• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Hadislerle Kadın, İşretün Nisa

      Hadislerle Kadın, İşretün Nisa
      Hadislerle Kadın, İşretün Nisa
      Hadislerle Kadın, İşretün Nisa
      Hadislerle Kadın, İşretün Nisa
      Hadislerle Kadın, İşretün Nisa
      Hadislerle Kadın, İşretün Nisa
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Görsel 5
      Görsel 6
      Fiyat:
      200,00 TL
      İndirimli Fiyat (%43) :
      114,00 TL
      Kazancınız 86,00 TL
      114.00 www.goncakitap.com.tr
      28,50 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo

        Kitap              Hadislerle Kadın, İşretün Nisa
        Yazar             İmam Nesai
        Tercüme         Hanifi Akın, F. Havva Özbey
        Yayınevi         Tahlil Yayınları
        Kağıt  Cilt       Şamua Ivory kağıt, 2 Lüks Termo Deri Cilt
        Sayfa  Ebat    1.014 sayfa - 15.5x23.5 cm
        Yayın Yılı        2019



      Tahlil Yayınevi Hadislerle Kadın, İşretün Nisa kitabı nı incelemektesiniz.
      2 Cilt Hadislerle Kadın İşretü'n Nisa tercümesi hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı " alak "dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


           SUNUŞ

      Elinizdeki eseri Türkçe'ye sade bir dil ve okuyucuyu yormayan izah­larla kazandırmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
      İmam Nesâî, aile hayatını direkt ilgilendiren hadis-i şerifleri bir araya getirdiği bu muhalled eserini yüzyıllar önce verdiğinde, elbette hem kadı­nın hem ailenin günümüzdeki basitleştirilmiş, tehlike altındaki konumları­nı hesaba katıyor değildi.

      Günümüzde gitgide daha komplike hâle gelen ve metaforik anlam­da derinleştirilmeye çalışılırken değer bakımından kaybedilen bir seviyeye getirilen 'kadın' kelimesi, işaret ettiği kıymetli kimse için belki hiç olmadı­ğı kadar büyük bir varlık mücadelesi vermektedir. Bu sefer şimdiye kadar olduğu varlıktan külliyen uzaklaşmak ve yeni bir biçime girmek şeklinde bir varlık mücadelesi.

      Hanifi Akın ve Havva Özbey'in, hadislerin izahatını bu kopuşu hesap ederek ve tadil usulünü gözeterek, menfezleri dikkatle doldurmak suretiyle yapmış olmaları, eserin kıymetini artıran bir unsur olarak zikredilmelidir.

      Aile hayatındaki muhtemel sorunların çözümüne vesile olması kadar, istikamet üzere bir hayat için rehber vazifesi görmesini de temenni ederiz.

      Gayret bizden, tevfik Rabbimizdendir.

      Tahlil Yayınevi
       
          ÇEVİRENLERİN ÖNSÖZÜ

      Aile, toplumun temelidir. Bir toplum, içinde barındırdığı ailelerin yapısı­na göre şekillenir. Aile ne derece kaliteli ise toplum da o kadar ileri demek­tir. Aile yapısı bozuk bir toplum ve milletin geleceği güvende değil demektir.

      Kadın, ailenin temel rüknüdür. Onsuz aile düşünülemez. Yuvayı dişi kuşun yapması misali aileyi ayakta tutan da kadındır.
      Erkek, ailede çok önemli rol üstlense de gelecek nesilleri yetiştirmede­ki fonksiyonu açısından kadının yuvadaki yeri daha büyüktür.
      Geleceğin toplumunu ve dünyasını inşa etmede kadın ve ailenin öne­mi can alıcı noktadadır.

       

      Kur'ân-ı Kerîm, erkek ve kadının bu dünyadaki yalnızlığının karşı cins ile giderildiğini şöyle belirtmektedir: "Size onlar sayesinde veya onlarla huzur ve sükûnete ermeniz için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet ya­ratması O'nun kudretinin alâmetlerindendir. Bunda düşünen bir top­luluk için işaretler vardır."[1]


      Yalnız bu rahatlama ve sükûnet bulmayı sadece cinsel ihtiyacın kar­şılanması ve zevk alma anlamında değerlendirmek uygun değildir. Böy­le bir yaklaşım, insanın ruhî ve manevî boyutlarının ihmal edilerek sadece bedenî ihtiyaçlarıyla tanıtılması anlamına gelir.

      Evlenme ve aile hayatı eşlerin hem düzenli ve meşru tarzda cinsel ih
      tiyaçlarını karşılamasına hem de birbirlerine maddî ve manevî destek ola­rak hayat arkadaşlığı kurmasına vesile olduğundan çok yönlü yarar ve hik­metler taşır. Ayette de bu farklı yönlere işaret vardır.

      Her iki yön ile irtibatı bulunan üçüncü bir nokta ise, aile hayatını bü­tün canlıların tabiatlarında saklı bulunan "neslini devam ettirme" güdüsü­nü en tabii ve mâkul biçimde karşılıyor olmasıdır.

      İşte evlilik kurumunu ve aile hayatını, bu üç yönün meşru ve ma'ruf, yani dinin ve aklın yadırgamadığı ilkeler ve kurallar çerçevesinde karşılan­ması şeklinde değerlendirmek gerekir. Meşru bir evlilik içerisinde insan bu üç ihtiyacını da karşılama imkânını elde eder.
      Evlenen taraflar, bu sayede kendi hayatlarıyla ilgili olarak cinsel arzu ve ihtiyaçlarını ve manevî huzur, sükûn ile dayanışma ve paylaşım ihtiyacı­nı karşıladıkları gibi, bütün canlıların fıtrî özeliği olan nesli devam ettirme eğilimlerini de gerçekleştirmiş olurlar. Bu sebeple de evlilik kurumu, kısa­ca değinilen bu üç yönlü arzu ve isteklerin insanlık onuruna uygun tarzda ve meşru bir şekilde tatmini amacına yönelik olarak tarih boyunca değişik din, kültür ve medeniyetlerde -farklı şekil ve kurallarla da olsa- tanınan ve toplumun çekirdeği olarak varlığını koruyan bir kurum olmuştur.

      İslam dini evlilik kurumuna ilişkin düzenlemeler yaparken, öncelikle evliliğin anılan bu üç yönünü dikkate almış ve bunun meşru ve ma'ruf da­irede nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin belirlemeler getirmiştir. Zina yasa­ğı ve bunun suç telakki edilerek ağır cezalara çarptırılması, aynı şekilde if­feti lekelemeye yönelik iftiranın aynı zamanda suç sayılıp buna da dünyevî ceza tertip edilmesi bu yönde atılan adımların en köklüsüdür. Bu suretle gayr-i meşru ve nikâhsız beraberlikler çirkin görülmüş ve evlenme teşvik edilmiştir. Bundan sonraki adım, evlenmeye ilişkin bazı sınırlama ve kayıt­ların getirilmesidir. Bununla birlikte Kur'an âyetlerinin aile hayatına ve ai­le içi ilişkilere yönelik düzenlemeleri hukukî nitelikler de taşımakla birlikte daha çok dinî ve ahlâkî boyuttadır.

      Kur'an insanları evliliğe teşvik eder, evliliğin çeşitli fayda ve hikmetle­rine işaret eder,[2] evliliği kocanın karısına verdiği "sağlam bir teminat" ola­
      rak nitelendirir,[3] kadının kocası kocanın da karısı üzerinde birtakım hakla­rının bulunduğunu bildirmekle birlikte[4] bu hakların ne olduğu konusunda ayrıntıya girmek yerine "ma'ruf" ölçütünü getirir.

      Ma'ruf ilahî beyan yanında, İslam toplumunun anlayış, ihtiyaç ve ge­leneği çerçevesinde oluşan, gerektiğinde değişen ve gelişen bir ölçüttür. Evet, Kur'an prensip itibariyle erkeklere kadınlarla iyi geçinmeyi tavsi­ye ederek,[5] evlilik bağının korunmasında kocaya daha ağır bir sorumluluk yükler.[6] Taraflar arasında geçimsizlik olduğunda da taraflara sabır ve hoş­görüyü öğütler,[7] topluma da hakemler vasıtasıyla eşlerin arasını bulma gö­revi yükler.[8] Geçinme imkânı yoksa güzellikle ayrılmayı, karşılıklı olarak haklara saygı göstermeyi ister.[9]

      Görüldüğü kadarıyla Kur'an, aile hayatını karşılıklı anlayış ve olgun­lukla yürütülecek insanî bir müessese saydığından aile fertlerinin hak ve görevlerini net çizgilerle belirtmemiş, evliliğin hukukî çatısı ve sonuçla­rı üzerinde ayrıntıya girmemiş, her zaman olduğu gibi bu konuda da ta­raflarda temel insanî ve ahlâkî erdemlerin oluşmasını, kişilerin Allah'tan çekinir, kuldan utanır bir sorumluluk bilincine ulaşmasını aile hayatının sağlam kurulması ve iyi işlemesi için vazgeçilmez bir ön şart olarak ta­nıtmıştır.

      Gerçekten de insanî ve hukukî ilişkilerin sağlıklı bir çizgide seyredebil­mesi ancak böyle sağlam bir zeminde mümkün olabilir. Çünkü toplum ve hukuk düzeni tarafların arasına alışveriş, ödünç, kiralama gibi borç ilişkile­rinde pek giremediğine, aksaklıklara ancak dışa aksettiğinde muttali olup müdahale edebildiğine göre, evlilik gibi kendine has insanî yönleri, gizli­lik ve mahremiyetleri bulunan bir müesseseyi dıştan müdahale ile iyileş­tirme âdeta imkânsızdır ve çoğu zaman da geç kalmış bir müdahale oldu­ğundan sonuçsuz kalır.

      Burada önemli olan, problemi doğduktan ve aleniyet kazandıktan sonra çözmek değil, o problemin doğmasına fırsat vermemek veya ilk ka­demelerde sıkıntıyı giderebilmektir. Bu da doğrudan doğruya tarafların şahsiyetleriyle, insanî ve ahlâkî meziyetlerinin gelişmişliğiyle alâkalı bir me­seledir. Bunun için de Kur'an ve Sünnet'in aile hayatına ilişkin belirleme ve önerilerinde yönü hukukî olaya değil taraflaradır, onların bu sorumlu­luğu üstlenebilecek ve dengeli şekilde götürebilecek yeterli kıvama kavuş­masıdır. Bu gerçekleştikten sonra hukukî kurallar ve ilişkilerin şekil yönü fazla önem taşımayabilir.

      Tarih boyunca İslam toplumlarında aile hayatına ilişkin hukukî kural­lar ve toplumsal telakkiler ne yönde gelişirse gelişsin aile hayatının genel­de sağlam temeller üzerine kurulmuş ve sağlıklı bir işleyiş göstermiş olma­sının temelinde de bu yatar.

      İslam hukukçuları kadın-erkek ilişkisinin, fıtrî ve doğal ihtiyaç boyut­larını Kur'an'da çerçevesi çizilen ve esasen bu ihtiyaçların temiz ve nezih bir şekilde karşılanmasını hedefleyen ahlâk ilkelerine uygun olarak çeşit­li hukukî düzenlemeler yapmışlar, evlenme ve boşanmayı, aile fertlerinin karşılıklı hak ve görevlerini, konunun toplumu ve hukuk düzenini ilgilendi­ren yönlerini en ince ayrıntısına kadar belirlemeye çalışan bir hukuk öğreti­si tarzını geliştirmişlerdir. Onların bu düzenlemeleri yaparken konuyla ilgi­li olarak Kur'an ve Sünnet'te yer alan emir ve tavsiyelerin yanı sıra içinde yaşadıkları toplumun örf, âdet ve telakkilerini de dikkate aldıktan kuşkusuz­dur. Bu itibarla klasik öğreti tarzında aile hukukuna ve aile hayatına ilişkin bilgi ve görüşler izlenirken bu noktanın göz önünde tutulması yararlı olur.
       
      [1]er-Rûm suresi, 30/21.
      [2]en-Nisâ suresi, 4/3-24; en-Nahl suresi, 16/72; er-Rûm suresi, 30/21.
      [3]en-Nisâ suresi, 4/21.
      [4]el-Bakara suresi, 2/228-233; en-Nisâ suresi, 4/4-20-21; et-Talâk suresi, 65/7.
      [5]en-Nisâ suresi, 4/19.
      [6]en-Nisâ suresi, 4/34.
      [7]en-Nisâ suresi, 4/19-34.
      [8]en-Nisâ suresi, 4/35.
      [9]et-Talâk suresi, 65/1-2, 6-7.



       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786059494403
      MarkaTahlil Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786059494403
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.