• Tüm Kategoriler
    • Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 


      VE KUVEYT TÜRK KREDİ KARTLARINA VADE FARKSIZ 4 TAKSİT BAŞLAMIŞTIR.


       

      İslamda Evlilik ve Aile Eğitimi

      İslamda Evlilik ve Aile Eğitimi
      Görsel 1
      Fiyat:
      70,00 TL
      İndirimli Fiyat (%51,4) :
      34,00 TL
      Kazancınız 36,00 TL
      2.0 4
      34.00 www.goncakitap.com.tr
      8,50 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
                  Stoktan Kargo 

        Kitap              İslamda Evlilik ve Aile Eğitimi
        Yazar             Ali Eren
        Yayınevi         Sağlam Yayınları
        Etiket Fiyatı    70 TL
        Kağıt - Cilt      2.Hamur, Ciltli, 2 Cilt birarada
        Sayfa - Ebat   845 sayfa, 17x24 cm, tek cilt
        Yayın Yılı        2013
         ISBN              9789759180782
       
      Sağlam Yayınevi tarafından hazırlanan İslamda Evlilik ve Aile Eğitimi kitabını incelemektesiniz.
      Ali Eren İslamda Evlilik Aile Eğitimi kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

           İslamda Evlilik ve Aile Eğitimi Ali Eren
       
      Değerli okuyucu!
       
        
      İnsanlığın temel taşı ailedir. Ailede huzur olursa, bütün insanlık huzurlu olur. Diğer bir izahla, insanlığın huzuru ancak İslamdadır. Öyleyse, insanlığın huzur ve mutululuğu islamî aile hayatına bağlıdır. Hiçbir şey bilinmeden yaşanmayacağına göre, bu mutlu hayatı yaşayabilmek için islamî aile hayatının nasıl olması gerektiğini öğrenmek icap eder. İşte, elinizdeki bu eser her yönüyle İslamî aile hayatını yani mutluluk yollarını anlatmaktadır.
       
      Bu kitapta, eş seçerken nelere dikkat edilmesi gerektiği, nişanlılık, İslama uygun düğün, evlilik hayatının mutluluğu, çocuk yetiştirmek, karı-koca arısındaki meydana gelebilecek sıkıntılar ve bu sıkıntıların nasıl aşılacağı ve benzeri bir çok konular yer almaktadır.
       
      Bundan başka, aile hayatını bir tarafa itip fuhşa yönelenlerin feci halleri ve girdikleri çıkmaz karanlıkları da ele alınmış, ibretlik halleri okuyucunun önüne konmuştur.
      Beğeneceğinizi ümit ederek takdim ediyoruz...
        
       
       İslamda Evlilik ve Aile Eğitimi


       
                KADININ YARATILIŞI
       
      Allah önce Hazreti Âdem'i cennette yarattı. Hz. Âdem, ken­disiyle oturup konuşacak bir kimse ve kendisiyle sükûnet bulacağı bir eşi olmadan tek başına cennette gezip dolaşıyordu Hazreti Allah ona bir uyku verdi ve Adem (a.s.) uyudu.
       
      Allah (c.c.) ona bir acı vermeksizin sol eğe kemiklerinden bi­rini alıp yerine et doldurdu. Bu eğe kemiğinden de Hazret Havva'yı yarattı.
       
      Kadın cinsinin ilki ve insanlığın ilk anası olan Havva Validemiz'in yaratılışını Allahü Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de şöyle beyan buyuruyor:
       
      Ey insanlar! O Rabbiniz (e karşı gelmek) den sakınınız ki sizi bir tek nefisten (ilk babanız Âdem'den) yarattı, ondan (da yine onun) eşini (ilk ananız Havva'yı) yarattı. Ve (bu) ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar türetti. Ve korunun o Allah'a (karşı gelmekden) ki, kendisi (nin adını öne sürmek sureti)yle birbirinizden dilekleşirsiniz. Akrabalığa da (saygı gösterin,hısımlık bağlarını kırmaktan çekinin). Çünkü Allah sizin üzerinizde (bütün amellerinizi, hareketlerinizi gören) tam bir gözeticidir. (Nisa sûresi, ayet/l.)
       
      Hazreti Havva'nın, Adem (a.s.)'ın eğe kemiğinden yaratıldığı şu hadis-i şerifte de beyan buyurulmaktadır:
       
      "Her kimin Allah'a âhiret gününe îmanı varsa o mü'min komşusuna ezâ ve cefâ etmesin. Bir de ey mü'minler! Size kadınlar hakkında hayırlı olmanızı tavsiye ederim. Kadınlar eğe kemiğinden yaratılmışlardır. Bu kemiğin en eğri kısmı üst tarafıdır. Eğer en eğri kemiği doğrultmaya çalışırsan onu kırarsın. Kendi haline bırakırsan dâima eğri kalır, (ve öyle kullanırsın), bu cihetle size kadınlar hakkında hayırlı olmanızı vasiyyet ederim." (Tecrid-i Sarih c. 11, s. 305)
       
      Yukarıda da beyan edildiği gibi, Adem (a.s.) uyurken, onun eğe kemiğinden Hz. Havva yaratıldı. Hz. Adem uyanınca baktı, başucunda bir kadının oturduğunu gördü ve "Bir kadın ha" dedi ve ona "Sen nesin, kimsin?" diye sordu. Hz. Havva da “Ben bir kadınım" dedi.
       
      - Sen ne için yaratıldın? diye sordu.
       
      Hz. Havva:
       
      -Sen benimle sükûnet bulasın diye yaratıldım diye cevap verdi.
       
      Melekler Hz. Adem'in ilminin derecesini anlamak için Hz. Havva'yı sordular ve
       
      -Bu nedir? dediler. Adem Aleyhisselam:
       
      -Bu bir kadındır, dedi.
       
      -İsmi nedir? dediler.
       
      -Havva'dır, diye cevap verdi.
       
      -O ne için yaratıldı? sualine de:
       
      -O benimle sükûnet bulsun, ben de onunla sükûnet bulayım diye, cevaplandırdı.
       
      Hz. Allah böylece Hz. Havva'yı, Hz. Adem'e eş yaptı. Adem (a.s.) ile Havva Validemiz'in nikahlarını Cebrail Aleyhisselam kıymış, bu nikahda Mîkâil Aleyhisselam ile İsrafil Aleyhis­selam da şahitlik yapmışlardır.
       
      Hz. Adem ile Hz. Havva cennette yerleştiler. Allah ikisine de, "Cennette yiyin-için fakat şu ağaca yaklaşmayın" buyurdu.
       
      Şeytan onlara yaklaşıp "Allah sizin cennette ebedî kal­manızı istemiyor. Bu yüzden o ağacın meyvesini size yasakladı. Eğer yerseniz cennette ebedî kalırsınız" diye önce Hz. Havva'yı, onun vasıtasıyla da Hz. Âdem'i kandırdı. Yasaklanan meyveyi yedirdi. Bunun üzerine her ikisi de cennetten dünyaya indirildiler. Hz. Âdem Hindistan'da Serendip (Seylan) adasına, Hz. Havva ise Cidde'ye indirildi.
       
      Hz. Âdem yaptığı bu işten dolayı çok ağladı ve affedilmesi için Allah'a yalvardı. Allah (c.c.) tarafından tevbesi kabul edildi.
       
      Allah'ın bildirmesiyle Mekke istikametine doğru yola çıktı. Hz. Havva ile orada buluştular.
       
      Bütün insanlar işte bu iki insandan çoğaldı.
        
       
      İSLAMDAN ÖNCE KADININ DURUMU
       
       
      Eski Hind hukukunda hiçbir muamelede kadına hak tanınmazdı. Bu hukuk karşısında kadın, evlenme ve vâris olma hakkından mahrum idi. Hattâ Budizmin kurucusu olan Buda, ilk zamanlarda kadının dinine girmesini bile kabul etmiyordu. Kendisi uydurup kurmuş olduğu dine ancak erkekleri kabul ediyordu. Kadın kötü ahlâka, zayıf karaktere ve çirkin temayül­lere sahip olduğu için "Manu" kanunu kadını; çocukluğunda babasına, evliliğinde kocasına, kocasının ölümünden sonra da oğluna veya kocasının akrabalarından birine bağlanmaya mecbur bırakıyordu.
       
      Bâbil Kralı Hamurabi'nin koyduğu ve “Hamurabi Kanunları" diye bilinen kanunda ise, erkeğin bir kadından fazla kadınla evlenemeyeceği esas tutulduğu halde, metres hayatının yaşanması ve bazı hallerde de birden fazla kadınla evlenme kabul edilmişti.
       
      İsrail oğullarının kanunlarında, aile reisi ve aileye mutlak hâkim olan erkek idi. Kızlar babalarının evlerinde bir hizmetçi gibi muamele görürlerdi. Baba istediği zaman, istediği kimseye kızını satabilirdi. Boşanma hakkı yalnız kocaya verilmişti ve koca bu hakkı istediği şekilde kullanabilirdi. Kız çocuklarının vâris olabilmeleri için, ölen kimsenin kızlarından başka hiçbir vârisinin bulunmaması şart koşulmuştu.
       
      İran'daki durum bambaşka idi. Orada Sasâni Devleti'nin kabul ettiği kanuna göre, erkek kendi kızkardeşi ile evle­nebilirdi. Bu iş kötü karşılanmadığı gibi, insanlar tarafından da ayıplanmazdı. Hattâ daha ileri gidilip, erkeğin kendi kızkardeşi ile evlenmesi teşvik edilirdi. Soy - sopun hiçbir anlamı olmayıp anne ve kızkardeşlerin saygıya değer hiçbir yönleri yoktu.
       
      Eski Roma ve Yunanlılarda kadının hiçbir değeri bulunmadığı ve hiçbir hakka sahip olmadığı bir gerçek olarak tes­bil edilmiştir. Onlarda evlenmekde tek ve en önemli gaye, bir erkek çocuğa sahip olabilmek idi. Diğer bir önemli husus ise, şehevî istek ve arzuları tatmin etmek ve mal-mülk yerine bir bekçi, eve bir hizmetçi temin etmek idi. Yahudilerde de bir kızın evlenebilmesi için, evleneceği erkeğe "Drahoma" adı altında kuracakları ailenin geçimini sağlayabilmesi için külliyetli para vermek zorunda idi. İçinde bulunduğumuz bu asırda bile bu gelenek titizlikle uygulanmaktadır.
       
      Bir Yahudi ailesinin, dünyaya gelen kızları için ilk düşündükleri ve kızın evlenme çağıma gelmesine dek çırpındıkları şey, kızlarına bu meblâğı veya karşılığı olan mülkü nasıl tedarik edecekleri hususudur. İşte İslâm dininin kadına hiçbir hak tanımadığını müslümanlar arasında kendi uşakları vasıtasıyla yaymak isteyen Yahudilerin kadına verdikleri kıymet ile, İslâmın evlenecek erkeği mehir vermekle yükümlü tutmasından, İslâmın kadına verdiği kıymet açıkça anlaşılmaktadır. Bizdeki Yahudi hayranları acaba bu hususları bilmiyorlar mı? Yoksa bildikleri halde sırf inad ve küfürlerinden dolayı mı İslama dil uzatıyorlar?
       
      Eski Çinliler kadını insan bile saymıyorlardı. Bunun içindir ki, kız çocuğuna ad koymayıp onu, bir, iki ve üç diye sayı ile çağırırlardı. Onların yanında erkek çocuğu makbul olup, kız çocuğuna hayvan nazarı ile bakarlardı. Eski zamanda İngiltere'de kocaların, karılarını satabildikleri tarihen sabit olmuştur.
       
      Arabistan'da İslâmdan önceki devirlerde kadının durumu yürekler acısı bir hal arzetmekte idi. Kız evlâtları diri diri toprağa gömülüp öldürülüyorlardı. Kadın mirastan mahrum bırakılmıştı. Kocası ölen bir kadına ceketini ilk atan kimse, ona sahip çıkardı. Erkek ceketini kadının üzerine attı mı, artık o kadına kayıtsız şartsız sahip olurdu. Kız çocuğu ailede mânevi yönden bir ar, bir yüz karası, maddî bakımdan ise bir yük telâkki edilirdi. Bunun içindir ki, ailede sonsuz haklara sahip olan baba, kızını diri diri toprağa gömüp öldürmekte serbeste hareket edebilirdi. Kızını bu şekilde öldürmekte hiçbir mahzur görülmediği gibi, bu şenî işinden dolayı da herhangi bir cezaya çarptırılmaz, insanlar tarafından yadırganmazdı.
       
      İslâm dini, kısaca zikrettiğimiz ve kadınların tarih boyunca mâruz kaldıkları kötü muameleleri ve kadının aleyhinde işleyen kanun, örf ve âdetleri kökünden kazıyıp yok etmiştir Kadına toplumdaki her türlü hakkını vermiştir. Bu gerçeklerin ışığı altında, kadın hakları konusunda İslama iftira edip dil uzatanların ne kadar sapıtmış ve sapıttırılmış oldukları meydana çıkmış olur.
       
      Bu sözlerimizi Allahü Teâlâ'nın şu âyetleriyle pekiştirelim: Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:
         
      "Yetimlere (erginlik çağına gelince) mallarını verin. Temizi murdara değişmeyin; onların mallarını kendi mallarınıza (katarak) yemeyin. Çünkü bu muhakkak yük bir günahtır."
       
      "Eğer yetim kızlar hakkında (adaleti yerine getiremeyeceğinizden) korkarsanız, sizin için helâl olan (diğer) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâh edin. Şâyed (bu suretle de) adalet yapamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir (kadın ile), yahut mâlik olduğunuz cariye (ile iktifa edin). Bu (bir kadınla evlenmek) sizin (hakdan) eğilip sapmamanıza daha yakındır."
      (Nisa Sûresi, ayet: 2-3)
       
      İslâmdan önceki câhiliyet devrinde erkekler, himayeleri altında bulunan yetim kızlarla malları için, onların mallarına göz dikerek evlenirlerdi. Bu sebepten birkaç yetim kızla evlenenler de vardı. Yetim kızlar kimsesiz oldukları için, kocaları onlara gerek mehirde ve gerekse evlenmeden sonra türlü türlü haksızlıklar ve eziyetler yaparlardı. Yetimler kendi hakların müdafaa edecek bir kimse ve makam bulamazlardı. Hattâ evlendikleri yetim kızların miraslarına konmak için karısının ölümünü isteyen koca, hiçbir ferd tarafından yadırganmadığı gibi, onu sorumlu tutacak ve bu isteğinden dolayı ona ceza verecek bir müessese de bulunmazdı. Cenâb-ı Hak bu âyetlerde yetimlerin mallarının yenmemesini, iyi muhafaza edilmesin ve yetimler erginlik çağına geldiklerinde mallarının kendilerine teslim edilmesini, kimsesiz olan yetimlere haksızlık etmemek hususunda kendisine güvenemeyenlere, kimsesiz oldukları için öyle bir haksızlık yapmaktan çekinmelerini, diğer kadınlarla evlenmelerini emretmiş, bu suretle aynı zamanda yetimlerin de haklarını korumuştur. İslâm hukukunun dışında hangi hukukta böyle sistemli ve yararlı esaslar vardır?
       
       
      İSLÂMIN KADINA VERDİĞİ ÖNEM
       
      İnsanlık tarihini incelediğimiz zaman görürüz ki, beşerin var olmasına sebep olan iki unsurdan biri kadındır. Evet kadın beşerin var olması için ikinci ana unsur olarak yaratılmıştır.
       
      Aile binasının iki temel taşından biri olan kadın, yaratıldığından bugüne kadar çeşitli merhaleler geçirmiştir.
       
      Kadın, hayatında öyle devirler geçirmiştir ki, o devirlerde çeşitli mazeretler öne sürülerek dünyaya gelir gelmez diri diri toprağa gömülüp ölüme mahkûm edilmiştir. Yıllar boyunca bir köle, hattâ bir eşyadan farksız olarak yaşamaya mahkûm edilen kadını, gerçek benliğine, ancak kâinata rahmet olara gönderilen Hazret-i Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) Alla tarafından getirip insanlara tebliğ buyurmuş olduğu İslâm dini kavuşturmuş, kadına gerçek değer ve itibarını vermiştir.
       
      İslâm dini, kadının pazarlardan alınıp satılan bir eşya olmadığını, her şeyden önce onun da bir insan olup, toplumun en küçük bölümü olan ailenin kurulmasında erkeğin bölünmez bir parçası olduğunu, onsuz erkeğin hiçbir şey yapamayacağını çok açık olarak beyan eylemiştir. İslâmdan önceki devirde kendisine tanınmayan tüm hakları kadına tanımış, her gün biraz daha düşen ve itibarını kaybeden bu saygıdeğer varlığın elinden tutarak, onu lâyık olduğu mevkiye kaldırmıştır.
       
       
      * * *
       
      İslâm dini, câhiliyet, devrindeki bâtıl inançları ve âdetleri kökünden kaldırmıştır. Kız çocuklarının öldürülmesine şiddet­le karşı çıkmış ve kız evlâdlarının herhangi bir sebepden dolayı öldürülmesini yasaklamıştır. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:
       
      "Evlâdlarınızı fakirlik korkusu ile öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Hakikat, onları öldürmek büyük bir suçtur."
       
       
      "Bilgisizlik yüzünden çocuklarını beyinsizce öldü­renlerle Allahü Teâlâ'nın kendilerine ihsân ettiği (helâl) rızkı, Allah'a iftira ederek haram sayanlar mu­hakkak ki maddî ve manevî en büyük zarara uğramış­tır. Onlar şüphesiz ki sapıtmışlardır ve (ondan sonra) doğru yolu da bulamamışlardır." (Enam Sûresi, ayet: 140)
       
      Câhiliyet devrinde Arapların birçoğu, esir olmaktan veya fa­kirlikten korkarak, yahut akıllarınca kızlarının gelin olma­larından utanarak dünyaya gelen kız çocuklarını diri diri toprağa gömüp öldürürlerdi. Bu âyetler işte Arapların bu kötü âdet ve işlerini yasaklamıştır. Cenâb-ı Hak, kızını bir erkekle everip kendisinin kayınpeder olmasından utanan, ar eden ba­banın kötü halini şöyle beyân buyurmaktadır:
       
      "Onlardan birine kız(ının doğum) müjdesi verilince, kendisi pek öfkeli olarak, yüzü simsiyah kesilir. Verilen müjdenin tesiriyle kavminden gizlenir. O (doğa) nı (sağ bırakıp) hakaretle mi tutacak, yoksa onu toprağa mı gömecek (kendi kendine düşünür). Bak, hükmede geldikleri (bu) şey ne kötüdür!" (Nahl Sûresi, ayet: 58-59)
       
      Kız evlâdını da, erkek evlâdını da veren Cenâb-ı Allah'dır. Kulun bu hususta hiçbir rolü yoktur. Cenâb-ı Hakk'ın yarattığı hiçbir şey ayıp vesilesi ve çirkin olmaz. Mülk ve tasarruf sahibi ancak O’dur. Yaptığından asla sual olunmaz. Dilediğini yapar. Hiçbir kimsenin O'nun yarattığını beğenmemeye ne hakkı, ne de gücü, kuvveti vardır. Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:
       
      "Göklerin ve yerin mülk (ve tasarruf)u Allah'ındır. (O, ni'meti ve belâyı dilediği gibi taksim eder. Bu, O'nun hakkıdır.) Ne dilerse yaratır O. Kimi dilerse ona kız evlâd)lar bağışlar, kimi dilerse ona erkek (evlâd)lar lûtfeder. Yahud (o çocukları) erkekler, dişiler olmak üzere çift verir. Kimi de dilerse onu kısır bırakır. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir. (Her şeye) kadirdir." (Şûra Sûresi, ayet: 49-50)
        
      Mekke'li kâfirler, kız çocuklarını âdi ve bayağı saydıkları halde "melekler Allah'ın kızlarıdır" diyorlar, onlara büyük bir hürmette bulunuyorlardı. Melekleri Allah'a nisbet etme ap­tallığı içinde idiler. Bu çirkin görüş ve düşüncelerini Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerîm de şöyle beyan buyuruyor:
       
      "Şimdi sor (Habibim) onlara (Mekke kâfirlerine): Herhalde kızlar Rabbinin de (Çünkü onlar "Melekler Allah'ın kızlarıdır" diyorlardı.) Oğullar onların mı? Yoksa biz melekleri dişi yarattık da onlar (buna) şâhid midirler? Haberin olsun ki onlar, hakikaten yalan söyleyerek, herhalde "Allah doğurdu" derler! Onlar elbette yalancıdırlar. Kızları oğullara tercih mi etmiş O? (Allah)" (Sâffât Sûresi, ayet: 49-53)
       
      Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'de kadına gösterilmesi gereken saygı, hürmet ve şefkatin birçok örneklerini vermiştir. O, "Bana dünyadan güzel koku ve kadınlar sevdirildi. En se­vimli zamanım ise, namazda bulunduğum andır." bu­yurarak kadının kıymet ve derecesini yükseltmiştir.
       
      İslâmın zuhurundan evvel kadınlara pek kaba ve sert davranılırdı. Kadınlar aşağılanan bir varlık olarak kullanılırlardı. Tıpkı bugün gayri İslâmî çevrelerde yaşayan kadınlar gibi. Toplum içinde kadına söz hakkını İslâm tanımıştır. Asırlar boyu Hıristiyanlık âlemi, kadını murdar bir mahlûk telâkki ederek ibadethanelere girmelerini bile yasaklıyordu. Buna karşılık İslâm, kadına tam bir ibâdet hürriyeti vermiştir. İslâm'ın kadına vermiş olduğu bir serbestlikledir ki, bir kadın cami içinde Hazret-i Ömer'in(r.a.) kadınlara verilen mehir hakkındaki ifadesine rahatça itiraz edebiliyordu. Buna karşılık o büyük halife de bu itirazın haklılığı karşısında yanlışını kabul edip kadına hak veriyordu.
        
      İslâmdan önceki devirlerde, içtimaî hayatın esasını teşkil eden tüm müesseselerin temelleri kökünden sarsılmış bir halde idi. Bütün azamet ve haşmetiyle gelen İslâm, sarsılan bu temelleri tamir etmiş, çöken binaların temellerini yeniden tahkim ederek inşa etmiştir. İslâmın gelişiyle, hor ve zelil görülen kadın, izzet ve şeref kazanarak esas yerine oturmuştur. Ticarî bir meta' olmaktan kurtulup kıymetli bir varlık haline gelmiştir. Çünkü İslâm, mağdur olan kadını bu kötü durum­dan kurtarıp hakkını vermiştir. Me'yûs olan kadın İslâmın gelişiyle ümit var olmuştur. Hiçbir hususta söz sahibi olmayan kadın, İslâmın sayesinde hakkını savunmakta, sesini her ta­rafa duyurabilmektedir. Zira İslâm güneşinin doğması ile âlem bambaşka bir âlem olmuş, insan, yaradılışındaki gayeyi idrâk etmiştir.
       
      Bugün Batı (Avrupa) kültürünün etkisi altında yetişen bir gencin anaya verdiği kıymetle, İslâm kültür ve terbiyesiyle yetişen bir gencin anaya verdiği kıymeti mukayese ettiğimizde, âmin kadına verdiği önem ve kıymeti anlamakta güçlük çekmeyiz. İslâmın ve onun getirdiği nizamın ne kadar ulvî, İslâm dışı olan bütün nizamların ne derece süflî olduğunu görürüz.
       
      Peygamberimiz;
       
      "Cennet anaların ayakları altındadır." buyurmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) bu mübarek sözü ile, kadının topl­umdaki yerini ne güzel tâyin buyurmaktadır.
       
      İslâm terbiyesiyle yetişen bir çocuk anasına bu gözle bakar. Onun arzusu dışında hiçbir iş ve harekette bulunmaz. İslâm şuur ve terbiyesinden mahrum olarak yetişen bir çocuğun, anasının rızâsını almak şöyle dursun, anasına hakaret etmek onu incitmekte hiçbir beis görmediği müşahede ilmektedir.
       Cenâb-ı Allah, ana-babaya iyi muamele edilmesini ve onlara “Öf” bile denilmemesini emrederek şöyle buyurmuştur:
       
      "Rabbin 'Kendinden başkasına kulluk etmeyin. Ana ve babaya iyi muamele edin" diye hükmetti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlığa ererlerse, onlara "öf" (bile) deme. Onları azarlama. Onlara çok güzel (ve tatlı) söz söyle. Onlara acıyarak tevazu' kanadını (yerlere kadar) indir ve: "Yârab, onlar beni çocukken nasıl terbiye ettilerse sen de kendilerini (öylece) esirge" de." (İsrâ Sûresi, âyet: 23-24)
        
       
         KADININ DİNİMİZDEKİ YERİ
       
       
      Kadının dinimizdeki yeri nedir?
       
      CEVAP:
      "Bahsettiğiniz yazar, müslümanlığı bilmeyen bir din câhili­dir. Onun, İslâmiyet'in kadına verdiği değerden bahsetmesi, körlerin fili ta'rif etmesine benzer Körün biri, filin bacağına do­kunur. "Fil direk gibiymiş." der. Biri de karnına dokunur, "Fil duvar gibiymiş" der. Diğeri de hortumuna dokunur. "Fil, yılan gibiymiş" der. Görenle görmeyen bir olmadığı gibi bilenle bilme­yen de bir olmaz".
       
      "Çalışan kadınların maaşını öğrenmek üzere, Amerika'dan iki kişi gelse, birisi bakanlık yapan bir kadının maaşını öğrense, öteki de yeni işe giren ilkokul mezunu bir kadının maaşını öğrense, verecekleri rapor elbette birbirinden çok farklı olur. İşçi bir kadın, başbakan olan kadınla mukayese edilmez".
       
      "Cinsleri, vasıfları farklı olanlar arasında mukayese olmaz. Meselâ elma armuttan veya armut elmadan üstündür dene­mez. Çünkü cinsleri farklıdır. Onun için elma ile armut top­lanmaz denir. Kadın ile erkek iki ayrı cinstir. Vazifeleri farklı­dır. Taksi ile tank, birbiriyle mukayese edilmez. Yüz kiloluk pehlivan ile elli kiloluk pehlivanı birbiriyle güreştirmiyorlar.
       
      Her pehlivan, kilosundaki pehlivanlarla güreşip şampiyon olabiliyor. Ağır sıkletteki bir pehlivan, rakiplerine yenilse, fakat elli kilodaki bütün pehlivanları yense madalya alamaz. Aynı cinsler arasında bile bazı vasıflar aranıyor".
       
       
         KADIN-ERKEK MUKAYESESİ
       
       
      "Kadınla erkek mukayese edilerek, "Kadın doğum yapıyor, erkek yapmıyor, böyle eşitlik olmaz" denemez. Allahü Teâlâ, kadını, erkeği ayrı işler için yaratmıştır. Fizikî yapısı birbirine benzemez. Birbirine benzemeyen iki şey, birbiri ile mukayese edilmez. Bir erkek kalkıp da, "Madem kadın-erkek eşitliği vardır, ne diye kadınlar da bizim gibi yerin altında, kömür ocak­larında, maden ocaklarında çalışmıyor?" dememelidir. Çünkü kadının bünyesi buna müsait değildir. Bazı ülkelerde, kadın böyle zor işlerde çalıştırılıyorsa da, bu bir hak değil, kadına zu­lümdür. Herkese, bünyesine uygun iş verilmelidir!"
       
      "Cenâb-ı Hak, kadını da, erkeği de her işe elverişli olarak ya­ratmamıştır. Kadının boksör, güreşçi olmaması onun değerini düşürmez. Limonun ekşi olması limon için bir eksiklik değildir. Çünkü limon ekşiliği için alınır. Cenâb-ı Hak da kadını ağır işler yapmaya elverişli olarak yaratmamıştır".
       
      "Kadın ile erkek iki ayrı cinstir. Elma ile armut mukayese edilmediği gibi, bunların da birbirine üstünlüğü söz konusu ol­maz. Ancak vasıfları eşit olan iki şey arasında kıyaslama yapılır. Vasıfları farklı olan şeyler arasında kıyaslama olmaz. Meselâ vapur, uçak ve otobüs binek vasıtası olduğu halde, birinin diğerine üstünlüğü söylenemez. Uçak, denizde yüzemediği için vapurdan aşağı sayılmaz. Vapur, karada gitmediği için bisikletten aşağı olduğu söylenemez. Vapur başka bir vapurla, uçak başka bir uçakla mukayese edilebilir. İkisi de kara vasıtası olduğu halde, bir tankla bir taksi mukayese edilemez".
       
      "Tank taksi kadar hızlı gitmediği için aşağı kabul edilemez. Her birinin vazifesi ayrıdır".
       
      "Boksta iki kadın, ancak bir erkek kadar dövüşebilir" dense, bu, kadına hakaret olmaz. Cenâb-ı Hak, kadını akıl ve beden yö­nünden erkeğe göre farklı yaratmıştır. Hatta bir erkeğin aklını
       
      diğer erkeğe göre de farklı yaratmıştır. Biri kalkıp da (Yâ rabbi insanların aklını niçin eşit yaratmadın?) diyemez. Yaratıcı sorguya çekilemez".
       
       
      ERKEKLER DE EŞİT DEĞİLDİR
       
      "Bu bakımdan kadınla erkek, birçok bakımdan mukayese edilemez, ikisi arasında her bakımdan bir eşitlik söz konusu ola­maz. İki erkek arasında her yönden eşitlik olmadığı gibi, iki kadın arasında da farklılıklar vardır."
       
      "Dinimizde üstünlük, Allah içindeki kıymete göredir. Müslüman fakir bir zenci, müslüman olmayan bir imparator­dan o kadar çok üstündür ki, mukayese bile kabul etmez."
       
      "Dinimizin, zenginlerin ve kadınların çoğunun Cehenneme gideceğini bildirmesi, zengine ve kadına hakaret değildir. Zenginlerin ekserisi, parasını faydalı işlerde kullanmadığı, fa­kirleri sömürdüğü için onları ikaz etmek için (Şunları yapmaz­sanız, Cehenneme gidersiniz) buyurulmuştur. Keza kadınlar da, erkeklere nisbetle te'sir altında kalarak daha fazla günah işlediği için (Günah işlemeyin, Cehenneme gidersiniz) diye ikaz ediliyor. İyi kadınları ve servetini iyi yolda harcayanları da Cenâb-ı Hak övüyor. Malı hayırlı şey olarak bildiriyor, sâlih kadınları da övüyor. Kâfir erkeklerin Cehenneme gideceğini bildirirken, müslüman kadınların Cennete gideceğini haber ve­riyor."
       
      "Şu halde, İslâmiyet kadına nasıl değer vermiyor denebilir? Allaha isyan edenlerin Cehenneme gitmesi normal değil midir? Devleti yıkmaya çalışan anarşist kadınlar hapse atıldığı için Devlete, kadın düşmanı denebilir mi."
       
      "Dinimiz kadına çok değer vermiş, erkeğe de çok mes'ûliyet yüklemiştir."
       
      "Kadın, ev içinde ve ev dışında çalışmaya para kazanmaya mecbur değildir. Evli ise kocası, evli değilse babası, kadına lâzım olan şeyi getirmeye mecburdur. Kimsesi olmayan kadına devletin yardım sandığı bakar. (Hidâye, R. Nâsihin)"  ( İslamda evlilik ve aile hayatı , evlilik ve aile eğitimi kitap, aile evlilik kitabı, ali eren evlilik ve aile eğitimi kitabı, sağlam yayınları, ali eren evlilik kitabı, 2 cilt bir arada  )
       
       
      İslamda Evlilik ve Aile Eğitimi Kitabı nın içeriği
       

      içindekiler
      kadının yaratılışı
      islamdan önce kadının durumu
      islâmın kadına verdiği önem
      kadının dinimizdeki yeri
      kadın-erkek mukayesesi
      erkekler de eşit değildir
      tarihte, günümüzde kadın
      kadının erkeğe erkeğin kadına ilgisi
      evlenmeye teşvik
      evlenene allah yardım eder
      evlenmekle ilgili âyetler
      evlenmekle ilgili hadisler
      evlenmeyi terk etmek caiz midir?
      müslüman, dünya ve kadını nasıl değerlendirmeli
      ibrahim edhem'in cevabı
      evlilik insanı kötülüklerden korur
      nikâhın hükmü
      nikâh ibâdet midir, muamele midir?
      erkeğin hayırlısı kadının hayırlısı
      evliliğin zorlukları
      behlül dananın evlenmesi
      karı dırıltısı
      evlilik öncesi eş seçimi
      eş nasıl seçilmeli?
      kadında aranacak sıfatlar
       
      a- dindarlık
      allah a bağlılık örneği
      râbia hatun
       
      b- kötü huylu olmamalı
      ahlaksız kadın
      bakirelik
      deli(!)nin cevabı
      doğurucu olmak
      altın top
       
      d- itaatkâr olmak
      cennete ilk girecek kadın
       
      e- soylu aileden olmak
       
      f- mehrin az olması
      g- yakın akraba olmamak
      akraba evliliği
      h- ibâdetlerde kocasına yardımcı olmak
      râbiatü'l adeviyye hz.nin cevabı
      yüz güzelliği
      karımı görsen
      ahmed ibni hanbel
      aklı zaten yoktu
      erkekte aranacak sıfatlar
       
      a- dindarlık
      imam-ı azam hazretlerinin babası
       
      b- ahlâklı ve güzel huylu olmak
       
      c- namuslu olmak
      yahudi(!) damat
       
      d- pek yakın akraba olmamak
       
      e- ev geçindırebılecek durumda olmak
       
      f- soylu bir aileden olmak
       
      münasip olan damadı kabul etmek
      hz. mûsâ ve şuayb aleyhisselam
      şehit zenci
      kadın ve erkek arasında denklik
      kadın ve erkeğin birbirini görmesi
      dünürcülük yapmak
      nişanlılık
      kız isteme ve söz kesme
      kadın da erkek de eş seçmekte serbesttir
      nişan ve nişan yüzüğü
      islâmi olmayan nikahlar
      nikâhlanmaları haram olan kadınlar
      emışme (süt) haramlığı
      geçici olarak haram olan nikâhlar
      nikâhı altında 4'den fazla kadın bulundurmak
      iddet bekleyen kadınla evlenmek
      üç talâk île boşanmış kadınla evlenmek
      hür ile cariyenin birlikte nikâhlanması
      birbirine mahrem olan iki kadını aynı anda nikahlamak
      islama aykırı nikâh şekilleri
      mut'a nikâhı
      şigâr nikâhı
      şahitsiz nikâh
      geçici nikâh
      velinin izni
      câhiliyet devrinde nikâh çeşitleri
      müslüman, müslüman olmayanlarla evlenebilir mi?
      rümeysâ'nın derecesi
      hz. ömer'in endişesi
      islâmî nikâh
       
      nikâhın faydaları
      a- evlat yetiştirmek
      b- resûlüllah'ın sevgisini kazanmak
      c- kendisine duâ eden evlat bırakmak
      d- ölen evladın şefaatına nail olmak
      e- şehvete bağlı kötülüklerden korunmak
      salih zatın cevabı
      f- rahata kavuşmak
      g- manevî derece kazanmak
       
      âbidin rüyası
      mehir
      mehir ile ilgili hükümler
      mehir hafif olmalıdır
      başlık
      hz. fatıma'nın mehri
      hz. sâfıyye'nin mehri
      çeyiz
      hz. fâtıma (r.a.) nın çeyizi
      hz. ümmü seleme'nin (r.anhâ) çeyizi
      hz. âişe (r.anhâ) nin çeyizi
      iki bayram arası nikah
      nikahın manası
      nikahın yapılış şekli
      nikah duası
      erkeğin evlenmesine mani haller
      kadının evlenmesine mani haller
      nikahın rüknü
      nikahta resmî muamele
      düğün
      düğün yemeği
      günahtan kaçınmalıdır
      zorluk gösterilmemeli
      peruk
      ibretli bir düğün
      düğün davetine gitmelidir
      kötülüğe mani olmalı
      birden fazla davet olursa
      düğün yemeğinin kötüsü
      fâsıkların daveti
      günah işlenen yere gitmemelidir
      islâm dışı düğünler
      israftan kaçınmalı
      davetsiz düğüne gidilmez
      düğünü mescidde yapmalı
      düğünde def çalmak
      düğünde şarkı söylemek
      hz. fâtıma (r.a.) üzerinde zuhur eden mucize
      evlenen kimseye yapılacak dua
      gelin getirmenin âdabı
      hz. âişe'nin düğünü
      hz. zeynep (r.a.)in düğünü
      hz. fâtıma'nın düğünü
      peygamberimizin hz. fâtıma (r.a.)'ya öğüdü
      hz. ali anlatıyor
      peygamberimizin ümmü habîbe (r.anhâ) validemizle evlenmesi
      peygamberimizin ümm-ü seleme (r.anhâ) validemizle evlenmesi
      hz. osman'ın rukayye (r.anhâ) ile evlenmesi
      geline öğüt
      ümâme'nin öğüdü
      bir annenin öğüdü
      kadı şüreyh'in anlattıkları
      bazı milletlerdeki eski düğünler
      romalılarda
      hintlilerde
      çinlilerde
      rusya'da
      afrika'da
      aşağı kongo'da
      gerdek gecesi
      namaz ve duâ
      damatlar dikkat!
      kızlık zarı
      kanama
      gelinler dikkat!
      bekâret (kızlık) zarının hususiyetleri
      cinsî münâsebetten önce
      cinsî temas
      cînsî münâsebetin sevabı
      cennet hurilerinin durumları
      cennette cinsî münasebet var mı?
      çanakkale'de şehid oldu ıkı huri kızı aldı
       
      yasak ve günah olan birleşmeler
      a- âdet zamanı
      b- lohusalık (nifas)
      c- oruçlu olmak
      d- itirafta olmak
      e- ihramlı olmak
      f-livata
      (arkadan yaklaşmak)
      livatanın tarihi
      aile
      karşılıklı hoşgörü
      hıristiyanların ulaşamadığı saadet
      kocanın vazifeleri
      karısıyla iyi geçinmek
      hayırlı erkekler
      kadın eğe kemiği gibidir
      hz. ebû zer ile karısı (r.a.)
      hoşlanmadığımız huyları varsa
      kadının kötü huylarına tahammülün mükâfatı
      zenbilli ali efendi
      hasan harkânî hazretleri
      hz. ömer'in örnek tavrı
      kötü kadının zararı
      hanımıyla şakalaşmalı
      şakada orta hal
      oturulacak evi temin etmeli
      yiyecek ve giyeceklerini temin etmeli
      hadis-i şerifler
      nafaka hakkı
      kişinin helaki
      fâtıma (r.a.) validemizin açlığı
      nafaka nedir?
      hanımını kıskanmalı
      deli hüseyin'in kıskançlığı
      aşırı kıskançlık
      ebû hüreyre (r.a.) hazretleri anlatıyor
      ibni ömer (r.a.) hazretleri anlatıyor
      dini bilgileri öğretmeli
      çocukların dinî bilgisi ve terbiyesi
      nasreddın hocanın kurnaz hareketi
      yakınlarını ziyarete göndermeli
      anne - baba ziyareti
      koca karısını dövebilir mi?
      veda haccında
      fazla baskı yapmamalı
      ev işlerinde yardımı olmalı
      karısının emri altında olmamalı
      karısı için süslenmeli
      süslenmenin önemi
      cinsiyet sırlarını açık lam am a lı
      karısına karşı müsamahalı olmalı
      kocalık vazifesi
      nafile ibâdet için izin
      yakınlık zamanı
      osman b. maz'ûn'un hali
      kadının vazifeleri
      kadınlık vazifesi
      hz. âişe validemizin cevabı (r.a.)
      karı-koca ilişkisinin ehemmiyeti
      müslüman hanımlara çok mühim bir kaç tavsiye
      kadın kocasına itaat etmelidir
      kocasına karşı nankörlük yapmamalı
      sahâbi bir hanım anlatıyor
      cehennemlık kadınların tarifi
      kocasına eziyet etmemeli
      sabreden kadın cennete gider
      kocasından izinsiz nafile ibâdet yapamaz
      kocasından izinsiz eve kimseyi alamaz
      koasından izinsiz dışarı çıkamaz
      bize de uğrardı
      bir gazete haberi
      kadının yeri evidir
      kocası için süslenmelidir
      kadın sadece kocası için süslenmelidir
      kadın, kendisinin güzel, kocasının çirkin olduğunu söylemeli
      kadının vazifelerinden biri de ev işlerini görmektir
      hz. esmanın (r.a.) fedakârlığı
      yabancı erkeklere bakmamalı ve onlarla konuşmamalıdır
       
      karı-kocanın birbirlerine yalan söylemeleri
      hz. ömer'in (r.a.) tavsiyesi
      kocasının malını korumalıdır
      hırsız hizmetçi
      köylü kadın
      nasreddin hoca île karısı
      çocukların terbiyesiyle meşgul olmalıdır
      ibretli bir rüya
      kadın sadece kocasının ölümüne yas tutabilir
      kadınlarda kıskançlık
      hz. aişenin (r.a.) kıskançlığı
      peygamberimizin hz. hatice'ye sevgisi
      hafsa (r.a.) validemizin şakası
      cinsî bilgiler
      iktidarsızlık ve çareleri
      faydalı yiyecekler
      erkeklerde durum
      kadınlarda durum
      kadınlar dikkat!
      döllenme
      kız mı erkek mi?
      ihtiyarlıkta yardımcı gıdalar
       
      cinsî güç zayıflamışsa
      manevi güçler
      nelerden yemeli
       
      imam gazali hz. buyuruyor
      erkeklere hatırIatma
      boşama yetkisi neden erkeğe verilmiştir?
      boşanmanın meşru olması
      boşanmadan önce aranacak çareler
      hakem tayini
      hz. ömer zamanında
      hz. ali ve hz. patıma (ra.)
      peygamberimiz (s.a.v.) ve hz. âişe (e.a
      boşadıktan sonra
      imam bırgıvî hazretleri ve karısı
      karı-kocanın arasını açmak
      ayrılmayı gerektiren sebepler
      son çare
      ric'î talâkın hükmü
      bâin talâkın hükmü
      boşanmanın çeşitleri
      en güzel olan talâk
      güzel olan talâk
      çirkin ve günah olan talâk
      resûlüllah'ın tarifi
      sünnet olan boşama şekli
      adetliyken boşamak neden çirkin
      hadisten çıkarılan hükümler
      bir defada üç talâkla boşama
      bazı sözler şakaya gelmez
      erkeğin durumuna göre boşama
      hastalık halinde boşama
      cinsî iktidarsızlık sebebiyle ayrılma
      mal karşılığında boşama
      boşama hakkını kadına vermek
      şarta bağlı boşama
      ilâ
      zıhar
      Âyetin iniş sebebi
      zıharda aranacak şartlar
      karı-koca lânetleşmesi
      iddet
      erkeğin iddetİ
      iddetİn çeşitleri
      boşanan kadının iddetİ
      âdet görmeyen kadının iddetİ
       
      kocası ölen kadının iddetı
      gerdek veya halvet olmadan boşanan kadının iddeti
      hamile kadının iddeti
      iki sürenin en uzunu ile iddet
      iddet nafakası
      hülle
      fuhuş ve fuhuş yolları
      zinaya götüren sebepler
      kadın-erkek karışıklığı
      evlilik öncesi cinsel ilişkiye hayır yemini
      peygamberimizin tatbikatı
      zinanın kötülüğü
      zinadan korunmanın mükâfatı
      zinadan tevbe
      zinanın cezası
      peygamber zevcesine iftira
      zinanın tevrat'ta hükmü
      fuhşun psikolojik tahlili
      amerika'da fuhşun boyutu
      batı'da ahlâkî çöküntü
      abd ve şiddet
      yıkılışa giden abd toplumu
      idrak sahiplerine ibret!
      türk güzeli
      güzellikteki çirkinlik
      l iv at a (homoseksüellik)
      sodum ve gamura!
      reziller!
      üç delikanlı
      haber yakın, sabah yakındır!
      sen bize iyi bir cezasın, zamanında geldin aids!
      aıds
      sevicilik (lezbiyenlik)
      hayvanlarla münasebet
      kendi kendini tatmin (istimna)
      zührevî hastalıklar
      belsoğukluğu
      frengi
      herpes
      yumuşak şankr
      kasık biti
      zührevî hastalıklarla nasıl mücadele edilir?
       
       
      içindekiler cilt 2
       
      çok evlilik
      taaddüd-i zevcât ve talâk
      teaddüd-i zevcât münakaşaları
      imam-ı âzam hz. nin cevabı
      peygamberimizin çok evliliği
      hamilelik
      hamilelikte sağlığa dikkat
      beslenme
      düzenli tartılmalısınız
      diş konusu
      yüzdeki lekeler
      deride oıan değişmeler
      jimnastik
      hamile kadınla cinsi temas
      doğum kontrolü
      azil
      doğum kontrol aletleri
      kürtaj ve çocuk düşürme
      kürtaj ve çocuk düşürmek caiz midir?
      kadın cinsiyet organlarında hastalıklara meydan vermemek için
      nüfus planlaması tuzağı
      çocuk terbiyesi
      çocuklar hakkında nelere dikkat etmeli
      peygamberler evlatlarına hayır öğüt vermişlerdir
      kızların terbiyesi
      kızlara öncelik vermelidir
      çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okumalı
      güzel bir isim vermelidir
      çocuğun ismi konurken kulağına niçin ezan ve kamet okunur
      çocuk için kurban kesmelı
      bebekler için annenin önemi bebek için dünya anneden ibarettir
      annelik içgüdüsü
      anne yoksunluğu
      çocuk huysuzlaşır
      anneden ayrılık 3 ay sürerse
      4. ayda donukluk başlar
      annenin yerini alacak kişi dikkatle seçilmeli
      çocuk, ana-baba sevgisine muhtaçtır
      anneden ayrı kalma ve suçlu kişilik yapısı
      ilk 18 ay çok önemli
      anne yüreği
      ana hatlarıyla terbiye
      cihattan üstün amel
      çocuk terbiyesine dikkat
      abdestsiz emzirilen bir damla sütün tesiri
      terbiyede usûl
      çocuk, babasını neden dövmüş?
      su kırbasını delen çocuk
      çocukları sevgide ölçü
      çocuklarla şakalaşmak ve öpmek
      evlada bağışta bulunmak
      çocuklara dinî terbiye
      çocuklarda şahsiyetin gelişmesi
      ona daima iyiliği telkin edin
      onları, kötü arkadaşlardan uzak tutunuz
      çocuklara hayır duâ etmelidir
      anne duası (ı)
      anne duası (ıı)
      çocuğa iyi örnek olmalıdır
      çocuklara terbiyede sert olmamalı
      merhametin faydası
      çocuk ve dayak
      çocukları sünnet ettirmek
      terbiyelerine dikkat etmelidir
      çocuğa kuran okutulması öğretmelidir
      çocukların arkadaşlarına dikkat etmeli
      çocuklar yetişmeye başlayınca
      beşikte konuşan çocuklar
      tesettür
      islâm'da örtünmek
      örtünmenin hikmeti
      inanç cihetinden örtünmek
      cilbab
      manto-pardesü
      tıbbî bakımdan, giyinmek
      iktisadî bakımdan giyinmek
      müslümanların elbiselerinde aranacak vasıflar
      tesettür (örtünme)
      kapatılması mecburi olmayan yerler
      örtünmenin ölçüsü
      süs nedir?
      örtünme emri herkes için aynı mıdır?
      dışarı çıkarken
      erkekler kadınlarla nasıl konuşmalı?
      haremlik selamlık esasdır
      peygamberimizin (s.a.v.) ikazı
      ey müslüman kadın!
      kadının kapatılması gereken uzuvları
      kadının müslüman olmayan kadınlara karşı örtünmesi
      kadının diğer müslüman kadınlara karşı örtünmesi
      kadının kocasına karşı durumu
      kadının, yakını olan erkeklere karşı durumu nedir?
      akraba erkekler de dikkat etmeli
      kadının yabancı erkeklere karşı durumu
      ibretle okuyalım
      peygamberimiz tarif ediyor
      erkeklerin kadınlara karşı örtünmesi
      erkeklerin erkeklere karşi örtünmesi
      kadının sesi yasak değildir
      çocukların örtünmesi
      namazda tesettür (örtünme)
      hanım hocalara
      hangi yaştaki kadınlar hangi yaştaki erkeklere karşı örtünmeli
      kocası yanında olmayan kadının yanına girilmez
      erkeğin kadına, kadının erkeğe bakması
      örtünme emrinin gelişi
      kadınlar da gözlerini korumalıdırlar
      kadınlarla el sıkışmak
      başörtüsü
      kadının güzelliğini başörtüsü tamamlıyor
      başörtüsü kavgası
      başörtüsü hakkında d.i.b.'nin cevabı
      çarşafa ve peçeye dâir
      peçenin tarihçesi
      iskiplı âtıp hoca'nın tesettür-i şer'i (islâm'da örtünme) risalesi
      tesettürün ikinci nevi
      tesettürün şer'î hikmeti
      tesettür-i serînin faydaları
      kadınlarla ilgili bazı meseleler
      kadının yolculuğa çıkması
      kadının mescide (camiye) gitmesi
      kadın-erkek karışık yürümek
      kadının dışarıya çıkması
      kadının ipek gtymesi ve altın takınması
      kadının koku sürmesi
      kadının hamama gitmesi
      ölüye sesli olarak ağlamak
      kadının cenaze merasimine katılması
      kadının kabir ziyaretine gitmesi
      peruk takmak
      karşı cinsin elbisesini giymek
      papa: kadınlar erkeğe özenmesin
      kendini karşı cinse benzetmek
      dövme yaptırmak ve yüzden kıl aldırmak
      kadının kına kullanması
      kadın-erkek selamlaşması
      kadın ihtilam olur mu?
      karı-kocanın aynı kaptaki sudan abdest alıp gusletmeleri
      kadının hâkimliği
      kadının şahitliği
      kadının cezalandırılması
      kadının tahsili
      kadının çalışması
      kadının mirasdaki hakkı
      kadının abdest ve guslündeki farklar
      abdestteki fark
      gusüldeki fark
      kadının namazındaki farklar
      kadının orucundaki farklar
      kadınların husûsî halleri
      hayız (aybaşı-âdet)
      nifas (lohusalık hali)
      hayız ve nifasın hükümleri
      istihâza
      boşanma
      geçimsizlik sebepleri
      karı-kocalar dikkat
      hanımlara hatırlatma
      hz. âişe validemizin örnek hareketi
      erkek evin reisidir, herkes itaat etmelidir
       

       
       Sağlam Yayınları Ali Eren İslamda Evlilik Aile Eğitimi kitabını incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu 9789759180782
      MarkaSağlam Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9789759180782
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.