• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi

      Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi
      Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi
      Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi
      Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi
      Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Fiyat:
      190,00 TL
      İndirimli Fiyat (%56,8) :
      82,00 TL
      Kazancınız 108,00 TL
      5.0 1
      82.00 www.goncakitap.com.tr
      20,50 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo

      Kitap             Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi
      Yazar            Muhammed Abdülazim Zürkani    
      Yayınevi        Beka Yayınları
      Tercüme        Doç. Dr. Halil ALDEMÎR 
      Kağıt  Cilt      Şamua Kağıt - Ciltli, 2 Cilt takım
      Sayfa  Ebat   1.290 sayfa , 17x24 cm.
      Yayın Yılı       2015



      Beka Yayınları Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi kitabını incelemektesiniz.    
      2 Cilt Kuran İlimleri Menahilül İrfan Tercümesi kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



      Allah Teâlâ insanların dünya ve ahiret saadetini sağlamak üzere Kur’ân-ı Kerîm’i göndermiştir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve sahâbe, vahiy ortamında yaşadıkları için daha sonraki dönemlerde zorunlu hâle gelen tefsir ve usulüne çok fazla ihtiyaç duymamışlardır. Giderek vahyin ilk kaynağından uzaklaşan insanlık vahiy pınarından çıkan bu saf suyu içebilmek için birtakım araçlara ihtiyaç duymuştur. İşte Hicrî I. asrın sonlarından başlamak suretiyle bu kaynağı daha iyi anlamak için sayısı binlerle ifade edilen tefsirler telif etmişler, Kur’ân ilimleri alanında gerek müstakil, gerekse ansiklopedik hüviyette eserler vermişlerdir.

      Bu alanda XX. yüzyılda yazılmış en önemli kaynaklarından biri de elinizde tercümesi bulunan Menâhilu’l-‘ırfân fî ‘Ulûmi’l-Kur’ân/Kur’ân İlimlerine Dair Bilgi Kaynakları adlı eserdir. Eser, Zerkeşî’nin el-Burhân fî ‘Ulûmi’l-Kur’ân ve Suyûtî’nin el-İtkân fî ‘Ulûmi’l-Kur’ân adlı eserlerinden sonra bu sahada önemli bir yere sahip olmuştur. Ancak müellifin, içinde yaşadığı şartlara çözüm bulmak ve İslâm’ın ilk kaynağı Kur’ân-ı Kerîm’e yapılan itirazlara cevap vermek adına gösterdiği gayret, eseri benzerlerine göre daha ön plana çıkarmıştır.

      Yıllardır İlahiyat Fakülteleri ile diğer dinî tedrisat yapan kurumlarda okutulmasına ve başucu kaynakları arasında yer almasına rağmen bu eserin tercüme edilmesi ancak bugüne nasip olmuştur. Okunup incelendiği zaman görüleceği üzere eser sadece kendi alanında yazılmış klasik bilgi veren bir kaynak olmaktan ziyade İslâm’ın ilk kaynağı Kur’ân’ı çeşitli yönleriyle ve akla gelebilecek bütün ayrıntılarıyla anlatan, Kur'ân-ı Kerîm’in mu‘ciz bir hidayet rehberi olduğunu haykıran enfes ve doyurucu bir kitaptır.


          MÜTERCİMLERİN ÖNSÖZÜ


      Gerek Arap dünyasında gerekse ülkemiz ve diğer İslâm coğrafyasında saygın bir konuma sahip olan, Kur'ân ilimleri alanında el-Burhân ve el-Mârc'dan sonra üçüncü kitap olarak kabul edilen Menâhilu'l-'irfân'ın çevi­risini tamamladığımız için Hak Teâlâ'ya hamd eder, Rasûlü Ekrem'e salât ve selamda bulunuruz.

      Bu çeviride Dâru Kuteybe ve Dâru'l-Kutubi'l-İlmiyye başta olmak üzere birçok yayınevinin neşrettiği nüshalardan yararlanılmıştır. Bu sayede baskılan karşılaştırma fırsatı bulunmuş, nüshaların eksikleri giderilmeye çalışılmıştır.

      Çeviride özen gösterilen hususları şu şekilde sıralamak mümkündür:
       
      1. Âyetlerin ve gerek görüldükçe hadislerin metinlerine yer verilmesine,
      2. Hadislerin tahricinin yapılmasına,
      3. Çeşitli baskılarda bulunan dipnotlardan uygun görülenlerin çevrilmesine,
      4. Gerek görüldükçe dipnotlarda açıklamalar yapılmasına,
      5. Şiirlerin ve Arap atasözlerinin metnine yer verilmesine,
      6. Gerek görüldükçe başlıklar konulmasına ve bu başlıkların [] arasında verilmesine.

      Bu çevirinin ülkemizde Kur'ân ilimleri ve tefsir alanında yapılan çalış­malara katkı sağlamasını umar, baskıdan ve çeviriden kaynaklanan yanlışları­mızı bildirecek ilim ehline, dostlara ve değerli okuyuculara şimdiden şükran­larımızı sunarız.

        Halil ALDEMÎR - Ramazan ŞAHAN


      ÜÇÜNCÜ BASKININ ÖNSÖZÜ


      Hamd olsun Allah 'a, selam olsun seçtiği kullarına.

      Bu, Menâhilu'l-irfân fi ulûmi 'l-Kur 'ân kitabının üçüncü baskısıdır. Mü­kemmelliği yakalamayı veya ona yaklaşmayı umarak gözden geçirdikten son­ra bu eseri çok kıymetli okuyuculara sunuyorum.

      Bu baskıda ilave açıklamalarda bulundum, bazı bilgileri çıkardım, kimi ifadeleri öne aldım, kimi ifadeleri daha sonraya bıraktım, hataları tashih ettim ve eksiklikleri giderdim. Nimetleri saymakla bitmeyen Cenab-ı Allah, karşı­ma bir matbaa çıkardı. Bu matbaa kitabın güzel bir şekilde okuyucu ile bu­luşması konusunda bana yardımcı oldu. Ben de kitabın bazı yerlerine hareke koydum, onu düzenleyip güzelleştirdim. Eğer büyük kâğıt krizi olmasaydı kitap, şu anki hâlinden daha güzel bir şekilde çıkardı. Ancak öz iyi olunca, kabuğun nasıl olduğu önemli değildir.

      Kılıcın kendini tut kınını bırak Delikanlının giyimine değil erdemine bak![1]

               1-en-Neml 27/59.

      Eserin bu şekilde neşredilmesindeki kusur, etrafı yakıp yıkan, her tara­fı saran, kötü sonuçlarından doğunun ve batının kurtulamadığı, zengin fakir herkesin etkilendiği bu korkunç ve şiddetli savaşındır. Doğrusu bu savaş her açıdan insanların karşısına çıkmış, baskı araçlarına varıncaya kadar her türlü ihtiyaç alanlarında etkisini göstermiştir.

      Allah'ın bu ülkeye ve kullarına lütfü sayesinde bu sıkıntılı süreçten İslâm güçlü, dik, sesi gür ve sözü dinlenir bir hâlde çıkmıştır. Öyle ki herkes onun meydanına yönelmiş, etrafı kaplayan gölgesinde, esenliğinde, güveninde, imanında, adaletinde, rahmetinde, kolaylığında ve hoşgörüsünde gölgelenip dinlenmeye başlamıştır. Sonunda insanlık; ruh ile bedenin taleplerini uzlaş­tıracak, doğudakilerle batıdaki insanlar arasında kardeşlik bağlarını kuracak, etnik ve ırk esasına dayalı söylemlerin kökünü kazıyacak, -inanca yönelik baskı ve zulmün ortadan kalkıp dinin yalnızca Allah 'a has olacağı ana ka­dar[2]- hak ve iyilik yolunda herkese yönelik bir rota oluşturacak uygun manevî gelişimin eşlik etmediği bilimsel ilerlemenin insanlığa yönelik yok edici bir suç olduğunu anlamıştır.


      Bu üstün özellikler İslâm 'ın dışında başka bir dinde veya düşüncede var mı?

      İslâm, Kur 'ân olmadan olur mu?

      Kur 'ân, ulûmu 'l-Kur 'ân olmadan anlaşılır mı?



      "Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, mü 'minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. De ki: Ancak Allah 'ın lütfü ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır. '*

               4 -Yunus 10/57-58

      Yöntemim

      Bu kitapta şu beş hususa dikkat etmeye çalıştım:

       Bu kitabımı düşünce ve ifade etmede Ezher 'e yeni yeni hâkim olan sisteme göre telif etmeye.
      Çünkü böyle bir telif, Ezher'de yetişmiş birikimli insanlar ile kültürlü ke­simlerden meydana gelen bu neslin çocuklarından oluşan okuyucuların eseri anlamasını ve sindirmesini kolaylaştırmaktadır. Zaten her zamanın bir dili, mantığı ve delili vardır.


      "Bütün peygamberleri, gönderildikleri topluma Allah'ın mesajlarını iyice açıklasınlar diye kendi toplumlarının dili ile gönderdik.
      Bu çabamda kendimin ilk olduğunu, bu yöntemin ilk defa tarafımdan uy­gulandığını iddia etmiyorum. Aslında söylemek istediğim şey, anladığım ve muvaffak olmam durumunda bu yöntemi güzelce sunduğumdur. Araştırmanın konusuna gelince; bu hususta bütün fazilet, bu bilgileri bir araya getirme ko­nusunda birçok sıkıntıyı göğüsleyen, bizim için bir yol açarak uzak lan yakın edip dağınık bilgileri de bir araya getirdikten sonra bu dünyadan ayrılanların­dır. Onlar, arkalarında muazzam bir ilmî servet ve zengin bir kültür hazinesi bırakmışlardır. Bunun bir benzerini veya yakınını günümüze kadar yeryüzü toplumları içinde görmek mümkün olmamıştır. Kanaatime göre biz bu miras üzerinde güzelce doğrulabilsek durumumuz, konumumuz ve gücümüz bu­günkünden farklı olur. O zaman hiçbir konum ve hiçbir güç bize yaklaşamaz. Artık geçen geçti. Belki yakın gelecek hüzünle dolu çalkantılı bugünden daha mutlu olacaktır.

      Günümüzde dile getirilen iddiaları hak aşıklarının, hakikat peşinde koşanların, araştırmanın öncülerinin ve İslâm 'ın müritlerinin yolunda eziyet veren unsurları kaldıracak biçimde ele almaya.

      Bu iddiaları ele alırken araştırmacıda olması gereken edebe ve münazara yapan kimsenin görevlerine riayet ettim. Bu nedenle özellikle de çağdaşları­mız arasında bu iddiaları dile getirenlerin isimlerini vermedim. Bu yöntemi de şu nedenlerden dolayı benimsedim:
      1. Onlara güzel davranmak için. Çünkü onlar bir gün bu iddialarından vazgeçebilirler.
      2. Araştırmanın sakin ve huzurlu bir ortamda gerçekleşmesini istediğim için. Belki bu sayede onlar İslâm'ı seçerler ve huzur bulurlar.
            
        5 -İbrahim 14/4.

      c. Kitlelerin peşlerinden sürüklenmemeleri için iddia sahiplerinin statü­lerini gizlemek. Çünkü çağımızda birçok insan isimler, ünvanlar, mallar ve soylara bakıp yanılabilir hâle geldi. İnsanları hak ile tanımaz oldular. Aksine hakkı insanlarla tanımaya başladılar. Öyle ki bâtıl, tanınmış biri tarafından dile getirilmişse onlara göre doğrudur ve güzeldir. Hak da meşhur olmayan biri tarafından dile getirilmişse onlara göre o, bâtıl ve kötüdür. İşte bu şekilde ölçütler ve dengeler şaştı!

      Her fırsatta İslâm ile bilimin kardeşliğini açıklamaya.
       
      Bununla sanki din cehaletin yoldaşı, ilim de inkârın dostuymuş gibi din ile ilim arasında süregelen bir tartışmanın, şiddetli bir savaşın ve köklü bir düşmanlığın olduğu şeklinde aldanmış zihinlere sirayet eden ucuz ve tutarsız bir tuzağın ortaya çıkmasını amaçladım.


      "Ağılarından çıkan bu söz ne büyük oldu! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar."[3]
       
      Yeri geldikçe teşri'in ince noktalarını ve hikmetli yönlerini ortaya koy­maya.

      Böylece bu dinin insanların ihtiyacı, insanlığın ilacı, bireyin kemâli, top­lumun ıslahı olduğunu bilmeyenlerin bunları öğrenmesini hedefledim. Ayrıca bununla sapkın propaganda olan dini siyasetten, dinî kültürü medenî kültür­den, adalet ve yönetimin temel prensipleri ile yasalarını akide ve kullukla ilgili yerleşmiş temel ilkelerden ayırma çığırtkanlığının sesini boğmayı da amaçladım. Bu, bildiğimiz şeyler arasında en iğrenç ve en yanlış çağrıdır.

      Bu tür iddiaların beşere yönelik ıslah alanlarında insanların ihtiyacını karşılayamayan dinler hakkında söylenmesi doğru olsa bile, bunun İslâm dini hakkında söylenmesi kesinlikle doğru olmaz. Çünkü İslâm; akide ve amel, ibadet ve yönetim, bilim ve ahlâk, hüküm ve adalet, rahmet ve hak, Mushaf, kılıç, dünya ve ahiret dinidir.
       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786054997596
      MarkaBeka Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786054041350
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.