• Tüm Kategoriler
    • AXES BONUS CARD FİNANS WORLD PARAF MAXİMUM KARTLARA 3 TAKSİT CANLI STOK Sistemi ile Çalışıyoruz. Tedarik Sistemi Şeklinde Çalışmıyoruz. Stoktaki Ürünlerle Hızlı Kargo

      Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

      Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir
      Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir
      Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir
      Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      100,00 TL
      İndirimli Fiyat (%15) :
      85,00 TL
      Kazancınız 15,00 TL
      85.00 www.goncakitap.com.tr
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde
      Haber Ver
               Stoktan Kargo

       Kitap             Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir 
       Yazar            Komisyon
       Yayınevi        Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları
       Etiket Fiyatı  100 TL 
       Kağıt  Cilt      Şamua kağıt  -  5 Lüks Cilt, Özel kutulu
       Sayfa  Ebat   3.870 Sayfa - 18x24
       Yayın Yılı      2017 Son Baskı
       ISBN             9789751933773
       Not                İlk Resimdeki 
      Koyu Mavi Rengi arası ton renkli olanı son baskıdır, bu set gönderilecektir.
       

       Yazar Heyeti :   Prof. Dr. Hayreddin Karaman
                                  Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı    
                                  Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez     
                                  Prof. Dr. Sadrettin Gümüş
       

      Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarınca yayınlanan Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir adlı tefsir seti kitabı nı incelemektesiniz.
      Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satışı hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla  oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

       

                    TAKDİM
       
      Kur'ân-ı Kerîm, Hz. Muhammed aleyhisselâmın yirmi iki yıldan fazla sü­ren (610-632) peygamberliği zarfında aldığı vahiyleri ihtiva etmektedir. Hz. Muhammed'in (a.s.) peygamberliğinin ilk dönemlerinden beri Kur'an, müslümanlar tarafından, yalnızca ilâhî kelâmın yaşanan tarihe bir müdahalesi olarak değil, aynı zamanda bir ibadet ve tilâvet kitabı ola­rak telakki edildiği için, inen âyet ve sûreler Hz. Peygamber'in gözetimi altında büyük bir titizlikle kayda geçirilerek geniş kitlelere intikal ettiril­miş ve sürekli okunmuştur. Hatta ilk müslümanlar arasında, gelen vahiy­leri gücü nisbetinde ezberleyenlerin yanı sıra, kendisi için özel mushaf yazan sahâbîlerin de bulunduğunu biliyoruz.
       
      Halife Hz. Ebû Bekir döneminde vuku bulan Yemâme savaşında Kur'an'm nüzulüne tanık olmuş çok sayıda hafız sahâbînin şehid düşme­si üzerine, 633 yılında, Hz. Peygamber'in vahiy kâtiplerinden hafız sahabî Zeyd b. Sâbit'e, Hz. Peygamber'in yazdırdığı Kur'an metinlerini, diğer hafız sahâbîlerin şahitliğine de başvurarak bir mushaf haline getirme görevi verilmiştir. Zeyd b. Sabit, sahâbîlerle istişare ederek yaptığı titiz bir çalışma sonunda muhtelif malzemelere yazılmış olan Kur'an metinlerini mushaf haline getirmiştir. Kur'an metni tertip edilirken âyetlerin iniş sıraları veya konu bütünlüğü esas alınmamış, baştan beri Hz. Peygamber tarafından öğretilen tilâvet sırasına riayet edilmiştir.
       
      Fütuhat faaliyetinin sınır tanımadığı III. Halife Hz. Osman dönemin­de, İslâm coğrafyasının genişlemesi dolayısıyla farklı bölgelerde Kur'an âyetlerinin farklı şekillerde okunması, özellikle ilk müslümanlarla İs­lâm'a yeni girenler arasında ihtilâflara sebep olmuştur. Kısmen henüz sessiz harfleri birbirinden ayıran noktaların ve sesli harfleri gösteren harekelerin bulunmadığı Arap yazısının o günkü yetersizliğinden, kıs­men de mahallî lehçe farklılıklarından kaynaklanan bu kıraat ihtilâfı, esasen Hz. Peygamber'in izin verdiği doğal bir durum olmasına rağmen, o günkü siyasî irade, muhtemel karışıklıkları gidermek amacıyla kıraat farklılıklarını en aza indirecek bir çalışma yapmayı öngörmüştür. Yine Zeyd b. Sâbit'in başkanlığını yaptığı bir komisyon, birkaç yıl süren çalış­ması sonucunda, biri hilâfet merkezinde kalmak, diğerleri farklı bölge­lere gönderilmek üzere, Hz. Ebû Bekir döneminde toplanan Mushaf'a is­tinaden muayyen sayıda resmî mushaflar hazırlamıştır. Bugün elimizde bulunan mushaflar işte bu mushafa dayanmaktadır.
       
      Sahabe döneminden sonra geniş çaplı bir tefsir faaliyeti başlamıştır. Ancak bu döneme ait tefsirler günümüze kadar ulaşmamıştır. Günümüze ulaşan en eski tam tefsir ise, hicrî 150 yılında vefat eden Mukâtil b. Süley­man'a aittir. Ali b. Ebû Talha (ö. 143/760), Süfyân es-Sevrî (ö. 161/778), Yahya b. Sellâm (ö. 200/815) gibi hicrî II. yüzyılda yaşamış kişilerce telif edilen bu ilk dönem tefsirleri, genellikle Mushaf tertibini esas alarak, sı­rasıyla âyetler hakkındaki rivayetleri nakletmektedirler. Hiç şüphe yok ki, tefsir ilminin doğduğu ilk dönemlerde, bu faaliyetle hedeflenen, teva­rüs olunan bilgilerin daha geniş kitlelere ve gelecek nesillere intikal ettirilmesiyle sınırlı idi. Tefsir ilminin Kur'an'ı açıklama görevini üstlen­mesi ise daha sonraki bir gelişmedir. Bu çerçevede ilk tefsir çalışmaları, el-Ferrâ (ö. 207/8??) ve Ebû Ubeyde (ö. 2510/825) gibi dilcilere aittir. On­lar, kelimelerin ve terkiplerin anlamlarını açıklamayı amaçladıkları için, hemen her âyet hakkında söyleyecek şey bulmuşlar ve açıklamalarını Mushaf tertibini esas almak suretiyle sunmuşlardır. Bu yazım geleneği, bugün minnetle başvurduğumuz, değerli bilgiler içeren İbn Cerîr et-Ta-berî'nin (ö. 310/922) Câmi'u'l-Beyân an Te'vîli âyi'l-Kur'ân'ı gibi eserle­rin yazılmasına imkân vermiştir. Bu eserlerin "rivayet tefsiri" olarak ad­landırılması, bunlarda rivayetin ağırlıklı yer tutmasından kaynaklan­maktadır; zira bu eserler naklin yanı sıra, uzun dinî tahlillere, Isrâiliyat ve kelâmî-fıkhî meseleler üzerine derin tartışmalara da yer vermektedir­ler. Aynı şekilde "dirayet tefsiri" olarak nitelenen eserler de, re'y ağırlık­lı olmakla birlikte nakilden müstağni kalmamışlardır.
       
      Gerek rivayet tefsiri gerekse dirayet tefsiri olarak değerlendirilen kla­sik tefsirlerde, Kur'an'ı baştan sona tefsir etmeyi amaçlayan ve Mushaf tertibini esas alan bir yöntem izlenmiştir. Klasik dönemlerde tefsir ilmi­nin bir karakteri olarak oluşan Kur'an'ı baştan sona ve Mushaf tertibine göre tefsir etme geleneği, Derveze'nin sûreleri nüzul sırasına göre tefsir ettiği et-Tefsîru'l-Hadîs'i gibi istisnalar dışında, modern zamanlara kadar yazılan bütün tefsirlerde hâkim olmuştur. Tefsir literatürümüz, bu ka­rakteristik yapısına rağmen, farklı ölçütlere başvurmak suretiyle değişik başlıklar altında tasnif edilmeye elverişlidir. Müfessirlerin uzmanlık ala­nına, ilmî tutumuna veya mezhebi eğilimine göre tasnifler de yapılmıştır. Bu tasniflerden başlıcalarını zikretmek, tefsir literatürümüzün muhteva zenginliğini ve çok renkliliğini göstermesi bakımından önemlidir: Fıkhî tefsir, kelâmî tefsir, işârî tefsir, lugavî tefsir, felsefî tefsir, Şiî tefsir, ilmî tefsir, edebî tefsir, içtimaî tefsir vb.
       
      Bilinen ilk Türkçe Kur'an meali Sâmânoğulları lideri Mansûr b. Nuh'un döneminde yapılmıştır. Kur'an meali özellikle Selçuklu dönemlerinde bi­lim ve sanat dilinin Arapça ve Farsça olması sebebiyle fazla rağbet görme­miştir. Osmanlı tefsir geleneğinde ise müstakil sûre ve cüz tefsirlerinin yanı sıra Zemahşerî, Fahreddin er-Bâzî ve Beyzâvî gibi müfessirlerin tef­sirlerine yapılan birçok şerhle söz konusu eserler yeniden inşa edilmeye çalışılmıştır. Bugünkü anlamda yaygın olan Türkçe tefsir ve meal gelene­ğinin, Tanzimat döneminde (1839-1876) başladığı söylenebilir. Bu dö­nemde gerçekleştirilen ve nicelik açısından sınırlı olan tefsirî meallerdeki çeviriler genellikle Farsça'dan Türkçe'ye kazandırılmıştır. II. Meşrutiyet'le birlikte dinî müellefat ve özellikle de Türk toplumunu Kur'an'la doğrudan muhatap kılma gayretlerinin arttığı gözlemlenmektedir. 1925 yılında Diyanet İşleri Reisliği bütçesi tartışılırken muhtelif mebuslar ta­rafından, toplumsal sorunların işleneceği ve günün insanına hitap eden bir Türkçe tefsire duyulan ihtiyaç dile getirilmiş ve konu ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Nihayet Diyanet İşleri Reisliği bütçesinden Kur'ân-ı Kerîm ve ehâdîs-i şerif enin tercüme ve tefsiri için muayyen bir meblağ tahsis edilmiş ve Kâmil Miras'ın teklifiyle söz konusu tefsiri yazma görevi Elma­lılı M. Hamdi Yazır'a tevdi edilmiştir. 1926'da Kur'an tefsiri yazmaya baş­layan Hamdi Yazır, tefsirin telifini 1938 yılında tamamlamıştır. Eserin ilk baskısı 1935-39 yılları arasında Diyanet İşleri Riyaseti tarafından dokuz cilt halinde gerçekleştirilmiştir. Daha sonra 1960 ve 1971'de baskısı yeni­lenen Hak Dini Kur'an Dili, 1992'de bir defa, 1993'te ise iki defa sadeleşti­rilerek basılmıştır. O günden bugüne halkımızın din öğrenimine üst dü­zeyde katkı sağlayan bu değerli çalışmanın yanı sıra, klasik ve çağdaş dö­nem tefsirlerinden yapılan tercümeler ve Türkçe telif edilen tefsirler saye sinde ülkemiz insanı oldukça zengin bir tefsir birikimine kavuşmuş bu­lunmaktadır. Bu zenginliğe rağmen kamuoyunun malûmu olduğu üzere, toplumumuz muhtelif vesilelerle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çağdaş ihti­yaçlara cevap verecek yeni bir Kur'an tefsiri hazırlatması talebini dile ge­tirmekteydi. Başkanlığımız bu talepler doğrultusunda, uzun yıllardan beri benimsemiş olduğu ülkemizin ilahiyat alanındaki birikiminden âzami öl­çüde yararlanma politikasının bir gereği olarak, Prof. Dr. Hayreddin Kara­man, Prof. Dr. İbrahim Kâfi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş ve Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı'dan oluşan komisyonun titiz çalışması sonucu hazırla­nan ve bilâhare Din İşleri Yüksek Kurulu'nun tedkikinden geçen elinizde­ki Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir isimli eseri yayımlamaya karar vermiş­tir.

      Tefsir tarihi üzerine yapılan çalışmalar, tefsirler arasındaki yorum fark­lılıklarının arkasında, müfessirin fikrî eğilimi, uzmanlık alanı ve siyasî tutumu gibi kişisel unsurların yanı sıra, müfessirin yaşadığı çağın ihtiyaç ve imkânları gibi toplumsal unsurların da yattığını göstermektedir. Bu durum, Kur'an tefsiri alanındaki çok sesliliğin sebeplerini anlamamızı kolaylaştırdığı gibi, tarih boyunca neden tek bir tefsirle yetinilemediğini de anlaşılır kılmaktadır. Bunun başlıca sebebi tefsir faaliyetinin, özü iti­bariyle sübjektif olan "yorum"dan ibaret olmasıdır. Tefsir faaliyetinin sübjektif karakteri sebebiyle, bugün içinde, okuyucusunu bütün diğer tef-sirlerden müstağni kılacak ve Kur'an'ı anlama konusundaki sorunları gi­derecek bir tefsirden söz etme imkânı yoktur. Buna bağlı olarak herhangi bir tefsirin Diyanet İşleri Başkanlığı'nca neşredilmiş olması, o tefsire res­mî bir hüviyet kazandırmaz. Başkanlığın yaptığı, yayınlar konusunda dine ve topluma karşı sorumluluğu, ilme uygunluğu esas almaktır.
       
      Elinizdeki tefsir, günümüz müslümanlarının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ve klasik tefsir birikiminden yararlanılarak hazırlanmış değerli bir çalışma olup, uzmanlık alanlarında yetkin bilim adamların­dan oluşan bir heyet tarafından kaleme alınmış olma gibi bir imtiyaz ta­şımaktadır.

      Diyanet İşleri Başkanlığı
       
       
                        ÖN SÖZ
       
      Kur'ân-ı Kerîm'in müslüman Türk insanı tarafından anlaşılmasına mü­tevazı bir katkı sağlamak amacıyla hazırladığımız Kur'an Yolu isimli bu tefsirin müellifleri olarak, daha önce bir meal çalışmasına katılmış, ilmî bir faaliyeti müşterek olarak yürütme ve bitirme tecrübesi edinmiştik. Bu defaki çalışmamız esnasında uzmanlık alanlarımızın ( tefsir, fıkıh ve fı­kıh usulü, İslâm felsefesi ve İslâm ahlâkı) farklılık taşımasının da, Kur'an tefsirinin gerekleri bakımından önemli imkânlar sağladığını gördük. Bunun yanında ortak kitap çalışmasının zorluklarını ve bundan kaynak­lanacak aksaklıkları asgariye indirebilmek için tedbirler aldık. Mutlaka başvurulması gereken kaynakların, uyulması gereken ilkelerin ve metot­ların en başta belirlenmesi; her birimizin tefsirini yaptığı kısmın diğer üyelerce dikkat ve emek verilerek okunduktan sonra toplu müzakere, teklif, tenkit ve tashihe tâbi tutulması bu tedbirlerin başında gelmekte­dir.
       
      Batı'da Kitâb-ı Mukaddes'in yorumu konusunda heyet olarak hazırlan­mış birçok yayının mevcudiyetine karşılık, bildiğimiz kadarıyla İslâm dünyasında bir heyet tarafından yazılmış ve tamamlanmış Kur'ân-ı Ke­rîm tefsiri bulunmamaktadır. Bu açıdan bizim çalışmamızla bir ilkin ger­çekleştiği söylenebilir. Ayrıca Kur'an Yolu'nun, Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri tarafından okunup tenkit süzgecinden geçirilmesi de esere yarar­lı katkılar sağlamıştır.
       
      Eserin hazırlanmasında okuyucu kitlesi olarak farklı düzeylerde öğre­nim görmüş insanlar dikkate alınmaya çalışıldı. Öncelikli olarak bir mü­racaat kitabı değil, baştan sona okunan, tekrar tekrar okunan ve üzerinde zihin yorulan, inanç, fikir ve hayata pratik katkı sağlayan bir tefsir olma­sının daha yararlı olacağı düşünüldüğü için eser orta hacimde tutulmuş; ayrıca anlaşılır bir dilin kullanılmasına özen gösterilmiştir. Öte yandan bazı konularda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler için, en uygun yer­lerde ayrıntılı bilgi verilmesinin yanında, duruma göre ilgili kaynaklara da göndermeler yapılmıştır. Tefsirin diğer özellikleri "Giriş" bölümünün sonunda "Bu Tefsir" başlığı altında açıklanmıştır; okuyucu açısından eserin daha verimli olabilmesi için söz konusu kısmın göz önünde bu­lundurulmasında yarar vardır.
       
      Eserin meal kısmının hazırlanması sırasında konuyla ilgili belli başlı çalışmalar da göz önünde bulundurulmakla beraber, yapılan tercihler tefsire verilen emeğin ürünü olarak şekillenmiştir. Meale yansıtılanla -yan, ancak dikkate değer görülen mânalara ise tefsirde ayrıca işaret edil­miştir. Aynı kelime veya ifadenin mealin değişik yerlerinde -asıl mânayı değiştirmemek kaydıyla- farklı şekillerde çevrilmiş olması; bağlam far­kı, ağırlıklı konuya riayet", edebî zevk gibi sebeplere dayalıdır. Bize göre bu usul meal açısından bir zenginlik oluşturmaktadır.
       
      İkinci baskıyı sizlere takdim ederken, bu baskıyla ilgili çalışmaların her safhasında unutulmaz fedakârlık örneği göstererek karşılaşılan zor­lukların aşılmasını sağlayan İSAM Başkanı Prof. Dr. M. Akif Aydın'ı, mushaf seçimi ve hat konusundaki yardımlarını esirgemeyen Prof. Dr. Muhittin Serin'i, önemli eleştiri ve görüşleri için Prof. Dr. Ömer Faruk Harman ve Prof. Dr. Metin Yurdagür'ü şükranla anmamız gerekiyor. Ay­rıca tesbit, görüş ve önerilerini ileten saygıdeğer okuyucularımıza da iç­tenlikle teşekkür ediyoruz.
       
      Kusursuzluktan söz etmek edebi aşmak olur. Yapılan her işte birtakım eksiklerin bulunması kaçınılmazdır. Değerli okuyucularımızın, kusur­ların düzeltilmesi yönünde getirecekleri tenkit ve önerilere açık olduğu­muzu belirtiyor, tefsirin milletimize yararlı olmasını yüce mevlâdan ni­yaz ediyoruz.  ( Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir , Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Kuran Yolu Türkçe Tefsir kitabı, Kuran Yolu Tefsiri , diyanet tefsir , 5 cilt kuran yolu )
       
      Heyet


      Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir adlı tefsir seti kitabı nı incele diniz. 
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789751933773
      MarkaDiyanet İşleri Başkanlığı Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789751933773
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.