• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Tasavvuf Sözlüğü

      Tasavvuf Sözlüğü
      Tasavvuf Sözlüğü
      Tasavvuf Sözlüğü
      Tasavvuf Sözlüğü
      Tasavvuf Sözlüğü
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Fiyat:
      65,00 TL
      İndirimli Fiyat (%36,9) :
      41,00 TL
      Kazancınız 24,00 TL
      41.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo
             Stoktan Kargo
       
      Kitap              Tasavvuf Sözlüğü
      Yazar              Abdürrezzak Kaşani
      Tercüme         Dr. Ekrem Demirli
      Yayınevi         İz Yayıncılık    
      Etiket Fiyatı    65 TL
      Kağıt - Cilt      2.Hamur.  Karton kapak cilt
      Sayfa - Ebat   639 sayfa, 16x24 cm
      Yayın Yılı        2015
      ISBN              9789753555814


      İz Yayınları Tasavvuf Sözlüğü kitabı nı incelemektesiniz.   
      Abdürrezzak Kaşani Tasavvuf Sözlüğü kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



         Sunuş


      Seyyid Şerif Cürcânî ünlü eseri et-Tarîfât'ta ıstılahı 'bir topluluğun herhangi bir şeyi bir isimle isimlendirmede görüş birliğine varmaları' diye tanımlar. Başka bir görüşe göre ıstılah veya terim bir ilişki nedeniyle lafzın söz­lük anlamından başka anlamda kullanılması veya bir gurubun belirli bir mânâ karşılığında bir lafzın kullanımında görüş birliğine varmış olmalarıdır. Tasav­vuf söz konusu olduğunda ıstılahın özel bir anlamı ve yeri vardır. Bilindiği gi­bi Kuşeyri tasavvufun ilimler hiyerarşisinde bir yer sahibi olabileceği iddiasını savunurken her ilmin kendi ıstılah ve deyimlerini geliştirme hakkından söz eder ve bu anlamda sufilerin de kendi aralarında deyimler ve ıstılahlar geliştir­miş olduklarını belirtir. Böylelikle doğuşundan itibaren tasavvuf hakkında ya­zılmış eserlerde ıstılahlara özel bir yer verilmiş, Ebû İsmail el-Herevî gibi bazı yazarlar ise tasavvuf terimleriyle ilgili müstakil eserler yazmış, bu alanda geniş bir literatür oluşmuştur.

      Elinizdeki kitap Abdürrezzak Kaşânî'ye nispet edilen ve özellikle îbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî ile zirvesine ulaşmış yeni tasavvuf anlayışındaki te­rimler yönünden zengin bir deyimler ve terimler sözlüğüdür. Sözlük hakkında kısa bir değerlendirme yapmadan önce yazarıyla ilgili tereddüt üzerinde dur­mak istiyoruz.

      Letâifü'l-a'lâm fi işârâti ehli'l-ilhâm adlı bu sözlüğün yazarı kesin olarak bilin­memektedir. Bazı kaynaklar sözlüğü Sadreddin Konevî'nin talebesi ve arkada­şı aynı zamanda îbn Farız şarihi Saidüddin Fergânî'ye nispet ederken, bazı kay­naklar Abdurrezzak Kaşânî'ye veya Sadreddin Konevî'ye veya ibn Tahir adlı tanınmayan bir yazara nispet etmişlerdir. Buna rağmen kesin bir kanaate ulaş­mak mümkün olmamıştır. Sözlüğe bölüm bölüm baktığımızda adı geçen yazar­lardan her birisine nispetin haklı ve makul gerekçeleri vardır.
       
       
      Şöyle ki: Sözlüğü öncelikle iki kısımda ele almak gerekir. Birincisi ilk dönem tasavvuf klasiklerinde bulunan ve tasavvufun ahlak ve züht yönüyle ilgili te­rimler ve deyimler; ikincisi özellikle vahdet-i vücûd konusu ve varlık meselele­riyle ilgili terimler ve deyimler. Sözlüğün birinci kısımdaki terimlere yeni bir şey katmadığı ve ilk dönem klasiklerindeki görüşleri Herevî'nin yorumuyla ak­tardığı anlaşılmaktadır. Ancak sözlüğe esas kimliğini kazandıran şey ikinci kı­sımdaki terimler ve tanımlardır. Bu alandaki tanımlarda eserin temelde üç kay­nağı vardır: Birincisi Ibnül-Arabî, ikincisi Sadreddin Konevî, üçüncüsü ise Saidüddin Fergânidir. Yazar Ibnül-Arabî'yi sıkça zikreder, diğer ikisini ise zik­retmeden almtüar yapar.

      Eserin yazarının Sadreddin Konevî olmadığı kesindir, bununla birlikte Ko­nevî'nin bir kaynak ve otorite olarak eserdeki ağırlığı hissedilmektedir. Çünkü varlık meseleleriyle ilgili neredeyse bütün terimler ve tanımlar Sadreddin Konevî'de bazen aynı, bazen farklı ifadelerle geçer.

      Saidüddin Fergânî ve Müntehe'l-medârikine gelince: Bizce sözlüğün söz ko­nusu kısımdaki en önemli kaynağı Müntehe'l-medârik'tir ve yazar ondan çok ge­niş alıntılarda bulunmuş, eserde geçen terimleri olduğu gibi alıntılamıştır. Bu bağlamda dikkat çekmek istediğimiz ikinci bir husus ise her iki kitabın Ibn Fariz ile ilişkisidir. Müntehe'l-medârik Ibn Fârız'ın Tâiyye kasidesinin şerhidir. Söz­lük de Ibn Fârız'ın kasidesini esas alır ve hemen her konuda ondan delil getirir. Yazarın da Ibn Fârızı şeyh ve üstat saydığını görmekteyiz. Bu durum iki kitap ve yazarları arasındaki irtibatı, hatta aynı kişi oldukları ihtimalini güçlendir­mektedir. Bununla birlikte gerek iran'da ve gerekse Mısır'da sözlük Abdurrez­zak Kâşânî'ye nispet edilerek yayınlanmıştır, biz de bu yayınları esas aldığımız için, herhangi bir karışıklığa yol açmamak için yazar olarak Kâşânî'yi kabul et­tik. Her halükarda sözlüğün yazarının vahdet-i vücûdu benimsemiş tasavvuf geleneğine mensup bir yazar olduğu ve Sadreddin Konevî, Fergânî gibi yazar­larla yakın bir entelektüel ilişki içinde olduğu kesindir. Dolayısıyla sözlükteki görüşlerini belirttiğimiz kaynaklarda olduğu gibi bulabildiğimize göre, yazarın kesin olarak tespiti ikinci planda kalmaktadır.

      Tasavvuf Sözlüğü adıyla çevirdiğimiz eserde, Tahran'da yayınlanmış nüsha esas olmak üzere üç nüshadan yararlandık. Birincisi iran'da yayınlanmış [Letâ-ifü'l-a'lâm fi işârâti ehli'l-ilhâm, thk. Mecîd Hâdizâde, Tahran, 2000), ikincisi Mı­sır'da yayınlanmış [Letâifü'l-a'lâm fi işârâti ehli'l-ilhâm: Mu'cemu'l-mustalahât ve'l-işârâti's-sûfiyye (thk. Said Abdulfettah), Darül-kütübil-Mısrıyye, Kahire, 1966) ] ve üçüncüsü Süleymaniye Kütüphanesi Şehit Ali Paşa, 1334 no'lu yazmadır. Bunun yanı sıra özellikle vahdet-i vücûd ile ilgili terimlerin geçtiği bölümlerde Saidüddin Fergânî'nin Müntehe'l-medârik, Sadreddin Konevî'nin eserleri, Ibnül-Arabî'nin bazı eserlerine başvurduk.

      Sözlük Osmanlı döneminde adı bilinmeyen bir yazar tarafından eksik bir çevriyle Türkçe'ye kazandırılmıştır. Bu çeviri üzerinde Ercan Alkan tarafından yüksek lisans tez çalışması yapılmış ve sözlüğün yazarı hakkındaki yararlı tar­tışmaları da içeren çeşitli konularla ilgili araştırma-inceleme bölümüyle birlikte latin alfabesine aktarılmışür (Ercan Alkan, Letâifu'l-a'lâm fî işâreti ehli'l-ilhâm ad­lı tasavvuf terimleri sözlüğü ve mütercimi bilinmeyen tercümesi, M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, ilahiyat Anabilim Dalı, Tasavvuf Bilim dalı, istanbul, 2002).

      Sözlükteki terimleri iki temel kısımda ele alabiliriz: Birincisi Herevî'nin açık tesirinin gözüktüğü ve ilk dönem tasavvuf klasiklerine doğrudan bağlanan züht ve sülük ile ilgili terimlerdir. Bu terimlere İbnül-Arabî sonrası tasavvufu­nun yeni bir şey katmadığı kabul edilir, ikinci kısım ise varlık ve buna bağlı so­runlarla ilgili terimlerdir. Bizce sözlüğün en özgün yönü de bu kısımdır. Çün­kü İbnül-Arabî'nin öncülüğünü yaptığı ve Sadreddin Konevî tarafından siste­matik yapı kazandırılmış tasavvufun varlık meseleleriyle ilgili görüşleri takibi ve anlaşılması güç, karmaşık bir terimler örgüsü şeklinde tezahür eder. Sözlük bu terimlerin önemli bir kısmını içerir ve kısaca bilgiler ve tanımlar verir. Bu yönüyle sözlüğü sistematik-nazarî tasavvufun temel sözlüğü olarak niteleyebi­liriz.

      Sözlük yaklaşık 1650 civarında terimi içerir. Bu fazlalığının önemli bir nede­ni pek çok terimi avam-seçkinler-seçkinlerin seçkinleri gibi farklı düzlemlerde ele almış olmasıdır. Söz gelişi tövbe terimini tanımladıktan sonra, bunun avam, seçkinler ve seçkinlerin seçkinleri için ne anlama geldiğini zikreder. Böylece te­rimlerin sayısı artmıştır.

      Çeviride sade bir dil kullanmaya çalıştık. Metinde her terim genellikle 'bu­nunla şunu kast ederler' şeklinde tanımlanmıştır. Biz bunun yerine kısaca te­rimle kast edilen anlamı zikrettik.

      Yazar eserinin başlangıcında ele aldığı bütün terimleri harf sırasına göre zik­reder. Bu bölüm kitabın metninden olmasına rağmen biz de çeviri de ona yer vermeyi zâid bulduk. Sözlükte orijinal metni esas alarak Arapça harf sıralama­sına uyduk. Bu durum okuyucu için bazı güçlüklere yol açabilir, ancak terimle­rin birbiriyle irtibatı ve metin içindeki sıralama dikkate alındığında böyle bir tercih yapmak zorunluluk haline geldi.

      Her terim müstakil olarak ele alınmış, önce terimin okunuşu, karşısında Arapça yazılışı yerleştirilmiş, altında ise terime Türkçe'de önerdiğimiz karşı­lık zikredilmiştir ki, bu karşılık genellikle sözlük anlamından hareketle, ba­zen ise serbest bir çeviriyle tarafımızdan verilmiş ve farklı bir harf karakteriy­le gösterilmiştir. Ardından yazarın terimle ilgili tanım ve açıklamaları gel­mektedir.


      Bu sözlüğün özellikle vahdet-i vücûd terminolojisi ve İbnül-Arabî-Konevî geleneğinde yazılmış metinler olmak üzere tasavvufi metinleri anlamada önem­li katkı sağlayacağım ümit ve temenni ediyorum. Bu vesileyle çeviride kul­landığım metinleri istifâde etmem için verme lütfunda bulunan muhterem hocam Prof. Dr. Mustafa Tahralı Bey ve Doç. Dr. M. Erol Kılıç Bey’e; kitabın yayınlanmasındaki ilgi ve teşvikleri için Prof. Dr. İlhan Kutluer ve İz Yayıncılık'ın değerli yönetici ve çalışanlarına teşekkürü borç bilirim.

      Ekrem Demirli
      Nisan, 2004

      Rahman ve Rahîm Allah'ın adı ile: Sadece O'ndan yardım dilerim

      Hamd Allah'a, selâm Allah'ın seçtiği ve haklarında iyilik takdir ettiği kulla­rının üzerine olsun. Onlar şeriat usûlünce yaşayan, tarikatın gereklerini yerine getiren ve hakikat ahdine vefa gösteren kimselerdir. 'Onlar Allah'ın nimet ver­diği kimselerdir.' Allah onların kalplerini safa mertebesine yerleştirmiştir. 'Pey­gamberler, şehitler, sıddîklar, sâlihler. Ne güzel arkadaştır onlar."[1]

      Şekilci-bilginlerin büyük bölümünün bizim kitaplarımızın içerdiği nükte ve sırları anlayamadıklarını gördüm; onlar, Allah'ı bilen muhakkik bilginlerin ve gerçek ilimlerin vârisleri olan sûfî pirlerin işâret ettikleri sırlar ve nüktelerdir. Söz konusu insanlar, bu sır ve nükteleri yaratılmış âlemin eksikliklerinden ger­çek ve yüce mertebelerin zirvesine yükselmiş ve hikmetli hakikatleri ve ilâhî sırları içeren Hz. Muhammed'in kandilinden tevârüs etmişlerdir. Bu nedenle, onların kitaplarındaki en önemli terimleri ve kullandıkları lafız ve deyişleri açıklamak istedim. Onlar, bütün bilim mensupları gibi, bu lafız ve kelimelerle kendi aralarındaki ilâhî ilimleri ve değerli sırları dile getirirler.

      Bunları baş harflerini, hatta ikinci ve üçüncü harflerini de dikkate alarak, harf sırasına göre dikkatli bir şekilde düzenledim ve önce Elif harfiyle başladım. Ardından Be, sonra da diğer harf sırasma göre diğer kelimeleri sıraladım. Bu sı­ralamaya, ikinci ve üçüncü harflerde de dikkat ettim.

      Kitaba da 'Letâifu'l-a'lâm fi işârâti ehli'l-ilhâm adını verdim.

      Bütün niyet ve amaçların gerçekleşmesinde sadece Allah'a tevekkül ederim. O, çok cömert ve her şeyi bilendir.
       
       
      [1]Nisa, 69
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789753555814
      Markaİz Yayıncılık
      Stok DurumuVar
      9789753555814
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.