• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Kardeş Kardeş Geçinen Çocuklar Yetiştirmek

      Kardeş Kardeş Geçinen Çocuklar Yetiştirmek
      Görsel 1
      Fiyat:
      27,00 TL
      İndirimli Fiyat (%37) :
      17,00 TL
      Kazancınız 10,00 TL
      17.00 www.goncakitap.com.tr
      4,25 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo


      Kitap            Kardeş Kardeş Geçinen Çocuklar Yetiştirmek
      Yazar           Hatice Kübra Tongar
      Yayınevi       Hayy Kitap 
      Kağıt Cilt      2.Hamur - Karton kapak cilt
      Sayfa Ebat   176 sayfa - 15,50x23 cm.
      Yayın Yılı      2020


      Hatice Kübra Kardeş Kardeş Geçinen Çocuklar Yetiştirmek kitabı incelemektesiniz.   

      Hayy Kitap Kardeş Kardeş Geçinen Çocuklar Yetiştirmek kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


      Kitap Özeti

      Kardeş kıskançlığı neden olur?

      Kardeşler nasıl “kardeş kardeş” geçinir?

      Biz ebeveynlerin işini kolaylaştıracak yöntemler nelerdir? Bu kitap hem kendi çocukluk öykümüze, hem de bugün satır satır yazılan evlatlarımızın kardeşlik ilişkisine doğru bir yolculuğa çıkaracak bizleri… Önce kendi sebeplerimizi, sonra çocuklarımızın sebeplerini anlamayı ve kabul etmeyi anlatacak. Her bir başlık, yöntem ve teknikler kullanarak ‘kardeş kıskançlığı’ meselesini yönetebilmenin ve en aza indirebilmenin kilit noktalarını sunacak. Yüz binlerce anneye rehber olan Fıtrat Pedagojisi ve Bağırmayan Anneler kitaplarının yazarı Hatice Kübra Tongar, üç çocuklu bir hayatın serencamını, zorluklarını ve kardeşler arasındaki dengenin sırlarını deneyimler ve pedagojik yöntemlerle birlikte kaleme aldı. Evini, çocuk “bağırtıları” yerine çocuk “cıvıltıları” sarsın isteyen tüm anneleri bu keyifli yolculuğa bekleriz… Çünkü kardeş kıskançlığı “yönetilebilir” bir süreçtir. Yeter ki yönetmeyi bilelim…


      Çok mu Abartıyoruz Ne?


      Kardeş kıskançlığı meselesinin biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. Hep söylerim, aslında hepimiz çocuk olduk ama çocuk olmanın nasıl bir şey olduğunu unuttuğumuzdan olacak, çocuğumuzun "çocukluğuyla" inatlaşmaya başladık.
      Ben, kendimden yedi yaş büyük ağabeyimle aynı odayı paylaştığım küçük bir evde büyüdüm. Oda dediysem öyle şimdiki gibi bir çocuk odası değildi tabii... Karşılıklı iki çek-yatın olduğu, çekyatların uyku vakitlerinde yatağa dörtüştürüldüğü bir oturma odasını paylaşıyorduk. Odamızın or­tasında duran bir tek sehpa vardı. Dolayısıyla ödevlerimizi yaparken o masayı da paylaşmak zorundaydık. Kıyafetleri­mizin durduğu küçük dolap da ortaktı. Küçük bir evin için­de bu denli ortak kullanılan alan olunca, tahmin edersiniz ki pek çok tartışma çıkardı.

      Annemin kısaca "Kedi köpek gibiydiniz" diye tasvir ettiği çocukluk yıllarımızda büyüklü küçüklü pek çok kavga ettik. Kâh ben ağabeyim okuldayken sırf inat olsun diye gizlice onun defterlerini boyadım, kâh o ben korkayım diye bahçe­den topladığı solucanları usulca yatağıma bıraktı.

      Evet atıştık, tartıştık, zaman zaman kavgalaştık... Ama ço­cukluğumuzun en unutulmaz anılarını yine o "kedi köpek gibi" atışıp duran biz iki kardeş beraberce paylaştık. Anne babamız ikimizden birine kızacak olsa, diğerimizin hemen ortaya atılıp "Ama anne, onun suçu yok ki" diye başlayan savunmalarımız çok oldu. Birimiz bir şeye üzülüp ağladığı­mızda, onu ilk teskin edemiz yine diğerimizdi.

      Kardeş olmanın tüm atışmalarını doyasıya yaşadığımız gibi, kardeş olmanın birbirine iyi gelen duygusal bütünlü­ğünü de ağabey-kardeş birlikte yaşamış olduk. Büyüdükçe akıllandık, olgunlaştık, kavgalarımızın yerine iki arkadaş gibi hayatı paylaştığımız "sırdaşlığı" bıraktık...

      Bir gün bankada sıra beklerken, benim gibi sırada olan iki annenin konuşmasına kulak misafiri oldum. Annelerden biri çocuklarının kıskançlığından dert yanıyordu. "Hiç anlaşamı­yorlar. Evde sürekli kavga, sürekli gürültü, sürekli huzursuz­luk..." diye söylendi. Diğeri de, "Aman dikkat et, şimdiden disiplini sıkı tut ki ileride kavgaları iyice büyümesin" gibi bir öneride bulundu.

      İki anne bir süre dertleştikten sonra beni fark ettiler. Kitap­larımı okumuşlar, tanıdılar, sarıldık, sohbet ettik. Az önce kar­deş kıskançlığından dert yanan anne durumu bana da anlatıp, yol göstermemi rica etti. Ben de çözüm yolunu işaret ettim;
      "Çocuklarınıza değil, çocukluğunuza bakın..."

      "Nasıl yani," dedi.
      "Kaç kardeşsiniz" diye sordum.

      "Uç kardeşiz," dedi.
      "Ayy" dedim, "muhtemelen gürültü ve patırtının hiç ol­madığı, tüm kardeşlerin en küçüklüklerinden en büyüklük­lerine hep iyi anlaştığı, hep aynı fikirde olduğu, hiç tartışma­dığı, hiç atışmadığı bir ev ortamınız olmuştur."
      "Olur mu hiç," dedi gülerek. "Birbirimizi yerdik resmen. Hâlâ da zaman zaman küçük çocuklar gibi atışırız."
      "Peki," dedim, "arada böyle kavga ettiğinize göre kardeşle­rinizi sevmiyorsunuz galiba? Öyle mi?"
      "Hayır," diye cevap verdi. "Hiç olur mu? Tabii ki çok se­viyorum."

      O an anneyle gülümseyerek göz göze geldik. Anne "anla­dım" der gibi başını salladı, selamlaştık ve ayrıldık.
      Aslında pek çoğumuzun çocukluğunda deneyimlediği bu ve bunun gibi onlarca hadise, çocuklarımızın bugün neler yaşadığını, kardeşleri konusunda neler hissettiğini anlatıyor bize... Uç aşağı beş yukarı her evde, her yaş dönemindeki her kardeş zaman zaman tepişiyor, zaman zaman en yakın arka­
      daş oluyor. Kimi gün aralarından su sızmıyor, beriki zaman aralarından akan çağlayanlar evin tadını tuzunu kaçırıyor. İşin doğal seyri bu...

      Peki, kendi çocukluğumuzda yaşadığımız bu deneyimi, bugüne -yani çocuklarımızın çocukluk yıllarına- neden taşıyamıyoruz? Neden basitçe, "Çocuktur, bugün kavga eder yarın barışır" diye düşünemiyoruz? Biz anneleri gözlerimizi belerterek çocuklarımızın üstüne yürütüp "Bırak bakayım kardeşini" diye bağırttıran temel sebepler neler?

      Zihnimizde duyguları ayırdığımız, kategorize ettiğimiz kutucuklar var. Pek çoğumuz sevgi, şefkat, merhamet gibi duyguları "iyi duygular" kutusuna atarken, kıskançlık, öfke, hırs gibi duyguları "kötü duygular" kutucuğuna atıyoruz. Oysa iyi duygu veya kötü duygu diye bir şey yoktur. İyiye kullanılan veya kötüye kullanılan duygular vardır.
      Kıskançlık iyiye kullanıldığında "gıpta", "örnek alma" gibi bizi hedeflerimize taşıyan bir yakıt olabilecek ve kendi hayat sınırlarımızı korumamıza yardım edecekken, kötüye kulla­nıldığında haset, fesat, hırs gibi olumsuz tutumların kapı aralayıcısı olabilir.

      Çocuklarda kıskançlık özellikle 2-6 yaş arası devam eden "egosantrik" -yani ben merkezci- dönemin en belirgin özel­liklerinden bir tanesidir. Nitekim kendini dünyanın merke­zinde gören yavrumuz "paylaşma" yönelimine henüz açık de­ğildir. Ne eşyasını, ne odasını, ne de anne babasını paylaşmak ister. Bu yüzden de yeni bir kardeşin gelişi kendi dünyasının tehdidi anlamına geleceğinden kaygı ve endişe duyar. Kay­gılanan çocuk şiddet göstermeye, hırçınlık yapmaya, tepkili davranmaya meyilli olur.

      Bu durum gelişimsel olarak gayet normaldir. Olmaması abes ve sıra dışıdır. Burada önemli olan biz anne babaların çocuklarımızın duygu durumlarını fark ederek yönetebilme-leri ve biriktirmeden sağaltabilmeleri için küçük nefes alan­ları oluşturmamızdır.

      Kendi adıma şunu söyleyebilirim ki, bir durumun normal olduğunu bilmek bile başlı başına bizleri rahatlatmaya yeti­yor çünkü pek çoğumuz durumun kendisi nedeniyle değil, o durumun sadece bizim evde olan anormal bir hal olduğu endişesiyle geriliyoruz. Bu yüzden de sürekli müdahale etme ihtiyacı hissediyoruz.

      Oysa bir duygu normalse, o duyguyu deneyimlemek de gayet normaldir, tşi anormalden normale çekebilmek bizi rahatlatır. Gerginliğimizi azaltır. Böylece aklıselim düşünüp, "Eyvah ne olacak şimdi" geriliminden sıyrıldığımız bir ruh haliyle çocuklarımıza yol gösterici olabiliriz.

      İşte bu kitap hem kendi çocukluk öykümüze hem de bu­gün satır satır yazılan evlatlarımızın kardeşlik ilişkisine doğru bir yolculuğa çıkaracak bizleri... Önce kendi sebeplerimizi, sonra çocuklarımızın sebeplerini anlamayı ve kabul etmeyi anlatacak. Sonrasında ise, yöntem ve teknikler kullanarak "kardeş kıskançlığı" meselesini yönetebilmenin ve en aza in­direbilmenin kilit noktalarını sunacak.

      Ben kitabı yazarken hem kendi çocukluğuma dönüp, bir çocuk olarak ebeveynlerim ne yaptığında içim acırdı ve ağa­beyime karşı olumsuz duygulanımlar yaşardım sorusunun cevabına yolculuk yaptım hem de üç çocuklu bir anne olarak kendi tökezlemelerimi, heyecanlarımı, deneyimlerimi ve ço­cuklarım arasındaki denge ayarında kullandığım yöntemleri sizlerle paylaştım.

      Her zaman söylerim, bir problemin sadece farkında ol­mak ve adını koyabilmek bile şifa bulmak adına oldukça önemli bir adımdır. Umuyorum ki her birimiz ebeveynliğini "farkındalık" yolculuğuna basamak yapabilen ve yıllar sonra evlatları tarafından "Çok iyi bir anne babamız vardı" diye yâd edilen ebeveynlerden oluruz.

      Sevgi ve muhabbetlerimle...

      Enes, Eymen ve Meva’nın annesi...

      Nisan/2018

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786052214176
      MarkaHayy Kitap
      Stok DurumuVar
      9786052214176
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.