• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Hak Dini Kuran Dili Elmalılı Tefsiri, 10 Cilt

      Hak Dini Kuran Dili Elmalılı Tefsiri, 10 Cilt
      Hak Dini Kuran Dili Elmalılı Tefsiri, 10 Cilt
      Hak Dini Kuran Dili Elmalılı Tefsiri, 10 Cilt
      Hak Dini Kuran Dili Elmalılı Tefsiri, 10 Cilt
      Hak Dini Kuran Dili Elmalılı Tefsiri, 10 Cilt
      Hak Dini Kuran Dili Elmalılı Tefsiri, 10 Cilt
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Görsel 6
      Fiyat:
      600,00 TL
      İndirimli Fiyat (%50,8) :
      295,00 TL
      Kazancınız 305,00 TL
      5.0 1
      295.00 www.goncakitap.com.tr
      73,75 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
               Stoktan Kargo 

      Kitap               Elmalılı Tefsir Hak Dini Kuran Dili
      Yazar              Elmalılı M. Hamdi Yazır 
      Tercüme          Doç. Dr. Sıtkı Gülle
      Yayınevi          Huzur Yayınları
      Etiket Fiyatı     600 TL
      Kağıt - Cilt       Sarı şamua - 10 Lüks  bez cilt 
      Sayfa - Ebat     6.322 sayfa  - 17x24 cm
      Yayın Yılı         2015
      ISBN                9789758666447

      Huzur Yayınları, Elmalılı M. Hamdi Yazır (ra) tarafından yazılan Elmalılı Tefsir Hak Dini Kuran Dili adlı kitabı incelemektesiniz.
      Hak Dini Kuran Dili Elmalılı Tefsir kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2
       


             SUNUŞ
       
      İnsanları en doğru yola ileten ve güzel amellerde bulunan müminlere bü­yük bir mükâfatla ödüllendirileceklerini müjdeleyen Kur'ân-ı Kerim, Hz. Peygamber'e vahyedildiği günden beri ruhları aydınlatmaya devam etmiştir, kıyamete kadar da devam edecektir. Kur'ân-ı Kerîm'e hizmet etmeyi şeref­lerin en büyüğü sayan İslâm âlimleri, bir yandan onun gönüllerde yer etme­si uğruna harcadıkları mürekkep kadar göz nuru dökmeyi esirgemezken, öte yandan Allah Kelâmı'nın hep yücelerde kalması için muharebe meydanla­rında cengaverlerle birlikte kanlarını akıtmaktan da çekinmemişlerdir.
       
      Bizler de onların torunları olarak karınca kararınca bir hizmette bulunmak gayesi ile Merhum Elmalılı M. Hamdi YAZIR'ın, kıymeti erbabınca çok iyi bilinen Hak Dini Kur'an Dili adlı Türkçe tefsirini günümüz Türkçe 'siyle okuyucularımıza sunmaya karar verdik.
       
      Bu gayemizin gerçekleşmesi için kendisine başvurduğumuzda, eserin sa­deleştirme hizmetini üstlenmekten kaçınmayıp, bu uğurda yıllarca göz nuru dökerek değerli mesailerini harcayan Yrd. Doç. Dr. Sıtkı GÜLLE hocamıza, gösterdiği feragatten dolayı minnettarız. Hocamıza ve bu değerli eserin sadeleştirilmesinin gerçekleşmesinde bize yol gösteren ve emeği geçenlere şükranlarımızı sunuyoruz.
        
      Huzur Yayınevi
       
       
                 TAKDİM
       
      Şu hakikati en başta itiraf etmek gerekir ki, Elmalılı Haindi Efendi, asır­ların benzerini nadiren yetiştirebildiği büyük din bilginlerinden biridir.
       
      Türk bilginleri öteden beri Kur'an-ı Kerim'in tefsiri hususunda çok büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Ancak bu bilginlerin yazmış oldukları tefsirle­rin büyük ve en önemli kısmı Arapça'dır. Hamdi Efendi ise, tefsirini Türkçe yazmış ve bu nedenle erbabınca bilindiği üzere büyük zorlukları göğüsleme­ye muvaffak olmuştur. Özellikle âyetlerin meallerini ayrıca yazmış olması, bu zorlukların derecesini bir kat daha artırmıştır. Çünkü Arapça tefsir yazan­lar, diğer tefsirlerden ve kaynaklardan tercüme zahmetine katlanmaksızın is­tedikleri kadar iktibasta bulunabilmektedirler. Ayrıca bir meal yazmak mec­buriyetinden de kurtulmuş bulunmaktadırlar. Türkçe yapılan bir tefsirde ise, durum çok başkadır. Özellikle belagatın icaz mertebesinde bulunan Kur'an âyetlerini, aslında bulunan fesahat ve belagatı gösterebilmek şartıyla, Türk­çe'ye çevirmek tahmin edilenden çok daha güçtür. Bununla beraber kabul et­mek gerekir ki, Hamdi Efendi bu hususta en fazla muvaffak olanlardan biri­dir. Mânâyı lafza feda etmeksizin tercümede, o gün kullanılan dile göre, sa­deliği yeteri derecede muhafaza edebilmiştir. Ancak zamanla bu kullanılan dil de eskimiştir. İşte bu neslin de bu büyük tefsirden istifade edebilmesi için sadeleştirme yoluna gidilmesi zarureti ortaya çıkmıştır.
       
      Bu sadeleştirmeyi, aslına uygun olarak, büyük bir başarı ile yapan değer­li dost ve arkadaşım Yrd. Doç. Dr. Sıttı GÜLLE'yi gönülden kutlar; tefsirin, okuyucular için bu haliyle çok daha faydalı olacağını ümit ederim.
       
      Ayrıca bu değerli tefsiri bu şekliyle yeniden neşreden HUZUR YAYINE 'ne de teşekkür etmeyi bir vecîbe addediyorum.
       
      Prof. Dr. M. Sadi ÇÖGENLİ
       
       
                         TAKDİM

      İslâmi literatür iyice incelendiğinde görülecektir ki, ilk bakışta din ile il­gili bulunmayan bilim dallarındaki çalışmalar da dahil olmak üzere, İslâm alimleri tarafından yapılan tefsîr, hadîs, fıkıh, kelâm, gramer, edebî bilgiler v.b. her türlü çalışma, Kuranı Kerimin verdiği mesajı imkan ölçüsünde doğru anlama ve yorumlama gayesine yöneliktir.
       
      Asr-ı Saadette Kuran-ı Kerim âyetlerini bizzat Hz. Peygamber'den sorup anlamaya çalışarak ihtisas sahibi olan sahabîlerin görüşlerine başvurularak. ihtiyaca binaen, Kur'ân-ı Kerîm'in bazı sûrelerinin açıklamalarının yapılma­sıyla başlayan tefsir yazımı, çoğu günümüze kadar ulaşan büyük tefsir kitap­larının ortaya çıkmasını sağlamıştır.
       
      Türk dünyasında Kur'ân-ı Kerîm'in verdiği ilâhî mesajlar, önceleri din adamları tarafından Arapça tefsir kitaplarından yararlanılarak halka anlatılır­ken, zamanla birçok değerli İslâm âlimi tarafından Kur'ân-ı Kerîm'in Türk­çe tefsirinin yazılması isabetli bir gelişme olmuştur.
       
      Kur'ân-ı Kerîm'in Türkçe tefsirini yapan şahsiyetleden biri, hattâ en önemlisi merhum Elmalılı Hamdi YAZIR 'dır. O, Kur'ân-ı Kerim'in hiçbir dile hakkıyla tercüme edilemeyeceği kanaatine sahip olmasından olacak ki, Hak Dîni Kur'an Dili adlı tefsirinde Kur'ân-ı Kerîm'in mealini ve tefsirini ya­parken, Arapça, Farsça ve Türkçe'ye hakimiyeti ve geniş ufku sayesinde, ke­limeleri ve cümleleri Arap grameri ve belagat açısından iyice irdeleyerek manayı olabildiğince doğru olarak ortaya koyma gayretini göstermiştir. Bu­nun yanı sıra, çağdaş ilmî verileri dikkate alarak yeni yorumlar getirdiğini söylemek de yanlış olmaz. Yine de, âyetleri zahiri anlamıyla tefsir etmeyi tercih etmiş olduğunu ve zorlama tevillerden kaçındığını söylemek müm­kündür.
       
      Merhum Elmalılı Hamdi YAZIR'ın, bu kısa takdim yazısında övgüye sığmayacak olan Hak Dini Kuran Dili adlı tefsîrini, yazarının verdiği anlamlardan şaşmadan aslına uygun, fakat günümüz kuşaklarına hitap ede­cek şekilde başarılı bir üslupla sadeleştiren Yrd. Doç. Dr. Sıtkı GÜLLE nin bundan sonra da daha nice başarılı çalışmalarla Türk okuyucusunu aydınlat­ma hizmetlerine devam etmesini umuyor ve bu değerli tefsiri sadeleştirilmiş şekliyle yayınlama hizmetinden dolayı HUZUR YAYINEVİ sahibi Faruk SAĞLAM 'ı kutluyorum.
      Prof. Dr. Nevzat H. YANIK
       
       
            ÖNSÖZ
       
      ELMALILI HAMDİ YAZIR (1295/1878-1361/1942) VE TEFSİRİ
       
       
      ÖZETLE HAYATI
       
      1295/1878'de Antalya'nın Elmalı kazasında doğdu. Babası Numan Efen­di, annesi Fatma Hanım'dır. İlkokulu ve bugünkü ortaokula tekabül eden rüşdiyeyi Elmalı'da bitirdi. Küçük yaşlarında hafız oldu. Dînî ilimler alanın­da önbilgileri Elmalı'da okudu. 1312/1894'te dayısı Mustafa Sarılar tarafın­dan İstanbul'a getirildi. Burada dönemin meşhur âlimlerinden Kayserili Hamdi Efendi (Ö. 1332/1914)'nin derslerine devam etti. 1324/1906'da Bayezıt Dersiamı oldu. 1325/1907'de Mekteb-i Nüvvâb (Hukuk Fakültesi)'ı bi­rincilikle bitirdi. 1326/1908'de ailesi İstanbul'a taşındı. H.Yazır aynı yıl An­talya milletvekili seçildi ve altı ay sonra da evlendi.
       
      Öğretim hayatına dersiâmlıkla giren H.Yazır, Vaizler Medresesinde Fıkıh Usulü, Mekteb-i Nüvvâb ile Mekteb-i Kuzat'da İslâm Hukuku, Mekteb-i Mülkiye'de de Mantık okuttu. Bu arada Huzur Dersleri''ne de muhatap ola­rak katıldı.

      Gençliğinde Şeyhülislâmlık Mektub-i Kalemi'de yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1918 yılında Şeyhülislâmlık teşkilatı içinde kurulan Daru'l-Hikmetil-İslâmiye'ye önce üye, ardından da başkan oldu.

      I. Damat Ferit Paşa Hükümetinde (4 Mart-30 Eylül 1919) Evkaf Nâzın (Vakıflar Bakanı) olarak atanan H.Yazır, Ankara'da TBMM Hükümeti ku­rulduktan (Cumhuriyet henüz ilan edilmemiştir, devletin resmi adı budur)sonra tutuklanıp Ankara'ya götürülür (1922). Kırk gün kadar süren tutuklan­ma ve yargı sürecinin ardından beraat eder-etmez İstanbul'a döner.


      1  Huzur Dersleri: Ramazan ayının ilk gününden başlamak ve sekiz dersle sona ermek üzere saray'da padişah huzurunda, 'Mukarrir' adı verilen zamanın tanınmış âlimleri tarafından takrir olunan derslerin adıdır. Buna 'Huzûr-i Hümâyun Dersleri' de denilirdi. Mehmet Zeki PAKALIN. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, I, 860. Ayrıca bkz. Ord. Prof. Ebu'l-ulâ Mardin. Huzur Dersleri, İsmail Akgün  Matbaası, İstanbul, 1956, l-III.
      2  Dr.Fatma PAKSÜT, -'Merhum Dayım Hamdi Yanı", Elmalılı Hamdi YAZIR Sempozyumu, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 1993, s. 
       
       
      1926 yazında yazmaya başladığı tefsirini 12 Cumâdelâhire 1357 (18 Ağustosl938)'de tamamlar. 27 Mayıs 1942'de vefat eder. Kabri Sahra-i Cedid mezarlığındadır.

      Çocukları, büyük oğlu Ahmet-Muhtar (1910-1980), ortanca oğlu Numan menenjit sonucu vefat eder. (1916-1931)], küçük oğlu da Hamdun'dur (1919 - 1988).           
       
      Basılmış Eserleri
       
      -İrşâdu'l-Ahlâffî-Ahkâmi'l-Evqâf (1330/1912'de basılmıştır).
      -P. Janet-G. Seailles'in "Histoire de la Philosophie" isimli eserini Metâ-lib ve Mezâhib adıyla yaptığı tercüme (1923 yılında tercümesi tamamlanan bu eserin ilk baskısı 1925 yılında gerçekleştirilmiştir).
      -Sırât-ı Müstagîm, Sebilu'r-Raşâd ve Beyânu'l-Haq'ta yayınlanan Maka­leleri.3 .
      -Ve:
       
      " Hak Dini Kur'an Dili “ adlı tefsiri.
       
      Yüce Kur'ân'ın manasının anlaşılmasına yönelik faaliyetler Sahabe döne­minde başlamış ve artan bir yoğunlukla hep sürdürülmüştür. Bu çalışmaların çoğunluğu Arapça olmakla birlikte Arapça konuşmayan müslüman milletle­rin yetkilileri de Kur'ân'ın kendi dillerine çevirilmesi, tefsirinin yapılması için girişimlerde bulunmuşlardır. Bu uluslardan biri de Türk Milleti'dir. İs­lâm Dini ile şereflenen milletimizin yetkilileri de Kur'ân'ın Türkçe mealinin yazılması, tefsirinin yapılması için öteden beri himmet göstermişlerdir. Bu gelenek Cumhuriyet döneminde de bozulmamış ve sonuçta "Hak Dini Kuran Dili" adlı o güne kadar yazılmış Türkçe meal ve tefsirlerin en kap­samlısı halkın istifâdesine sunulmuştur.

      Ceride-i İlmiye' adlı aylık dergide de bir makalesi tesbit edilmiştir. H. Yazır Sempozyu­mu, Doç. Dr. Nesim Yazıcı, Muhammed Hamdı Yazır'ın Basın Hayatı ve Yazarlığı, s. 27.
       
      Bu tefsir, TBMM'nin o tarihlerdeki adı ile: T.C. Diyanet İşleri Reisli­ği'ne verdiği bir görev sonucunda gerçekleştirilmiştir.4 Yapılan görüşmeler neticesinde Müfessirimiz, tevdi edilen teklifi kabul etmiş ve eserini on iki yılda tamamlamıştır. Çalışma 1938 yılında noktalanır. İkmal edilen kısımla­rın basımına İstanbul'da Ebuzziya Matbaasında 1935 yılında başlanır ve 1939 yılında tamamlanır. 1960 ve 1971 yıllarında bu nüshanın ofset baskıla­rı yapılmış; 1990'lı yıllarda da sadeleştirilerek yayımlanmıştır.
       
      Orijinal Nüshası
       
      Merhum Müfessirimiz tefsirini, Fatil. İskenderpaşa mahallesinde Ahme-diye camiine bakan apartmanın yanında  bulunan 6 nolu Yazır apartmanında yazmıştır. Şimdilerde de bu apartmanın önünden zaman zaman geçerken Elmalılıya Fatiha göndermeyi unutmamaya özen gösteriyorum.
      Biz Hamdi Efendi'nin bu eserini Osmanlıca yazdığını, eksik orijinal nüs­hasının İstanbul Müftülüğü arşivlerinde olduğunu biliyorduk. Ne yazık ki o tarihlerde çok aramamıza rağmen bu nüshaya ulaşamamıştık.5 Ebuzziya ve

      4   Müfessirimiz, mukaddimesinde bu olayın târihî seyrini ve sözleşme şartlarını ayrıntıları ile vermektedir. Biz oradaki bilgilere ek olarak şunları da kaydedelim: Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Rifat BÖREKÇİ ile yardımcısı Ahmet Hamdi AKSEKİ'nin ısrarları üzerine âyetlerin tercümesinin İstiklal Marşı Şâiri Mehmet AKİF Bey'e, tefsirinin de Müfcssiri-miz'e verilmesi kararlaştırılır. M. Akif bir süre sonra Mısır'a gider, bitirdiği bölümleri Hamdi Efendi'ye gönderir. Derken ülkede:'Türkçe Kur'ân' propagandaları başlar. Bu hu­susta Prof. İ. Ersöz Bey (H.Yazır Sempozyumu, 173) şöyle der: ".. Akif gönderdiği tercü­meleri düzeltme bahanesi ile geri ister. Almış'olduğu avansları iade edip sözleşmeyi fes­heder. Fakat tercüme işini bırakmaz. Arkadaşı Yozgatlı Müderris İhsan Efendi'nin ısrarı üzerine tamamlayıp ona tevdi eder ve: "Ölümümden sonra ister başkasına ver, islersen yak' diye vasiyette bulunur. Bu tercümenin ne olduğu konusunda şu anda ma'Iesef net bir bilgiye sahip değiliz.."
       
      5-Bu orijinal nüshanın akıbetini öğrenmek için araştırmalarımızı, ilgililerle görüşmelerimi­zi sürdürdük. Sonunda bu eksik -ki baştan ilk iki cilt ile ortalardan bazı bölümler ve 30. cüzün nerede olduğu tesbit edilememiştir- nüshayı bulduk, demirbaş deflerine kayda geçi­rilmesini sağladık ve resmi kanaldan birkaç sayfa fotoğrafını aldık. Bu eksik nüshanın gün yüzüne çıkarılmasında bize yol göteren Prof Dr. Abdulaziz BAYINDIR ile İsav'dan Dr. İs­mail KURT Bey'lere ve resmî işlemlerde yardımcı olan İst. Müftülüğü yetkililerinden Ata­man YILMAZ ve İstanbul vaizlerinden Masum VANLIOĞLU Bey'lere teşekkürler edi­yorum. S.G.


      Eser baskıları üzerinden çalışmalarımızı sürdürürken -henüz birinci cildi ta­mamlamamıştık ki- kulağımıza orijinal Osmanlıca elyazması nüshasının Üs­küdar'da Hüdai Vakfına bağışlandığını haber aldık. O sıralarda bir başka ha­ber daha aldık ki Vakıf, bu nüshaların fotokopi yöntemi ile isteyenlere veri­lebileceğini kararlaştırmış ve bu gibi eserlerin değerini bilen bir kardeşimiz­le anlaşmış. Sonuçta eserin fotokopisini temin ettik. Nefis bir ciltle ciltlene­rek bize teslim edilen fotokopileri incelemeye başladık. İnceleyince Osman­lıca bu elyazması fotokopilerin merhum müfessirin kendi orijinal nüshası değil, kardeşi Mahmud YAZIR'ın tebyiz edip Topbaş ailesine takdim ettiği nüsha olduğunu gördük6
       
      Bu Tefsir İle İlgili Bazı Tesbit ve Düşüncelerimiz

      Kur'ân'ı, anlamına âşinâ olarak dikkatlice okuyanların, onun tertibi­nin/sûre ve âyetlerinin dizilişinin vahy kaynaklı olduğunda kuşku duymazlar ve bunu sayfalar ilerledikçe artan bir hayranlıkla gözlemlerler. Farklı görüş­ler ileri sürenler bir tarafa, tefsirlerde Kur'ân'ın tertibinin tevkîfîliği husu­sunda çeşitli fikir jimnastikleri yapılmıştır. Elmalılı da sözleşme gereği âyet­ler arasındaki bağlantılara olabildiğince geniş yer vermiş ve çoğunda üstün bir başarı göstermiştir. Tefsirin ilk üç cildi ile son iki cildinde derin tahliller yapmış, ayrıntılı bilgiler vermiştir7. Bize göre Merhum Müfessir'in bu çalış-

      6  Burada  Mahmud YAZIR'ın, ağabeyinin tefsirini tebyiz edip Topbaş ailesine takdimi ile il­gili taraflar arasında gerçekleşen, ama sınırlı bir çevre tarafından bilinen 'mücamele'nin güzel örneklerinden birini zevkle kayıtlara geçiriyorum: Mahmut Yazır, tefsiri tebyize (te­mize çekerek yeni bir nüshasını yazmaya) 1354/1935 tarihinde başlar ve ağabeyinin vefa­tından yaklaşık beş ay sonra 1942 Ekim ayında tamamlar. Bu nüsha bir cildi fihrist olmak üzere on üç cilttir. M. Yazır, istinsah ettiği nüshayı Topbaş ailesinden Ahmet Efendi'ye he­diye eder. Aile de onun bu cemilesine Erenköy'de bir ev armağanı ile mukabelede bulu­nur. M. Yazır Ankara'da Çalıştığı Vakıflar'dan 1952'de emekli olunca İstanbul'a bu eve taşınır. Daha sonra bu nüsha aileden Abidin Bey'e verilir. O da Üsküdar'da bulunan Hü­dai Vakfı 'na bağışlar.

      7   Bu vesile ile Emin SARAÇ hocamızın bize anlattığı bir hatırasını kayıtlara geçirmek dü­şüncesi ile aktarmak istiyorum: Eski Diyanet İşleri Başkanlarımızdan -elini öpüp duasını alma bahtiyarlığına erenlerdenim (S.G.)- Ömer Nasuhi BİLMEN (1883-I971)'den dinle­miştim: "Muvazzah İlm-i Kelâm adlı eserimi bastırınca (ilk baskısı 1923'le yapılmıştır. Diyanet Ansiklopedisinde ilk baskı için gösterilen tarih hatalıdır. S.G.)  bir adet Üstad Hamdi YAZIR 'a takdim ettim. Bir-iki hafta sonra karşılaştığımızda bana: 'Ömer Efendi! Eserini âhirinden evveline (sonundan başına) kadar okudum, pek muvaffak olmuş­sun, tebrik ederim. Müellifler genellikle teliflerinin baş taraflarına büyük i'tina gös­terirler, sonlarına doğru aynı dikkati göstermezler. Senin eserinin son kısmı da baş tarafı gibi başarılı' dedi." Biz de Müfessirimizin Ö. N. Bilmene söylediği cümlesini: "Eserini, âhirinden, vasatından evveline kadar.." demiş olsa idi 'vasatından=ortasından’ kaydını koymakla kendini bağlamış olur, eserinin ortası da başları ve sonları gibi olurdu. S.G. masının başka hiçbir faydası olmasa bile bazı sûre ve âyetler arasında kurdu­ğu bağlantılar ile Muhammed Abduh'un Fil Sûresi'ndeki görüşlerine yöne­lik ilmî eleştirileri yeter de artar bile! Müfessirimiz eserinde tasavvufçuları sahiplenir ama onların çirkin hareketlerine de karşı çıkar8
       
      Bu eserde: Kur'ân âyetlerinin hangi açılardan mucize olduğu9, Hz. Âdem'e secdenin mahiyeti10, Allah Teâlâ'ya 'seyyid=efendi, bey' denilip-denilemeyeceği]', Allah'ın Arş üzerinde istivasının ne anlama geldiğiI2, Hz. Peygamber'in yaşadığı asrın üç döneme ayrılarak değerlendirilmesi'-\\ aklın tanımı14, bidat kavramı15, insanlığın yeryüzünde ebedî kalacağı görüşüne karşı ileri sürdüğü deliller16, beş vakit namazın farz olduğu hakkında delil gösterilen âyetlerle ilgili yorumları17, Hz. Peygamberin peygamberliği hak­kında Hıristiyan ve Yahudi kaynaklarında yer alan deliller18, İstanbul'un fet­hi19, Tur dağının İsrailoğullarının tepelerine kaldırılması olayı20, cahiliye döneminde kadınlar21, cennetteki hayatın sonsuzluğu22, Hz. Peygamber'in
       
      8   Bkz. et-Tekâsür, 102/2. âyetin tefsiri.
      9   Bkz. eI-Baqara, 2/17. âyetin tefsiri.
      10  Bkz. el-Baqara, 2/34. âyetin tefsiri.
      11  Bkz. el-İhlâs, 112/2. âyetin tefsiri.
      12  Bkz. el-Baqara, 7/55. âyetin tefsiri.
      13  Bkz. el-Asr, 103/1. âyetin tefsiri.
      14  Bkz. Âlu İmrân, 3/18. âyetin tefsiri.
      15  Bkz. el-Ahqâf, 46/9. âyetin tefsiri.
      16  Bkz. el-Baqara, 2/5. âyetin tefsiri.
      17  Bkz. en-Nisâ', 4/103. âyetin tefsiri.
      18  Bkz. el-Baqara, 2/213. âyetin tefsiri.
      19   Bkz. Sebe', 34/15. âyetin tefsiri.
      20   Bkz. el-Baqara, 2/63. âyetin tefsiri; en-Nisâ', 4/154. âyetin tefsiri.
      21 Bkz. el-Ahzâb, 33/28. âyetin tefsiri.
      22   Bkz. Hûd, 11/108. âyetin tefsiri.
       
      cinleri görüp-görmediği23, cihad ile güdülen amacın düşmanlık değil, insan­lar arasında sevgi ve dostluğu sağlamak olduğu24, Dabbetu'l-arz kavramı hakkında değerlendirmeler25, Deccal hakkında Yahudilerin iddiaları26, dün­yanın bir hastahaneye, Hz. Peygamber'in bir doktora, Kur'ân'ın da şifâ ve­ren bir ilaca benzetilmesi27, din, şeriat ve millet kavramları ve aralarındaki farklar28, İslâm dininin diğer dinlere üstünlüğü hangi açılardandır29, İslâm dininin baskıyı öngörmediği30, ecel kavramı3', kadınların örtünmekle yü­kümlü kılınmalarındaki amaç32, insanın maymundan geldiğini söyleyenlerin kafir oldukları33, Allah Teâlâ insanlara hangi aşamada: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye hitap ettiği34, dinin silaha bakışı35, 'evliyaullah' unvanı­nın ne gibi anlamlara geldiği36, Cenâb-ı Hakk'ın kulların isteklerini yerine getirmek mecburiyetinde olmadığı37, yeni kurulan yerleşim birimlerinde ca­mi ve mescitler, nerelere yapılacağı, bu hususta estetiğe önem verilmesinin gerektiği?38, kabir ziyareti39, Kaf dağı diye bir dağın olup-olmadığı40 gibi yüzlerce konuyu ve binlerce meseleyi okuyabilirsiniz.

      23   Bkz. el-Cinn, 72/9. âyetin tefsiri.
      24   Bkz. el-Mümlehıne, 60/7. âyetin tefsiri.
      25   Bkz. en-Neml, 27/82. âyetin tefsiri.
      26   Bkz. el-Mü'min, 40/35. âyetin tefsiri.
      27   Bkz. el-İsrâ, 17/83. âyetin tefsiri.
      28   Bkz. el-Baqara, 2/120. âyetin tefsiri.
      29   Bkz. Feth, 48/28. âyetin tefsiri.
      30   Bkz. el-Hacc, 22/78. âyetin tefsiri.
      31   Bkz. el-En'âm, 6/2. âyetin tefsiri.
      32   Bkz. el-Ahzâb, 33/59. âyetin tefsiri.
      33   Bkz. el-Furqân, 25/54. âyetin tefsiri.
      34   Bkz. el-A'râf, 7/170. âyetin tefsin.
      35   Bkz. el-Baqara, 2/190. âyetin tefsiri.
      36   Bkz. Yûnus,10/62. âyetin tefsiri.
      37   Bkz. el-Haşr, 59/23. âyetin tefsiri.
      38   Bkz. el-A'râf, 7/31. âyetin tefsiri.
      39   Bkz. et-Tekâsür, 102/2. âyetin tefsiri.
      40   Bkz. Qâf, 50/1. âyetin tefsiri.
       

            Müfessirimizin Üslûbu
       
      Müfessirimiz tefsirinde üç farklı üslup kullanmıştır:
       
      a-O gün için yalın sayılabilecek bir dil. Bazı konuları o dönemde sıradan insanların rahatlıkla anlayabilecekleri şekilde kaleme almıştır.   '
       
      b-Müktesebâtını fikrî tahlillerle yoğuran, ilmî yönü ağır basan, akıcı, etkileyici özgün edebî bir üslup.
       
      c-Tercüme dili. Yazdığı ifâdelerin tercüme olduğuna işaret etme­diği yerlerde bile bu üslûbu hemen sezilir. Tercümeleri akıcı­lıktan yoksun ve muğlaktır.
       
      Müfessirimiz başvurduğu kaynakları Mukaddimesinde saymıştır. Tesitlerimize göre yaptığı alıntıların kaynaklarını bazen gösterir, bazen de göstermez. Bununla birlikte tercüme yoluyla yaptığı alıntılar kolayca sezilir. Özellikle Fahruddin er-Razi'nin Tefsir-i Kebir'inden yoğun iktibaslarda bu­lunur41.
       
       
             Sadeleştirme Çalışmasında İzlenen Yol
       

      1-Mukaddimenin sadeleştirilmesinde Osmanlıca nüsha esas alı­nırken, diğer bölümlerde gâh Osmanlıca nüsha, gâh Eser/Ebuzziya baskıları temel alındı ve dipnotlarda bunlara işarette bulu­nuldu.
       
      2-Mealler sadeleştirilirken Müfessirin tefsir bölümündeki uyarı­ları dikkate alındı42.
       
      3-O dönemin Türkçesine dikkat çekilmesi amacıyla kullanılan kelime bazı yerlerde aynen alınmış, dipnotlarda bugünkü kul­lanımına işaret edildiği gibi; vecize denilebilecek her kelimesi bir sanat şaheserinin unsurları gibi değerlendirilebilecek bazı ifâdeleri olduğu gibi kullanılmış (=) çizgisi ile de karşılığı ve­rilmeye çalışılmıştır. Mesela: "Efkâr-i umûmiyyeyi alâkadar eden mesâilde kîl u kâl ile iftâ olunmaz" muhteşem cümlesi­nin aslı verilmeden yalnız sadeleştirilmiş şeklinin yazılması uygun görülmemiş, aslından sonra (=) çizgisi ile: "Kamu oyu­nu ilgilendiren meselelerde kenarda-köşede kalmış görüş­lerle fetva verilmez" karşılığı yazılmaya çalışılmıştır.
       
      41Bu tefsirle ilgili bazı tesbit ve değerlendirme notlarımız daha var. Ama onları  bir maka­lede ele almayı ve bilimsel bir dergide yayınlamayı düşünüyorum. S.G.
       
      42-Müfessir, tefsir kısmında meallerde bazı kelimeleri özenle seçtiğini belirtir. Bunun için biz de onun bu duyarlılığına i'tinâ gösterdik. S.G.
       
      4-Verilen mesajlara, vurgulanmak istenen esprilere dikkatlerin çe­kilmesi düşüncesi ile: "İlâhî mesajların ilim yönü Kur'ân'da, amel yönü de sünnette aranmalıdır"43; "Kur'ân'da nesih ol­madığını söylemek küfürdür"44; "Politika arenasının zu­lümde sembolü ile ekonomi dünyasının vurgunda sembo­lü"45 gibi dikkat çekici ifadelere yer verilmiştir.
       
      5-Müfessirden farklı düşünülen noktalar dipnotlarda açıklanmış­tır.

      6-Daha önce yapılmış sadeleştirmelerden farklı, tam zıt anlamlı bir sadeleştirme yapılmış ise dipnotlarda bu farklılıklara dikkat çekilmiş ve bu noktalarda Osmanlıca nüshanın paha biçilmez yararları olmuştur.
       
      Yorucu, yorucu olduğu kadar da zevkli bir çalışma yaptım. Lutuflar bah­şeden Rabbime hamdler sunuyorum.
       
      Burada çalışmamızın sonuca ulaşmasında hiçbir fedâkârlıktan kaçınma­yan Huzur Yayınevi Sahibi Faruk Sağlam Bey ile yayın hazırlığı aşamaların­da büyük bir titizlik gösteren Abdullah KARAKUŞ ve dizgiyi gerçekleştiren Saray Ltd. Şti. Sahibi Muhammed Bey'lere teşekkürler ederim.  ( Elmalılı tefsir seti , sıtkı gülle tercümesi tefsir  , elmalı tefsir , sadeleştirilmiş , huzur yayınevi , Muhammed Hamdi Yazır tefsiri, 10 cilt elmalılı tefsir, huzur şamua tefsir, özel kutulu, bez cilt lüks 10 kitap  )
       
      Sıtkı GÜLLE
      20.03.2003
       

      43  Bkz. el-Qasas, 28/44. âyetin tefsin.
      44  Bkz. en-Nahl, 16/101. âyetin tefsiri.
      45  Bkz. el-Qasas, 28/76. âyetin tefsiri.
       
       
        
      Huzur Yayınları, Elmalılı M. Hamdi Yazırtarafından yazılan 10 Cilt Elmalılı Tefsir Hak Dini Kuran Dili adlı kitabı incele diniz.

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789758666447
      MarkaHuzur Yayınları
      Stok DurumuVar
      9789758666447

      İlginizi Çekebilecek Diğer Ürünler

       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.