• Tüm Kategoriler

    • DİKKAT : Toplu Ürün Siparişleri için 0535 224 37 24 whatsapp tan bilgi alınız. Yayınevleri nin ZAM İHTİMALİ için tedarik sıkıntısı var.

      Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları
      Sürat , MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü sepete atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

      Ahirette 45 Gün

      Fiyat:
      45,00 TL
      İndirimli Fiyat (%42,2) :
      26,00 TL
      Kazancınız 19,00 TL
      2.3 3
      Aynı Gün Kargo

      Kitap           Ahirette 45 Gün
      Yazar           Mehmet Ali Bulut  
      Yayınevi      Hayat Yayınları
      Kağıt Cilt    2.Hamur, Karton kapak cilt
      Sayfa Ebat   367 Sayfa - 13.5x21 cm
      Yayın Yılı    2020



      Mehmet Ali Bulut Ahirette 45 Gün kitabını incelemektesiniz.   
      Hayat Yayın Ahirette 45 Gün kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


      TEŞEKKÜR

      Her kitabın kendi hikâyesi vardır, bilinci vardır, kaderi vardır. Bu kitap da öyle... Normal bir seyir ile olsaydı yazdığım ilk kitap bu olmalıydı. Yazmak için en az üç kere teşebbüs etmeme rağ­men hep birtakım maniler çıktı ertelenmesi için. Bunun sebebini kita­bı ikmal ettiğim zaman anladım. Daha önceki teşebbüslerimin hangi­sinde kitap yazılmış olsaydı eksik kalacakmış, ham kalacakmış!

      Öncelikle babamın bu yaşadıklarını kaleme almam hususuna ilk dikkatimi çeken rahmetli Ömer Lütfü Mete'ye, sevgili dostum Ahmet Tezcan a, Adnan Erdoğan'a, sanat camiasının yetiştirdiği en iyi yönet­men addettiğim, güzel ahlaklı kardeşim İsmail Güneş'e de teşekkür etmeliyim. Bu eserdeki kırk beş günün bir kısmı onların teşvikiyle yayımlandı.

      Galiba eserin ikmal edilmesine ve bir kitaba dönüşmesine hizmet eden kimselerin de sahneye çıkması gerekiyormuş. Onların da nasi­bi varmış ki bu eserin teşekkülüne katkıda bulundular. İlk teşebbüste bu hatıratı bir kitap olarak yazabilseydim sevgili dostum, güzel insan rahmetli valimiz Zübeyir Kemelek işin içinde olmayacaktı. Keza Ha­lil Akbaşın ailesini bulmamı sağlayan sevgili valim Koksal Şakalar ile henüz tanışmamıştım, bu metni okuyup beni hem teşvik eden hem de uyaran sevgili valim Ali Kaban ile bu kadar yakınlaşmamıştık. O yüzden hikâyenin tamamlanmasında bana verdikleri destekten dolayı önce onlara teşekkür etmem gerekiyor.

      Bu hikâyenin baş kahramanı Halil Akbaş ın ailesinden damadı rah­metli Dursun Akbaş ve torunu Emrullah Akbaşa yıllar sonra da olsa ulaşabildim. Onların anlattıkları ile hikâye tamama erdi, babamın ha­tıratının, askerlik sonrası kısmı netliğe kavuştu. Şahsım ve okurlarım adına teşekkür ederim.

      Hem hocam, hem dostum, hem de "ahiretliğim" İlker Çolak'a da bir teşekkür borçluyum, değerli fikirleriyle metnin tashih ve tamirine katkıda bulundu. Sevgili dostum Haluk İmamoğlu ile Ramazan Can ve İrfan Dinç de yazdıklarımı baştan sona okudular. Her birine yürek­ten teşekkür ederim.
      İlk eserimde olduğu gibi bu eserimde de sevgili kardeşim Yaşar İliksizin desteğini unutamam. Bu tür özgün metinleri okumada, yo­rumlamada maharetli kardeşim, bu eserime de dikkatli okurların gö­zünden kaçmayacak özgün bir sunuş yazdı. Müteşekkirim.

      Değerli eşim Rahime Demir Bulut u da minnetle anmalıyım. Bu hatıratın böylesi bir kitap hâline gelmesinde hakikaten kıymetli yo­rumları oldu; "babamın ve yazarın iç sesi'hi kitaba yansıtmamı sağla­dı; hatıratı bir romana çevirmemde rehberlik etti.

      Yayıncım Hayati Bayrak, Necati Bayrak ve Ali İhsan Bayrak kardeş­lere de teşekkür ederim. Bu hatıratı her anlattığımda ısrarla yazmamı söylediler; ta en başından beri mesailerini, gayret ve himmetlerini işin içine koydular. Kitabın yazım safhasında her ne ihtiyacım varsa koşturdular. Ve tabii yayınevinin kıymetli yayın ekibi başta Erol Şahnacı, Eatıma Zehra Bayrak, Betül Osmanoğlu, Öznur Çokcanlı, Zeynep Bayrak ve Sedanur Özcan metnin okunup kitap hâline gelmesine büyük emek verdiler. Yayınevimizin genel müdürü Yuşa Şen ve Anadolu'nun her noktasındaki kitap dostları da bu eserin okuruna ulaşmasının aktörle­ri. Eserin yazarı ile okuru arasındaki köprü olan tüm bu dostlar olma­sa zincirin en önemli halkası eksik kalırdı. Her eser sahibi gibi ben de onlara minnet borçluyum.

      Burada iki insana daha teşekkür etmeye kendimi mecbur hissedi­yorum. Biri, metnin yazılması esnasında ara ara okuduğum bölümleri merakla dinleyen ve sürekli "Ne zaman bitecek?" diye eserin tamam­lanmasını bekleyen ve ne yazık ki metnin yazımını bitirmemden tam üç gün sonra rahmet-i Rahmana kavuşan bilge insan kayınvalidem Hacer Demire ... Öyle ki vefatına birkaç saat kala bile "Mehmet Ali ne yaptı, kitabı bitirebildi mi?" merakıyla eseri tamamlamamı teşvik etti, ilk okurum, ilk dinleyicim oldu.

      Ve her eserimi kendi işi bilip okuruna ulaşması için gayret eden sevgili kardeşim; kalbi bedeninden, himmeti çapından büyük Mesut Sevgiliye teşekkür etmeliyim.

      Ve sen ey sevgili "okur"! Aslında her kitabın muhatabı, tek tek nihai okurudur. Sen olmasan "yazar" kendini yazar olarak hissedemezdi. Bir yazar olarak okurumdan almış olduğum şevk ve geri dönüşler, beni her seferinde yeniden yazmaya sevkediyor. İyi ki varsın.

      Burada adını anamadığım emeği geçen daha nice dostlarıma te­şekkür ve muhabbetlerimle ...

      Mehmet Ali Bulut
      Kasım 2020/Sivas


      SUNUŞ

      Günümüzde vücudunun hücreleri laboratuvarlarda DNA'larına varıncaya kadar didik didik edilen, inançlarının "kökleri" on binlerce yıl gömülü kaldığı topraktan milim milim kazınan "insanoğlu'nun ruhu, evrende hâlâ sırrı çözülemeyen en büyük bilmece olmayı sürdürüyor.

      Bu kitap; her çağda ve her koşuldaki "keşif" ve "kurguları" ile ruh bilim uzmanlarını dahi hayretler içerisinde bırakan insan ruhunun "yaşadığı" ve yaşadığına inandırdığı olağanüstü "anıları" içeriyor.
      İnançsal alanda ulaşabilen her bilginin hurafeye dönüştürüldü­ğü, ilahiyatçıların bile gerçekle kurguyu ayıramaz hâle geldiği garip çağımızda bu "yaşanmışlıkların" psikolog, psikiyatrist ve nörologlar açısında da "Parafeni" veya "Aldatıcı Hafıza Sendromu" teşhisi ile ge­çiştirilebilecek türden travma olmadığı ve daha kompleks analizler istediği tartışılmaz.

      20. yüzyıl Anadolu İnanç Kültürü açısından sosyolojik ve folklorik olarak büyük önem arz eden metinleri derleyen, rivayet halkalarını ta­kip ederek "anıların" sahibini bulmayı başaran ünlü araştırmacı yazar Mehmet Ali Bulut; gerek ilahiyatçıların, gerek ruh bilimi araştırma­cılarının, gerek yeniçağ akımlarına ilgi duyanların, gerekse fizikötesi meraklılarının üzerinde uzun uzun düşüneceği konuları gündeme taşımayı başarıyor.

      Daha önceki kitapları ile hem günümüz bilim ve teknolojisini ya­kından takip eden bir bilim adamı hem dinsel konularda derinleşmiş bir âlim hem kadim sırların ve sembollerin gizemlerini çözebilen bir
      semboller okuyucusu hem el attığı konuyu didik didik ederek ger­çekleri gün yüzüne çıkartamadan rahat edemeyen bir gazeteci hem de kalemi güçlü bir yazar olduğunu defalarca kanıtlayan Mehmet Ali Bulutun bu eseri de inanıyorum ki ellerden düşmeyecek ve insanlar­ca birbirine tavsiye edilerek tüm zamanlarda çok satanlar listesindeki hak ettiği yeri alacaktır. Çünkü inansın ya da inanmasın bilgi seviyele­rine ve yaşam tecrübelerine göre sarsılacak ve uzun uzun düşünecek insanlar görecekler ki bu "sağaltıcı metin" edebi açıdan kuşkusuz ki Gazalinin cehennem tasvirleri ile de yarışacak güce sahip.

      Yaşar İliksiz 
      Tarihçi - Yazar



      İşbu tenin tertibi od ve toprak, yel ve su, Yunus sen gör özünü, suda toprakta mısın'?
      Yunus Emre

      SÖZE BAŞLARKEN

      İnanmayacaksınız ama ben size cidden yaşanmış bir olaydan söz edeceğim. "İnanmayacaksınız" diyorum çünkü anlata­caklarım öyle pek de rastlanır türden şeyler değil. Belki vicdanınız hissedebilir; o da size kalmış.

      Zekânıza güvenmediğimden değil inanmayacaksınız demem, in­san bir zanda bulunurken çoğu kere kendi iç dünyasını ele verir ya... Ben bunu söylerken aslında size demiş oluyorum ki; ben de biri­lerinden duysaydım "Hadi canım!" der geçerdim büyük ihtimalle. Yaşananlar, şahit olunanlar, aktarılanlar, cidden de akıl kârı değil ama siz hemen öyle demeyin, biraz sabırlı olun. Belki size fantas­tik bir roman kurgusu gibi gelecek fakat bunlar sahici, yaşanmış bir olayın levhaları...

      Bu anlatacaklarım, bir yönüyle de babam İsmail'in hikâyesi. Onu kozasından çıkarıp ipekli bir kumaşın atkı iplerine dönüş­türen bir değişimin hikâyesi. Soğuk kış gecelerinde, bir de ço­cukluğumun en uzak ve derin köşelerinde kalakalmış, gece yarısı uykudan uyanıp sahur yemeğinin ardından dinleyip sonra sıcacık yataklarımıza gömüldüğümüz zamanlara ait bir hatıra... Bazen sa­bahın ilk ışıklarına kadar devam eden, bazen uyuklamaktan içerisi­ne rüyalarımızın da katıldığını sandığım, çoğu kere aynı zamanda korkutucu ve ürkütücü masalları andıran bir hikâye. En eski ver­siyonu öyle kalmış aklımda. Babamın sık sık tekrarlanan "Sakın ha bunları hayal sanmayın!" tembihleri arasında, bastıran uykuya inat gözlerimizi fal taşı gibi açıp dinlediğim çocukluk anılarım arasında tazeliğini -belki de ürkütücü oldukları için unutulmadılar- korumuş hatıralar!


       

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786051513409
      MarkaHayat Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786051513409
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.