• Tüm Kategoriler
    • AXES BONUS CARD FİNANS WORLD PARAF MAXİMUM KARTLARA 3 TAKSİT CANLI STOK Sistemi ile Çalışıyoruz. Tedarik Sistemi Şeklinde Çalışmıyoruz. Stoktaki Ürünlerle Hızlı Kargo

      Gece Yolcuları Gece İbadetleri

      Gece Yolcuları Gece İbadetleri
      Görsel 1
      Fiyat:
      85,00 TL
      İndirimli Fiyat (%47,1) :
      45,00 TL
      Kazancınız 40,00 TL
      2.0 3
      45.00 www.goncakitap.com.tr
      15,75 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
               Stoktan Kargo

      Kitap              Gece Yolcuları Gece İbadetleri
      Yazar             Seyyid Hüseyin el Affani
      Tercüme         Dr. Savaş Kocabaş
      Yayınevi         Karınca Polen Yayınları
      Etiket Fiyatı    85 TL 
      Kağıt - Cilt      Sarı Şamua - Büyük Boy, Lüks cilt
      Sayfa - Ebat   800 Sayfa - 17x24 cm
      Yayın Yılı        2010
      ISBN               9759833506


      Polen yayınları, Seyyid Hüseyin el Affani tarafından yazılan Gece Yolcuları Gece İbadetleri adlı kitabı incelemektesiniz.
      Gece Yolcuları Gece İbadetleri kitabı hakkında yorumları okuyup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2
       

           MESCİD-İ NEBEVİNİN HOCASI EBU BEKİR CEZAİRİ'NİN KİTABIN 8. BASKISINA YAZDIĞI ÖNSÖZ

       
      Bismillahirrahmanirrahim
       
      En güzel övgüler ve sonsuz hamd Allah'a mahsustur.
       
      Allah'ın salâtı, selâmı ve bereketi yaratıklarının özü, en hayırlısı, nebi ve resullerin sonuncusu efendimiz Muhammed'in (s.a.v.), ehl-i beytinin ve sahabîlerinin üzerine olsun.
       
      Doktor Seyyid Hüseyin el-Affânî paha biçilmez bu çok kıymetli kitabını göndermekle beni şereflendirdi. "Gece İbadetleri" adındaki iki ciltlik ki­tabı1, bildiğim kadarıyla, kitap dünyasında, alanında benzeri görülmemiş bir teliftir. Bu kitabı kim okuduysa, evvelki insanların elde edip de sonraki asır­larda yaşamış benim gibilerin mahrum kaldığı nimetleri öğrenip hüzünlendi, kalbi üzüntü ve kederle doldu.
       
      Allah'ım! Kalbimizin katılığını, gözlerimizin kuruluğunu, uykumuzun uzun­luğunu, aşırı gafletimizi ve sayısız kusurlarımızı sana şikâyet ediyoruz. Ey Rabbimiz! Ölene kadar gecemizin son vakitlerini bir süre namazla geçirme­mizi nasip ve müyesser kıl. Ta ki günümüzün mahrum kaldığı o gece ibadet­lerine iştirak etmiş olalım.
       
      Ey kardeşim! Her müslümanın evinde mutlaka bulunması gereken bu ki­tabı kaleme almaya seni muvaffak kılan Allah, sana mükâfatını versin.
       
      Allah'ın selâm, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.
       
      EBU BEKİR CEZAİRÎ
       

      1   Kitap önceki baskılarında 2 cilt idi. Sekizinci baskıdan itibaren, yapılan ilavelerle üç cilt olarak basıldı.


        MISIR DAKİ ENSARU S-SÜNNE CEMAATİNİN GENEL BAŞKANI ŞEYH SAFVET NUREDDİN'İN TAKDİMİ
       
      Hamd âlemlerin Rabbi, yaratıcısı ve yoktan var edicisi Allah'a mahsus­tur. Şeriatını indirdi, kâinatı yarattı. İnsanları küfürden imana, karanlıktan aydınlığa, cehaletten ilme çıkarması için onlara peygamberlerini gönderdi. Faydalı ilmi, onu öğrenip yaşayanların yolunu aydınlatan bir nur yaptı.
       
      Salât ve selâm âlemlere rahmet ve bütün insanlara önder olarak gönderi­len, mücahidlerin imamı, abidlerin örneği Muhammed (s.a.v.)'e ve onun değerli sahabîlerini ve onlara tâbi olanların üzerine olsun. Onlar peygam­berlerine tâbi oldular. O'na yardım ettiler, Allah da onlara yardım etti. Şeh­vetlerini ve şeytanlarını yendiler. Gündüzlerini cihadda savaşçı, gecelerini mihrapta zahid olarak geçirdiler. Geceleyin seslerin kesildiği, insanlar evleri­ne çekilip uyudukları vakit Rableriyle ünsiyet kurarlar, yalnızlıklarını O'nunla giderirlerdi.
       
      Allah için kıyam duran, onunla birlikte olmak, münacaat etmek, konu­şup yalvarmakla yalnızlıklarını gideren kimseler hâline geldiler. Kur'an virdleri, gece namazı meşgaleleri, kıyameti ve hesap anını hatırlayarak kork­mak ve buluşma gününden endişe içerisinde dua etmek de hâlleriydi, onla­rın. Sabah olunca evlerinden çıkarak dünyadan sadece yolcunun yol azığı kadar alırlardı.
       
      Bir işleri varsa, onu şeriat dairesinde yaparlardı. Allah'ın helâl kıldıkla­rından ayrılmaz, haramlardan hatta her türlü şüpheli şeyden uzak dururlardı. Geceleyin ibadetle doldurdukları bembeyaz sayfalarını kirletmekten korkar­lardı. Haram bir bakıştan veya göz ucuyla bakmaktan, bir kelimeden veya bir anlık yanlış düşünceden korkarlardı. Kendilerinden bunlardan biri sâdır olunca hemen "Rabbim günah işledim, beni bağışla"derlerdi. Biri kılıçla sa­vaşmaya ve cihad etmeye çağırdığında, hemen cihadda ve cihad saflarında yerlerini alırlardı. Gece boyu birlikte olmaya alıştıkları Rablerine kavuşmak için koşa koşa cihada giderlerdi. Onlar, gündüz boyunca rızasına ve şeriatına uygun hareket etmek için çok dikkat ederlerdi.
       
      Kıymetli okuyucu kardeşim!
       
      Gelin bu mânaları yaşayan kimseleri adlarıyla bilmek, hâllerini detayıyla öğrenmek için değerli davetçi kardeşim Dr. Seyyid Hüseyin el-Affânî'nin ka­leme aldığı bu güzel ve değerli eserin (Allah mükâfatını versin) ikliminde ya­şayalım. Gelin bu amellerle ve sahipleriyle tanışalım. Umulur ki böylece salihleri, ab idleri=sevme, devamlı olarak salih amel işleme ve salihleri örnek olma aşkını kazanmaya başlarız.
       
      Umulur ki böylece âlemlerin Rabbinin elçisinin cömertçe verdiği vaadine mazhar oluruz. Zira O (s.a.v.), "Kişi sevdiğimle beraberdir, "buyurmuştur. Şa­yet onları sevmede samimi olursak, kıyamet gününde ve âhirette onlarla birlikte olmaktan mahrum kalmayız.
      Yüce Allah'tan(c.c) kıymetli kardeşimi, sözlerinde ve amellerinde muvaf­fak kılmasını, adımlarını doğru yolda attırmasını ve onu en güzel şekilde mü­kâfatlandırmasını, okuyucusunu muvaffak kılmasını, bu kitabı basanı, ona ve onunla davet edeni mükâfatlandırmasını diliyorum.
       
      Zengin ve güçlü Allah'a muhtaç, fakir ve güçsüz kul MUHAMMED SAFVET NUREDDİN
       

                 MUHAMMED İSMAİL MUKADDEM HOCAEFENDİNİN TAKDİMİ

       
      Allah'a hamd ve şükrediyor, O'ndan yardım diliyorum. Kulu ve Resulü, en hayırlı âbid ve Allah yolcusu Muhammed'e salât ve selâm ediyorum. O Resul ki, "Sizi, gecesi gündüz gibi apaydın olan bir yol üzere bıraktım. Ben­den sonra ondan ancak helak olacak kişi sapar, "buyurmuştur.
       
      Allah'a hamdolsun ki, bu çağda hâlâ mucizeler yaratacak, küllenmiş ye­tenekleri ortaya çıkaracak fedakârlık ve özveri koltuklarına oturarak en yük­sek dereceleri elde edecek "İslâmî Dirilişin"müjdelerini ve emarelerini gör­mekteyiz.
       
      Sevgili mü'min kardeşim Seyyid b. Hüseyin el-Affânî'nin yazdığı bu dop­dolu kitap (Allah onun gayretinin karşılığını versin ve amelini her iki dünya­da makbul kılsın), İslâmî uyanış gençliğinin doldurulmasına ihtiyaç duyduğu bir gediği doldurmakta ve çok azımızın yaptığı bir sünneti diriltmektedir.
       
      Bu çağda Allah için çalışanlar nerede?
      Gece abidleri, gündüz savaşçıları nerede?
      Onlar sanki hiç yaşamamışlar gibi ortadan yok olup gittiler
      Sayıldıklarında sayıları o zaman az idi
      Onlar azdan da az, nadir oldular şimdi
      Ey hesap gününde kurtulmayı arzulayan!
       
      Bu kitabın içindekileri tefekkür et ve bacaklarını mihrabın önünde dik.
       
      Çünkü bu; doğru yol üzere bulunmanın kapısıdır. Bu sünneti kendinde uy­gula. Sonra bunları nasihatini dinleyeceklere anlat. Umulur ki, böylece bu sünneti cilalamış ve parlatmış olursun ve kıyamet gününde bu sünneti ihya edenlerden sayılırsın.
      Akıllı ve zeki insan, haklar ve sorumluluklar arasında denge kuran, her hak sahibine hakkını veren, günaha ve borçlu duruma düşmemek için farzla­ra müstehaplardan daha çok önem veren, amelleri fazilet sırasına göre işle­yen kimsedir. Çünkü asıl akıllılık ve anlayış; en önemli vaciplere bakıp, onları öne alman, iki hayırlının en hayırlısını bilip yapman, iki şerlinin en şerlisini tanıyıp onu def'etmendir.

      Umarım Yüce Allah kardeşimizi bu kitabın bir de selef-i salihin nezdinde birbirinden ayrılmayan ikiz kardeşini kaleme alır. Her asırda cihad eden gün­düz savaşçılarının / süvarilerinin hâllerini anlatan dopdolu bir kitap yazar. Ta ki bu iki kitapla Rahman'm kullarının gözleri aydın olsun, şeytan ve dostları­nın yüzleri sararıp solsun.

      Dua edilen ve kabul etmesi umulan Allah'tan bu ameli, yazarın iyilik te­razisinde çok ağır bastırmasını, ne muradı varsa vermesini, selâmet ve afiyet içerisinde uzun bir ömür bahşetmesini diliyorum.
      Allah'ım! Bizi hayrı sadece anlatanlardan değil, hayrı kendinde yerleşti­renlerden eyle. Bizi az uykuyla yetindir. Sabahlara kadar uyanık kalıp sana ibadet ve münacaat etmemizi nasip et. Seni zikretmekte, sana şükretmek ve güzel ibadet etmekte bize yardım et. Allah'ım! Kulun ve Peygamberin Mu-hammed'e (s.a.v.), onun ehlibeytine ve sahabîlerine salât et. Hamd âlemle­rin Rabbi Allah'a mahsustur.
       
       
      MUHAMMED İSMAİL MUKADDEM İskenderiye - Mısır, 26 Şubat 1989
       
       
      ÂİZ B. ABDULLAH EL-KARNÎ HOCAEFENDİNİN TAKDİMİ
       
       
      Hamd ancak sana mahsustur ey nuruyla yer ve göklerin aydınlandığı Allah­'ım! Şükürler olsun sana ey dostları için gecenin son üçte birinde dünya se­masına inen Rabbim!
       
      Salât ve selâm, biz âlemlerin Rabbine kavuşuncaya kadar geceyi âşıkla­rın münacaatıyla ihya eden, seheri en tatlı iniltiyle geçiren Resulün, abidlerin, nasiklerin ve mücahidlerin, doğru yolu takip edip hücceti taşıyan­ların üzerine olsun.
       
       
      Geceye dedim: Var mı içinde bir sır Sohbetle ve sırlarla mamur? Dedi: Karşılaşmadım hayatım boyunca Âşıkların seherlerdeki münacatı gibisine
       
      Önümde mübarek ve gayretli bir kardeşin ürünü sonsuz bir nida ve sü­rekli akan bir nehir var: Seyyid b. Hüseyin el-Affânî'nin "Gece ibadetleri" isimli bu dopdolu kitabını okudum. Beni uyandırdı, gözümü açtı ve uzun uzun düşündürdü.
       
      Ve dedim ki: "Avların tümü bu ağda!"Her muhkem âyet, sahih hadis, ib­retli kıssa, hoş menkıbe ve sihirli şiir burada.
      Ve bildim ki, bu mübarek adam, bu fikirleri avlamak için uyku kadehle­rini devirmiş. Allah'ın izniyle o âlemlerin Rabbinin civarında nimetlenmek için.
       
      Allah'tan (c.c.) ona bol sevap yazmasını, gayretinin karşılığını vermesini, amelini kabul etmesini dilerim. Kardeşim de selâm ve sevgilerimi benden kabul etsin. Allah doğru yolu gösteren Muhammedü'l-emin'e, ehlibeytine ve sahabesine salât ve selâm etsin.
       
      ÂİZ B. ABDULLAH EL-KARNÎ Ebha - Mısır, 23.11.1412 Hicri
       
       
      EBÛ İSHAK EL-HUVEYNİ HOCAEFENDİ NİN TAKDİMİ
       
       
      Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım ister, bağış­lanma dileriz. Nefsimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah kimi doğru yola iletmişse onu saptıracak, kimi saptırmıssa onu doğru yola iletecek yoktur. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. Tektir, ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.
       
      En doğru söz Allah'ın kitabı, en iyi yaşam tarzı Muhammed'in (s.a.v.) ya­şam tarzıdır.
       
      En şerli şeyler sonradan çıkma bid'atlerdir. Sonradan çıkma her şey bid'at ve her bid'at da sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.
      Gece namazı, farz namazlardan sonra en faziletli ibadetlerden ve en şe­refli tâatlardan biridir.
       
      Nitekim Müslim'in Ebû Hüreyre'den rivayet ettiğine göre, doğru sözlü ve Allah katından doğrulanan Muhammed'e (s.a.v.), (Anam babam ona feda olsun) farz namazlardan sonra en faziletli namazın ne olduğu sorulduğunda şöyle buyurmuştur: "Farzlardan sonra en faziletli namaz gece yansında kılı­nan namazdır."

      Bu konuyla ilgili en hoş hadislerden biri Nesâî (3/207, 208), Tirmizî (2568), İbn Huzeyme (2456), İbn Hibban (3349, 3350, 4771) ve Hâkim'in (2/113) Ebû Zer kanalıyla rivayet ettiği Resûlullah'ın şu hadisidir: "Allah şu üç kişiyi sever... Bir kafile geceleyin yolculuk yapar. Kafiledekiler için uyku her türlü şeyden tatlı olduğu bir vakitte konaklarlar ve başlarını koyup uyurlar. Aralarından biri kalkıp Allah'a yalvarır yakarır, âyetlerini okur." Senedi mukarebdir. Hadis'in sahih bir senedi daha var. Onu da Ahmed, Tayâlisî, Taberânî "Kebir"de ve Beyhakî rivayet etmiştir. Yine Ebû Zer kanalıyla rivayet edilen bu hadisteki ifade şöyledir: "Biri de bir grup insanla yolculuğa çıkar. Bunlar geceleyin yol yürürler ve gece sonuna doğru uykuları gelince konaklarlar ve başlarım vurup uyurlar. Sonra bu kişi kalkıp abdest alır ve Allah'ın rızasını kazanmak için ve katındaki nimetleri elde etme arzusuyla namaz kılar."
       
      Bu namazın fazileti bilinen bir şeydir. Bu dopdolu kitapta onun birçok örneğini bulacaksın. Mes'elenin sırrı şudur. Bu namazı ancak büyük ihlasa sahip ve son derece fedakar kişi becerebilir. Katâde b. Diâme ne güzel söy­lemiştir. Ebû Nuaym'ın "Hilye"de (2/338) sahih senedle rivayet ettiğine göre, o şöyle demiştir: "Münafık gece sabaha kadar uyumayıp ibadet etmeyi nadi­ren yapar." Şayet "Hiç yapmaz"deseydi yanlış söylemiş olmazdı.

      Bu doğru bir söz, çünkü bir kulun bu ibadeti eda edebilmesi için içi ih-lâsla dolu olması gerekir. Sahih hadiste geçtiği gibi yatsı namazını cemaatle kılmak münafıklara ağır gelirse, gecenin ikinci yarısının ortasında kılmak nasıl gelir, sen hesap et!
       
      Yıllar önce "Sikâtü'l-Acelî"isimli kitapta (s.280) Hasan b. Salih b. Huyiyy'in terceme-i hâlinde okuduğum şu hâdise beni ne kadar çok sarsmış­tı: "Bu kimse bir cariye sattı. Cariye yeni sahibinin evine gidince gece yarısı kalktı. Ve "Ey ev halkı, namaza kalkın, namaza!"dedi. "Fecir doğdu mu ki?"dediler. Cariye, "Siz sadece farzı mı kılıyorsunuz?" dedi. "Evet, yalnız farzı (sabah namazını) kılıyoruz"dediler. Bunun üzerine cariye Hasan'ın yanına giderek "Beni geceleyin namaz kılmayan kötü kimselere sattın. Beni tekrar satın al." dedi. O da tekrar satın aldı."
       
      Hakikaten ben, bu konuda benim ve inşallah her ehlisünnetten insanın gözünü aydınlatacak ve mutlu edecek bir kitap görmeyi ne kadar çok arzulu­yordum. Arkadaşımız Şeyh Seyyid b. Hüseyin el-Affânî'nin kitabı işte böyle bir kitap. Allah onu en güzel şekilde mükâfatlandırsın.
       
      Geçmişteki insanlarımızın sahip olduğu gayret ve dinamizmin kat kat fazlası kadar gevşeklik ve zaafa sahip olan şu neslimiz, zelil duruma düştüğü ve düşmanları tarafından dört bir yandan kuşatıldığı şu vakitte gayretlerini bileyleyecek şeylere son derece çok ihtiyaçları vardır. Onlar bilsinler ki, sele­fimiz sahip oldukları ilme ancak gayretleri ve Allah'a kullukta ihlâslarıyla ulaşmışlardır. Ben bu neslin önde gelenlerinden ve şer'i ilimlerde parmakla gösterilen birini tanıyo um. Bu adam kendisinin anlattığına göre, bir mesele­yi çözemediğinde veya aradığı bir mânayı bir türlü bulamadığında kalkıp bir bardak çay içiyor veya temiz hava soluyor. Meseleyi bir süre bıraktığında zihninin yerine geldiğini düşünüyor! Söylediğine göre, bir süre sonra maksa­dına ulaşıyor. Bütün bunlardan sonra yine de aciz kalınca meseleyi ileriki bir zamana erteliyor. Bu nerede, İbn Kayyim'in (rah.a.), hocası Şeyhülislâm İbn Teymiyye'den aktardığı şu tavır nerede: "Bazen bir meseleyi bir türlü çöze­miyorum. Bin veya daha fazla Allah'a istiğfar ediyorum. Sonunda Allah ba­na o bilginin kapısını açıyor. Bazı zamanlar boş alanlara giderek yanağımı toprağa sürüyor ve "Ey İbrahim'e öğreten! Bana da öğret." diyorum.
       
      Ey Müslüman!
       
      Önündeki bu kitap, konusunda dopdolu bir kitaptır. O yüzden ondakini al. Ben kitabın müellifinin, sözleri ve menkıbeleri kitapların sayfalarından derleyip toparlama, sıhhat derecesini araştırma ve düzene koymada ne ka­dar yorulduğunu biliyorum. Bu sözümü hakkıyla ancak ciddî telif tecrübesini geçirmiş ve zorluklarını bizzat yaşamış kimse anlar.
       
      Yüce Allah, lütuf ve rahmetiyle ilmi belli insanlara has yapmamış, ona sadece belli bir dönemin insanlarını muvaffak kılmamıştır. Bilakis kulları ara­sında paylaştırıp müşterek, yapmıştır. Allah nice büyük ilme sahip kimseleri bazı bilgilerden gafil yaparken, nice az ilme sahip olanlan bunun farkına vardırır. Nice bilgileri sonraki dönemde yaşayan birisinin önceki dönemlerde yaşayan birisini o tenkit etmesiyle diriltir. Bizim ilmimiz selefimizin ilmi ya­nında denizdeki bir damla gibi olsa da meselenin bir de bu yönü vardır.
      Bu kitap, benim övgüme muhtaç değil. Zaten kendisi bunu konuşuyor. Üstelik bu kitabı benden önce sevgili arkadaşımız Muhammed İsmail Mu­kaddem Hocaefendi (Allah onu korusun) tanıttı, övdü.
       
      Allah'tan (c.c.) insanlan müellifi gibi bu kitaptan faydalandırmasını, kân-nı ona bahşedip, rahmetiyle hatalarını affetmesini, şükretme, zikretme ve güzel ibadet etmede bize yardım etmesini dilerim.
      Allah'ım! Muhammed'e, ehlibeytine ve sahabîlerine salât et, üzerlerine bereket indir.
       
      Velhamdü lillahi rabbi'l-âlemin.
       
       
      Bağışlayıcı Rabbinin affını uman
      EBÛ İSHAK EL-HUVEYNÎ EL-ESERÎ
      Hicri, 1414 Safer ayı
       
       
             Müellifin Önsözü
       
      Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

      Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım ister, bağış­lanma dileriz. Nefsimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah her kimi doğru yola ilettiyse onu saptıracak yoktur. Her kimi de doğru yoldan saptırdıysa onu doğru yola iletecek yoktur. Şehadet ederim ki, Allah'­tan başka ilâh yoktur. Tektir ve hiçbir ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed O'nun ( c.c.) kulu ve elçisidir.
       
      "Ey iman edenler! Allah'tan hakkıyla korkun ve ancak Müslümanlar ola­rak Ölün." (Âl-i İmran, 102)
       
      "Ey iman edenler! Sizi tek bir candan yaratan, ondan eşini yaratıp bu iki­sinden birçok erkekler ve kadınlar türeten Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendi hakkı için birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakınınız. Allah sizin üzerinizde tam bir gözeticidir." (Nisa',1)
       
      "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve hep doğru söz söy­leyin ki, Allah da işlerinizi ve hâllerinizi düzeltsin, günahlarınızı mağfiret bu­yursun. Kim Allah'a ve Resûl'üne itaat ederse, pek büyük bir mutluluk ve başarıya nail olmuş olur." (Ahzab, 70,7i)2
       
      Yeryüzünün tüylerinin diken diken olduğu, gökyüzünün karardığı, facir-lerin zulmü sebebiyle karada ve denizde fesadın yayıldığı, hayır ve bereketin azaldığı hatta yok olduğu, hayvanların cılızlaştığı, zalimlerin fısk-u fücuru
       
       
      2 Resûlullah (s.a.v.) her hutbesine böyle başlardı. "Hacet hutbesi" denilen bu giriş konuşması ile ilgili hadislerin farklı senedlerini Şam diyarının muhaddisi Şeyh Elbânî küçük bir kitapçıkta top­lamıştır.
       
      sebebiyle yaşamın bulanıklaştığı, gün ışığının ve gece karanlığının çirkin ameller ve dehşet verici fiiller yüzünden ağladığı, insanın her yaptığını kay­deden meleklerle onu nöbetleşe koruyan bekçi meleklerin fuhşiyatın çoklu­ğunu, çirkin şeylerin ve günahların hâkimiyetini Rablerine şikâyet ettikleri bir zamanda yaşıyoruz. Vallahi bütün bunlar, bulutları bir araya toplanmış bir helak selinin uyarıcısı, karartısı çökmüş bela gecesinin habercisidir.3
       
      Ah, ne kötü zamanda yaşıyoruz. Salihlerin arandığı ve onlardan ancak hasat sonrası başak kadar bulunabildiği bir zamanda.. .4
       
      Allah Resulü (s.a.v.), "Benden sonra insanları, içlerinden yük taşımaya ve yolculuğa elverişli bir tane bile çıkmayan yüz deve gibi bulacaksınız." bu­yurmuştur.5
       
      Çağımız her akıl sahibinin fark edebileceği büyük bir değişim geçirmiştir. Bir zamanlar sütü bol iken şimdi göğsü kurumuş, dalları canlı ve göz alıcı gü­zellikteyken şimdi solmuş, gövdesi yaş iken şimdi cılızlaşıp kurumaya dur­muş, damağın tadı hoş iken şimdi bozulmuştur.6
      Nasihat edenlerin sayısı iyice azalınca, insanlar meyva vermeyen dikenli ağaçlara dönüşünce, beldeler yaşamın ancak kendileriyle süreceği âlimler­den yoksun kalınca veya bu noktaya yaklaşınca; Biz de her şeyi bilen, sözle­rin padişahı Yüce Allah'ın şu buyruğunu işitince orada bahsedilen "az sayı­daki insanlar"dan olmasak da onlara benzemeye çalıştık: "Sizden önceki nesillerde, dünyada fesad ve düzensizliği menedecek, böylece onları helak olmaktan koruyacak idrak ve fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Onların içinden görevlerini yaptıklarından ötürü kurtardığımız az kimse var. Zalimler ise içinde bulundukları refahın ardına düştüler. Doğrusu onlar suçlu kimse­lerdi." (Hûd, 116)
       
      Bizi doğruya götürecek rehber gözüktü. Bu, her tarafa ışık saçan aydın bir yoldan götüren nuranî bir rehberdir. Bu, kovaların bulandırmadığı tatlı ve bol su kaynağı... selef yolu, selef kaynağıdır. Onlardan ne kadar uzağız!
      Günümüz insanı selef-i salihinin kıymetinden, ilimlerinin derinliğinden, yapmacıklıktan uzak olmalarından ve basiretlerinin mükemmelliğinden biha-
       
       
      3"el-Fcvâid", İbn Kayyim
      4Ebû Hazim el-A'rec'in sözü
      5Bunu Buhârî, Müslim, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir. Bkz: "Sahihu'l-Cami esSağir", Şeyh Elbânî (2/281, hadis no.2328)
      6"Ravzatu'l-ukalâ ve nüzhetü'l-fuzalâ"
       
       
      ber hâle geldiler. Bunlar o nesli tanımaktan çok uzaktalar. Onların gayretleri­ni her şeyde en yüksek hedeflere yöneltmişlerdi. Sonraki nesiller bir âlemde, onlar başka bir âlemde.
       
      "Allah her şey için bir ölçü, her iş için bir vade belir­lemiştir."7
       
      Lisan-ı halleri şöyle diyen o insanlara ulaşmamız ne mümkün:
      "Dağ gibi dalgalı denizleri arkamızda bıraktık. Nasıl bilsin insanlar biz, nereye yöneldik?"
      Bizim için önemli olan; yavaş yürüsek de onların yolarında olmamızdır. Çünkü kafilenin emiri kafiledekileri gözetir, kollar.
       
      Münasebetsizlik yaparak onlann cömert sofralarına oturduk, ifadeleri­mizde selef-i salihinin yolunu takip ettik ve kitabımızı onların tarzıyla doku­duk. Umarım ki ben de onlarla ipe dizilen teşbih tanesi olur, onlar güruhun­dan sayılır ve onlarla birlikte haşrolurum. Allah'ın kendilerine lütufta bulun­duğu nebiler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle birlikte... Onlar ne güzel arka­daştırlar!
       
      Selef hayranlarının az olduğu bu zamanda Biz selefin hayranlarıyız.
       
      Biz, senin de göreceğin gibi bu kitapta onların menkıbelerini ve sözlerini çok naklettik. Neden?
       
      Çünkü selef-i salihin, dünyanın efendileri, âhiretin krallarıdır.
       
      Onlar samimiyetleri ve ihlâslarıyla, yüksek gayretleri ve ibadetleriyle dünyaya hâkim olmuşlardır.
       
      Bu zemzem suyunun bir damlası önünde Kayser köleler gibi el pençe duruyor Toprakla birlikte ta Süreyya'ya yükseliyor Onun bir damlası koca denizleri kuşatıyor8
       
       
      7"Şerhu't-Tahaviyye"
      8"Divanu'l-ensar ve'r-rümûz",
       
       
      Şair Muhammed İkbal, s. Onlar ilim ve ameİde birer dağ idiler. Lisan-ı hâlleri kendilerinden sonra­kilere şöyle der:
      Biz dağlar üzerinde dağlar idik
      Bazen deniz dalgaları üzerinde deniz olup yürürdük
      Onlardır yiğitler ve başka yiğit yoktur
      Dünya onlarla huzur bulmuştur
      Anlat onları zira kelimeler secde eder Mihrapların arkasında ve amel terazileri yalvarır
      Lisan-ı halleri bize şöyle seslenir:
      Sen biliyorsun ey bizden sapan
      Nasıl uzun süre güneş üzerinde kaldığımızı
      Onlar büyük fedakârlıklar yapmışlar ve Allah'ın dinini korumuş,9 onu şefkat dolu gönüllerle taşımışlardır... Biz ise, bu dinin kadir kıymetini hakkıy­la bilemedik. Onların lisan-ı halleri şöyle der:
      Onlar için ince ip eğerdim
      Ama onu örecek birini bulamayınca kirmenimi kırdım
      Onlardan uzaklaştığımız andan itibaren alçaldık
      Büyük insanlardık, kemik olduk Biz yerdik, şimdi yem olduk
      En büyük şeref onların kafilesinde yürümektir Sen dereleri bırak da denizlere yönel
       
      9 "Rekâik", Muhammed Ahmed Raşid, s.13
       
      Ey gözdeki sürmeyi görmeyip Ona sürme çekmeye çalışan!10
       
      O kafilenin nidacısı bizi onlara çağırıyor: İşte sevdiklerinin evleri burası... Yavaş ol! İn burada! Onlardan uzak olmanın zararlarını öğrendiğin Halde neden yollarından uzaktasın?
       
      Ey iksir üzerine basılan! Toprağa dönüştür Ey aydmlığm evladı! Şimdi bir hiç oldun11 Evet! Onlar dünyanın süsü ve güzelliğiydiler.
       
      Çiçekleri hoş kokulu müminler Kuşları ise şakıyan ağabeyler Onların nehirleri tevbe yataklarından İçlerini yakan bir pişmanlıkla akar Aah, ne kadar çok özledik onları!12
      Sizden sonra bu gözlerin yaşları kurudu
      Onlardan sonra gözler kaldı mı; ödünç alalım
      Yürüdük gönlün derinliklerindeki duygularla
      Necdin saba rüzgârı esip duyguları harekete geçirdiğinde
      Ayrılıktan sonra derinlik bahçelerini unuttun mu?
      Oysa o bahçelerin gölü senden ahid almıştı
      Onları tekrar hatırla, şifa bunda.
      Bazen bir şey kişiye fayda, sonra zarar verir
       
       
      10 Muhammed İkbal, a.g.e.
      a.c. 12 "Divanu Kabe Kavşeyn", Şair Manmud Hasan İsmail.
       
       
      Allah, ardında hoş koku ve rayiha bırakıp, Giden günlere ve gecelere rahmet etsin.
       
      Onların sözlerine gelince; Selef-i salihin sözleri az ve bereketli, başkalarının ki ise çok ve bereketsiz­dir.
       
      Senin azın yeter bana
      Ama "senin azına" az denilmez ki
       
      Dillerinden dökülen sözlerin eşsiz bir. tadı, akılcılığı ve zerafeti vardır. Sözleri göz kamaştırır ve gerçek bir deneyimi yansıtır.
      Suskunluklanyla konuşandan daha çok şeyler anlatan bu kimselerin acaba konuşmaları nasıl olurdu?
       
      Zamanın yok edemediği şebnem damlacıkları ve hoş kokular
      Susayıp su içmek isteyenlere pınar olan kelimeler
      Ebediyete uzanan, ruhu aydınlatan en güzel sözlerin taşıdığı bir dünya...
       
      Yardım eli uzatan en parlak nurdan bir kanatla... Şairin şu sözü bunu doğrulamaktadır:
      Sana dinlemekle bıkılmayan bir söz geldi Nesri de nazmı da hoş gelir bize Her can onu zikrettiğinde rahatlar, huzur bulur Kalbinin karanlığı kalkar, mutmain olur
      Sözleri bize şunu ilham eder: "Biz kalbimizi yumuşatacak şeylere herkes­ten daha çok muhtacız. Bunlar, bize iade edilmiş yitik mallarımızdır."
       

      Çok konuşanlara aldanma sen
      Anlatma meraklısı olmayanlara kulak ver
      O, emareleri apaçık olan hakikatleri öğrenmeye çalışmış
      Ancak yaşantısını çürük ve bozuk şeyler üzere kurmuştur
       
      Yahya b. Muaz der ki: "En güzel şey halim selim bir insanın diliyle derin deryadan çıkartılan zarif sözdür."13
       
      Selefemizin ne kadar yufka yürekli olduklarını, böylece sözlerinin, haki­katle bağlantılı olduğunu ilan edercesine ebedileştiğini ileride bileceksin.
       
      "Sözlerin nesiller boyu yaşaması ve ebedileşmesi, ancak onun hakikatle 've hayırla bağlantısının bulunması, Allah'ın kullanyla ilgili kurallarından bir dayanağının olması, kullarına verdiği ilhamdan bir desteğinin bulunmasıyla mümkündür."14
       
      Hâlleri ve kim oldukları yüzlerinden olduğu gibi sözlerinden de anlaşılır. O yüzden seleften kendilerini Allah'a vermiş kimselerin nasihatlerini derle­dim. Öyle sözler ki:
      "Kalpleri en yüce hedefe doğru yönlendirir, nefisleri mukaddes padişa­hın civarında olmaya iter. Bunlar öyle faydalıdır ki, azı dişlerle tutulmaya, sıkıca sarılmaya değer. Okuyucusuna zevk, bakana şevk verir."15
       
      Sözün bereketli olmasının sebeplerinden biri sahibini belirtmek oldu­ğundan dolayı elimizden geldiği oranda kaynağını ve selefemizden kimin söylediğini zikrettik. Selefemizin sözlerine İslâm'ın yitiği Seyyid Kutup'un (Al­lah şehadetini kabul etsin ve şehidlerden saysın.) sözlerini ekledim. Zira o Üstad Nedvî'nin söylediği gibi:
       
      "İslâm'ın yeni fetihlerindendir."16 Bütün bunlara da "Kuşeyrî Risalesi"nin müellifi Kuşeyrî'nin17 Kitap ve Sünnete uyan sözlerini ekledik. Zira hikmet mü'minin yitik malıdır ve onu nerede bulursa alır.
       
      13 "Tarihu Bağdad", 14/209.
      4 "Sevarid", Abdulhalim Azam s^340. "Hâdi'l-Ervah", İbn Kayyim. "Müzekkirâtu saihin fi'1-âlemi'I-arabi".
       
      Abdulkerim Kuşeyri: Tasavvuftaki önemli isimlerden biri. Akidedeki mezhebi Es'ari. "Risale-i Kuşeyriyye" isimli kitabı tasavvuftaki meşhur kitaplardandır. Pek çok zayıf bilgiler içeren bu ki­tapta iyi söz azdır.
       
      İbn Kayyim'in (rah.a.) söylediği gibi: "Basiretli ve sadık kişi, her ganimetten bir pay alır ve her grupla onlardan en güzeli alma niyetiyle muamele eder."18
       
      Bol bol şiir zikrettim. Allah'a hamdolsun bizim bundan yana bir tecrü­bemiz var. Ta ki mâna yerleşsin, daha uzun süre tefekkür edilsin ve hatırlan­sın. Nice şiirler vardır ki, söz onun heybetinden ürker.
      Sen ağacımızın tepesinde öten bir kuşsun Yanlışlık bizim nağmemizin bir parçası Bu eşsiz bir nağme değilse eğer Bahçemiz dışında hiçbir yerde şakımaz19
       
      Hadislerden sadece geçmiş asırlardaki hadis âlimlerinin veya günümüz­deki Şeyh Elbânî gibi hadisçilerin sahih veya hasen olduğunu belirttikleri hadisleri zikrettim. Yine onun hadis, tahriçlerini naklettim. Allah onu bereketli ve ömrünü uzun etsin.
      Ey bu kitabımı okuyan kişi!
       
      Bu kitabın kân sana, zararı banadır. Berrak kısmı senin, bulanık kısmı benimdir.
       
      Allah'ım bunu senin rızan için yapılmış bir amel olarak kabul et. Çünkü ey Mevlâm, senin için yapılan her şey bakî kalır, senden başkası için yapılan her şeyde yok olup gider.
       
      Olmaz olsun kalbi senden başkası için atıp da Dili senin için yalancı sevgi sözleriyle dönen kimse.

      Bu önsözümü İbnü'l-Cevzî'nin şu sözüyle noktalıyorum: "İlahi! Seni anla­tan şu dile, sana götüren ilimleri okuyan şu göze, sana hizmet ve kulluk için yürüyen şu ayağa, Peygamberin'in (s.a.v.) hadislerini yazan şu ele azap et­me. İzzetinin hakkı için beni cehenneme sokma. Zira cehennemlikler bile
       
      18"Medaricu's-salikin", 2/39, 370.
      19"el-Esrar ve'r-rümûz".
       
      senin dinini savunduğumu bilirler. Allah'ım! Beni ilim ve amelde ulaşmayı arzuladıklarıma ulaştır. Ömrümü uzun et ki bunlardan istediklerime ulaşa­yım."

      Son sözüm şudur ki, Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 
       
      Rabbinin rahmetine muhtaç kul. ( Gece ibadetleri , polen karınca yayınevi , gece ibadetleri , Feyzullah birışık ,  gece yolcuları kitabı , gece yolcuları kitabı , savaş kocabaş , polen yayınları )

       
      SEYYİD B. HÜSEYİN EL-AFFÂNÎ
      Benî Süveyf - Mısır
       


      Polen yayınları, Seyyid Hüseyin el Affani tarafından yazılan Gece Yolcuları Gece İbadetleri adlı kitabı incele diniz.

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789759833506
      MarkaKarınca Polen Yayınları
      Stok DurumuVar
      9759833506
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.