• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Bu TAM KAPANMA SÜRECİNDE ürün sevkiyatımız devam edecektir. Kargo Çalışmaktadır.

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Ölüm ve Kabir Hayatı, Mustafa Necati Bursalı

      Ölüm ve Kabir Hayatı, Mustafa Necati Bursalı
      Görsel 1
      Fiyat:
      15,12 TL
      İndirimli Fiyat (%40,5) :
      9,00 TL
      Kazancınız 6,12 TL
      9.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo

        Kitap               Ölüm ve Kabir Hayatı
        Yazar               Mustafa Necati Bursalı
        Yayınevi          Gayem Yayınevi
        Kağıt - Cilt       2.Hamur kağıt - Karton cilt
        Sayfa - Ebat     400 sayfa - 14x20 cm.
        Yayın Yılı          2011

       
       
      Gayem Yayınevi tarafından yayınlanan, Mustafa Necati Bursalı Ölüm ve Kabir Hayatı adlı kitabı incelemektesiniz. Ölüm ve Kabir Hayatı kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

                       
                 ESERİ TAKDİM


      Söze şu mısralarla başlamak istiyorum:
      İnsan suyu düğümler, mermere bıçak saplar,
      Fakat onu ölümden kurtaramaz hesaplar!
      Ecel tokmağı vurur, göç davulları gümler,
      Ne kadar sıkı tutsan çözülür o düğümler!

      Evet: Ölüm haktır. İnsan bu âleme kendi arzusu ile gel­mediği gibi buradan gidişi de onun arzusuna bırakılmaz. Ölüm, ne bir güzeli bu dünyada bırakır, ne de bir bahadır onun pençesinden kurtulabilir. Ölümü yenebilecek bir arslan henüz yaratılmamıştır. Yine âlemde "Ben bir yere gitmem!" diyebilecek bir er yoktur. Hiçbir zâlim burada ebedî kalmaz. Eğer ölüm olmasaydı zalimler tahtından ka­ra toprağa inmez, o saltanatı bırakıp gitmezdi.
       
      Ölüm herkes için var. Ve her yaşta ve her an ecel kuşu başımızda kanat çırpabilir. Çünkü kudret kalemiyle alnı­mıza "Her can ölümü tadıcıdır" levhası yazılmıştır.
       
      Öyledir de, insanlar çok kere aldanır. Şu fena mülkün­de sanki ebedî kalacaklarmış gibi çırpınıp dururlar. Yüzü­nü dünyaya dönen ve fakat âhiret cihetine hiç bakmayan kimseler aldanmışlardır. Bu aldanışı çok fecî şekilde öder­ler. Ölüm baygınlığı geldiğinde artık nedamet etmenin fay­dası da yoktur.
       
      İnsan ölüm vadisine koşan bir yolcudur. Ana rahmin­den dünya toprağına düştüğü andan itibaren mezara her gün bir adım daha yaklaşır. Peşinde ecel, önünde kabir vardır. Ve Allah'ın mülkünden başka gidecek bir yurtta yoktur. Zengin, fakir, güzel, çirkin, genç, ihtiyar, mü'min, kâfir, erkek, kadın herkes ona döndürülecek ve herkes hesaba çekilecektir. Bunu düşünmemek ise ahmaklığın ta kendisi­dir.
       
      Rahmeti sonsuz Rabbimiz, yine rahmetinin eseri olarak kullarını ölüm hususunda uyarıyor ve buyuruyor ki:
       
      "Nerede olursanız olun, velev tahkim edilmiş yük­sek kal'alarda bulunun, ölüm size çatıp yetişir."1
       
      Dünyada bir an yoktur ki, o bir an içinde yüzlerce kişi ölmesin. Ve yine yüzlerce bebek ana rahminden dünya top­rağına düşmesin. Biri bu kapıdan dünyaya giriyor, biri de dünyadan çıkıyor. Yanı bir lâhza yok ki bu çark durmuş ol­sun...
       
      Toprağa karışmada işte her gün yüz adam,
      Hiç ibret almıyorsun, yok bir ölümsüz adam!
       
      Ölümsüz olmak, yine ölmekle mümkündür. Asıl dirilik ölümün ötesinde... Asıl olan şey, yaşamak değil ölmekdir. "Ölmeden evvel ölünüz" hikmetine ermek gerek. Biz ise bir türlü ölemiyoruz.
       
      Ve Allahü Teâlâ buyuruyor:
      "Ölümün hak olduğuna inanmış olduğu halde, geçici zevklerle ferahlanan kimsenin hâline taaccüb ederim ve Allah'ın hesaba çekeceğine inandığı halde, mal ve servet toplayan kimseye taaccüb ederim ve mezarın hak olduğuna inandığı halde, kahkaha ile gülene taaccüb ederim, nasıl güler?"2
       
      Evet:
      Düşünmüyor bir kere, insanlık o kadar şen.,
      Cennet mi, cehennem mi, nedir, payına düşen?..
       
      Sahabilerden Ebu Said el-Hudrî (Radıyallahü Anh)'den: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mescide girdi, ba­zı kimselerin kahkaha atarak güldüğünü görünce dedi ki:
       
      1) Nisa: 78
      2) 40 Hadisi Kudsi
       
      "- Ne bu hâliniz? Eğer ağız tadını bozan ölümü çok dü­şünseniz, sizi bu halde görmezdim, ümitleri kıran ölümü çok anın. Çünkü kabir her gün şu sözleri mutlaka tekrar­lar:
       
      "Ene beytü'l ğurbeti, ve ene beytü'l vahdeti, ve ene bey-tuttürabi ve ene beytüt'dûdi."
       
      (Ben gurbet ve ayrılık eviyim. Ben yalnızlık eviyim. Ben toprak eviyim. Bana gelenleri toprak ediciyim. Ben kurt ve böcek eviyim. Bana gelen ölüler kurtlanır, böceklere yem olur."3
       
      Ah ne diyeyim? Hep bir aldanış içindeyiz. Şu vefasız dünya bizi değirmeninde öğütüyor ve sonra da günahları­mızla başbaşa bırakıveriyor.
       
      Bize yarayacak işi hep yarına bırakıyoruz, yarın yapa­rız, yarın yaparız diyerek nice yarınlar geçip gitti, fakat bir gün o yarınların da sonu gelecek ve kabir balığı can Yunus'unu yutuverecektir.
       
      Hazret-i Mevlânâ, o aşk meydanının padişahı ne hoş söz eder:
       
      "- Şunu iyi bil ki ölmedikçe can çekişmen bitmez. Mer­diven olmadıkça dama çıkamazsın. Ölmeden evvel ölmedi­ğin için, can çekişmen uzayıp gitti.
       
      Ey akıllı kişi! Sevgiliyi tortusuz, hicapsız görmek isti­yorsan, ölmeden evvel öl. Fakat bu ölüm, seni mezara götü­ren ölüm değildir. Seni değiştiren, seni insanlığa, aşka, nu­ra götüren ölümdür. Teni besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda toprağa verilecek bir kurbandır. Sen gön­lünü beslemeye bak. Yücelere gidecek şereflenecek odur.
       
      Ömür, yarınlara bağlanan ümitlerle, geçip gitmede, ga-filcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır.
       
      Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun bu gün say. Bak bakalım, bu günü de hangi sevdalarla har­cıyorsun?

      3) Tergip ve Terhip
       
      Kâh cüzdanını, keseni para ile doldurmak kavgası ile, kâh iyi yemek içmek endişesi ile, bu aziz ömür geçip gitme­de, sayı ile verilen her nefes de eksilmede.

      Ölüm, bizi birer birer çekip alıyor. Onun heybetinden akıllıların beti, benzi sararıp durmada.
      Ölüm, kaşla göz arasında, onu hatırlamaktan bile bize daha yakın... Fakat gaflete dalanın aklı nerelere gitmede? Bilmem ki..."
       
      Evet:
       
      Nefesler bir bir uçar, ömür son yaşa gelir,
      Hiç ummadığın anda Azrail başa gelir!
       
      İnsanlar şaşılacak işler yapıyor. Bilmiyorlar ki şaşırıp kalacak zaman değil, asıl şaşırıp kalacak günler ileridedir. İmansız kapanan gözlere kabir akşamları azap parmakla­rını sokacaktır.
      Dünyada nice insanlar vardır ki, bin türlü işin peşinde ve emeller denizindedir. Bilmez ki onun için kefenler doku­nup hazır edilmiştir. O, işten gözünü açamadan ölüm onun gözünü açacaktır. Fakat, artık bu uyanmak ona bir fayda sağlamayacaktır.
       
      İşte bu eser, insanların başına neler geleceğini ve gafil kimselerin nice nedametle başlarına topraklar saçacağını delilleriyle gözler önüne sermektedir.
       
      Elbet bizler de bu fena mülkünden göç edeceğiz. Aldan­makta kâr yok. Şimdi gayret zamanıdır. Bir yere iyilik to­humu ekmeyen kimse saadet başağını nasıl toplayacaktır? Yine hayatı boyunca yüzünü kıbleye dönmeyen bir adamın ölümünde yüzünü kıbleye döndermek ona hangi saadetin kapısını açacaktır. O yüz, ölmeden evvel kıbleye dönmeliy­di.
       
      İnsan cihan mülküne tamamen mâlik olsa, fakat onu âhirette kurtaracak bir ameli olmadıkça, cihan mülkü da beş para etmez. Ve o adamın nedamet günü başlar.
      Sahabîlerin büyüklerinden Ebû Zer (Radıyallahü Anh), bir gün arkadaşlarına:
       
      -Ey dostlarım, dedi, size en yoksul günümü bildireyim mi?
       
      Onlar:
      -Evet, dediler, bildir, o hangi gündür?
       
      Ebû Zer Hazretleri yaşlı gözlerini yükseklere dikip dedi ki:
       
      -En fakir günüm, kabre konduğum gündür?
       
      Ne şaşılacak şey ki, herkes, Peygamberler, Velîler, sıd-dıklar, yüksek âlimler ölümden titriyor ve gözyaşlarını sel ediyorken, evet, öyleyken, biz cennetlere girmiş gibi sevinç içinde hayatımızı yaşıyoruz. Bilmiyoruz ki bu gülmenin bir de ağlaması vardır.
       
      Nedamet günü gelmeden uyananlara ne mutlu. Diyece­ğim iki küçük mısra:
       
      Ver duruluk, ver saffet,
      Allah'ım, bizi affet!      
       ( ölüm ve kabir hayatı kitap , ölüm ve kabir hayatı al oku , ölüm ve kabir hayatı kitabı , gayem yayın , ölüm ve kabir hayatı m.necati Bursalı , Mustafa Necati Bursalı kitap , ölüm kabir hayatı fiyat  )

       
      MUSTAFA NECATI BURSALI
       


      Gayem Yayınevi tarafından yayınlanan, Mustafa Necati Bursalı Ölüm ve Kabir Hayatı adlı kitabı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786056260223
      MarkaGayem Yayınevi
      Stok DurumuVar
      9786056260223
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.