâyık olmayan bütün şeylerden selâmet bulmak Muhammed (s.a.v.) üzerinedir.

      Bir kavme bir peygamber geldiği zaman o kavim onun üm­meti olur; cemaati olur. îmân edenlere ümmet-i icabet denir, îmân etmeyenlere ümmet-i davet denir. Muhammed Mustafa (s.a.v.) âhir zaman peygamberi olup, bütün insanlara ve cinle­re gönderilmiştir. Bütün insanlar ve cinler onun ümmetidir, îmân edenler, ümmet-i icabettir. îmân getirmeyenler, üm­met-i davettir. Ümmet-i icabet itikatta yetmiş üç fırka olmuş­tur. Bir fırkası kurtuluş fırkası olup, buna "Ehl-i Sünnet" ve "Fırka-i Nâciyye" denir. Bundan başkasına dalâlet sahipleri [yani sapık fırkalar] denir.
       
      Allâhü Teâlâ'nın rahmeti, meleklerin çeşitli tazim ile is­tiğfarları, müminlerin hayır duaları ve büyük selâmet bü­tün peygamberler ve resuller üzerine olsun'.  Nebî ve mürsel'in [resul] ne demek oldukları ileride yeri gelince anlatıla­caktır. Salât ü selâm, enbiyâ ve resullerden bilhassa bütün ya­ratılmışların efdali üzerinedir ki, o, Muhammed (s.a.v.)'dir.
       
      Cümleden efdal olmak Muhammed (s.a.v.)'in sadece kendisi­ne mahsus olan sıfatlardandır ki, inşallah yeri gelince bahse­deceğiz. Yine salât ve selâm Muhammed (s.a.v.)'in âl'i üzeri­nedir. Âl demek, akrabalar, yakınlar demektir. Âl-i Abbas, Âl-i Ali, Âl-i Cafer, Âl-i Akil ve Âl-i Haris b. Muttalib gibi... Bir ma'nâsı dahi Muhammed milletine tâbi olanlar demektir. Ve ashabı üzerinedir. Ashâb, Resûlullâh'ın zamanında bulunup, Pey­gamber (s.a.v.) Efendimizi gören yahut Peygamber (s.a.v.) Efendimizin gördüğü müminlerdir. Zamanında bulunup da O'nunla görüşmek saadetine nail olamayan müminlere "Muhadrem" denir. Bazı âlimlere göre Muhadremler de ashâbdandır. Bazı âlimlere göre ise tabiînin büyüklerinden sayılırlar. Doğrusu da budur. İbn Hacer Askalânî Usûl-i Hadîs'te bunu doğruladı.
       
      Allâhü Teâla'ya hamd ve senadan, Resulüne salât ve selâmdan, âline, ashabına ve din âlimlerine selâm ve iyi duadan sonra, Hak Teâlâ'nın mağfiretine ve rahmetine çok muhtaç olan musannif merhumun vasiyyeti budur ki, ömrünün sonunda dinde en mühim meseleleri toplayıp kendine ve din kardeşlerine amel etmeleri için bu risaleyi yazmıştır. Ebû Hanife mezhebinde fakir, nisâbdan en az nesneye mâlik olan kimseye denir. İmâm Mâlik mezhebinde de böyledir. İmâm Şa­fiî ve İmâm Ahmed mezheplerinde bunun aksidir. Ebû Hanife'den bir rivayet de böyledir. Hakir ise öyle bir fakirdir ki, aynı zamanda bunun aksidir. Musannif merhum kendi nefsini kötü­lemek ve Hak Teâlâ'dan ziyade mağfiret ve rahmet istemek için kendini fakir ve hakir olarak vasfeyledi. Nitekim kâmillerin âdeti böyledir. Öyle fakir ve hakirdir ki, kulluk makamında âciz olduğunu ve Allâhü Teâlâ'nın verdiği sayısız nimetlere karşılık şükretmekten âciz olduğunu ikrar ediyor. Allâhü Teâla'ya şük­retmekten âciz ve kusurlu olduğunu bildirmenin büyük şükür olduğunu bildirmek için musannif merhum, kendinin âciz ve kusurlu olduğunu itiraf ediyor. Böylece şükredenlerden olmak istedi. Musannifin ismi Muhammed'dir. Babasının adı Ali'dir. Kendisi ve babası için afv ve uluv sıfatlarıyla mevsûf Olan Allâhü Teâla'dan af diliyor.
       
      Bu seçkin vasiyet kendisi için ve diğer âkil ve baliğ olmuş müminler içindir. Musannif bu risaleyi, bütün müminlere faydalı olması için, Türkçe yazdı.
       
      Arapça olsa, yalnız âlimler anlardı. Türkçe olunca, bütün Türkçe bilenler anlar ve istifade eder. Gerçekten, Birgivî Hazretleri, bu risaleyi öyle güzel yazmıştır ki, bütün İslâm ülkelerinde meşhur olup büyükler ve küçükler okur, faydalanır, din ve ameli öğrenirler.
       
      Allah ona rahmet eylesin. 
      ( Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade Şerhi, kapda öde, İmam Birgivi, Bedir yayınları, Ahmet Kadızade, A.Faruk Meyan, baskı 2015, imam birgivi vasiyetnamesi kitabı )
       
       
       
      Bedir Yayınları Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade Şerhi kitabı nı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789758514588
      MarkaBedir Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9789758514588
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.