• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi, 2 Cilt Takım

      El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi, 2 Cilt Takım
      El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi, 2 Cilt Takım
      El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi, 2 Cilt Takım
      El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi, 2 Cilt Takım
      El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi, 2 Cilt Takım
      El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi, 2 Cilt Takım
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Görsel 6
      Fiyat:
      170,00 TL
      İndirimli Fiyat (%53,5) :
      79,00 TL
      Kazancınız 91,00 TL
      5.0 1
      79.00 www.goncakitap.com.tr
      19,75 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
                 Stoktan Kargo
       
      Kitap              Açıklamalı El Lübab Fi Şerhi'l Kitab Tercümesi  
      Yazar             Abdülgani el-Guneymi el-Meydani
      Yayınevi        Yasin Yayınevi
      Tercüme        Okan Kadir Yılmaz
      Etiket Fiyatı   170 TL
      Kağıt  Cilt      Şamua kağıt, Ciltli, 2 Cilt takım
      Sayfa  Ebat   1.443 Sayfa – 17x24 cm.
      Yayın Yılı       2017
      ISBN              9786053461043  
        

       

      Açıklamalı El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi kitabını incelemektesiniz.   
      Yasin yayınları El Lübab Fi Şerhil Kitab Tercümesi kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

       
       
         MÜTERCİMİN ÖNSÖZÜ
       
      Osmanlı devletinin çöküş dönemi olan XIX. Yüzyılda yaşamış bir Hanefi fıkıhçısı olan Meydani'nin XI. Yüzyılda yaşamış bir başka Hanefi fakihi olan Ebu'l-Hüseyn el-Kudûrî'ye ait Muhtasar fıkıh metni üzerine yazdığı şerh olan el-Lübâb fî Şerhi'I-Kitâb yazıldığı tarihten itibaren oldukça popülerleşen ve bunun neticesinde İstanbul ve Kahire gibi İslam coğrafyasının önemli şehirlerinde birçok kez basılan bir eser olmuştur. Yazarının, son dönemde yetişmiş en meşhur Hanefi fıkıhçılarından olan İbni Âbidîn'e öğrencilik yapması, eserde kaynak olarak takip edilen muteber eserler, fıkhi meselelerin delillerine yer verilmesi, muteber görüşün tayin edilmesi ve makul bir hacme sahip olması gibi hususlar el-Lübâb'ın ilim ehli arasında rağbet görüp tutulmasına sebep olmuştur. Bununla birlikte Meydânî'nin el-Lübâb'ta kendi ilmi birikimi ve yetkinliğini göstermekten ziyade, sayılı birkaç eserden derleme yapmak şeklinde bir yol takip etmesi ve erken dönemde kaleme alınan eserlere müracaat etmemesi el-Lübâb için eleştiri konusu edilebilecek birkaç husustan biridir.
       
      Ahmet Cevdet Paşa (o. 1823-1895] riyasetinde hazırlanan ve İslam fikhındaki son dönem yenilik arayışlarının en önemlilerinden olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye'den hemen önce kaleme alınmış olan el-Lübâb, klasik fıkıh yazımının son örneklerinden olması açısından da ayrı bir öneme sahiptir. Bütün bu özellikleri nedeniyle halen İslam hukuku okumalarında tercih edilen bir çalışma olan el-Lübâb, kısa bir süre içerisinde bu alanın klasikleri arasında yerini almıştır.
       
      Bu ve bunun dışındaki bir çok sebepten dolayı tercüme edilmesini uygun gördüğümüz eserin çevirisinde takip ettiğimiz yol şöyledir:
      1. Tercümede genel olarak, el-Lübâb'ın son neşirlerinden olan ve kısmen başarılı sayabileceğimiz Sâid Bektaş neşrini (2010) esas aldık. Özellikle Kudûrî metnini tespit noktasında oldukça isabetsiz tercihler yaptığını gördüğümüz bu neşirle, problemli gördüğümüz yerlerde Beşşâr Bekri tarafından hazırlanan neşri (2003) karşılaştırıp ilgili dipnotlarda aralarındaki farka yer verdik. Bu iki neşrin farklılık arz ettiği yerlerde genellikle metnin (hususen Kudûrî metninin) tespiti noktasında nispeten daha muvaffak olduğunu gördüğümüz Beşşâr Bekrî neşrini tercih ettik.
       
      1. el-Lübâb'ta yer alan ve irab, kelime zaptı, anlam açıklaması gibi hususları akışı bozmamak adına dipnota aldık ve bu hususa ilgili metnin sonuna (el-LÜBAB) yazmak suretiyle işaret ettik. Buna göre dipnotlarda sonu bu şekilde biten bütün notlar
      el Lübâb metnindendir.
      1. el-Lübâb metnini başlıklandırdık ve bu noktada Sâid Bektâş'ın neşrinden oldukça istifade ettik; ancak bu neşre bağlı kalmadık.
       
      1. Meydânî'nin el-Lübâb'ta yaptığı kısa alıntıları çift tırnak içine alarak, uzun alıntıları ise içerlek yapmak suretiyle belirginleştirdik.
       
      1. Gerek Kudûrî gerekse el Lübâb metnine parantez içi ve dipnotlarda bazı açıklamalar getirdik. Buna göre parantez içi ve dipnotlarda gelen bütün açıklamalar, aksi belirtilmediği sürece mütercime aittir. Ayrıca metinde yer alan hadisleri de herhangi bir neşri takip etmeksizin yeni baştan tahriç ettik.
       
      1. Tercümenin başına el-Meydânî'nin hayatı ve el-Lübâb'ı hakkında bilgi veren bir giriş ekledik. Bu giriş yazısı, -başında da belirttiğimiz üzere- esasen 25.05.2015 tarihinde hazırladığımız bir lisans ödevidir. Yazının ilk bölümünü oluşturan el-Meydânî'nin biyografisi Sâid Bektaş'ın neşrine mukaddime olarak koyduğu geniş biyografiden özetlenmiştir. İkinci bölümünü oluşturan ve el-Lübab'ı tanıtan kısım ise tarafımızca kaleme alınmıştır
       
      1. Tercümemizde Kudûrî metni bold yapılmak suretiyle el-Lübâb metninden ayırt edilmiştir. Ayrıca Kudûrî meseleleri de numaralandırılmıştır.
       
      1. Kudûrî metninin tercümesi yeni baştan yapılmamış olup bu noktada Orhan Ençakar ve Okan Kadir (Abdülkadir) Yılmaz tarafından hazırlanan 'Kuduri Metin ve İzahlı Tercüme" (Yasin Yayınevi, 2011) isimli Kuduri tercümesi, açıklamalarıyla birlikte esas kabul edilmiş ve tercümemizin Kuduri metni bölümünde yer almıştır. Ancak gerek tercümede gerekse Kuduri metninin numaralandırılması işinde tamamen bu tercümeye sadık kalınmamış gerekli görülen yerlerde bazı değişiklikler yapılmıştır.
              Tercümemizin faydalı olması dileği ve duası ile.
       
      Okan Kadir Yılmaz (Abdülkadir)
       
       
      el-LÜBÂB fi ŞERHİ'L-KİTÂB
       
      A. İsmi ve Konusu

      Eserin tam ismi, müellifinin giriş kısmında zikrettiği üzere43 "el-Lübâb fi Şerhi'l-Kitâb"dır. Lübâb kelimesi öz, cevher ve asıl anlamlarına gelmektedir.44 Şerh ise "İslâm dünyasında bir eserin daha geniş biçimde açıklanması amacıyla yazılmış kitapları ifade eden bir telif türü"nü ifade etmektedir.45

      Bu türün tam karşısında "metin" olarak ifade edilen eserler yer almaktadır. "el-Kitâb" kelimesi ise burada sözlük anlamında değil ıstılahi anlamda kullanılmış olup V. Yüzyıl Hanefi fıkıh âlimlerinden Ebu'l-Hüseyn el-Kudûrî'nin tanınmış muhtasarının özel ismidir. Öyle ki bu mezhebi takip eden eserlerde "el-Kitâb" ismi zikredildiğinde bundan Kudûrî'nin muhtasarı anlaşılmaktadır.46
       
      Eserin konusu, metninin konusuna paralel olarak İslam Hukukudur. İbâdât, muamelât ve ukûbât olarak bilinen hüküm ve meseleler eserde toplam 67 ana başlık bir araya getirilmiştir. el-Lübâb sahibi Meydânî, Kudûrî'nin derlediği bu başlıklara herhangi bir ilavede bulunmamış, sadece metinde geçen mesele ve hükümlerin şerh edilmesi işiyle yetinmiştir.
       
       
      42 el-Beytâr, Abdürrezzak: Hilyetü'l-Beşer, II, 871.
      43 Meydânî, el-Lübâb fî Şerhi'l-Kitâb, nşr. Sâid Bektaş, Beyrut 2010, II, 6.
      44 Mustafa, İbrahim vd. el-Mu'cemü'l-Vasit, s. 811.
      45 İbrahim Hatiboğlu, "Şerh", TDV İslam Ansiklopedisi (DİA), 2010, XXXVIII, 555-558.
      46Kâtip Çelebi, Mustafa b. Abdullah: Keşfu'z-zunun an esâmi'l-kütübi ve'l-fünün,
      Beyrut 1941, II, 1631.
       
       
      B. el-Lübâb'ta Takip Edilen Metod

      el-Guneymî'nin metodunun anlaşılması için onun eserin giriş kısmında zikrettiği ifadeleri alıntılamak faydalı olacaktır. Nitekim yazar, esere kendisi tarafından yazılan girişte şerhinde takip ettiği metodun ipuçlarını vermiştir:
       
      "İmam Kudûrî'ye ait mübarek "Kitab"ın bereketi öyle yayılmıştır ki, neticede ilm-i zaruri haline gelmiştir. Bu yüzden de talebe bu kitabı anlamaya ve anlaştırma vakfetmiş, onu öğrenip öğretme noktasında izdiham oluşturmuşlardır. Ben de çokça günler bu kitaba kendini vakfeden, gizlediği sırrını kendisine fısıldaması için sürekli olarak ona müracaat eden kimselerdendim. Bunun neticesinde gördüm ki, onun madeninde bulunan bazı cevherler gizli kalmış, bazı incelikler gizlendiği yerde saklı kalmış! Çoğu kere aklıma, onun mücmel ifadelerini tafsil etmek, mutlak sözlerini takyid etmek ve manalarını izah etmek için ilgili kimselere yardımcı olacak şekilde izahlar içeren orta hacimli şerh gibi bir derleme yapmak suretiyle bir çalışma yapmak istiyordum. Ancak bu sahanın adamı olmayışım ve bu alandaki yetersizliğim böyle bir iş yapmaktan beni men ediyordu. Daha sonra, bereket eteklerine tutunmak, hizmetinin bereketine erişmek için bu imamın hizmetine intisap etmiş olma umudu bu makamı zorla işgal etme cüretini bana göstertti. Bunun üzerine Allah Teâlâ'ya istiharede bulundum ve kendisine ihtiyaç duyulacağını kuvvetle zannettiğim bazı ilavelerle birlikte fakihlerin sözlerinden onların maksat ve meramlarını gösterenleri derledim. Ayrıca mutemet olan görüşü ve kendisiyle fetva verilen kavli araştırdım ve Allame Kâsım'ın "et-Tashîh" isimli eserinde derlediği, imamların tercihe şayan ve sahih olana dair yaptıkları seçimleri bunlara ilave ettim. Şerhin yazımı ve düzenlenmesi noktasında ve en açık-seçik ifadeyi kullanma noktasında elimden geleni yaptım".47

      Yazarın ifadelerinden anlaşıldığı üzere, Kudûrî metninin şerh çalışmasına konu edilmesinin sebeplerinden biri, Kudûrî'nin fıkıh öğrencileri arasında yaygın ve tutulan bir kitap olmasıdır. Öğrenciler arasında oldukça revaçta olan bu eser üzerine daha evvel yapılan çalışmalar ise eserin anlaşılması noktasında yazar tarafından yeterli görülmediği ifade edilmiştir. Bu giriş kısmında ifade edilenlerden, şerhin özellikleri ve takip edilen metotla ilgili olarak şu hususlar ön plana çıkmaktadır:
       
      1. Şerh türü bir eserdir. Bir eser üzerine yapılan çalışmaların farklı türleri vardır. Haşiye, talik, şerh... bunlardan bir kaçıdır. Müellif eserinin "şerh" türünden olduğunu ifade etmek suretiyle, Kudûrî metninin tamamının yaptığı bu çalışmada mevzubahis edildiğini ifade etmektedir. "Şerh" kelimesi yerine "şerh gibi" demesi ise muhtemelen bir tevazu ifadesidir.


      Metnin kapalı ifadelerini tafsil edecektir: Muhtasar vasıflı kitapların ortak özelliği veciz ifadelerle oluşturulmuş olmalarıdır. Ancak ifadelerin vecizliği, zaman zaman kapalılık derecesine varmakta ve eseri anlaşılmaz kılmaktadır. Bu da muhtasar/kısa kitaplar üzerine şerh yazımı ihtiyacının önemli nedenlerinden biridir.
       
      47 Meydânî, el-Lübâb fi şerhi'l-kitâb, Beyrut 2010, 5-7.
       
       
      Meydânî de eserinin Kudûrî'deki bu kapalı ifadeleri tafsil edeceğini ifade etmiştir.


      Metnin mutlak ifadelerini kayıtlayacaktır: Muhtasar nitelikli eserlerin bir diğer ortak özelliği de, genelde meseleleri mutlak olarak yani detay bildiren kayıtlarını zikretmeksizin genel ifadeler halinde sunmalarıdır. Bu tarz bir yazım, eserin hacmini kısaltması gibi olumlu açıdan değerlendirileceği gibi, meselenin sahip olduğu detayları göstermemesi ve bu yüzden de yanlış anlaşılması gibi olumsuz bir özellik olarak da görülebilir. Meydânî, şerhinin bu mutlak ifadeleri gerektiği şekilde kayıtladığını ve bu olumsuz durumu ortadan kaldırdığını ifade etmiştir.

      Metnin manasını orta hacimde izah edecektir: Kudûrî üzerine daha evvel yazılan birçok şerh vardır. Buna rağmen Meydânî'nin aynı esere bir şerh yazması üstelik bu şerhin de geniş değil orta hacimde olacağını belirtmesi eserin rağbet görmesi adına önemli bir ayrıntıdır. Bu önemli detayı göz önünde bulunduran Meydânî, Kudûrî'ye yazacağı şerhin orta hacimde olmasına dikkat etmiş ve böylece metni zaten ilim ehli arasında yaygın olan eserin bu yeni şerhi de fıkıh müfredatında kendisine kısa sürede sağlam bir yer edinmiştir.

      Eser bir derlemedir: Meydânî eserin şerhini yekten oluşturmamış olup kendisinden önce yapılan fikıh çalışmalarına özellikle de Kudûrî şerhlerine müracaat etmek ve buralardaki izahları kendi eserine alıntılamak suretiyle meydana getirmiştir. Buna göre eser bir derleme çalışmasıdır. Nitekim şerhte yapılan alıntıların hemen hepsinin kaynağı belirtildiğinden ilgili izahların kaynaklarının hangi kitaplar olduğu ve bu izahların nerelerden derlendiği kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Bu durum bizce Meydânî'nin şerhi açısından bir olumlu diğeri de olumsuz iki ayrı şekilde yorumlanabilir. Olumlu yönü az evvel de ifade ettiğimiz üzere el-Lübâb'ın kaynaklarına işaret eden bir derleme-şerh olması, Kudûrî'nin ifadelerine getirilen şerhlerin esas mercilerine müracaat imkânı sunmasıdır. Ayrıca kaynakların belirtilmesi okuyucu açısından güven telkin eden bir durumdur. Hanefi hukuk geleneğinde oluşmuş literatüre yapılan bu atıflarla el-Lübâb ilmi emanetin gereğini yapan güvenilir bir kaynak haline gelmiştir. Birçok fıkıh eserinde yapılan alıntıların kaynaklarının belirtilmediği düşünüldüğünde bu husus el-Lübâb açısından önemli bir artıdır. Şerhin bir derleme olmasının olumsuz yönü ise eserin bu yönüyle fıkıh ilmine doğrudan katkı yapan bir çalışma olmaktan ziyade bir ders kitabı niteliğinde olması ve daha çok pratik faydalar gözetilerek kendisinden istifade edilen bir eser olmasıdır. Nitekim el-Lübâb içerisinde yoğun bir ilmi-fıkhi tetkiklerden bahsetmek zordur. Bu da eserin bir derleme olması, telif edildiği alana dair orijinal katkılarda bulunmuş bir eser olmayışından kaynaklanmaktadır.

      İhtiyaç duyulan bir takım ilaveler içermektedir: Her ne kadar el-Lübâb'ın gayesi Kudûrî muhtasarının ifadelerini şerh edip açıklığa kavuşturmak ise de zaman zaman Kudûrî'nin zikretmediği fakat zikredilmesi elzem olan bir takım fıkhi mesaili de bünyesine almak suretiyle metnin eksiklerini kapatan bir şerhtir.

      Kendisiyle fetva verilen mutemet görüşü belirtecektir: Bilindiği üzere Hanefi mezhebi, genelde üç imam olarak bilinen Ebu Hanife ve iki talebesi olan Ebu Yusuf ile Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî'nin görüşlerinden teşekkül eden bir mezheptir. Her ne kadar mezhebin asıl kurucu imamı Ebu Hanife olsa da onun bu iki talebesinin görüşleri de mezhebe dair telif edilen eserlerde kendilerine yer bulmuşlardır. Bu eserlerden biri de el-Lübâb'ın metni olan Kudûrî'nin Muhtasar1ıdır. Kudûrî bu eserinde hemen her meselede üç imamın da görüşünü vermiş ancak bu görüşler arasında kendisi bir tercih yapmadığı gibi, tercih yapanların da kanaatlerini zikretmemiştir. Bu durum metni okuyanlar için aynı zamanda bir kafa karışıklığına da neden olmaktadır. Nitekim ilgili meselede zaman zaman üçe kadar çıkabilen farklı görüşler olduğunda kişi bunlardan hangisine göre amel edecektir? İşte Meydânî el-Lübâb'ta kafa karışıklığına neden olan bu durumu ortadan kaldırmak üzere Hanefi fıkıh âlimlerinin mezhep imamlarının görüşlerinden hangisini tercih ettiğini düzenli olarak belirtmiş ve sonraki Hanefi fıkıhçılarının elinde şekillenen mezhebin resmi görüşünü hemen her meselede tayin etmiştir. Bunu yaparken oldukça pratik bir yol izleyen yazarımız Kasım b. Kutluboğa'nın bu alanda kaleme aldığı et-Tercîh ve't-Tashîh isimli eseri el-Lübâb'ın içerisine derç etmiştir. Kasım b. Kutluboğa mezkûr eserinde Kudûrî'nin Muhtasarımda zikredilen mezhebin kurucu imamlarının görüşlerinden hangisinin tercih edildiğini zikretmektedir. Bunu yaparken genelde mezhebin klasik döneminde kaleme alınan metin sahiplerinin, bu metinleri oluştururken dikkate aldıkları görüşleri tercih edilmiş görüş olarak esas almıştır. Klasik dönem metin sahipleri dışında diğer Hanefi mezhebi fıkıhçılarının tercihlerine yer verdiği görülmeyen Kasım b. Kutluboğa'nın bu eseri Meydânî tarafından el-Lübâb'ta neredeyse tamamıyla alıntılanmıştır. Tercih edilen görüşü sadece bu alanda yazılmış tek bir esere istinaden belirtmek olumsuz bir durum olarak gözükse de, diğer metin   şerhlerinin   bunu    dahi   yapmadıkları   göz önünde bulundurulduğunda bu durum el-Lübâb'ın hanesine artı olarak yazılmaktadır.

      Kolay bir üslup benimsenmiştir. el-Lübâbın klasik İslam Hukuku eğitiminde tutulan bir eser olmasının en önemli sebeplerinden biri de kolay bir üslupla kaleme alınmış olmasıdır diyebiliriz. Ancak onun kolaylığının daha çok metni açıkladığı bölümler ile tercih edilen görüşleri beyan ettiği kısımlarda daha fazla ön plana çıktığını söylemeliyiz. Nitekim özellikle meseleyi ta'lil edip delillendirdiği ifadeleri genellikle Merğînânî'ye ait el-Hidâye'den iktibas ettiği için, şerhin bu kısımlarının zor olduğu ve el-Hidâye'nin şerhlerine müracaat etmeksizin anlaşılamamaktadır. Bu da yazarın benimsediğini ifade ettiği kolay üslubun eserin tamamı hakkında olduğunun anlaşılmaması gerektiğini gösterir.

      Müdellel bir eser olması: Her ne kadar mukaddimede müellif belirtmemiş olsa da el-Lübâb'ı İslam hukuku eğitiminde rağbet gören bir eser yapan önemli hususlardan biri de, makul hacmine rağmen eserin tamamının müdellel bir şerh olmasıdır. Bunun anlamı, el-Lübâb'ın Kudûrî metninde zikredilen meseleleri yalnızca şerh ve izah etmek suretiyle açıklığa kavuşturmakla yetinmeyip her birinin dayandığı delil ve gerekçeyi zikretmiş olmasıdır. Böylece bu alanda eğitim alan kişiler fıkhi meseleleri dayandıkları delil ve gerekçelerle birlikte öğrenmiş olmaktadırlar. Açıkçası kısa hacmine rağmen meselelerin delil ve gerekçelerine düzenli olarak yer vermesi el-Lübâb'ı gerek diğer Kudûrî şerhleri gerekse sair Hanefi mezhebi fıkıh eserleri karşısında avantajlı bir duruma getirmiştir. Ancak az evvel ifade ettiğimiz üzere Meydânî bu gerekçelerin neredeyse tamamını Hanefi mezhebinin klasik olmuş eserlerinden olan Merğînânî'ye ait el-Hidâye'den birebir nakletmektedir. Eserin vücuda getirilmesinde pratik bir yol olması açısından Merğînânî'ye zaman ve avantaj kazandıran bu durum okuyucu açısından bazı zorlukları da beraberinde getirmektedir. el-Hidâye'nin ta'lil ve gerekçe bildiren ifadeleri genelde bu eser üzerine yazılmış şerhlerin açıklamaları olmadan anlaşılamamaktadır. Meydânî de bu tür ifadeleri şerhine aynen aldığında benzer problem onun şerhinde de baş göstermekte ve el-Lübâb'ın, el-Hidâye şerhlerine müracaat etmeksizin anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Kuşkusuz el-Hidâye gibi mezhepte muteber bir eseri delil ve gerekçe belirtme noktasında temel kaynak olarak benimsemesi önemli ise de okuyucunun bu ifadeleri anlamak için el-Hidâye şerhlerine müracaat etmek durumunda kalması büyük bir zorluk ve zahmeti de beraberinde getirmektedir. Bu da el-Lübâb şerhinin en önemli dezavantajlarından birini teşkil etmektedir.  

      Netice itibariyle şunu da söylemeliyiz ki, Meydânî eserinde takip ettiği metoda dair mukaddimede belirttiği hususlara özenle riayet etmiştir. Onun bu dikkat ve özeni bir üslup ve metot birliği sağlamış ve el-Lübâb başından sonuna kadar derli toplu bir kitap olarak karşımıza çıkmıştır. ( Açıklamalı El Lübab Fi Şerhi'l Kitab Tercümesi, el lubab tercümesi, el lubab 2 cilt, el lubab fıkıh kitabı, El Lübab Fi Şerhi'l Kitab, yasin yayınları )  


       
             Yasin Yayınları 2 Cilt Açıklamalı El Lübab Fi Şerhi'l Kitab Tercümesi kitabı nı incele diniz
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786053461043
      MarkaYasin Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9786053461043
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.