• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Kitabuz Zühd vel Ahlak

      Kitabuz Zühd vel Ahlak
      Kitabuz Zühd vel Ahlak
      Kitabuz Zühd vel Ahlak
      Kitabuz Zühd vel Ahlak
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      17,50 TL
      İndirimli Fiyat (%37,1) :
      11,00 TL
      Kazancınız 6,50 TL
      11.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
                 Stoktan Kargo

      Kitap             Kitabuz Zühd vel Ahlak, Zühd ve Ahlak Hadisleri
      Yazar            Ümmü Reyhane
      Yayınevi       Hüner Yayınevi
      Etiket Fiyatı  17,5 TL
      Kağıt Cilt       2.Hamur kağıt - İnce Karton Cilt
      Sayfa Ebat    320 Sayfa - 13,5x21,5
      Yayın Yılı      2018
      ISBN             978 9944735353
      Hadis            1.111 adet hadisi şerif Arapça METİNSİZ ve Türkçe açıklaması


      Hüner Yayınları, Kitabuz Zühd vel Ahlak adlı kitabı incelemektesiniz.
      Ümmü Reyhane Zühd ve Ahlak Hadisleri kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2


          ÖNSÖZ

      Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

      Allah'a hamd eder, O'ndan yardım isteriz, günahla­rımızın bağışlanmasını dileyip O'na yönelir, tevbe ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O'na sığınırız. Allah kimi doğru yola hidayet ederse onu saptıracak olan yoktur. Kimi de saptırırsa, onu doğru yola hidayet edecek yoktur. Ben şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Ve Muhammed (s.a.v) O'nun kulu ve elçisidir.

      Allah'ım! Senin kolay kıldığından başka kolay yok­tur. Ve sen dilersen her türlü zorluğu kolaylaştırırsın.
      Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a, salat ve selam zahidlerin lideri Muhammed (s.a.v)'a, O'nun ailesine, asha­bına ve kıyamete kadar O'nu kendilerine en güzel örnek edinen müslümanlara olsun. Allah, müslümanları aziz kıl­sın, küfrü ve kafirleri zelil etsin. (Amin)

      Zühd; Rabden razı olmanın en üst seviyesidir.
      Zühd; dünyayı ve ahireti hakkıyla tanımak demektir. Zühd; kulun kalbini ahiret arzusuna ve cennet özlemine yönlendiren en etkili yoldur.
      Zühd; helali haram kılmak yada malı zayi etmek değil, Al­lah'ın elinde bulunana kendi elindekinden daha çok gü­venmektir.
      Zühd; Allah'ın kullarına süslediği en güzel zinettir.
      Zühd; Allah'ın sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemektir.
      Zühd; kendine acıdığın gibi müslümanlara da acı­maktır.
      Zühd; Haramlardan kaçındığın gibi, seni ilgilendir­meyen konularda konuşmaktan da kaçınmaktır.
       
      Zühd; bozulmuş, iğrenç kokulu bir leşten sakındığın gibi, çok yemekten de sakınmaktır.
      Zühd; ateşten uzaklaştığın gibi, dünyanın çer çöpün­den ve zinetinden de uzaklaşmaktır.
      Zühd; dünyanın kederini alıp başı dinlemek değil, dünyanın kederini alıp ahiret için yorulmaktır.
      Zühd; dünyanın her şeyini küçük ve değersiz, başa gelen her musibeti de basit ve önemsiz gösteren bir bakış açısıdır.
      Zühd; kalbinin sana verilenle huzur bulmasıdır. Zühd; kalbi, eşyadan eşyanın Rabbi olan Allah'a çe­virmektir.
      Zühd; ahirette faydası olmayacak şeyleri terk etmek­tir.
      Zühd; kalp ve beden rahatlığıdır.
      Zühd; dünyayı dünyalılara terk etmektir.
      Zühd; kabri ve çürümeyi her an hatırda tutmaktır.
      Zühd; uzun vadeli emeller ve arzular peşinde koşma-
      maktir.
      Zühd; yarını ömürden saymamaktır. Zühd; cennet nimetlerini, dünya nimetlerine tercih et­mektir.
      Zühd; önceki ümmetlerin kurtuluşuna sebep olan ameldir.
      Zühd; kalbin dünya vatanından sefer edip, ahiret menzillerine yol almasıdır.

             *****
      Çağımız müslümanlarını helak eden, zillete düşüren, kafirler karşısında güçsüz bırakan ve selin üzerindeki çer-çöp haline getiren şey; dünya sevgisi ve ölüm korkusudur. Sübhanallah! Ne gariptir ki; müslümanlar içinde bulunduk­ları nimet ve rahatlık yüzünden cenneti özlemez olmuşlar!.. Rablerine kavuşmayı arzulamaz hale gelmişlerdir!..

      Dünya hayatında izzet ve şerefe, ahiret hayatında ise cennete ve ebedi nimete ulaşmanın tek yolu; kalplere içirilen dünya sevgisini ve ölümsüzlük hayalini terk etmektir. Dün­yaya değer vermeyen ve ölümden korkmayan, ölümü sevgi­liye giden yol bilen bir topluluğun önünde elbette hiç kimse duramaz!..

      Böyle bir dönemde "Zühd" konulu bir çalışma yapmanın amacı ve anlamı çok farklıdır. Sadece dilde olan ilim; Al­lah'ın kulu aleyhindeki delilidir. Ve bunu bilen insanların böyle bir çalışmaya girmesi büyük bir sorumluluktur. Üze­rimize çok büyük bir sorumluluk aldığımızı, Allah'ın bu ilimden bizi hesaba çekeceğini, çocukların bile dehşetinden ak saçlı ihtiyarlara döndüğü o günde bu çalışmayı önümüze bırakacağım biliyoruz. İnce ince hesaba çekilmekten Rabbimizin rahmetine, şefkatine ve mağfiretine sığınırız. O diler­se bu ilimle amel etmeyi ve kıyamet günü onun hesabım vermeyi bize kolaylaştırır. Rabbimiz! Ancak sana ibadet eder ve yalnız senden yardım isteriz.

      Bu kitabın birinci amacı bu... İkinci amacı ise; Rabbimize karşı mazeret hazırlamaktır. "Rabbinize mazeret beyan edelim, bir de umulur ki insanlar sakınırlar diye öğüt veri­yoruz. " (A'raf 164)

      Bu çalışma; biz ve insanlar sakınalım, takva yolunu tutalım diye hazırlanmıştır.

      Bu çalışma; insanların Rableri huzurunda hesap için toplanacağı kıyamet gününde sakınanların takvasına şahit­lik etmek ve Rabbimize mazeret beyan etmek için hazırlan­mıştır.

      Rabbimizden bu çalışmayla imanlarımızı, cennet özlemimizi ve cehennem korkumuzu artırmasını istiyoruz. Bizleri dünyanın kölesi olma zilletinden, cennetin efendisi 
      olma izzetine yükseltsin. Ayaklarımızı bu yolda sabit kılsın. Ahirete doğru giden binek konumunda olan dünyada bizle­ri zühd, iffet ve şerefle yaşatsın. Rengi kan rengi, kokusu misk kokusu bir şehadetle rızıklandırsın ve katında bizleri gülümseyerek karşılasın. (Amin)

      Eksiklerimizi, hata ve yanlışlarımızı Rabbimize arz edip, affını ve rahmetini ümit ediyoruz. İyiliklerimiz ve gü­zelliklerimiz için hamd edip, artırmasını istiyoruz. O dilerse, bu küçük çalışmanın mükafatım katında bizim için büyütür. Ve nice göz aydınlığı, bilinmez nimetler hazırlar.

      "Kim dünyada Allah'a karşı mazeret hazırlarsa, Al­lah onun mazeretini kabul eder."2

      Ves selamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh...

         Ümmü Reyhane
         7.02.2006 Konya

      2 Kenzu'l-Ummal 43364

              ASRIMIZIN ZÂHİDİ

      Zühd; İslam'ın bir parçasıdır. Zühd; belli bir çağa ve asra hap­sedilemez. Zühd; Hz. Adem'le başlayıp kıyamete kadar devam edecek olan çağlar üstü bir yaşam tarzıdır.
      Okuyup-anlamak, yaşayıp-yaşatmakla sorumlu olduğumuz Kur'an, zâhidlerin örnek hayatlarıyla doludur. Rasulullah (s.a.v)'ı "Zâhidlerin efendisi", ashabını da zühdün vazgeçilmez örnekleri hali­ne getiren Kur'an'dır. Eğer zühd; "Yapılsa da yapılmasa da fark et­mez" veya "Yapana sevap vardır, yapmayana ise günah yoktur" şeklinde bir ibadet tarzı olsaydı, hükümleri tazeliğini asla yitirmeye­cek olan Kur'an'da anlatılan örnek şahsiyetlerin tümü, özellikle zâhidlerden seçilmezdi. Eğer zühd; fakirlik, yokluk ve sıkıntı aranda yapılması gereken bir ibadet olsaydı, Rasulullah (s.a.v) ve ashabı zenginlik, bolluk ve ferahlık anlannda zühdü yaşamaya devam etmez­lerdi. Eğer öyle olsaydı; Kayser ve Kisra'ların fethiyle zühd de orta­dan kalkardı.
      Zühd; önceki ümmetlerde yaşandığı gibi, bugün de yaşanmalı­dır. Kuran'a iman eden her müslüman, zühdü yaşama konusunda elin­den geleni yapmalıdır. Çünkü zühd; bir Kuran ahlakıdır!.. Böyle olunca asrımızında zâhidleri olmuştur ve olacaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek; Adem ve Havva (a.s) gibi, bir hata işleyince "Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer sen bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, hüsrana uğrayanlardan oluruz" diyebilmek, şeytan gibi günahta ısrar etmemek ve başkalarını suçlamamaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek; Habil gibi, sahip olduğu nimetlerin en değerlisini muttakice Allah'a sunabilmek ve kıskançlıktan gözü dönmüş kardeşine; "Ben Allah'tan korkarım" diyerek, el kaldırmamaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek; Nuh (a.s) gibi, sabır ve azimle insanlara Rabbini anlatabilmek ve kafirlerin karşı koyuşlarına aldırış etmemektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; İbrahim (a.s) gibi, ateşe atılmayı göze alarak, putları paramparça edebilmektir. Yine İbrahim (a.s) gibi, "Doğrusu ben Rabbime hicret ediyorum" diyerek beldelerden cennetlere doğru hicret edebilmek ve
       
      Allah'ın sevgisinin önüne geçebilecek bütün sevgileri kurban etmek­tir.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • Hz. Hacer gibi, kimsesiz bir çöle bırakıldığında; "Eğer bunu Rabbin emrettiyse, O bizi yalnız bırakmaz" diye zirvede bir tevekkülü yakalayabilmektir. Allah'ın kendilerini rızıklandıracağına kesinkes inanmasına rağmen, yavrusu için bıkmadan, usanmadan Safa ile Merve arasında koşmaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • İsmail (a.s) gibi, Allah'ın iradesine teslim olabilmek ve Allah için bıçağın altına yatarken; "Babacığım! Sana emredileni yap! inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" demektir.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • Lut (a.s) gibi, hayasızlığın ve iffetsizliğin hakim olduğu bir toplumda temiz kalabilmek ve temiz bir toplumun oluşması için çalışmaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • Yakub (a.s) gibi, kalbinin reyhanı, gönlünün meyvesi, en sevdiği, Yusuf'u elinden alnınca güzel bir sabırla; "Ben hüznümü ve kederimi yalnızca Allah'a şikayet ederim" diyerek sabredebilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • Yusuf (a.s) gibi, iffetsiz kadınların ahlaksızlık tekliflerine karşı zinda­nı tercih edebilmektir. Yine Yusuf (a.s) gibi, kendisine haksızlık ya­panların suçlarını yüzlerine vurmayıp; "Bugün size kınama yoktur. Allah sizi affeder" diyerek, intikam almamaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • Davud (a.s) gibi, şükür üzere bir hayat yaşayabilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • Süleyman (a.s) gibi, yeryüzünde hiçbir kimseye verilmeyen ve veril­meyecek olan bir mülk ve saltanat içinde yaşarken "Bunlar Rabbimin bir lütfudur" diyerek şımarmamak ve nimetin Allah'tan olduğunu itiraf edebilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • Eyyub (a.s) gibi, Allah'tan gelen her türlü imtihana sabredebilmek ve isyan etmemektir.
      Asrımızda zahid olabilmek;
      • Şuayb (a.s) gibi, atalardan kalma yanlış anlayışları ve putları terk ettiren, ekonominin kulu-kölesi olmayı engelleyen bir namazın sahibi olabilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Şuayb (a.s)'ın kızlan gibi, iffet ve haya sembolü olabilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Musa (a.s) gibi, döneminin Firavun'una karşı baş kaldırabilmek ve köleleştirilmiş bir toplumu özgürleştirmeye çalışmaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek; Sihirbazlar gibi, sahip oldukları bilgi sayesinde sihirle mucizeyi, hakla batılı birbirinden ayırt edebilmek ve Firavun'un tehdidi karşı­sında; "Elinden geleni yap! Senin hükmün ancak bu dünyada geçer" diyebilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Firavun'un kansı Asiye gibi, "Rabbim! Bana katında bir köşk yap. Beni Firavun'dan ve onun amelinden kurtar" diye dua ederek, Fira­vun'un sarayında müslümanca ayakta kalabilme mücadelesi vermek­tir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Zekeriyya (a.s) gibi, yürekten dua edebilmek ve; "Rabbim! Ne zaman sana dua etsem beni mahçup etmedin, utandırmadın, eli boş çevir­medin" diyerek, Rabbinin rahmetinden asla ümit kesmemektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Yahya (a.s) gibi, kitap ve hikmetle hareket edebilmek, aynı zamanda da ince kalpli, yumuşak huylu ve iffetli olmaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek; Meryem'in annesi Hanne gibi, yıllar sonra Rabbinin verdiği yavruyu, henüz doğmadan yine O'na adayıp; "Rabbim! Benden kabul eder misin?" diyebilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Meryem gibi, hiçbir kadının denenmediği zor imtihana tabi tutuldu­ğunda, Rabbinin emrine boyun eğen adak çocuk olabilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; İsa (a.s) gibi, annesine karşı itaatkar olabilmek, öleceği ve yeniden dirileceği günde esenlik müjdesini almaya layık bir hayat yaşamaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek; İsa (a.s)'nın Havarileri gibi, "Allah'a giden yolda benim yardımcıla­rım kimlerdir?" sorusuna; "Biz Allah'ın taraftarlarıyız" diye cevap verebilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek;

      Ashab-ı Kehf gibi, sayılarına ve silahlarına bakmadan büyük bir imparatorluğa baş kaldırabilmek ve imardan uğruna depdebeli ve şaşalı saray hayatım ve nimetlerini terk edip mağaraya hicret edebil­mektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Yasin süresindeki koşan adam gibi, peygamberlerin dışlandığı bir ortamda müslüman kimliğini ortaya koyabilmek ve ölümü göze ala­rak peygamberlerden yana bir tavır sergilemektir. Yine mü'min adam gibi, şehrin bir ucundan cennetin kokusuna doğru koşabilmek ve şehadeti hak etmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Hz. Lokman gibi, Allah'a şirk koşmayan, anne-babasına itaat eden, yaptığı en küçük iyilik ve kötülüğün hesabım vereceğini bilen, nama­zı kılan, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran, başına gelen sıkıntıla­ra sabreden, insanlara karşı kendisini üstün görmeyen, kibirlenme­yen, alçak gönüllü, mütevazi ve ideal çocuklar yetiştirebilmektir.
      Asrımızda zahid olabilmek; Ashab-ı Uhdud tarafından işkenceye tabi tutulan mü'min erkek ve kadınlar gibi, Aziz ve Hamid olan bir Rabbe iman edebilmek ve ateş­ten hendeklerle karşılaşmayı imamn bedeli saymaktır.
      Asrımızda zahid olabilmek; Rasulullah (s.a.v) gibi, Kürün ahlakıyla ahlaklana-bilmektir. Rasulullah (s.a.v) gibi, "Rabbim! Beni miskin olarak yaşat, miskin olarak öldür ve miskinlerle beraber haşret" diyerek, miskinleri seve­bilmektir.
      Rasulullah (s.a.v) gibi, zulmetmekten ve zulme uğramaktan Allah'a sığınmaktır.
      Rasulullah (s.a.v) gibi, kimliğine bakmadan mazlumların ve yetimle­rin haklannı savunabilmektir.
      Rasulullah (s.a.v) gibi, dünya ve nimetleri ayaklanmn alhna serilme­sine rağmen, cenneti tercih edebilmektir.
      Rasulullah (s.a.v) gibi, "Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir" diyebilmektir. Rasulullah (s.a.v) gibi, "Rabbim eğer sen benden razıysan hiçbir şeye aldırmıyorum, hiçbir şeye..." diye Rabbinin rızasını her şeyin üstün­de tutabilmektir.


           ZÜHD NEDİR, ZAHİD KİMDİR?

       
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Yüce Allah şöyle buyurdu:
      -Mü'min kulum bana en çok, dünyaya değer vermeyerek (zühd) yaklaşır. En güzel de, ona farz kıldığım şeyleri yerine getirmekte gösterdiği titizlikle bana ibadet eder."[1]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Gerçek zahidlik; helal bir şeyi haram kılmak veya dünya ma­lını terk etmek demek değildir. Fakat gerçek zahidlik; Allah'ın elindeki güç ve nimetlere kendi elinin altındakilerden daha fazla güvenmektir. Bir de, başa gelen bir bela ve sıkıntıdan dolayı elde edeceğin sevabı, yanındaki bela ve sıkıntıdan dolayı kaybettiğin maldan daha üstün görmendir."[2]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Zühd; seni yaratan Allah'ın sevdiklerini sevmen, sevmedik­lerini ise sevmemen, kendine acıdığın gibi, müslümanlara da acı­man, haramlardan kaçındığın gibi, seni ilgilendirmeyen konular­da konuşmaktan da sakınman, bozulmuş, iğrenç kokulu bir leşten kaçındığın gibi, çok yemekten de sakınman, ateşten uzaklaştığın gibi, dünyanın çer çöpünden ve zinetinden de uzaklaşman ve dünyadaki emelini kısa tutmandır."[3]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Bu ümmetin öncekileri zühd ve sarsılmaz bir imanla (yakin) kurtuluşa ermişlerdir. Sonrakiler ise cimrilik, boş ve gereksiz ümitler yüzünden helak olacaktır."[4]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Dünya hayatmda zühd, insanın kalp ve bedenini rahatlatır. Dünya hayatına aşırı yönelmek ise, dert ve sıkıntısını çoğaltır."[5]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Allah kullarını zühdden daha güzel bir zinetle süslememiştir."[6]
      7- Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "insanların en zâhidi; kabri ve çürümeyi unutmayan, dünya süslerinin en kıymetlilerini terk eden, ebedi olan cen­net nimetlerini, fani ve geçici olan dünya nimetlerine tercih eden, yarını ömründen saymayan ve kendini ölmüş biri gibi kabul edendir."[7]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "İnsanlar senin elinden ve dilinden güvende olmadıkça ger­çek müslüman olamazsın! İlminle amel etmedikçe gerçek alim olamazsın! Vera (Allah'ın haramlarmı işlemekten sakınma duygu­su) sahibi olmadıkça gerçek abid olamazsın! Gereksiz konularda susmadıkça, tefekkürü çoğaltıp, gülmeyi de azaltmadıkça gerçek zahid olamazsın! Çünkü çok gülmek kalbi fesat eder.(Kalbe güzel duyguların girmesine engel olur.)"[8]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Kim dünyada zâhid olursa, Allah ona bilmediklerini öğretir. Onu ulaşmadığı doğrulara hidayet eder. Onu basiretli kılar ve kalbinin körlüğünü giderir."[9]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Mütevazi (alçak gönüllü) olmadıkça, zâhid olamazsınız."[10]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "İnsanların en faziletlisi; dünyaya değer vermeyen (zâhid) mü'mindir."15
      1. Rasulullah (s.a.v)'a:
      Hangi mü'min daha faziletlidir? diye soruldu. Rasulullah
      (s.a.v):
      İçinde kin ve hasedin olmadığı hüzünlü kalbin sahibi mü'min, cevabını verdi. Soranlar:

      13         Kenzu'l-Ummal/Kitabu'l-Ahlak 6091.

      Bu özellikte biri aramızda yok, bundan sonra hangi mü'min daha faziletlidir? diye sordular. Rasulullah (s.a.v):
      Dünyaya karşı zahid, ahirete karşı istekli olan, cevabmı verdi. Soranlar:
      Bu özellikler de Rafi' bin Hadiyc'den başka kimsede yok. Bundan sonra hangi mü'min daha faziletlidir? diye sordular. Rasulullah (s.a.v):
      -  ' Güzel ahlak sahibi mü'min, cevabmı verdi."14
      1. Bişr bin Haris şöyle anlatıyor: "Fudayl bin Iyaz bana:
      Ey Bişr! Yüce Allah'tan razı olmanın en üst seviyesi; zühd ehli olmaktır, dedi. Ben:
      Ey Ebu Ali! Bu nasıl gerçekleşir? diye sordum. Bana şu cevabı
      verdi:
      Allah'ın sana vermesi ile vermemesinin senin kalbinde eşit olması­dır."15
      1. Fudayl bin Iyaz şöyle dedi:
      "Şer ve kötülüklerin tamamı bir eve konulmuş, anahtarı da dünya sevgisi yapılmıştır. Hayrın tamamı da bir eve konulmuş, anahtarı da zühd yapılmıştır."16
      1. Ebu Vakid el-Leysi şöyle dedi:
      "Biz bütün hayırlı amelleri işledik. Ama dünyada zühdden daha çok ahiret arzusuna götüren bir amel görmedik."17
      1. Ahmed bin Ebu'l-Havari şöyle dedi:
      "Dünyayı hakkıyla tanıyan, ona yönelmeyip zahidlik yapar. Ahireti hakkıyla tanıyan ona yönelir. Yüce Allah'ı hakkıyla tanı­yıp bilen ise, O'nun rızasını her şeye tercih eder."18
      1. Bilal bin Sa'd şöyle dedi:
      "Allah bize dünyaya aşırı bir şekilde yönelmeyip, zahid ol­mayı emrettiği halde, dünyaya gereksiz yere rağbet etmemiz bize günah olarak yeter."19
      1. Yusuf bin Esbat şöyle dedi:
      --------------------------------------
      14         Kitabu'z-Zühd/Ahmed bin Hanbel 2362.
      15         Kitabu'z-Zühd/Beyhaki 662.
      16         Kitabu'z-Zühd/Beyhaki 434.
      17         Kitabu'z-Zühd/Ahmed bin Hanbel 1108.
      18         Kitabu'z-Zühd/Beyhaki 122.
         Kitabu'z-Zühd/Ahmed bin Hanbel 2278.

       

      "Sıkıntılara sabreden, istek ve arzularını terk eden, yediğinin helal olmasına dikkat eden kimse zühdün esasım yakalamış demek­tir."[11]
      1. Muhammed bin Fazl şöyle dedi:
      "Zühd; dünyayı küçümseyip ona hakir gözle bakmak, tama­men dünya sevgisinden yüz çevirmek, dünyanın hiçbir şeyini büyük ve kıymetli görmemektir. Kim dünyanın bir şeyini gerçek güzellik olarak görürse ona değer vermiş olur."[12]
      1. Süfyan-ı Sevri şöyle dedi:
      "Dünyaya değer vermemek; kepekli ekmek yiyip aba giymek değildir. Gerçek zahidlik; uzun vadeli emeller peşinde koşmamak-tır."[13]
      1. İbni Hafif şöyle dedi:
      "Zühd; kulun sahip olduğu dünya malı elinden çıktığında bir rahatlık duymasıdır."[14]
      1. Ebu Bekir Şibli şöyle dedi:
      "Zühd; kalbi eşya sevgisinden uzak tutup, eşyanm Rabbi olan Allah'a çevirmektir."[15]
      1. Ebu Süleyman Darani şöyle dedi:
      "Zahid; dünyanın kederini atıp başmı dinleyen değildir. Çün­kü bu rahatlıktır. Zahid; dünyanın kederini atıp ahiret için yoru­lan kimsedir."[16]
      1. İbni Teymiye şöyle dedi:
      "Zühd; ahirette sana fayda vermeyecek şeyleri terk etmen, vera' ise; ahirette zararından korktuğun şeyleri terk etmendir."[17]

      2- DÜNYANIN ALLAH KATINDAKİ DEĞERİ

      "Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, yağmurun bitirdiği ürünler ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra bu bitkiler kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Al­lah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir faydalanma­dan başka bir şey değildir. "[18]
      "Fakat siz (ey insanlar!) dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha hayırlı, daha devamlıdır."[19]»
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Ahiret nimetleri karşısında dünya nimetlerinin durumu; ancak birinizin parmağını denizin içine daldırması gibidir. Artık o kimse parmağının ne kadar su ile döndüğüne bir baksın."[20]
      1. Sehl bin Sa'd (r.a)'dan;
      "Biz Zu'l-Huleyfe'de Rasulullah (s.a.v) ile beraberdik. Yürür­ken şişkinlikten ayağı havaya kalkmış, murdar bir koyun leşiyle karşılaştık. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      Şu murdar koyun leşinin sahibinin yanında ne kadar kıymet­siz olduğunu görüyor musunuz? Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki; Allah katında dünya, sahibi yanında şu davarın kıymetsiz oluşundan daha da kıymetsizdir. Eğer dünya Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar değerli olsaydı, ondan hiçbir kafire bir yudum su bile vermezdi."[21]
      1. Bir adam Rasulullah (s.a.v)'a geldi ve bir ihtiyacını söylemek için bekledi. Rasulullah (s.a.v):
      Yiyeceğiniz var mı? diye sordu. Adam: Evet, cevabını verdi. Rasulullah (s.a.v):
       

      Onu pişiriyor, kokuluyor ve baharatlıyorsunuz değil mi? diye sordu. Adam yine:
      Evet, cevabını verdi. Rasulullah (s.a.v): içeceğiniz var mı? diye sordu. Adam: Evet, cevabını verdi. Rasulullah (s.a.v):
      Onu mayalıyor, soğutuyor, süzüyor ve kokuluyorsunuz değil mi? diye sordu. Adam:
      Evet, cevabını verdi. Rasulullah (s.a.v):
      Bu ikisini bir midede topluyorsunuz değil mi? diye sordu. Adam:
         Evet, cevabını verdi. Rasulullah (s.a.v) bu defa:
      O ikisinin dönüp dolaşacağı yer neresi? diye sordu. Adam: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedi ve bu sözünü üç defa tek­rarladı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      O ikisinin dönüp dolaşacağı yer, dünyanın haline benzer. Tuvalet ihtiyacı için evinin arkasına gittiğinde, onun pis kokusun­dan burnunu elinle tıkayarak geri dönersin."[22]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Allah'a yemin olsun ki, ahiretin yanında dünya ancak bir tavşanın nefesi kadardır. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın koyduğu sınırlara dikkat edin! Sınırlara dikkat edin! Ve Rabbiniz olan Al­lah'tan yardım isteyin."[23]
      1. Rasulullah (s.a.v) Hendek kazımı sırasında Abdullah bin Revaha'ya ait olan şu beyiti söylüyordu:
      "Allah'ım hayat ancak ahiret hayatıdır
      Sen Ensar ve Muhacirin durumlarını düzelt."[24]
      1. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
      "Dünya mü'minin zindanı, kâfirin de cennetidir."[25]

       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789944735353
      MarkaHüner Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9789944735353
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.