• Tüm Kategoriler
    • Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları Sürat , MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü Sepete Atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

      Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 44 Cilt Takım, 2. EL

      Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 44 Cilt Takım, 2. EL
      Görsel 1
      Fiyat:
      3.520,00 TL
      İndirimli Fiyat (%48,9) :
      1.800,00 TL
      Kazancınız 1.720,00 TL
      1800.00 www.goncakitap.com.tr
      600,00 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo Sınırlı Sayıda Kargo Bedava

        Kitap             Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2.EL
        Yazar            İlim Heyeti
        Yayınevi        Diyanet Vakfı Yayınları
        Kağıt - Cilt     1.Hamur, Lüks bez ciltli, 44 Cilt takım
        Sayfa - Ebat  19.770 sayfa , 23x28.5 cm
        ISBN              9789759548003

       
      Resimdekinin aynısı, yıpranmamış, az kullanılmış
      Not: Sadece bu ÇOK ÇOK UCUZ KELEPİR kategorisindeki kitaplar 2. El kitaptır. Diğer bölümlerdeki kitaplar sıfır ve yeni ürünlerdir.

        
      Diyanet Vakfı Yayınları , Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi 44 cilt kitap seti ni incelemektesiniz.
      Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

       
        
           İslam Ansiklopedisi
       
       
      Hazırlık çalışmalarına 1983 yılında başlanan ve ilk cildi 1988 yılında neşredilen TDV İslam Ansiklopedisi (DİA), tamamen telif bir eser olup islami ilimler, islam ülkelerinin tarihi, coğrafyası, kültür ve medeniyeti gibi alanları kapsayan madde başlıklarıyla orjinal bir ansiklopedidir

      İlgili ilim kurulları tarafından yaklaşık 500 temek kaynaktan taranarak tesbit edilen madde başlıkları, 15.441 maddeden oluşmakta, bazı maddelerin farklı ilim dallarınca yazılan alt bölümleri de eklenince bu rakam 16.915'e ulaşmaktadır. Atıf maddelerinin sayısı ise 6539'dur. 

      44. cildi yayınlanarak tamamlanmış olan ansiklopediye şimdiye kadar bir kısmı yurt dışından olmak üzere, konusunda uzman 2000'i aşkın yazar katkıda bulunmuştur. 

      TDV İslam Ansiklopedisi, İslami ilimlerde İslam-Türk Kültür ve medeniyetine ait kavramları, sahalarında önemli eserler vermiş ilim ve sanat erbabını, geçmiş islam devletleri ve yöneticilerini, önemli tarih olayları, dini ve sosyal hayatta etkili olan akımları, tarihi, ilmi ve kültürel müsseseleri, önemli yerleşim merkezlerini, diğer büyük dinleri, müslüman olmadığı halde İslam dini, kültürü ve medeniyeti ile ilgisi bulunan şahsiyetleri madde başı olarak değerlendirmiştir. 

      TDV İslam Ansiklopedisi ne sadece akademik çalışma yapanları ilgilendiren bir ihtisas kaynağı ne de yalnızca popüler bir eserdir. 

      Ansiklopedide titizlikle uygulanmaya çalışılan temel ilke, bütün maddelerin güvenilir kaynaklara dayanması ve doğru bilgiler ihtiva etmesidir. Bu ilkeden taviz vermemek ve gerek muhteva gerekse bibliyografya açısından akademik seviyede araştırma yapan uzmanların beklentilerini karşılamaya çalışmanın yanısıra, kültür seviyeleri farklı insanların bilgi edinme ihtiyaçları da maddelerin yazımı sırasında göz önünde tutulmaktadır. 

      TDV İslam Ansiklopedisi kamuoyunun doğru bilgi edinme ihtiyacını karşılamayı amaç edinen, dini ve sosyal bilimlerde araştırma yapmak isteyenlerin başvurabileceği ciddi, kapsamlı ve kuşatıcı bir kaynaktır.
       
        
             SUNUŞ
       
       
      1975 yılında kurulan Türkiye Diyanet Vakfı, on üç yıldan beri yüce milletimi­zin değerli desteği ile ülkemizin her köşesinde ve yurt dışında dinî, sosyal ve kül­türel hizmetlerini aralıksız sürdürmektedir. Elinizdeki eser de bu vakfın Türk ve İs­lâm kültürüne yeni ve kapsamlı bir katkısıdır.
       
      Bilindiği gibi, bir telif türü olarak İslâm ansiklopedisi, müslümanların tarih boyunca din, ilim, felsefe, sanat ve kültür alanlarında meydana koydukları eserler­le, bu milletlerin gelip geçtikleri, yaşayıp vatan tuttukları yerlere ait tarih, coğrafya ve etnografya bilgilerini ihtiva eden öz ve sağlam bilgilerin toplandığı bir eserdir. 1908-1938 yılları arasında Avrupalılar tarafından İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak yayımlanan İslâm Ansiklopedisi de bu alanda meydana getirilmiş bir eser­dir. Ancak bu ansiklopedide genel olarak İslâmiyâta ve İslâm âleminin önemli bir unsuru olan Türk dünyasına ait bilgiler çok defa kısa, bazan noksan, bazan da yanlış verilmiştir.
       
      Bu sebeple Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlatılan İslâm Ansiklopedisi 'nde müslüman milletlerin ilim, fikir, sanat, din ve kültür varlıkları doğru ve ye­terli bir biçimde ele alınmış, Türk-İslâm medeniyetine ve bu medeniyetin oluşma­sında büyük katkıları bulunan Türk ilim, fikir, edebiyat, sanat, din ve devlet adam­larına gereği gibi yer verilmiştir. Başka bir deyişle bu eser, İslâm ansiklopedisi te­lif türüne sadık kalmakla birlikte Türk-İslâm medeniyeti ağırlıklı, nesilden nesile in­tikal edecek kalıcı bir belge ve kaynak niteliğindedir. Bu hedefi gerçekleştirmek üzere, maddenin yazılmasından baskıya gireceği noktaya kadar uzanan çizgide, çe­şitli kontrol ve incelemelere tâbi tutulmuştur.
       
      Bu eser tamamlandığı zaman, İslâmî konularda, özellikle Türk-İslâm medeni­yeti alanında doğru ve güvenilir bilgi edinmek isteyen Türk okuyucusu, ilmî ölçüle­re göre yazılmış, öteden beri eksikliğini hissettiği kaynak bir esere kavuşmuş ola­caktır. Diğer taraftan bu eser, tarih boyunca İslâmiyet'i farklı anlayıp yorumlayan grupların az çok üzerinde ittifak edebilecekleri ortak bir İslâmî anlayışın oluşması­na da hizmet edecektir.
       
      Eserin hazırlanmasında emeği geçen değerli üniversite mensuplarına, araştır­macı ve ilim adamlarına, idareci ve teknik kadroya, bugüne kadar yardım ve yakın ilgilerini eksik etmeyen hayır sahiplerine ve özellikle büyük manevî desteğini biz­den hiçbir zaman esirgemeyen yüce milletimize şükranlarımızı arzeder, müslüman müellifler tarafından meydana getirilmiş olan bu büyük eseri aziz milletimize ve İs­lâm âlemine sunarken yüce Rabbimizin inayetini niyaz ederiz.
        
       
             ÖNSÖZ
        
      İslâm ilimleri ile İslâm kültür ve medeniyetinin aslî karakteri, dayandığı temel inanç ve düşünce, tarih içindeki yeri ve ağırlığı hakkında genel bir fikir sahibi olmak, bu alanda hazırlanan ilmî ve geniş kapsamlı bir ansiklopedinin hem değerini ve gerekliliğini, hem de gayesini anlamak bakımından faydalı olacaktır.
       
      İslâm'ın Allah'ın birliği, Hz. Muhammed'in peygamberliği ve müminlerin kardeşliği esaslarına dayalı olarak kurduğu sistem, kısa zamanda müslümanların çalışmalarına oriji­nal bir anlam kazandırarak insanlık tarihinde yeni bir bilgi, düşünce ve faaliyet ruhu doğurdu. Bu zinde ruh ile canlanan disiplinlerden Kur'an ilimleri ve tefsirde Allah ke­lâmının en güzel bir şekilde okunmasına, ilâhî maksada uygun olarak yorumlanmasına çalışıldı; bunun için takip edilmesi gereken metotlar ortaya kondu. Hadis ilminde Sünnet'in doğru olarak tesbit edilmesi, nesilden nesile aktarılması, inanç, düşünce ve uygulama alanlarında istifadeye sunulması yolunda müslümanların yaptıkları çalışmalar benzeri görülmemiş bir gayret, titizlik ve vefa örneği oldu. İslâm fıkhı Allah kelâmından, Hz. Muhammed'in irşadından, sosyal hayatın gerçeklerinden ve aklın ışığından faydalana­rak bir yandan mükemmel ve orijinal bir hukuk metodolojisi kurarken diğer yandan müslümanların Allah'a, birbirlerine, öteki insanlara, hatta canlı ve cansız varlıklara karşı görevlerini belirledi. Kelâm ilmi insanı tabiatın âdi varlık ve olaylarına kul olmaktan kurtararak inancın her türlü sapmalardan uzak, doğru ve sarsılmaz bir zemin üzerine oturtulmasını sağlamaya çalıştı. Gösterişe ve dünya tutkusuna karşı zâhidâne bir baş kaldırış olarak ortaya çıkan İslâm tasavvufu, ilâhî gerçekleri en yüksek seviyede kavrama­yı ve bu suretle "ma'rifetüllah'a ulaşmayı bütün gayelerin başına koydu; bunun için de insanın her şeyden önce kendisini tanıması, nefsiyle hesaplaşması, beşerî yönünü hiçliğe indirerek ruhî cephesiyle mümkün olan en ileri seviyede ilâhî âlemle münasebet kurması­nın gerektiğini savundu. Tasavvufun bu fikrî ve pratik tezleri İslâm tarihinde bütün müslüman kitleler üzerinde derin izler meydana getirdi. İslâm felsefesi, tarihteki belli başlı düşünce sistemlerinden intikal eden fikrî değerlerden de faydalanmakla birlikte, İslâm'ın tevhid akidesinden, peygamberlik nurundan ve her şeyin Allah'tan geldiği düşüncesinden hareketle varlık ve olayları küllî bir bütünlük içinde açıklamaya çalıştı.
       
      Kur'ân-ı Kerîmin, insanların kâinatı, ondaki ilâhî gerçekleri, tarihî olayları dikkatle gözlemeleri, incelemeleri, bunun için gerektiğinde ülkeden ülkeye dolaşarak araştırma yapmaları, bütün bu mesailerinden sonuçlar çıkarmaları yönündeki pek çok irşadı da müslümanlar üzerinde etkisini gösterdi ; bu suretle ilk yüzyıllardan itibaren matematik, astronomi, tıp, fizik, kimya, tarih, coğrafya gibi aklî, tecrübîve sosyal ilimlerde başlatılan çalışmalar, müslümanları bütün dünyada bu ilimlerin temsilcisi durumuna getirdi. Bu arada Kur'an'ın rakipsiz bir edebiyat şaheseri olduğunu gören ve Hz. Peygamberin "Allah güzeldir, güzeli sever" anlamındaki hadisini ilke edinen müslümanlar, hayatın bütün alan­larında düzen, incelik, uyum, güzellik gibi estetik unsurlar aramakla birlikte, özellikle ede­biyat, şiir, mimarî, hat, süsleme, mûsiki gibi dallarda İslâm sanatını meydana getirdiler.
       
      Böylece, eski dünyanın bir zamanlar en ihtişamlı medeniyetlerini layadığı ülkelerin yeni hakimleri olan Müslümanlar ilimde, tefekkürde, sanatta, siyasette, askerlikte ve hayatın diğer alanlarında kendi dönemlerinde dünyanın en parlak medeniyetini kurdular; bu üstünlüklerini ilim ve tefekkürde en az 500 yıl kadar, diğer alanlardaysa daha uzun asırlar boyunca devam ettirdiler. Bu sıralarda koyu bir cehalet dönemi yaşamakta olan Ortaçağ Avrupası, batıda Endülüs ve Sicilya, doğuda Anadolu üzerinden İslam kültür ve medeniyeti ile temas kurarak yüzlerce yıl sonra gerçekleştireceği rönesansın ilim ve tefekkürdeki kaynaklarını keşfetmiş oluyordu. Belki de ilk defa Güney İtalyadaki Salerno şehrinde bulunan tıp okulunda Domnulus yahut Donnolo diye de tanınan Şabbetai adi, bir yahudi-nın X. yüzyılda Arapça'dan Latinceye aktardığ! tıp metinleri ile başlayan Batının İslâm kültüründen faydalanması olayı, özellikle XI yüzyılda daha da yoğunluk kazanmış Hâriz-mî, lbn Yûnus, Bettânî. İbn Heysem, Kindî. Zekeriyâ er-Râzî, Fârâbî, İbn Sînâ, Gazzâlî, İbn Rüşd, İbn Bâcce, İbn Seb'în gibi önemli âlim ve filozofların eserlerinden yapılan tercüme­lerle 600 yıl kadar sürmüştür. 16001ü yıllara kadar hristiyan Avrupa'nın ilim dünyasında yetişmiş bilginler genellikle kendilerini belli bir İslâm âliminin takipçisi olarak kabul edi­yordu
       
      İslâm kültür ve medeniyetinin dayandığı düşünce yapısının en çarpıcı niteliği, insanın kendi iç dünyasında, hemcinsiyle olan ilişkilerinde, insanla tabiat, insanla metafizik âlem ve nihayet insanla Allah arasında sevgi, barış, uzlaşma ve ahenk kurma, böylece küllî vahdete ulaşma idealidir Bu sistemin temel düşüncesine göre varlığın zirvesinde, her türlü iyilik, güzellik ve mükemmelliğin kaynağı olan Allah vardır Varlık (vücûd) ve iyi (hayır) bir realitenin iki tezahürüdür Var olmayan iyi değil, iyi olmayan da var değildir Kur an-ı Kerîm, eski kavimlerden söz ederken kötülüğün yıkılma ve yok olma sebebi oldu­ğunu ısrarla tekrarlamıştır. Bu yüzden İslâm düşüncesine göre, var olmak ve iyi olmak, ilk insan ve ilk peygamberden beri insanlık tarihi boyunca süregelen ana hedeftir. İnançsızlık ve kötülük, insanlık tarihinde zaman zaman görülen ve varlığın normal seyrine aykırı olan sapmalardır. Peygamberlik müessesesi, Allah'ı bırakarak şu veya bu şekilde tabiattaki bayağı varlıklara tapmak yüzünden kötüleşen ve bir anlamda yok olan insaniyeti yeniden var eden ezelî ve ebedî ışıktır Yeryüzünde bir defa daha sönmek üzere olan bu ışığın meşalesi son olarak Kur'an'la yeniden tutuşturulmuş, Hz. Muhammed'in ve Kuranda "en hayırlı topluluk" şeklinde yüceltilen ashâb-ı kiram ile İslâm geleneğinde "selef-i sâlihîn" diye anılan müslüman ilim ve fikir adamlarının çabalarıyla hem müslüman toplumlara hem de insanlık camiasına yeni değerler, bereketli mahsuller sunulmuş, neticede muaz­zam bir medeniyet vücuda getirilmiştir Bu medeniyetin oluşmasında, zenginleşmesinde ve yeni boyutlar kazanmasında, gerek siyasî gerekse başka yönlerden uzun süre İslâm dünyasının lideri durumunda olan Türk milletinin zengin ve şerefli bir payının bulunduğu da tarihî bir gerçektir.
       
      Ancak, zamanla müslümanların önce ilmî ve fikrî, daha sonra iktisadî ve siyasî alanlar­da dirayet ve üstünlüklerinin zayıflamasından ve uzunca bir süre yaşanan durgunluk döneminden sonra müslüman milletler, kendi kültür ve değerler dünyasına karşı kayıtsız kalmışlardır; yaklaşık iki asırdan beri de Batıdaki ilmî ve teknolojik gelişmelerin tesiri ile yabancıya hayranlık ve onu taklit krizini yaşamaktadır. Bununla birlikte, özellikle son yıllarda müslüman milletler, bu olumsuz gelişmenin kendi bünyelerinde doğurduğu manevî, siyasî ve içtimaî sarsıntılar yanında, Batı'da gözlenen benzer fakat daha geniş boyutlu problemlerin de etkisiyle, kendi tarihî ve kültürel değerlerini tanıma ve gelecek için bunlardan faydalanma ihtiyacını duymaya başlamışlardır. Bu suretle İslâm dini ve bu bereketli zemine dayalı kültür ve medeniyet, yoğun bir arayış içinde olan dünya ilim ve fikir camiasıyla birlikte müslümanlar için de aktüel bir inceleme konusu olmuştur İşte bu noktada İslâm'ın, İslâmî ilimler ile tarihî ve kültürel değerlerin, müslüman âlim, düşünür ve sanatçılarla diğer tarihî şahsiyetlerin ve bunların gerçekleştirmiş olduğu eserlerin, adalet ve dürüstlük ölçüleri içinde kalarak tanıtılması, elbette ki, herkesten önce Müslüman ilim adamlarını tarihi bir görevidir.
       
      Öte yandan, sahip oldukları yer altı ve yer üstü zenginlikleri, diğer ticari, ekonomik, jeopolitik vb. imkanları dolayısıyla, asırlar öncesinden başlayarak, Batı dünyası için sürekli bir ilgi, inceleme, takip ve en sonunda istifade konusu olan İslam milletlerinin birbirlerini önem ve değerlerinden habersiz kalmaları, her biri için acı sonuçlar doğuran ve doğuracak olan bir eksikliktir. Öyle görünüyor ki, bu eksikliğin giderilmesi için gerekli çabayı göstermek, öncelikle, bütün İslam tarihinin yarısından fazla bir süre Müslüman milletlerin idare veya himayesi görevini omuzlarında taşıma şerefini kazanmış olan Türk milletine düşmektedir. Ağırlığı ve sorumluluğu değeri kadar büyük olan bu görevin bir parçası da bütün yönleriyle İslam’ı, ondan kaynaklanan ve belli başlılarına yukarıda işaret edilen ilimler ile tarih kültür ve medeniyeti, İslam coğrafyasını, burada yaşamış ve yaşayan Müslüman milletleri ve bu arada Türk milletinin dününü bugününü gerektiği kadar geniş ve doğru bir şekilde tanıtacak kapsamlı bir eser hazırlayarak Türk insanının ve genelde Müslümanlarla bunlara ilgi duyan diğer insanların istifadesine sunmaktır.
       
      İslâm ilimler tarihinde, geniş anlamıyla ansiklopedik mahiyette eser telif etme gelene­ğinin on üç asrı bulan uzun ve zengin bir geçmişi vardır. İlk eserler, daha çok ashap ve tabiîn ileri gelenleriyle hadis ravilerinin biyografileridir İbn Sâib el-Kelbî'nin (ö. 204/819) el-Ensâb’ı, İbn Şadın et-Tabakât'ı, Yahya b Maîn'in Târîhu'r-ricâli bunların ilk örnekleri­dir. Fakihler, kıraat âlimleri, dilciler, edebiyatçılar, şairler, mutasavvıflar, kelâmcılar, filo­zoflar, tabipler, hattatlar ve daha başka ilim, sanat ve meslek erbabının biyografilerini ihtiva eden ansiklopedik eserlerin telifi aralıksız sürmüştür. Câhiz'in (ö. 255/869) Tabakâtü'l-muğannîni, İbn Kuteybe'nin eş-Şi'r ve'ş-şu'arâ'sı, Ebü'l-Abbas el-Müberred'in Tabakâtü'nnühâtı, sayısı yüzleri bulan bu tur eserlerin en eskileridir. Şehirler, bölgeler, ülkeler, meslekler gibi tabii ve beşerî coğrafya türünden ansiklopedik eserlerin telif tarihi de hicrî 111. yüzyıla kadar gider. Ya'kûbî'nin (ö. 292/905) Kitâbul-Büldânı, İstahrî'nin Şuverul-ekâlîm'i, İbn Havkal'in el-Mesâlik ve'l-memâlik'i bu türdeki ilk eserler­dir. Eş'arî'nin Makâlâtul-İslâmiyyîn'i, İslâm dünyasında o zamana kadar ortaya çıkan mezhepler konusunda en değerli ansiklopedik kaynaktır. Aynı mahiyetteki eserlerin telifi­ne sonraki dönemlerde de devam edilmiştir. Ansiklopedik eserlerin en çok telif edildiği bir alan da felsefî ve ilmî disiplinlerin tasnif ve tanıtılmasıdır. Zekeriyyâ er-Razi nın (o. 313/925) el-Havî adlı tıp ansiklopedisi, Fârâbî'nin ihşâ'ul' ulûmu, İhvân-ı Safâ'nın Resâ'ili, İbn Sînâ'nın eş-Şifâsı, bu alanların ölümsüz kaynaklarından birkaçıdır. Sayısı yu­karıdakiler kadar çok olmasa bile terminoloji alanında da değerli eserler yazılmıştır Kindi den itibaren çeşitli ilim dallarında çoğu alfabetik sistemde hazırlanmış olan bu türdeki eserlerin en değerli örnekleri, Râgıb el-İsfahanî'nin (ö. 502/1108) el-Müfredât fîğarîbil-Kur'an'ı, Kâşânî'nin Muştalahâtüş-şûfiyye'si, Cürcânî'nin et-Tarîfâtı, Tehânevî'nin Keşşâfu ıstılâhati'l-fünûnu dur. Nihayet Kâtip Çelebî'nin Keşfuz-zunûn'u ve bunun zeyilleri gibi kitap tanıtımı yapan eserlerle güzel sanatların değişik dallarını tanıtan kitaplar, islâm dünyasında gerçekleştirilmiş ansiklopedik eserlerin başka bir türünü teşkil eder.
       
      İslâm dünyası için tam anlamıyla ilim, tefekkür ve aydınlanma dönemi olan Ortaçağ, Batının karanlık asırlarıdır. Ancak İslâm kültür ve medeniyetinin de tesiri ile bu karanlık dönemden yavaş yavaş sıyrılan Batı, Rönesans'la büyük hamleye geçmiş, bu gelişme, bilginin geniş kitlelere götürülmesinde büyük bir payı olan ansiklopedicilikte de tesirini göstermiştir. Fransa'da Diderot ile d'Alembert'in yönetiminde yayımlanan, Voltaire, Montesquieu, Rousseau gibi ünlü düşünürlerle ilim ve teknik adamlarının da yazı kadrosunda yer aldığı ansiklopedi, şekil ve muhteva olarak modern ansiklopediciliğin ilk ve en önemli örneği sayılır. Batıda XVII., XVIII. ve XIX. yüzyıllar ansiklopediciliğin altın çağıdır Bu donemde, bazılarının cilt sayısı yüzlerle ifade edilen pek çok ansiklopedi yayımlanmıştır.
       
      Buna karşılık Türkiye'de ve genel olarak İslâm dünyasında modern anlamda ansiklopedicilik teşebbüsleri ancak XIX. yüzyıl sonlarında başlamış, bunların bazıları daha baş­langıç noktasında sönmüş, pek çoğu da tamamlanamamıştır. Tamamlanabilen birkaç eser ise sınırlı bir muhtevaya sahiptir. Bunların en önemlilerinden Mehmed Süreyya Bey'in 1308de yayımlanan dört ciltlik Sicill-i Osmânî'si, Osmanlı dönemiyle ilgili biyografik bir ansiklopedidir. Şemseddin Sami'nin 1889-1899 yılları arasında basılan altı ciltlik Kâmûsü'l-a'lâm'ı tarih ve coğrafya ağırlıklı modern bir ansiklopedi sayılabilir. Bursalı Mehmed Tahir'in üç ciltlik Osmanlı Müellifleri de bu dönemin sonlarında tamamlanma şansına ulaşmış ansiklopedik yayınlardandır (1333/1915). Arap âleminde ise ilk ciddi teşebbüs Beyrut'ta görüldü. Butrus el-Büstânî'nin Dâi' retü'l-ma'ârif adıyla hazırlamaya başladığı ansiklopedinin yayımına 1876da Beyrut'ta başlanmış, ayın harfinin ortalarına kadar olan XI. cildi 1900de Mısır'da yayımlanmış, fakat devam ettirilememiştir. Mısırlı yazar Ferid Vecdî, Dâ'iretü'l ma'ârif i Dâ'iretü ma'âhfi'l-karni'rrâbi' aşer/el-işrîn) adlı on ciltlik ansiklopedisini tamamlayarak 1923-1925 yılları arasında yayımlamayı başarmış­tır. Hazırlık çalışmaları 1956'da önce Suriye'de başlayan ve Mısır'da devam ederek ilk cildi 1966da çıkan Meusûâtü'l fıkhi'l-İslâmî ile Kuveyt'te hazırlığına 1967'de başlanan ve ilk cildi 1980de basılan el-Meusû'âtü't-fıkhiyye adlı fıkıh ansiklopedileri de henüz ta­mamlanmamıştır.
       
      Türkiye'de özellikle 1960'lardan itibaren ansiklopedi çalışmaları hızlı bir gelişme kay­detti. O günden bugüne gerek genel kültür, gerek özel alanlarda toplumun bütününe veya belli zümrelere hitap edecek tarzda olmak üzere çok çeşitli ansiklopedi yayımlandı. Ne var ki, Millî Eğitim Bakanlığının neşrettiği islam ansiklopedisi 'ni hariç tutarsak, özel olarak İslâm dini, tarih, coğrafya, kültür ve medeniyetine dair tamamlanmış bir ansiklope­di yoktur. Ciddi ve ilmî ölçülerle yayımına başlanan İslâm-Türk Ansiklopedisinin ancak ABDÜLGANİ maddesine kadar iki cildi (1941, 1944), Dergâh Yayınevi'nin başlattığı İslâmî Bilgiler Ansiklopedisi 'nin de BEDÎHİ maddesine kadar bir cildi (1981) yayımlanabilmiştir. Türk Ansiklopedisi, Meydan Larousse gibi tamamlanmış ve Ana Britannica, Büyük Larousse gibi yayımları sürmekte olan ansiklopediler, bir İslâm ansiklopedisinin özel konuları olabilecek birçok maddeyi almadıkları gibi, aldıkları maddeleri de ihtisas düzeyinde ince­lememişlerdir. Esasen genel kültür ansiklopedilerinden dine ve din ağırlıklı başka konula­ra dair ihtisas düzeyinde, tam ve doyurucu bilgiler beklemek yersiz olur. Ayrıca, son zamanlarda yayımlanmış bazı ansiklopedilerde teori olmaktan öteye gitmemiş veya ilmî ve fikrî değerini yitirmiş bazı görüşlere dayanılarak dini ilgilendiren konularda ciddiyet ve ilmî ölçülerden uzak değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir
       
      Batı’da yayımlanan genel kültür ansiklopedilerinin hemen hepsinde bazı önemli İslâmî maddeler de bulunur. Encyclopaedia of Religion and Ethics gibi din ağırlıklı ansiklopedilerde ise İslâmiyât daha geniş bir şekilde işlenmiştir. Ancak bütün dünyada İslâmî konulara dair yayımı tamamlanmış ilk ihtisas ansiklopedisi, müsteşrikler tarafından hazırlanan, Hollanda'nın Leiden şehrinde E.). Brill müessesesince 1908'de Almanca, Fransızca ve İngilizce olarak yayımına başlanan ve 30 yılda tamamlanan İslâm ansiklopedisidir. Bu eser. Millî Eğitim Bakanlığı'nın kararı üzerine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde kurulan bir heyetin hazırlık çalışmalarından sonra 1940'tan itibaren Türkçe'ye çevrilerek yayımlanmaya başlanmış ve 1988de tamamlanmıştır, İslâm Ansiklopedisi'nin 1933'te başlayan Arapça tercümesinin yayımı Mısır'da, bazı ikmaller ve yeni maddeler ilâvesiyle 1963'te başlayan Urduca tercümesinin yayımı da Pakistan'da sürmek­tedir Eserin, İngilizce ve Fransızca yeni yayımı bazı değişiklik, ilâve ve düzeltmelerle halen devam etmektedir.
       
      İslâm kültür, medeniyet, tarih ve coğrafyası gibi konuları içine alan ve yayımına baş­landığı günden beri önemli bir kaynak olarak istifade edilen İslâm Ansiklopedisi, bir kısmına Türkçe tercümesinin "Mukaddimesinde de işaret edilen bazı kusurlar taşımakta­dır. Meselâ bazı maddeler ehliyetsiz kişilere yazdırıldığından ilmî değer taşımamaktadır. Ayrıca bazı önemsiz maddeler çok uzun tutulurken önemli bazı maddeler kısa geçilmiş, hatta ihmal edilemeyecek kadar mühim olan birçok kişi veya konu hiç alınmamıştır. Bun­lara tercüme hataları, madde tekrarları, kendilerine gönderme (bk.) yapılmış birçok mad­denin alınmamış olması gibi başka eksiklikler de eklenebilir. Müslüman okuyucular açısından önemli bir nokta da bu eserin öncelikle Batılı okuyucular için yazılmış olması­dır. Bu yüzden gerek madde seçiminde, gerek seçilen maddelerde hangi noktalara ağırlık verilmesi gerektiği hususunda Batılı okuyucuların ilgi ve ihtiyaçları göz önüne alınmıştır.
       
      Buraya kadar işaret edilen eksiklikler, böylesine geniş ve çok yönlü muhtevaya sahip bir ansiklopedide büyük ölçüde kaçınılmaz görülebilir ve anlayışla karşılanabilir. Ansiklo­pedinin zaman zaman yayımlanan zeyillerinde ve yeni baskısında bunların hiç olmazsa bir kısmı giderilmiştir. Ancak, İslâm Ansiklopedisi 'nin ilk baskısında sıkça görülen, yeni bas­kısında da büyük ölçüde sürdürülen bir tenkit konusuna mutlaka dikkat çekmek gerek­mektedir. Din, milliyet ve Batıcılık taassubu, sömürgecilik zihniyeti ve -daha az hissedilse de- misyonerlik gayreti gibi ilmî objektifliğe temelden aykırı olan hissî, siyasî ve pragmatik bir yaklaşımla, ilgili birçok maddede İslâmiyet'in vahye dayalı bir din olmadığı, Kur'ân-ı Kerîm'in daha çok hıristiyan ve yahudi kaynaklarından faydalanılarak hazırlandı­ğı, İslâm felsefesi, tasavvuf, İslâm hukuku gibi disiplinlerin hiçbir orijinal yanlarının bulun­madığı, bunların da aynı dinlerle eski Yunan ve İran kültürlerinin eseri olduğu görüşü hâkim kılınmak istenmiştir.
       
      İslâm Ansiklopedisi ‘nin Türkçe tercümesinin "Mukaddime'sinde, "yeni araştırmalar ile neşriyattan elde edilen neticelere göre tashih ve ikmal olunmağa muhtaç bazı madde­lerin bulunduğu"ndan söz edilerek tercüme sırasında "bilhassa bizi alâkadar eden madde­lerin ıslah ve ikmal edilmesi" imkânının doğduğu belirtilmiş, ayrıca asıl nüshada ihmal edilmiş önemli maddelerin zeyillerle yayımlanacağı vaad edilmiştir. Şimdiye kadar her­hangi bir zeyil yayımlanmamakla birlikte, az da olsa, bazı maddeler için ikmal ve tashihler konmuş, çoğu Türkiyatla ilgili bir kısım maddeler de yeniden yazdırılmıştır. Bununla bir­likte Ansiklopedi 'nin yukarıda işaret edilen yanlış yaklaşımını ortadan kaldırmak mümkün olmamıştır. Bütün bunlara rağmen İslâmî konulara dair günümüze kadar yayımlanmış en geniş, en zengin, büyük ölçüde ilmî ve istifadeye değer görülen İslâm Ansiklopedisi’nin Türkçe 'ye kazandırılması bile, elli yıl süreyle bu yolda çalışanların minnet ve şükranla anılmalarını gerektiren bir hizmet ve başarıdır.
       
      Günümüze kadar Doğu’da ve Batı’da İslâm tarih, kültür ve medeniyetiyle ilgili olarak ansiklopedik mahiyette yapılan çalışmalar ve edinilen tecrübeler de göz önünde bulundu­rularak yeni bir İslâm ansiklopedisinin hazırlanması, şüphe yok ki bütün İslâm âlemi için uzun zamandır hissedilen bir zaruret haline gelmiştir. Bu ihtiyacı mevcut imkânlar çerçevesinde karşılamaya karar veren Türkiye Diyanet Vakfı, 1980 de başlattığı bir ön çalışmadan sonra, 1983 ün sonunda Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi müesse­sesini kurmuştur. Beş yıl kadar süren ikinci dönem çalışmaları sırasında ansiklopedinin ilmî ve idarî birimlerinin kuruluşu tamamlanmış, hazırlık çalışmaları büyük ölçüde bitiril­miş, çıkarılacak ansiklopedinin mahiyeti de tesbit edilmiştir. Buna göre, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi telif mahsulü bir eser olacak, madde listesi herhangi bir ansik­lopediden kopya edilmeyip ana kaynakların taranması suretiyle yeniden düzenlenecek, konular ilmî ölçüler içinde kısa ve özlü bir şekilde işlenecek, maddelerin sonuna bilgilerin genişletilmesine ve kontrol edilmesine imkân sağlayacak bibliyografya ile müellif imzası konacak, diğer müslüman milletlerle ilgili maddeler de doyurucu bir şekilde işlenmekle birlikte Türk tarih, kültür ve medeniyetine ait maddelere özel bir ağırlık verilecektir. Bütün bunlardan başka İslâm Ansiklopedisi 'nde yer alacak konuların İslâmî açıdan ve ilmî ölçüler içinde incelenmesine özellikle dikkat edilecek, benzer kaynaklarda bu bakışa ve ilmî tarafsızlığa ters düşen değerlendirme ve yanlışların düzeltilmesine çalışılacaktır. An­cak, yüzlerce ayrı kalemden çıkan maddelerden oluşan bu kadar geniş bir eserde bütün maddelerin eksiklik ve hatadan kurtarılması ve hepsinin aynı ilmî kaliteye ulaştırılmasının mümkün olmayacağı tabiidir.
       
      Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi bünyesinde, yapılacak çalışmaların olabil­diği kadar geniş bir ilmî tabana yayılması ve ortaya çıkacak eserin ilmî bir hüviyet taşıma­sı düşüncesiyle, İslâmî ilimlerin her biri için ayrı ilim heyetleri kurulmuştur Alfabetik sırasıyla Arap Dili ve Edebiyatı, Dinler Tarihi, Fars Dili ve Edebiyatı, Fıkıh, Hadis, İlimler Tarihi, İslâm Düşüncesi ve Ahlâk, İslâm Sanatları (Hat, Mimarî, Mûsiki vb.), İslâm Tarihi ve Medeniyeti, İslâm Ülkeleri Coğrafyası, Kelâm ve Mezhepler Tarihi, Tasavvuf, Tefsir, Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Tarihi ve Medeniyeti olmak üzere on beş birim halinde çalışan bu heyetler, kendi ilim dallarında çeşitli dillerde yazılmış eski ve yeni yaklaşık beş yüz kaynak eseri taramak suretiyle yirmi iki bin kadar madde ihtiva eden bir liste tesbit etmişlerdir. Maddeler İslâmî ilimlerle ilgili bütün terimler ile şahıs, yer, eser, İslâm devletleri, İslâm mezhepleri, tarikatlar, çeşitli müesseseler ve tarihî olay isim­lerinden meydana gelmektedir. Taramalar sırasında, İslâmî ilimlerin her birinde terim olarak yerleştiği tesbit edilebilen hemen bütün kelimeler madde listesine alınmış, daha sonra bu liste birkaç defa incelenerek çeşitli elemeler yapılmıştır.
       
      Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi sırf dinî bilgiler vermekle yetinmeyecektir. Bu ansiklopedi, bütün yönleriyle İslâm dinini, bu dinin ortaya çıkmasıyla İslâm dünyasın­da kurulan ve gelişen devletleri, ülkeleri, tarihî olayları, dinî, aklî ve tecrübî ilimleri, sanat­ları, bu alanlarda gelişmiş terminolojiyi, âlim, düşünür, sanatkâr, devlet adamı vb. tarihî şahsiyetleri ve bunların belli başlı eserlerini mümkün olduğunca en güvenilir kaynaklara dayanarak tanıtmaya çalışacaktır. Ayrıca, birer inanç sistemi olmaları ve özellikle İslâm dini ile ilgileri bakımından öteki belli başlı dinler, müslüman olmamakla birlikte ilmî, fikrî ve siyasî bakımdan İslâm dini, kültür ve medeniyetiyle ilgisi bulunan, lehte veya aleyhte tesir bırakmış, eser yazmış olan kişiler de ansiklopedide tanıtılmak suretiyle araştırıcı ve okuyucuların bu husustaki bilgi edinme ihtiyacının güvenilir bir şekilde karşılanmasına gayret edilmiştir.
       
      Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi ne yalnızca popüler bir eser, ne de sadece akademik çalışma yapanları ilgilendiren bir ihtisas ansiklopedisidir. Ansiklopedide sada­katle riayet edilmeye çalışılan temel ilke, bütün maddelerin güvenilir kaynaklara dayan­ması ve doğru bilgiler verilmesidir. Bu ilkeye uymak şartıyla bilgi ve kültür seviyeleri farklı insanların beklentileri, bilgi edinme ve aydınlanma ihtiyaçları göz önüne alınmış, bununla birlikte gerek madde muhtevaları, gerek bibliyografyalarla akademik seviyede araştırma yapan ilim adamlarının ihtiyaçlarına da cevap vermeye çalışılmıştır. Bu yönüyle ansiklo­pedi büyük ölçüde akademik araştırma mahsulüdür. Birçok maddede ulaşılması kolay olmayan kaynaklara başvurulmuş, yeni bilgiler verilmiş, bazı maddelerde başka yerlerde geçen yanlış bilgilerin düzeltilmesine çalışılmıştır.
       
      Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi 'nde yer alan bazı maddelerin benzeri ansiklopedilere nisbetle kısa olduğu görülecektir. Bunun sebebi lüzumsuz ve bıktırıcı ayrıntılara düşmekten kurtulma düşüncesidir. Şunu da belirtmek gerekir ki bir maddenin uzunluğu ile önemi arasında bağlantı kurmak her zaman isabetli olmaz. Nitekim çok önemli olduğu halde hakkında yeterince bilgi bulunmayan veya daha az önemli olmakla birlikte, pek çok kaynakta işlenmiş konular vardır ve bu durumun ansiklopedideki ilgili maddelerin hacimlerini etkilemesi kaçınılmazdır.
       
      Madde siparişinde sınırlı bir müellif kadrosuna bağlı kalınmamış, gerek yurt içinde, gerek yurt dışında kendilerine ulaşılabilen ilgili bütün ilim adamlarından müellif olarak faydalanma yoluna gidilmiştir. Ansiklopedinin yazarlar kadrosu, esas itibariyle Türkiye üniversitelerinin ilgili bilim dallarına mensup uzmanlardır. Dolayısıyla bu ansiklopedi, ilmî bakımdan Türk üniversite camiasının eseri olacaktır. Bu sebeple ilk fasikülün yayımı­na kadar telif çalışmalarına katılan ve ileride katılacak olan yazarlar ilim heyetlerinin tabii üyeleri durumundadır. Merkez ilim heyetleri üyeleri listesinde yer alan isimler ise telif çalışmaları yanında, madde listesinin tesbiti, maddelerin müelliflere siparişi, takibi, re­daksiyona tâbi tutulması gibi ansiklopedinin diğer işlerine katkıda bulunan ilim adamları­dır.
       
      Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, yayıma geçtiği dönemdeki durumuyla bir mektep özelliği taşımaktadır; şu anlamda ki, beş yıl kadar devam eden hazırlık çalışmaları sırasında, bütün kademelerdeki yetkili ve sorumlular ansiklopedicilik alanında hem kendi­lerini yetiştirmeye hem de diğer elemanların yetişmelerini sağlamaya gayret göstermişler­dir. Bu bakımdan İslâm Ansiklopedisi, Türkiye'de özellikle İslâmî ilimler sahasında çalı­şanlar arasında gerek bilgi gerek teknik ve uygulama bakımından ansiklopedicilikte uz­manlaşmış bir kadronun yetişmesini ve yaygınlaşmasını sağlama yönünde de hizmet ver­miş bulunmaktadır.
       
      Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi kendi alanında şimdiye kadar Türkiye'de ve İslâm dünyasında gerçekleştirilmiş en geniş kapsamlı ilmî bir eser niteliği taşıma, hayatın her alanında yoğun bir gelişme çabası içinde olan Türk toplumunun mânevi alanda da gelişmesini sürdürmesine katkıda bulunma gayesini gütmektedir. Ansiklopedi­nin zor fakat ulvî olan bu gayeye ulaşabilmesinin teminatı, her güçlüğe kolaylıklar ihsan eden Allah'ın yardımı, yurt içindeki ve yurt dışındaki ilim adamlarının himmet ve ilgileri, milletimizin teveccüh ve desteği, ansiklopedi mensuplarının devamlı azim ve gayretleri­dir. ( İslam ansiklopedisi , Türkiye diyanet vakfı İslam ansiklopedisi kitap , İslam ansiklopedisi , diyanet işleri ansiklopedisi , islam ansiklopedisi diyanet , İslam ansiklopedisi , 44 cilt takım )
       
       
      MERKEZ İLİM HEYETLERİ ÜYELERİ
       
       
      Y. Doç Dr. Hasan AKSOY - Türk Dili ve Edebiyatı
      Nureddin ALBAYRAK - Türk Dili ve Edebiyatı
      Dr. Tayyar ALTI KULAÇ  - Tefsir
      Doç.Dr. Mehmet Akif AYDIN - Fıkıh
      Nihat AZAMAT - Tasavvuf
      Doç.Dr. Mustafa Lütfi BİLGE - İslâm Ülkeleri Coğrafyası
      Doç.Dr. Orhan BİLGİN - Fars Dili ve Edebiyatı
      Y.Doç Dr. idris BOSTAN - İslâm Ülkeleri Coğrafyası
      Y.Doç.Dr. Mustafa ÇAĞRICI - İslâm Düşüncesi ve Ahlâk
      Doç.Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN - Hadis
      Doç.Dr. İbrahim Kâfi DÖNMEZ - Fıkıh
      Dr. Davut DURSUN - İslâm Ülkeleri Coğrafyası
      Y.Doç. Dr. Feridun EMECEN - Türk Tarihi ve Medeniyeti
      Sargon ERDEM - İslâm Sanatları
      Doç.Dr. Mehmet ERKAL - Fıkıh
      Dr. Mustafa ERKAN - Türk Dili ve Edebiyatı
      Y.Doç.Dr. Muhammed EROĞLU - Tefsir
      Özkan ERTUĞRUL - İslâm Sanatları
      Doç.Dr. İsmail ERÜNSAL - Türk Dili ve Edebiyatı, İlimler Tarihi
      Prof.Dr. Semavi EYİCE - İslâm Sanatları
      Prof Dr Mustafa FAYDA – İslâm Tarihi ve Medeniyeti
      Fuat GÜNEL - Arap Dili ve Edebiyatı
      Y.Doç.Dr. İrfan GÜNDÜZ - Tasavvuf
      Ahmet GÜRTAŞ - Arap Dili ve Edebiyat
      Doç.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU - Türk Tarihi ve Medeniyeti
      Y.Doç Dr. Ömer Faruk HARMAN - Dinler Tarihi
      Prof.Dr. Mehmet İPŞİRLİ - Türk Tarihi ve Medeniyeti
      Cengiz KALLEK - Fıkıh
      Doç.Dr. M. Yaşar KANDEMİR - Hadis
      Doç.Dr. Hayreddin KARAMAN - Fıkıh
      Doç.Dr Mahmut KAYA - İslâm Düşüncesi ve Ahlâk
      Dr. Hulusi KILIÇ - Arap Dili ve Edebiyatı
      Rıza KURTULUŞ - İslâm Ülkeleri Coğrafyası
      Doç.Dr. Günay KUT - Türk Dili ve Edebiyatı
      Doç.Dr. Cevdet KÜÇÜK - Türk Tarihi ve Medeniyeti
      Doç.Dr. Orhan OKAY - Türk Dili ve Edebiyatı
      Dr. Mustafa ÖZ - Kelâm ve Mezhepler Tarihi
      Y.Doç.Dr. Abdülkerim ÖZAYDIN - İslâm Tarihi ve Medeniyeti
      Doç.Dr Abdülkadir ÖZCAN - Türk Tarihi ve Medeniyeti
      Y.Doç.Dr. Nuri ÖZCAN - Mûsiki
      Dr. Ahmet ÖZEL - Fıkıh
      Y.Doç.Dr. Mustafa ÖZKAN - Türk Dili ve Edebiyatı
      Y.Doç.Dr. İlhan ŞAHİN - Türk Tarihi ve Medeniyeti
      Prof.Dr. M. Nazif ŞAHİNOĞLU - Fars Dili ve Edebiyatı
      Y.Doç.Dr. Muhittin SERİN - Hat
      Prof.Dr. Hikmet TANYU - Dinler Tarihi
      Doç.Dr. Ahmet TOPALOÖLU - Türk Dili ve Edebiyatı
      Doç.Dr. Bekir TOPALOCLU - Kelâm ve Mezhepler Tarihi
      Prof.Dr. Metin TUNCEL- İslâm Ülkeleri Coğrafyası
      Dr. Zülfikar TÜCCAR - Arap Dili ve Edebiyatı
      Y.Doç.Dr. Abdullah UÇMAN - Türk Dili ve Edebiyatı
      Doç.Dr. Süleyman ULUDAĞ - Tasavvuf
      Y.Doç.Dr. Mustafa UZUN - Türk Dili ve Edebiyatı
      Rahmi YARAN - Fıkıh
      Dr Yusuf Şevki YAVUZ - Kelâm ve Mezhepler Tarihi
      Prof.Dr. Tahsin YAZICI - Fars Dili ve Edebiyatı
      Y.Doç.Dr. M. Saim YEPREM - Kelâm ve Mezhepler Tarihi
      Prof. Dr. Hakkı Dursun YILDIZ - İslâm Tarihi ve Medeniyeti
      Y.Doç.Dr. Hasan Kâmil YILMAZ - Tasavvuf
      Dr. Metin YURDAGÜR - Kelâm ve Mezhepler Tarihi
       
       

       Diyanet Vakfı Yayınları , Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi kitabı nı incele diniz. 
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789759548003
      MarkaDiyanet Vakfı Yayınları
      Stok DurumuVar
      9789759548003
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.