• Tüm Kategoriler
    • AXES BONUS CARD FİNANS WORLD PARAF MAXİMUM KARTLARA 3 TAKSİT CANLI STOK Sistemi ile Çalışıyoruz. Tedarik Sistemi Şeklinde Çalışmıyoruz. Stoktaki Ürünlerle Hızlı Kargo

      Peygamberler Tarihi

      Peygamberler Tarihi
      Peygamberler Tarihi
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      85,00 TL
      İndirimli Fiyat (%47,1) :
      45,00 TL
      Kazancınız 40,00 TL
      3.5 2
      45.00 www.goncakitap.com.tr
      15,75 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
              Stoktan Kargo 

      Kitap             Peygamberler Tarihi
      Yazar            İmam Hafız İbn Kesir
      Tercüme       Mahmut Varhan -  Hasan Ali Saygın
      Yayınevi        Polen Yayınları
      Etiket Fiyatı   85 TL 
      Kağıt - Cilt     Sarı şamua  -  Ciltli
      Sayfa - Ebat  864 sayfa -  17x24 cm
      Yayın Yılı       2019
      ISBN              9786055546601


      Polen yayınları, İmam Hafız İbn Kesir tarafından yazılan Peygamberler Tarihi adlı kitabı incelemektesiniz.
      Peygamberler Tarihi kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi aşağıda geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla  oku !  O, insanı " alak " dan yarattı. Oku ! Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2
       

               ÖNSÖZ

      Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun. insanları yoktan var eden, onlara doğru yolu göstermek için Peygamberlerini gönderen ve kitaplar indiren O'dur. Peygamberimiz ve efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'ya, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar ona tabi olanlara salât ve selam olsun.

       

      İmdi:

      Allah'u Teâlâ, davetçilere teselli kaynağı ve yol azığı olması için Peygam­berlerin kıssalarını anlatmıştır. Kur'an-ı Kerim'in birçok sûresinde bazen tafsilatlı ve bazen de genel olarak bu kıssalara değinilmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'de Hadis-i şeriflerinde hem Peygamberlerin kıssalarından ve hem de onla­rın ümmetlerinde cereyan eden pek çok olaydan bahsetmiştir.

       

      İşte İslam tarihçileri bu kıssaları "Kasasü'l-Enbiyâ - Peygamberlerin Kıssaları" ismi altında bir araya getirerek tasnif etmişlerdir. Bu konuda pek çok kitap yaz­mışlardır. Bu kitaplardan bir tanesi de muhaddis, müfessir, fakih ve tarihçi olan Hafız İbni Kesir'in "Kasasü'l-Enbiyâ" isimli muhteşem eseridir. Bu kitap aslında Hafız İbni Kesir'in büyük tarih kitabı "el-Bidaye ve'n-Nihaye"nin bir bölümüdür. Daha faydalı olması ve daha çok insana ulaşması için bu şekilde tek başına ba­sılmıştır.
       

      Bu kitabın diğer benzerlerinden ayrıldığı bazı özellikleri bulunmaktadır: Muhaddis olan Hafız İbni Kesir konu ile ilgili hadisleri senedleri ile rivayet et­miş, hadislerin kaynaklarını belirtmiş ve hadislerin sahih olup olmadığını özenle belirtmiştir. Konu ile alakalı âyeti kerimeleri vererek, tefsir etmiştir. Rivayetler arasında bulunan ihtilaflı noktaları gidermiştir. İsrailiyat hususunda çok dikkatli davranmıştır. Çünkü en fazla İsrailiyatın rivayet edildiği alan, kıssalar konusudur. Dolayısıyla Peygamberlerine iftira eden Beni İsrail'in rivayetlerine dikkat etmek gerekir. Zaten birçok tarihçinin yanıldığı nokta bu rivayetleri hiç ayıklamadan nakletmeleridir. İşte muhaddis ve müfessir olan Hafız İbni Kesir, Beni İsrail'den nakledilen rivayetleri üç kışıma ayırmıştır. Bizim şeriatımıza aykırı olduğu için reddedilmesi gerekenler, şeriatımızda varid olup tasdik edildiği için kabul edil­mesi gerekenler ve şeriatımızda varid olmadığı halde dinimize de aykırı olmayan hususlardır. Bunlar da ne tekzib edilir ve ne de tasdik edilir. Ancak rivayet edilebilir ve nakledilebilir. Hafız İbni Kesir de kitabını bu dikkatle yazmış ve bu kısımları tafsilatlı bir şekilde anlatmıştır.

      Tercümede dikkat ettiğimiz bazı hususlar:

      1-  Hadislerin senedlerini vermedik.

      2-  Arapça dil grameri ile ilgili hususları hazfettik. Yine gramer için zikredilmiş şiirleri de tercüme etmedik.

      Allah'u Teâlâ Hafızdan razı olsun ve hem bizim hem de onun taksiratlarını bağışlasın. Amellerimizi kendi rızası için halis kılsın ve bu tercümeyi faydalı bir çalışma yapsın.
       

      Mahmud Varhan
       

                MÜELLİFİN MUKADDİMESİ
       

      Şeyh, imam, âlim ve allame Ebu'l-Fida İmâdüddin İsmail b. Kesir rahimehullahu Teâlâ dedi ki:

      el-Evvel, el-Ahir, el-Bâtın ve ez-Zâhir olan Allah'a hamdolsun ki; O, her şeyi bilmektedir. O, kendisinden önce hiçbir şey olmayan el-Evvel, kendisinden son­ra hiçbir şey olmayan el-Ahir, kendisinin üstünde hiçbir şey olmayan ez-Zâhir, kendisinden daha batın hiçbir şey olmayan el-Bâtın'dır.

       

      O, ezelde mevcut olan ve kemal sıfatlarıyla muttasıf bulunandır.

      O, zeval bulmadan ve yok olmadan ebedi olarak var olacaktır.

      O, karanlık bir gecede dümdüz bir kayanın üstündeki siyah bir karıncanın yürüyüşünü ve kumların sayısını dahi bilendir.

      O, yüce, büyük ve kusurlardan münezzeh olandır. O, her şeyi ölçüp biçerek belli bir kadere göre yaratan yüce ve büyük zattır. Gökleri direksiz bir şekilde yükselten, parlak yıldızlarla göğü süsleyen ve aydınlatıcı bir ayı ve parlak bir lam­bayı oraya yerleştiren O'dur. Göklerin üstünde yüksek, güzel, geniş, kubbeli ve dairevî/yuvarlak bir taht kurdu ki; o da Arş-ı Azim'idir. Onun büyük ayaklan bu­lunup, melâike-i kiram onu taşımaktadırlar ve Kerûbiyûn (Allah'a yaklaştırılmış önde gelen) melekler onun etrafını çepeçevre kuşatmışlardır. Bu melekler yüksek sesle Allah'u Teâlâ'yı ta'zim ve takdis etmektedirler. Aynı şekilde semâvâtın her tarafı da meleklerle dolu olup, her gün onlardan yetmiş bin kişi tehlil, tahmid, tekbir, salât ve selam ile yedinci gökte bulunan Beyt-i Ma'mur'u ziyaret etmekte ve bir daha oraya dönmek için kendilerine sıra gelmemektedir.

       

      Yeryüzünü de insanlar ve cinler için suyun üzerinde yarattı ve oraya üstün­den köklü dağlar yerleştirdi. Semayı yaratmadan önce isteyenler için eşit olmak üzere dört gün içinde orada azıkları takdir etti ve orayı bereketli kılarak her çiftten orada bitirdi. Bütün bunlarda akıl sahipleri için deliller vardır. Kulların yaz-kış ihtiyaç duyduğu her şeyi ve muhtaç olup sahip oldukları hayvanlarının ihtiyacı olan her şeyi orada var etti.

       

      İnsanı yaratmaya çamurdan başladı ve sonra onun neslini sağlam ve koru­naklı bir yere yerleştirilen değersiz bir suyun özünden var etti. İnsan anılan bir şey değilken onu işiten ve gören bir varlık kıldı. Onu ilim ve öğretmekle şeref­lendirdi. İnsanlığın babası Adem'i kendi yed-i kerimi ile yarattı, onun cüssesini şekillendirdi ve ona katındaki özel bir ruhu üfürerek meleklerini ona secde et­tirdi. Adem'in hanımı insanlığın anası olan Havva'yı da ondan yaratarak onun yalnızlığını Havva ile giderdi. Her ikisini de cennetine yerleştirerek onlara bolca nimetlerde bulundu. Daha sonra onları önceden geçmiş bir hikmete göre yer­yüzüne indirdi ve onlardan pek çok erkek ve kadınlar meydana getirdi. Yüce kaderiyle onları krallara ve çobanlara, fakirlere ve zenginlere, hür ve kölelere ve hür kadın ve cariyelere taksim etti. Onları yeryüzünün dört bir tarafına yerleştir­di. Onları yeryüzünde halifeler kıldı ki, onlardan bazıları diğer bazılarına -Alîm ve Hakim olan Allah'a arz edilme ve hesap gününe kadar- halef olmaktadırlar. Bütün kıtalardan akıp gelen, iklimleri aşarak şehirlere ulaşan ve ihtiyaç miktarına göre küçüklü büyüklü olan nehirleri onların hizmetine verdi. Onlar için pınarlar ve kuyulardan su fışkırttı, bulutları yağmur ile onlara gönderdi ve böylece onlar için her türlü ekin ve meyveyi bitirdi. Onların lisan-ı hâl ile ve dilleriyle istedikleri her şeyi onlara verdi.

       

      "Şayet Allah'ın nimetlerini sayacak olursanız, onları sayamazsınız. Muhak­kak insan çokça zulmeden, pek çok nankörlük edendir."1

       

      Kerim, Ganî, Azim ve Halim olan Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. Onları yaratması, onlara rızık vermesi, yolu onlar için kolaylaştırması ve onlara konuşma özelliğini vermesinden Allah'ın onlar üzerindeki en büyük nimeti ve ihsanı, onlara Peygamberlerini göndermesi ve kitaplarını indirmesidir. Böylece onlara helalini, haramını, haberlerini ve hükümlerini beyan ederek, başlangıçtan kıyamete kadar her şeyin tafsilatını bildirmiştir.

      Saadete ermiş kimse haberleri tasdik ve teslimiyetle, emirleri boyun eğip yerine getirmekle ve yasakları tanzim edip kaçınmakla karşılayan kimsedir. Bu kimse ebedi nimetleri elde etmiş, yalanlayıcıların acı verici azabı, sımsıcak suyu ve zakkumu olan ateşteki makamından uzaklaştırılmış olur.

       

      O'na pek çok, güzel, temiz, mübarek, gökleri ve yerleri dolduran, bütün za­manlarda ebedi olarak kalan, din gününe kadar devam eden ve her saat, an ve vakit süren hamd ile hamd ederim. O'nun azim olan celâline, ezeli olan saltana­tına ve kerim olan vechine yaraşır bir şekilde O'na hamd ederim.

       

      Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir. O'nun ortağı yoktur. O'nun nesli/çocuğu ve aslı/anne- babası yoktur. O'nun eşi, benzeri ve dengi yok­tur. O'nu destekleyecek bir veziri ve O'na görüş belirtecek bir müşaviri yoktur. O'nun ikincisi ve zıddı yoktur.
       

      1  İbrahim - 34


      Yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve rasûlüdür. O'nun habibi ve dostudur. Saf Arapların özünden seçilmiştir. Peygamberlerin sonuncusu, suyu bol ve tatlı olan büyük havuzun sahibidir. Kıyamet günündeki büyük şefaatin sahibi ve bayrağın taşıyıcısıdır. Allah onu, İbrahim Halil dâhil bütün insanların arzulayıp istedikleri Makam-ı Mahmûd'a yükseltecektir. Allah hem ona hem de onun diğer rasûl ve nebi kardeşlerine en yüce salât ve selam ile salât ve selam etsin; onları en üstün şeref ile şereflendirsin. Allah onun şerefli ve ak olan, seçkin ve faziletli efendiler olan ve Peygamberlerden sonra âlemin özü olan ashabın­dan; karanlık aydınlığa karıştığı, davetçi davetini ilan ettiği ve gündüz karanlık geceyi ortadan kaldırdığı sürece razı olsun.

       

      İmdi;

      Biz -Allah'ın yardımı ve güzelce muvaffak kılmasıyla- bu kitapta, Allah'u Teâlâ'nın güç ve kuvvetiyle kolaylaştıracağı şu konulara değineceğiz:

      -   Yaratılmışların başlangıcı olan Arş ve kürsünün yaratılması;

      -   Göklerin, yerlerin, bunların içindeki ve bunların arasında bulunan melek, cin ve şeytanların yaratılması;

      -   Adem aleyhisselam'ın yaratılmasının keyfiyeti, Peygamberlerin kıssaları ve bu kabilden olan olayları;

      -   İsrailoğullarının dönemini ve Arapların cahiliyet dönemini;

      -   Peygamber efendimiz Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in dönemini ki, biz bunu layık olduğu şekilde anlatacak ve böylece kalplere şifa verecek, hasta olanların hastalığını gidereceğiz;

      -   Daha sonra günümüze kadar olan dönemi anlatacağız.

      -   Ardından fitneleri, savaşları (Peygamber efendimizin haber verdiği savaşla­rı) ve kıyamet alametlerini zikredeceğiz.

      -   Son olarak yeniden dirilmeyi, kıyamet gününde gerçekleşecek korkunç olayları, cehennemin sıfatını, cennetin ve orada bulunan hayırlarla güzelliklerin sıfatını ve bunlarla ilgili konuları aktaracağız.

       

      Bütün bu hususta Kitap ve sünnette varid olan, Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem'in Peygamberlik lambasından (ışıklarını) alan ve Peygam­berlerin mirasçıları olan âlimlerce makbul kabul edilen menkul eser ve haberler­den zikredeceğiz.2

       

      Biz İsrailiyât olan (Beni İsrail'in kitaplarından ve âlimlerinden nakledilen) rivayetlerden de sadece Şâri'in (Allah ve Rasûlü'nün) nakledilmesine izin verdiği

      2 Bizim tercüme ettiğimiz bu bölüm, İbni Kesir rahimehullah'ın büyük tarih kitabının (el-Bidâye ve'n-Nihâye) sadece Peygamberlerin kıssalarıyla alakalı olan bölümüdür. Zannımızca bu, bu konuda yazılmış eserlerin başında gelmektedir. (Mütercim)


      hususları zikredeceğiz. Bunlar Allah'ın kitabına ve Rasûlü'nün sünnetine muha­lif olmayan hususlardır. Bu, bizim şeriatımızda mübhem (belirsiz) olarak varid olan bir ismi belirtme veya kısa tutulan bir konuyu daha fazla açıklama sadedin­de olan ve bizim için tayin edilmesinde pek de önemli bir fayda bulunmayan; ne tasdik edilmesi ve ne de yalanlanması gereken kısma giren mevzulardır. Biz bunları, ihtiyaç duyduğumuz için veya itimad edip dayanmak için değil sadece konuyu biraz daha süslemek için zikredeceğiz. Zira bizim itimad edip dayanaca­ğımız şey sadece Allah'ın kitabı ve Rasûlullah'ın sünnetinden sahih veya Hasen olarak nakledilenlerdir. Şayet aktaracağımız bir hadiste zayıflık bulunursa, bunu da yerinde beyan edeceğiz.

       

      Allah'tan yardım diler ve O'na tevekkül ederiz. Güç, kuvvet ve bir halden diğer bir hâle intikal etme sadece Aziz, Hakim, el-Aliyy ve Azim olan Allah'ın elindedir.

      Allah'u Teâlâ kitabında şöyle buyurmaktadır:

       

      "işte geçmiş olanların haberlerinden sana böylece anlatıyoruz. Şüphe yo/c ki sana katımızdan bir zikir (öğüt) verdik."3

       

      Allah'u Teâlâ Peygamberine mahlûkatın yaratılması, geçmiş ümmetler, dost­larına nasıl davrandığını ve düşmanlarına neler yaptığını ve benzeri önceden geçmiş haberleri bildirdi; Rasûlulİah sallallâhu aleyhi ve sellem'de ümmetine bunları tam ve eksiksiz bir şekilde açıkladı. Nitekim biz de her bir bölümde o konu­da varid olan âyetleri aktardıktan sonra Rasûlulİah salavatu'l-lahi ve selamuhu aleyhi'den bize muttasıl olarak ulaşan haberleri nakledeceğiz. Hiç şüphesiz ki Rasûlulİah sallallâhu aleyhi ve sellem bizim ihtiyaç duyduğumuz her şeyi bize haber vermiş, insanlardan çoğu için faydası olmayan ve kitap ehli âlimlerinin birçokla­rının da bilip anlamakta birbirleriyle çekiştikleri hususları ise terk etmiştir. Bizim âlimlerimizden bazıları da bu türden olan hususları geniş bir şekilde nakletmişlerdir. Ancak biz onların izinde gitmeyecek ve onların tarafına meyletmeyeceğiz. Biz bu hususlardan ancak özet bir şekilde az bir kısmını nakledecek ve bunların da içinde hak olan ve bizim şeriatımızda bulunana muvafık olanı ile bizim şeria­tımızda bulunana muhalif olan ve inkâr edilmesi gerekenleri beyan edeceğiz.

       

      İmam Buhari "Sahih"inde Abdullah b. Amr b. el-As'tan rivayet ettiğine göre Rasûlulİah-sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

      "Bir âyet dahi olsa benden (aldığınızı) tebliğ edin. Israiloğullarından da ak­tarmanızda bir günah yoktur. Benden hadis aktarın ve benim adıma yalan söyle­meyin. Her kim bilerek benim adıma yalan söyleyecek (benim söylemediğim bir şeyi bana nispet ederek söyleyecek) olursa, cehennemdeki yerine hazırlansın."4
       

      3               Tâ-Hâ -99

      4               Buhari: 3461

       

      İşte bu hadis, bizim şeriatımızda hakkında sükût edilen ve ne tasdik edici ne de tekzip edici bir şey yanımızda bulunmayan İsrailiyât hakkındadır. Bu kısmı ibret ve öğüt almak için rivayet etmek caizdir. İşte bizim de kitabımızda kullana­cağımız bu kısımdır.

      Bizim şeriatımızın tasdik ettiğine gelince, biz yanımızda bulunanla yetinip ona ihtiyaç duymayız. Bizim şeriatımızın bâtıl olduğunu belirttiklerine gelince, şüphesiz ki bu reddedilir ve bunu ancak inkâr etme ve bâtıl olduğunu ortaya koyma şeklinde nakletmek caiz olabilir.

       

      Eğer Allah Sübhânehû -ki hamd O'nadir- Rasûlü Muhammed sallallâhu aley­hi ve sellem ile bizi diğer şeriatlardan ihtiyaçsız bırakmışsa ve kitabı ile bizi sair kitaplardan ihtiyaçsız kılmışsa; artık bizim onların ellerinde bulunan ve içinde şaşkınlık, karışıklık, yalan, uydurma, tahrifi tebdil olan ve bütün bunlardan sonra nesh ve tağyire uğrayan şeyleri almamız mümkün değildir. Çünkü bizim ihtiyaç duyduğumuz şeyleri Rasûlümüz bize açıklamış, şerh ve izah etmiştir. Bunu bilen bilmiş, bilmeyen de cahil kalmıştır.

      Nitekim Ali b. Ebi Talip radıyallâhu anhu şöyle demektedir: "Allah'ın kitabı: Onda sizden öncekilerin ve sonrakilerin haberleri vardır. O, sizin aranızdaki hü­kümdür. O, (hak ile bâtılı birbirinden) ayırt eden ve şaka olmayandır. Hangi zalim onu terk edecek olursa, Allah onun belini kırar. Her kim de hidayeti ondan başka bir yerde ararsa, Allah onu saptırır."

      Ebû Zer radıyallâhu anhu dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat etti­ğinde, kanatlarıyla uçan kuş hakkında dahi bize bir ilim bırakmıştı."

       

      İmam Buhari "Yaratılışın başlangıcı" kitabında Hz. Ömer radıyallâhu anhu'dan şöyle dediğini nakletmektedir: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir defa aramız­da kalkarak yaratılışın başlangıcından cennet ehli cennete, ateş ehli de yerlerine girinceye kadar olan her şeyi bize haber verdi. Bunu ezberleyen ezberledi, unu­tan da unuttu."5

       

      İmam Ahmed b. Hanbel "Müsned"inde Ebû Zeyd el-Ensari'den şöyle de­diğini nakletmektedir: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize sabah namazını kıldırdı sonra minbere çıkıp öğlene kadar bize hutbe okudu. Sonra inip öğle namazını kıldırdı ve tekrar minbere çıkarak ikindiye kadar bize hutbe okudu. İnip ikindi namazını kıldırdıktan sonra yine minbere çıkıp güneş batıncaya kadar bize hutbe verdi. Bize olmuş ve olacak her şeyi anlattı. Dolayısıyla bizim en bilgini­miz, en çok ezberleyenimizdir."6

      Bu hadisi İmam Müslim de "Sahih" inde Ebû Zeyd Amr b. Ahtab b. Rifâa el-Ensari'den aynı şekilde rivayet etmiştir.
       

      5   Buhari: 3192. Hz. Ömer'den muallâk

      6   Müslim: 2982: el-Müsned: 5/341

       

      İmam Ahmed dedi ki: Ebû Said el-Hudri dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden güneş batana kadar bize bir hutbe okudu. Ezberleyen ezberledi, unutan da unuttu." (Hadisin ravilerinden olan) Hammad dedi ki: Şöyle dediğini de hatırlıyorum: "Kıyamet gününe kadar olacak şeyleri bize anlattı." Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Allah'a hamd etti, O'nu övdü ve sonra şöyle dedi:

      "imdi: Muhakkak dünya yeşil/çekici ue tatlıdır ue muhakkak Allah sizleri dünyada halifeler yapacak ue nasıl amel yapacağınıza bakacak. Bundan dolayı dünyadan sakının ue kadınlardan sakının." Hutbeyi zikretmeye devam ederek şöyle dedi: Güneş batmak üzereyken Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle bu­yurdu: "Dikkat edin! Dünyanın kalan müddetiyle geçen müddetinin misali, sizin bu gününüzün kalan müddetiyle geçen müddetinin misali gibidir."1

      imam Ahmed, Ebû Said radıyallâhu anhu'nun şöyle dediğini rivayet etmek­tedir: "Bir gün Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindi namazını bize vaktinin başında kıldırdı sonra kalkarak güneş batana kadar bize hutbe okudu. Kıyamet gününe kadar olacak her şeyi bize haber verdi. Bunu ezberleyen ezberledi, unu­tan da unuttu. Söylediklerinden biri de şuydu: "Ey insanlar! Şüphesiz ki dünya yeşil ue tatlıdır. Muhakkak Allah sizleri dünyanın halifeleri yapacak ue nasıl amel edeceğinize bakacaktır. Dünyadan sakının ue kadınlardan sakının." Hutbenin geri kalanını zikretti ve şöyle dedi: "Güneş batmaya yaklaştığında Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak dünyadan geçmiş olana oranla kalmış olanın misali, sizin bu gününüzden geçmiş olana oranla kalmış olanın misali gibidir." 8 İşte "mahfuz" olan budur. En iyisini yine de Allah bilir.

       

      FASIL:

       Allah'u Teâlâ aziz kitabında şöyle buyurmaktadır:

      "Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir."9

      Allah'u Teâlâ'nın dışındaki her şey, O'nun tarafından yaratılmıştır. O'nun tarafından tedbir edilmiş ve işleri düzene sokulmuştur. O'nun tarafından yok­tan var edilmiştir. Bütün yaratılmışların tavanı olan (hepsinin üstünde bulunan) Arş'tan toprağın altına kadar ve bu ikisi arasındaki konuşan konuşmayan bütün varlıklar O'nun yaratması, O'nun mülkü ve kulları, O'nun kahrı ve kudreti altın­da ve O'nun tasarruf ve meşieti dairesindedirler.

      "O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arş üstünde istiva edendir. O yere gireni de ondan çıkanı da gökten ineni de oraya yükseleni de bilendir. Nerede olursanız O sizinle beraberdir. Allah, yaptıklarınızı çok iyi görendir."10  ( ibni kesir peygamberler tarihi , polen yayınları peygamberler tarihi fiyatı , polen paygamberler tarihi , karınca kitap , kuranda adı geçen peygamberler )

      7   el-Müsned: 3/19

      8    el- Müsned: 3/61

      9    Zümer - 62

      10   Hadid - 4

       
      Polen yayınları , İmam Hafız İbn Kesir tarafından yazılan Peygamberler Tarihi adlı kitabı incele diniz.

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055546601
      MarkaKarınca Polen Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786055546601
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.