• Tüm Kategoriler
    • Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 


      VE KUVEYT TÜRK KREDİ KARTLARINA VADE FARKSIZ 4 TAKSİT BAŞLAMIŞTIR.


       

      Aşkın Gözyaşları 2, Hz. Mevlana

      Aşkın Gözyaşları 2, Hz. Mevlana
      Görsel 1
      Fiyat:
      23,00 TL
      İndirimli Fiyat (%34,8) :
      15,00 TL
      Kazancınız 8,00 TL
      15.00 www.goncakitap.com.tr
      3,75 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
               Stoktan kargo

      Kitap              Aşkın Gözyaşları 2 Hz. Mevlana
      Yazar             Sinan Yağmur
      Yayınevi         Kapı Yayınları
      Etiket Fiyatı   23 TL
      Kağıt - Cilt      2. Hamur kağıt - karton kapak ciltli
      Sayfa - Ebat   263 Sayfa - 13.5x21.5 cm
      Yayın Yılı        2018
      ISBN               9786055147716

       
      Kapı yayınları, Sinan Yağmur un kaleme aldığı, Aşkın Gözyaşları 2  Hz. Mevlana adlı kitabı incelemektesiniz.
      Aşkın Gözyaşları 2  Hz. Mevlana romanı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2



                 ÖNSÖZ

      Aşıkların gönüllerinin yanışıyla  gözyaşları akmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de...
       
      Gözyaşı kadar ılık olsun sözlerim. Gözyaşı kadar yanık... Göz­yaşı kadar berrak. Aksın gözyaşlarınız! Fırat kadar hoyrat, Nil kadar pak... Yoksa ağlayışınıza bir sebep, söyleyin kuruyan damar­larınıza Mevlâna adına Şems için çağlasın. Gözyaşı rahmettir, rağ­bettir, sadakattir. Gelin gözyaşlarında tutuşsun yetim yüreklerimiz.

      Mevlâna'nın bizlere getirdiği ses, her türlü mantıki dağınıklığın öte­sinde bir başka âleme açılma, bir perde kaldırma, ilâhî aşkın sar­hoşluğudur. Mevlâna, yandığı ateşlerin yalımlarını yazıya döke­rek gönüllerimizi yakandır. Nâr olmadan nûr olunamazdı. Ateşleri yuttu, sustu. Ateşleri üfledi, sustu. Ateşleri avuç avuç taşıdı," Ben yandım siz yanmayın" diyerek bizleri nur beldelerine çağırdı harf harf kelime kelime. Naz uykusundan Nur Mesnevi'sine uyandırdı.
       
      Mevlâna, bizden başkası mıdır? İşi nedir? Niye geldi sanıyorsunuz? Yakmak, alevlemek, ağlamak, erimek, konuşmamak, durmak, yok olmak, körler meclisini kendi ateşi ile aydınlatmak, gözyaşları ve yakıcı alevler yağmuru altında varlığının derinliklerinden cahille­rin yüzüne bir tebessüm kondurmak, kalabalık yığınların arasında yalnız kalmak, her meclisin ışığı olmak ama hiç kimseye alışamamak; gözyaşı tırnağı ile varlığını tırmalamak, damla damla erimek...

      Mevlâna'nın ruhu, İslâm'dan gelen, Tevhid ikliminden, vahiy der­yasından beslenmiş bir ruh olduğundan, kederi değil sevinci ve ümidi anlatması çok tabiidir.
       
      Mevlâna'nın herhangi bir eserini okumaya başlayan kişi; muh­taç olanın kendisi, verici ve sunucu olanın ise Mevlâna olduğu­nun farkında olmalıdır. Mevlâna'yı Kur'an'ın şerefli bir kölesi, Hz. Muhammed'in ayağının bir tozu olabilme heyecanında bir âşık ola­rak okumayanlar, egoizm ve kendini beğenmişlikle okuyanlar, ha­kiki alemden vazgeçsinler hayali aleme bağlansınlar daha iyi. Se­kiz yüzyıl önce doğmuş bir büyük şahsiyetin aile hayatına burun sokmaktan hoşlananlar da Mevlâna'dan uzaklaşıp onu rahat bı­raksınlar. Mevlâna, mesnevinin başlarında "Tü biman ey hemçü-yi tü pâk nist" diyor. "Sen kal, ey temizlikte eşsiz olan..." Şu halde aş­kın sırrına sadakat için Mevlâna yeter. Mevlâna'yı okuyan" Oğlu Alaeddin Çelebi ile arası nasıldı, Şems'i tanıdıktan sonra ailesini ih­mal mi etti?" sorularına cevap aramamalı. Bunalımda boğulan ru­hunu mutlu kılabilmek için teselliyi Mevlâna'nın ruhunda aramalı. Şu halde "Mevlâna bende yaşıyor." diyen kişiler için, sözün rengi­nin önemi yoktur.
       
      Kuru kuruya" Mevlâna'yı seviyorum, anlıyorum" demek yetmez. Bir mânevi şahsiyeti bir dost görmek, ona sadece bakmakla ol­maz. Onun ruhunu, iç âlemini görmek, aslının aslını görebilmek­tir. Henüz ruhlarını aydınlatmamış olan, gece gibi karanlık ruhlu insanlar, en az bir şafak vakti aydınlığı kadar iç âlemlerine aydınlık getirmemişlerse dostlarına sadece bakarlar, onları tam anlamıyla göremezler. İlâhi sevgiye ulaşmak isteyenler, önce ruhlarına ay­dınlık getirmelidir.
       
      Müjdeyi bize bizzat kendisi vermektedir:" Bu âlem, ne de olsa yal­nızlık yeri değil, sohbet, dostluk ve eğlenme yeridir. Fakat ilâhi güzel­likten veya ondan haber getiren nurlu bir yüzden mahrum olursak hayatın tadı tuzu kalmaz. Aşk demek, çetin imtihanlardan geçmek, belayla karşılaşmaktır. Ben gönlümün ayağındaki bağı, zaten aşk pe­şinden koşsun diye çözdüğümden, hayat yolunda yürürken, gönlümü belâ durağında bırakıp yürüdüm. Bugün içime gelen bir ilham esintisi
       
      İlâhi güzelliğinden bir koku getirdi, teşekkür olarak şuurumun akılla bağlarını çözerek, yüreğimi, şuurumu tamamen o aşk esintisine tes­lim ettim. Ey akan gözyaşı ömrümün varı olan sevgili, o bahçeme, o baharıma o seyrettiğim güzelliğe de ki: gecelerinden birinde gecele­rimi anarsan benim edep noksanlıklarımı hiç düşünme, aldırma."
       
      En mahrem bir gecenin, en matemli anında akıyordu gözyaşları. Sırların habercileri hızına yetişemiyordu gözyaşlarının. Çok konuş­tuk, biraz da susalım. Susalım ve ağlaşalım...
       
       
                       MUKADDİME-İ AŞK

      Mevlâna yalnızca Konya'nın değil, bütün bir Anadolu'nun, bütün İslâm diyarının sevgilisi, gönüller sultanı olmuştur. Ne ki bu sultana da bir gönül gerektir. Kendini seyredebileceği bir ayna; kesret içinde vahdeti, çok içinde Tek'i yakından seyre­deceği; belki de kendi aynasını arıtabileceği, cilalayabileceği bir hakikat aynası... Daimî arayışlar, keder buharıyla bulandırıyordu aynayı ve berraklığı üzüntü tozuyla yitirilmekteydi. Cilalanmazsa bir ayna güzelliği nasıl gösterebilsindi ki?..
       
      Garip bir yabancı kesmişti yolunu atının dizginine yapışarak. Su­aller soruyor, cevaplar istiyordu ondan. Hayır hayır, soru değildi bunlar derûnî fırtınaların salıverilmesiydi zirvelerden. Cevap ce­vap değildi belki ömürlük sırların kelimelerde köpürmesiydi. Ara­larında öyle rûhânî bir enerji akışı vardı ki soran ne sorduğunu, cevabı veren de neyi cevapladığını bilmiyordu. Konuşanlar lisan değil kalp idi, konuşulanlar mesele değil ilham idi. Şekil, tarifini kaybetmiş bir tasvir olmuştu; renk özünü yitirmiş bir hayale dön­müştü. Hangisi avcıydı, hangisi av; hangisi avlayandı hangisi av­lanan? İki denizin kavuşmasına benzetenler bu benzetmede hak­lıydılar. Aşk havuzunu kurutan Şems, onu gözyaşıyla doldurması gereken Mevlâna. Şehri harap edecek olan Şems, onu imar ede­cek olan Mevlâna...

      Derler ki Mevlâna yanmaya hazır bir kandil idi; Şems geldi, çe­rağı ile bu kandili tutuşturdu. Bu doğru, ama yanan kandil hem kendini hem çerağı yaktı, ortada ikisinden de eser kalmadı, yal­nızca bir aşk çerağı parladı ardından. Öyle bir çerağ ki yüzyıllar boyunca yüz binlerce gönlü aydınlattı, yaktı, kavurdu. Onu se­venler pervaneler gibi çerağın etrafında döndüler, dönerken yan­dılar. Şairin dediği gibi:
       
      Döndükçe etekler yelpazelenir
      Döndükçe gönülde aşk tazelenir.
       
      Mevlâna'nın yolu hep bir aşk medeniyeti olarak yaşadı. "Aşk ben­den doğmadı, aşk beni doğurdu." diyordu. Aşk çocukları onun terbiyesinden geçerek yaşadı yüzyıllar boyunca. Ruhu şâd, sim kutsal olsun!..
       
      Prof.  Dr.  İskender PALA ( Mevlana )
       
       
            Sevgili Okurlarım
       
       
      2010 Mayıs’ının iğde kokuları arasında kucağında bir kitap taslağı, kulağında ney’in efekar tüten sesi, dudağında adresini arayan kelimeler ki; her bir harfi aşkın musikisi oldu, tel tel düştü yollara, Aşkın Gözyaşları Tebrizli Şems diye mırıldandı, matbaadan çıkarken. Kitabı alır almaz Mevlana dergahına vardı, dualar terennüm etti yeşil kubbeye bakarken buğulu gözlerle. Yüreği yerinden ha çıktı ha çıkaçak koşar adım soluk soluğa Şems’in makamına yüz sürdü.” Ey aşkın pirleri! Bir kelime yanlış yazmışsam sizleri, felç olsun parmaklarım, lal kesilsin dilim, himmetinize geldim”

      Konya’da yayınlanan bir kitaptı. Yayınevinin ilk kitabıydı. Kitap medyaya değil. Mevla’ya sığınarak okuyucuları ile buluştu. Kısa bir süre sonra çok okunanlar da zirveye yürüdü. Hala zirvede. Kitabı zirveye yazan parmaklar değil, aşka ram olarak okuyan, sevdiklerine hararetle tavsiye eden, aylarca kitabı elinden ve dilinden düşürmeyen okurlar taşımıştı. Cennet kokulu duaları ile rüzgar oldular ve ilk 10 ayda 260. baskısına ulaştırdılar.
       
      Aşkın Gözyaşlarından sağanak ıslanmak için imza günlerine, davet ettiler yetmedi şehir şehir söyleyişilerin peşinde kanatlandılar. Her okur kitabı okurken gözyaşlarına hakim olamadıklarından sitayişle dem vurdu.
       
      İzmir’de Canan Hanım dakikalarca ağladı. İstanbul’da Duygu Hanım elleri titreyerek çantasından çıkardığı kitabı uzatırken; ”Hocam kitabınızı okurken kaç salavat getirdiğimi hatırlamıyorum.” Diyerek ıslanmış sayfaları gösteriyordu. Trabzon izdiham nedeniyle dolup taşmıştı. Kayseri: “Kitaba doyamadık yok mu devamı?” diye haykırıyordu. Her okuyan, bir an önce bitmesin tılsımı kaybolmasın diye sindire sindire okumanın çaresine bakıyordu. Sayısız mesajlar, Mektuplar, telefonlar geliyor; “Hocam ne yaptınız siz?” O dönemi yaşadınız, sonra öldünüz, tekrar dirilip de mi yazdınız?

      Nedir bu tesirli sırrın hikmeti? Sorular… Tebrikler… Teşekkürler… Gözyaşları… Dualar… Dualar…
       
      Edilen dualarla uğurlandı aşkın gözyaşlarının hicret yollarına… Afganistan, İran, Suriye… her beldede doyulmayan, kanılmayan, mana pınarlarından hasret içti. Damlayken denizleşmek istiyordu. Ve Aşkın Gözyaşlarına 2010 yılının en çok okunan kitabı olma onurunu yaşattıran siz can paralerim olmasaydınız bu başarı hiç olmayacaktı. Yazarlık yolunda yüreğime can, kalemimi derman olan siz aşka aşık, Güzel Yüreklilere TEŞEKKÜRLERİMLE..    ( Aşkın Gözyaşları 2 - Hz. Mevlana, Sinan Yağmur, Karatay Akademi Yayınları  )
       
      Sinan Yağmur





      Kapı yayınları, Sinan Yağmur un kaleme aldığı, Aşkın Gözyaşları 2  Hz. Mevlana adlı kitabı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055147716
      MarkaKapı Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786055147716
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.