• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Bu TAM KAPANMA SÜRECİNDE ürün sevkiyatımız devam edecektir. Kargo Çalışmaktadır.

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Geylani Külliyatı

      Geylani Külliyatı
      Görsel 1
      Fiyat:
      130,00 TL
      İndirimli Fiyat (%42,3) :
      75,00 TL
      Kazancınız 55,00 TL
      3.0 2
      75.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo

        Kitap              Geylani Külliyatı
        Yazar             Abdülkadir Geylani (r.a)
        Tercüme         Heyet
        Yayınevi         Gelenek Yayıncılık
        Kağıt - Cilt      Sarı Şamua , Kalın Ciltli
        Sayfa - Ebat   864 Sayfa,  17x24 cm
        Yayın Yılı        2020  Son baskı

       

      Geylani Külliyatı Kitabı, Abdülkadir Geylani 'nin El Fethur Rabbani ( Alemlerin Anahtarı ) , Cilaul Hatır ( Yolun Esasları ), Futuhul Gayb ( Alemlerin Kapısı ), Sırrul Esrar ( Sırların Sırrı ) adlı 4 kitap tan biraraya getirilmiş tek cilt bir eserdir.
       
      Çeviri Heyeti : Prof. Dr. Dilaver Gürer, Prof. Dr. Mehmet Eren, Doç. Dr. Osman Güman, İlyas Aslan, Derya Çakır
       
      Gelenek Yayınevi tarafından hazırlanan Geylani Külliyatı kitabını incelemektesiniz. Geylani Külliyatı kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
       Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2
        

       
              Geylani Külliyatı - Abdülkadir Geylani
       
       
      Elinizdeki kitap, Kadirilik yolunun önderi büyük mutasavvıf, büyük mürşid Abdülkadir Geylani Hazretlerinin yaptığı vaaz ve sohbetlerin, müridlerince derlenmesinden oluşuyor.Geylani Hazretlerinin tasavvufi yaklaşımını derli toplu bir şekilde içeren bu kitapta, manevi gelişim yolları, kişiyi insan-ı kamil mertebesine yükselten yöntemler, en etkili biçimde doğrudan hitap cümleleriyle öğretiliyor. Bu kitap, kalbindeki ışığı söndürme değil beslemek isteyenler için, görünenin ötesine varmak, gizli olana ulaşmak için, kısaca Büyük Mürşid'in dizinin dibine oturmaya karar veren herkes içindir.
       
      Hz. Geylaninin Uslubu gayet renklidir; her seviyeden anlayış sahibinin istifade edeceği meseleler, öğütler, ve kıssalarla bezeli bu rehber kitap, gönüllerimizi yumuşatmaya,  eylemlerimize çekidüzen vermeye Ahiret kaygısını daha da güçlendirmeye vesile olacaksa ne mutlu.
       
       
              önsöz
       
      Allah'ın insanlara açacağı bir rahmeti tutup hapseden olamaz. (Fâtır, 2)
       
      Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
       
      Allahım! Ey zatını hamdetmekten âciz olduğumu bilen! Seni övenlerin en ka­mili olan, isim ve sıfatlarının hakikatini, zatının tecellilerinin inceliklerini bildirdiğin, seni kemaline lâyık bir biçimde tanıyan, başkalarına ilham etmediğin hamd sözle­rini kendisine ilham ettiğin ve ferdâniyetinin zuhur edeceği ve mazhariyetinin orta­ya çıkacağı günde de kat kat fazlasını ilham edeceğin zât hürmetine Ona, Onun en­fes varlığına, mukaddes kemaline yaraşır biçimde, salat ü selam etmeni, edeceğin salat ü selamlan, onun hissi ve manevî varlık dairelerine ve bu ikisine bağlı olan halk ve emr âlemlerine tamim etmeni diliyorum ki nebilerinden, resullerinden, melekle­rinden ve sâlih kullarından kimseyi dışarda bırakma ve bu yüce lutfa onların hep­si mazhar olsunlar.
       
       
         Birinci Sohbet
       
      Efendimiz Şeyh Muhyiddin Ebu Muhammed Abdülkâdir (r.a.) Ribat'ta 1 13 Şevval 545/1150 Pazar günü şöyle sohbet etti:
       
      Kaderin vakti gelip gerçekleşince Allah'tan şikayetçi olmak dinin, tevhidin, tevekkül ve İhlasın ölümüdür. İnanan gönül bunun niye ve nasıl olduğuna bakmaz, sadece "Gözüm, başım üstüne" olana rıza gösterir.
       
      Nefis hep karşı gelir, kavgacının tekidir. Onu düzeltmek isteyen şerrinden emin oluncaya dek onunla savaşmalıdır. Nefis kötülüğün ta kendisidir. Mücadele edilip hu­zura erince de mahzâ hayra dönüşür; yapılan bütün ibadetlerden, kaçılan bütün gü­nahlardan hoşnut olmaya başlar. İşte o zaman "Ey huzura kavuşmuş nefis! Sen on­dan, o senden hoşnut olarak Rabbi'ne dön 2 hitabına mazhar olur.
       
      Artık güzel şeyleri ister, kötülüğü yok olur. Yaratılan hiçbir şeyle bağı kalmaz. Babası İbrahim'den (a.s.) gelen soyu, sahih olur. Çünkü O (a.s.), nefsinden tamamen uzaklaşmış, arzularından kurtulmuştu ve sakin bir duruşu vardı. İnsanlar ona yardım etmek istediler.
       
      1-"Ribat" sufılerin buluşup konuştuğu, meselelerini müzakere ettikleri yer. İlk dönemlerde sufiler cami, mescid, ev ve işyeri gibi mekânlarda toplanırken daha sonra örgütler gelişip yaygınlaşınca yeni mekânlara ihtiyaç duyulmuştur. İlk tasavvufi kurum Remle'de "Hangâh" adıyla kurulmuş­tur. Çeşitli dönem ve bölgelerde bu kurumlara ribat, tekke, zaviye, dergâh, âsitâne gibi isimlerde verilmiştir, (geniş bilgi için bkz. İlmihal (TDV), 1 / 60)
       
      2-Fecr / 27-28
       
      Onlara şu cevabı verdi: "Sizin yardımınızı istemiyorum, O'nun (c.c.) benim ne halde olduğumu bilmesi bana yeter, ayrıca istekte bulunmama ge­rek yok".
       
      Onun teslimiyeti ve tevekkülü sağlam olunca ateşe "İbrahim’e serinlik ve esen­lik ol”3 hitabı geldi. Allah'ın, sabreden kuluna dünyada yaptığı yardımlar sınırsız, âhirette lütfedeceği nimetler ise hadsiz hesapsızdır. "Sabredenlere mükâfatları sınır­sız olarak ödenecektir".4
       
      Sabredenlerin hangi sebeplerle, nelere sabrettikleri Allah'a aşikârdır. Onun lütuf ve ihsanını yıllarca gördünüz, biraz da sabretseniz ne olur? Yiğitlik birazcık sabretmek demektir. Allah, yardımıyla sabredenlerin yanındadır.
       
      Allah yolunda sebat edin, hep Allah bilincine sahip olun ve bir an olsun ondan gaflet etmeyin. Uyanma vaktini ölümden sonraya bırakmayın. Çünkü o zaman uyan­mak fayda etmez. Onun huzuruna çıkmadan önce kendinize çekidüzen verin. Mecburi uyanış vakti gelmeden önce kendiliğinizden uyanın. Aksi halde pişmanlığın fayda et­meyeceği günde pişman olursunuz.
       
      Kalplerinizi düzeltin. Çünkü kalbiniz düzgün olursa diğer halleriniz de düzelir. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "İnsanoğlunda bir et parçası vardır, o düzelin­ce bedenin diğer organları da düzelir, bozulunca onlar da bozulur. İyi biliniz ki, bu et parçası kalptir".
       
      Kalbin düzgünlüğü takva, Allah'a tevekkül, onun birliğini kabul ve amellerde ihlas ile olur; bozukluğu ise bunların yokluğuyladır. Gönül kafeste bir kuştur, ku­tudaki incidir, kasadaki maldır. Değerli olan kuş, inci ve maldır; kafes, kutu ve ka­sa değil.
       
      Allahım! Organlarımızı tâatinle oyala, kalplerimizi marifetinle aydınlat, gece, gün­düz, bütün bir ömürde bizi meşgul et. Bizi, geçmiş sâlihler zümresine kat, onlar gibi bizden de ihsanını esirgeme. Bize de onlar gibi muamele et. Âmin.
       
      Ey cemâat! Siz de sâlih kimseler gibi, kendinizi Allah'a adayın ki Allah size de onlar gibi davransın. Allah'ın sizin yanınızda olmasını istiyorsanız ona kullukla meş­gul olun, sabredin, O'nun her yaptığına rıza gösterin.
       
      Allah dostları5 dünyaya değer vermediler ve kısmetlerini takva ile elde ettiler. Sonra ahireti istediler ve onun için çalıştılar. Nefislerine uymadılar, Rablerine itaat et­tiler, önce kendilerine, sonra başkalarına öğüt verdiler.
       
      3-Enbiya. 69
      4-Zümer .10
      5-Abdülkâdir Ceylânı (r.a.) büyük mutasavvıflardan bahsederken "el kavm" ifadesini kullanıyor. Biz bunu tercümede "Allah dostları" ifadesiyle karşılamayı uygun bulduk, (trc.)
       
       
      Oğlum! Sen de önce kendine, sonra başkalarına öğüt ver. Sen kendine bak, ken­dinde düzelteceğin bazı şeyler dururken başkasıyla niye uğraşırsın? Vay sana! Sen mi başkasını kurtaracaksın? Körsün sen, başkasına nasıl rehberlik edersin?! Gözü gören­ler, rehber olur; boğulanı usta dalgıçlar kurtarır. İnsanları, Allah'ın yoluna O'nu bilen­ler götürür. Allah'ı tanımayan, yolunu nereden göstersin?
       
      Allah'ın yaptıkları hakkında senin bir sözün olamaz. Onu sever, yalnız onun için çalışırsın; başkasından değil, yalnız O'ndan korkarsın. Bu, kalple olur, lafla değil. Hal­vette olur bu, insanlar arasında değil. Tevhidi kapıya koyar, şirki eve buyur edersen buna münafıklık derler. Yazık sana! Dilinden takva dökülüyor, gönlünden günâh. Di­lin şükrediyor, gönlün şikâyet. Allah (c.c.) "Ey insanoğlu! Benim hayırlarım sana inerken, senin bana şerrin çıkıyor." buyurur.
       
      Yazık sana! O'na kulluk dâvası güdersin ama başkasına itaat edersin. O'nun hakikî kulu olsan dostluğun da, düşmanlığın da O'nun uğruna olurdu. Sağlam bir imana sa­hip olan kimse nefsine, şeytana, arzu ve hevesine itaat etmez. Şeytanı tanımaz ki ona itaat etsin, dünyaya aldırmaz ki ona boyun eğsin. O. dünyaya değer vermez, ahireti ister. Dünya avucuna konsa bırakır onu, Allah'a dayanır, her an O'na kulluk eder samimi kalp ile. O, Allah'ın "Dini yalnız Allah'a has kılarak ve hanifler olarak O'na kulluk etmeleri emrolunmuştu" 6 buyruğunu işitmiştir.
       
      Yaratılanı Yaradan'a eş tutmayı bırak artık. Allah'ın birliğini kabul et. O, bütün herşeyi yaratandır, ve herşey onun elindedir.
       
      A başkasından medet uman! Senin aklın yok mu? Allah'ın hazinelerinde olmayan ne var ki! Allah (c.c.) şöyle buyurur: "Herşeyin hazineleri bizim yanımızdadır"7.
       
      Oğlum! Kader oluğunun altında, sabır yastığına yaslan, muvafakat kılıcını kuşan, kurtuluş ümidiyle kulluk et de öyle uyu. Böyle yaparsan Allah, istemek bir yana, aklı­nın ucundan bile geçiremeyeceğin lütuf ve ihsanlarını senin üzerine döker de döker.
       
      Ey cemâat! Kadere karşı gelmeyin, gelin kadere karşı gelmemek için didinip du­ran Abdülkadir'e uyun. Beni kudret sahibine yaklaştıran yegâne şey, kadere karşı gelmeyişimdir.
       
      Ey cemâat! Gelin Allah'a, yazgısına ve tasarruflarına teslim olalım. Zahir ve bâtın başlarımızı eğelim. Kadere karşı gelmeydim ve onun ardına düşüp yürüyelim. Çünkü o, hükümdar elçisidir, gönderenin hatırına ona ikram edelim. Ona böyle davranırsak bizi yanına alır, kudret sahibine götürür.
       
      "İşte orda tek yetki Hak olan Allah 'a aittir." 8
       
      6-Beyyine / 5
      7-Hicr. 21
      8-Kehf, 34
        
      Onun engin ilim denizinden ve lütuf sofrasından afiyetle yer içersin, onun yakın­lığını hisseder, rahmet örtüsüne bürünürsün. Bu mazhariyete, binlerce kabile ve aşi­retten tek tük insan erer.
       
      Oğlum! Takvaya sarıl, dinin sınırlarını iyi koru. Nefsine, arzularına, şeytana ve kötü arkadaşlara uyma. Gerçek iman sahibi, bunlarla mücadele ederken başından miğ­feri çıkarmaz, kılıcını kınına sokmaz, atının sırtını üzengisiz bırakmaz, Allah dostları gibi uyur.
       
      Onlar uyku basmadıkça uyumazlar, zorda kalmadıkça yemezler, mecbur kalma­dıkça konuşmazlar, dilsizlik onların âdetidir. Rablerinin yazgısı konuşturur onları. Kı­yamet gününde organları konuşturacak olan, canlı cansız herşeyi dile getiren Allah konuşturur onları. Onlara sebepleri hazırlar, onlar da dile gelir. O, bir şeyin olmasını dileyince sebeplerini hazırlar. Kıyamet gününde insanlara bir bahane bırakmamak için onlara uyan ve müjdelerini ulaştırmayı dileyince peygamberlerini konuşturur. Onların ruhunu kabzedip yanına alınca da ilmiyle amel eden âlimleri onların yerine geçirir ve onlar peygamberlere sözcülük yaparlar. Hz. Peygamber (s.a.v.) "âlimler peygamber­lerin mirasçılarıdır" buyuruyor.
       
      Ey cemaat! Verdiği nimetlerden dolayı Allah'a teşekkür edin ve nimeti ondan bek­leyin. Çünkü o, "size ne nimet gelmişse Allah'tandır" 9 buyurmuştur.
       
      Ey Allah'ın nimetleri içinde boğulup nimeti başkasından bilenler! Şükrünüz nere­de!? Gâh nimeti başkasından biliyorsunuz, gah az bulup fazlasını istiyorsunuz, bazen de onun nimetlerini günahlara alet ediyorsunuz.
       
      Oğlum! Halvette iken seni büyük ve küçük günahlardan uzak tutacak takvaya ve Allah'ın nazarının senin üzerinde olduğunu hatırlatacak murakabeye ihtiyacın var­dır. Halvetinde bunların seninle birlikte olmasına muhtaçsın, mecbursun. Sonra ne­fis, hevâ ve şeytanla mücadele etmelisin. İnsanların çoğunun helaki küçük günahlar sebebiyledir. Zâhidlerin helaki şehvetleri sebebiyledir. Bedellerin (ebdâl) helaki halvette iken düşünmeleri ve hâtıralar (kalbe gelen yanlış düşünceler) sebebiyledir. Sıddîklerin helaki ise küçücük zaman dilimlerinde saklıdır. Onların bütün işi kalpleri­ni korumaktır. Çünkü onlar hükümdârın kapısında uykudadır, Onlar davet makamındadır. İnsanlar Allah'ı tanımaya çağırırlar ve dâima kalpleri davet ederler. "ey kalp­ler, ey ruhlar! ey insanlar ve cinler! ey hükümdârın müritleri! hükümdârın kapısına gelin. Kalplerinizle, takva ve tevhidinizle, marifetinizle, vera'ınızla, dünya, âhiret ve yüce mevlâ dışında herşeyden vazgeçerek koşun o'na!" derler. Sıddîklerin tek işi bu­dur. Gayeleri insanları ıslâh etmektir. Onların gayeleri arştan ferşe kadar yerin ve gö­ğün her yerini kuşatır.
       
      9.Nahl, 53
       
       
      Oğlum, Nefsini ve hevanı bir yana bırak. Bu davetçilerin ayaklarının altında topr­ak ol. Yüce Allah diriyi ölüden, ölüyü de diriden çıkartır. Hz. İbrahim (a.s.)'i küfürle­ri yüzünden manen ölü olan bir anne-babadan çıkarttı. Mü’min diridir, kâfir ölü; tevhid ehli diridir, müşrik ise ölü. İşte bu yüzden Allah (c.c.) bir kelâmında "yarattıkla­rım arasında ilk ölen iblistir" buyurmuştur. Yani İblis Allah'a isyan etmiş ve bu İs­yan sebebiyle ölmüştür.
       
      Şimdi âhir zamandır; nifak ve yalan pazarı kurulmuştur. Sakın ola! Yalancı, münafık ve deccâllerle oturmayasın. Yazık sana! Nefsin yalancı, kâfir, günahkâr, müşrik ve münafığın teki iken onunla nasıl oturuyorsun?! Ona uyma, hep muhale­fet et; Onu bağla, serbest bırakma. Nefsine yapman gerekeni yap. Mücadele ederek onu pes ettir. Nefsine sen bin, Onu kendi hâline bırakırsan o sana biner. Tabiatın­la da arkadaşlık etme. Çünkü o, aklı olmayan küçük bir çocuktur. Küçük bir çocuk­tan ne öğrenebilir ve hangi söylediğini kabul edebilirsin ki! Şeytan senin ve baban Âdem'in düşmanıdır. Aranızda böyle ezelî bir düşmanlık varken nasıl ona ısınabi­lir ve söylediğini kabul edebilirsin? Kendini asla ondan güvende hissetme. Çünkü o. babanı ve anneni öldürendir. Fırsatını bulursa seni de öldürecektir. Takva silahın olsun, Allah'ı birlemek, hep onu gözetmek, halvette vera', doğruluk ve Allah'tan yardım dilemek askerlerin olsun. İşte bu silah ve asker onu hezimete uğratacak, perişan edecek ve ordusunu dağıtacaktır. Hak senin yanında iken onu yenmemek olur mu?
       
      Oğlum! Dünya ve âhireti yanyana koy ve bir kefede kabul et. Kalbinden dünya ve âhiret giysilerini çıkartarak Mevlân ile başbaşa ol. O'na, ancak başkalarından uzak­laşarak yönelebilirsin. Yaradanı bırakıp yaradılana bağlı kalma. Bu sebepleri bırak ve bu Rableri çıkar at üstünden. Gayene ulaştığın zaman dünyayı nefsine, âhireti kalbi­ne ve Mevlâ'yı da sırrına bırakıverirsin.
       
      Oğlum! Nefsini, onun arzuların, dünya ve âhireti bir yana koy. Tükenmez bir ha­zineye ermişken Hak'tan başka kimsenin ardına düşme. Bunu yaptığın zaman Hak'tan sana öyle bir hidâyet gelir ki ondan sonra dalâlet yoktur. Bütün günahlarından tevbe et, günah elbiselerini samimi bir tevbeyle, sahte olmayan gerçek bir haya ile çıkar. Tevbe, uzuvlar sâlih amellerle temizlendikten sonra kalbe ait bir iştir. Kalıbın ayrı, kal­bin ayrı işi vardır. Kalp, sebepler ve yaratılanlara bağlılık çölünden çıkınca tevekkül, marifetullah, sebebleri terk ve sebeblerin yaratıcısını arama denizinde yola koyulmuş olur. Denizin ortasına varınca "Beni yaratan yolumu elbette gösterir 10  der. Bir o kı­yıya, bir bu kıyıya, bir oraya bir buraya gider ve sonunda doğru yolu bulur. Rabbini her hatırladığında yolu aydınlanır ve kuşkulan dağılır. Hak talibinin kalbi uzak mesa­feler kat eder ve herkesi geride bırakır. Yolun birinde helak olacağından korkarsa imanı ortaya çıkar ve onu yüreklendirir.
       
      10.Şuara / 78
       
      Bunun üzerine yalnızlık ve korku ateşleri söner, yakınlığın neşesi ve ünsiyet nuru onun yerini alır.
       
      Oğlum! Dert gelince onu sabırla karşıla ve deva gelinceye kadar bekle. Deva gelin­ce onu da şükürle karşıla. Bu hal üzere olursan dünya hayatında (mesud) olursun.
       
      Cehennem korkusu müminlerin ciğerlerini dağlar, yüzlerini sarartır, kalplerini hüz­ne boğar. Bu hal onlarda bir süre devam edince Allah onların kalplerine rahmet ve lü­tuf suyunu döker, onlara ahiretin kapısını açar. Onlar da orada güvende olacakları­nı görürler. Sükûnete erip rahatlayanca onlara celâl kapısını açar, kalp ve sırlarını pa­ramparça eder, onlara öncekinden daha çok korku verir. Bu hâlleri bir süre devam et­tikten sonra onlara cemâl kapısını açar. O zaman huzura kavuşur, sükûnet bulurlar ve böylece derece derece yükselirler.
       
      Oğlum! Yiyeceği, içeceği, giyeceği, evleneceği ve oturacağı tasa etmeyesin. Bunlar nefsin arzu ve hevesleridir. Kalbin ve sırrın arzusu olan Hakk'ı aramak nerede? Ne­yi düşünüyorsan senin kaygın odur. Öyleyse sen Rabbini ve onun nezdindekileri dü­şün. Dünyanın yerini alacak âhiret, yaratılanların yerini alacak Yaradan vardır. Sen bu dünyada her neyi terkedersen O, âhirette sana onun yerini dolduracak bir şeyi, hatta ondan daha iyisini halkeder. Dünyada yaşayacağın yalnızca bu günün kalmış farzet ve ölüm meleğinin gelmesini bekleyerek âhiret için çalış. Dünyâ Allah dostları için bir aşçıdan ibarettir, ahiret de onlar için imar edilmiştir. Vakti gelince Allah, dünya ile on­ların arasına girer, Allah'ın tekvin sıfatı da ahiretin yerini alır. Artık onlar ne dünya­ya, ne de âhirete ihtiyaç duyarlar.
       
      Vay yalancı! Demek sen nimet içindeyken Allah'ı sevdiğini söylersin, başına bir belâ geldiğinde ise hiç sevmemiş gibi kaçarsın O'ndan ha?! Kul denendiği zaman belli olur. Allah'tan bir belâ geldiğinde sen aynı kalabiliyorsan Allah'ı seviyorsun demektir. Belâ geldiğinde değişirsen yalanın ortaya çıkar ve ortada sevgi falan kalmaz.
       
      Hz. Muhammed'e (s.a.v.) birisi geldi ve "Ey Allah'ın Resulü! Ben seni seviyorum! dedi. Hz. Peygamber "O halde fakirlik için bir elbise hazırla" buyurdu.
       
      Yine biri geldi ve "Ey Allah'ın Resulü! Ben Allah'ı seviyorum." dedi. Bunun üze­rine Hz. Muhammed (s.a.v.) "O halde belâ için bir elbise hazırla" buyurdu.
       
      Allah ve Peygamber sevgisi fakirlik ve belâ ile arkadaştır. Bundan dolayı sarihlerden biri "İnsanlar olmadık şeyleri iddia etmesinler diye belâ ile sevgi başbaşa bırakılmıştır, Böyle olmasa herkes Allah 'ı sevdiğini iddia ederdi." İşte bu yüzden belâya ve fa­kirliğe sabır, Allah sevgisinin göstergesi kabul edilmiştir.
       
      "Rabbimiz bize dünyada ve âhirette güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koru".  ( Geylani Külliyatı , Abdülkadir Geylani Külliyatı kitap , geylani külliyatı , tercümesi , gelenek yayıncılık )

       
       geylani külliyatı kitabı nın içeriği

       
      el-fethu'r-rabbâni âlemlerin anahtarı
       
      birinci sohbet
      ikinci sohbet
      üçüncü sohbet
      dördüncü sohbet  
      beşinci sohbet
      altıncı sohbet
      yedinci sohbet
      sekizinci sohbet
      dokuzuncu sohbet
      onuncu sohbet  
      on birinci sohbet
      on ikinci sohbet
      on üçüncü sohbet
      on dördüncü sohbet
      on beşinci sohbet
      on altıncı sohbet
      on yedinci sohbet
      on sekizinci sohbet
      on dokuzuncu sohbet
      yirminci sohbet
      yirmi birinci sohbet
      yirmi ikinci sohbet
      yirmi üçüncü sohbet
      yirmi dördüncü sohbet
      yirmi beşinci sohbet
       
      Yirmi Altıncı Sohbet
      Yirmi Yedinci Sohbet
      Yirmi Sekizinci Sohbet
      Yirmi Dokuzuncu Sohbet
      Otuzuncu Sohbet
      Otuz Birinci Sohbet
      Otuz İkinci Sohbet
      Otuz Üçüncü Sohbet
      Otuz Dördüncü Sohbet
      Otuz Beşinci Sohbet
      Otuz Altıncı Sohbet
      Otuz Yedinci Sohbet
      Otuz Sekizinci Sohbet
      Otuz Dokuzuncu Sohbet
      Kırkıncı Sohbet
      Kırk Birinci Sohbet
      Kırk İkinci Sohbet
      Kırk Üçüncü Sohbet
      Kırk Dördüncü Sohbet
      Kırk Beşinci Sohbet
      Kırk Altıncı Sohbet
      Kırk Yedinci Sohbet
      Kırk Sekizinci Sohbet
      Kırk Dokuzuncu Sohbet
      Ellinci Sohbet
      Elli Birinci Sohbet
      Elli İkinci Sohbet
      Elli Üçüncü Sohbet
      Elli Dördüncü Sohbet
      Elli Beşinci Sohbet
      Elli Altıncı Sohbet
      Elli Yedinci Sohbet
      Elli Sekizinci Sohbet
      Elli Dokuzuncu Sohbet
      Altmışıncı Sohbet
      Altmış Birinci Sohbet
      Altmış İkinci Sohbet
      Abdülkâdir Geylâni'nin Vefatı
       
       
      Cilaü’l Hatır - Yolun Esasları
      TAKDİM: MÜELLİF VE ESERİ HAKKINDA
       
      CİLÂÜ'L-HÂTIR Fİ'L-BÂTIN VE'Z-ZÂHİR

       
      birinci sohbet: haset-sadâkat (samimiyet)
      ikinci sohbet:  mü'min-münâfık
      üçüncü: rızâ-tevbe
      dördüncü sohbet: ariflerin uykusu
      beşinci sohbet: safâ (kalp temzliği)-helâl lokma-sabır
      altıncı sohbet: zühd-çile
      yedinci sohbet: muhabbet-sadâkat
      sekizinci sohbet: gerçek fakirlik-kasr-ı emel
      dokuzuncu sohbet: ölüme hazırlık
      onuncu sohbet: nefis terbiyesi
      on birinci sohbet: ihlas-huşû
      on ikinci sohbet: mücâhede (nefse karşı savaş)
      on üçüncü sohbet: salih amel-velâyet
      on dördüncü sohbet: sûfiler
      on beşinci sohbet: ibâdet-teslîmiyet-nefs-i emmâre
      on altinci sohbet: süfîlere zulmetmek
      on yedinci sohbet: fakirlere yardım etmek
      on sekizinci sohbet: muhabbet-takva
      on dokuzuncu sohbet: inayet (hakk'ın yardımı)
      yirminci sohbet: kadere rızâ-belâya sabır
      yirmi birinci sohbet: zikir (cenâb-l hakk'ı unutmamak)
      yirmi ikinci sohbet: ölümü düşünmek
      yirmi üçüncü sohbet: teveccüh (hakk'a yönelmek)
      yirmi dördüncü sohbet: kurbiyet (cenâb-ı hakk'a yakınlık)
      yirmı beşinci sohbet: veliler
      yırmı altıncı sohbet: sıhhatin ve boş zamanın kıymetini bilmek
      yirmi yedinci sohbet: sadaka vermek
      yirmi sekizinci sohbet: zikr-i dâim- edep
      yirmi dokuzuncu sohbet: salih amel
      otuzuncu sohbet: kuran dinlemek
      otuz birinci sohbet: dünyânın geçiciliği-fakr
      otuz ikinci sohbet: infâk-mücâhede tuz üçüncü sohbet: ölüme hazırlık
      otuz dördüncü sohbet: muhabbet-mârifet (Allâhü teâlâ'yı tanımak)
      otuz beşinci sohbet: zühd (dünyâya değer vermemek)
      otuz altıncı sohbet: ramazan ve oruç
      otuz yedinci sohbet: ihlâs-infâk
      otuz sekizinci sohbet: cennet nimetleri
      otuz dokuzuncu sohbet: belâya sabretmek-tevhid-vera
      kırkıncı sohbet: zikir-muhasebe (nefsi hesaba çekme)
      kırk birinci sohbet: şükür
      kırk ikinci sohbet: kalp katılığı-havf (cenâb-ı hak'tan korkmak)
      kırk üçüncü sohbet: kıyamet gününe hazırlanmak
      kırk dördüncü sohbet: güzel ahlâk
      kırk beşinci sohbet: belâların hikmeti
      kırk altıncı sohbet: nefse ve dünyâya aldanmama
      kırk yedinci sohbet: sûfiler-tevhid
      kırk sekizinci sohbet: fena fillâh-muhabbet
       
      kırk dokuzuncu sohbet: sabır-hüzün-mârifetullah-adab-ı muaşeret 
      ellinci sohbet: Kişinin aczini bilmesi-dûnyâyı terk etmek
      ellibirinci birinci sohbet: Dünyâya ve âhirete karşı zâhid olmak
      elliikinci sohbet: Sabır-kurbiyet
      duâ
      hatime
       
       
      FÜTÛHU'L-GA\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\B
      - Âlemlerin Kapısı -

       
      takdim
      her mü'mine lâzım olanlar'a dâir
      hayrı tavsiye etme"ye dâir
      imtihan'a dâir
      manevî ölüm"e dâir
      dünyaya dâir ve ona iltifat etmemeye teşvik
      mahlükattan fâni olma'ya dâir
      kalbin kederini gidermeye dâir
      Allah teâlâ'ya yaklaşma'ya dâir
      keşf ve müşahedeye dair
       
      nefs vehâlleri"ne dâir
      şehvet"e dâir
      Allah'ın emrine teslim olma'ya dâir
      kalbi mal sevgisinden temizlemekte dâir
      Allah dostlarının hâllerine uyma'ya dâir
      korku ve ümite dâir
      tevekkül ve makamlarına dâir
      mürşid vasıtasıyla hakk'a vâsıl olmanın keyfiyeti"ne dâir
      şikayet etmenin nehyedilmesi- hakkında
      vaadine bağlı kalmanın emredilmesi ve vaadinden dönmenin yasaklanmasına dâir
      "sallâllahu aleyhi vesellem efendimiz'in 'şüphe ettiklerinden şüphe etmediklerine dön' kavl-i şerlfi'ne dâir
       
      iblis aleyhillane" hakkında
      mü'minin imânı ölçüşünce belâ ile imtihan edilmesine dâir
      Allah'ın yaptığı taksime rızâ göstermeye dâir
      mevlâ'nın kapısından ayrılmamaya dâir
      imân ağacı"na dâir
      yüzünden peçeyi kaldırmanın yasaklanması'na dâir
      "hayir ve şerrin iki meyve olumdu dâir
      müridin ahvâlinin tafsîlı"ne dâir
      aleyh issalâtü vesselam efendimizin fakirlik neredeyse küfür olacaktı' kavl-i şerîfi'ne dâir
      hangi işi yapayım, çare nedir?" demenin nehyedilmesi hakkinda
      Allah için buğz a dâir
      Allah sevgisine başkasını ortak kılmanın nehyedilmesi hakkında
       
      insanın dört sınıfta değerlendirilmesine dair
      Allah teâlâya gücenmenin nehyi" hakkında
      verâ"ya dâir
      dünya âhiret ve bu ikisi için neler yapmak gerektiğine dâir
      hasedin kınanması ve ondan nehyedilmesi" hakkinda
      doğruluk ve nasihat"a dâir
      şikâk, vifâk ve nifakın açıklanmasına dair
      salik, ruhaniler zümresine ne zaman dâhil olur?
      zenginlik ve keyfiyeti"ne dâir
      nefsin iki hâlinin açıklanmasına dâir
      Allah teâlâ'dan başkasından birşey istemenin yerilmesi" hakkında
      Arifi billahın duasına icabet olunmasının sebebi'ne dair
      nimet ve belâ ile imtihana dâir
      aleyhissalâtü vesselam efendimiz'in meşguliyeti benim zikrim olan kimse...' buyurduğu hadîs-i kutsî"ye dâir
      Allah'a yakınlaşma'ya dâir
      müminin ne ile meşgul olması gerektiği"ne dâir
      uykunun yerilmesi" hakkında
      Allah teâlâ'dan uzaklaşmaya mâni olan şey ile ona yakınlaşmayı temin eden şeye dâir
      zühd"e dâir
      müminlerden bir grubun belâ ile imtihan edilmesine dair
      Allah teâlâ'nın rızâslnı talep etmenin ve o'nda fâni olmanın emredilmesi'ne dair
      Allah teâlâ'ya kavuşmayı isteyen kimseye ve o'na kavuşmanın keyfiyeti"ne dâir
      nasiplerin terkedilmesi'ne dâir
      kulun, mahlûkat, hevâ, nefs. irâde ve emellerden fâni olmasına dair
      kaderi tartışmama'ya ve "ona rıza gösterme'ye dâir
      bütün cihetlerden sarf-u nazar ederek yalnız rabb'in lütuf cihetini talep etmeye dâir
      belâya rızâ ve nimete şükr"e dâir
      başlangıç ve sonuç-a dâir
      mubahlığı ortaya çıkıncaya kadar herhangi bir işe girişmeme "ye dâir
      sevmek, sevilmek ve gereklerine dâir
      marifetin bir veçhi"ne dâir
      "hayatsız ölüm ve ölümsüz hayat" a dair
      "duaya icabeti geciktirdi diye Rabb'e gücenmenin nehyi" hakkında
      "duanın emredilmesi ve terkinin nehyedilmesi"ne dâir
      "nefs ile cihâd ve keyfiyetine dâir
      rabb'in, "o her an ayrı bir şe'n üzeredir" kavline dâir
      Hakk teâlâ'dan, mağfiret, ismet, muvaffakiyet, rızâ ve sabır istemenin emredilmesine dâir
      şükretme ve kusurları itiraf etme"ye dâir
      mürîd ve murâd"a dâir
      "çarşıya girdiğinde oradaki mala meyleden ve çarşıya girdiği halde sabreden'e dâir
      "rabb'in başkalarının ayıplarına muttali ettiği bir kısım evliyâ'ya dâir
        
      "akıllı kimsenin Allah teâlâ'nın vahdaniyetine delil göstermesi gereken şeye dâir
      "tasavvuf ve onun ne üzerine bina edildiğine dâir
      "vasiyete dâir
      "mahlûkattan fâni olup Allah'la birlikte olma"ya dâir
      "mücâhede ehli, muhasebe ehli ulü'l-azm ve özelliklerine dâir
       
       
      Şerh ibn teymiye
       
       
      SIRRU'L-ESRÂR  - Sırların Sırrı –
       
      çevirenin önsözü
      müellifin mukaddimesi
      birinci fasıl: insanın asıl vatanına dönüşü
      ikinci fasıl: insanın aşağıların en aşağısına indirilmesi
      üçüncü fasıl: ruhların bedenlerdeki dükkânları
      dördüncü fasıl: ilimlerin sayısı
      beşinci fasıl: tövbe ve telkin
      altıncı fasıl: tasavvuf ehli
      yedinci fasıl: ezkâr (zikirler)
      sekizinci fasıl: zikrin şartları
      dokuzuncu fasıl: Allah teâlâ'nın rü'yeti
      onuncu fasıl: zulmâni ve nûrânî perdeler
      onbirinci fasıl: saadet ve şakâvet
      onikinci fasıl: "fukara" kimlerdir
      onüçüncü fasıl: taharet
      ondördördüncü fasıl: şeriat ve tarikat namazı
      onbeşinci fasıl: tecrid âleminde marifet tahareti
      onaltıncı fasıl: şeriat ve tarikat zekâtı
      onyedinci fasıl: şeriat ve tarikat orucu
      onsekizinci fasıl: şeriat ve tarikat haccı
      ondokuzuncu fasıl: vecd ve safâ
      yirminci fasıl: halvet ve uzlet
      yirmibirinci fasıl: halvet evradı
      yirmiikinci fasıl: uyku ve şekerleme esnasında görülen rüyalar
      yirmioçüncü fasıl: tasavvuf ehli
      yirmidördöncü fasıl: hatime: son nefes  
      terimler sözlüğü
      kaynakça
       
        
       
      Abdülkadir Geylani Gelenek Yayınları Geylani Külliyatı kitabı nı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789756138854
      MarkaGelenek Yayıncılık
      Stok DurumuVar
      9789756138854
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.