• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      El Ahkamüs Sultaniye, İslamda Devlet ve Hilafet Hukuku

      El Ahkamüs Sultaniye, İslamda Devlet ve Hilafet Hukuku
      El Ahkamüs Sultaniye, İslamda Devlet ve Hilafet Hukuku
      El Ahkamüs Sultaniye, İslamda Devlet ve Hilafet Hukuku
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Fiyat:
      40,00 TL
      İndirimli Fiyat (%52,5) :
      19,00 TL
      Kazancınız 21,00 TL
      19.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
                 Stoktan Kargo

      Kitap             El Ahkamüs Sultaniye, İslamda Devlet ve Hilafet Hukuku
      Yazar            Ebul Hasan Habib el Maverdi
      Yayınevi        Bedir yayınları
      Tercüme        Prof. Dr. Ali Şafak
      Etiket Fiyatı   40 TL
      Kağıt - Cilt     2.Hamur - Karton kapak cilt
      Sayfa - Ebat  505 Sayfa - 13.5x19 cm
      Yayın Yılı       2018
      ISBN              9789758514823   


      Bedir Yayınları El Ahkamüs Sultaniye İslamda Devlet ve Hilafet Hukuku kitabını incelemektesiniz.
      İmam Maverdi El Ahkamüs Sultaniye kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.


      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı.Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


      SUNUŞ

      Elinizdeki bu kitap, İslâm âmme hukukunun en ünlü ve kla­sik kitabıdır. Bilindiği gibi âmme hukuku, devleti inceler. Ye­terli hukuk ve siyasî ilimler kültürüne sahip olmayan kimseler, devlet denilince, zihinlerinde bu kavramı pek basit ve yüzeysel bir şekilde canlandırırlar. Halbuki devletin sayısız târifi vardır. Bu çeşitlilik, her filozofun, her ideolog ve mütefekkirin bu kav­ram ve kurumu kendi açısından izaha çalışmasından kaynak­lanmaktadır. Meselâ coğrafyacı, devleti bir ülke ile özdeşleştirir; sosyolog idare edenlerle edilenler açısından târiflendirir; ta­rihçi onu bir milleti ayakta tutan kurum olarak görür; hukukçu ise bir normlar sistemi şeklinde mütalaa eder (H. Kelsen); filo­zof "kendi bilincinde olan etik substance" olarak görür (Hegel); iktisatçı, onu en yüksek planlayıcı otorite olarak görür; F. Bastiat "Devlet, öyle bir fiksiyondur ki, herkes onu âlet ede­rek başkalarının sırtından geçinmeye çabalar" şeklinde tanımlar. Şâirler de kendi ilhamlarına ve inançlarına göre bin türlü târif yaparlar. Kimisi "Soğuk canavarların en soğuğu" sıfatını yakıştırırken, bir başkası "içinde insanlık çiçek ve meyvelerinin yetiştiği bahçeyi çeviren duvardır" târifini yapar (Hölderlin).

      Bu dar açılı ve fantezist târifler, insanı bir hazım sistemin­den veya iskeletten ibaret görmek gibidir. Bereket versin ki, da­ha te'lifçi ve toparlayıcı târifler de yapılmıştır.

      Devleti târif etmede karşılaşılan güçlüklerin temel sebebi, onun somut fenomenler âlemine ait bir terim olmamasıdır. Şim­diye kadar baş gözüyle bir devleti gören olmamıştır. Ama kimse de onun varlığından şüphe etmemektedir. O bir "idee 'dir, telak­kiler dünyasına âit ve mensuptur. Devleti insan düşünmüştür. Sebebi de insan insana kul olmak istememektedir.

      Batı medeniyetinin çocukları, medeniyet denilince sadece kendi medeniyetlerini düşünürler. Devlet ile ilgili teori ve doktrinleri sıralarken batıdakileri kale alırlar, başka kültür ve medeniyetlerinkileri görmezlikten ve bilmezlikten gelirler. Halbu­ki, İslâm medeniyetinin de kendi devlet anlayışı veya anlayışla­rı vardır. Bunların da incelenmesi gerekir. İslâm medeniyetinin en temel vasfı, onda cismânî ile ruhânî, din ile dünya, kilise ile devlet ayırımı olmamasıdır. Massignon ve Louis Gardet İslâm'ın çok ilginç bir târifinde birleşmişlerdir: "İslâm, laik ve eşitçi bir teokrasidir" demişlerdir.

      İslâm'ın devlete getirdiği boyutlar, insanın yaratılışına, fıt­rata en uygun bir sistemi sergilemektedir. Arnold Toynbee'ye, Osmanlı imparatorluğu için "Osmanlı devleti, Eflâtun'un ideal cumhuriyetine realitede en fazla yaklaşabilmiş sis­temdir" dedirten işte bu özelliktir.

      Bir tarihin sonuna yaklaştığımız, hattâ, insanların beyinsiz­likleri dolayısıyle belki de tarihin sonuna geldiğimiz şu buhran­lı devirde, İslâm'ın devlet anlayışını incelemekte her aydın için yarar vardır. Hızla seyreden gelişmeler İslâm'ın güçlü bir alter­natif olduğunu gösteriyor. İnsana, çevresine, beşerî boyutlara uygun bir alternatif. İslâm, yaratıkların Yaratan la barışmaları­nı temin edecek bir orta yoldur. İslâm, ezelde verilmiş ahd ü misâkın hatırlatılmasıdır. İslâm bir barıştır ve şemsiyesi altın­da sedece Müslümanlara değil, bütün insanlara emniyet ve hür­riyet vaad etmektedir. Bunu da, istikbâle yönelik hayallerle de­ğil, tarihteki somut hâdiselerle isbat etmektedir. Nitekim 1492'de, Haçlı Batı dünyasının kovduğu İsrail çocukları, Darü'l-İslâm olan Osmanlı mülküne sığınmışlar ve beş asır hürriyet, güven ve huzur içinde yaşamışlar, millî kimliklerini muhafaza etmişlerdir.

      Ahkâmü Sultaniyye gibi klâsik bir kitabı Türk okuyucusu­na sunmaktan bahtiyarlık duymaktayız. Onda, tıkanan yolları açmak için yeni çâreler ve çözümler bulunacaktır.

      Sultanahmed, 25 Nisan 1994
      14 Zilkade 1414


      Mehmed Şevket Eygi, Bedir Yayınevi 

      [Encyclopaedia Universalis'in (Paris) "fetat" maddesinde yararlanılmıştır.)


           İKİNCİ BASKININ ÖNSÖZÜ

      Bedir Yayınevinin maddi ve manevi destekleriyle yaptığı­mız tercümenin ilk yayımı 1976 yılındaydı. Kısa bir sürede mevcudu tükenen tercümemizin yeniden neşri ancak aradan bunca yıl geçtikten sonra gerçekleşebilmiştir. Bunun da temel nedenleri arasında; ülkemizin geçirdiği siyasî-idarî çalkantılar, yayın hayatının maruz kaldığı ekonomik sıkıntılar vb.leri sıra­lanabilir.

      Tercümemizi, bu kez bir daha şekil ve muhteva bakımından baştan sona kontrol süzgecinden geçirerek gerekli düzeltmeleri yaparak kitapta geçen tüm hadislerin kaynaklarını bulabildiği­miz kadarıyla tahriç ederek ikinci baskıya hazır hale getirdik. "Yörüğün kervanı gide gide düzelir" sözümüzde olduğu gibi bu işimizde de rastlanılan kusurlar gide gide düzeltilecektir. Şüp­hesiz hiçbir şey baştan itibaren tam olarak ortaya konulamı­yor.

      Türkiye'mizde, 19501i yıllardan itibaren fikir hayatında da önemli gelişmeler ve yayım faaliyetleri olmuştur. Özellikle son 20 yılda bu, çok belirgin bir hal almıştır. Dînî yayınların da bu pastada önemli bir payı vardır. İslâmî telif veya tercüme pek çok eser piyasaya okuyucu istifadesine sunulmuştur. Bunların muhtevası ne ölçüde yerinde ve isabetlidir, işte bunu zaman ve şartlar ortaya koyacak ve gösterecektir. Elinizdeki bu eser İslâm hukukunun devlet yönetimi, kurumları, kurumlarının hukûkî statüleri ve işlevleri, kısacası genel kamu hukuku ku­rallarını pratik ve teorisiyle ortaya koymaktadır. Kitap, yazılışı zamanında olduğu gibi günümüzde de önemli bir boşluğu dol­durmakta soru veya sorunlara cevaplar vermektedir. ikinci baskının hazırlanışında teşviklerini gördüğüm Mehdi Ali Seçkin Bey'e, neşri gerçekleştiren Bedir Yayınevi mensupla­rına, baskıda emeği geçen Söğüt Matbaası çalışanlarına teşek­kürlerimi ifade ederim.
      Çalışmak ve gayret bizden, tevfik Allah'tandır.

      Prof. Dr. Ali ŞAFAK
      Yeşilhisar


      BİRİNCİ BASKININ ÖNSÖZÜ

      Hicrî 5'inci asırda yaşamış olan Ali b. Muhammed b. Hase-ni'l-Mâverdî, çeşitli dînî ilimlerde ve özellikle İslâm Amme Hu­kuku sahasında, Şâfiî mezhebinin hukuk usûllerini esas almak­la beraber diğer İslâm Hukuku mezheblerine mensup hukukçu­ların da görüşlerine yer vermek suretiyle, kıymetli eserler yaz­mıştır. Onun hayatı hakkında ileride verilecek malûmatta bu husus rahatlıkla anlaşılmaktadır. Kıymetli eserlerinden biri de tercemesini yapmak sûretiyle milletimizin ve hukuk alimlerimi­zin istifadesine arz etmeye çalıştığımız, müellifin kendi verdiği isimle, "El Ahkamus Sultaniyye "sidir.

      Mâverdî'nin İslâm Amme Hukuku alanında son derecede önemi hâiz bu eseriyle ilk olarak Hukuk Fakültesi son sınıf öğ­rencisi iken 1965 yılında meşgul olduk. O zaman yapmış oldu­ğum seminer çalışmaları sebebiyle eserin yalnız bir bölümü ile yakından ilgilendik. Aradan bir hayli zaman geçtikten sonra be­ni tekrar bu eserle ilgilenmeye ve tercüme etmeye sevk eden âmil, İslâm Hukuku sahasında kıymetli çalışmalarda, araştır­malarda bulunan değerli meslekdaşım Dr. Y. Ziya Kavakçı'nın tavsiyeleri, teşvikleri, Bedir Yayınevi ilgililerinin eseri teminle tercüme etmeme teşvikleridir.

      "El-Ahkâmu s-Sultaniyye", müellifin vefatından sonra muh­telif zamanlarda istinsah edilmiştir. Kütüphânelerimizde yaz­ma ve matbu nüshalarına rastlanılabilir. Tercümeye esas olan nüsha, Mısır'da 1386 hicrî - 1966 mîlâdî yılında ikinci baskısı yapılan nüshadır. Bu eser 1915 yılında E. Fagnan tarafından Fransızca'ya terceme edilmiş ve basılmıştır.([1])

      Mâverdî'nin eserde takib etmiş olduğu metod: Hukukçula­rın ayrılık göstermediği konularda kendi mezhebi esaslarına gö­re fikirleri aynen almış, fikir ayrılıkları olan noktalarda farklı görüş sahiplerinin isimlerini ve fikirlerini aynen belirtip, men­subu olduğu Şafiî mezhebinin o noktadaki esaslarını kabullen­miş, tercih etmiş, diğer hukukçulara karşı savunmuştur. Çok az yerde de başka mezheblere mensub olan hukukçuların görüşle­rini de "Tercihe değer görüş budur ", "Isâbetli olan budur" diye­rek kendi mezhebinin görüşüne tercih etmiştir. Amme ve İdare Hukuku alanında ortaya çıkmış ve çıkması umulur meseleleri tarihî seyir içerisinde nakillere, tatbikata dayanarak cevaplan­dırmış, halletmiştir. Asıl kaynaklarda bir esas bulunmayan ko­nularda Hulefâ-ı Raşidîn'in ve sonraki İslâm Devletleri halifele­rinin, hukukçuların tatbikatı ve fikirleri, halli gerekli o konu için esas olmuştur. Aklî çözüm yoluna pek rağbet etmemiştir. Bu bakımdan, ilk zamanlarda Mu tezile fikirlerini savunduğu­nu belirtenlere karşı Mâverdî'nin, hukukta takip ettiği bu usûl tekzîb edici sebep sayılır.

      Eserde geçen yer isimleri, coğrafi tanıtmalar, zaman ve mekâna izâfe edilen hususlar, örf ve âdete dayanan ölçü, tartı, alan birimleri, Devlet Teşkilâtına verilen isimler ve benzerleri­nin tamamı Mâverdî'nin bizzat kendi zamanında kullanılan ve kullanılagelen mefhumlardır. Eseri okurken daima bundan 941 sene önceki bir İslâm Hukukçusunun anlayışlariyle karşı karşı­ya olduğumuzu unutmamalıyız. Kitap 941 sene önceki müslümanlann ulaştıkları Amme ve İdare Hukuku alanındaki seviye­yi göstermektedir. Böyle düşünüldüğünde eser oldukça entere­sandır. Verilen hukukî bilgiler için müşahhas örnekler vermiş, şiirler kaydetmiştir. Eserde anlatılan konular hakkında bizzat kendisi eserinin sonunda şöyle demektedir:

      "Bizim bu kitapta temas ettiğimiz konular, diğer hukukçu­ların hiç temâs etmediği veya çok kısa temâs ettikleri konular­dır. Onların hiç temâs etmediklerini anlattık, kısa olarak geç­tiklerini açıkladık. Allah Teâlâ'dan başarılar, yardımlar niyaz ederim."


      Bugünkü laik hukuklarda da benzeri hukuk müesseseleri bulunan işbu eserin, tercümesi ile yeni nesle eski hukukumu­zun kaidelerinin neler olduğunu okuyup öğrenme fırsatını sağ­lama gâyesi göz önünde tutulmuştur. Eser ilmî ve teknik konu­ları ihtivâ ettiğinden tercümenin yanlışsız olduğunu iddia ede­meyiz. Metne sadakat yanında bazı hukuk müesseselerinin bu­günkü hukuktaki karşılıklarını birlikte kullandık. Bu itibarla muhterem okuyuculardan bilhassa Amme ve İdâre Hukuku âlimlerinden yapıcı tenkidlerini bekler, eserin milletimize faydalı olmasını Allah Teâlâ'dan duâ ve niyaz ederim.

      Dr. Ali ŞAFAK


      İMAM MÂVERDÎ ve ESERLERİ


      Ali b. Muhammed b. Habîb Ebi'l-Haseni'l-Mâverdî (D. 974 m. 364 h. V. 1058 m. 450 h.) Basra'da 364 hicrî yılında doğmuş­tur. Büveyh oğullarının iktidarı zamanında yetişmiş, Basra ve Bağdat'da Hasan b. Ali el-Huzelî, Muhammed b. Adiyyi'l-Minkarî, Muhammed b. Mualla el-Ezdî, Ca'fer b. Fazlı'l-Bağdadî'den ders okumuştur. Fıkıh, Üsûl-i Fıkıh, Tefsir, Hadîs ilimlerini tahsil etmiştir. Hukukçu, Üsûlcü, Tefsirci, Edebiyat­çı, Siyâsetçi bir âlimdir. Hukuk sahasında İmam Şafiî'nin mez­hebini takip etmiştir. Kendisinden de pek çok kimse ders oku­muş, rivâyette bulunmuştur.

      Muhtelif şehirlerde hâkimlik yapmış, Nişabur yakınında Ustuvâ şehrinde Baş Kadılık (Kadui-Kuzât) görevinde bulun­muştur. Büveyh oğullarından Halîfe el-Kâdir'in sarayında müs­teşar olarak çalışmıştır. "Şehinşah", "Meliku 1-Mülûk" gibi bü­yüklük belirten sıfatların halifelerin ismi önünde kullanılması ve hutbelerde okunması mes elesi yüzünden Halîfe El-Muktazî ile araları açılmıştır. El-Muktazî, bu isimlerin hutbede okuna­bilip okunamıyacağını Mâverdî'den sormuş, o da: Okunamıyacağını, sıfat olarak kullanılamıyacağını belirtmiş, delil olarak da:
      "Kıyamet gününde, Allah Teâlâ nezdinde isimlerin en bayağısı, bir kimsenin -MeliküT-Mülûk' ismiyle isimlenmesi, anılmasıdır", hadîs-i şerifi ve bu anlama yakın hadîsleri göstermiştir.

      Büveyh oğullarından Halîfe Celâlu d-Devle, Mâverdî'nin bu fetvâsına dayanarak, Halifeliği zamanında isimlerin başındaki büyüklük bildiren sıfatlan, isimleri kaldırmıştır.

      "Mâverdî" lakabı: Gül suyu ticâretiyle de meşgul olduğun­dan "Mâü'l-Verd" (Gül suyu) terkibinden gelmektedir. Sanatına işâret eden bir lakabtır. 450 hicrî, 1058 milâdî yılında Bağdad'da vefât etmiştir.


      ESERLERİ:

      Mâverdî, tefsir ve bilhassa fıkıh ve usûl-i fıkıh konusunda, Şafiî mezhebine göre, pek çok eserler yazmıştır. Sağlığında hiç­bir eserini açığa çıkarmamış, kimseye göstermemiştir. Bu hu­susta şöyle bir rivâyet kaydedilir:
      Vefâtı yaklaştığı zaman güvendiği birisine:

      Falan yerde bulunan kitapların hepsi benim eserlerimdir. Onları şimdiye kadar açığa çıkarmadım. Çıkarmayı da pek iste­miyorum. Gördüm ki ölüm bana yaklaşıyor. Elini elime ver. Şa­yet ölürken elini tutar ve sıkarsam, bilesin ki, o eserlerimin hiç­birisi Allah tarafından kabûl olunmamıştır. Kitapların hepsini alır, Dicle'ye atarsın. Elimi açar, elini kavramazsam, bilesin ki, eserlerim Allah tarafından kabul olmuştur. Kitapları oradan alırsın, umduğum sevaplar için etrafa yayarsın, der.
       
      Olayın muhatabı olan şahsın anlattığına göre:

      Ölüm Mâverdî'ye yaklaşınca elimi, elinin içine koydum. Elini açtı, elimi kavramadı. Kabul anlamına bir işaret saydım ve ölümünden sonra, kitaplarını çıkardım, yaydım, der.

      ESERLERİ:
       
      1. TEFSÎRÜ'L-KUR'AN (KİTÂBU'L-FIKH VE'L-U YÛN)

      Tefsir ilmine âit bir eser olup yazma nüshaları mevcuttur. Bazılarına göre: Mâverdî, Tefsirinde Mu'tezile görüşlerine yer vermiştir. Onun için halka tavsiye edilemez. Ancak ilim erbâbı için faydalanılacak bir tefsirdir.

      Bu iddiaya rağmen, Mâverdî, Mu'tezile mezhebine girme­miş, onların pek çok fikirlerini reddetmiştir. Tefsirinde ise ilk bakışta Mu'tezile görüşleri anlaşılmaktadır.

       

      KİTÂBUL-HÂVİYİL-KEBÎR Fİ'L-FÜRU'
      Şafiî mezhebi fıkhına dair büyük bir eserdir. Yazma nüsha­ları vardır.
       

      EL-AHKÂMU'S-SULTANİYYE
      Devlet Başkanlığı ve Dînî idarelere ait mevzuları ihtivâ eden, elinizde tercümesi bulunan bu eseri basılmış, muhtelif dillere tercümeleri yapılmıştır.
       

      KİTÂBU NASÎHATİ'L-MÜLÛK
      Devlet adamlarına öğütleri, tavsiyeleri ihtiva eden bir siya­set kitabıdır. Yazma nüshaları vardır.

      KİTÂBU TESHÎLİ'N-NAZAR VE TA'CÎLİ Z-ZAFER
      Bu da yine siyâsî konuları ihtiva eden bir eserdir. Yazma nüshaları mevcuttur.

      KİTÂBU KAVÂNİYNİ'L-VÜZERÂ
      Vezirler ve görevlerine ait konulan içine alır, yazma nüsha­ları vardır.

      KİTÂBU A LÂMİ'N-NÜBÜVVE
      Baskısı yapılmış olup bir bakıma kelâma ait konuları içine alan bir eserdir.

      KİTÂBU ÂDÂBİ'L-KÂDİ
      Hâkimlerin muhâkeme usûllerinden bahseder. Yazma nüs­haları vardır.

      KİTÂBITL-EMSÂL VE'L-HİKEM
      300 hadis, 300 darb-ı mesel, 300 beyti ihtivâ eden, her biri 30 darb-ı mesellik on fasıldan ibâret bir eserdir. Baskıları yapıl­mıştır.

      KİTÂBÜ'L-BUGYETİ'L-ULYÂ FÎ EDEBİ'D-DÜNYÂ VED-DİN
      Pek çok konularda hâlâ istifâde edilen, şerhleri ve baskıları yapılan bir eserdir.

      SİYÂSETÜ'L-MÜLÛK
      Devlet idaresi, siyâsetle ilgili bir eserdir. Yazma nüshaları mevcuttur.

      EL-İĞNÂ
      Fıkıh konularını içine alır, yazma nüshaları vardır.

      MA'RİFETÜ'L-FEZÂİL
      idarecilerin üstünlüklerinden, vasıflarından bahseder, yaz­ma nüshaları vardır.([2])
       
      [1]Kont Leon Ostrorog'un fransızca tercümesi tamamlanmamıştır. (El-Ahkâm Es Soulthâniya, TraitA de Droit Public Musulman. Paris, 1901)
      Kaynaklar:

      1- Brockelmann: islâm Ansiklopedisi "Mâverdi" maddesi.
      2- Hayruddîn ez-Zerkli: "El-A'lâm, üçüncü baskı, Beyrut 1389. 1969, c.V, s. 146-147.
      3- Tâcüddin Ebû Nasr Abdi'1-Vehhab b. Ali Abdi'l-Kafıi's-Subkî: Tabakâtu's-Şafiiyyeti'l-Kübrâ, birinci baskı, Mısır. 1386: 1967, c. V, s. 267-285.
      4- Ömer Rıza Kehhale Mücemü'l-Müellifın, Şam 1378:1959, c. VI-II, s. 189.


       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789758514823
      MarkaBedir Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9789758514823
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.