• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Kıblegah Evler

      Kıblegah Evler
      Kıblegah Evler
      Kıblegah Evler
      Kıblegah Evler
      Kıblegah Evler
      Kıblegah Evler
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Görsel 6
      Fiyat:
      20,00 TL
      İndirimli Fiyat (%42,5) :
      11,50 TL
      Kazancınız 8,50 TL
      11.50 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
               Stoktan Kargo

      Kitap           Kıblegah Evler

      Yazar          Nureddin Yıldız
      Yayınevi      Tahlil Yayınları
      Liste Fiyat    20 TL  
      Kağıt Cilt      2.Hamur - Karton Kapak Cilt

      Sayfa Ebat   204 sayfa, 13,5x21 - Roman Boy
      Yayın Yılı     2018
      ISBN            9786056076510

       
      Tahlil Yayınları Kıblegah Evler kitabı nı incelemektesiniz.    
      Nurettin Kıblegah Evler kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.


      Takriz

      Hikâye meşhurdur: Zamanın birinde su, ateş ve ahlâk dostluk kurmuşlar. Bir gün ormanda dolaşmaya çıkmışlar fakat bir müddet sonra içlerine bir korkudur düşmüş. Or­man çok büyük ve çok karmaşıkmış. Her türlü ihtimale kar­şı birbirlerini kaybederlerse, nasıl bulacaklarını düşünmeye başlamışlar.

      Ateş ve ahlâk, suya sormuş:
      "Kaybolursan seni nasıl bulacağız?"
      Su cevaplamış:
      "Nerede bir şırıltı duyarsanız ben oradayım." demiş.
      Sıra ateşe gelmiş.
      Su:
      "Seni yitirirsek ne yapalım?" diye sormuş. Ateş:
      "Duman gördüğünüz yerde ben varım." cevabını ver­miş.
      Sıra ahlâka gelince cevabı şu olmuş:
      "Beni asla kaybetmeyin; eğer kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız!"

      Yeni bir döneme girdi insanlık sayısız yeniliklerle. Bu dönemi anlamaya ve tanımlamaya çalışanlar 'eşyadan yana zengin, insandan yana fakir olarak tanımlıyorlar. Her şey var insan için ama insan yok. Hâlbuki tarihte ilk 
      kez, bütün dünya çapında şehirde yaşayan nüfus köyde ya­şayan nüfusu geçti. Ülkemiz için de aynısı geçerli. Son 100 yıla kadar nüfusun %70'i köyde %30'u şehirde yaşarken bu­gün nüfusumuzun %70'i şehirde, %30'u köyde yaşıyor yani daha çok insanla beraber yaşıyoruz.

      Daha çok insan görüyoruz. Daha çok insanla temas ediyoruz. Daha çok insanla bir şeyleri paylaşıyoruz. Buna rağmen insandan yana fakiriz. Bir köy kadar nüfusa sahip binalarımızda sohbet edeceğimiz, dertleşeceğimiz, konuşa­bileceğimiz insan bulamıyoruz. Binaları geçtim her geçen gün küçülen ailemiz içerisinde kendimizi ifade etmekte zor­lanıyor, ihtiyaç duyduğumuz sıcaklık, sevecenlik ve yakınlığı bulamıyoruz. İşte bu dönemin en büyük zorluğu...

      Bu dönemin bir diğer zorluğu ise hayatın kontrol edile-bilmesidir. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir za­manda, insanlar birçok şeyin bilgisine ve farkındalığına sa­hipken veya sahip olmasalar bile çok basit bir emekle ula­şabilecekken hâlen bildiklerinden sınıfta kalmaları sonucu mutsuz bir hayat yaşamaları bu dönemin en büyük zorluk­larından biridir. Öyle ya bilmeyen bilmediği için yapamı-yordur doğru davranışları da bilenin geçerli mazereti nedir?
      Bir başka zorluk ise var olanın yetmemesidir. İmkânlar bu kadar genişlemişken, şartlar bu kadar kolaylaşmışken, her şey bu kadar rahatken insanın bir türlü mutlu olama­ması, mutlu olması için hep daha fazlasına ihtiyaç duyma­sı yine yaşadığımız dönemin en önemli zorluklarındandır.

      Bütün bu zorlukların ortaya çıkmasına veya devam et­mesine ya da çözülememesine en büyük sebep yuvamızın/ evimizin ciddi anlamda yara almasıdır. İnsan sıcaklığının teknolojik aletlerin yapay dostluğuyla yer değiştirdiği, haya­tı düzenleme için gerekli olan iradenin her fırsatta göze, ku­lağa, dile bulaşan çirkinliklerle zayıfladığı, eldekini nimet bi­lip şükrettiren ve hatta paylaştıran kanaatin hep daha faz­lası gösterilerek yok edildiği bu dönemde bizi kurtaracak olan bütün bunları tekrar kazanabileceğimiz, kazanmanın ötesinde hayatımıza tatbik edebileceğimiz, bunun da öte­sinde kazandıklarımızı kaybetmeyeceğimiz yegâne yer olan yuvamızdır.

      Hem tesis hem temin için evimizden başka alternatifi­miz yoktur. Dolayısıyla evimizde ters giden bir şeylerin yeni­den düz gidebilmesi evimizi/yuvamızı düzeltmemize, düzen­lememize bağlıdır. Dünya çapında, kültür ve coğrafya farkı gözetmeksizin bütün dünyayı etkisi altına alan bir akıntı ve evi düzeltmek demek biraz da bu akıntıya karşı kürek çek­mek anlamına geliyor ki neresinden bakarsanız bakın hiç mi hiç kolay bir iş değil.

      Bu nedenle evimizi düzenlerken hatta kurtarırken işi­mizin hiç kolay olmayacağını, ciddi anlamda zaman, emek ve sabır isteyeceğini aklımızdan çıkarmamalıyız. Fakat bun­ların da tek başına yeterli olmayacağını, Zaman, emek ve sabrın doğru bilgiyle kullanılması durumunda maksada ula­şılacağını bilmeliyiz. İşte tam bu noktada 'Kıblegâh Evler kitabı işimizi kolaylaştıracak, yükümüzü hafifletecek bir reh­ber olarak imdadımıza yetişti çok şükür.
      Saygıdeğer hocamı tanımamın, bilgisinden, tecrübesin­den ama en önemlisi vizyonundan istifadeye başlamamın üzerinden bu sene itibariyle yirmi sene geçti. Yirmi sene­dir hocamdan gerek derslerinde gerek sohbetlerinde hep uygulamaya dönük, özümsenmiş, pratik bilgiler aldım. Ho­camdan hiçbir zaman söylenmiş olsun için, bilindiği göste­rilsin için sarf edilmiş bir söz duymadım. Hiçbir zaman deta­ya veya teoriye boğulmuş bir konuşma işitmedim.

      Kıblegâh Evler kitabı nın da aynı özellikleri taşıyan, bu dönemin sıkıntısını içten içe her gün her dakika yaşayan in­sanlarımız için teferruat ve kullanılmayacak/anlaşılamayacak bilgilerden uzak doğrudan özü ve uygulamayı veren, 
      büyüklerimizin tabiriyle efradını cami ağyarını mâni bir ça­lışma olduğunu sevinçle müşahade ediyorum. Bu dönemde yaşayan ve bu dönemin dertlerini taşıyan her bireyin ivedi­likle bu önemli çalışmayı okuması ve hayatında uygulaması gerektiğini düşünüyorum çünkü yazının başındaki hikâyede o de ifade edildiği gibi bazı şeyler kaybolunca bir daha bulun­muyor.

      Bu kitabın konusuna ilgi duyup elinize almanız hâlen daha bir şeyleri kaybetmediğinizi ve hâlen kaybetmemek için şansınız olduğunu gösterir. Rabbim muinimiz olsun, iş­lerimizi kolaylaştıran, gönlümüzü genişletsin. Saygıdeğer hocamın da ömrüne, vaktine, kalemine ve emeğine bere­ket versin hocam gibi hocaların sayısını artırsın.

      Mehmet Dinç
      Uzman Psikolojik Danışman

      Takdim

      Dünya ne denli büyük olursa olsun bir ev kadardır. Büyük mülkleri ve geniş arazileri olana da hiçbir yeri olma­yana da lazım olan nihayetinde bir 'ev'dir. Büyük servet­ler bir ev sahibi olmak için kazanılmaktadır. Hayat aslında dünyada değil evlerde yaşanmaktadır.

      Camilere açılan yolların ucu evlere dayanır. Okullara koşuşturan çocuklar da evlerden çıkıp giderler okullarına. Ticaret ve sanayi de evlerinden çıkıp gidenlerin yürüttüğü işlerdir.

      Devlet varsa evler için vardır. Evlerin ihtiva ettiği mah­remiyetleri korumak için büyük ordular kurulur. Çün­kü insan, ev çocuğudur. Evle sokak arasında, insanla in­san olmayan arasındaki farka benzer bir farktan söz etmek mümkündür.

      Allah Teâlâ'nın nimetlerinden bir nimet olan evleri­miz, hayatta niçin var olduğumuzu ve var olma maksadı­mızı ne kadar yansıtabildiğimizi gösteren önemli işaretler­dir. Evlerimizin gösterdiği sonuçların dışındaki iddialarımızı ispat etmemiz zordur. Mutluluksa o evlerde yaşanır.

      Evlerin dışındaki ziyafetler, gülücükler, neşeler gece­nin karanlığı çökünce kaybolup gider. Gecenin karanlığına rağmen birbirine kenetlenmiş ev halkı mutludur. Anneli­ği, babalığı, çocukluğu doya doya yaşayabilen, eş olmanın hazzını hisseden mutludur. Manavlarda sergilenen meyve­lerin güzelliği onları yiyemeyen için ya da yiyip hazmede­meyen için ne değer ifade eder?
       
      Evlerimiz, Allah Teâlâ'nın en mühim nimetlerinden biri olduğu halde evlerimiz bizi mutlu etmekten uzak kaldıysa, evi olan bir insanın nikotin dumanı altındaki bir mekâna ar­kadaşlarıyla teselli bulmaya gitmesi söz konusu olabiliyorsa, 'evlenmenin' ne anlama geldiğini tekrar düşünmemiz zorun­lu hale gelecektir.
      Evler, avretimizi örtmek, bizi sıcak ve soğuktan muhafa­za etmek için tesis edilirdi. Önemli olan evlerin yapısı, şekli değil içinde ikamet edenlerdi. Doğru olan da budur. Her şe­yin insan için yaratıldığı kâinatta, dört duvar ve bir kilim el­bette değerli olamazdı.

      Önemli ve değerli olan insandır. Şimdi ise evler bizim için değil, biz evler için varız adeta. Mobilyası, duvar boyası içindeki insandan daha değerli tutulan evlerimiz oldu. Uğru­na sağlığımızı ve yavrularımızı feda edebileceğimiz beton yı­ğınlarının bulunması ne üzücü bir durumdur.
      Huzur bulmak için gireceğimiz evler yerine, uykularımı­zı kaçıran evlerin taksitlerini öder olduk. Fani olduğunu bil­diğimiz yığıntılara ebedi değerlerimizden kılıflar giydirmeye çalıştık.

      Bir evin değerini, o evde ikamet edenlerin belirliyor ol­ması, ahiret üzerine kurulu bir anlayışın gereğidir. Camisi ol­mayan bir semtte yapılmış olduğu halde, bazı Müslümanla­rın ezan duyulmaz evlere servetler yatırmaları ahiret telakkisiyle ters düşen bir tutumdur.
      Evlerimiz, ahirete hazırlandığımız istasyonlar olmalıydı. Evlerimizde Rabbimizin şeriatını tatbik edebilmeliydik. Evle­rimiz, korunduğumuz kaleler durumunda olmalıydı.

      İçine düştüğümüz fitne Allah'ın lütfuyla anlaşılmıştır. En güçlü sığınağımız evlerimizi ihmal etmenin yanlış olduğunu anlamaya başladık.

      Namazla sembolleşen İslam anlayışımıza göre Kıblegâh haline gelmiş evlere sahip olmamız, iman davamızın kökleşmesi ve asli kimliğine kavuşması açısından çok önemlidir. Koca koca okul binalarından önce ihlaslı evler kurma­mız daha akılcı olacaktır. Evlerimizi Kıblegâh haline getirdik­ten sonra Kâbe ile aramızdaki mesafeler kalkacak, gözümüz -daha büyük ufukları görecektir, biiznillah.

      Farklı zamanlarda verilen konferanslardan oluşan bu çalışmanın, ev anlayışımıza yeni bir şekil getirmesini umu­yorum.
      Allah Teâlâ, evlerimizi ve gönüllerimizi O'na çevirmeye bizi muvaffak kılsın.

      Nureddin Yıldız
      Bayrampaşa/1430-2009

       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786056076510
      MarkaTahlil Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786056076510
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.