• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Muhammediye, Yazıcıoğlu Muhammed

      Muhammediye, Yazıcıoğlu Muhammed
      Muhammediye, Yazıcıoğlu Muhammed
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      65,00 TL
      İndirimli Fiyat (%45) :
      35,75 TL
      Kazancınız 29,25 TL
      35.75 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
         
           Stoktan Kargo
       
      Kitap             Muhammediye
      Yazar            Yazıcıoğlu Muhammed
      Yayınevi        Sağlam Yayınevi
      Tashih           Şevket Gürel 
      Kağıt - Cilt     2.Hamur kağıt, Kalın Sert ciltli
      Sayfa - Ebat  623 sayfa,  17x24 cm büyük boy
      Yayın Yılı       2014  Yeni baskı
      ISBN              9789759180737  

       
       
      Yazıcıoğlu Muhammed, Muhammediye kitabını incelemektesiniz.  
      sağlam yayınları yazıcıoğlu muhammed muhammediye kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2
       
         muhammediye  yazıcıoğlu muhammed
       
      Yazıcıoğlu Mehmed (Muhammed); Anadolu’da astroloji üzerine yazılmış ilk Türkçe eserin (Şemsiyye 1408) yazarı Yazıcı Salih’in oğludur. Yazıcı Salih, bazı rivayetlere göre aslen Ankaralı olup bilgili ve kültürlü bir kimsedir. Devlet hizmetinde kâtip olarak çalışmıştır. Mesnevi nazım şekliyle yazdığı beş bin beyittik Şemsiye adlı eserini 1408 yılında tamamlamış ve Ankara’da yaşayan Devlet Han ailesinden İskender bin Hacı Paşa’ya ithaf etmiştir. Salih’in mezarı, sözlü rivayetlere göre Gelibolu’da bugün Yazıcıoğlu Mescidi denilen kapalı türbe kısmındadır.
       
      Yazıcıoğlu Mehmed’in doğum yeri hakkında hiç bir bilgimiz yoktur. Gelibolu’ya sonradan gelip yerleşmişlerdir. Gerek Yazıcıoğlu Mehmed’in, gerekse küçük kardeşi Ahmed-i Bicân’ın ilk hocaları babalarıdır. Yazıcıoğlu Mehmet, Arap ve Fars dillerini çok iyi bilir, kitaplarını yazarken bu dillerdeki eserleri incelerdi. Kendisi, Zeynel-Arap ile Haydar-ı Hâfi’nin üstadları olduğunu bildirir. Yazıcıoğlu Mehmed’in manevi sahada ise en büyük mürşidi, devrinin mana sultanı Hacı Bayram Veli hazretleridir. Hacı Bayram Velî, II. Murad’ın davetini kabul ederek Ankara’dan Edirne’ye gelmiş, geliş gidişinde Gelibolu’ya da uğramıştı. Hacı Bayram Veli’nin Mehmed’i ve Kardeşi Ahmed-i Bicân’ı irşadı bu vesileyle gerçekleşti.
       
      Yazıcıoğlu Mehmed, eserlerinde şeyhinden gayet hürmetkar bir dille bahseder. Hacı Bayram Veli ile tanıştıktan sonra, bütün ömrünü Gelibolu’da, deniz kenarındaki barınağında bir inziva içinde geçirdi ve eserlerini burada verdi.
       
      Yazıcıoğlu Mehmed, önce kendi deyişiyle, "Ne kadar tefsir varsa bulup özünü bir bir almak, hadisleri gözden geçirmek suretiyle Megaribüz Zaman’ adında arapça bir eser yazdı." Daha sonra, bu eseri kendisi nazmen kaleme alarak ’Muhammediye’yi, kardeşi Ahmed-i Bicân da nesir halinde kaleme alarak ’Envarül-Aşıkin’i meydana getirdiler, ikiside ’Megâribden’ çıkmıştır.
       
      Ağır bir dille nazmedilmiş olmasına rağmen yüzyıllar boyu Anadolu, Kırım, Kazan ve Başkırt Türkleri arasında okunan, Süleyman Çelebi’nin Mevlidinden daha yaygın bir şöhrete erişen Muhammediye, İçindeki üç müstezadın ziyade beyitlerini de sayarsak 9119 beyitlik bir Siyer’dir. Eserin müellif elinden çıkmış ilk nüshası, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Arşivinde bulunmaktadır. Eser 1449 tarihinde tamamlanmıştır.
       
      Müellifin ilk sayfadaki vasiyetine göre eser yakın zamanlara kadar Gelibolu’da kalmış, İkinci Cihan Harbi tehlikesine karşı tedbir olarak 1943’te Ankara’ya götürülmüştür. Halen Sultan II. Abdülhamid tarafından yapılan sedef kakmalı abanoz bir mahfaza içinde muhafaza olunmaktadır.
       
       
                 MUKADDİME
       
      BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

       
      O tek ilâhtır, O yüce Rabb'dır. O, kâinatı yoktan yaratan ve Hak olan yüce Allah'tır. Gayb âleminden Zahir âlemine tecelli et­tiği zaman o Rabb'ın Zâtı yücedir. Celî'dir. Bir çok sıfatı, tek olan Zâtında toplanmıştır. Ve bu sıfatların her birinde, onun zâtı tecel­lî eder. Büyüklüğü, yüceliği mukaddes olup, kemâlinin sânı mey­dandadır. Bu yaradılmışlar, onun kemâlinin birer nişanıdırlar. Onun zahirî ve bâtınî güzelliğini görmek isteyenler için, her iki âlem apaçık ortadadır.
       
      Gayb ve zahir âlemlerinin bilicisi odur. Evet O, Kadir, Hallâk ve Mevlâ'dır. O'nun huzurunun büyüklüğü, yüceliği bütün zihinle­ri ve şüpheleri hayretler içinde bırakıyor.
       
      Bütün kâinatı yoktan var eyledi ve zâtına büyük deliller ya­rattı. Büyüklük, esirgeyicilik, cömertlik ve yardım onundur. Görü­len veya görülmeyen, kısacası, dünya ve ahiret bütünüyle onun­dur. Çünkü teklik O'nundur, hamd O'na edilir. Çünkü birlik, eş­sizlik O'nundur, hamd ve şükr yalnız O'na yaraşır.
       
       
      RESULULLAH'A ÖVGÜ (Na't-ı Resûlullah)
       
      Yüce Allah sevgilisi Mahmud Ahmed Muhammed Mustafa'yı (sallallahu aleyhi ve sellem) bize gönderdi. Onu kendisi için, bizle ri de onun için yaratmıştı. Bütün peygamberler, ancak onun ümmeti olabilirler. Bütün âlemlerin maksatlarının sonunda o vardır. Cebrail'in hizmet ettiği Hz. Muhammed Mustafa'nın (sal­lallahu aleyhi ve sellem) Makamı Cebrail'e iki yay aralığı kadar, yahut daha yakındır:
       
      Sümme denâ fetedellâ fekâne kâbe kavseyni ev ednâ (Necm Suresi; 8-9)
      "Sonra (Cebrail, Hz. Peygamberce) yaklaştı da sarktı. (Böylece peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahud daha az oldu."
       
      Altın taht gibi önüne kurulan Refrefe çıkıp miraç gecesi ötele­re aşınca, araştırmaya hacet kalmadan mükemmelliği anlaşıldı. O gece arş ayağının tozunu öptü.
       
      O, her iki dünyanın en güzel güneşi olduğu için, ay, onun par­mağıyla iki parça oldu. Hızır ile İsâ, onun ölümsüzlük havuzundan bir damla içtikleri için hâlâ yaşıyorlar.
       
      Onu öven, Büyükler Büyüğü Allah'tır. Artık var, onun şanını akıl ölçüsüne göre anlamaya çalış. Allah ona salat ve selâm eyle­sin.
       
       
          DÖRT HALİFEYE ÖVGÜ (Na't-ı Hulefâir Râşidin)
       
      Sahabeleri ayağına serilen toprak oldukları için, felekler, Hz. Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) başına birer parlak tâç oldular
       
      Bu meydana önce Sıddık (Hz. Ebûbekir) geldi, zenginler her­kesten daha fazla emniyet içinde oldular. Hz. Resûlullah (sallalla­hu aleyhi ve sellem) Cenâb-ı Hakk'm huzurundan Kur'an- Kerim'in sırlarını alıp geldiği zaman, o iki cihanın sultanı, ilahi ilmi ve Allah'ın güzel isimlerini ilk defa ona bildirdi.
       
      Bu yüceliğe ikinci olarak erişen Hz. Ömer idi. Onun işi adalet, sözü hak, her hareketi bir ibâdetti. Hz. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona;
       
      "Ben gelmeseydim eğer, bu âleme peygamber sen olur­dun." Dedi.
       
      Üçüncü olarak Hz. Osman geldi ve Kur'ân-ı Kerim'i topladı. Onun nûr dolu aydınlık yüzünü gören melekler, kendilerinden utandılar.
       
      Sonra da cümlenin bilgini, arif, hamiyetli Hz. Ali, halifelik tahtına oturdu. Tahtının hakkını verdi.
       
      Hasan ile Hüseyin bu çift yürekli iki dolunay geldi ki onların isimleri kendilerine çok yakışmıştı. Her biri şerefte ileri, ilimde önder.
       
      Hz. Resûl'ün (sallallahu aleyhi ve sellem) temiz ruhuna ve ai­lesinin, soyunun tamamına saygılar sunarız.
       
       
      MUHAMMEDİYE 'NİN YAZILIŞ SEBEBİ (Sebebi Telif)
       
      Günlerden bir gün, Gelibolu'da elimi eteğimi bütün halktan çekmiş tek başıma oturuyordum; Kalbimde "Allah", dilimde "Al­lah" sözü vardı. Gelibolu'nun o meşhur Allah aşıklarından bir kıs­mı toplanıp, birlikte yanıma geldiler ve bana:
       
      "Ey dost, Hz. Resûl'ün (sallallahu aleyhi ve sellem» vasıflarını niçin âleme müjdelemiyorsun?" dediler. Ben de onlara:
       
      "Ey gözlerimin nuru cemaat, Allah'ın yardımına ve yüceliğine erişesiniz. Allah ve Resulü katında nice yüceliklere, şeref ve övgü­lere nail olasınız. Fakat bu yolda pek çok haberler ve bilhassa si­yer kitapları ortaya çıktı. Nice mevlitler okundu ve nice yüce va­sıflı eserler yazıldı. Büyüklüklerin ve küçüklüklerin hepsi, yazıldı, okundu, bilindi." Dedim.
       
      Söylediklerimi dinlediler, şöyle dediler:
      "Tefsir veya bize daha uygunu hadis tercümesi olsun."
      Bense,
      "Eğer Allah takdir ederse, taranıp gelin yüzüne salman zülüf gibi o güzel eserlerin yüzüne bir zülüf de ben kondurayım.
       
      Bir gece, ansızın Hz. Muhammed'i (sallallahu aleyhi ve sel­lem) gayet belirli bir şekilde rüyamda gördüm. Sahabelerinin ara­sında oturuyordu. Nurundan bütün şehir ve ovalar ışık içinde kal­mıştı. Yüzleri örtülü, sıra sıra oturmuşlar hiç bmnin yüzü görün­müyordu. Önlerindeki çini taslar su ile doluydu ve bu sular, içile içile berraklaşmıştı. Birisine sordum:
      "Bu hal nedir? Söyle bunlar niçin yüzlerini örtmüşler, niçin her şeye yüz çevirmişler?" "O kişi dedi ki:
       
      "Yüz örtülerini kimseye açamazlar, çünkü onların yüzleri her­kesi hayretler içinde bırakır. Diğer taraftan, bu meclisteki şaraba-aşka da kimse dayanamaz, sarhoş olur."
       
      Bu sözleri işitince, ağlayarak yakamı param parça etmişim. Bu ayrılığa hangi yürekler dayanabilirdi? Bu dert Hz. Muhammed'den ve Sahabelerden ayrı düşmek, hangi sert taşlarla dövülüp yok edilebilirdi?
       
      "Ey Sevgili kulum, gönül örtünü kaldır, gönül perdeni aç ve benim yüzümün nurunu orada ara.
       
      Sözlerimi halka açık açık söyleyerek ümmetime hikmet şara­bını içir. Söz ve mucizelerim, bütün memleketlere ulaşsın, bütün illeri doldursun. Beni öyle yaz ki, Mısır'dan Anadolu'ya; Şamdan Buhara'ya kadar her yer işitsin. Kara ve denizleriyle bütün halem halkının işittiği ve her zaman söylenmekte olan mevlidimi öyle bir yenile ki bütün cihanı kaplasın. Evet, kemâlimi bir de sen yaz ki şehirden şehire bütün ümmetim işitsin.
       
      Benim ümmetim, sabırla hakk'a hamd eyleyen, Allah'ın buy­ruklarının tamamına uyan ve onun emir ve farzlarını eksiksiz ya­panlardır.
       
      Kişi kimi severse, onunla olur. Eğer taş, sevse, sevebilse, o bi­le, toplanıp yayılarak hareket ederek sevdiğiyle olmaya çalışır. Be­ni sevenler, benim ile olacaklar, fazilet ve kudret mertebesine ere­ceklerdir.
       
      Ey şu an sözlerimi söyleyip işiten, beni seven, bir şeref, bir bayram gibi yüzümü gözleyen! Dilin ve kulağın sözlerimde olsun ki yazacaklarının özü içten, yüzü dolunay parlaklığında olsun.
       
      O iki cihanın sultanı buyurduğu için zor da güç de olsa, işte sö­zünü tuttum. Hakk'a sığınıp, onun vasıflarını ve sırlarını açıkla­mak üzre kolları sıvadım. Ey Allah'ım, Yazıcıoğlu Muhammed, huzurunda yüzü kara kullarından birisidir. Sevgilinin (Hz. Muhammed'in) hürmetine onu affet ki huzuruna faziletinle varabilsin.
       
      Ey Allah'ım, bütün iman sahipleriyle birlikte bize de fazlını, rahmetini ve feyzini bağışla. 
       
       
      YAZICIOĞLU MEHMET  (?-1451)
       
       
      AİLESİ VE HAYATI
       
      Anadolu'da astroloji üzerine yazılmış ilk Türkçe eserin (Şem-siyye, 1408) yazarı Yazıcı Salih'in oğludur. Onun babası da Süley­man adında bir kimsedir. Yazıcı Salih, bazı rivayetlere göre aslen Ankara'lıdır. Bilgili ve kültürlü bir kimsedir. Devlet hizmetinde kâtip olarak çalışmıştır. Mesnevi nazım şekliyle yazdığı beş bin be-yitlik Şemsiye adlı eserini 1408 yılında tamamlamış ve eserini, Ankara'da yaşayan Devlet Han ailesinden İskender bin Hacı Paşa'ya ithaf etmiştir. Salih'in mezarı, kesin olarak belli değilse de sözlü rivayetlere göre Gelibolu'da bugün Yazıcıoğlu Mescidi deni­len kapalı türbe kısmındadır.
      Yazıcıoğlu Mehmed'in doğum yeri hakkında hiç bir bilgimiz yoktur. Gelibolu'ya sonradan gelip yerleşmişlerdir. Bizzat kendisi, bunu Mahmud Paşa'nın sevgisine bağlar.
       
      "Veziri var idi bir nûr-i vehhâb
      Adı Mahmud Paşa'dı İbni Kassab
       
      Onun sevgisine edip tavattun
      Gelibolu'da kılmıştım temekkün"
       
      Gerek Yazıcıoğlu Mehmed'in, gerekse küçük kardeşi Ahmed-i Bicân'm ilk hocaları herhalde babaları olmalıdır. Çünkü Yazıcı Salih'in aynı zamanda Kasaboğlu Ali Bey'e de hocalık ettiğini bili­yoruz. İlk okuma zevkini ve ilk kültür heyecanını babasından aldığı muhakkak olan Yazıcıoğlu Mehmet, Arap ve Fars dillerini çok iyi bilir, kitaplarını yazarken bu dillerdeki eserleri incelerdi. Kendisi Zeynel-Arap ile Haydar-ı Hâfi'nin üstadları olduğunu bildirir. Yazıcıoğlu Mehmed'in manevi sahada ise en büyük mürşidi, devri­nin mana sultanı Hacı Bayram Velî hazretleridir. Hacı Bayram Ve­lî, II. Murad'm davetini kabul ederek Ankara'dan Edirne'ye gel­miş, geliş gidişinde Gelibolu'ya da uğramıştı. Hacı Bayram Velî'nin Mehmed'i ve Kardeşi Ahmed-i Bicân'ı irşadı bu vesileyle gerçekleş­ti. Sayılı bir kaç şiiri olan Hacı Bayram Veli, eser vermekten çok kitâb-ı nâtık (konuşan kitap) yani mürid yetiştirmiştir. Bunların başlıcaları şunlardır: Akşemseddin, Ömer Sikkînî, Şücâeddin-i Karamani, Şeyh Baba Nehhas-ı Ankaravî, Salâhaddin-i Bolevî, Muslihiddin Halife, Yazıcıoğlu Mehmed ve Ahmed-i Bicân, Eşre-foğlu Rûmî, Himmet Dede, Muzaffer-i Lârendevî, Mûsâ Dede, Şey­hî, Yusuf Seferihisarî, Ramazanü'l-Edirnevî v.s.
       
      Yazıcıoğlu Mehmed, eserlerinde Şeyhinden gayet hürmetkar bir dille bahseder.
      "Cihanın kutbu mâhi Hacı Bayram
       Cihanın şeyhi şâhı Hacı Bayram
       
           …………………
       
      Çü şeyhim bu sözü işrâb kıldı
      Sözünü canıma mihrâb kıldı
      ………….
       
      Selâmüllâh erişsin size yâ şeyh
      Tükenmez himmet eylen bize yâ şeyh"
       
       
      Yazıcıoğlu Mehmed, Hacı Bayram Veli ile tanıştıktan sonra, bütün ömrünü Geliboluda, deniz kenarındaki barınağında bir inzi­va içinde geçirdi ve eserlerini burada verdi.
       
      Yazıcıoğlu Tekkesi
       
      Tarikatlara mensup olanlar, zaman zaman yerleşme merkez­lerinden biraz uzakta yer alan çilehânelerine çekilirlerdi.
       
      İnsanoğlu, hayatta, isteklerini yenebildiği ölçüde kutlu olur. İnsanoğlu "isteyen" bir yaratıktır, çok şeyler ister hayattan. Fakat maddi ve manevi gücü, bu isteklerin ancak çok az bir kısmını ger­çekleştirmeğe yeterli olmakta, gerçekleştiremediği bu istekleri,, onu rüyalarında bile rahatsız etmektedir. Elde etmenin zevki de gelip geçicidir. Çünkü bu dünya ölümlüdür, çünkü bu dünya gö­rüntüler âlemidir. Asıl olan öbür âlemdir. Böyle bir düşünceyle ve inançla yüzünü öbür âleme çeviren tarikat ehli için çilehâneler, onların bu dünyadan kurtulma, isteklerini yenme, "ölmeden ön­ce ölme" yolundaki gayretlerini güçlendiriyordu. Tarikat ehli, bu çilehanelerde Allah'a ve onun ilahi âlemine bir an önce dönmek için ibadet ve tefekküre dalarlardı. Yazıcıoğlu Muhammed de böyle bir çaba içindeydi çilehanesinde. Mehmed'in çilehanesi, Gelibolu'da Hamzaköyü sahillerinde büyük bir kaya blokuna oyulmuş, iç içe iki küçük hücreden ibarettir.
       
      Yazıcıoğlu Mehmed 'in Hacı Bayram Veli'den halifelik aldığını biliyoruz. Eserlerinin hiç birinde, onun doğrudan doğruya bir bay-ramiye mürşidi olarak faaliyet gösterdiğine ve yerine bir halife bı­raktığına dair bir kayıt, bir işaret yoksa da yakın zamana kadar Gelibolu'da bir Yazıcıoğlu tekkesinin bulunduğunu biliyoruz. Ha­rap olan tekke binası, 1940-45 yılları arasında satılmış, satın alan şahıs da son kalan kısımları yıktırmış, bugün böylece tamamen yok olmuştur. Tekkeye ve vakıflarına dair tarihi kayıtlar vardır.
       
      Muhammediye
       
      Yazıcıoğlu Muhammed, önce kendi deyişiyle, "Ne kadar tefsir var­sa bulup özünü bir bir almak hadisleri gözden geçirmek suretiyle" "Megaribüz Zaman" adında arapça bir eser yazdı. Daha sonra, bu eseri kendisi nazmen kaleme alarak " Muhammediye "yi, kar­deşi Ahmed-i Bicân da nesir halinde kaleme alarak "Envarül-Aşı-kin"i meydana getirdiler, ikiside "Megâribden" çıkmıştır.
       
      Ağır bir dille nazmedilmiş olmasına rağmen yüzyıllar boyu Anadolu, Kırım, Kazan ve Başkırt Türkleri arasında okunan, Sü­leyman Çelebi'nin Mevlidinden daha yaygın bir şöhrete erişen Mu­hammediye, içindeki üç müstezadın ziyade beyitlerini de sayarsak 9119 beyitlik bir Siyer'dir. Eserin müellif elinden çıkmış ilk nüsha­sı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Arşiv ve Neşriyat Müdürlüğünde 43 l/A numarayla kayıtlı bulunmktadır. Eser 1449 tarihinde ta­mamlanmıştır.
       
      326+4 yaprak olup 254x161 mm. Ölçüdedir. Cilt, kahverengi ve meşindir. Müellifin ilk sayfadaki vasiyetine göre eser yakın zamanlara kadar Gelibolu'da kalmış İkinci Cihan Har­bi tehlikesine karşı tedbir olarak 1943'te Ankara'ya götürülmüş­tür. Halen Sultan II. Abdülhamid tarafından yapılan sedef kakma­lı abanoz bir mahfaza içinde muhafaza olunmaktadır.
       
      Yazıcıoğlu'nun Diğer Eserleri.
       
      Yazıcıoğlu'nun diğer eserleri, her ikiside Arapça olan Megâri-büz-Zaman ve Şerhül-Füsûsül-Hikemdir.
       
       
      Ölümü:
       
      Yazıcıoğlu ailesinden sadece yazıcıoğlu muhammed 'in ölüm tari­hi bellidir ve kesindir. Ölüm tarihini bildiren bütün kaynak ve tet­kikler bunu 1451 olarak gösterirler. " Muhammediye "yi tamamla­dığı yıllarda yaşının bir hayli geçkin olduğunu kendisi söyler.
      Yazıcıoğlu nun Mezarı, Gelibolu'nun biraz dışında İstanbul yo­lu üzerindedir. Yazıcıoğlu çeşmesinden ve hemen yakınındaki Ah­med-i Bîcân'ın kabrinden yüz metre kadar içeride yan tarafta kü­çük türbe kısmındadır. 1840 yıllarında tamir gören kabri, şahsiye­tinin kemâli ve bilhassa "Muhammediye"nin şöhreti ve tesiri ile meşhur ziyaretgâhlardan biri olmuş ve olmakta devam etmiş, bir büyük velî kabri olarak hürmet görmüştür.
       
      Yazıcıoğlu'nun Hayat Telâkkisi
       
      Bütün mutasavvıflar gibi tasavvuf görüş ve duyuş sistemine bağlı olan Yazıcıoğlu Hacı Bayram Velî müridi olmasına rağmen, eserinden onun herhangi bir tarikata mensup olduğunu çıkarmak güçtür.
       
      Yazıcıoğlu 'nu anlamak için tasavvuf hakkında bilgi sahibi ol­malıyız
      . ( muhammediye kitabı , Yazıcıoğlu muhammed , muhammediye sağlam yayınları , muhammediye , muhammediye kitap ,  muhammediye tercümesi , muhammed bican , mehmet bican )
       
       

      sağlam yayınları yazıcıoğlu muhammed muhammediye kitabı nı incele diniz. 
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789759180737
      MarkaSağlam Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9789759180737
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.