• Tüm Kategoriler

    • DİKKAT : Toplu Ürün Siparişleri için 0535 224 37 24 whatsapp tan bilgi alınız. Yayınevleri nin ZAM İHTİMALİ için tedarik sıkıntısı var.

      Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları
      Sürat , MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü sepete atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

      Fezaili Amal, Zekeriya Kandehlevi

      Fiyat:
      50,00 TL
      İndirimli Fiyat (%44) :
      28,00 TL
      Kazancınız 22,00 TL
      1.0 1
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      2.Hamur , Dünya Siret Ödüllü, 496 Sayfa
      55,00 TL
      KDV Dahil 31,50 TL
      %42,7
      Sarı Şamua, 10 Cilt, 5.250 Sayfa
      950,00 TL
      KDV Dahil 557,00 TL
      %41,4
      Ciltli, Sarı Şamua, 15 Cilt
      1.650,00 TL
      KDV Dahil 1.030,00 TL
      %37,6

      Kitap              Fezaili Amal 
      Yazar              Zekeriya Kandehlevi
      Tercüme         Yusuf Karaca
      Yayınevi          Risale Yayınları
      Kağıt - Cilt        2.Hamur ithal kağıt - Ciltli
      Sayfa - Ebat     544 Sayfa - 17x24 cm
      Yayın Yılı          2000


      Risale Yayınları, Zekeriya Kandehlevi tarafından yazılan Fezaili Amal adlı kitabı incelemektesiniz.
      Fezaili Amal kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2

       
       
              Ashab-ı Kiram'ın Üstünlükleri Ve Amellerin Faziletleri


      Bu eserde, müslümanlar için örnek bir nesil olan Ashâb-ı Kirâm’ın din uğrunda karşılaştıkları zorluklara ve eziyetlere nasıl katlandıkları, sahabedeki Allah korkusu, sahabenin birbirleriyle yardımlaşmaları ve mallarını Allah yolunda harcamaları, onların cesaret ve kahramanlıkları, ilme düşkünlükleri, Peygamberin emirlerine itaatleri gibi konular akıcı bir dille anlatılmaktadır.

       Kitapta ayrıca İslâm’ı tebliğ etmenin önemi ve usulü, Kur’ân-ı Kerim’in müslümanın hayatındaki yeri, Resulullah (s.a.) ve ashabının namaza ve diğer ibadetlere verdikleri önem de ele alınmış, Kur’ân ve hadisten hareket edilerek ve ashabın yaşantılarından da örnekler verilerek amellerin faziletleri herkesin anlayabileceği bir dille okuyucunun dikkatine sunulmuştur. Yazar, son yüzyılda İslâm dünyasının yetiştirdiği en büyük hadis alimlerindendir.
       
       
      Şeyhulhadis Zekeriya Kandehlevi, H. 1315’de Hindistan’da doğdu. Çağımızın en büyük hadis alimlerindendir. Genç yaşında hadis okutmaya başladı. Muvatta isimli hadis kitabının şerhini yaptı. Toplumun ıslahı için sürekli bir şekilde tebliğ ve davet hareketi içinde kaldı. H. 1391’ de vefat etti.
       
       
      • En basit sevgilerde bile seven sevdiğinin adını söylemekten zevk duyar ve hiçbir faydası olmadığı hâlde onu dilinden düşürmezken, dünya ve ahiret saadetinin tek yolu olan Allah aşkında durum nasıl olmalıdır? Bunun üzerinde iyice düşünmek gerekir. S:28
      • Hz. Peygamber’in (s.a.s) kalbinden Allah korkusu hiç eksik olmamıştır. Fırtına ve tufanlar ona önceki kavimlerin uğradıkları azapları hatırlatırdı. Onun durumu böyle iken bir de kendi hâlimize bakalım. Her çeşit günaha batmış olmamıza rağmen, zelzeleler ve diğer afetler bizi uyarmak bir yana hiçbir tesir göstermiyor. S:40
      • İbn-i Abbâs (r.a) hazretleri Allah korkusundan dolayı o kadar ağlardı ki, akan yaşlardan dolayı yüzünde iki iz oluşmuştu. S:44
      • Allah korkusu kâmil bir mümin olmanın en gerekli şartıdır. Bu yüzdendir ki, Hz. Peygamber (s.a.s) çok kere derin bir tefekkür hâli yaşar ve ölümü düşünürdü. Öyleyse ölümü hatırlamak bizim için de faydalıdır. Allah’ın elçisinin (s.a.s) bazı manevî hastalıklarımız için gösterdiği tedavi şekillerinden biri de budur. S:51
      • Allah dostlarının çok önem verdikleri bir husus da mülkiyetlerinde hiçbir mal ve mülk bulunmamasıdır. Hele Hz. Peygamber (s.a.s) buna herkesten fazla önem vermiştir. S:63-64
      • Dünyalık yüzünden kendisine hiçbir değer verilmeyen Müslüman bir fakir, sözü dinlenmeyip kendisine değer verilmese bile, o çok önemsenen, itibarlı binlerce kişiden Allah katında daha makbul ve hayırlıdır. Dünyanın ayakta kalışı Allah dostları sayesindedir. S:65
      • İnsan manevî derecesine göre imtihana tabi tutulur. Her sıkıntı ve belâdan sonra Allah’ın lütuf ve keremiyle kolaylıklar gönderilir. Öncelikle, büyüklerimizin İslâm uğrunda başlarına neler geldiğini düşünelim bir kere… S:67
      • Bir insan iyi veya kötü ne iş yaparsa o iş onun kabrinde sandıkta korunduğu gibi korunur. S:73
      • Birlikte bulunmak mutlaka tesir bırakır. Takva sahibi kişilerin yanında bulunan kimseye özel bir yolla ve farkına varmadan takvanın tesiri olur. Fasık ve günahkârların yanında duranlara da fasıklık bulaşır. S:75
      • Kadınlarda din sevgisi ve ibadetlere karşı derin bir istek olursa, çocuklar da benzer davranışlar geliştirirler. Günümüzde ise tam tersine, çocuklar öyle ellere teslim ediliyor ki, onlarda din karşıtı veya dine karşı kayıtsız bir tavır ortaya çıkıyor. S:137
      • O mübarek kişiler ne kadar sıkıntı ve yoksulluk içinde olurlarsa olsunlar ellerine geçen parayı Allah yolunda harcamaktan, sadaka vermekten ve hayır yapmaktan geri durmazlardı. Bugünün Müslümanları ise sıkıntı, iflas ve yoksulluğu yaygın bir şikâyet hâline getirmişlerdir. S:155
      • Yeni yetişen çocukların din coşkusu aslında büyüklerin yetiştirme tarzının bir meyvesidir. S:171
      • Çocukta güzel huy ve alışkanlıkların yerleşmesi, onun dine önem verip dînî vazifelerini yerine getirmesini istiyorsak, çocukluktan itibaren ibadetleri alışkanlık hâline getirmelerini, hayatlarının vazgeçilmez birer parçası yapmalarını sağlamalıyız. Sahâbe-i Kirâm (r.a) çocuklarının terbiyesini çok küçük yaşta ele alır, dînî vazifelerini yaptırırlar. S:171
      • Küçük, büyük bütün sahabîlerde (r.a) öyle bir cezbe ve dînî heyecan vardı ki, bu duygu içinde mest olmuşlardı ve canlarını feda etmeye hazırdılar. Bundan dolayı da zafer hep onların ayağını öpüyordu. S:175
      • Haksızlık, Allah’a isyan, zulüm ve günah karşısında susan kişi dinen ve ahlâken suçludur, günahkârdır. S:221
      • Çeşitli hadis rivayetlerinde bildirildiğine göre, bir günah gizli yapılırsa zararı sadece yapana olur; ama günah apaçık, alenî yapılırsa insanlar da onu menedebilecek durumda oldukları halde engellemezlerse onun zararı ve kötülüğü herkese olur. S:221
      • Büyük sahabîlerden Ebu’d-Derdâ (r.a) diyor ki: “Benim en çok korktuğum kıyamet günü herkesin huzurunda bana: ‘Ne gibi ilimler öğrendin ve onlarla ne ameller yaptın?’ diye yüksek sesle sorulmasıdır.” S:230
      • Aklı hayra ve şerre ermeyen, zekâsı meseleleri kapsamlı olarak kavramaya yetmeyen kişilerin âlimleri değerlendirmeye, birine yetkili diğerine yetkisiz demeye hakları yoktur. S:242
      • Tefsir âlimlerinin yazdığına göre, Allah’a muhabbet beslediği iddia eden kişi eğer Allah Resûlünün (s.a.s) sünnetine uymuyor da, ona aykırı davranıyorsa, yalancıdır. Çünkü sevginin şartı, aşkın kanunu, sevilen kişiye duyulan muhabbet ve aşktan dolayı o kişinin sevdiği şeyleri de sevmektir. S:243
      • Müceddid-i elfi sânî İmam Rabbani’nin ünlü adını Hint kıtasında bilmeyen kim vardır. Onun halifelerinden olan Lahorlu Mevlana Abdulvahit Cennette namaz olmadığını öğrenince ağlamaya başladı ve: “Namaz olmadan orada nasıl vakit geçirilir.” dedi. İşte böyle insanlarla dünya ayakta durmakta. S:266
      • Bizim nazarımızda hastanın rahatı ve onun iyiliği adına namaz zahmetine katlandırılmaması daha sonra kılamadığı namazlar için fidye verilmesi uygun görülmektedir. Ecdad ölüm sırasında bile hastaya iyilik etmek için ibadetlerini yapmasına yardımcı olurlardı. S:278
      • Namaz kılan pek çok kimseler vardır ki, bunlardan çoğu cemaatle namaz kılmaya da önem verirler, ama namazın rükünlerine gerektiği gibi özen göstermediklerinden, namazları geri çevrilip yüzlerine çarpılır. S:289
      • Namazda ihlâs ve huşû ne derece bulunuyorsa o derece sevap verilir. Bazılarına bütün mükâfatın onda biri verilir, eğer o namaza uygun huşû ve huzur varsa sevabın yarısı verilir. S:294
      • Hadislerde bildirildiğine göre, insanlardan her şeyden önce namazda huşû kaldırılacak, öyle ki, bütün cemaat içinde huşû ile namaz kılan bir tek kişi bile bulunmayacaktır. S:294
      • Sa’dî diyor ki: “Beden zevkine düşenler uyanık olmazlar. Çünkü mide dolunca hikmet boşalır.” S:338
      • Tasavvuf ehline göre Allah Teâlâ’nın katında kırık bir kalp kadar değerli hiçbir şey yoktur. Bu bakımdan mazlumun bedduasından kaçınılması pek çok hadiste tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) birini bir yere idareci olarak gönderirken ona öğüt verir, mazlumun bedduasından sakınmasını tavsiye ederdi. S:360-361
      • Kur’ân-ı Kerim, hem hakim (sultan) hem mahbub (sevgili) olan Allah’ın kelâmıdır. İkrime (r.a) hazretleri Kur’ân-ı Kerim’i okurken kendinden geçerek yere yığılır ve dilinden “Bu Rabbimin kelâmıdır. Bu Rabbimin kelâmıdır” sözleri dökülürdü. S:370
      • İnsanlar ataları, babaları, sülaleleri ve buna benzer pek çok şeyle övünürler, büyüklüklerini, asaletlerini ilân ederler. İslâm ümmetinin övünme vesilesi iftihar kaynağı ise Kur’ân-ı Kerim’dir. S:390
      • Çeşitli hadislerden anlaşılmaktadır ki Kur’ân-ı Kerim okumanın üstünde hiçbir şey insanı Allah’a daha fazla yaklaştırmaz. S:395
      • Kul eğer kesinlikle duam kabul oluyor ve olacaktır diye inanırsa duası kabul olur. Duasının kabul olmadığını zannedenler de benim duam kabul olmuyor diye düşünürse kendine öyle muamele yapılır. Duası da kabul edilmez. S:436
      • Kalb her an Allah’ı anar, O’nu zikrederse artık o kalbin sahibi kişinin her hangi bir ibadeti telef etmesi mümkün mü? İç ve dış bütün uzuvlar kalbe bağlıdır. Kalbde Allah zikrinin hâkim olması diğer uzuvları da ona göre düzenler. S:439
      • Zikir, üzerinde marifet meyveleri olan bir ağaçtır. Ne kadar çok zikredilirse ağacın kökü o kadar sağlam olur. Kökü kuvvetli olan bir ağaç daha çok meyve verir. S:468
      • Allah katında ağırlıklı olan şüphesiz ki ihlâstır. Bir iş ne kadar ihlâsla yapılırsa, onun kıymeti o kadar fazla olacaktır. Ne kadar da gönülsüz ve ihlâssız yapılırsa, o derece hafif ve kıymetsiz olacaktır. İnsanın ihlâs sahibi olmasında Kelime-i Tevhîd’in çokça zikredilmesinin büyük etkisi vardır. S:482
      • Bir şeyi Allah kitabında tekrar tekrar üzerinde durarak emir buyurmuşsa artık onun çok önemli oluşunda hiç şüphe kalmaz. S:524
      • Hadis-i şeriflerde de Allah’ı zikreden ve O’na hamd edenlerin fazilet ve değerleri hakkında özel ifadeler ve övgüler vardır. Bir hadis-i şerifte bildiriliğine göre, Cennete ilk girenler huzurlu veya sıkıntılı olsun, her zamanlarında Allah’ı övüp O’na hamd edenlerdir. S:526
      • Günahların ve sevapların ölçülüp tartıldığı kıyamet gününde Allah’ın lütfettiği nimetlerin de muhasebesi yapılacak ve kulun bunlar karşılığında yaptığı şükrün ve iyi amellerin adeta hiç derecesinde bulunduğu görülecektir. Kul neye sahip olmuşsa hepsi Allah’tan bir lütuf ve ikramdır. S:531-53  ( Fezaili Amal, Zekeriya Kandehlevi, Yusuf Karaca, Risale Yayınları, kitap oku, kitabı )





      Risale Yayınları, Zekeriya Kandehlevi tarafından yazılan Fezaili Amal adlı kitabı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789756223290
      MarkaRisale Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789756223290
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.